Gazze’deki ateşkesin ilk aşamasının uzatılması için Hamas'a silahsızlanması baskısı yapılabilir

Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff, bazı şartlar altında 'uzun soluklu bir ateşkes anlaşmasına varılabileceğini' söyledi

Gazze Şeridi’ndeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nın kuzeyinde İsrail tarafından düzenlenen bombardımanda yakınları öldürülen Filistinli kadınlar (AFP)
Gazze Şeridi’ndeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nın kuzeyinde İsrail tarafından düzenlenen bombardımanda yakınları öldürülen Filistinli kadınlar (AFP)
TT

Gazze’deki ateşkesin ilk aşamasının uzatılması için Hamas'a silahsızlanması baskısı yapılabilir

Gazze Şeridi’ndeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nın kuzeyinde İsrail tarafından düzenlenen bombardımanda yakınları öldürülen Filistinli kadınlar (AFP)
Gazze Şeridi’ndeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nın kuzeyinde İsrail tarafından düzenlenen bombardımanda yakınları öldürülen Filistinli kadınlar (AFP)

Gazze Şeridi’nde savaşan İsrail ile Hamas Hareketi arasında Katar’ın başkenti Doha’nın ev sahipliğinde gerçekleşen ilk doğrudan görüşmenin ardından ABD’nin ‘Hamas'ı silahsızlandırma’ söylemi giderek daha fazla dillendirilmeye başladı. Ateşkes anlaşmasının ilk aşamasının uzatılmayıp ikinci aşamasının başlatılmasında ısrar eden Hamas, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’ın müzakerelere katılmasına itiraz ederken reddederken, gözler Witkoff’ın katılımına çevrilmiş durumda.

Filistinli sağlık kaynakları dün Mısır'da yayın yapan El-Kahire el-İhbariye kanalına yaptıkları açıklamada Gazze Şeridi'nde son 24 saat içinde İsrail’in düzenlediği bombardımanlar sonucu 10 Filistinlinin öldüğünü söylediler.

Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, ateşkesin birinci aşamasının uzatılmasının ardından, birtakım garantiler ve koşullarla Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını içeren ikinci aşamaya ilişkin müzakerelerin ya da Gazze Şeridi'nde savaşın yeniden başlaması gibi senaryoları göz ardı etmiyor.

İsrail televizyonu Kanal 13'ün aktardığına göre müzakereciler dün, İsrailli heyetin de katılımıyla Doha’daki görüşmelerin yeni turuna başladılar. Kanal 13, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun mizakere heyetine savaşı sona erdirmek için herhangi bir yetkisi ya da görevi olmayan Witkoff'un önerisine odaklanmasını tavsiye ettiğini bildirdi.

İsrail gazetesi Times of Israel'in pazartesi günü yayınladığı bir habere göre İsrail’in desteklediğini açıkladığı ‘Witkoff planı’ müzakereler sırasında masaya yatırıldı ve Hamas'ın 60 günlük ateşkes karşılığında ABD-İsrail çifte vatandaşı Aidan Alexander’ın da aralarında bulunduğu halen hayatta olan 10 rehinenin serbest bırakılmasını içeriyor.

Times of Israel'in dünkü bir haberine göre bugün Doha'da olması beklenen Witkoff, daha önce Fox News'e yaptığı bir açıklamada, ‘Hamas'ın silahsızlanmak ve Gazze'yi terk etmekten başka alternatifi olmadığını’ söylemiş “Eğer (Hamas Gazze’den) ayrılırlarsa, müzakere edilmiş bir barış için her şey masada olacak” diye eklemişti.

ABD Rehine İşleri Özel Temsilcisi Adam Boehler'in Hamas'la ayrı ve doğrudan görüşmelerde bulunmasının ardından pazar günü CNN'e söylediklerini tekrarlayan Witkoff, geriye kalan tüm rehinelerin serbest bırakılması için ‘birkaç hafta içinde’ bir anlaşmaya varılabileceğini ve ‘çok yakında uzun vadeli bir ateşkese varılabileceğini’ söyledi.

Bu durum pazar günü ABD merkezli haber portalı Axios'a konuşan kaynakların, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin mart ayı başlarında sona eren ateşkesin ilk aşamasını Ramazan ayı ve Paskalya Bayramı’nın ötesine ve muhtemelen savaşı sona erdirebilecek uzun vadeli bir ateşkese ulaştırmaya çalıştığı yönündeki açıklamalarıyla da örtüşüyor.

Öne sürülen senaryolar

Filistinli siyasi analist Dr. Eymen er-Rakab, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede Witkoff'un katılacağı müzakerelerde ya esir takası karşılığında ateşkesin ilk aşamasının uzatılacağını ya da ikinci aşamanın İsrail'in tamamen çekilmesine izin vermeyecek şekilde değiştirileceğini söyledi.

Dr. Rakab, Washington'ın ‘Hamas'ın silahsızlandırılması’ koşuluyla uzun vadeli bir ateşkes yapılabileceğine ilişkin açıklamaların, bağımsız bir Filistin devletinin kurulması fikri varsa dışlanmayacağını, ancak bu olmadan baskıdan öteye geçemeyeceğini belirtti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail meseleleri konusunda uzman bir akademisyen olan Dr. Ahmed Fuad Enver’e göre bu mesele, Witkoff planının uzatılması ihtimali çerçevesinde Washington'dan gelen baskıdan daha fazlası. Çünkü müzakerelerde ilerleme kaydedildiğine dair birtakım sinyaller taşıyor. ABD ise bunu Amerikan kamuoyuna ‘Hamas'ın büyük bir bedel ödeyeceği’ şeklinde pazarlamaya çalışıyor.

Mısırlı stratejist ve askeri uzman Tümgeneral Samir Ferec, ABD müzakerelerinin ateşkesin ilk aşamasını potansiyel olarak uzatmak için değil, her şeyi sona erdirmek için bir baskı olarak görülebileceğini söyledi.

Tümgeneral Ferec, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak bu Hamas'a, koşullarına ve talep ettiği garantilere bağlı. Çünkü İsrail, Hamas silahlarına sahip olmaya devam ederken herhangi bir yeniden inşa sürecini kabul etmez ve savaşa dönmek için silah bırakmayı reddetmesinden faydalanabilir.”

Hamas'tan bazı kaynaklar, dün Şarku’l Avsat'a Hamas’ın silahsızlanmayı kabul edeceğine dair herhangi bir tarafa taahhütte bulunmadığını ve bunu bir Filistin meselesi olarak gördüğünü söyledi. Kaynaklar, bunun ancak bir Filistin devletinin kurulmasına olanak tanıyacak açık bir siyasi yol bulunması halinde kabul edilebileceğini de sözlerine ekledi.

“Müzakerelerin yapılması için yapılan müzakereler”

Hamas'ın Boehler ile yaptığı son görüşmeleri ‘olumlu’ olarak nitelendiren kaynaklara göre görüşmelerin başarılı olması için daha fazla zamana ihtiyaç var. Kaynaklar, Boehler'e beş yıldan az olmamak kaydıyla 10 yıla kadar ya da daha uzun süreli bir ateşkesi kabul etme fikrini sunanların Hamas liderleri olduğunu da belirttiler.

Öte yandan dün Times of Israel'e konuşan kaynaklara göre İsrail, Boehler'in ABD'nin ‘İsrail'in ajanı olmadığı’ yönündeki sözlerinin ardından Beyaz Saray yetkilileriyle de görüşmelerde bulundu. İsrail, Boehler’in kendisine özel bir mesaj vermeyi amaçladığını düşünüyor.

fergty6u7
ABD Rehine İşleri Özel Temsilcisi Adam Boehler, 6 Mart'ta Washington'da bir konuşması sırasında (AFP)

Washington'ın Hamas'la yürüttüğü müzakerelerin, özellikle de Trump'ın ‘Gazze Şeridi’nin Filistinlilerden arındırılması’ vaadinin ardından gelmesinin İsrail'de şok etkisi yarattığını belirten Mısırlı akademisyen Enver, ‘müzakerelerin karmaşık olduğunu ve İsrail'in Ramazan ayını atlatmak ve ardından savaşa dönmek için sonuçsuz müzakerelerle zaman öldürme çabası çerçevesinde hiçbir çözüme ulaşılamayacağını’ kaydetti.

Herkesin bunu beklediğini söyleyen Enver, “Washington'ın anlaşmayı devam ettirmek ya da uzatabilmek için her yolu deneyeceği olasılığı daha yüksek” ifadelerini kullandı.

ABD'nin Hamas'la doğrudan görüşmeler yapmanın önemine inanmasının, ilerlemek istediğine dair açık bir mesaj olduğunu düşünen Dr. Rakab ise ‘Netanyahu’nun eğer bir şekilde uzun vadeli bir anlaşmaya ulaşmak istiyorsa Trump'a karşı çıkmayacağını’ belirtti.

Mevcut müzakerelerin nasıl bir anlaşmayla sonuçlanacağını ya da İsrail'in ne gibi engeller çıkarabileceğini kesin olarak söylemek mümkün değil. Bu yüzden Tümgeneral Ferec, Doha’daki müzakere turunun en olası sonucunun Ramazan ayının sonu için iki haftalık bir uzatmanın görüşülmesi ve ardından savaşın sona erdirilmesi ve yeniden inşanın başlatılması için daha uzun vadeli bir yol üzerinde görüşmelere başlanması olduğunu söyledi.



HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
TT

HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)

Sudan'da siyasi ve idari bölünmenin kalıcı hale geleceğine dair yaygın endişeleri uyandıran bir gelişmede Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından desteklenen ve başkenti Nyala olan Tesis (Kurucu) Hükümeti, ordunun desteklediği Sudan hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerde sınavların düzenlenmesi için hazırlıkların tamamlandığını açıklamasından birkaç gün sonra, kontrolü altındaki bölgelerde önümüzdeki haziran ayında lise bitirme sınavlarını düzenlemeyi planladığını açıkladı.

Bu iki eşzamanlı açıklama, geçtiğimiz hafta ulusal şahsiyetlerin ve akademisyenlerin ‘lise mezuniyet sınavı öğrencilerinin geleceğini kurtarmak için ulusal girişim’ başlatarak, her iki hükümetin duyurduğu sınavların ertelenmesini ve bunun yerine ülke genelindeki tüm öğrenciler için tek tip sınavlar düzenlenmesini talep ettikleri bir dönemde yapıldı.

Girişim, savaşa karşı çıkan sivil güçler tarafından geniş bir destek gördü. Bu güçler, askeri ve siyasi kutuplaşmalardan uzak, güvenli ve adil sınavların yapılmasını garanti altına alacak şekilde, çatışmanın iki tarafından acil yanıt talep etti. Girişimin organizatörlerine göre girişim, Darfur ve Kordofan eyaletleri ile Tesis İttifakı'nın kontrolü altındaki diğer bölgelerde yaşayan ve savaş nedeniyle son üç yıldır Sudan sertifika sınavlarına giremeyen yaklaşık 280 bin öğrencinin geleceğini korumayı amaçlıyor.

Çatışan taraflarla temaslar

Girişimin organizatörleri, Kamil İdris başkanlığındaki Umut Hükümeti liderleri, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi üyeleri ve Kurucu Hükümetin Başkanlık Konseyi liderleriyle temas kurduklarını söylediler. Bu temaslar, öğrencilerin bulundukları bölgelerde sınavlara girmelerini sağlayacak bir mutabakat sağlanması ve sınav öncesinde, sırasında ve sonrasında öğrenciler, öğretmenler ve eğitim kadroları için gerekli güvenlik garantilerinin verilmesini amaçlıyor.

Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)

Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı, 13 Nisan'da yapılacak lise bitirme sınavlarına yurt içinde ve yurt dışında 544 bin öğrencinin girmesi için hazırlıkların tamamlandığını duyurmuştu. Öte yandan Tesis Hükümeti Eğitim Bakanı Koko Jagdol, hükümetinin kontrolündeki bölgelerde sınavları önümüzdeki haziran ayında yapmaya devam edeceğini söyledi. Jagdol, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Lise bitirme sınavlarını düzenlemeye hazırız. Bu yıl tüm öğrencilerin sınava girmesini sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan onların geleceğinin mahvolmaması” ifadelerini kullandı. Jagdol, sınavların ortak yapılması için başlatılan ulusal girişimden haberi olmadığını belirtirken, Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı'ndan ise Bakan Yardımcısı Ahmed Halifa ile iletişime geçilememesi nedeniyle resmi bir açıklama yapılmadı. Sudan ordusu ile HDK arasında 2023 yılının nisan ayında savaşın patlak vermesinden bu yana Darfur bölgesinde Sudan lise bitirme sınavlarının düzenleneceği ilk kez duyuruldu.

Bölünmenin kalıcı hale gelmesinden endişe

Gözlemciler, her iki tarafın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavların yapılmasının, bölünme gerçeğinin kalıcı hale gelmesine yol açabileceğini düşünüyor; bu durum sadece siyasi ve askeri düzeyde değil, eğitim kurumları ve kamu hizmetleri düzeyinde de geçerli. Bu bağlamda, Öğretmenler Komitesi Üyesi Sami el-Bakir, ordunun ve HDK'nın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavlar düzenlenmesinin ‘ülkenin idari ve siyasi olarak bölünmesine yol açabilecek tehlikeli bir adım’ olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Bakir, “Eğitim meselesinin çatışmanın dışında tutulmasını ve federal Eğitim Bakanlığı'nın, çatışmanın iki tarafının kontrolündeki tüm bölgelerde Sudan sertifika sınavlarını denetlemesini defalarca talep ettik” dedi. Sami el-Bakir, yetkinliği ve dürüstlüğü ile tanınan eğitim uzmanlarından oluşan, Sudan'ın her yerinde sınavları koordine etmek ve denetlemekle görevli bağımsız ve tarafsız bir ulusal komite kurulmasını önerdi.

Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)

Sudan ordusu şu anda Orta, Doğu ve Kuzey eyaletlerini kontrol ederken bu eyaletler arasında Sennar, Mavi Nil eyaletinin büyük bir kısmı, Güney Kordofan’ın geniş bölgeleri, ayrıca Gedarif, Kassala, Kızıldeniz, Nil Nehri ve Kuzey eyaletleri ile Kuzey Kordofan eyaletinin bazı bölgeleri yer alıyor. HDK ise Güney, Batı, Doğu, Orta ve Kuzey Darfur’un yanı sıra Kuzey ve Batı Kordofan eyaletlerinin geniş bölgelerini kontrol ediyor. Öte yandan, Tesis Hükümeti’nin müttefiki olan Abdulaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, Güney Kordofan'daki Kauda bölgesini kontrol ediyor.

Darfur'dan göç eden öğrencilerin durumunu düzeltmek amacıyla, Kuzey Eyaleti Eğitim Bakanı Ticani İbrahim, federal bakanlığın Darfur'dan gelen göçmen öğrencileri kabul etmek ve sınavlara sorunsuz bir şekilde girmelerini sağlamak için özel merkezler ayırdığını söyledi. Federal Eğitim Bakanlığı daha önce, Darfur'dan ordunun kontrolündeki bölgelere gelen erkek ve kız öğrenciler için barınma ve yemek gibi ihtiyaçlara yönelik düzenlemelerin tamamlandığını duyurmuştu.

Eğitimi çatışmanın dışında tutmak

Birçok eğitimci, 2003 ile 2010 yılları arasında Darfur’da yaşanan önceki savaş dönemini hatırlatıyor. O dönemde Sudan sertifika sınavları önceden kararlaştırılan bölgelerde düzenleniyordu ve öğrencilerin sınav merkezlerine güvenli bir şekilde ulaşmaları ve bölgelerine geri dönmeleri için gerekli düzenlemeler yapılıyordu.

Çatışma çözümü uzmanı Abdullah Adem Hatir ise binlerce öğrencinin 3 yılı aşkın bir süre boyunca eğitim ve sınav haklarından mahrum bırakılmasının ardından, öğrencilerin savaştan en çok zarar gören kesim olduğunu söyledi.

Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)

Hatir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğitim ve sağlık hizmetlerinin çatışmanın dışında tutulması yönündeki iç ve uluslararası çağrılara rağmen, savaşın iki tarafı da şu ana kadar beklenen şekilde yanıt vermedi.”

Batı Kordofan'ın Heglig bölgesindeki petrol tesislerinin askeri operasyonlardan muaf tutulması konusunda ordu ile HDK arasında varılan mutabakatın, eğitim konusunda da uygulanabilir bir model oluşturabileceğine işaret eden Hatir, “Taraflar petrol tesislerinin korunması konusunda anlaşabilirlerse, eğitim ile ilgili uluslararası kuruluşlarla koordinasyon içinde, savaş hatlarından ve siyasi bölünmelerden uzak, ülke genelinde sınavların tek tip bir şekilde düzenlenmesini garanti altına alan bir mutabakata varılması mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.


Bakan: Lübnan, finansman krizi ortasında mülteci krizine hazırlanıyor

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
TT

Bakan: Lübnan, finansman krizi ortasında mülteci krizine hazırlanıyor

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)

Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin el-Sayid, yaptığı açıklamada, Lübnan'ın İsrail saldırıları ve tahliye emirleri nedeniyle yerinden edilen yüz binlerce kişinin uzun vadede evlerine dönmeme ihtimaline hazırlandığını belirtti.

El-Sayid, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın ordunun Lübnan-İsrail sınırı boyunca tüm evleri yıkacağını ve Güney Lübnan'dan kaçan 600 bin kişinin köylerine dönmesini engelleyeceğini açıklamasının ardından Reuters'a konuştu.

2 Mart'tan bu yana, Lübnanlı silahlı grup “Hizbullah”ın İsrail'e ateş açarak Lübnan'ı bölgesel çatışmanın içine sürüklemesi ile 1 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı ve bin 200 kişi İsrail saldırılarında hayatını kaybetti.

Bakan dün yaptığı açıklamada, “Uzun süreli yerinden edilme elbette endişe verici bir durum. Bunun olmaması umuduyla, ancak hükümet olarak hazırlıklı olmalı ve bu konuyu düşünmeliyiz” dedi.

Bakan, hükümetin nakit karşılığı kira programları ve barınma imkanları sağlanması gibi seçenekleri değerlendirdiğini, ancak şu aşamada kamplar kurmayı planlamadığını ifade etti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Bakan sözlerine şöyle devam etti: «Her şey İsraillilerin toprakları ele geçirme konusundaki ısrarına bağlı ve elbette bu bizim için kabul edilemez bir durum... Bu, egemenliğimizin açık bir ihlalidir ve elimizden gelen her şeyi yaparak bunu engellemek için çalışacağız.»

Katz dün, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde, Lübnan'ın İsrail sınırının yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde bulunan Litani Nehri'ne kadar kontrolünü sürdüreceğini söyledi. Bu nehrin güneyindeki topraklar, Lübnan topraklarının yaklaşık onda birini oluşturuyor.

İki gönüllü, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) şehrinde yerinden edilmiş insanlara dağıtılmak üzere meyve ve sebze dolu çuvallar taşıyor (Reuters)İki gönüllü, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) şehrinde yerinden edilmiş insanlara dağıtılmak üzere meyve ve sebze dolu çuvallar taşıyor (Reuters)

İhtiyaçları karşılamak için fonlar «yetersiz»

Şu anda yaklaşık 136 bin kişi toplu barınaklarda yaşarken, geri kalanlar ya akrabalarının yanında ya da nadir durumlarda sokaklarda kalıyor.

Uzun süreli yerinden edilme, Lübnan'daki farklı gruplar arasındaki sosyal gerilimleri daha da artırabilir, zira “Hizbullah”ın savaşa girme kararıyla eski siyasi ve mezhepsel bölünmeler alevlendi.

El-Sayid, “Gerçekten çok büyük sayıda yerinden edilmiş kişi var ve onlara ayrılan alan giderek daralıyor” dedi.

Ayrıca, 2024’teki «Hizbullah» ile İsrail arasındaki savaş sırasında yerinden edilmiş kişileri barındırmaya hazır olduğunu belirten bazı bölgelerin, okullar veya diğer kamu binaları da dahil olmak üzere, bu sefer daha az hazırlıklı olduğunu belirtti.

Bakan şöyle devam etti: «Bu, sosyal uyumu sağlamak ve halkın, tabiri caizse, hâlâ kardeşlik içinde olduğundan emin olmak gibi yeni bir zorluktur... Lübnanlıların bu duyguyu paylaştığına yürekten inanıyorum. Gördüğümüz örneklerin çoğu harika ve her yerde misafirperverlik sergileniyor. Ancak aynı zamanda, insanların kaynakları son derece sınırlı.”

Sosyal İşler Bakanlığı, yerinden edilmiş ailelerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için üç ay önceden planlama yapıyor, ancak finansman eksikliği hâlâ zorluk teşkil ediyor.

Bakan, Birleşmiş Milletler’in iki aydan biraz fazla süren 2024 savaşı sırasında, Lübnan’ın insani krizle başa çıkmasına yardımcı olmak için 700 milyon dolar topladığını ve çeşitli ülkelerin 110’dan fazla yardım uçağı gönderdiğini ifade etti.

Lübnan yeni savaşın ikinci ayına girerken, Birleşmiş Milletler'in son çağrısının ardından sadece 30 milyon dolar aldı ve bağışçılar yaklaşık 60 milyon dolar daha taahhüt etti. Sadece yedi yardım uçağı ulaştı.

El-Sayid, “Hedefimize ulaşmaktan çok uzağız. Son savaşta, sadece ilk ay içinde en az 50 uçak gelmişti” dedi.

Bakan, 2024 yılındaki durumun aksine, Körfez’deki bazı geleneksel bağışçıların çatışmanın sonuçlarından doğrudan etkilendiğini belirterek, petrol fiyatlarındaki hızlı artışın yardımların etkinliğini etkilediğine dikkat çekti.

Bakan, mevcut yardımların bakanlığın ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 30’unu karşıladığını belirtti.

Şöyle devam etti: “Elbette, barınaklardaki tüm sakinlerin ihtiyaçlarının en azından karşılanmasını sağlamak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Diğer soru ise zaman çerçevesi, yani bu durum ne kadar sürecek?” 


Körfez ülkeleri, herhangi bir güvenlik anlaşmasına katılmakta ısrar ediyor

Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
TT

Körfez ülkeleri, herhangi bir güvenlik anlaşmasına katılmakta ısrar ediyor

Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)

Katar Dışişleri Bakanlığı dün, gerginliğin sona erdirilmesini amaçlayan Körfez ülkelerinin ortak tutumunu teyit ederek, bölgenin güvenliği ile ilgili imzalanacak her türlü anlaşmada Körfez ülkelerinin temel taraf olarak yer alması gerektiği konusunda Körfez ülkeleri arasında mutabakat olduğunu belirtti.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgilere göre sahada gerçekleşenler ise şu şekilde gerçekleşti: Suudi Arabistan savunma güçleri, Riyad bölgesine doğru fırlatılan 12 insansız hava aracı (İHA) ve 7 balistik füzeyi önleyerek imha etti; bir füze ise doğu bölgesine doğru fırlatıldı. Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bölgede yaşanan olaylar doğrultusunda, Rahman'ın misafirlerinin gelişini kolaylaştırmak için özel bir operasyon odası kurdu.

“Kuveyt Petrol Kurumu”, dev tanker “el-Salimi)”nin mürettebatının “İran'ın alçakça saldırısı sonucu gemide çıkan yangını söndürmeyi başardığını” belirtirken, Kuveyt güçleri ise 5 balistik füze ve 7 İHA’yı tespit ederek müdahale etti. BAE savunma güçleri ise 8 balistik füze, 4 seyir füzesi ve 36 İHA ile mücadele etti.