Ürdün ve Müslüman Kardeşler: Ortaklıktan yasaklanmaya

Karar bir dönemi tamamen kapatırken geleceği çeşitli senaryolara açıyor

İslami Hareket Cephesi'nin Amman'daki ofisinin önünde bekleyen Ürdün polisi, 23 Nisan 2025 (Reuters)
İslami Hareket Cephesi'nin Amman'daki ofisinin önünde bekleyen Ürdün polisi, 23 Nisan 2025 (Reuters)
TT

Ürdün ve Müslüman Kardeşler: Ortaklıktan yasaklanmaya

İslami Hareket Cephesi'nin Amman'daki ofisinin önünde bekleyen Ürdün polisi, 23 Nisan 2025 (Reuters)
İslami Hareket Cephesi'nin Amman'daki ofisinin önünde bekleyen Ürdün polisi, 23 Nisan 2025 (Reuters)

Malik Athamneh

Ürdün devleti ile Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) arasındaki ilişkinin tarihinde önemli bir adım atan İçişleri Bakanı Mazin el-Feraye, çarşamba günü öğleden sonra Müslüman Kardeşlerin Ürdün'de yasaklanacağını resmen duyurdu.

Bu duyuru bir boşluk anından ziyade Müslüman Kardeşlerin 1945 yılındaki kuruluşundan bugüne kadar geçirdiği uzun bir siyasi ve sosyal dönüşüm sürecinin doruk noktası oldu.

Kuruluş ve anlayış

Ürdün'deki Müslüman Kardeşler 1945 yılında tebliğ ve hayır amaçlı resmi makamlarca izin verilen bir dernek olarak kuruldu. Müslüman Kardeşler, kuruluşundan itibaren özellikle onu ülkede milliyetçi ve solcu dalgaya karşı bir müttefiki olarak gören merhum Kral Hüseyin bin Talal döneminde, devletle dengeli bir ilişkiye sahipti. Bu ilişki 1970'li yıllarda Ürdün devleti ile Filistinli direniş grupları arasındaki iç ayaklanma ve çatışmalarda İhvan'ın devletin yanında yer almasına kadar devam etti.

Eğitim, sendikalar ve hayır işleri

Müslüman Kardeşlerin ülkedeki faaliyetleri eğitim ve hayır işlerine kadar uzanmış, okullar ve dini merkezler kurmuş ve meslek sendikalarında önemli noktaları kontrol etmişti. Tüm bunlar daha sonra siyasi olarak güçlenmesine katkıda bulunan geniş bir toplumsal nüfuz elde etmesini sağladı. Müslüman Kardeşler, bu genişleme sayesinde hayır işlerine dayalı toplumsal temeller inşa edebilmiş, ayrıca bu hareket alanını kendi çıkarları için kolejler, enstitüler, üniversiteler ve bankalar da dahil olmak üzere yatırım kurumları kurmak için kullanmış ve bu sayede mali serveti önemli ölçüde artmıştır.

1990'lı yıllar ve İslami Hareket Cephesi'nin yükselişi

Müslüman Kardeşler, ülkede 1989 yılının nisan ayında yaşanan ayaklanmadan sonra siyasi hayatın tüm kesimlere açılması ve parlamenter hayata geri dönülmesiyle birlikte İslamcıların siyasi sürece dahil edilmesini iç dengeleri ayarlamanın bir aracı olarak gören Kral Hüseyin yönetimindeki devletin üstü kapalı desteğiyle 1992 yılında siyasi kolu İslami Hareket Cephesi'ni (Cebhet'ül Emel'ül-İslami/IAF)kurdu. IAF, geleneksel sol ve sağ partilerin zayıf olduğu bir dönemde seçimleri kazanarak birinci parti oldu.

“Ürdün güvenlik güçleri, bu ayın ortalarında ideolojik ve örgütsel olarak Müslüman Kardeşler ile bağlantılı bir hücre tarafından yönetilen ve son yılların en tehlikelisi olarak tanımlanan bir terör planının engellendiğini duyurdu.

Bozulan anlayışlar

Ancak Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile İsrail arasındaki Oslo Anlaşması sürprizinin bir sonucu olarak 1994 yılında İsrail ile Vadi Araba Anlaşması'nın imzalanmasıyla birlikte Müslüman Kardeşler ile Ürdün devleti arasındaki gerginliğin ilk işaretleri ortaya çıkmaya başladı. Müslüman Kardeşlerin anlaşmaya açıkça karşı çıkması ve dış ve iç politikada eleştirel tutumlar sergilemesi, yetkilileri iki taraf arasında ilişkiyi yeniden değerlendirmeye itti.  Ardından Müslüman Kardeşlerin aktif rol üstlendiği halk hareketi ‘Arap Baharı’ süreci başladı. Bu da devletle arasındaki güvensizliği artırdı. Bu durum daha sonra İhvan’ın bölünmesine ve 2015 yılında yasal olarak ruhsatlı bir derneğin doğmasına yol açtı.

Hamas ile yolların kesiştiği nokta

Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail'e düzenlediği saldırının ardından Ürdün'deki Müslüman Kardeşler, Hamas'a kamuoyu desteği vererek kendini yeniden konumlandırmaya başlamış gibi görünüyordu. Ancak Ürdün devleti bunu özellikle de İhvan’ın kamusal söyleminin sokakta yoğunlaşmaya, güvenlik güçleriyle doğrudan çatışmalara ve İslamcı söylemde daha önce emsali görülmemiş aşırılıklara varılmaya başlandığında ülke içindeki bölgesel olayları siyasi olarak istismar etme girişimi olarak gördü.

dsfrgt
Ürdün İçişleri Bakanı Mazin el-Feraye, Müslüman Kardeşlerin faaliyetlerinin yasaklandığını ve yasadışı ilan edildiğini duyurdu, Amman, 23 Nisan 2025 (PETRA)

IFA, 2023 yılında yapılan parlamento seçimlerinde gözlemciler tarafından Ürdün devletinin gerilimleri kontrol altına alma ve İslamcılara fikirlerini sokak yerine parlamento aracılığıyla ifade etmeleri için meşru bir çıkış yolu sağlama politikası çerçevesinde görülen adil ve şeffaf bir seçim atmosferinde siyaset sahnesine katılma şansı yakaladı. Parti, parlamentoda önemli bir siyasi yapı olduğunu gösteren çok sayıda koltuk elde etmeyi başardı.

Ancak bu fırsata rağmen İhvan, halk baskısını sokak üzerinden sürdürmeyi tercih etti. Bu durum devletle olan ilişkilerinin yeniden gerilmesine yol açtı ve Müslüman Kardeşlerin kurumsal siyaset oyununu oynama konusundaki kararlılığına dair akıllarda soru işaretleri yarattı.

Karar anı

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Ürdün güvenlik güçleri, bu ayın ortalarında ideolojik ve örgütsel olarak Müslüman Kardeşler ile bağlantılı bir hücre tarafından yönetilen ve son yılların en tehlikelisi olarak tanımlanan bir terör planının engellendiğini duyurdu. Soruşturmalar, hücrenin 16 üyesinin başkent Amman ve Zerka'daki gizli depolarda saklanan kısa menzilli füzeler ve  İHA’ların yanında TNT ve C4 gibi yüksek etkili patlayıcı malzemeler kullanarak Ürdün içindeki güvenlik bölgelerini hedef alan saldırılar gerçekleştirmeyi planladığını gösterdi.

Müslüman Kardeşler, 2020 tarihli bir Yargıtay kararı çerçevesinde resmen yasaklandı.

Daha sonra hücrenin bazı üyelerinin ülke dışında eğitim aldığının ve bazıları ile Müslüman Kardeşler Şura Konseyi arasında doğrudan bağlantılar bulunduğunun ortaya çıkması, devletin İhvan tehdidinin geleneksel siyasi çerçevenin ötesine geçtiğine dair inancını pekiştirdi.

IAF, her ne kadar bazı şüphelilerin üyeliğini dondurarak partiyle ilişkilerini reddetme girişiminde bulunsa da devlet, yaşananları açık siyasi söylem ile gizli örgütsel söylem arasında tehlikeli bir kopyalamanın kesin kanıtı olarak değerlendirdi. Bu durum, ulusal güvenliği korumaya yönelik kararlı bir adım olarak, güvenlik ifşasından sadece bir hafta sonra yasaklama kararının alınmasını hızlandırdı.

Yasaklama kararı uzun bir sürecin doruk noktasıydı

Müslüman Kardeşler, 2020 tarihli bir Yargıtay kararı çerçevesinde resmen yasaklandı. IAF halen lisanslı bir siyasi parti olsa da, bu karar din ve siyaset arasındaki uzun bir örtüşme sürecinin sonuna işaret ediyor ve devletin parti hayatını yeni yasaya uygun olarak düzenleme eğilimini güçlendiriyor.

fgthyu
Ürdün'ün başkenti Amman'da Gazze'ye destek için toplanan göstericiler Ürdün ve Filistin bayraklarının yanı sıra Müslüman Kardeşler flaması taşırken 27 Ocak 2023 (AFP)

Gazze'deki Hamas'ın Ürdün'ü tutuklanan ve Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne sevk edilen kişileri serbest bırakmaya çağıran açıklamasından sadece bir gün sonra bu güvenlik adımı atıldı ve Müslüman Kardeşler Ürdün’de yasaklandı. Ülkenin siyasi aklına yönelik bir provokasyon ve grup ile kontrolden çıkmış olan Hamas Hareketi arasındaki bağlantının bir başka göstergesiydi. Ülkenin siyasi aklına yönelik bir provokasyon ve Müslüman Kardeşler ile kontrolden çıkmış Hamas Hareketi arasındaki bağlantının bir başka göstergesi olan bu durum, bazı analistlerin İhvan’ın faaliyetlerinin yasaklanması kararını ve bunun uygulanmasını Hamas'ın açıklamasına bağlamasına ve devletin bazı karar alıcı çevrelerce ‘açık’ ve ‘kabul edilemez’ olarak değerlendirdiği bu müdahaleye verdiği dolaylı bir cevap olarak görülmesine neden oldu.

Ürdün devletinin anayasa ve yasalara olan bağlılığı açısından Müslüman Kardeşlerin kökünü kazımak kolay bir karar değil. Zira gelecek senaryolarının çizilmesi sürecinin siyasi ve hukuki açıdan dikkatle değerlendirilmesini gerekiyor.

Analistlere göre geleceğe dair senaryolar tamamen siyasi ve güvenlik yaklaşımlarına dayanıyor. IFA lisanslı bir parti, ancak siyasi olarak yasaklı bir grubun uzantısı. Partinin lisansı iptal edilirse, parlamentodaki varlığının anayasaya uygunluğu konusu tartışmaya açılır ve bazılarının parlamentonun feshedilmesini içerdiğine inandığı çözümler aranır. Bu durum anayasal olarak parlamentonun feshedildiği hükümetin görevden ayrılmasıyla dört ay içinde seçimlere gidilmesi anlamına gelir. Son anayasa değişikliklerine göre ayrılan hükümetin başkanı yeni bir hükümet kurmakla görevlendirilemez. Bu da karar alıcıların hükümeti ve yeni atanan başbakanını muhafaza etme arzuna ters düşer.

Bu sorun karşısında gözlemciler, senaryoların ya IFA milletvekillerinin görevden alınması ve yerlerine ulusal parti listelerinden sıradaki isimlerin getirilmesi gibi daha karmaşık mekanizmaların devreye girdiği dar bir çerçeveye ya da anayasa maddelerinin değiştirilmesi gibi daha radikal bir çözüme gidilebileceğini öngörüyor.

Ürdün Kraliyet Divanı’na yakın bir kaynak, parlamentoyu feshetme ve seçimleri denetlemek üzere yeni bir hükümet atama ve ardından istifa etme senaryosunu öne sürerek, Başbakan Dr. Cafer Hasan'ın son dönemde sonuçları elle tutulur hale gelen yoğun ekonomik programını sürdürmek üzere yeniden atanmasını kolaylaştıracağını belirtti. Kaynağa göre bu aynı zamanda Başbakan Dr. Hasan'a, son olaylardan önce bir hükümet değişikliğine gidilebileceği yönündeki söylentilerle daha uyumlu bir hükümet kurma fırsatı sağlayacak.

efrtgy6
Ürdün ve İsrail arasında su için güneş enerjisi konusunda ABD arabuluculuğunda imzalanan 'Niyet Beyanı' anlaşmasını görüşmek üzere düzenlenen parlamento oturumuna katılan Ürdünlü milletvekilleri, 15 Aralık 2021 tarihinde (AFP)

Ürdün devletinin anayasa ve yasalara olan bağlılığı açısından Müslüman Kardeşlerin kökünü kazımak kolay bir karar değil. Zira gelecek senaryolarının çizilmesi sürecinin siyasi ve hukuki açıdan dikkatle değerlendirilmesini gerekiyor. Ancak Müslüman Kardeşleri ‘bitirme’ ve siyasi olarak tasfiye etme kararı geri döndürülemez olduğundan bu durum, bölgesel ve uluslararası dosyaları, bölge ve dünyadaki değişimlerle daha tutarlı bir şekilde yeniden şekillendirecek.

Müslüman Kardeşlerin Ürdün’de Kral Hüseyin dönemindeki ortaklıkla başlayan hayatı, 1990'lı yıllarda yapılan seçimlerdeki yükselişi ve Arap Baharı'ndan sonraki siyasi geri çekilme arasında, devlet ile siyasal İslamcılığın en tehlikeli hareketi arasındaki iç içe geçmiş ilişkilerin bir sayfasını kapatan bir kararla bugün sona ererken Ürdün siyasi tarihinde de bir dönem böyleye kapanmış oluyor.



İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı: Hamas yöneticisi Muhammed el-Huli’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
TT

İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı: Hamas yöneticisi Muhammed el-Huli’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)

Hamas kaynakları, bugün (perşembe) Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’a düzenlenen iki İsrail hava saldırısında yedi kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Kaynaklar, ölenler arasında Hamas’ın askerî kanadında üst düzey bir isim olan Muhammed el-Huli’nin de bulunduğunu belirtti.

Hamas, el-Huli ailesine ait bir eve yönelik hava saldırısını kınadı. Hareketin yayımladığı açıklamada Muhammed el-Huli’nin ismine ya da örgüt içindeki rolüne değinilmedi. Açıklamada, saldırının “ateşkes anlaşmasının açık ve tekrarlanan bir ihlali” olduğu savunularak, İsrail’in anlaşmaya uymadığı ve Gazze’de Filistin halkına karşı “yok etme savaşını yeniden başlatmayı” amaçladığı öne sürüldü.

Sağlık yetkilileri, saldırılarda hayatını kaybeden diğer altı kişi arasında 16 yaşında bir çocuğun da bulunduğunu aktardı.

Raporlara göre, geçen ekim ayında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesten bu yana 400’den fazla Filistinli ile üç İsrail askeri öldü. İsrail’in Gazze’de binaları yıktığı ve nüfusun yarıdan fazlasını yerinden ettiği belirtiliyor. İsrail güçlerinin hâlen konuşlu olduğu bölgeler nedeniyle, Gazze’de yaşayan iki milyondan fazla kişinin neredeyse tamamının geçici barınaklarda ya da hasar görmüş binalarda, dar bir alanda yaşamını sürdürdüğü ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), salı günü yaptığı açıklamada, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Gazze’de 100’den fazla çocuğun öldürüldüğünü, bazılarının insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıların kurbanı olduğunu bildirdi.

İsrail ve Hamas, ateşkesi ihlal etmekle birbirlerini suçlarken, ABD’nin dün (çarşamba) ateşkesin ikinci aşamasının yürürlüğe girdiğini duyurmasına rağmen tarafların temel konulardaki tutumlarının hâlen büyük ölçüde farklı olduğu belirtiliyor.

İsrail, Hamas öncülüğündeki grupların Ekim 2023’te düzenlediği ve İsrail verilerine göre 1200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından Gazze’ye yönelik askerî operasyonlarını başlatmıştı. Gazze’deki sağlık yetkilileri ise İsrail’in saldırıları sonucu 71 bin kişinin hayatını kaybettiğini ve bölgede büyük yıkım yaşandığını bildiriyor.


Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump adına, Gazze Şeridi’nde çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen 20 maddelik Trump Planı’nın ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı.

Witkoff, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, yeni aşamanın ‘ateşkesten silahsızlanmaya, teknokrat yönetim ve yeniden inşa sürecine’ geçişi kapsadığını belirtti. Plan çerçevesinde, Gazze Şeridi’nde geçici bir teknokrat Filistin yönetimi kurulacak ve yönetim, Gazze Yönetim Komitesi tarafından temsil edilecek.

ABD, Hamas’ın taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesini beklediğini vurguladı. Witkoff, özellikle son İsrailli rehine cesedinin derhal iadesine dikkat çekti ve aksi takdirde ciddi sonuçlarla karşılaşılacağı uyarısında bulundu.

Witkoff, birinci aşamanın ‘insani yardım sağladığını, ateşkesi koruduğunu, tüm hayatta kalan rehine ve ölen 28 rehinenin 27’sinin kemiklerinin geri getirilmesini mümkün kıldığını’ hatırlattı. Witkoff, açıklamasını, “Tüm bu ilerlemeyi mümkün kılan, vazgeçilmez arabuluculuk çabaları için Mısır, Türkiye ve Katar’a son derece minnettarız” ifadesiyle sonlandırdı.

Anlaşma ve destek

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ni yönetmekle sorumlu teknokrat komiteye ait 15 üyenin isimleri üzerinde anlaşmaya varıldığını duyurdu. Bu komite, ABD Başkanı’nın planı kapsamında görev yapacak.

Kahire’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Abdulati, “Yönetim komitesinin üyeleri konusunda uzlaşmaya varıldı. Komite 15 üyeden oluşuyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca, “Uzlaşmanın ardından bu komitenin yakında ilan edilmesini ve Gazze’de günlük yönetim işlerini üstlenmesini umut ediyoruz” dedi.

Filistin Yönetimi ise dün yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ın barış planını uygulamaya koyma ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını hayata geçirme çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Yönetim, geçiş sürecinde Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere kurulacak Gazze Yönetim Komitesi’ni desteklediğini açıkladı.

Filistin Yönetimi, Steve Witkoff, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, ABD ekibi ve Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile yakın temas halinde olduklarını belirterek, “ABD’nin ateşkesi kalıcı hale getirme ve ikinci aşamayı, yeniden inşa dahil olmak üzere uygulamaya geçirme çabalarını destekledik” açıklamasında bulundu.

Yönetim, Trump’ın doğrudan katılımı ve kararlılığı sayesinde Gazze Şeridi’nde barış, istikrar ve iyi yönetişim için yeni bir fırsat yaratılmasına katkıda bulunması dolayısıyla ‘derin takdir ve minnet’ ifade etti.

Ayrıca Yönetim, Mısır, Katar ve Türkiye’nin arabulucu ve garantör ülkeler olarak yürüttüğü önemli çabaları vurguladı.

Yönetim, Batı Şeria ile Gazze Şeridi’ndeki Filistin otoriteleri arasındaki bağlantının önemine dikkat çekerek, “Çift başlılık, bölünme veya ayrım yaratacak herhangi bir idari, hukuki veya güvenlik sisteminin kurulmasına izin verilmeyecek; tek bir sistem, tek bir hukuk ve tek meşru silah ilkesine bağlı kalınacak” ifadelerini kullandı.

Yönetim ayrıca, ABD ve ilgili ortaklarla birlikte, Batı Şeria’da da eşzamanlı adımlar atmanın önemini vurguladı. Bu adımların, uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı eylemleri durdurmayı, yerleşim genişleme planlarını ve yerleşimci terörünü engellemeyi, Filistin’e ait tutulan fonları serbest bırakmayı, zorla göç ve toprak ilhakını önlemeyi ve Filistin Ulusal Otoritesi ile iki devletli çözüm çabalarını korumayı amaçladığı belirtildi.

uı8o9
Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde İsrail hava ve kara operasyonları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler, 14 Ocak 2026 (AP)

Filistin Yönetimi, tüm Filistinli grupları, ulusal kurumları, sivil toplum örgütlerini ve toplumun tüm kesimlerini, ‘ulusal ve tarihi sorumluluklarını üstlenmeye, ortaklık ve yüksek sorumluluk ruhuyla hareket ederek bu hassas geçiş sürecini başarılı kılmaya’ davet etti.

Kahire’de dün yapılan toplantının ardından Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Gazze’de ateşkese ve Trump Barış Planı’nın diğer aşamalarına bağlı kalma taahhüdünü yineledi.

Toplantının ardından yayımlanan açıklamada Filistinli gruplar, İsrail’e Gazze Şeridi’nden çekilmesi için baskı yapılmasını ve bölgedeki huzurun sağlanarak yaşamın normale dönmesini talep etti.

Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Trump Planı kapsamında Gazze Şeridi’ni yönetmesi beklenen geçici Gazze Yönetim Komitesi’nin kurulması yönündeki arabuluculuk çabalarını desteklediklerini duyurdu.

Mladenov ile görüşmeler

Güvenilir Filistinli kaynaklar, Gazze Şeridi’nde geçici yönetimden sorumlu olacak Gazze Yönetim Komitesi’nin liderliğine aday gösterilen üyelerin, bugün Mısır’ın başkenti Kahire’deki ABD Büyükelçiliği’nde, Barış Konseyi Yürütme Kurulu başkanlığına aday Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile bir araya geleceğini bildirdi.

Sivil toplum ve Filistinli gruplardan kaynaklar, adlarının açıklanmaması koşuluyla dün Kahire’de yapılan toplantıda ikinci aşamayla ilgili birçok konunun ele alındığını ve bunlar arasında Gazze Yönetim Komitesi için aday isimler üzerinde uzlaşı sağlanmasının da yer aldığını aktardı. Kaynaklar, aday isimlerin ilk etapta kabul gördüğünü belirtti.

xsdfrgt
Bulgar diplomat Nikolay Mladenov (AFP)

Komite üyelerinin Gazze içinden seyahatleriyle ilgili olarak kaynaklar, sürecin halen organize edildiğini ve üyelerin nasıl seyahat edeceğine dair mekanizmanın (dün öğlene kadar) netleşmediğini bildirdi. Kaynaklar, Avrupa ülkelerinde veya Ramallah’ta bulunan üyelerin sırayla Kahire’ye ulaşacağını aktardı.

Kaynaklar, Mısır’daki üyelerin toplantıya hazır olduğunu ve Gazze içinden katılamayan üyelerin sanal ortamda uzaktan dahil olabileceğini, ancak bunun beklenmeyen bir durum olduğunu ifade etti.

Toplantının, Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu olacak komitenin görevlerine odaklanacağı belirtildi. Uzlaşı sağlanır sağlanmaz, komitenin üyeleri ve görevleri ilan edilecek. Bu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Konseyi’ni açıklamasından önce gerçekleşecek. Mladenov, Barış Konseyi Yürütme Kurulu’ndan sorumlu olacak ve teknokrat komiteyi yönetecek.

Kaynaklara göre, komite üyeleri Mladenov ile ABD Büyükelçiliği’nde birden fazla toplantı yapacak. Komitenin görevlerini yerine getirmesi için özel bir mali fon da oluşturuldu.

fgt
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ateş yakmak için odun taşıyan Filistinli bir kadın (AFP)

Güvenilir kaynaklar, komitenin Gazze Şeridi’nde tüm hükümet sorumluluklarını üstleneceğini ve Hamas’ın yetki devrini hızlandırarak gerekli tüm desteği sağlayacağını belirtiyor.

Şarku’l Avsat, salı akşamı yayımladığı haberde, yeni komitenin 15 ila 18 üyeden oluşmasının beklendiğini, üyelerin çoğunun Gazze’den geldiğini ve ağırlıklı olarak iş, ekonomi ve sivil toplumla ilişkili kişilerden oluştuğunu; aralarında akademisyenlerin de bulunduğunu aktarmıştı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre komite üyeleri arasında eski Filistin Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Ali Şaas, sivil toplum aktivisti ve Tarımsal Yardım Derneği Başkanı Abdulkerim Aşur, Tıbbi Yardım Derneği Müdürü Aid Yaği, Gazze Ticaret Odası Müdürü Aid Ebu Ramazan, Filistin Üniversitesi Başkanı Cebr ed-Daur, mühendis Beşir er-Reyyis, Gazze Telekomünikasyon Müdürü Ömer Şemali, Refah Belediyesi danışmanı ve mühendis Ali Berhoum ile avukat Hana Tarzi yer alıyor.

Filistinli sivil toplum kuruluşlarından bir kaynak, bu isimler üzerinde büyük ölçüde uzlaşı sağlandığını, ancak İsrail’in onay verip vermediğinin henüz bilinmediğini belirtti. Kaynak, bazı isimlerde anlaşmazlık çıkması halinde listede değişiklikler olabileceğini de ifade etti.


İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.