Netanyahu, Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirmekle tehdit etti… Hamas esirlerin ‘tabutlar içinde’ iade edileceği konusunda uyardı

Gazze Şeridi'ndeki el-Ahli Arap Hastanesi'nde İsrail bombardımanında hayatını kaybeden akrabası için ağlayan Filistinli bir kadın (AFP)
Gazze Şeridi'ndeki el-Ahli Arap Hastanesi'nde İsrail bombardımanında hayatını kaybeden akrabası için ağlayan Filistinli bir kadın (AFP)
TT

Netanyahu, Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirmekle tehdit etti… Hamas esirlerin ‘tabutlar içinde’ iade edileceği konusunda uyardı

Gazze Şeridi'ndeki el-Ahli Arap Hastanesi'nde İsrail bombardımanında hayatını kaybeden akrabası için ağlayan Filistinli bir kadın (AFP)
Gazze Şeridi'ndeki el-Ahli Arap Hastanesi'nde İsrail bombardımanında hayatını kaybeden akrabası için ağlayan Filistinli bir kadın (AFP)

Hamas bugün İsrail'i, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını yeniden başlatan Yahudi devletinin güç kullanmaya devam etmesi halinde Gazze Şeridi'nde tutulan esirlerin ‘tabutlar içinde ölü olarak’ geri döneceği konusunda uyardı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Hamas'ın esirleri serbest bırakmaması halinde İsrail'in Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçireceği uyarısında bulundu.

Hamas yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nde yaklaşık iki ay süren ateşkesin ardından savaşın yeniden başlamasının ‘İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun anlaşmayı bozmak için önceden planlanmış bir kararı olduğunu’ söyledi. Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı açıklamada, “İşgalci İsrail ne zaman esirlerini zorla geri almaya çalışsa, onları tabutlar içinde ölü olarak geri getiriyor” ifadesi yer aldı.

Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkililerine göre İsrail'in geçen hafta Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını yeniden başlatmasından bu yana yaklaşık 700 Filistinli hayatını kaybetti.

Hamas, özellikle Ramazan Bayramı yaklaşırken, savaşı durdurmak ve ateşkese dönmek için zamana karşı yarışan arabuluculuk çabalarına gölge düşürebilecek bir hareketle, iki İsrailli esiri gösteren bir video yayınladı.

İsrail Ordu Radyosu’na göre, Hamas'ın İsrailli esirler Elkana Bohbot ve Yosef-Haim Ohana'nın ateşkes ve serbest bırakılma çağrısında bulunduğu bir video yayınlamasından birkaç saat sonra, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz dün yaptığı bir konuşmada, Hamas'ın esirleri teslim etmeyi reddetmeye devam etmesi halinde Gazze Şeridi topraklarındaki işgali genişletmekle tehdit etti.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog dün Tel Aviv'de düzenlenen bir konferansta konuştu. Herzog, “Esirler meselesinin artık önceliklerimizin başında yer almaması beni gerçekten şok etti. Esirleri eve getirmekle ilgili her şeye odaklanmalıyız ve odağımızı kaybetmemeliyiz” ifadelerini kullandı.

Bohbot'un ailesi videonun ardından yaptığı açıklamada, esirlerin serbest bırakılması için Netanyahu ve ABD Başkanı Donald Trump'a çağrıda bulundu. İsrail Başbakanı ise videoyu ‘psikolojik savaş’ olarak nitelendirdi. Netanyahu, “Gazze Şeridi'ndeki esirlerin videoları onları geri getirme kararlılığımı güçlendiriyor. Kaçırılanların serbest bırakılması hem askeri hem de siyasi baskı yoluyla sağlanır” dedi.

İsrail ordusu bugün, Gazze Şeridi'nin merkezinden ateşlenen iki roketin İsrail toprakları üzerinde tespit edildiğini ve bunlardan birinin önlendiğini doğruladı.

Filistin medyası bugün erken saatlerde İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir eve düzenlediği saldırıda sekiz kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

El Aksa TV, Cibaliye el-Beled kasabasındaki evin vurulması sonucu hayatını kaybedenler arasında beş çocuğun da bulunduğunu ve çok sayıda kişinin de yaralandığını söyledi.

Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkililerine göre İsrail'in geçen hafta Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını yeniden başlatmasından bu yana yaklaşık 700 Filistinli hayatını kaybetti.



Analistler: Libya'da sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin durdurulması dikkatleri gerçek sorunlardan uzaklaştırıyor

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
TT

Analistler: Libya'da sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin durdurulması dikkatleri gerçek sorunlardan uzaklaştırıyor

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)

AFP'ye konuşan analist ve insan hakları aktivistlerine göre, 10 yabancı sivil toplum kuruluşunun Libya'daki faaliyetlerinin askıya alınması, binlerce Afrikalı göçmene yönelik tutumun sertleştiğini gösteriyor. Ayrıca bu durum, her şeyden önce ülkenin batısındaki yetkililerin dikkatleri kendi sorunlarından uzaklaştırmasına ve ihlalleri örtbas etmesine olanak tanıyor.

Libya kıyılarından Avrupa'ya ulaşmaya çalışan bir tekne dolusu kaçak göçmen (Şarku’l Avsat)Libya kıyılarından Avrupa'ya ulaşmaya çalışan bir tekne dolusu kaçak göçmen (Şarku’l Avsat)

Libya İç Güvenlik Servisi çarşamba günü, aralarında Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Norveç Mülteci Konseyi (NRC), Uluslararası Kurtarma Komitesi (IRC) ve Terre des Hommes'un da bulunduğu 10 insani yardım kuruluşunun ofislerinin kapatıldığını ve faaliyetlerinin askıya alındığını duyurdu. İç Güvenlik Servisi ayrıca, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ni (UNHCR) Libya'ya göçmen yerleştirme girişimlerinden dolayı suçladı.

Dikkatleri başka yöne çekme girişimi

Sadık Kamu Politikaları Enstitüsü uzmanı Enes el-Kamati, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Abdulhamid Dibeybe hükümetinin ‘dikkatleri başarısızlıklarından başka yöne çekmek için düşmanlar yaratmaya ve temel hizmetleri sunmadaki yetersizliğini gizlemek için sivil toplum kuruluşlarını komplocu olarak göstermeye çalıştığını’ söyledi.

Trablus'ta bir gözaltı merkezindeki Afrikalı kaçak göçmenler (Şarku’l Avsat)Trablus'ta bir gözaltı merkezindeki Afrikalı kaçak göçmenler (Şarku’l Avsat)

Petrol zengini Libya, 2011 yılında Muammer Kaddafi'nin devrilmesinden bu yana istikrarsızlıkla boğuşuyor ve iki rakip kamp arasında bölünmüş durumda: Biri BM'nin siyasi arabuluculuk misyonunun bulunduğu Trablus'ta (batı), diğeri ise Mareşal Halife Hafter'in desteklediği Bingazi'de (doğu).

El-Kamati'ye göre diğer amaç ise ‘yeni bir göç dalgasından korkan Avrupa'yı Trablus yönetimini siyasi olarak finanse etmeye ve desteklemeye itmek’. İtalya kıyılarına sadece 300 kilometre uzaklıktaki Libya, komşu Tunus ile birlikte Sahra altı Afrika'dan düzensiz yollarla Avrupa'ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin Kuzey Afrika'daki ana çıkış noktası.

Roma geçtiğimiz çarşamba günü, Cezayir, Tunus ve Libya'ya ulaşan 3 bin 300 Sahra altı göçmen için Uluslararası Göç Örgütü (IOM) öncülüğünde ‘gönüllü geri dönüş operasyonlarını’ finanse etmek üzere 20 milyon euro ayırdığını açıkladı.

Trablus'ta güvenlik güçleri tarafından yakalanan kaçak göçmenler (Sosyal medya)Trablus'ta güvenlik güçleri tarafından yakalanan kaçak göçmenler (Sosyal medya)

“İtalya gönüllü geri dönüşü finanse ettiğini, Libya ise egemenliğini savunduğunu iddia ediyor. Savunmasız göçmenler gözaltında ihlallere maruz kalıyor” diyen el-Kamati, göçmen kamplarını ‘insani yardım maskesi altında kitlesel bir sınır dışı merkezi’ olarak tanımladı.

Libya uzmanı Celal Harşavi ise sivil toplum kuruluşlarına karşı yürütülen kampanyayı daha geniş bir bağlamın parçası olarak görüyor. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre batı hükümetinin, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in 2023'ün başlarında ‘Sahra altı göçmen ordularının’ gelişini ve Tunus'un ‘demografisini değiştirme’ planını kınadığı konuşmasına benzer bir ‘şovenist ve çılgın duruş’ benimsediğini belirtiyor.

Harşavi, asıl nedenlerin başka yerlerde yattığını; Başbakan Dibeybe'nin özellikle ‘kamu fonlarına erişimde’ pek çok zorlukla karşı karşıya olduğunu’ ve ‘doğudaki Hafter ile pragmatik ilişkisinin kötü durumda olduğunu’ ifade etti.

Göçmenleri şeytanlaştırmak

Harşavi, bu uzlaşmazlık dinamiğinin ortasında Dibeybe hükümetinin ‘Sahra altı göçmenleri şeytanlaştırmaya ve sivil toplum kuruluşlarını kınamaya’ başvurduğunu, çünkü ‘Trablus'ta işleri kimin yürüttüğünü göstermek ve göç akışını engellemek için çalıştığı yanılsamasını yaratmak’ istediğini söylüyor.

Libyalı insan hakları aktivisti Husam el-Kamati ise ‘sivil toplum kuruluşlarına karşı yürütülen kampanyanın baskıcı silahlı grupların Trablus üzerindeki hakimiyetini sıkılaştırmayı amaçladığını’ düşünüyor. Dahası, bu güçlü silahlı gruplar sivil toplum kuruluşlarının etkisini sınırlandırarak ‘insan hakları ihlallerini belgelemelerini engelliyor’.

Ülkelerine sınır dışı edilmeden önce Trablus'ta bulunan göçmenler (AP)Ülkelerine sınır dışı edilmeden önce Trablus'ta bulunan göçmenler (AP)

BM ve Uluslararası Af Örgütü gibi sivil toplum örgütleri tarafından son aylarda yayınlanan çeşitli raporlarda muhaliflerin, gazetecilerin ve avukatların ‘keyfi olarak tutuklanmaları’ ve özellikle ülkenin güneydoğusunda toplu mezarların bulunmasıyla birlikte göçmenlere yönelik ihlaller kınandı. IOM’a göre insani yardım örgütleri de gıda güvensizliğinden mustarip bir ülkede daha savunmasız hale gelen Libyalı çalışanları ve göçmenler için endişelerini dile getirdiler.