Bölgesel dönüşüme hazırlık olarak Gazze'de gerçekçi çözüm önerileri

En gerçekçi çözüm, Arap hükümetleri ile yerel bir Filistin yönetiminden oluşan geçici bir yönetimin kurulmasıdır

22 Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yedinci rehine takası kapsamında iki kişiyle birlikte serbest bırakılan İsrailli rehine Omer Şem-Tov’un etrafı, Filistinli Hamas savaşçıları tarafından çevrilmiş (AFP)
22 Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yedinci rehine takası kapsamında iki kişiyle birlikte serbest bırakılan İsrailli rehine Omer Şem-Tov’un etrafı, Filistinli Hamas savaşçıları tarafından çevrilmiş (AFP)
TT

Bölgesel dönüşüme hazırlık olarak Gazze'de gerçekçi çözüm önerileri

22 Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yedinci rehine takası kapsamında iki kişiyle birlikte serbest bırakılan İsrailli rehine Omer Şem-Tov’un etrafı, Filistinli Hamas savaşçıları tarafından çevrilmiş (AFP)
22 Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yedinci rehine takası kapsamında iki kişiyle birlikte serbest bırakılan İsrailli rehine Omer Şem-Tov’un etrafı, Filistinli Hamas savaşçıları tarafından çevrilmiş (AFP)

Dennis Ross

İsrail ordusu Hamas Hareketinin askeri kapasitesini ortadan kaldırmayı, Hizbullah liderliğini tasfiye etmeyi ve balistik füze cephaneliğinin büyük bölümü ile askeri altyapısını yok etmeyi başardı.

Aynı şekilde İran'ın stratejik, hava ve füze savunma sistemlerine de ağır darbeler indirerek, balistik füze üretim kapasitesinin yüzde 90'ını yerle bir etti.

Suriye'de ise güvenlik boşluğundan yararlanan Heyet Tahrir el-Şam, Esed rejimini tam on gün gibi kısa bir sürede devirmeyi başardı. Böylece İran büyük bir stratejik gerileme yaşadı, çünkü direniş ekseni ciddi biçimde zayıflatıldı. İslam Cumhuriyeti Suriye ve Hizbullah'ta önemli kozlarını büyük ölçüde kaybetti.

Genel olarak Tahran'ın nükleer silah üretme kapasitesine daha yakın olduğu doğru, ancak askeri açıdan hiçbir zaman şimdiki kadar savunmasız olmamıştı. Ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik krizin yanı sıra, ulusal para birimi de büyük oranda değer kaybetmiş durumda. Petrol ve doğalgaz üreticisi ülke, elektrik tedarikinde yetersiz kaldığından ülkenin büyük bölümünde okulları, kamu binalarını ve ekonomik sektörleri kapatmak zorunda kaldı.

Öte yandan İsrail ordusu bölgedeki güç dengelerini değiştirmiş olsa da, başarıları önemli olmakla birlikte, stratejik olmaktan ziyade taktiksel niteliktedir; zira kazanımları kalıcı sonuçlara dönüşmemiştir. Bununla beraber bu değişiklik yeni bir bölgesel uyum yaratmak, ekonomilerini modernize etmek, iyi yönetişime dayanan ve dijital olarak yönetilen sistemlere geçiş yapmak isteyen bir grup ülke arasındaki birliği ve bütünleşmeyi artırmak için kullanılabilir.

Başkan Trump'ın Gazze’nin yeniden inşa edebilmesi için Filistinlilerin başka yerlere taşınması çağrısı çoğu Arap lideri tarafından reddedildi

Bu dönüşümün gerçekleşmesi için 2025 yılı içerisinde iki temel şeyin hayata geçirilmesi gerekiyor. Birincisi, Gazze'deki savaşın sona erdirilmesi, ancak Hamas'ın iktidarda kalmasının engellenmesidir. İkincisi, İran'ı nükleer silah edinme çabalarına son vermeye zorlamak, ancak aynı zamanda uluslararası denetime tabi sivil bir nükleer programa sahip olmasına izin vermektir.

Bu iki hedef gerçekleştirildiğinde Körfez ülkelerinin İsrail ile normalleşmesi daha da mümkün hale gelecektir. Ancak bu dönüşümler kendiliğinden gerçekleşemez, kararlı bir siyasi müdahaleyi gerektiriyor. İşte bu noktada bu stratejik hedefleri gerçekleştirmek için inisiyatif alması ve bunları gerçekleştirme şansını artırması gereken Trump yönetimi devreye giriyor. Washington, Gazze'deki savaşı bitirerek işe başlayabilir, bunun için İsrail ve Arap ülkeleri üzerindeki nüfuzunu kullanabilir. Trump'ın kendisine mal edip, onun sayesinde gerçekleştiğini iddia ettiği ateşkes ve rehine takası anlaşması bunun anahtarı olabilir.

Anlaşma üç aşamadan oluşuyor ve ikinci aşamada kalıcı ateşkes, İsrail'in askeri olarak Gazze’den çekilmesi ve hayatta kalan tüm rehinelerin serbest bırakılması öngörülüyor. Trump'ın görevlendirdiği müzakereci Steve Witkoff, ikinci aşamanın “kesinlikle başlayacağına” dair tam güvenini dile getirerek, Başkanın “bunun gerçekleşmesini istediğine” işaret etti. Witkoff geride hiçbir rehine bırakmama sözü verdi. İkinci aşamanın savaşın sona erdirilmesini öngördüğünü ancak aynı zamanda Hamas'ın Gazze'nin yönetiminden uzaklaştırılmasını gerektirdiğini de açıkladı. Bu da bu iki hedef arasında hassas bir denge kurulmasını gerektiriyor.

efrgthy
23 Ocak'ta Gazze Şeridi'nin kuzey bölgelerine dönen yerinden edilmiş Filistinliler, Cebaliye'de yıkılan binaların enkazları arasında çadırlar kuruyor (AFP)

Asıl zorluk şu ki, askeri olarak yenilmesine rağmen Hamas’ın hâlâ birkaç bin silahlı savaşçısı bulunuyor. İsrail, emekli ABD Generali David Petraeus'un önerdiği “temizle, tahkim et, yeniden inşa et” yaklaşımını benimsemedi ve savaş sonrası dönem için net bir plan da ortaya koymadı.

Öte yandan Arap ülkeleri de Hamas'ın Gazze'deki kontrolünü sürdürmesini engelleyecek bir mekanizmayı henüz ortaya koymuş değiller. Hareket -ne kadar küçük olursa olsun- varlığını sürdürdüğü sürece kendini yeniden inşa etmek, yeniden inşa için ayrılan kaynakları askeri amaçlara aktarmak ve gelecekte yaşanacak yeni bir çatışma dönemine hazırlık yapmak için çalışacaktır. Bu durumda şu soru akla geliyor: Bu puslu sahnenin ortasında Gazze'ye kim yatırım yapacak?

Başkan Trump'ın Gazze'nin yeniden inşa edilebilmesi için  Filistinlilerin başka yerlere  taşınması çağrısı, çoğu Arap lideri tarafından reddedildi; çünkü Filistin sorununun çözümü yerinden etme ve tahliye olamaz. Ama eski bir söz vardır: “Hiçbir şeyi karşılıksız yenemezsin.”

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Mısır'ın, geniş Arap desteğini kazanmayı hedefleyen bir yeniden inşa planı hazırladığı söyleniyor. Bu plan, Hamas'ın veya Filistin Ulusal Otoritesi’nin yönetimine tabi olmayan teknik bir Filistin yönetiminin kurulmasını da içeriyor. Ancak bu öneri yeterli görünmüyor; zira şu soru hâlâ ortada duruyor: Hamas'ın Gazze'de kendisini yeniden konumlandırıp insani kaynaklara ve yeniden inşa malzemelerine el koyması nasıl önlenebilir?  Herhangi bir Arap planı, güvenilirliğini sağlamak için bu problemi çözmelidir, aksi takdirde İsrail'e baskı yapmak için gerekli Amerikan desteğini alamayacaktır.

İsrail, Hamas liderlerinden Gazze'den ayrılma ya da sivillerin olmadığı bölgelerde İsrail'in askeri müdahalesi ile yüzleşme arasında tercih yapmalarını isteyecek

İsrail, Hamas'ın Gazze'deki iktidarının devam etmesinin çatışmanın devam etmesine yol açacağını ileri sürüyor. Aslında kamuoyu yoklamaları Hamas'ın Gazze'de popülaritesini kaybettiğini gösteriyor. Zogby Enstitüsü'nün Blair Enstitüsü için yaptığı kamuoyu yoklaması, Gazze halkının yüzde 93'ünün Hamas’ın yönetimde kalmasını istemediğini ortaya koydu.

En gerçekçi çözüm, güvenliği temin edecek ve hukukun üstünlüğünü sağlayacak, silah kaçakçılığını engelleyecek ve sivilleri Hamas veya suç çetelerinin hakimiyetinden koruyacak istikrar güçleri tarafından desteklenen, Arap hükümetleri ile yerel bir Filistin yönetiminden oluşan geçici bir yönetimin kurulmasıdır. 18-24 aylık bir sürenin ardından, Arap Beşlisi'nin ısrar edebileceği Filistin Ulusal Otoritesi’nde gerçek bir reform yapılması koşuluyla, Gazze'nin yönetimi Ulusal Otorite’ye devredilebilir. Eğer Arap devletleri Hamas'ın geri dönüşünü engellemek için doğrudan müdahalede bulunmaya yanaşmazlarsa, Gazze içinde sakinlerin Hamas kontrolünden uzakta taşınabilecekleri güvenli bölgeler oluşturulması temelinde alternatif bir yaklaşım benimsenebilir. Söz konusu bölgelere geçici konutlar yapılabilir. Bu bölgelerin güvenliğini sağlama sorumluluğunu ise Arap güçleri üstlenecektir. Böylece yeniden inşa için istikrarlı bir ortam sağlanacaktır. Aynı zamanda İsrail, Hamas liderlerinden Gazze'den ayrılma ya da sivillerin olmadığı bölgelerde İsrail'in askeri müdahalesi ile yüzleşme arasında tercih yapmalarını isteyecektir. Mısır'da şu anda 100 binden fazla Gazzelinin yaşadığı göz önüne alındığında, az sayıda Gazzeli daha sonra geri dönme imkânının garanti edilmesi koşuluyla, gönüllü olarak Gazze’yi terk edebilir gibi görünüyor.

Trump'ın önerdiği toplu yerinden etme mümkün değil, ancak alternatiflerin de gerçekçi olması ve belki de bahsedilen seçenekleri yansıtması gerekiyor. Bu, 2025'in stratejik zorunluluklarından biridir. Gazze sorununun yanı sıra İran'ın nükleer programına son verilmesi de önemli bir konu olmaya devam ediyor.  İranlılar şu anda ayda 30 kilogram yarı zenginleştirilmiş uranyum zenginleştiriyorlar. Bu da yaz aylarına kadar 15 nükleer bomba yapmaya yetecek kadar uranyum üretme kapasitesine sahip olacakları anlamına geliyor. Bu durumda İranlıların nükleer silah sahibi olma ihtimali olasılıktan gerçeğe dönüşecektir.

Trump, İranlıların nükleer silah programından vazgeçmeleri halinde gerçek ekonomik faydalar elde edeceklerini anlamaları için teklifinde net olmalı

Trump, Tahran ile bir anlaşma istiyor ve bu onun tercih ettiği yol, ancak İran'a nükleer seçenek sunan bir anlaşma olmasını istemiyor. Yapılması gereken, İran'ın nükleer altyapısının niteliğini, Tahran'ın nükleer enerjiyi sivil amaçlarla kullanmasına olanak tanıyacak, ancak nükleer silah geliştirme olanağına sahip olmasına izin vermeyecek şekilde değiştirmektir. Bu seçeneğin günden güne ertelenmesi artık kabul edilemez, aksine tamamen ortadan kaldırılması gerekir.

sdfrgt
Havadan çekilen bu görüntüde, Gazze'nin kuzeyinde evlerine dönmelerine izin verilmesini bekleyen Filistinliler görülüyor (Reuters)

Bu nedenle Trump teklifinde net olmalı. İranlılar nükleer silah programlarından vazgeçmeyi kabul ederlerse gerçek ekonomik faydalar elde edeceklerini anlamalılar. Ancak şunu da anlamalılar, teklifi reddetmeleri halinde ABD, İran'ın tüm nükleer altyapısını yok etmekten çekinmeyecektir ki Tahran'ın bunu yeniden inşa etmesi kolay olmayacaktır.

Eğer Trump yönetimi Hamas'ın yönetimden uzaklaştırılmasıyla savaşı sona erdirebilir ve silahsızlandırma ile birlikte yeniden inşa sürecini başlatırsa,  İran'ın nükleer programına son verecek diplomatik bir anlaşmaya varabilirse, farklı bir Ortadoğu görebiliriz. O zaman İbrahim Anlaşmalarının genişletilmesi ihtimali daha gerçekçi hale gelecek ve çatışmaya değil, birlikte yaşamaya dayalı bir Filistin devletinin önü açılacaktır. Bunlar kulağa gerçekleşmesi çok uzak hedefler gibi gelebilir ama iki temel adımla başlıyorlar; Hamas iktidarına son vermek ve İran'ın nükleer silah seçeneğine son vermek.



Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.


Gazze’de gönüllüler, savaşın yıkıntıları arasından yazılı mirasın geriye kalanlarını kurtarmaya çalışıyor

UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
TT

Gazze’de gönüllüler, savaşın yıkıntıları arasından yazılı mirasın geriye kalanlarını kurtarmaya çalışıyor

UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)

Gazze'den bir grup gönüllü, Filistin topraklarındaki en eski ve en büyük kütüphanelerden birinin arazisinde, savaşın bedelini ödeyen ve zengin kültürel mirasın değerli bir parçasını temsil eden paha biçilmez eski kitapları kurtarmak için yoğun bir şekilde çalışıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre diğer kültürel ve dini mekanlar gibi, Gazze Şeridi'nin en büyük ve en eski camisi olan Gazze Eski Şehri'ndeki Ömeri Camii'nin kütüphanesi de İsrail'in bombardımanında ciddi şekilde hasar gördü.

Bir zamanlar kilise olan 12’nci yüzyıldan kalma cami ise büyük ölçüde yıkıntıya dönüşmüş durumda.

Britanya Kütüphanesi'nin desteklediği bir miras koruma fonunu yöneten Hanin el-Umusi şunları söyledi:

“Kütüphanenin aldığı hasarın boyutunu görünce şok oldum. Çok acı bir manzaraydı. Kitapları kurtarmak için acele etmenin benim görevim olduğunu hissettim.”

AFP’ye konuşan Umusi, bir grup gönüllüyle birlikte kütüphaneyi kurtarmak için bir girişim başlattığını açıkladı.

Umusi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kütüphanenin batı kısmı, İsrail ile Hamas arasında 2023 yılının ekim ayında Hamas'ın daha önce eşi ya da benzeri görülmemiş saldırısının ardından iki yıl süren savaş sırasında Büyük Ömeri Camii'nin üç kez bombalanması sonucu yandı.”

Kütüphanede yaklaşık 20 bin kitap bulunduğunu, bunlardan sadece üç veya dört bin tanesinin kurtulduğunu belirten Umusi, “Büyük Ömeri Camii kütüphanesi, El-Aksa Camii Kütüphanesi ve Ahmed Paşa el-Cezar Kütüphanesi'nden sonra Filistin'in üçüncü büyük kütüphanesiydi. Hukuk, tıp, İslam fıkhı, edebiyat ve çeşitli diğer konularda çok çeşitli kitaplar içeren önemli bir tarihi kütüphaneydi” ifadelerini kullandı.

Gazze'nin uzun bir geçmişe sahip. Bu da Filistin topraklarını Kenan, Mısır, Pers ve Yunan gibi ardışık medeniyetlerin eserlerinin hazinesi haline getiriyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) geçtiğimiz yılın ekim ayı itibarıyla, savaşın patlak vermesinden bu yana 114 bölgede hasar olduğunu belgeledi. İsrail, iki yıllık savaş boyunca Gazze Şeridi'ne abluka uygulayarak, yıkıma uğramış Filistin topraklarında felaket boyutunda bir insani kriz ve gıda ve temel ihtiyaç maddelerinde kıtlığa neden oldu.

“Küf ve barut”

Eski taş kütüphanenin odalarından birinde, bir grup gönüllü, bazı kısımları yanmış, sayfaları sararmış bir kitabın kalıntılarını toplarken, içlerinden biri ‘küf ve barut kokusunun’ yükseldiğini belirtiyor. Bitişik odada ise Hanin eski bir kitabın tozlarına üfleyerek, “Bu nadir ve tarihi kitapların durumu içler acısı. Çünkü 700 ila 800 günden fazla bir süredir terk edilmiş durumdalar. Kitaplarda büyük hasar ve barut izleri görebiliyoruz” diye ekliyor.

BM’den bağımsız bir komisyon, 2025 yılının haziran ayında yayınladığı bir raporda, İsrail'in Gazze'deki okullara, dini ve kültürel mekanlara yönelik saldırılarının savaş suçu teşkil ettiğini açıkladı.

BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu raporunda, “İsrail, Gazze'deki eğitim sistemini tahrip etmiş ve Gazze Şeridi'ndeki dini ve kültürel mekanların yarısından fazlasına zarar vermiştir” ifadeleri yer aldı.

Bu rapora, BM komisyonunu ‘BM İnsan Hakları Konseyi'ne (BMİHK) bağlı, önyargılı ve siyasallaşmış bir mekanizma’ olarak nitelendirerek yanıt veren İsrail, raporu ‘Gazze savaşı hakkındaki yanlış anlatısını desteklemek için yapılan bir başka girişim’ olarak değerlendirdi.


İsrail'in Gazze'nin güneyine düzenlediği hava saldırısında bir Filistinli öldü

Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin güneyine düzenlediği hava saldırısında bir Filistinli öldü

Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)

Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde İsrail güçlerinin bugün düzenlediği topçu ateşi ve silahlı saldırıda bir Filistinli vatandaş öldü, birçok kişi ise yaralandı.

Filistin Haber Ajansı (WAFA) tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Han Yunus'un güneyindeki Ard el-Limon bölgesini hedef alan bombalı saldırıda 27 yaşında bir adamın öldüğünü ve naaşının Nasır Tıp Kompleksi'ne kaldırıldığını bildirdi.

Ayrıca, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Ebu Hüseyin Okulu yakınlarında İsrail insansız hava aracı (İHA) ateşiyle bir Filistinli yaralandı; Han Yunus'un güneyindeki Kizan Ebu Reşvan bölgesinde ise bir kız çocuğu İsrail'in açtığı ateş sonucu yaralandı.

 Filistinliler, Han Yunus'ta 19 Şubat'ta İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden bir akrabaları için yas tutuyor (DPA)Filistinliler, Han Yunus'ta 19 Şubat'ta İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden bir akrabaları için yas tutuyor (DPA)

İsrail uçakları, Gazze şehrinin doğusunda ve Han Yunus'un doğusundaki "sarı hat"ın doğusunda hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar, savaş uçaklarının yoğun alçak irtifa uçuşlarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. İsrail güçleri, Han Yunus'un doğusundaki yerleşim binalarını yıktı ve Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye mahallesinin doğusundaki ve Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc kampının doğusundaki bölgeleri bombaladı.

Güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı derme çatma bir kampta, çocuklar sular altında kalmış bir sokaktan geçiyor (AFP)Güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı derme çatma bir kampta, çocuklar sular altında kalmış bir sokaktan geçiyor (AFP)

İsrail güçleri ayrıca Gazze şehrinin güneydoğusundaki Zeytun mahallesinin doğusunda da defalarca ateş açtı, ancak şu ana kadar bu bölgede herhangi bir yaralanma veya ölüm bildirilmedi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA'dan aktardığına göre 11 Ekim'deki ateşkesin ardından İsrail güçleri 615 Filistinliyi öldürdü ve bin 658 Filistinliyi de yaraladı.