Suriye'de Ulusal Diyalog Konferansı kıyı bölgesindeki çatışmaların önünü nasıl açtı?

Analistlere göre Ulusal Diyalog Konferansı’nın siyasi bir çözüm üretmesi gerekiyordu, ancak bazı taraflar konferansta alınan kararları reddederek konferanstan dışlandıkları suçlamasında bulundu ve şimdi ülke tehlikeli bir dönemeçte

Suriyeliler Ulusal Diyalog Konferansı için büyük umutlar besliyordu, ancak bazı taraflar dışlandıkları ve ötekileştirildikleri gerekçesiyle konferansın çıktılarını reddettiler (Independent Arabia)
Suriyeliler Ulusal Diyalog Konferansı için büyük umutlar besliyordu, ancak bazı taraflar dışlandıkları ve ötekileştirildikleri gerekçesiyle konferansın çıktılarını reddettiler (Independent Arabia)
TT

Suriye'de Ulusal Diyalog Konferansı kıyı bölgesindeki çatışmaların önünü nasıl açtı?

Suriyeliler Ulusal Diyalog Konferansı için büyük umutlar besliyordu, ancak bazı taraflar dışlandıkları ve ötekileştirildikleri gerekçesiyle konferansın çıktılarını reddettiler (Independent Arabia)
Suriyeliler Ulusal Diyalog Konferansı için büyük umutlar besliyordu, ancak bazı taraflar dışlandıkları ve ötekileştirildikleri gerekçesiyle konferansın çıktılarını reddettiler (Independent Arabia)

Abdulhalim Süleyman

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden ve Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) lideri Ahmed eş-Şara’nın ülkedeki geçiş dönemi cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinden üç ay sonra Suriyeliler, Şara'nın Ulusal Diyalog Konferansı (UDK) açılış konuşmasında duyurduğu adımlara dikkat kesildi. Bu adımlardan ilki Suriye'de yeni dönemin ana hatlarını çizmek üzere ulusal bir diyalog başlatılması ve ardından anayasal bir bildirge ve kapsayıcı bir hükümet taslağı hazırlamak üzere bir komite kurulmasıydı.

Ancak UDK için yedi kişilik hazırlık komitesinin oluşturulması, Suriyeli gözlemcilere göre HTŞ'ye yakın beş kişinin bu komitede yer alması nedeniyle Suriyeliler tarafından ‘tek renkli’ olduğu ve Suriyelilerin iradesini ve farklı dini, etnik ve hatta ideolojik kesimlerini yansıtmadığı için yoğun eleştirilere maruz kaldı. Gözlemciler, 24-25 Şubat tarihlerinde düzenlenen UDK, çeşitli taraflardan ve farklı yönelimlere sahip olan Suriyeliler arasındaki eleştirileri ve bölünmeleri artırdığını düşünüyor.

Suriyeli askeri ve siyasi oluşumların müzakerelere katılmasını engelleyen kriterlere göre hazırlanan ve gerçekleştirilen UDK çerçevesinde geçiş dönemi adaleti, anayasal yapı, reform ve kurum inşası, kişisel özgürlükler ve insan yaşamı, sivil toplum kuruluşlarının rolü ve ekonomik ilkeler konularında altı çalıştay düzenlendi. Tüm bu konular konferansın ikinci gününde yaklaşık 600 katılımcı arasında altı yuvarlak masa toplantısında ele alındı.

Boykot edenler, reddedenler ve ötekileştirilenler

Yeni hükümeti destekleyenler onu Esed rejiminin devrilmesinden sonra yeni bir devlet kurma yolunda atılmış bir adım olarak görürken, bazı siyasi güçler ve isimler onu bir hayal kırıklığı olmanın yanında merkezileşme ve Suriye’nin çeşitli kesimlerinin tanınmaması açısından Esed rejiminden farklı olmayan yeni bir yönetim sistemine yönelik bir eğilim olarak değerlendirdi.

UDK’nın mevcut haliyle yapılmasına karşı çıkanların belki de en önde gelen taraflarından biri, ‘konferansın sonuçlarının kendilerini temsil etmediğini ve katılmadıkları sürece kendilerini ilgilendirmediğini’ açıklayan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (KDSÖY) ve başta Suriye Demokratik Konseyi (SDK) olmak üzere onun siyasi oluşumları oldu. Esed rejiminin düşüşüne kadar Suriye muhalefetinde yer alan Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ve Süryani Birlik Partisi de UDK’ya davet edilmedi.

Başta hazırlık komitesinde temsil edilmeyen Dürziler ve Aleviler olmak üzere dini ve mezhepsel taraflar da UDK’ya itiraz etti. Hıristiyanlar arasında da bazı din adamlarının UDK’ya katılımı konusunda tartışmalar yaşandı. Siyasi partiler ve gruplar, kendilerini diyalog müzakerelerinin, hazırlıklarının ve sonuçlarının dışında bıraktığı için tüm süreci eleştirdi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Suriyeli araştırmacı yazar Hazım Nehar, mevcut yönetimin bir ulusal diyalog konferansı düzenleme fikrini ‘belki diğerlerinin konferansa katılmasını istemediği için, belki de deneyim eksikliği nedeniyle’ hafife aldığı ya da önemsemediği değerlendirmesinde bulundu.

Şam'daki yeni yönetimin ulusal diyalog konferansı düzenleme fikrini ‘Suriye Ulusal Konferansı'ndan alıp tavsiye kararı almaktan başka bir yetkisi olmayan UDK'ya verdiğini, ancak bununla da yetinmeyip UDK’ya yönelik muamelesinin, onu ‘marjinal bir konferans olarak gördüğünü gösterdiğini’ söyleyen Nehar, “Bazıları Suriye dışında olan katılımcıların konferanstan bir gün önce bilgilendirilmesi ve konferans süresinin sadece bir gün olması mantıklı değil. Bu daha çok acemice ve deneyimsiz bir sivil toplum örgütünün çalışmasına benziyor” yorumunda bulundu.

‘Açık’ olan başlıca noktanın, Şam’daki yeni yönetimin karar alma yetkisine sahip gerçek bir ulusal konferans düzenlenmesi gerektiğine ikna olmuş görünmemesi olduğunu vurgulayan Nehar, eğer böyle bir inanç olsaydı, konferansın hazırlanma şeklinin farklı olacağını söyledi.

Suriye'nin bir yıl üç ay süren ve 8 Mart 1920 tarihinde Suriye'nin kuruluşunu ilan eden Büyük Suriye Konferansı gibi bir konferansa ihtiyacı olduğunun altını çizen Nehar, özellikle de Suriye'nin şu an tehlikeli bir dönemeçte olduğunu ve 14 yıllık zorlu bir savaş sürecinden çıktığını düşünüyor.

Kaçırılan fırsat konferansı

Rejimin çöküşü Suriyeliler için yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Bununla birlikte çeşitli siyasi, etnik ve dini kesimler de yeni döneme girmeye hazırlanıyor. Tüm Suriye ulusu düzeyinde gerekli olan siyasi haklar olduğunu ve bu hakların siyasi bir çözüm gerektirdiğini söyleyen Suriyeli araştırmacı, askeri çözümlerin ‘yetersiz ve tehlikeli’ olduğunu vurguladı. Bu tür çözümlerin, silahların devletle sınırlandırılması ve iç barışın korunması konusunda başarılı olamayacaklarını söyleyen Nehar, “Gerekli çözüm siyasi bir çözümdür. Bu da temelde yönetimin elindedir” ifadelerini kullandı.

UDK'nın bu çözümü üretmek için önemli bir fırsat olduğunu, ancak kaybedildiği belirten Nehar, “Dolayısıyla anayasal bildiri yayınlama, demokratik ve adem-i merkeziyetçi bir siyasi sistem inşa etme ve siyasi hayata müdahale etmeyen bir ulusal bir ordu kurma sözü vererek, Suriye Geçiş Dönemi Adaleti Komisyonu'nu kurarak ve bir sonraki anayasanın seçilmiş bir Suriye Kurucu Meclisi tarafından hazırlanacağını taahhüt ederek bu siyasi çözümün temelleri atılmalı” diye konuştu.

Suriye, karmaşık krizler, çeşitli taraflar arasındaki uçurumlar ve çoğu Esed dönemi ve savaşı sırasında oluşan ayrılıklarla dolu olsa da içerideki en büyük mesele, Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve onun siyasi ve idari kanatları arasında anlaşmazlıklara yol açan Kürt meselesidir. Ancak Türkiye'de bu konuda yaşanan son gelişmeler, Suriye'deki yetkililer ve karar alıcılar arasında bazı umutları yeşertirken Şam’daki yeni yetkililer ile ülkenin kuzeydoğusundaki yetkililer arasındaki bölünmeyi hafifletebileceği düşünülüyor.

Türkiye'deki Kürtler, Abdullah Öcalan tarafından yapılan PKK'nın silah bırakıp barışçıl ve sivil faaliyetlere geçmesiyle sonuçlanacak bir çözüm için yol haritası niteliğindeki ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından Ankara’nın barış süreci için pratik adımlar atmasını ve müzakerelere başlamasını beklerken, Suriyeli Kürtler de bu çözümün sonuçlarının kendi durumları için de yansımaları olmasını umuyor.

efrgthy
PYD’in eski lideri Salih Müslim, Türkiye'deki Kürt sorununa barışçıl bir çözüm bulunmasının Suriyeli Kürtler üzerinde olumlu bir si olacağına inanıyor (Independent Arabia)

Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) eski lideri ve şu an yönetim kurulu üyesi olan Salih Müslim, Öcalan'ın çağrısının Kürt sorununa siyasi bir çözüm için kapıyı araladığını söyledi. Bu çağrının tüm Ortadoğu'yu etkileyeceğini düşünen Müslim, “Suriye'de, Türkiye tarafından PKK ile bağlarımız olduğu gerekçesiyle saldırılara maruz kalıyoruz. Eğer Türkler, PKK ile uzlaşırsa, Suriye'de de bize karşı saldırılarını azaltırlar ve şu ya da bu şekilde Türkiye’den talimat alan Şam’daki yeni yönetimin işlerine karışmazlar” ifadelerini kullandı.

Ancak Müslim, Türkiye'nin bu adımı atması halinde, yeni yönetim Türkiye'den talimat alsa bile, Şam'ın müttefiki Türkiye'ye “Siz Kürtlerinizle barışıyorsunuz, biz de Suriye'deki Kürtlerle barışmak istiyoruz” diyerek Suriye'deki Kürtlerle uzlaşabileceği konusunda iyimser. Müslim’e göre önemli olan, bu sürecin Suriye'de de siyasi bir çözümün önünü açması.

Kıyı illerinde tehlikeli dönemeç

Geçtiğimiz perşembe gününden bu yana Suriye’nin kıyı bölgelerinde, Lazkiye ve Tartus illeri ile Humus'ta hükümet güçleri ile Esed rejiminin kalıntıları arasında en şiddetli çatışmaların patlak vermesiyle ülke tehlikeli bir dönemece girdi. Çatışmalar, Suriye Alevileri ve Diasporası Yüksek İslam Konseyi bölgedeki askeri ve güvenlik operasyonlarının derhal durdurulmasını talep eden bir bildiri yayınlamasıyla yoğunlaştı. Konsey, ‘sivillerin evlerinin savaş uçaklarıyla bombalandığını ve insanların el-Dağtur köyünden göç ettirildiğini vurguladıktan’ sonra meydanlarda barışçıl bir oturma eylemi düzenleme çağrısında bulundu. Sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerde, protestocuların hükümetin eski rejim üyelerine karşı yürüttüğü güvenlik operasyonlarında tutuklananların serbest bırakılmasını talep ettikleri ve Ahmed eş-Şara'nın ülke yönetiminden ayrılmasını isteyen sloganlar attıkları görüldü.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin (SOHR) aktardığına göre özellikle operasyonların sona erdiğine dair resmi bir açıklama yapılmadan hükümet takviyelerinin gelmesinin ardından, kıyı şeridinin çeşitli bölgelerinde halen devam eden şiddetli çatışmalarda yaklaşık 150 kişi hayatını kaybetti. Birçok Suriyeli, durumun ülkedeki yeni otoriteyi temsil eden Sünniler ile rejimin kalıntılarının çoğunun mezhebinden olduğu Aleviler arasında mezhepsel bir iç savaşa doğru kaymasından korkuyor.

xsdfrgth
Gözlemcilere göre son günlerde 300'den fazla Alevi sivil güvenlik güçleri ve müttefikleri tarafından öldürüldü (AFP)

Bu hızlı ve ani gelişmeler hem bireyler hem de kuruluşlar olmak üzere birçok Suriyeliyi şiddet döngüsüne son verilmesi çağrısında bulunmaya sevk etti. Araştırmacı Zeydun ez-Zubi, Facebook hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Suriye’nin kıyı illerinde devam eden çatışmanın taraflarına, özellikle de yeni yönetime karşı silahlanma çağrısında bulunan Alevilere mesajlar gönderdi. Zubi, Alevilere geçtiğimiz yıllarda şiddet olaylarına karışan eski rejimin yetkilileri tarafından, Suriyelilerin sağlanmasını istedikleri adaletten kaçmak için kullanılacakları uyarısında bulundu.

Araştırmacı ayrıca kıyı kırsalındaki saldırılarda öldürülen Genel Güvenlik İdaresi üyelerinin isyan çıkaran yakınlarını da eleştiren Zubi, bu kişilerin silahlanıp savaşmak için kıyı bölgelerine gitmelerinin, özellikle hiç kimseden destek istemediği için yeni yönetimin ve kurumlarının zayıf olduğunu bir teyidi olduğunu, bu davranışın iç savaşa kapıyı araladığını, mezhepçi söylem ve şiddete teşvikin Suriye halkının bugüne kadar elde ettiği zaferleri baltalayacağını belirtti. Zubi, hoşgörü mesajının yayılması çağrısında bulundu.

İki hafta önce düzenlenen UDK’da kolaylaştırıcılardan biri olarak görev yapan Zubi, yeni yönetime ‘eski rejimin kalıntılarının bunu bir bahane olarak kullanmaması için kimsenin dışlanmadığı, tüm Suriyeli kesimleri ve tarafları kapsayan bir hükümetin kurulması için acele etmesi’ çağrısı yaparken özellikle son olaylarla birlikte zamanın daraldığı uyarısında bulundu. Zubi, “Dışlama yabancıları getirir ve kışkırtıcıların elini güçlendirir” diye ekledi.

Bazı Arap ülkeleri Suriye'de bir ulusal diyalog konferansı düzenlenmesini memnuniyetle karşılayarak atılan adımın ve alınan kararların başarısını övse de, Şam yönetimiyle ilişkileri olan ülkelerin çoğunluğu, çeşitli aşamaların gerçekleştirilmesi ve tamamlanması için hazırlık komitelerinin kurulması da dâhil olmak üzere kapsamlı bir siyasi süreç çağrısında bulunuyor. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 4 Mart'ta Kahire'de düzenlenen Filistin konulu Olağanüstü Arap Birliği Zirvesi çerçevesinde Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile bir araya geldi.

Sisi, Mısır’ın Suriye halkını destekleme, taleplerini yerine getirme ve istikrar ve kalkınmaya ulaşmak için iradelerine ve tercihlerine saygı duyma konusundaki kararlılığını vurguladı. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi Muhammed eş-Şenavi’nin yaptığı açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Sisi görüşmede Suriye halkının tüm kesimlerinin yer aldığı ve hiçbir tarafın dışlanmadığı kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılmasının önemini vurguladı.



Lübnan-İsrail müzakereleri girişiminin tüm hikayesi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Fransız Büyükelçi Hervé Magro'yu Baabda Sarayı'nda ağırladı (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Fransız Büyükelçi Hervé Magro'yu Baabda Sarayı'nda ağırladı (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan-İsrail müzakereleri girişiminin tüm hikayesi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Fransız Büyükelçi Hervé Magro'yu Baabda Sarayı'nda ağırladı (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Fransız Büyükelçi Hervé Magro'yu Baabda Sarayı'nda ağırladı (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnanlı üst düzey bir resmi kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 10 gün önce bir ateşkes önerisinde bulunduğunu ve bu önerinin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'a iletildiğini açıkladı. Ancak Hizbullah'ın iletişim kanallarını kapatması ve ardından ‘El-Asf el-Me'kul’ (Yutan Fırtına) adını verdiği askeri operasyonunu başlatması, bu girişimi boşa çıkardı. İsrail, buna karşılık saldırılarını daha da sertleştirdi.

Ateşkes sağlama yönündeki siyasi çabaların başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Lübnan hükümetinin Ramazan Bayramı'nda bir ‘insani ateşkes’ talebinde bulunmaktan başka bir seçeneği kalmadı. İsrail, ateş altında müzakereleri dayatmak için ‘karadan baskıyı’ derinleştirmeye çalışırken, Cumhurbaşkanı Avn, ‘Lübnan ulusal yelpazesini’ temsil eden 4 kişilik müzakere heyetini oluşturmaya çalışıyor. Ancak buna paralel olarak Tel Aviv, Macron ve Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert aracılığıyla Lübnan'a mesajlar göndermeye devam ediyor. Bu mesajlarda temel bir soru olan ‘Eğer çatışmayı durdurursak, Hizbullah roket atışlarını durduracak mı?’ sorusu yer alıyor.

İsrail gazetesi Yediot Aharonot, Netanyahu tarafından Lübnan ile müzakereleri yürütmek üzere görevlendirilen Ron Dermer'in “Lübnan ile bir anlaşma mümkün, çünkü meseleler o kadar da karmaşık değil” dediğini aktardı. İsrail'in ‘Lübnan'da herhangi bir toprak talebinde bulunmak istemediğini’ vurgulayan Dermer, “Lübnan'ı işgal etmek veya saldırmak istemiyoruz, ancak Hizbullah'ın kuzey sınırımızda doğrudan faaliyet göstermesine izin vermeyeceğiz” diye ekledi.


İsrail'in Beyrut'a düzenlediği hava saldırılarında en az 6 kişi öldü, 24 kişi yaralandı

İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
TT

İsrail'in Beyrut'a düzenlediği hava saldırılarında en az 6 kişi öldü, 24 kişi yaralandı

İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)

Lübnan Sağlık Bakanlığı, bu sabaha karşı İsrail tarafından önceden herhangi bir uyarı yapılmaksızın Lübnan'ın başkenti Beyrut'un orta kesimlerine düzenlenen saldırılarda en az altı kişinin öldüğünü, 24 kişinin yaralandığını açıkladı.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Düşman İsrail, iki hava saldırısı düzenledi. İlk bilançoya göre saldırılar, altı vatandaşın şehit olmasına ve 24 kişinin yaralanmasına yol açtı. Ayrıca olay yerinden ceset parçaları çıkarıldı” denildi.

İsrail, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un orta kesimlerindeki bir yerleşim bölgesini hava saldırılarıyla hedef alırken, Beyrut'un güney banliyölerine yönelik saldırılar da devam etti.

Yerel basında yer alan haberlere göre hükümet binası ve bazı elçiliklerin yakınlarında bulunan ve yoğun nüfuslu Zukak el-Blat bölgesi hedef alındı. Bu saldırı, İsrail ordusunun Hizbullah'a bağlı Karz-ı Hasen adlı finans kurumunu hedef aldığını söylediği aynı mahalleye yönelik saldırıdan birkaç gün sonra gerçekleşti.

İsrail, bir diğer saldırıda, 2024 yılında Hizbullah ile arasında yaşanan önceki savaşta da saldırdığı el-Basta yerleşim bölgesini hedef aldı.

Lübnan’ın güneye verilen tahliye emirleri

İsrail ordusu bu sabah, Lübnan'ın güneyindeki Sayda ilçesine bağlı el-Akbiye köyündeki bir binanın tahliye edilmesi yönünde bir uyarı yayınladı. Bu uyarıdan birkaç saat önce, güneydeki sahil kenti Sur'un tahliye edilmesi uyarısı yapılmıştı.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee dün gece, sosyal medya üzerinden yayınladığı ‘acil’ kodlu uyarıda, ‘Sur şehri sakinlerinden, mülteci kamplarında ve çevresindeki mahallelerde yaşayanların evlerini derhal tahliye etmelerini’ istedi. Adraee, tahliye edilmesi gereken bölgelerin isimlerini belirterek, ayrılma noktalarını ve yolları da açıklandı.

Fransız Haber Ajansı AFP’nin haberine göre Sur İlçesi Belediyeler Birliği Afet Yönetimi Birimi Medya Koordinatörü Bilal Kaşmar, İsrail ordusunun verdiği tahliye emrinin ardından Sur şehri ve çevresinde büyük bir kaos yaşandığını, insanların panik içinde, trafik sıkışıklığı ve uyarı amaçlı havaya ateş açılması gibi olayların yaşandığı bir ortamda aceleyle bölgeden ayrılmaya çalıştıklarını söyledi. Kaşmar, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki geniş alanların tahliye edilmesi yönünde daha önce uyarılar yayınlamasına rağmen, birçok ailenin, aralarında bazı Filistin mülteci kamplarının da bulunduğu bölgede kaldıklarını belirtti.

İsrail ordusu dün, Lübnan'ın güneyindeki sınırdan 40 kilometreden fazla derinliğe uzanan geniş bölgelerdeki sakinlere yeniden tahliye uyarısında bulundu. Bu uyarılar, İsrail ordusunun son günlerde ‘ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Lübnan'ın güneyindeki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara operasyonu’ başlattığını açıklamasının ardından yapıldı.

Lübnan'ın resmi haber ajansı NNA dün, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine ve güneyindeki çeşitli noktalara saldırılar düzenlediğini bildirdi. Saldırılarda Nebatiye ilçesine bağlı Cebşit beldesinde dört Suriyeli mülteci ve ülkenin doğusundaki Baalbek kentinde dört kişinin öldüğü belirtildi.

Hizbullah'ın 2 Mart'ta, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney’in İsrail ve ABD tarafından İran'a düzenlenen saldırılarda öldürülmesine misilleme olarak İsrail'e roketler ve insansız hava araçları (İHA) ile saldırmasıyla savaş Lübnan'a sıçradı.

İsrail, Beyrut'un güney banliyölerine, başkentin orta kesimlerindeki bazı bölgelere, Lübnan'ın güney ve doğusuna yoğun hava saldırıları düzenledi. İsrail ordusundan birlikler, Lübnan’ın güneydeki bazı bölgelere girdi.

Lübnanlı yetkililer tarafından 3 Mart'ta savaşın başlamasından bu yana yapılan açıklamaya göre İsrail saldırıları sonucunda 111'i çocuk olmak üzere 912 kişi hayatını kaybetti, bir milyondan fazla kişi mülteci kayıtlarına adını yazdırdı. Bunların 130 binden fazlası 600'den fazla toplu barınma merkezinde kalıyor.


Suriye güvenlik güçlerine yeni katılan 2 bin personel, ‘yenilenmiş bir görünümle’ mezun oldu

Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye güvenlik güçlerine yeni katılan 2 bin personel, ‘yenilenmiş bir görünümle’ mezun oldu

Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı pazartesi günü başkent Şam’daki merkezinde düzenlenen törenle, eğitim programlarını tamamlayan ve gerekli uygulamalı deneyimi kazanan 2 bin yeni personelin mezuniyetini kutladı. Tören, 15 yıl önce başlayan Suriye devriminin yıl dönümüyle eş zamanlı gerçekleştirildi.

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab X platformunda yaptığı paylaşımda, “Mübarek devrimimizin yıl dönümü vesilesiyle, yoğun eğitimden geçen ve modern üniformalarla donatılan İçişleri Bakanlığı’nın yeni personel grubunu bugün mezun ettik. Bu adım, bakanlığımızı geliştirme ve güvenlik tehditlerine karşı hazırlığını artırma konusundaki kararlılığımızın bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

htrhjyt
Suriye İçişleri Bakanı ve bakanlık yetkilileri, pazartesi günü Şam’daki bakanlık merkezinde düzenlenen mezuniyet törenini izledi. (SANA)

Hattab, açıklamasında ayrıca, “Yeni üniformalardan modern ekipmanlara, uzmanlaşmış ve yoğun eğitim programlarına kadar tüm alanlarda yenileme ve geliştirme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Amacımız, ülkemize layık ve görevlerini yüksek verimlilikle yerine getirebilecek en nitelikli personeli yetiştirmek” dedi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, “Suriye devriminin yıl dönümüne denk gelen bugün de, uzun süreli eğitimlerini tamamlayan ve hem teorik hem de uygulamalı güvenlik deneyimi kazanan 2 bin personel mezun oldu” bilgisini paylaştı.

El-Baba, mezun olan personelin sahip oldukları güvenlik tecrübesiyle Suriye toplumuna katkı sağlayacağını ve bunun toplum güvenliğinin güçlendirilmesine yardımcı olacağını belirtti.

ewewf
Pazartesi günü Şam’daki bakanlık merkezinde 2 bin personel için mezuniyet töreni düzenlendi. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Ayrıca el-Baba, İçişleri Bakanlığı personeli için güncellenen görsel kimlik kapsamında farklı yeni resmi üniforma seçeneklerinin benimsendiğini ve bunların çeşitli birimlerde uygulanacağını açıkladı. Bakanlığın, ülkesine hizmet etmek isteyen Suriyeli gençleri bünyesine katarak insan kaynağını güçlendirmeye devam ettiği de vurgulandı.

Mezuniyet töreninde, özel görev birimlerine ait personel için güncellenen resmi üniforma da tanıtıldı. Söz konusu üniforma, hassas ve özel görevlerin gerekliliklerine uygun şekilde özel olarak tasarlandı.

Yeni tasarım, profesyonellik ile hareket kabiliyetini bir araya getirerek personelin acil durumlara müdahale kapasitesini artırmayı hedefliyor. Aynı zamanda bakanlığın güncellenmiş görsel kimliğini yansıtan üniforma, hızlı müdahale ve güvenliğin sağlanması görevlerinin yüksek verimlilikle yerine getirilmesine imkân tanıyor.

Bu güncellemenin, daha önce polis araçları için başlatılan görsel kimlik yenileme çalışmalarının devamı niteliğinde olduğu belirtildi. Söz konusu adım, bakanlık bünyesindeki birimlerin çeşitli polislik ve güvenlik alanlarında eğitim ve hazırlık süreçlerini tamamlamalarının ardından atıldı.

Mezun olan birimler arasında özel görevler, yol güvenliği, genel polis, trafik polisi ve turizm polisi gibi alanlar yer aldı. Bu çeşitlilik, personelin profesyonel düzeyini ve kamu güvenliğini sağlama, istikrarı güçlendirme ve vatandaşlara hizmet etme konusundaki hazırlığını ortaya koyuyor.

İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın, Şam kırsalındaki Tel beldesinde kadın polis enstitüsünün açılışını gerçekleştirdiği de hatırlatıldı. Bu adımın, kadınların polislik ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarına katılımını artırmayı amaçladığı ifade edildi.

Bakan Hattab, cumartesi günü yaptığı açılış konuşmasında, enstitünün hazırlanması ve eğitim müfredatının oluşturulmasının yaklaşık bir yıl sürdüğünü, bu süreçte uzman bir ekibin modern bir eğitim ortamı sağlamak için yoğun çaba harcadığını belirtti.

Hattab ayrıca, bakanlığın ‘özgürleşmenin ardından ilk günden itibaren’ kadınların güvenlik, polislik ve toplumsal hizmet alanlarına katılımını artırmayı hedeflediğini ve bunun toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu bir şekilde yürütüleceğini vurguladı.