Lübnan yakılan sınır köylerini geri alıyor

İsrail 5 noktada kaldığını açıkladı... Ancak 7 sınır noktasında kalmaya devam ediyor

TT

Lübnan yakılan sınır köylerini geri alıyor

Lübnan'ın güneyindeki el-Adise kasabasında İsrail saldırılarının yol açtığı yıkımın ortasında yürüyen Lübnanlı bir kız (AP)
Lübnan'ın güneyindeki el-Adise kasabasında İsrail saldırılarının yol açtığı yıkımın ortasında yürüyen Lübnanlı bir kız (AP)

Konu hakkında bilgi sahibi güvenlik kaynaklarına göre Lübnan, sınır köy ve kasabalarını İsrail ordusundan geri aldı.

İyi bilgilendirilmiş güvenlik kaynakları, İsrail ordusunun Güney Lübnan'dan çekilirken yedi mevziyi koruduğunu, ancak en derini Lübnan topraklarının üç kilometre içinde olmak üzere beş mevzide kaldığını kabul ettiğini bildirdi.

İlk izinsiz nokta Kafr Kila kasabasının içinde, sınır çitinin yanında derinliği beş metre ile yaklaşık 200 metre arasında değişen bir yol üzerinde yer alırken, ikinci (ilan edilmemiş) nokta sınır kasabası Dheira yakınlarında bulunuyor.

İsrail'in beş askeri noktada kalacağını açıklamasına rağmen, Şarku’l Avsat'ın iyi bilgilendirilmiş Lübnanlı güvenlik kaynaklarından aldığı bilgiler, İsrail ordusunun Lübnan toprakları içinde, en derini yaklaşık üç kilometre derinlikte olan yedi noktada kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Bu noktanın Lübnan topraklarına ok şeklinde uzanması nedeniyle İsrail ordusu için uzun süre kalması halinde “yumuşak nokta” olarak kabul edildiğini belirtmek gerekir. İsrail güçlerinin bulunduğu noktalar Lübnan'ın Hiyam kasabasının güneyindeki Hamams tepesinden başlıyor ve İsrail saldırısının derinliği 1,5 ila 3 kilometre arasında değişiyor. İkinci nokta Kafr Kila kasabasının içinde yer alıyor ve İsrail'in bulunduğunu açıklamadığı bir nokta. Beş metre derinlikten sınır çitinin yaklaşık 200 metre yakınına kadar değişen bir yol ve eskiden sınır çitinin yanından geçen bir yolu izole ediyor.

İlginçtir ki bu nokta geçen yıl İsraillilerle uzun süre tartışılan noktalardan biriydi ve İsrail tarafı bu noktadan çekilmeden önce buranın kendi topraklarının bir parçası olduğunda ısrar etmiş ve Lübnan'a ait olduğunu kabul etmişti. Üçüncü nokta ise Lübnan topraklarının güneydoğusundaki Markaba kasabası yakınlarında yer alıyor ve Kafr Kila'dan Markaba'ya kadar sınır boyunca uzanan yol hala İsrail'in kontrolünde olmasına rağmen, İsrail güçleri burada UNIFIL mevzisine bitişik bir mevzi kurdu. Yeni mevzi, iyi bir Müslüman ya da İsrail versiyonuna göre Yahudi bir hahamın mezarı olduğunu düşünenler arasında kimliği tartışmalı bir mezara ev sahipliği yapan ünlü el-Abbad tepesine yakın. 2000 yılında İsrail'in Lübnan'dan çekilmesinin ardından mezar Lübnan ve İsrail arasında eşit olarak paylaştırıldı. İsrail bu yeni durumdan yararlanarak mezarın geri kalan kısmını kendi tarafına kattı ve restorasyona tabi tuttu. Dördüncü nokta, Lübnan'ın Aytarun bölgesinde, İsrail'in “Jal al-Dir” adı verilen ve İsrail sınırının doğudan güneye doğru kıvrıldığı bir bölgede yer alan ıssız bir Lübnan bölgesi olan köşe benzeri bir alanı oyduğu yerdir. Beşinci nokta, İsrail güçlerinin Cebel Balat'ı kontrol altına alarak Ramieh ve Marwahin kasabaları arasındaki yolu kapattığı Cebel Balat bölgesinde yer alırken, altıncı (ilan edilmemiş) nokta, İsrail güçlerinin kalıcı bir pozisyona sahip olmadan yolu kapattığı sınır kasabası Dheira yakınlarındadır. Hat, kıyıya yakın Labbouna bölgesinde sona ererken, bir önceki nokta 2000 yılında İsrail'in durdurduğu Nakura kıyı bölgesine bakıyordu.

Lübnan Ordusu'nun uzman birimleri tarafından hazırlanan ve Şarku’l Avsat tarafından görülen bir saha çalışması, İsrail güçlerinin kaldığı noktaların herhangi bir askeri keşif avantajına sahip olmadığını gösteriyor. Çalışma, bu mevzilerin sunduğu görüş mesafesinin askeri keşif ihtiyaçlarıyla orantılı olmadığını, bazıları askerî açıdan korunmasız ve hedef alınması kolay bölgelerde yer alan bu mevzilerin “siyasi ihtiyaçlara” öncelik verdiğini gösteriyor.

Ancak bu mevzilerle ilgili dikkat çekici olan şey, ülkenin doğusundaki Metulla'dan batısındaki Şlomi'ye kadar büyük İsrail yerleşimlerinin önünde kurulmuş olmalarıdır.



Hizbullah İsrail'in saldırılarına “gereken yanıtın verileceğini” duyururken Netanyahu, üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
TT

Hizbullah İsrail'in saldırılarına “gereken yanıtın verileceğini” duyururken Netanyahu, üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)

Hizbullah, dün Lübnan’ın güneyine düzenlenen kanlı hava saldırılarının ardından İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ‘gereken yanıtın verileceğini’ duyurdu ve Lübnanlı makamları İsrail ile yürütülen ‘aşağılayıcı’ müzakereleri durdurmaya çağırdı. Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, Hizbullah’ın Lübnan'ın güneyindeki ‘güvenli bölgede! düzenlediği bir saldırı sonucu üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı.

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığı açıklamaya göre Hizbullah, İsrail'in ‘saldırılarının, ihlallerinin ve oldu bitti yaratma girişimlerinin sürdürülemeyeceğini ve bunlara gereken karşılığın verileceğini çok iyi anlaması gerektiğini’ vurguladı.

Açıklamada ayrıca, Lübnanlı makamların ‘aşağılayıcı müzakereler sürecini sürdürmekte ısrarcı olmamaları ve düşmana karşılıksız armağanlar sunmamaları’ gerektiği ifade edildi.

Öte yandan İsrail ordusu tarafından dün yapılan açıklamada, resmi makamların aralarında çocukların da bulunduğu 11 kişinin öldüğünü bildirdiği Lübnan'a yönelik hava saldırılarının, ateşkes anlaşmasının Hizbullah tarafından ihlal edilmesine yanıt olarak gerçekleştirildiği savunuldu.

İsrail ordusunun Arapça Sözcüsü Ella Waweya sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail’in saldırılarının ‘Hizbullah'ın, üzerinde uzlaşılan güvenlik bölgesi içerisinde güçlerimize saldırmasının ardından, anlaşmayı ciddi şekilde ihlal etmesine bir yanıt’ olarak gerçekleştirildiğini yazdı.

Daha sonra İsrail ordusundan yapılan açıklamada, hava saldırılarının Hizbullah’ın askeri bir yetkilisini hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail güçlerinin Hizbullah'a ait bir komuta merkezini vurduğu ve örgütün seçkin birimi Rıdvan Gücü’nde bölge komutanı olan Ali Samir el-Hac Hasan'ın öldürüldüğü kaydedilirken bu eylemin, Hizbullah'ın İsrail güçlerine karşı düzenlediği bir operasyona misilleme olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.

Hac Hasan'ın aile üyelerinin de öldürüldüğü yönündeki ‘iddialara’ değinen İsrail ordusu, söz konusu kişilerin hedef alınmadığını, Hac Hasan'ın ‘aile üyelerini canlı kalkan olarak kullandığını ve onlarla birlikte askeri komuta merkezinde saklandığını’ ileri sürdü.

Resmi kaynaklara göre İsrail'in dün Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırılarında 11 kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, geçtiğimiz haziran ayı sonlarında Lübnan ile İsrail arasında imzalanan çerçeve anlaşmadan bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak kayıtlara geçti.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, önümüzdeki ayın başlarında Roma'da yapılması planlanan yeni müzakere turu öncesinde, İsrail'in ülkenin güneyine düzenlediği hava saldırılarının İsrail ile yürütülen müzakere sürecine yönelik ‘açık bir mesaj’ niteliğinde olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Avn, ‘İsrail’in ülkesinin güneyine yönelik devam eden saldırılarını ve çerçeve anlaşma ile sivillerin korunmasına dair uluslararası yasaların mükerrer ihlallerini kınadı ve ‘bu ihlallerin müzakere sürecine ve bu anlaşmanın uygulanmasını amaçlayan ABD çabalarına yönelik net bir mesaj oluşturduğunu’ ifade etti.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘İsrail'in tırmandırdığı bu gerilimin, son derece tehlikeli bir durum olduğunu ve güneyde istikrarı sağlama çabalarını baltaladığını’ yazdı.

Başbakan Selam, “İsrail hava saldırısının şehitleri, askeri bir altyapı değil, öldürülenler çocuklar ve kadınlar da askeri hedef değil” ifadelerini kullandı.

Selam ayrıca, “Lübnan topraklarında bulunması halinde herhangi bir askeri yapıya müdahale etme sorumluluğu Lübnan ordusu ve meşru kurumları aracılığıyla yalnız Lübnan devletine aittir. Bu tür yapıların varlığı, İsrail'e Lübnan topraklarını çiğneme veya sivilleri tehlikeye atma hakkı vermez” diye ekledi.


Tehditler ve çıkmaza giren müzakereler arasında Hürmüz Boğazı

USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
TT

Tehditler ve çıkmaza giren müzakereler arasında Hürmüz Boğazı

USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)

Savaşı sona erdirmeye ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol tankeri trafiğine ilişkin görüşmelerde çıkmaz devam ederken, savaşan tarafların çatışmayı sonlandırmaya yaklaştığına dair hiçbir emare bulunmuyor.

Müzakerelerdeki tıkanıklık sürerken savaşan taraflar karşılıklı olarak açık tehditlerde bulundu. İran dün ABD'yi yenilgiyi kabul etmeye çağırırken, ABD Başkanı Donald Trump İran'ı ‘son derece şeytani’ olarak nitelendirdi ve krizin sona ermesinin ardından Hürmüz Boğazı'nı bir Amerikan bölgesi haline getireceğini söyledi. Trump ayrıca, savaşın bir sonucu olarak artmaya devam eden akaryakıt fiyatlarına katlanmaya hazır olmaları konusunda Amerikalılara çağrıda bulundu.

Elbette İran'ın Trump'ın bu sözlerine yanıtı gecikmedi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda “Bu boğaz ancak İran'ın emriyle açılır veya kapatılır. Amerikalılar yenilgi gerçeğini kabullenmeyi reddettikleri sürece Tahran ablukayı sürdürmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.

Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi da İran'ın ABD ile müzakerelere yeniden başlama konusunda henüz bir karar almadığını belirterek, “Esasen ortada süresini uzatmaya çalışacağımız bir ateşkes baştan beri yoktu... Biz savaşın sona ermesini bekliyorduk, şimdi ise ortada yeni bir durum var” açıklamasında bulundu.

Arakçi ayrıca, savaş öncesinde küresel petrol sevkiyatının beşte birinin geçtiği su yolunda deniz trafiğinin yeniden başlaması için Washington'un boğazla ilgili şartları yerine getirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Bu arada İran gemilere yönelik saldırılarını artırarak, cuma akşamı Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) petrol şirketi ADNOC’a ait bir gemiyi hedef aldı. Bu saldırı, bir hafta içinde yaşanan bu türden üçüncü olay olarak kayıtlara geçti.


Yeşil Bölge’nin güvenliğinin başına Iraklı yeni bir komutan getirildi

Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)
Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)
TT

Yeşil Bölge’nin güvenliğinin başına Iraklı yeni bir komutan getirildi

Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)
Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Başkent Bağdat'taki Yeşil Bölge’nin güvenliğinden sorumlu Özel Tümen'in yeni komutanı olarak Tümgeneral Usame Abd Tarış'ı görevlendirdi. Bu adım, üst düzey mevkilerdeki güvenlik ve askeri yetkililerin büyük çoğunluğunu kapsayan değişiklik silsilesini tamamlayıcı nitelik taşıyor.

Güvenlik kaynaklarının dün yaptığı açıklamaya göre özel kuvvetler mensubu Tarış, hükümet, parlamento ve cumhurbaşkanlığı binaları ile güvenlik ve diplomatik kurumların yer aldığı bölgenin korunmasını üstlenecek.

Söz konusu adım, silahlı grupların silahlarına yönelik anlaşmazlıkların tırmandığı bir ortamda, Uluslararası Koalisyon güçlerinin Irak'taki görevinin önümüzdeki Eylül ayının sonunda bitmesi öngörülen tarihin yaklaşırken atıldı.

Kaynaklar, Tümgeneral Hadi el-Kinani'nin Bağdat Operasyonlar Odası’nın yeni komutanı olarak görevine başladığı bu dönemde, değişikliklerin Terörle Mücadele Birimi Başkanı, Federal Polis Komutanı ile istihbarat ve ulusal güvenlik teşkilatlarındaki yöneticileri de kapsadığını sözlerine ekledi.

Bu arada Terörle Mücadele Birimi Başkanı Korgeneral Zeyd Huşi, dün Ulusal İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Vakkas el-Hadisi ile ortak güvenlik ve istihbarat dosyalarını görüştü.