İsrail saldırıları tekrar başlarken Gazze Şeridi'nin yeniden inşa planı belirsizliğe gömüldü

Han Yunus'ta yerinden edilenlerin kaldığı çadır kampının yakınındaki Filistinli çocuklar (Reuters)
Han Yunus'ta yerinden edilenlerin kaldığı çadır kampının yakınındaki Filistinli çocuklar (Reuters)
TT

İsrail saldırıları tekrar başlarken Gazze Şeridi'nin yeniden inşa planı belirsizliğe gömüldü

Han Yunus'ta yerinden edilenlerin kaldığı çadır kampının yakınındaki Filistinli çocuklar (Reuters)
Han Yunus'ta yerinden edilenlerin kaldığı çadır kampının yakınındaki Filistinli çocuklar (Reuters)

İsrail'in dün Gazze Şeridi'ne yönelik askeri saldırılarını tekrar başlatması, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına yönelik Arap-İslam ülkeleri planına uluslararası mali ve siyasi destek sağlamayı amaçlayan istişarelerin akıbeti konusunda soru işaretleri yarattı.

Şarku’l Avsat'a konuşan gözlemci ve uzmanlar, yeniden imar planının uygulanmasının ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ulaşılmasıyla yakından bağlantılı olduğunu ve Mısır ve Katar'daki arabulucuların savaşın durdurulması için gösterdikleri çabalara bağlı olduğunu vurguladı. Gözlemci ve uzmanlar, “İsrail saldırılarına ve Tel Aviv ile Washington'dan yeniden inşayı destekleyecek net sinyaller gelmemesine rağmen planı destekleme girişimleri devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail, daha fazla esirin serbest bırakılması için Hamas ile yapılan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Gazze Şeridi'nde yeni hava saldırıları başlattı ve ‘askeri gücü arttırma’ sözü verdi.

Gazze Şeridi sınırında konuşlanmış İsrail askeri araçları, 18 Mart 2025. (Reuters)Gazze Şeridi sınırında konuşlanmış İsrail askeri araçları, 18 Mart 2025. (Reuters)

Mısır, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırılarını ‘en güçlü ifadelerle’ kınadı. Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan resmî açıklamada, Mısır'ın ‘sakinleştirme ve istikrarı yeniden tesis etme çabalarını engellemeye yönelik adımları’ reddettiği belirtildi. Açıklamada taraflara ‘itidalli davranmaları ve arabulucuların kalıcı bir ateşkese ulaşma çabalarını tamamlamalarına izin vermeleri’ çağrısında bulunuldu.

Mısır Cumhurbaşkanı ve Kuveyt Emiri dün yaptıkları telefon görüşmesinde, ‘uluslararası toplumun derhal ateşkes sağlanması, iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Ortadoğu'da kalıcı barışın sağlanmasının tek garantisi olan 4 Haziran 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması için sorumluluklarını üstlenmesi gerektiğini’ vurguladılar.

Mısır Şura Konseyi (Mısır parlamentosunun ikinci meclisi) Üyesi Dr. Abdulmunim Said, Arap yeniden inşa planının desteklenmesine ilişkin temasların devam ettiğine inanıyor. Said, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “Savaşın başlangıcından bu yana şiddete yol açan sürekli çelişkiler vardı. Ancak bu, sakinleşmek için müzakere ve arabuluculuk yollarının benimsenmesini engellemedi” dedi.

Said, “Yeniden inşa planı Gazze Şeridi'ni kurtarmak ve barışı sağlamak için yaşayan bir projedir. Zira genel olarak barışa yönelik daha geniş bir vizyon içermektedir” ifadelerini kullanarak Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın bu konuda yaptığı son temaslara atıfta bulundu.

 İsrail'in dün Gazze Şeridi'ndeki bazı bölgelerin boşaltılması emrini vermesinin ardından evlerinden ayrılan Filistinliler (Reuters)İsrail'in dün Gazze Şeridi'ndeki bazı bölgelerin boşaltılması emrini vermesinin ardından evlerinden ayrılan Filistinliler (Reuters)

Mısır Dış İlişkiler Konseyi Üyesi Muhammed Hicazi de Said’le aynı fikirde. Şarku’l Avsat'a konuşan Hicazi, ‘yeniden inşa için uluslararası desteği harekete geçirmek üzere temasların devam ettiğini’ söyledi. ‘Yeniden inşa planının İsrail'in reddettiği ateşkes anlaşmasıyla uyumlu olduğunu, ancak bunun Mısır ve Arapların savaşı durdurma ve yeniden inşaya başlama çabalarını engellemeyeceğini’ belirten Hicazi, bölgeyi daha fazla gerginlikten kurtarmak için uluslararası baskıya güvendiklerini ifade etti.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının yeniden başlaması öncesinde Mısır, Gazze Şeridi'nin toparlanması ve yeniden inşasına yönelik Arap-İslam ülkeleri planına siyasi ve maddi destek sağlamak üzere harekete geçti.

Bu bağlamda Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Kahire'deki olağanüstü zirvenin sonuçlarının ve Gazze Şeridi'nin yeniden imarı planının uygulanmasına ilişkin olarak Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün, Katar, Filistin, Türkiye, Nijerya ve Endonezya'nın da aralarında bulunduğu Arap Birliği – İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Bakanlar Komitesi üyesi ülkelerdeki mevkidaşlarıyla bir dizi telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Mısır Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü, Gazze Şeridi'ndeki sağlık sektörünün rehabilitasyonu konusunda 100'den fazla yabancı büyükelçi ve uluslararası kuruluş temsilcisinin katıldığı bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıda Gazze Şeridi'nin yeniden inşa planına ilişkin görsel bir sunum yapıldı.

Toplantı sırasında Abdulati, planın başarıya ulaşması için Gazze Şeridi'nde ateşkesin istikrara kavuşturulması gibi ön koşulların bulunduğunu belirtti. Abdulati, Gazze Şeridi'nin yeniden inşa planının bölgesel ve uluslararası düzeyde geniş destek gördüğünü ve Mısır'ın şu anda planın uygulanması için gerekli finansmanı sağlamak üzere Kahire'de ‘Gazze Şeridi'nin Yeniden İnşası Konferansı’ düzenlemek için çalıştığını vurguladı.

Han Yunus'ta yerinden edilenlerin kaldığı çadır kampının yakınındaki Filistinli çocuklar (Reuters)Han Yunus'ta yerinden edilenlerin kaldığı çadır kampının yakınındaki Filistinli çocuklar (Reuters)

Kudüs Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan Eymen er-Rakab, İsrail'i ‘yeniden inşa planının uygulanmasının önündeki başlıca engellerden biri’ olarak değerlendirdi. Er-Rakab Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “ABD, İsrail'i ateşkesi durdurmaya ikna edebilecek tek taraftı, ancak tam tersine Tel Aviv'e savaşı sürdürmesi için yeşil ışık yaktı” dedi.

“Şu ana kadar Washington'un Gazze Şeridi'nin yeniden inşa planını başarıya ulaştırma arzusunu gösteren herhangi bir eylem ya da adım yok” diyen er-Rakab, ‘yeniden inşanın Gazze Şeridi'nde ateşkesin ikinci aşamasına geçmeyi gerektirdiğini ve şu ana kadar bunun başarılamadığını’ kaydetti. Er-Rakab, “Arabulucuların İsrail ve Washington'u ikinci aşamaya geçmeye ikna edip edemeyecekleri belli değil” ifadesini kullandı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan, yeniden inşa planının Arap ve ardından İslam ülkeleri tarafından kabul edildiği ilk günden itibaren, ‘İsrail'in ikinci aşamaya ilişkin müzakereleri engelleyerek ve ABD'nin ilk aşamayı uzatma önerisine bağlı kalarak kanıtladığı gibi, bunu uygulamamakta kararlı olduğunun görüldüğünü’ söyledi.

Hasan, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte “Tam bir ateşkes olmadan yeniden inşa gerçekleştirilemez” diyerek, arabulucuların ABD'nin de yardımıyla ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesi için daha fazla çaba göstermelerini istedi. Hasan ayrıca, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıların yeniden başlamasının Mısır ve Arap ülkeleri tarafından reddedilen yer değiştirme planını hayata geçireceğine dikkat çekti.

Diğer yandan ABD yönetimi yeniden inşa planına ilişkin tutumu konusunda çelişkili sinyaller gönderiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, önerilen anlaşmanın ‘Trump'ın talep ettiği koşulları ya da niteliği karşılamadığını’ belirterek, “Anlaşma beklentileri karşılamıyor” dedi. Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ise Mısır'ın çabalarını övdü. Witkoff, planın detaylarını onaylamadan şunları söyledi: “Bunu daha fazla tartışmamız gerekiyor, ancak bu Mısırlılar açısından iyi niyetin ilk adımı.”

Yeniden inşa planı, altı aylık bir geçiş dönemi boyunca Gazze Şeridi'nin işlerini yönetecek, bağımsız ve Filistin hükümetinin şemsiyesi altında çalışacak fraksiyonel olmayan ‘teknokratlardan’ oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor. Plana göre, yeniden inşa sürecinde Gazze Şeridi'nde yerlerinden edilmiş insanlara geçici konutlar sağlanacak ve Gazze Şeridi içinde yedi bölgede 1,5 milyondan fazla insanı barındırabilecek alanlar oluşturulacak. Planda Gazze Şeridi'nin yeniden inşasının 53 milyar dolar tutacağı ve sürecin 5 yıl süreceği tahmin ediliyor.

 



İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.