Sisi'nin Rusya'daki gündeminin başında Gazze savaşı ve ikili iş birliğinin derinleştirilmesi var

Mısır Cumhurbaşkanı, Putin'in davetlisi olarak Zafer Günü kutlamalarına katılacak

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi'nin Rusya'daki gündeminin başında Gazze savaşı ve ikili iş birliğinin derinleştirilmesi var

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin Moskova ziyaretinde Mısır ve Rusya arasındaki ikili iş birliğinin derinleştirilmesinin yanı sıra Gazze savaşındaki son gelişmeler ele alınacak. Sisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in davetiyle Zafer Günü'nün 80’inci yıldönümü kutlamalarına katılmak üzere dün Rusya'nın başkentine geldi.

Şarku’l Avsat’ın Mısır resmi haber ajansı MENA’dan aktardığına göre Sisi bu akşam Rus mevkidaşı ile bir araya gelecek. Zafer Günü'nün 80’inci yıldönümü münasebetiyle bugün Moskova'daki Kızıl Meydan'da askeri bir geçit töreni düzenlenecek ve ardından devlet başkanları Alexander Bahçesi'ndeki Meçhul Asker Anıtı'na gidecek... Sisi ve diğer devlet başkanları anıta çiçek bırakacak, ardından toplu fotoğraf çektirecek.

Mısır'ın Rusya Büyükelçisi Nezih en-Necari, Sisi'nin Zafer Günü'ne katılma davetinin Rus mevkidaşının kendisine duyduğu yakın ilişki ve sevgiyi yansıttığını söyledi. Mısır Nil televizyon kanalına verdiği demeçte en-Necari, Sisi'nin Moskova ziyaretinin ikili ilişkiler ile uluslararası ve bölgesel arenadaki durum, özellikle de Gazze Şeridi'ndeki durum, devam eden İsrail saldırganlığı ve kendi kaderini belirlemek ve kendi devletine sahip olma hakkını elde etmek isteyen Filistin halkı üzerindeki baskılar hakkında istişarelerde bulunmak için bir fırsat olacağını belirtti.

“Mısır her zaman Filistin davasının ilk savunma hattında yer almıştır” diyen en-Necari, Cumhurbaşkanı Sisi'nin bu konuda büyük çaba sarf ettiğini söyledi. Rusya'nın uluslararası arenada önemli bir role sahip olduğunu ve Filistin davasına yönelik tarihi bir rolü olduğunu kaydeden en-Necari, İsrail'in acımasız saldırganlığını durdurmak için neler yapılabileceği konusunda iki cumhurbaşkanı arasında koordinasyon ve istişare gerektiğini vurguladı.

15 Ocak'ta Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasına varıldığı ve İsrail ile Hamas arasında Mısır, Katar ve ABD'nin arabuluculuğunda üç aşamada uygulanmak üzere esir ve mahkûm değişimi yapılacağı açıklanmış ve anlaşma 19 Ocak'ta yürürlüğe girmişti. İlk aşama, anlaşmanın başlamasından 42 gün sonra ateşkesi istikrara kavuşturacak bir anlaşmaya varılamadan sona erdi.

Mısır, ateşkesin istikrara kavuşturulması, esir ve mahkûmların serbest bırakılması ve insani yardım malzemelerinin Gazze Şeridi'ne girişi de dâhil olmak üzere anlaşmanın üç aşamasının uygulanmasını sağlamak için çabalarını sürdürüyor.

fgthyju
Yerlerinden edilmiş Gazzeli kadın ve çocuklar, eşyalarıyla birlikte bir kamyonetin arkasında seyahat ediyorlar. (AFP)

Rusya'nın Kahire Büyükelçiliği, Sisi'nin Zafer Günü kutlamalarına katılmak üzere Moskova'ya gelişini memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Büyükelçilik dün yaptığı açıklamada, Rusya'nın ‘Cumhurbaşkanı Sisi'yi eski ve değerli bir dost olarak’ karşıladığını belirtti. Büyükelçilik, 9 Mayıs Zafer Günü yıldönümü kutlamalarının ve bugün yapılması planlanan zirve düzeyindeki görüşmelerin, iki halk arasındaki derin karşılıklı sempati ve iki lider arasındaki güçlü ve yakın ilişkilere dayanan Rus-Mısır ortaklığına yeni bir ivme kazandıracağına inandığını kaydetti.

Mısır'ın Rusya Büyükelçisi en-Necari, Rusya ve Mısır devlet başkanları arasındaki görüşmelerde Sudan, Libya ve Suriye'deki durumların ele alınacağını, Mısır'ın bölgenin istikrarında tarihi bir rolü olduğunu ve bölgesel ortamın mümkün olduğunca istikrarlı hale getirilmesiyle ve kardeş Arap halklarının barış ve istikrar içinde yaşamasıyla ilgilendiğini ifade etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Devlet Enformasyon Servisi’ne göre, Mısır-Rusya ilişkileri Cumhurbaşkanı Sisi döneminde yeni ve güçlü bir ivme kazanmış ve istikrarsızlıkla karakterize edilen mevcut uluslararası koşullar ışığında daha belirgin hale gelmiştir. Ayrıca Mısır'ın Rusya ile ilişkileri, Mısır-Rusya yakınlaşmasında önemli bir rol oynayan uluslararası düzeydeki siyasi koşullarla bağlantılıdır.

sdfrgt
Mısır ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler önemli büyüme kaydediyor. (Fotoğraf: Abdulfettah Ferec)

Mısır ve Rusya arasındaki mevcut projelerle ilgili olarak en-Necari, iki devlet başkanının bu projelerin gerekli hız ve doğrulukla tamamlanması için siyasi irade yoluyla büyük bir itici güç oluşturduğunu ve bunun aralarında bir istişare konusu olduğunu belirterek, “Moskova, Mısır'daki Rus sanayi bölgesine büyük önem veriyor” dedi.

En-Necari, Mısır'ın BRICS grubuna üyeliğinin ticaret ve yatırım alanındaki ekonomik rolünün bir teyidi olduğunu ve gelecekte Mısır'a çok şey kazandıracağını vurguladı. Öyle ki BRICS, Mısır devletine, küresel ekonomiye ve dolayısıyla üye ülkelerin ekonomilerine daha fazla istikrar getirmek için izlenebilecek politikalar konusunda istişarede bulunma ve ticaret, yatırım ve teknoloji alışverişi alanlarında iş birliğini geliştirme imkânı veriyor.

Mısır ve Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler, iki ülke arasındaki ticari alışverişin yeni bir rekor seviyeye ulaşarak 2024 yılında 8 milyar dolara ulaşması nedeniyle önemli bir büyümeye tanıklık ediyor (Mısır bankalarında 1 ABD doları 50,6 cüneyh).



Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Vatan Kalkanı güçleri El-Haşa Kampı’nın kontrolünü ele geçirerek Seyun’un kırsalına ulaştı

Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Vatan Kalkanı güçleri El-Haşa Kampı’nın kontrolünü ele geçirerek Seyun’un kırsalına ulaştı

Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare

Sahadaki kaynaklar, Hadramut Valisi ve Güvenlik Komitesi Başkanı’nın komutasındaki Vatan Kalkanı güçlerinin, El-Haşa bölgesinde bulunan stratejik 37. Tugay Kampı’nın kontrolünü ele geçirdiğin doğruladı.

Sahadaki kaynaklar, Vatan Kalkanı güçlerinin, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçleriyle yaşanan çatışmaların ardından El-Haşa Kampı’nda tam kontrol sağladığını, GGK unsurlarının ise geri çekildiğini bildirdi.

Aynı kaynaklar, Vatan Kalkanı güçlerinin kamp çevresindeki bölgeleri güven altına almak için  operasyonların sürdürdüğünü aktardı.

Hadramutlu askerî kaynaklara göre, GGK güçleri, olası hava saldırılarından endişe duydukları için erken saatlerden itibaren kampın çevresindeki bazı noktalarda konuşlanmıştı. Kaynaklar, bu unsurlarla müdahale edildiğini ve bölgenin güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların hâlen devam ettiğini belirtti.

Kaynaklar ayrıca, “Vatan Kalkanı” güçlerinin Seyun yönünde ilerlemeyi sürdüreceğini, kalan askerî kamplar ve bölgelerin kontrol altına alınmasının hedeflendiğini vurguladı. Açıklamada, Suudi Arabistan’daki müttefiklerin desteğiyle, Hadramut ve Mehri vilayetlerindeki tüm kampların güvenliğini sağlamaya yönelik net planlar doğrultusunda hareket edildiği ifade edildi.

Kaynaklar, “Vatan Kalkanı” güçlerinin şu anda bazı noktalarda Seyun’un kırsalına ulaştığını da kaydetti.

Öte yandan kaynaklar, GGK güçlerinin Seyun’daki Birinci Askerî Bölge’den tamamen çekildiğine dair haberleri doğrulamadı; ancak göstergelerin olumlu olduğunu belirtti. Açıklamada, GGK’ya bağlı bazı unsurların Seyun Hastanesi ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda konuşlandığı, diğer noktaların ise tamamen boşaltıldığı ve güçlerin El-Katın yönüne çekildiği ifade edildi.


Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, aldığı son egemen kararların eksiksiz biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. El-Alimi, söz konusu kararların “zorunlu ve sorumlu bir tercih” olduğunu, amacının sivilleri korumak, devletin hukuki konumunu muhafaza etmek ve silah gücüyle dayatılan fiilî durumların önüne geçmek olduğunu söyledi.

El-Alimi, salı günü 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan ederken, GGK’nin BAE desteğiyle Hadramut ve Mahra’da tırmandırdığı askerî faaliyetlerin ardından Birleşik Arap Emirlikleri güçlerine ülkeyi 24 saat içinde terk etme çağrısı yaptı. El-Alimi ayrıca, Vatan Kalkanı” güçlerine GGK’nin ele geçirdiği tüm askerî kamplar ve mevzilerin devralılması, GGK unsurlarının ise geldikleri yerlere geri dönmesi talimatını verdi.

El-Alimi, perşembe günü Devlet Danışmanları Kurulu ile yaptığı toplantıda, bu kararların bir tırmanma ya da intikam arzusunu yansıtmadığını, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini savunma yönündeki hukuki ve ahlaki sorumluluğunun bir sonucu olduğunu belirtti. Gerginliği düşürme ve uzlaşı için tüm imkânların tüketildiğini, buna yetki devri ilanı ve Riyad Anlaşması’nın da dâhil olduğunu ifade etti.

dfvg
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yeni miladi yılın zafer, barış, güvenlik ve istikrar yılı olmasını temenni eden El-Alimi, vatandaşların çektiği acıların sona ermesini, adaletli bir devlet yapısı içinde onurun korunmasını, hakların güvence altına alınmasını ve toparlanma ile kalkınma için gerçek ufukların açılmasını diledi.

Gelişmeler ve uyarılar

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nu son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, doğu vilayetlerindeki durumun normale döndürülmesi için verilen sürelerin Güney Geçiş Konseyi tarafından iyi değerlendirilmediğini söyledi. Buna paralel olarak Hadramut ve Mahra’ya ilave güçlerin sevk edildiğini, dış kaynaklardan askerî sevkiyatların ulaştığını ve bunun istikrar için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Bu durumun, krizin kontrol edilemez bir fiilî duruma dönüşmesini önlemek amacıyla, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde kararlı adımlar atılmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

dfg
Yemen’den ayrılmayı talep eden Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı askerler, Aden’de (AP)

Başkanlık Konseyi Başkanı, doğu vilayetlerindeki yerel yönetimlerin egemen tesisleri ve hayati altyapıyı güvence altına alma, temel hizmetlerin sürekliliğini sağlama yönündeki hızlı tepkilerini takdir etti. Ancak aynı zamanda, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundu.

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nun bu kritik aşamada ulusal karar alma süreçlerini destekleyen, siyasi ve kurumsal kapasitenin seferber edilmesine katkı sunan ileri bir “düşünce merkezi” rolü üstlenebileceğini vurguladı. Devlet dışı silahlı oluşumlara verilen desteğin kurutulmasının da bu çabanın parçası olduğunu dile getirdi.

Güney meselesinin adil bir dava olduğunu yineleyen El-Alimi, bu sorunun en yüksek hak ve özgürlük standartları çerçevesinde, güç ve dayatma mantığından uzak bir şekilde ele alınması gerektiğini, silahlı çatışmaların bu davaya zarar verdiğini söyledi.

Suudi Arabistan ile ortaklık

El-Alimi, Suudi Arabistan’ın Yemen için stratejik bir ortak olduğunu belirterek, bu ortaklığın korunmasının tarihî ve geleceğe dönük kazanımları nedeniyle ulusal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Bu ortaklığın zedelenmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin askerî varlığının sona erdirilmesi kararının, ittifakın seyrini düzeltme amacıyla ve ortak komutanlıkla koordinasyon içinde alındığını belirten El-Alimi, bunun ikili ilişkilerin koparılması ya da ortak çıkarlara dayalı iş birliği mirasının inkârı anlamına gelmediğini vurguladı.

El-Alimi, bu aşamada alınan her egemen kararın nihai hedefinin, barış ya da savaş yoluyla devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerinin karşılanması olduğunu söyledi.

Son olarak tüm siyasi bileşenlere ve medya organlarına seslenen El-Alimi, hakaret ve kışkırtma dilinden kaçınılması, devlet ve sorumluluk dilinin öne çıkarılması çağrısında bulundu. Bunun ulusal birliği güçlendireceğini, barış şansını koruyacağını ve hesap verebilirlik ile hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmeden mümkün olacağını belirtti.


El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
TT

El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)

Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Abdülfettah el-Burhan dün, "ulusal uzlaşma için kapıların hâlâ açık olduğunu" teyit etti.

Burhan'ın açıklamaları, Sudan'ın bağımsızlığının 70. yıldönümünü kutlayan bir konuşma sırasında geldi; bu konuşma, bir yanda ordu ve destekleyici güçleri, diğer yanda Güney Kordofan eyaletindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefikleri arasında şiddetli çatışmaların devam ettiği bir dönemde yapıldı.

Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde yapılan bir video kaydında Burhan, “Zafer geliyor… Biz Sudanlılar, isyancıların, hainlerin ve ülkemizde fitne çıkaranların kovulmasını kutlamak için burada tekrar toplanacağız” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Ulusal uzlaşma için kapılar açık kalmaya devam ediyor. Milletin ve gerçeğin sesine katılmak isteyen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Vatan, vatandaşlık, barış ve adalet devleti kurmak için gayretle çalışacağız.”

Aynı vesileyle, Hızlı Destek Kuvvetlerine bağlı paralel hükümetin Başbakanı Muhammed Hasan et-Taişi "seküler demokratik bir sivil anayasaya uygun olarak yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulması yoluyla gücü ve zenginliği adil bir şekilde yeniden dağıtan, merkezi olmayan bir yönetim sisteminin kurulmasının önemini" vurguladı.