İntikam cinayeti: Hamas’ın bir polisi alenen neden tasfiye edildi?

İsrail ile ateşkesin başladığı ocak ayında Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki Hamas üyeleri (AFP)
İsrail ile ateşkesin başladığı ocak ayında Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki Hamas üyeleri (AFP)
TT

İntikam cinayeti: Hamas’ın bir polisi alenen neden tasfiye edildi?

İsrail ile ateşkesin başladığı ocak ayında Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki Hamas üyeleri (AFP)
İsrail ile ateşkesin başladığı ocak ayında Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah kentinde salı günü Hamas üyesi bir polis memurunun önde gelen bedevi aşiretlerinden Ebu Samra aşiretinin üyeleri tarafından ‘intikam’ için öldürüldü. Bu eylem tek seferlik bir olay olmanın ötesinde, İsrail'in yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden savaşından etkilenen Gazzelilerin hayatlarına sızan daha büyük ve daha tehlikeli bir kaosun kanıtıdır.

Bir grup silahlı soyguncunun Deyr el-Belah'tan Nusayrat Mülteci Kampı’nın eteklerine doğru Selahaddin Caddesi boyunca ilerleyerek vatandaşların paralarını ve eşyalarını çalmasının yankıları dün sabah kısa sürede yayıldı.

Bu silahlı adamlar, insani yardımları ilk kez çalmıyordu. Ancak sınır kapılarının kapatılması ve yardımların kesilmesiyle birlikte bu kişilerin çoğalması, halkın yaşamına yönelik çifte bir tehdit haline geldi.

Hamas ne yaptı?

Bu haberin yazıldığı sırada Hamas'ın hırsızları durdurmak ya da kendi bünyesindeki bir polisi öldüren aşirete karşı her zamanki gücüyle harekete geçmemiş olması, Hamas'ın güvenlik gücünün gerçekliğini yansıttı.

Görgü tanıkları, Ebu Samra aşiretinin silahlı üyelerinin, Hamas'a bağlı unsurlar ve hatta öldürülen polis memuru İbrahim Şaldan'ın ailesi tarafından misilleme yapılmasından korktukları için evlerinin yakınlarında konuşlandıklarını aktardı.

Şarku’l Avsat'a konuşan Deyr el-Belah’taki basın kaynaklarına göre olayın meydana geldiği salı günü öğleden çarşamba akşamına kadar muhtarlar ve bölgenin ileri gelenleri olayların büyümesini engellemeye çalıştı.

Hamas tarafından yapılan açıklamalarda, ‘olaya karışan herkesle yasalar çerçevesinde güçlü ve sert bir şekilde mücadele edileceği’ vurgulandı. Ancak kaynaklar, Hamas’ın ‘polis memurları da dahil olmak üzere, Hamas’a ait her şeyi hedef alan İsrail’in bombardımanlarının gölgesinde sahada sükunetin geri gelmesini bekleyeceği’ tahmininde bulundular.

Sadece birkaç ay önce (Hamas'ın askeri kanadı) İzzeddin el-Kassam Tugayları'na bağlı Sahm Birimi ve diğer silahlı grupların desteklediği polis, Refah'ta insani yardımları çalan hırsızlara karşı şiddetli baskınlar düzenledi.

Geçtiğimiz ocak ayında Refah'ta yardım kamyonlarının güvenliğini sağlayan Hamas üyeleri (AP)Geçtiğimiz ocak ayında Refah'ta yardım kamyonlarının güvenliğini sağlayan Hamas üyeleri (AP)

Son yıllarda, özellikle de Hamas'ın 2007 yılında Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirmesinden sonra, Fetih Hareketi’ne (El Fetih) bağlı bazı aileler ya da Hamas'la ilişki kurmayı reddeden büyük aşiretler Hamas'a karşı ayaklanmaya çalıştı.

Bazı aileler Hamas üyelerine karşı silaha başvurdu. Onlar da bu ailelerle yüzleşmekte tereddüt etmedi. Bu ailelerin bazı üyeleri öldürüldü, bazıları tutuklandı.

Hamas daha önceki savaşlar sırasında her zamanki askeri gücüyle güvenliği kontrol etmeyi sürdürmüştü. Ancak bu kez, Hamas’ın vatandaşların güvenliğini sağlama konusundaki gerçek yeteneği açısından büyük bir gerileme olduğu gözlemlendi.

Polis memuru neden öldürüldü?

Deyr el-Belah'taki tasfiye olayı, Hamas'ın nadir yaşanan Hamas karşıtı protestoları engellememesinden sadece birkaç gün sonra gerçekleşti. Uday er-Rab'i adlı gencin Tel el-Heva'da kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürülmesi ve arkasında kimin olduğu bilinmeyen adam kaçırma olaylarının meydana gelmesi, yayılmaya başlayan kaosun açık işaretleriydi.

Şarku'l Avsat'a konuşan Deyr el-Belah'tan bağımsız kaynaklar ve tanıklar, un kıtlığı nedeniyle vatandaşların kentteki bir tüccarın depoları önünde toplandığını ve (Hamas polisine bağlı) Ekonomi Soruşturma Departmanı'ndan ekiplerin gelmesiyle, karaborsada satılan fiyatlara kıyasla daha düşük bir ücret karşılığında unun depolardan çıkarılıp halka satıldığını söyledi.

Geçtiğimiz ay Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya kentinde Hamas'ı protesto eden ve savaşın sona ermesini talep eden öfkeli kalabalık tarafından düzenlenen protesto gösterisinden bir kare (AP)Geçtiğimiz ay Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya kentinde Hamas'ı protesto eden ve savaşın sona ermesini talep eden öfkeli kalabalık tarafından düzenlenen protesto gösterisinden bir kare (AP)

Kaynaklar, mevcut miktar tükenmek üzere iken polis memurlarının dışarı çıkıp bölge sakinlerini bilgilendirdiğini, ancak bazılarının depoya girmeye çalıştığını belirtti.

Kaynaklara göre depoya baskın girişimi ve baskının püskürtülmeye çalışılması sırasında yaşanan kargaşada, polis memuru İbrahim Şaldan'ın silahından iki kurşun çıktı. Kurşunlardan biri deponun bulunduğu evin çatısından sekerek Ebu Samra aşiretinden bir çocuğa isabet etti. Çocuk El Aksa Şehitleri Hastanesi'ne kaldırıldıysa da kurtarılamadı.

Kaynaklar, bu olay üzerine Ebu Samra aşireti üyelerinin polisi kaçırdığını, deponun önünde bir polis aracını ateşe verdiğini ve daha sonra polis memurunu yol kenarında herkesin gözü önünde öldürdüklerini aktardı.

Olayın El Fetih ile bağlantısı var mı?

Kaynaklar, polis memuru Şaldan'ın öldürülmesi olayına ilişkin videoda görünen iki suç ortağının El Fetih hareketine bağlı olduğunu ve Filistin Yönetimi'nin güvenlik birimlerinde çalıştıklarını doğruladı.

Ancak kaynaklar, ‘olayın öncelikle örgütsel bir olay olmadığını, daha ziyade çocuğun öldürülmesinin ve o sırada olay yerindeki mevcut koşulların bir sonucu olduğunun’ altını çizdi.

Kaynaklara göre Hamas, El Fetih ve diğer gruplar arasındaki bölünmüşlük, Ebu Samra aşireti de dahil olmak üzere ailelerin çoğunluğuna yansıdığından tüm Filistinli aşiretleri ve ailelerini tek bir Filistin örgütü çatısı altında sınıflandırmak oldukça güç.

Kaynaklar, İsrail'in mevcut savaş sırasında aralarında Hamas aktivistlerinin de bulunduğu Ebu Samra aşiretinin en az 20 üyesini öldürdüğünü belirtti.

“Olay sonrası”

Ebu Samra aşireti bir açıklama yayınlayarak Şaldan'ı çocuklarını ‘kasten ve doğrudan’ öldürmekle suçlarken, ‘bu krizin aşiret yasaları ve yargıları tarafından yönetileceğini’ vurguladı.

Aşiretin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Bizler hiçbir zaman fitnenin, kanunlardan ve ilkelerden sapmanın savunucusu ya da sosyal dokuya darbe vurmanın bir aracı olmadık. Aksine, gençlerimizin ve erkeklerimizin en iyilerini bu toprakların savunulması ve insanlar arasında uzlaşı arayışı için sunduk. Bu yüzden halkımıza, sosyal dokumuzu parçalamaya yönelik tüm girişimler karşısında birlik ve beraberlik içinde olma çağrısında bulunuyoruz. Çünkü herhangi bir iç çekişme yalnızca düşmanlarımıza hizmet eder.”

Diğer yandan bir İsrail savaş uçağı dün öğle saatlerinde Deyr el-Belah’taki derme çatma bir polis karakolunu bombaladı. Saldırıda iki polis memuru ve bir çocuk öldü.

Sahadaki kaynaklara göre bombalanan karakol polis memuru Şaldan'ı öldürmekle suçlananları yakalamaya çalışıyordu.

Polis memuru Şaldan'ın ailesi yaşananlar karşısında sessizliğini korurken, bu haberin hazırlandığı ana kadar herhangi bir açıklamada bulunmadı. Aile ayrıca olay karşısında ne intikam alma girişiminde bulundu ne de başka bir şekilde tepki gösterdi.

Hamas tarafından yapılan açıklamada ‘bir grup suçlu’ tarafından gerçekleştirildiği belirtilen olay kınanırken, faillerin ‘güçlü ve kesin bir şekilde’ sorumlu tutulması gerektiği vurgulandı.

Hamas’a göre böyle bir suç, Siyonistlerin Filistin iç cephesini kırmaya çalışma, kaosu ve yozlaşmayı yayma ve Filistinlileri yerinden etme hedefine ulaşma amaçlarına hizmet ediyor.

Hamas'a bağlı bazı gruplar da saldırıyı kınayan açıklamalar yayınlayarak, ‘masumların kanına ve canına kast eden ya da sivil ve toplumsal barışı ve güvenliği baltalama cüretini gösteren herkesin’ yargılanması çağrısında bulundu.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.