Rusya, yeniden yapılanmanın başlamasıyla birlikte Suriye arenasına geri dönüyor

Şeybani ile Şara Moskova'yı ziyaret etti ve Lavrov, Şam'daki yeni yönetimle iş birliğinden memnuniyet duyduğunu belirtti

Şeybani, Moskova'da Lavrov ile görüşmesinde güçlü bir diplomatik beden dili sergiledi (AFP)
Şeybani, Moskova'da Lavrov ile görüşmesinde güçlü bir diplomatik beden dili sergiledi (AFP)
TT

Rusya, yeniden yapılanmanın başlamasıyla birlikte Suriye arenasına geri dönüyor

Şeybani, Moskova'da Lavrov ile görüşmesinde güçlü bir diplomatik beden dili sergiledi (AFP)
Şeybani, Moskova'da Lavrov ile görüşmesinde güçlü bir diplomatik beden dili sergiledi (AFP)

Mustafa Rüstem

Sonunda ilk kez, birbiri ile savaşan eller tokalaştı. Rusya'nın siyasi karar alma süreçlerinin mutfağı olan Moskova Dışişleri Bakanlığı'nın lüks salonundaki beyaz masanın etrafında, on yıldır birbirine hasım olan gözler buluştu. Bu, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mahir eş-Şara'nın da aralarında bulunduğu üst düzey bir heyetin eşlik ettiği ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir araya geldiği bu türden ilk ziyaretiydi.

Bu ziyaret, on yıllardır ittifak dilinin baskın olduğu iki ülke arasındaki diplomatik kartların yeniden karılması açısından son derece önemli görünüyor. İttifak, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin akabinde Moskova'ya kaçmasının ardından değişti. Ancak Kremlin’in kapıları, Esed iktidarını devirme hareketinin başlamasıyla birlikte katıldığı Suriyeli muhalif güçlerin saflarındaki siyasi ve askeri mücadelesinin başlangıcından bu yana, “Ebu Ayşe” lakaplı Bakan Şeybani'ye açıldı.

Yeni bir beyaz sayfa

Siyaset dünyasının en meşhur sözü olan “bugünün düşmanı yarının dostu olabilir” doğrudur. Mutlak anlamda ne düşmanlık ne de dostluk vardır. Ancak görüşmelerdeki beden dili söyleyeceğini söyledi ve Rus diplomasisinin, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'yı 15 Ekim'de Moskova'da yapılması planlanan Rus-Arap zirvesine davet ederek de olsa, Suriye topraklarına ve Akdeniz'e erişimini koruma konusundaki “aceleci” tavrını özetledi.

 Rusya, Esed'in devrilmesinden bu yana Moskova'ya yaptığı ilk ziyarette Şeybani'yi ağırladı (AFP)Rusya, Esed'in devrilmesinden bu yana Moskova'ya yaptığı ilk ziyarette Şeybani'yi ağırladı (AFP)

Suriyeliler, Lavrov ve Şeybani arasındaki görüşmede genel bir diplomatik denklik tablosuna ulaşmadan önce, Esed Suriyesi döneminde alışılan itaatkarlıktan uzak olduklarını açıklayan bir beden dili benimsemeye çalıştılar. Suriye Dışişleri Bakanı, ülkesinin Moskova'nın Esed rejimiyle ekonomik, güvenlik ve askeri alanlarda imzaladığı tüm önceki anlaşmaları kapsamlı bir şekilde yeniden değerlendirmeye çalıştığını gizlemedi. Bu yeniden değerlendirme, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğini şekillendirmeyi amaçlıyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise ülkesinin, Suriye halkının tercihlerine saygı duyduğunu ve Moskova'nın Şam'daki yeni yönetimle iş birliği yapma isteğini dile getirdi. Hatta yaptırımların kaldırılması çağrısında bulundu.

Şantaj mı yoksa oyunun kuralları mı?

GSM Merkezi Direktörü Dr. Asıf Melhem, The Independent Arabia'ya verdiği röportajda, “sözlü destek” sınırları içinde kalan Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması ve benzeri konularla ilgili özel görüşmelere rağmen, mevcut Suriye hükümetinin ABD ve Batılı ülkelere her zaman kesin olarak güvenmenin imkânsız olduğunu anladığını söyledi.

Melhem, iki yönetim arasındaki gergin tutumlarda gözle görülür bir değişim olduğunu ve Şam'ın Esed rejimine verdiği destek sebebiyle Moskova'ya şantaj yapmaya çalışırken, Rusların bir miktar esneklik gösterdiğini belirtiyor. Melhem, “Yeni hükümet, ‘sizin yardımınız olmasaydı Esed çoktan devrilmişti’ demek istedi ve bu nedenle Rus yönetiminden tazminat ödemesini ve Esed'i teslim etmesini talep etmeye başladı” diye devam etti.

Ciddi Suriyeli yetkililer, Suriye'deki askeri üslerin Rusya için acil bir ihtiyaç ve Moskova tarihinde bir dönüm noktası olduğuna inanıyor. Ama durum böyle değil. Rusya'nın ihtiyacı olduğu doğru, ancak beklendiği kadar acil ve kaçınılmaz değil.

Rus GSM Merkezi’nin Direktörü, siyasette her pozisyonun bir bedeli olduğuna inanıyor. Rusya, Suriye'deki üslerini elinde tutmakla ilgileniyor ve bunları korumanın yanı sıra, Esed iktidarından önce bile Suriye ile iyi olan ilişkilerini sürdürmek istiyor.

Haberler, Rus bombardımanı nedeniyle sivillerin zarar gördüğü olaylarda artış olduğunu ortaya koyuyor (AFP)Haberler, Rus bombardımanı nedeniyle sivillerin zarar gördüğü olaylarda artış olduğunu ortaya koyuyor (AFP)

Direktör şu açıklamada da bulundu: “Her halükarda, üsler Moskova için bir ölüm kalım meselesi değil. Örneğin Suriye kıyılarını ele alırsak, Ruslar açısından Akdeniz'e erişimin tek yolu Karadeniz, Cebelitarık Boğazı veya Süveyş Kanalı’dır. Bu koridorlar ise belirli anlaşmalara tabi. Bu nedenle, özellikle Rusya, herhangi bir bölgede yaşanabilecek beklenmedik gelişme korkusuyla askeri varlığını çeşitlendirmeye başladı. Sudan, Libya ve Eritre'de askeri üsler kurma girişiminde bulundu. Zira üslerinin bulunduğu ülkelerde bazı siyasi değişiklikler yaşanabileceğinin ve bu durumda üslerini korumanın zorlaşabileceğinin farkında.”

Ekim 2011'de Moskova, Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olarak, eski Suriye devlet başkanı Beşşar Esed'in istifasını isteyen Batı destekli kararlara karşı veto yetkisini kullanmaya başladı. Bu veto, 8 Aralık 2024'e kadar süren Suriye savaşı boyunca tekraren devam etti. Eylül 2015’te de askeri müdahalede bulundu. O dönemde Rus güçleri, DEAŞ ve terör örgütü olarak tanımladığı el-Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi de dahil olmak üzere muhalif grupları hedef aldıklarını kabul ettiler.

Bununla birlikte haberler, özellikle Kuzey Suriye'de Rus bombardımanları sebebiyle sivillerin zarar gördüğü olaylarda artış olduğunu ortaya koydu. Bu durum, milyonlarca insanın Türkiye yakınlarındaki veya sınırındaki kamplara göç etmesine yol açtı. Bu arada, Ekim 2016'da Moskova, BM İnsan Hakları Konseyi'ndeki koltuğunu kaybetti.

Rusya-Suriye ilişkileri, Suriye'nin bağımsızlığını tanıyan ilk rejim olan eski Sovyetler Birliği dönemine kadar uzanıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre iki ülke arasında kurulan diplomatik ilişkiler ve stratejik ittifak, Hafız Esed'in Suriye'de iktidara gelmesiyle (1970'ten 2000'e) zirveye ulaştı.

Ekonomik ilişkiler

Tüm bunların bir uzantısı olarak Moskova, Şam ile ilişkilerini korumaya çalışıyor. Son görüşme de yeni bir koordinasyon aşamasının başlangıcı sayıldı. Rusya yalnızca siyasi ve askeri düzeylerde değil, ayrıca Suriye'nin yeniden inşası ve istikrarının sağlanması konusunda da kapsamlı yardım sunma isteğini dile getirdi.

Gözlemciler, bu görüşmenin kanlı bir dönemin ardından açık oynamaya ve yeni bir sayfa açmaya yönelik daha geniş bir çabanın parçası olduğuna inanıyor. Bu adımlar, sivillerin ölümüne ve geniş bir bölgede köy ve kasabalarda hâlâ görülebilen yıkıma yol açan bombardımanlar sebebiyle Rusya'nın kendileriyle karanlık bir geçmişe sahip olduğunu düşünen Suriyelilerin kızgınlığına rağmen atılıyor. Rusya'nın yeniden inşaya katılması yakıp yıktıklarını telafi etmenin, diğer yandan da yatırım ve çok sayıda anlaşmanın değerlendirilmesi yoluyla sıcak sulara dönüşün bir yolu olabilir.

 Dr. Asıf Melhem ise, Suriye ile Rusya arasında fosfat, petrol, doğalgaz ve Tartus Limanı alanındaki yatırımlar için imzalanan sözleşmelerin rejimin devrilmesinden çok önce iptal edildiğini vurguluyor. Bu sözleşmeler kapsamında Suriyeli şirketler ile ortak olan Rus şirketlerinin, hisselerini ortaklarına devrettiklerinin, dolayısıyla ziyaretin, bu anlaşma ve sözleşmelerin yeniden değerlendirilmesi bağlamında yapıldığının altını çiziyor.

Buna ilave olarak Rusya, Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi ve uluslararası alanda önemli bir varlığa sahip. Dünyanın en büyük ikinci gücü. Melhem bunun önemli olduğuna inanıyor, zira bu sebeple Rusya’nın görüşleri dikkate alınıyor. Dolayısıyla Rusya ile ilişkiler sürdürülmeli, bu durum şüphesiz Suriye'ye fayda sağlayacaktır.

Öte yandan Şam, Rusya'nın Suriye'ye ihtiyacı olduğunu iddia ederek durumu abartmaya çalışıyor. Melhem’e göre bu doğru değil, çünkü Suriye'nin toplam yüzölçümü Moskova ve kırsalının yüzölçümünü aşmıyor ve Rusya, eğer zorunda kalırsa ve bölgede kalmasının bedelinin elde edeceği faydadan daha büyük olduğunu görürse, sonunda bu üslerden vazgeçebilir.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Güney Lübnan yeni bir yerinden edilme dalgasıyla karşı karşıya

 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)
 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)
TT

Güney Lübnan yeni bir yerinden edilme dalgasıyla karşı karşıya

 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)
 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)

Güney Lübnan’daki beldelere yeniden göç dalgası yaşanıyor. Cuma akşamından bu yana İsrail’in askeri operasyonlarını yoğunlaştırması, hava saldırıları ve bombardımanların artmasına yol açarken, çok sayıda aile bölgelerini terk etti. Beyrut ve Sayda yönündeki yollarda da yoğun trafik oluştu.

Zavtar el-Garbiyye Belediye Başkanı Abd İzzeddin, özellikle çocuklu ve yaşlıların bulunduğu çok sayıda ailenin çatışmaların daha da büyümesi endişesiyle bölgeden ayrıldığını söyledi.

Gerilimin merkezinde, Lübnan-İsrail müzakerelerinin de en önemli anlaşmazlık noktalarından biri haline gelen Ali et-Tahir tepeleri bulunuyor. Askeri Uzman Hasan Cuni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail’in bölgede “alışılmışın dışında” yöntemlerle operasyonlarını yoğunlaştırdığını belirterek, geleneksel bir kara harekâtına girişmeden altyapıya ulaşabilecek “havalandırma noktaları, geçitler veya girişler” aradığını ifade etti.

Cuni, Ali et-Tahir’in sahada artık bir pazarlık kozu haline geldiği değerlendirmesinde bulundu.


SDG: Özerk Yönetim yakında ortadan kalkacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı Türkiye'ye yaptığı ilk ziyaretinde ağırladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı Türkiye'ye yaptığı ilk ziyaretinde ağırladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

SDG: Özerk Yönetim yakında ortadan kalkacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı Türkiye'ye yaptığı ilk ziyaretinde ağırladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı Türkiye'ye yaptığı ilk ziyaretinde ağırladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Ayn el-Arab’daki (Kobani) komutanı Mahmud Berhudan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye Türkiye’deki yeni “barış sürecine” sundukları katkı nedeniyle övgüde bulundu.

Berhudan, SDG’nin omurgasını oluşturan Kürt Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) mensup yaklaşık 10 ila 12 bin kişinin Suriye ordusuna entegre edildiğini ve YPG’nin yakın zamanda feshedileceğini açıkladı. Berhudan ayrıca “Özerk Yönetim” yapısının da ortadan kalkacağını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Türkiye gazetesinden aktardığına göre SDG’den bir yetkili, SDG’nin Suriye ordusu ve Suriye hükümetiyle entegrasyon sürecinde engellerin yüzde 99’undan fazlasının aşıldığını kaydetti. Önümüzdeki dönem “tek devlet, tek ordu, tek bayrak ve ortak vatan” anlayışı üzerine kurulacak.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önümüzdeki dönemde Suriye’yi ziyaret etmeyi planladığını açıkladı. Erdoğan, Türkiye’nin komşu ülkede istikrarın güçlendirilmesine destek olmak için elinden geleni yapacağını vurguladı.


Husiler, iki haftadır süren gerginliğin bir parçası olarak Babu’l Mendeb’e 5 balistik füzeyle saldırdı

Husi milisleri tarafından daha önce Yemen’in el-Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir füze (AFP)
Husi milisleri tarafından daha önce Yemen’in el-Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir füze (AFP)
TT

Husiler, iki haftadır süren gerginliğin bir parçası olarak Babu’l Mendeb’e 5 balistik füzeyle saldırdı

Husi milisleri tarafından daha önce Yemen’in el-Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir füze (AFP)
Husi milisleri tarafından daha önce Yemen’in el-Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir füze (AFP)

İran destekli Husilerin yaklaşık iki haftadır devam eden deniz ve kara gerilimi kapsamında bugün Kızıldeniz’in güneyindeki Babu’l Mendeb Boğazı’na doğru 5 balistik füze fırlattığı bildirildi. Husilerin önceki saldırıları, el-Muha Limanı’nın büyük ölçüde tahrip edilerek hizmet dışı kalmasına yol açarken, can kayıpları da batı kıyılarından Marib, Hadramevt ve Şebve vilayetlerine kadar uzandı.

Batı kıyısında konuşlanan hükümete bağlı Ulusal Direniş Güçleri’nin askeri medyası, Husilerin İbb vilayetindeki el-Hamza Kampı çevresinden 2, Taiz kentinin doğusundaki el-Huban bölgesinden ise 3 balistik füze fırlattığını bildirdi. Tüm füzelerin Babu’l Mendeb bölgesine yöneldiği belirtildi.

Saldırılar, Husilerin bir gün önce Taiz vilayetindeki el-Muha kentini farklı zamanlarda 2 füze ve 6 insansız hava aracıyla (İHA) hedef almasının ardından gerçekleşti. Bu sırada hükümet güçlerinin çeşitli cephelerde Husi hareketliliğine karşı operasyonlarını sürdürdüğü kaydedildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri de dün yaptığı açıklamada, 24 saat içinde Husilere ait mevziler, hedefler ve tehdit kaynaklarına karşı 181 askeri operasyon düzenlendiğini duyurmuştu. Söz konusu operasyonların, son dönemde Yemen cephelerinde gerçekleştirilen en geniş kapsamlı saldırı dalgalarından biri olduğu belirtildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid Abdullah en-Nezili, operasyonların İHA’lar, topçu birlikleri ve roketatarlarla gerçekleştirildiğini söyledi. Nezili, saldırılarda askeri mevziler, ateş kaynakları ve Husilerin temas hatları boyunca saldırılar düzenlemek için kullandığı kapasite ve unsurların hedef alındığını belirtti.

Askeri açıklamaya göre operasyonlarda onlarca Husi öldürüldü veya yaralandı, onlarca araç ve askeri teçhizat imha edildi. Ayrıca silah depoları ve çeşitli askeri araçların da vurulduğu bildirildi.

Uluslararası koruma talebi

Bu sırada, Yemen’in el-Muha kentinde onlarca denizci bugün protesto gösterisi düzenleyerek Husilerin son dönemde limana yönelik saldırılarını kınadı. Göstericiler, Kızıldeniz’de deniz ulaşımını tehdit eden ve İran tarafından desteklendiğini belirttikleri saldırıların durdurulması için uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu.

Protestocular, su yollarının etkin şekilde korunması ve denizcilik sektöründe çalışanlar ile balıkçıların can güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Bu çağrı, Husilerin gemiler ve kıyıdaki tesislere yönelik saldırılarını art arda sürdürdüğü bir dönemde geldi.

El-Muha Limanı, son günlerde balistik füzeler ve İHA’larla geniş çaplı saldırıların hedefi olmuş, saldırılarda ölü ve yaralılar meydana gelirken stratejik öneme sahip limanın altyapısında da büyük hasar oluşmuştu.

sdcf
Babu’l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz’deki gemilere yönelik Husi saldırılarını protesto eden yabancı ve Yemenli denizciler (AP)

Liman Müdürü Abdulmelik eş-Şerabi’nin verdiği bilgilere göre, saldırılarda tesis güvenliğinden sorumlu 4 personel ile limanda çalışan 3 kişi hayatını kaybetti. Şerabi, Husilerin limanı 25’ten fazla füzeyle hedef aldığını ve saldırıların altyapı ile operasyonel ekipmanlarda geniş çaplı hasara yol açtığını belirtti.

Saldırılarda ayrıca 6 ahşap gemi ile limanın genişletilmesi projesi kapsamında kullanılan bir iş makinesi zarar gördü. Liman rıhtımı ve tesise ait kritik altyapı unsurları da ağır hasar aldı.

Şerabi, deniz ulaşımının durmasının yol açacağı insani ve ekonomik sonuçlara dikkati çekerek, ticari faaliyetlerin sekteye uğraması nedeniyle yaklaşık bin 300 çalışanın işini ve geçim kaynağını kaybettiğini söyledi.

Bu gelişmeler, el-Muha kentinin son günlerde batı kıyısında Husilerin en önemli gerilim noktalarından birine dönüşmesiyle yaşandı. Bölgede gerilim, Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik saldırılarla eş zamanlı olarak tırmanıyor.

Taiz cepheleri baskı altında

Yemen’in güneybatısındaki Taiz vilayetinde hükümet güçleri, son saatlerde kentin kuzey cephesinde Husilere ait toplanma ve yığınak girişimlerini püskürttü. Bu gelişme, Husilerin Makbene’deki köyleri bombalaması ve el-Muha kentini hedef almasıyla eş zamanlı yaşandı.

Resmi medya, bir askeri kaynağa dayandırdığı haberinde, hükümet güçlerinin kuzey cephesindeki Husi birliklerinin toplanma ve yığınak noktalarına müdahale ettiğini bildirdi. Kaynak, operasyonlarda Husi saflarında ölü ve yaralıların bulunduğunu belirterek, güçlerin Husi hareketliliğini izlemeyi ve buna karşı müdahalede bulunmayı sürdürdüğünü kaydetti.

Taiz’in kuzeybatısındaki Makbene’de ise Husiler, el-Aşmele, Humeyr, el-Kuveyha köyleri ve çevresindeki diğer bölgeleri 11 top ve havan mermisiyle hedef aldı. Askeri kaynaklara göre saldırılarda maddi hasar meydana gelirken can kaybı yaşanmadı.

rgty
Husi milislerinin füze saldırıları sonucu Yemen’in el-Muha Limanı’nda geniş çaplı hasar meydana geldi. (AFP)

Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı topçu birlikleri ve roketatarlar, Husilerin mevzilerini ateş altına aldı. Saldırının, Husilerin hükümet güçleri ve sivil yerleşim bölgelerine yönelik devam eden saldırılarına karşılık olarak gerçekleştirildiği belirtildi.

Taiz ve batı kıyısındaki bu tırmanış, Yemen’deki temas hatlarında askeri hareketliliğin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Husilerin hükümet güçlerinin mevzileri üzerindeki baskıyı artırmaya çalıştığı, aynı zamanda füze ve insansız hava aracı saldırıları için eş zamanlı yeni güzergâhlar açtığı kaydedildi.

Sivil kurbanlar

Sahadaki gerilimin artmasıyla eş zamanlı olarak Yemenli Mağdurlar Dernekleri Ağı, 4-15 Ağustos tarihleri arasında Marib, Taiz, Hudeyde ve Dali vilayetlerinde balistik füze ve İHA saldırıları nedeniyle 18 sivilin öldüğünü veya yaralandığını belgelediğini açıkladı.

Ağ tarafından Marib’te ‘Tırmanışın Hedefindeki Siviller’ başlığıyla düzenlenen basın toplantısında yapılan açıklamada, Husi saldırılarının yerleşim bölgeleri, sivil tesisler ve yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kampları hedef aldığı belirtildi.

sdfrgt
Husi milislerinin Yemen’in el-Muha Limanı’na düzenlediği saldırının ardından yaralanan bir adam hastanede tedavi görüyor. (AP)

Hak örgütleri ağı, bu ayın 7’sinde Marib’teki Cev en-Nesim adlı yerinden edilmiş kişiler kampına düzenlenen saldırıda 2 sivilin hayatını kaybettiğini, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 14 kişinin yaralandığını açıkladı. Saldırıda yerinden edilmiş kişilerin barınakları, su ve kanalizasyon şebekeleri ile özel mülklerin de zarar gördüğü belirtildi.

Ağ ayrıca 9 Ağustos’ta El-Muha kenti ve limanı ile el-Huha kenti ve batı kıyısındaki Suudi Sahra Hastanesi çevresinin onlarca balistik füze ve İHA’yla hedef alındığını belgeledi. Saldırılarda aralarında çocukların da bulunduğu sivillerin hayatını kaybettiği veya yaralandığı bildirildi.

Taiz vilayetinde ise Husilerin et-Taaziyye, Sabr el-Mevadim ve Makbene ilçelerine yönelik saldırılar düzenlediğini belirten ağ, 8 Ağustos’ta düzenlenen bombardımanda aralarında bir bebeğin de bulunduğu 2 kadın ve 2 çocuğun yaralandığını kaydetti. Sabr el-Mevadim ilçesine 10 Ağustos’ta düzenlenen bir başka saldırıda ise bir kız çocuğunun hayatını kaybettiği, bir çocuğun da yaralandığı bildirildi.

Ağ, 11 Ağustos’ta Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki uluslararası sularda bir ticari geminin hedef alındığını da belgeledi. Saldırıda 3 mürettebatın hayatını kaybettiği, kurtarma çalışmaları sırasında diğer bazı mürettebat üyelerinin yaralandığı belirtildi.

dvfgh
Marib’te yerinden edilmiş bir ailenin barınağının yanına Husi füzesi düştü. (AFP)

15 Ağustos’ta ise Husiler, Marib kentindeki eş-Şerike yerleşim bölgesini balistik füzelerle hedef aldı. Saldırıda sivil can kayıpları yaşanırken, çok sayıda ev ve özel mülkün yıkıldığı veya hasar gördüğü bildirildi.

Hak örgütleri ağı, saldırıların sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alan tekrarlanan bir eylem biçimine dönüştüğünü belirterek, Birleşmiş Milletler (BM), BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası topluma sivillerin korunması ve saldırılardan sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması için adım atma çağrısında bulundu. Ağ ayrıca, balistik füzeler ve İHA’ların kullanımına bağlı ihlaller konusunda bağımsız bir uluslararası soruşturma yürütülmesini talep etti.