Esed rejiminin ‘üretim hatlarının’ yıkıntıları üzerinde yeni captagon atölyeleri mi kuruluyor?

İlaç kılıfı altında bağımlılık yapıcı ölümcül karışımlar doğaçlanıyor

TT

Esed rejiminin ‘üretim hatlarının’ yıkıntıları üzerinde yeni captagon atölyeleri mi kuruluyor?

Esed rejiminin ‘üretim hatlarının’ yıkıntıları üzerinde yeni captagon atölyeleri mi kuruluyor?

Suriye sadece taşları yerinden oynatan bir savaşa sahne olmakla kalmadı; bedenlerden önce ruhları yiyip bitiren sessiz bir savaşın tiyatrosu haline geldi. Yanan şehirlerin enkazı arasında bütün bir nesil, aslında yurtdışına yönelik olan ancak iç pazarı da dolduran ucuz hapların merhametiyle büyüdü.

Hikâye, eski Suriye rejiminin Captagon tabletlerini (amfetamin ve teofilinden oluşan sentetik bir uyuşturucu), kendisini ve savaş makinesini finanse etmek için bir ‘kan parası’ haline getirmesiyle başladı. Daha sonra bu haplar, sokakları ve caddeleri süpüren, hayatları çalan ve rüyaları kabusa çeviren bir sele dönüştü.

2020 yılı dönüm noktası oldu. Bir Captagon hapının fiyatı bir buçuk dolardan sadece beş sente düşerek bir fincan çaydan daha ucuza geldi. Sezar Yasası'nın yürürlüğe girmesi, Suriye rejimine büyük yaptırımlar uygulanması, 2019 sonunda Lübnan'da yaşanan ekonomik kriz, dolar ticaretinin yapılamaması ve Lübnan'dan mevduatların çekilmesi, kara sınırlarının kontrolünde ve kaçakçılığın kısmen sınırlandırılmasında nispeten başarılı olunması gibi pek çok faktör buna katkıda bulundu.

cdfrgthy
Yeni Suriye yönetimi yetkilileri, Şam'daki 4. Tümen karargahında yüzlerce ton Captagon hapı ve esrar yaktı. (EPA)

Esed'in devrilmesinden sonra Suriye'nin çeşitli bölgelerini gezen ve Amman ve Erbil'de eczacılar ve doktorlarla görüşmeler yapan bu araştırma, bağımlılık mağdurlarının ve ailelerinin tanıklıklarına da dayanarak Captagon'un üretim hatlarını yeniden resmetmeye çalışıyor.

Karanlıkta örülen bağımlılık hikayeleri

Şam'ın harap sokaklarında, elektrik tellerinin hayalet gibi sallanıp gelip geçenleri takip ettiği yerlerde, zehirli maddeler masum gibi görünen isimlendirmelerle yayılıyor. Zehir tacirlerine göre bunlar enerji hapları, mutluluk hapları ve diğer bazı isimlerle adlandırılıyor. Buradaki gençler rastgele kurbanlar değil, sistematik bir denklemdeki sayılar gibiler. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 2023 yılı rakamlarına göre Suriye'de üretken yaştaki (15 yaş üstü) insanların yüzde 39,2'si işsiz. Ancak rakamlar, 19 yaşındaki Ahmed'in günlerini Şam'ın sokaklarından birinde eski bir kaldırımda oturduğu sırada yırtık ayakkabılarına bakarak vakit geçirirken, yanına gelen bir zehir tüccarının fısıldadığı “Bu hap seni adam edecek... Hiç yorulmadan bir at gibi çalışacaksın!” dediğinden bahsetmiyor. Ahmed, kendisiyle konuşan adamın mavi haplarının kölesi olacağını ve yıkılan atölyedeki uzun çalışma saatlerinin ancak daha fazla hapla sona erdirilebilecek bir kâbusa dönüşeceğini bilmiyordu.

Hikâye, savaş ve yoksulluk dalgalarıyla parçalanmış bir ülkede kolektif bir lanet gibi kendini tekrarlıyor. Bu karanlığın içinde Captagon'un parıltısı bir meteor gibi parlıyor. Kaynakların anlattıkları, domino taşları gibi erkek çocukları birer birer deviren bu hap hakkında kesişiyor. Göç hayalleri bile trajedinin bir parçası haline geldi. Bir adam deniz yolculuğunu finanse etmek için toprak satıyor, ancak sonunda kendini bir hapishane hücresinde buluyor. Bağımlı, yersiz yurtsuz, parasız ve geleceksiz.

Esed rejiminin yıkılmasından bu yana farklı bir yöne evrilen bağımlılık olgusunu belgelemek için Suriye'nin dört bir yanından, doğrudan bu zehirli hapları kullananlardan veya ailelerinden 10'dan fazla tanık topladık. Dün ilaç endüstrisi ve dış ihracata dayalı organize bir ticaret olan, üretimin devamlılığını sağlamak için ülke içinde tüketici sayısını arttırmayı amaçlayan bu durum, şimdi aşırı dozdan çok fazla can alan rastgele bir eyleme dönüştü.

DEFRGT
Yeni Suriye yönetiminin güvenlik güçlerinin bir üyesi elinde Captagon hapları tutuyor. (AFP)

17 yaşındaki Halepli Yasir, ailesi tarafından evden kovulmuş. Yasir, kendisine ulaşmamızı sağlayan teyzesinin kocasıyla birlikte bir bodrum katına sığınmış. Yasir şöyle diyor: “Arkadaşlarım hapları içtikten sonra gülüşüyorlar ve video oyunu kahramanı gibi hissettirdiğini söylüyorlardı. Ben de onlar gibi cesur olduğumu kanıtlamak için denedim. Şimdi sokaklarda bir hayalet gibi dolaşıyorum. Annemin beni rahatsız eden sesini duyuyorum. Soğuk gecelerde evimize gizlice giriyorum, kapalı kapıya dokunuyorum ve üzerime bir mermi düştüğünü hayal ediyorum... Belki de ölüm bana hak etmediğim bir bağışlanma bahşeder.”

Deyrizor'dan 22 yaşındaki Ali, Haseke'nin Guvayran mahallesinde çalışıyor ve yaşıyor. Zor bir iş gününün ardından Ali ile buluştuk. Ali şöyle anlattı: “Bir gün 10 saat boyunca sırtımda un çuvalları taşıdım. İşverenim beni izliyordu, sonra bana bir hap attı ve ‘Bunu al, sırtını güçlendirir’ dedi. Şimdi sırtımda birçok yük var. En acısı da çocuklarımın gözlerinde gördüklerim. Eve döndüğümde, yanıma gelmesinler diye uyuyor numarası yapıyorum. Babam ölü gibi uyuyor! diye fısıldadıklarını duyuyorum.”

Bir zamanlar sabah kahvesinin kokusuyla dolup taşan evlerde, şimdi duvarların duyulmasını itinayla engellediği hikayeler anlatılıyor. 45 yaşındaki Muhammed Ebu Yusuf, en büyük oğlunun resmine bakarken çatlamış ellerini ovuşturuyor. Ebu Yusuf şöyle anlatıyor: “Eskiden sokaklarda sağlığımı ve rahatımı feda edip onun eğitim masraflarını karşılamak için çok çalışırdım. Ama Captagon bunu benden çaldı. Onu bir köşede yaprak gibi titrerken gördüğümde, ‘Neden bombalamada ölmedin?’ diye bağırdım. Onu kaçakçılarla Avrupa'ya götürmeye çalıştım ama yolun yarısında kamyondan kaçtı. Şimdi onu eve kilitledim, ona haplar alıyorum ve her gece Allah'ın onun canını alması için dua ediyorum.”

Rehabilitasyon merkezlerinin eksikliği: Yavaş bir ölüm

Doktor Revan el-Hüseyin (takma adı) Sağlık Müdürlüğü'nün bir şubesinde çalışıyor ve bağımlılık sorunlarıyla ilgilenen bir sivil toplum kuruluşuyla danışmanlık sözleşmesi var. Doktor her gün yığınla dosyayı gözden geçirerek kalan hayatları kurtarmaya çalışıyor. Doktor şöyle anlatıyor: “Bir hafta önce zayıf, genç bir adam kucağında bebeğiyle yanıma geldi ve dedi ki; Onu hap için satmadan önce al. Onu barındıracak bir yatağım bile yok.”

CVFGBH
Şam'ın doğusundaki Duma kentinde bir fabrikanın içinde sahte meyvelerin içine gizlenmiş Captagon hapları (EPA)

El-Hüseyin buruşuk kağıtları toplarken iç geçiriyor ve şöyle diyor: “Uluslararası kuruluşlar ihtiyaçlarımızı dikkate almadan bize kutu kutu ilaç gönderirken, toksinler kanlarının bir parçası haline geldiği için gençlerimiz ölüyor. Görünmez yaralar için sargı bezlerini ne yapalım?”

Asıl insanlık trajedisi, ruh sağlığı ve bağımlılık tedavisi hizmetlerinin yokluğunda yatıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile Suriye'de çalışan personel, Şubat 2025 itibariyle Suriye genelinde uzmanlaşmış bağımlılık tedavi merkezlerinin sayısının 10'u geçmediğini, buna karşın ihtiyacın 150'den fazla olduğunu belirtiyor. Sağlık tesislerinin yüzde 70'inden fazlasının kısmen ya da tamamen yıkılmış olması nedeniyle, ücretsiz acil sağlık hizmetlerine erişim neredeyse imkânsız görünüyor.

El-Hüseyin, “Mevcut programlar bile psikiyatrik ilaç sıkıntısı çekiyor ve gönüllülerin çabalarına dayanıyor” diyor. Belki de asıl sorun, bağımlılara ve ailelerine yönelik toplumsal damgalama ve damgalanma korkusudur. Örneğin Şarku’l Avsat'ın yerel bir kuruluştan öğrendiğine göre, Dera'da halk bölgenin itibarını zedeleyeceği korkusuyla bir rehabilitasyon merkezi kurmayı reddetmiş.

Esed rejiminin devrilmesinden sonra Captagon

Düzensiz atölye çalışmaları ve rastgele dozlar yüzünden yok olan bir nesil

Esed rejiminin yıkılması acıların sonu olmaktan ziyade daha karmaşık bir kaosun kıvılcımı oldu. Tıpkı savaş sırasında kurumların çöküşünün gençleri ucuz bir bağımlılık için yakıta dönüştürmesi gibi, rejimin güvenlik mirası onları daha da ölümcül bir Captagon üretimi için açık bir arenaya dönüştürdü. Açık fabrikaları basan ve yok eden yeni hükümet, üretim ağlarının yeni bir gerçekliğe uyanan eski kaçakçı ve bağımlıların uzmanlığıyla yönetilen rastgele atölyelere bölüneceğini fark edemedi. Bu rastgele atölyelerde zehirler çıplak elle ve doğaçlama miktarlarda karıştırılıyor.

SDFRGT
Havik köyünde Captagon hapları yapmak için kullanılan malzemeler (Şarku’l Avsat)

Esed rejiminin devrilmesinin hemen ardından yeni yönetim, eski rejimin mali kaynaklarının temelini oluşturan Captagon fabrikalarını ortadan kaldırmak için askeri ve güvenlik amaçlı bir operasyon başlattı. Operasyon, Humus ve Şam kırsalındaki onlarca büyük tesisi yok etmeyi başardı. Ancak bu başarı beklenmedik bir felaketi de beraberinde getirdi. Organize üretimin çöküşüyle birlikte, bilgili eczacıların ve tüketicilerin ifadelerine göre, tek bir hapın fiyatı 5 sentten bir buçuk dolara fırladı. Bu durum bağımlıları ne pahasına olursa olsun bir doz almak isteyen çaresiz yaratıklara dönüştürdü.

Buradaki durum matruşkaya benziyor. Her felaketin içinde daha küçük felaketler gizleniyor. Esed'in devrilmesi ölüm makinesini durdurmadı. Aksine onu binlerce parçaya ayırdı. Geçmişte ucuz uyuşturucu vaatleriyle kandırılan bağımlılar kendilerini yeni bir sarmalın içinde buldular. Denetimsiz atölyelerde üretilen sahte haplar, onları yoksunluk acısını dindirmeye yetecek doza ulaşmak için hırsızlık yapmaya ya da kaçakçılık çetelerine katılmaya itti. Esed'in yokluğunun çocuklarını geri getireceğini düşünen aileler bile gayrı resmi atölyelerin onları bağımlılık ve ölüm istatistiklerinde yeni rakamlara dönüştürdüğünü anladı.

İlaç kılıfı altında sistematik bir endüstri

Eski rejim döneminde Captagon üretimi rastgele bir eylem değil, sistematik bir devlet projesiydi. Esed, Suriye'nin savaştan önce bölgedeki en gelişmişlerden biri olarak kabul edilen eczacılık altyapısını narkotik maddeler üretmek için kullandı. Halep ve Şam'daki lisanslı ve son derece teknik laboratuvarlarda kimyagerler ve ilaç uzmanları, hızlı ölüme neden olmadan bağımlılık sağlayan nispeten güvenli formülasyonlar geliştirmek için çalıştı. Suriye'nin farklı şehirlerindeki farklı ilaç laboratuvarlarında çalışan üç eczacı ile yapılan üç görüşme, rejimin formülasyonlarını geliştirmek için resmi laboratuvarları kullandığını doğruladı. Bir noktada, Captagon uzmanlarının yeni formülasyonlar geliştirmesine izin vermek için çeşitli bahanelerle laboratuvarlar kapatıldı veya ekipmanlarına el konuldu. Şam'ın güneyindeki Kisve bölgesindeki fabrikada çalışan bir kimya mühendisi Şarku’l Avsat'a formül geliştirmek için çalışanlar arasında İranlı ve Hintli uzmanların da bulunduğunu söyledi. “Sıkı protokoller izlendi... Rejim bağımlılık yapıcı haplar istiyordu. Bu da Suriye Captagonu’nu piyasada en çok aranan ilaç haline getirdi” diyen kaynak, ilacın seyreltilmiş bir versiyonunun da parti ilacı olarak satıldığını, yani geçici bir etkiye sahip olduğunu belirtti.

Yozlaşmış memurlar ve ölüm tacirlerinden oluşan bir ittifak

Devletin çöküşüyle birlikte Captagon endüstrisi rejimin elinden kaosun kucağına kaydı. Bilgi sahibi bir kaynağa göre, kaçakçılık rotalarından birini denetleyen bir subay, sınır bölgelerindeki önceki bağlantılarını kullanarak iki üretim atölyesi kurdu ve elbette silahlı bir milisin koruması altında yoksulluk ve kaostan yararlandı. Tabi ki bunu yalnız başına gerçekleştirmedi.

XCSDFVGT
Mahir Esed'in yakın arkadaşı Muhanned Numan, Şam'da ve Suriye kıyılarında Captagon üretimini denetledi. (Sosyal medya)

Şu anda Irak'ın Erbil kentinde ikamet eden, Suriye'nin kuzeydoğusundaki eski bir dağıtımcı Şarku’l Avsat'a şunları söyledi: “Tüccarlardan biri sahte ilaç ithalat şirketi aracılığıyla rejimin operasyonlarını finanse ediyordu. Lazkiye'den Haseke'ye uzanan bir ağ kurdu. Böylece rastgele atölyeler, Haseke ve Rakka'da Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol edilen bölgeler gibi daha önce temiz olarak kabul edilen alanlara yayıldı. Bu atölyeler yasal güvence ya da yeterli uzmanlık olmadan faaliyet gösteriyor. Son kullanma tarihi geçmiş ilaç kalıntılarından elde edilen beyaz tozlar öğütülerek pestisit tozu haline getiriliyor ve ucuz kimyasal çözücülerle karıştırılıyor.”

Üretim ve pazarlamadaki kaos nedeniyle bu haplar saatli bombalara dönüşmüş durumda. Örneğin Deyrizor Hastanesi'nde Dr. Noha (takma isim) 15 – 31 Ocak tarihleri arasında aşırı doz ya da zehirli yabancı maddeler nedeniyle 10 olağandışı zehirlenme vakası kaydetti. Şarku’l Avsat'a konuşan Noha, “Hastaların çoğu bilinen zehirlenme belirtilerine ek olarak sinirsel kasılmalar veya bir uzuvda geçici felçten mustarip olarak geldi. Arsenik ya da formalin içeren maddeler aldıkları tespit edildi” ifadelerini kullandı.

Komşu ülkeler düğümü

Bir zamanlar Suriye sorunu olarak görülen bu durum çok kısa bir süre içinde tüm Ortadoğu'nun güvenlik ve istikrarını tehdit eden bir salgına dönüştü. Esed'in iktidar hırsı ve İran destekli milislerle ittifakından beslenen Captagon ticareti, Lübnan'daki çeteleri finanse eden, Ürdün'de suçu körükleyen ve Irak üzerinden Körfez'e kaçakçılık yapan bölgesel gölge ekonominin bir parçası haline geldi. Bu durum, her dakika yeni bir bağımlının doğuşu ve yeni bir üretim hattı anlamına geliyor.

DCFVGTHY
Suriyeli bir güvenlik görevlisi, kısa süre önce Suriye güvenlik güçleri tarafından ele geçirilen Captagon hap üretim tesisinin önünde duruyor.

Komşu ülkeler, Esed rejiminin devrilmesinden sonra bile Suriye Captagonu'nun yayılmasının etkilerinden mustarip olmaya devam ediyor. Ancak krize verdikleri tepkiler önceliklere ve kaynaklara bağlı olarak değişiyor. Ürdün'de yetkililer 2015'ten bu yana sınır denetimlerini sıkılaştırdı. Öyle ki dikenli tel, drone gözetimi ve yüksek hassasiyetli elektronik gözetleme sistemlerinden oluşan güvenlik duvarı Ürdün sınırlarında boy gösteriyor.

Ancak en ciddi sorun, çok sayıda eski subay ve nüfuzlu kişinin Captagon ticareti ve üretimine dahil olması. Bu kişiler siyasi ve güvenlik korumasından yararlanarak bu işi gerçekleştiriyor. Aynı şekilde Lübnan ve Irak'ta da bu durum yaşanmaya devam ediyor. Bu nedenle, geçmiş deneyimler ve bilinen kaçakçılık kanalları temelinde, organize ve sofistike Captagon endüstrisinin her iki ülkede de yeniden canlanmasından korkuluyor.



Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
TT

Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)

Emel Hareketi ve Hizbullah’tan oluşan Şii İkilisi, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’nin sınır dışı edilme kararını, kendi siyasi grubuna yönelik kabul edilebilir önlemler ve kararlar ile artık sessiz kalınamayacak ve göz yumulamayacak bir ayrım çizgisi olarak değerlendiriyor.

Şii İkilisi ve destekçilerinin karara karşı sergilediği alarm durumu, 7 Ağustos'ta hükümetin silahların yasaklanmasına karar vermesi ve Hizbullah'ın askeri faaliyetlerinin askıya alınması gibi daha önce alınan daha büyük kararlar karşısında da devam etti. Emel Hareketi’nden bakanlar son kararı desteklerken, Şii İkilisi’nin bakanları ilk kararın alındığı oturumdan çıkmakla yetindiler.

Top Cumhurbaşkanı Avn’ın sahasında

Şii İkilisi’nden kaynaklar, bu karara karşı bazı seçenekleri olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin çözüm bulma görevini Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a devrettiğini, Cumhurbaşkanı Avn’ın ise Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararından, önceden haberi olmadığını söyledi.

Emel Hareketi'nin tutumu

Hizbullah'ın salı günü İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararını ‘büyük ulusal ve stratejik bir hata’ olarak nitelendirdiği bildirinin ardından Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, bu kararın ciddi sonuçları nedeniyle Dışişleri Bakanı Recci’den kararın derhal geri çekilmesini talep etmeye çağırdı. Emel Hareketi ise dün bir bildiri yayınlayarak Hizbullah'ın taleplerini destekledi. İlgili yetkilileri, ‘düşüncesiz ve sorumsuz bir adım’ olarak nitelendirdiği karardan geri dönmeye çağıran Emel Hareketi, ‘hiçbir koşulda bu kararın geçmesine göz yummayacağını’ vurguladı. Şii İkilisi’nin İran Büyükelçisi’ne kararı yokmuş gibi davranmasını bildirdiğini belirten kaynaklar, “Hükümetin faaliyetlerinin askıya alınması da seçenekler arasında yer alıyor, ancak Şii İkilisi’nin şu anda iç istikrarın sarsılmasını önlemeye kararlı olduğu vurgulanıyor” dediler.

Kaynaklara göre Lübnanlı yetkililerin, dün İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Litani Nehri boyunca uzanan tüm köprüleri yıkacaklarını ve Lübnan topraklarının yüzde 10'unu işgal ederek sınırlarını Litani Nehri'nin güneyine kadar genişletip bir tampon bölge haline getirme niyetini övünerek açıklaması karşısında uluslararası düzeyde diplomatik olağanüstü hal ilan etmeleri daha uygun olurdu.

dvf
Salı günü İsrail saldırısında hayatını kaybeden Emel Hareketi üyesinin cenaze törenine katılan Lübnanlılar (AP)

Emel Hareketi’nin bakanlık kotasından atanan Çevre Bakanı Tamara ez-Zeyn, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, “Konunun perşembe gününden önce çözüme kavuşturulacağına güveniyoruz” ifadelerini kullandı. Konunun önemli sonuçları olduğu için oturumda gündeme getirileceğini belirten Zeyn, Şii İkilisi’nden bakanlar hükümetten çekilme seçeneğinin masada olduğunu da ifade ettiler. Buna karşın Dışişleri Bakanlığı kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Karardan geri adım atılması söz konusu değil, bu egemenlik hakkı kapsamındaki bir karar” demekle yetindi.

Siyasi şantaj

Akademisyen ve siyasi analist Dr. Ali Murad yaptığı değerlendirmede, “Lübnan hükümetinin, İsrail’e roket saldırılarının başladığı ilk günden itibaren harekete geçmesi gerekirdi; zira şu anda on yıllardır biriken anormal bir durumla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Örneğin İran'a karşı tutum, yıllar önce, özellikle de İranlı yetkililerin beş Arap ülkesini yönettiklerini açıkça söylemelerinden bu yana değişmesi gerekirdi” ifadelerini kullandı. Lübnan devletinin aldığı birçok kararı uygulayamadığına dikkati çeken Dr. Murad, ancak Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın seçilmesinden ve Başbakan Selam hükümetinin kurulmasından bu yana alınan kararların, durumu değiştirme niyetinin olduğunu teyit ettiğini belirtti. Dr. Murad, “Buna karşın Hizbullah ve Emel Hareketi, istikrarı ve iç barışı tehdit ederek bu kararların uygulanmasına yönelik her türlü girişimi her zaman engellemeye çalışıyor ve dolayısıyla siyasi şantaj uyguluyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Murad, devletin siyasi ve diplomatik bir çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “İran’ın, Tahran ve Hizbullah’ın istediği gibi Lübnan ve Lübnanlılar adına müzakere masasına oturması kabul edilemez” dedi. İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararının ardından Şii İkilisi’nin gerginliği tırmandıracağını öngören Murad, ancak kararın tüm koşullarından bağımsız olarak, Lübnanlı yetkililerin şantaja boyun eğmemesi ve tüm tehditlere karşı kararlı kalmasının temel öncelik olduğunu belirtti.


Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
TT

Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Gazze Şeridi’nin geleceğine ilişkin siyasi süreçte, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşın küresel ve bölgesel gündemi meşgul etmesi nedeniyle görece bir durgunluk yaşanıyor. Ancak bu durum, İsrail’in Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı askeri liderlere yönelik suikastlarını sürdürmesine engel olmadı. İsrail’in bu operasyonlarda, işbirlikçilerden elde edilen bilgiler ile istihbarat amaçlı kullanılan ve kısa süre önce Gazze’nin orta kesimindeki bir mülteci kampında ortaya çıkarılan, inceleme sırasında kendiliğinden patlayan bir casusluk cihazından faydalandığı belirtildi.

Son olarak İsrail, Kassam Tugayları’nın Orta Bölge Tugayı’nda elit birim komutanlarından biri olan Ahmed Derviş’i, yardımcısı Nadir en-Nebahin ile birlikte öldürdü. Üçüncü bir kişinin ise ağır yaralandığı bildirildi. Saldırının, salı günü gece yarısına kısa süre kala, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın güneyinde bir futbol sahası yakınında, İsrail’e ait bir insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği ifade edildi.

vfdvf
İsrail hava saldırısında öldürülen Hamas savaşçısı Nadir en-Nebahin’in cenazesi başında gözyaşı döken Filistinliler, 25 Mart 2026 (AP)

Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, Ahmed Derviş savaş boyunca birden fazla suikast girişimine maruz kaldı ve bunlardan kurtulmayı başardı. Kaynaklardan biri, Derviş’in ‘7 Ekim 2023 saldırısında elit birliği yöneten isimlerden biri olduğunu ve bazı İsraillileri esir aldığını’ ifade etti.

Aynı kaynaklar, savaş sırasında üst düzey isimlere yönelik suikastların ardından Derviş’in son dönemde Orta Bölge Tugayı’nda kilit figürlerden biri haline geldiğini ve diğer komutanlarla birlikte Kassam Tugayları’nı yeniden yapılandırma çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde ‘askeri eğitim gerçekleştiren Hamas’ın elit unsurlarına saldırı düzenlendiğini ve bu kişilerin askeri tehdit oluşturduğunu’ öne sürdü. Ancak Hamas’a yakın saha kaynakları bu iddiayı yalanlayarak, söz konusu kişilerin ‘rutin bir şekilde bir araya geldikleri sırada hedef alındığını’ bildirdi.

Casusluk cihazının gizemli bir şekilde patlaması

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah bölgesinde, yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir kampın çevresinde dün öğle saatlerinden önce gizemli bir patlama meydana geldi. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, ilk etapta patlamanın bir İHA saldırısından kaynaklandığı düşünüldü.

Ancak sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Filistinli silahlı bir grubun unsurlarının kamp çevresinde İsrail’e ait bir casusluk cihazı tespit ettiğini, cihazdan elde edilen görüntü ve kayıtları incelemek amacıyla sökülmeye çalışıldığı sırada kendiliğinden patladığını” belirtti. Kaynaklar, patlamanın teknik bir arızadan ya da uzaktan kontrol edilen bir İsrail İHA’sı tarafından tetiklenmiş olabileceğini ifade etti.

Patlamadan kısa süre sonra bir savaş uçağının cihazın bulunduğu noktayı hedef alarak bombardıman düzenlediği, saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiği ve biri ağır olmak üzere 6 kişinin yaralandığı bildirildi.

vfdvfd
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Kaynaklara göre, savaş öncesinde ve sırasında Gazze Şeridi’ndeki silahlı grupların saha unsurları tarafından çok sayıda casusluk cihazı tespit edildi. Bu cihazların, bulundukları bölgelerde uçan İHA’lara doğrudan görüntü aktarımı yaptığı ve verilerin buradan İsrail’in operasyon merkezlerine iletildiği anlaşıldı.

Öte yandan İsrail’in istihbarat ve operasyon faaliyetlerini özellikle Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yoğunlaştırdığı gözlemleniyor. Söz konusu bölgeler, savaş boyunca diğer alanlara kıyasla daha az zarar görmüş, kara ve hava saldırılarının daha sınırlı kaldığı yerler olarak öne çıkıyor. İbranice yayın yapan medya organları ise Kassam Tugayları’nın bu bölgelerde gücünü koruduğunu öne sürüyor.

Polis araçlarına sık sık saldırılar düzenleniyor

Geçtiğimiz pazar akşamı, Ramazan Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen tarihte, Gazze Şeridi’nde Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir araç İHA’yla hedef alındı. Saldırıda üç kişi hayatını kaybederken, birkaç kişi de yaralandı. Sahadaki kaynaklara göre hayatını kaybedenler arasında, Kassam Tugayları’na bağlı Nuseyrat Taburu’nun elit biriminde saha komutanı olan Ahmed Hamdan da bulunuyordu.

İsrail ordusu, bu saldırıya ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, olaydan birkaç gün önce Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir cipin benzer şekilde hedef alındığı ve saldırıda en az 4 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

feergrg
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, 15 Mart’ta bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın tespitlerine göre, son üç hafta içinde Kassam Tugayları’na bağlı tabur ve elit birliklerde görev yapan saha komutanları ile tabur komutan yardımcıları dahil en az 10 isim, İsrail tarafından düzenlenen art arda operasyonlarda öldürüldü.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 690 Filistinli hayatını kaybetti. Böylece savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybının 72 bin 265’i aştığı belirtildi.

Suikast operasyonlarının, ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın her iki tarafında devam eden yoğun hava ve topçu saldırılarıyla eş zamanlı yürütüldüğü, ayrıca Selahaddin Caddesi çevresinde, özellikle Han Yunus karşısındaki bölgeler ile Şucaiyye ve Cibaliye gibi noktalarda ayakta kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı aktarıldı.

Suikast girişimi engellendi

Askeri faaliyetler, İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerin operasyonlarıyla eş zamanlı olarak devam ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki silahlı gruplara bağlı Rad’a Gücü, bir direniş liderine yönelik suikast girişimini engellediklerini açıkladı. Operasyon sırasında iki kişi gözaltına alınırken, üzerlerindeki silahlar ve cihazlar ele geçirildi; iki kişi ise kaçmayı başardı.

Gözaltına alınan iki kişinin sorgusu sırasında, silahlı çeteler ile İsrail istihbaratı arasındaki iletişim ve yönlendirme mekanizmalarına dair önemli bilgiler elde edildiği ve bunun söz konusu çetelerin çökertilmesine ve varlıklarının sonlandırılmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Sahadaki kaynaklara göre, saldırı Filistinli bir grubun önde gelen liderlerinden birini hedef alıyordu. Bölgedeki gruplar arasındaki sıkı ve genişletilmiş güvenlik önlemleri sayesinde suikast girişimi engellendi. Operasyon sırasında susturuculu tabancalar, kameralar ve İsrail SIM kartlı iletişim cihazları ele geçirildi.

Silahlı çeteler, son dönemde hem direniş gruplarının liderlerini hem de Hamas yönetiminde üst düzey yetkilileri hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Bazı girişimler engellenirken, geçmiş aylarda bazı saldırılar başarılı oldu.


Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
TT

Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bugün AFP'ye yaptığı açıklamada, Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısında 7 kişinin ölmesinin ardından, Washington'un Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki "herhangi bir iddianın kesinlikle yanlış" olduğunu söyledi.

Sözcü, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki iddiaların kesinlikle yanlış olduğunu, ABD-Irak ortaklığına aykırı olduğunu ve ABD ile Irak güçleri arasındaki uzun yıllara dayanan dostluk ve iş birliğine zarar verdiğini" belirtti.

Irak hükümeti, askeri kliniğe yapılan baskını doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'ni suçlamadı, ancak bu hedef almayı "devletler arası ilişkilerde uluslararası hukukun tüm tanım ve özelliklerini ihlal eden ve Irak halkı ile Amerika Birleşik Devletleri'ni birleştiren ilişkiye zarar veren tam teşekküllü bir suç" olarak değerlendirdi.