Hüseyin eş-Şeyh, Filistin Yönetimi’ndeki en yüksek makama içeriden gelen ilk Filistinli oldu

Hüseyin eş-Şeyh Ramallah'taki FKÖ Merkez Konseyi toplantısında (AFP)
Hüseyin eş-Şeyh Ramallah'taki FKÖ Merkez Konseyi toplantısında (AFP)
TT

Hüseyin eş-Şeyh, Filistin Yönetimi’ndeki en yüksek makama içeriden gelen ilk Filistinli oldu

Hüseyin eş-Şeyh Ramallah'taki FKÖ Merkez Konseyi toplantısında (AFP)
Hüseyin eş-Şeyh Ramallah'taki FKÖ Merkez Konseyi toplantısında (AFP)

Hüseyin eş-Şeyh, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın yardımcısı olarak atanmasıyla birlikte, Filistin Yönetimi'nin en üst makamına içeriden gelen ilk Filistinli oldu. Şeyh, Fetih Hareketi’nin (El Fetih) kurucu babaları ve eski muhafızlarının elinde geçen 30 yılı aşkın sürenin ardından yeni bir dönemi başlatarak Devlet Başkanı olmaya bir adım daha yaklaştı.

Hüseyin eş-Şeyh, başlıca yönetim kurumları tarafından verilen bir yetkiyle Abbas'ın yardımcısı olarak seçilirken Fetih hareketi ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ, Fetih Hareketi Merkez Konseyi, FKÖ Merkez Konseyi toplantısından önce başkana yardımcısını seçme yetkisi vermesinin ardından başkan yardımcılığı pozisyonunu oluşturdu. Şeyh de FKÖ yönetiminin onayıyla bu pozisyona seçildi. Bu durum Şeyh'i yaklaşan olası devlet başkanlığı seçimlerinde Fetih Hareketi’nin güçlü bir adayı ya da Abbas'ın ölümü ya da yönetemez hale gelmesinden sonra herhangi bir nedenle seçimlerin yapılamaması durumunda fiili devlet başkanı haline getiriyor.

Hüseyin eş-Şeyh'in bu göreve gelmesi, daha eski, daha görünür ve popüler liderleri atladığı düşünüldüğünde şaşırtıcı olsa da son birkaç yılda Filistin Yönetimi, Fetih Hareketi ve FKÖ olmak üzere en önemli üç kurum içinde siyasi ve güvenlik alanlarında mutfağın baş aşçısı olana kadar hızla yükseldiği düşünüldüğünde pek şaşırtıcı değil.

Hüseyin eş-Şeyh kimdir?

Hüseyin Şehade Muhammed eş-Şeyh, 14 Aralık 1960 tarihinde Ramallah'ın Ramle bölgesindeki Deyr Tarif köyünden Filistinli bir mülteci ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşta Fetih Hareketi’ne katılan Şeyh, 1978 yılında hareketle ilişkisi ve faaliyetleri nedeniyle İsrail tarafından tutuklandı ve 11 yıl hapis yattı. 1989 yılında ilk Filistin İntifadası'nın başlamasıyla serbest bırakıldı.

İntifada sırasında aktif rol aldı ve Birleşik Ulusal Liderlik ve Fetih Hareketi Yüksek Komutanlığı'nın bir üyesi oldu. Filistin Yönetimi'nin kurulmasıyla birlikte güvenlik güçlerine katıldı ve Önleyici Güvenlik Servisi'nde albay olarak görev yaptı.

Ardından 2000 yılındaki ikinci intifada sırasında Fetih Hareketi’nin bazı nüfuzlu liderleriyle ve daha sonra El Fetih’le bir dereceye kadar anlaşmazlıklar yaşadı, ancak hareketin liderlerinden biri olarak kalmaya devam etti.

2007 yılında Sivil İşler Genel Otoritesi'nin başkanlığını ve Filistin Yönetimi ile İsrail arasında resmi iletişim kanalı olan Yüksek Sivil Koordinasyon Komitesi'nin (CAC) başkanlığını üstlendi.

Şeyh hapishanede İbranice öğrendi. İyi derece İbranice yazabiliyor, okuyabiliyor ve konuşabiliyor. El Fetih'in 2009 yılında Beytüllahim'de düzenlenen altıncı genel konferansında Merkez Komite üyeliğine seçildi, ardından 2016 yılında yeniden seçildi.

Şeyh, 2017 yılında El Fetih'in Filistin Uzlaşı Heyeti Üyesi oldu. Fetih Hareketi Merkez Komitesi, 7 Şubat 2022 tarihinde Merkez Konsey'in 31. oturumunda onu, bundan iki yıl önce koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden Saib Ureykat'ın yerine FKÖ Yürütme Kurulu üyesi olarak seçti.

Şeyh’in daha sonra örgütün Yürütme Komitesi sekreterliğine ve Müzakere Departmanı başkanlığına seçilmesi, onu şu anki pozisyonuna daha da yaklaştırdı.

Son iki yıldır Abbas'ın en yakın sırdaşı haline gelen Şeyh, Filistin Yönetimi ile ilgili tüm önemli konularda İsrailliler, Amerikalılar ve Araplarla birçok diyaloğa öncülük etti. Şubat ayında Sivil İşler Genel Müdürlüğü görevinden ayrılan Şeyh, Ramallah'taki Şebab el-Bireh Spor Kulübü'nün başkanlığı da dahil olmak üzere diğer görevlerini sürdürdü.

Abbas, bir hafta önce Şeyh’iFilistin Büyükelçilikleri Komitesi'nin başına atadı.

Hüseyin eş-Şeyh, Yurtdışında ve İsrail'de, uzlaşmaya varabilen bir pragmatist olarak görülüyor.

İsrail basınına göre Şeyh, İsrailli yetkililerle yakın ilişkilere sahip.

Abbas'ın diyalog, diplomasi ve halk direnişi yoluyla İsraillilerle bir barış anlaşmasına varılmasına dayanan yaklaşımını benimseyen Şeyh, Filistin Yönetimi'nin reform ve değişim ihtiyacını kabul etmekle birlikte bunu heba edilmemesi gereken ulusal bir kazanım olarak görüyor.

Gazze Şeridi’nde devam eden savaşın başlamasından önce Foreign Policy dergisine konuşan Şeyh, Filistin Yönetimi'nin halka siyasi bir ufuk sunamadığını belirterek “Filistin Yönetimi halkın işgalden kaynaklanan mali ve ekonomik sorunlarını çözemiyor. Fakat Filistin Yönetimi'nin alternatifi kaos ve şiddetten başkası değil!” ifadelerini kullandı.



Iraklı siyasetçilerin saldırılar durdurulması yönündeki talepleri Devrim Muhafızları tarafından reddedildi

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
TT

Iraklı siyasetçilerin saldırılar durdurulması yönündeki talepleri Devrim Muhafızları tarafından reddedildi

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)

Iraklı kaynaklar, Irak’taki silahlı grupların operasyonlarını denetleyen İran “Devrim Muhafızları”na bağlı subayların, Şii siyasetçilerin ülke içindeki saldırıların durdurulması yönündeki girişimlerini reddettiğini bildirdi. Aynı kaynaklara göre, ABD-İran savaşının başlamasından bu yana söz konusu subaylar, Bağdat’ta “gölge askeri denetçi” gibi hareket ederek Washington’a karşı “baskı cephesini” sürdürmeyi ve müzakerelerin başarısız olması senaryosuna hazırlık yapmayı hedefliyor.

“Şarku’l Avsat”, 24 Mart 2026’da, “Kudüs Gücü”ne bağlı subayların yıpratma operasyonlarını yönetmek ve “Devrim Muhafızları” için alternatif bir operasyon odası kurmak üzere Irak’a akın ettiğini ortaya koymuştu.

Kaynaklara göre, “Kudüs Gücü” subayları Irak şehirleri arasında sürekli hareket ederek saldırı operasyonlarını denetledi, silahlı grupların İHA’lar için yerli mühimmat geliştirmesine yardımcı oldu ve militanlara füze teknolojileriyle ilgili teknik destek sağladı. Bu faaliyetlerde hedeflerin sürekli güncellendiği belirtildi.

Günlük hedef listeleri

Bir kaynak, “Devrim Muhafızları” subaylarının Iraklı silahlı gruplara günlük hedef listeleri verdiğini; bu listelerde vurulacak noktalar, kullanılacak mühimmat miktarı ve saldırı zamanlamasının yer aldığını söyledi.

Subayların denetlediği faaliyetler arasında, İHA fırlatma platformları ve askeri gözlem birimlerini kurmakla görevli hücrelerin ülke içinde yeni ve güvenli evlere dağıtılması da bulunuyor. Bu düzenlemeyle, ABD hava unsurlarının savaş öncesi ve sırasında tespit ettiği koordinatlardan kaçınılmasının amaçlandığı ifade edildi.

rereg
Irak’taki Ketaib Hizbullah unsurları, Bağdat’ta grubun bayrağını taşıyor (AFP)

Kaynaklardan biri, savaşın dördüncü haftasına gelindiğinde Irak’taki “direniş” olarak adlandırılan yapının organizasyonunda değişiklik yaşandığını belirterek, ana grupların çözülmesi zor, yarı bağımsız ağlara dayalı yeni bir yapıya geçtiğini söyledi.

Bu gelişmelerin, sahada esnek hareket eden ve karmaşık güvenlik ortamlarında faaliyet gösteren uzmanlaşmış hücreler arasında görev dağılımına dayanan bir çalışma modelinin parçası olduğu kaydedildi.

Iraklı kaynaklara göre, “Devrim Muhafızları” Irak’taki silahlı grupların ağ yapısını, çok katmanlı inkâr imkânı sağlayacak şekilde yeniden tasarladı; bu yapı “caydırıcılık ve belirsizlik” unsurlarını birlikte barındırıyor.

Bazı hücrelerin, dolaylı çatışma alanının genişlemesi kapsamında komşu Arap ülkelerdeki çıkarları hedef alan sınır ötesi saldırılarla görevlendirildiği de belirtildi.

vfrtbrft
Irak’taki Ketaib Hizbullah üyeleri, 8 Nisan 2026’da Basra’da düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybeden bir arkadaşları için gerçekleştirilen cenaze töreninde (AFP)

Bu çerçevede, Irak’ın güneyindeki Basra’ya bağlı, Kuveyt’e yaklaşık 150 kilometre uzaklıktaki Hoor ez-Zubeyr kasabasında kimliği belirsiz bir saldırı bir evi hedef aldı. Saldırıda bir radar ve fırlatma platformu imha edilirken, “Ketaib Hizbullah”a bağlı bir yetkili ile iki kişi daha hayatını kaybetti.

İran “Devrim Muhafızları” Perşembe günü Körfez ülkelerine yönelik saldırılar düzenlediği iddialarını reddetti. Ancak kaynaklara göre, “bu görevi yerine getirmek için Iraklı grupları kullanma kapasitesine sahip”.

Kaynaklar ayrıca, geçici ateşkes ilanından önceki son savaş haftasında İranlı subayların, Ninova ve Kerkük’teki bazı bölgelerden çekilmiş olan silahlı gruplara bağlı birliklerin yeniden konuşlandırılması talimatı verdiğini; ABD hava saldırıları nedeniyle terk edilen mevzilere geri dönülmesinin istendiğini aktardı.

“Telefonlara yanıt vermiyor”

“Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi” ve hükümetten iki kaynak, son haftalarda dört Şii partinin liderlerinin Irak içinde bulunan İranlı yetkililerle temas kurarak ABD çıkarlarını hedef alan saldırıların durdurulmasını talep ettiğini, ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirtti.

Kaynaklara göre, Bağdat’ta önemli nüfuza sahip bir “Kudüs Gücü” subayı, Iraklı siyasetçilerin – hatta Koordinasyon Çerçevesi içindeki müttefiklerin – telefonlarına dahi yanıt vermiyor; yalnızca silahlı grupların operasyon sorumlularıyla iletişim kuruyor.

Bu temaslar, Irak’ın daha geniş bir çatışmaya sürüklenmesini önlemeye yönelik iç çabaları yansıtırken, hükümet üzerindeki silahlı grupları kontrol altına alma baskısının arttığına işaret ediyor. Ancak bir Iraklı yetkiliye göre, “yerel siyasi irade benzeri görülmemiş şekilde zayıflamış durumda”.

Iraklı güvenlik yetkilileri de “Devrim Muhafızları subaylarının artan nüfuzundan” duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Kaynakların aktardığına göre, üst düzey bir Iraklı yetkili kapalı bir güvenlik toplantısında, “Bu adamı (Devrim Muhafızları subayı) nasıl durduramıyoruz? Bu kişi kim? Neden onu tutuklayamıyoruz ya da en azından bu saldırıları gerçekleştirmesini engelleyemiyoruz?” ifadelerini kullandı.

Buna karşın Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı isimler, sorunun büyük ölçüde iletişim eksikliğinden kaynaklandığını; İranlıların iletişim konusunda sıkı güvenlik prosedürleri uyguladığını savundu.

Askeri denetçi rolü

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı isimler, mevcut durumu, “Devrim Muhafızları ile bağlantılı saha subaylarının Irak’ta fiilen ABD ile yürütülen çatışmayı yöneten bir askeri denetçiye dönüştüğü” şeklinde tanımlıyor. Aynı değerlendirmede, İran’ın saldırıları durdurma çağrılarına direncinin, Tahran’ın Washington ile müzakerelerden umutlu olmadığına ve çatışma cephesinin yeniden alevlenmeye hazır olduğuna işaret ettiği vurgulanıyor.

Iraklı yetkililere göre bu tablo, devletin doğrudan kontrolü dışındaki alanları denetleme konusunda güvenlik kurumlarının karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunu ortaya koyuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise Perşembe günü yayımladığı açıklamada, Iraklı milislerin mali, operasyonel ve siyasi olarak hükümet desteğine sahip olduğunu; bu nedenle yetkililerin onları dizginlemekte ve saldırılarını sınırlamakta başarısız olduğunu savundu.

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı siyasetçiler, “Devrim Muhafızları” subaylarının bu tutumunun, Pakistan arabuluculuğunda başlayan müzakere süreciyle eş zamanlı olarak Irak’ı ABD’ye karşı bir baskı cephesi olarak tutma isteğini yansıttığını belirtti. Ancak aynı isimler, bu yaklaşımın Bağdat’taki siyasi sistemi kaosa sürükleme ve ülkeyi bölgesel izolasyona itme riski taşıdığı uyarısında bulundu.


Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire'de "Gazze Şeridi Yönetim Komitesi"nin kurulmasının üzerinden yaklaşık 3 ay geçti ve üyeleri, geçen ekim ayında Gazze Şeridi'nde imzalanan ateşkes anlaşmasında belirtildiği gibi, Refah sınır kapısının açılmasına rağmen, çalışmalarına başlamak ve "Hamas" hareketinden sorumluluğu devralmak için Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah sınır kapısından geçemediler.

Şarku’l Avsat'a konuşan Filistinli kaynaklara göre, komitenin Gazze Şeridi'ne ulaşmasını engelleyen dört ana neden var; bunların başında bugün bile devam eden İsrail yasağı, Hamas ile devir teslim konusunda nihai bir mekanizmanın olmaması, komitenin çalışmalarını destekleyecek mali bütçenin bulunmaması veya Gazze Şeridi dışında uluslararası güçlerin ya da içinde polis güçlerinin komitenin çalışmalarını destekleyememesi geliyor.

Geçtiğimiz ocak ayında, “Gazze Yönetim Komitesi”nin kurulmasının ardından, İsrail gazetesi Haaretz, kaynaklara dayanarak Binyamin Netanyahu hükümetinin komite üyelerinin Gazze Şeridi'ne girmesine izin vermeyi reddettiğini, Kahire'de görüşmelerine devam ettiklerini ve arabulucuların, özellikle Mısır'ın temsilcilerinin, komitenin aynı ayın sonuna kadar Gazze'ye girmesi konusunda ABD ile anlaşmaya varmak için çalıştıklarını belirtti.

grf
Gazze Yönetim Komitesi'nin Kahire'deki Toplantısı (Arşiv- Mısır Devlet Enformasyon Servisi)

İsrail'in komiteye yönelik yasağı değişmedi ve dün Şihab Haber Ajansı'nda yer alan bir habere göre Filistin medyası, BM Gazze Şeridi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'u, Dr. Ali Şit başkanlığındaki komitenin Gazze Şeridi'ne girişinin engellenmesinin ve insani görevlerini yerine getirmesinin önlenmesinin arkasında olmakla suçladı.

Hamas, Kahire ziyaretinin ardından yaklaşık bir hafta önce, hareketin temsilcilerinden ve Filistinli gruplardan oluşan bir heyetin, ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını tamamlamak ve savaşın bölge üzerindeki etkilerini ele almayı sürdürmek amacıyla Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların da bulunduğu bir görüşme gerçekleştirdiğini açıkladı.

Sorun İsraillilerde

 Şarku’l Avsat'a dün konuşan iki Filistinli kaynak, Kahire'deki toplantıların genellikle komitenin gerçekliği ve görevlerini yerine getirmesini sağlamaya yönelik çabalar hakkında müzakereleri içerdiğini belirtti. Kahire'deki yaklaşan görüşmeler, özellikle Tahran-Washington çatışmasında ateşkes döneminde gerçekleştiği için büyük önem taşıyacak ve ateşkes anlaşmasını çevreleyen bazı krizlerin, özellikle de komitenin çalışmalarının çözümüne yönelik çabaları güçlendirebilir.

Kaynaklardan biri, asıl sorunun iddia edildiği gibi Mladenov'da değil, İsraillilerde olduğunu ve şu ana kadar geçişlerine izin vermediklerini açıkladı. Ayrıca Netanyahu'nun "barış konseyi" veya Trump'ın planıyla ilgilenmediğini, "eğer bölgede Filistin polisi kurulursa, İsrail'in Amerikan baskısı altında konseyin girişine izin verebileceğini, özellikle de konseyin kararlarını uygulamak ve başarısını sağlamak için sahada bir kolu olmadan başarılı olamayacağını" belirtti.

Hamas, yılın başlarında komitenin kurulmasıyla birlikte Gazze'deki hükümet yetkililerinin Ulusal Komite'nin çalışmalarını kolaylaştırmak ve yönetimi devretmek için önlemler almaya başladığını, ancak çalışmalarına başlaması için herhangi bir ön koşul öne sürmediğini yaptığı açıklamayla duyurdu.

efrvfe
"Gazze Yönetim Komitesi" kurulmasına karar verilmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen hâlâ Kahire'de bulunuyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Filistinli siyasi analist Dr. Abdulmehdi Mutava, komitenin görevine başlamasındaki gecikmenin üç ana nedeni olduğuna inanıyor. Birincisi, Hamas ile silahların teslimi mekanizmaları ve çalışma düzenlemeleri konusunda bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. İkincisi, özellikle yardım ve insani acil durum planları için gerekli olan mali bütçelerin yetersizliğidir. Bu nedenle, komite gerekli çalışma araçlarına sahip olmadan Gazze'de sorumluluk üstlenemez.

Mutava, uluslararası güçlerin olmayışının, komitenin bölgeye girişindeki gecikmenin üçüncü bir nedeni olarak değerlendirilebileceğine inanıyor; zira komite bu güçleri istikrara katkıda bulunan ve İsrail'in herhangi bir ihlalde bulunmasını önleyen faktör olarak görüyor.

Mutava, komitenin çalışmalarının gecikmesinden yalnızca İsrail'i sorumlu tutmuyor, aynı zamanda Hamas'ı da sorumlu tutarak şu değerlendirmede bulundu: "Hamas sürekli olarak komiteye görevlerini devretmeye hazır olduğunu ilan etse de gerçekte buna uygun önlemler almadı. Aksine, hareketin Gazze’nin odak noktaları üzerindeki kontrolünü dolaylı yoldan yeniden ele geçirdiğini, hakimiyetini daha da güçlendirdiğini ve komiteyi hareket için çalışan bir varlığa dönüştürdüğünü görüyoruz."

Mutava, "özellikle Amerikan iradesi varsa, komitenin çalışmaları için fonlar mevcutsa ve Hamas çözüm yolunun gerçek tavizler içermesi gerektiğine ikna olursa, Gazze Şeridi yönetim komitesinin krizinin çözümüne katkıda bulunabileceği için yaklaşan Kahire toplantısının önemini" vurguluyor.


İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordusunun kara harekatı yürüttüğü güney Lübnan'a yaptığı ziyaret sırasında dün yaptığı açıklamada, çarşamba günü Lübnan'ı hedef alan yoğun hava saldırılarıyla Hizbullah'a "ağır bir darbe" indirildiğini duyurdu.

İsrail ordusu dün akşam, Lübnan'daki Hizbullah fırlatma rampalarını hedef almaya başladığını açıkladı.

İsrail sınırına beş kilometre uzaklıktaki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında konuşlanmış birliklere hitap eden Eyal Zamir, "Siz cephede ilerleyip operasyonlar yürütürken, dün Hizbullah'a ağır ve güçlü bir darbe indirdik" ifadesini kullandı.

Lübnan yetkilileri, İran yanlısı grubun savaşçılarının, 300'den fazla kişinin ölümüne yol açan bu benzeri görülmemiş baskınların ardından, partinin kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini "terk ettiklerini" doğruladı.

Hizbullah dün yaptığı açıklamada, iki tarafın daha önceki savaş turlarında şiddetli çatışmalar yaşadığı Bint Cubeyl şehrinde İsrail güçleriyle yakın mesafeli çatışmaya girdiğini duyurdu.

Zamir, Hizbullah'ın artık "Lübnan'da izole edildiğini ve İran ile olan stratejik ekseninden koptuğunu" ifade etti.

"Özel hedefiniz, kuzey İsrail sakinlerine yönelik doğrudan tehdidi ortadan kaldırmaktır ve bunu sahada başarıyorsunuz," diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Kalıcı güvenliği yeniden sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz."