Şara’ya hangi İngiliz kurumu siyasi danışmanlık hizmeti verdi?

Kurumun adı Inter Mediate ve kurucusu şu anki Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve İngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell'ı gösteren kompozit bir fotoğraf (Independent Arabia)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve İngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell'ı gösteren kompozit bir fotoğraf (Independent Arabia)
TT

Şara’ya hangi İngiliz kurumu siyasi danışmanlık hizmeti verdi?

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve İngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell'ı gösteren kompozit bir fotoğraf (Independent Arabia)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve İngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell'ı gösteren kompozit bir fotoğraf (Independent Arabia)

İsa en-Nehari

Independent Arabia'nın kaynakları Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'ya siyasi danışmanlık hizmeti veren İngiliz kurumun Londra merkezli ‘Inter Mediate’ olduğu açıklandı. ABD'nin eski Suriye Büyükelçisi Robert Ford bu ayın başlarında katıldığı bir konferanstaki konuşmasında, Şera'nın Beşşar Esed rejimini devirmeden yaklaşık iki yıl önce danışmanlık yapmak üzere bu kurumla birlikte çalıştığından söz etmişti.

Inter Mediate’in kurucusu İngiltere’nin mevcut Ulusal Güvenlik Danışmanı

Independent Arabia'nın ulaştığı resmi internet sitesine göre karmaşık çatışmalarda arabuluculuk ve müzakere konusunda uzmanlaşmış bir İngiliz sivil toplum kuruluşu olan Inter Mediate 2011 yılında, daha önce eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in özel kalem müdürlüğünü yapmış olan Jonathan Powell tarafından kuruldu.

Jonathan Powell, İngiltere Başbakanı Keir Starmer tarafından Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atanmasının ardından geçtiğimiz yıl aralık ayında kurumdan ayrıldı ve Downing Street 10 numarada dış politika, güvenlik, savunma, Avrupa ilişkileri ve uluslararası ekonomik işlerin koordinasyonunu üstlendi.

Inter Mediate’in kurucuları arasında Birleşmiş Milletlerin (BM) eski Yemen Özel Temsilcisi ve geçtiğimiz yıl temmuz ayına kadar BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü olan İngiliz diplomat Martin Griffiths de yer alıyor.

Gizli diyaloglar yürütme konusunda uzman

Kurum kendisini, diğer kuruluşların üzerinde çalışması zor olan en ciddi ve karmaşık çatışmaları çözmeye odaklanan bir kuruluş olarak tanımlıyor. Kurumun internet sitesine göre müzakere ve diyalog alanında dünyanın önde gelen uzmanlarını bir araya getiren Inter Mediate, çatışma çözümü alanındaki boşluğu doldurmayı amaçlayan küçük ve esnek bir ekiple faaliyet gösteriyor.

İngiliz kurum, özellikle etkili kanalların bulunmadığı çatışmalarda ‘anlamlı ve gizli diyaloglar’ başlatmayı amaçladığını belirtiyor. Bu da Suriye'deki rolünün belirsizliğini haklı çıkarıyor. Resmi internet sitesine göre kurum ‘dünya genelindeki çatışmaların tarafları için bir iletişim platformu olarak hareket ediyor. Üst düzey siyasetçiler, diplomatlar ve uzmanların uzmanlıklarından ve bilgilerinden yararlanıyor, daha önceki barış süreçlerindeki deneyimlerini paylaşarak tarafların ihtiyaçlarına cevap veriyor.

Filistin ve Yahudi kökenli yeni icra direktörü

Powell'ın ayrılmasıyla kurumun mütevelli heyeti, 2 Aralık 2024 itibariyle Claire Hajaj'ın yeni icra direktörü olarak atandığını duyurdu. Kurumun internet sitesine göre Filistin ve Yahudi kökenli olan Hajaj, 2018 yılında kurumun bünyesine dahil oldu ve burada Politika Direktörü ve ardından CEO Yardımcısı olarak görev yaptı. Haiti'den Gazze'ye kadar dünyanın birçok bölgesinde stratejiyi yönlendirmek ve büyük projeleri denetlemek gibi görevler üstlendi.  

Çatışma çözümü ve müzakere alanındaki kariyerine 2002 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Terörle Mücadele Komitesi'nde başlayan Hajaj, 20 yılı aşkın süredir Lübnan, Kosova, Irak, Myanmar, Nijerya, Afganistan ve Pakistan dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki çatışma bölgelerinde insani, siyasi ve güvenlik alanlarında yapılan müzakerelere katkıda bulundu. Hajaj, ABD’nin işgalinden sonra isyanın en yoğun olduğu dönemde BM’nin Irak Özel Temsilcisi ile birlikte bölgede çalıştı.

Inter Mediate internet sitesine göre kurum, barışı koruma çabaları ve insani müdahaleler yoluyla çatışmanın etkileriyle başa çıkmak için her yıl milyarlarca dolar harcayan hükümetler ve uluslararası kurumlar gibi büyük kuruluşların kaynaklarından yararlanmayı amaçlıyor.

Robert Ford’dan İngiliz kurumun rolünün perde arkasına dair

ABD'nin eski Suriye Büyükelçisi Robert Ford, bu ayın başlarında Baltimore'daki Uluslararası İlişkiler Konseyi'nin bir oturumunda, çatışma çözümü konusunda uzmanlaşmış adı açıklanmayan bir İngiliz kurumun, yıllarca uluslararası terörist örgütlerde yer alan Ahmed eş-Şara'yı siyasi hayata entegre etme girişiminin arkasında olduğunu açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Ford, başlangıçta girişime katılma ve Şara ile görüşme konusunda isteksiz olduğunu, ancak daha sonra İngiliz kurumun daveti üzerine yardım etmeyi kabul ettiğini söyledi.

Suriye'nin Hama şehri

Ford, 2011 yılında Suriye devriminin başlangıcında Hama şehrini ziyaret eden ilk Batılı diplomattı. Bu adım, Suriye rejiminin öfkesini çekti ve Washington'u güvenlik nedenleriyle onu geri çekmeye zorladı. Şu anda Suriye konusunda ABD’nin en önde gelen isimlerinden biri olan Ford, çeşitli düşünce kuruluşlarında ve politika araştırma merkezlerinde araştırmacı olarak çalışıyor.

Suriye Cumhurbaşkanlığı ise Ford'un Cumhurbaşkanı Şara ile yaptığı görüşmelere ilişkin açıklamalarının ‘doğru olmadığını’ belirterek, katıldığı oturumlarda yabancı heyetlerle İdlib deneyimlerini paylaştığı belirtildi. Emekli diplomatın bir İngiliz araştırma ve inceleme kuruluşunun heyeti içinde yer aldığı ifade edildi.

Independent Arabia, Inter Mediate ile iletişime geçmeye çalıştı, ancak bir yanıt alamadı.

Sivil toplum kuruluşlarının rolü

Suriye işleri uzmanı Charles Lister, sivil toplum kuruluşlarının (STK) rolüne ilişkin değerlendirmesinde son yıllarda bazı saygın STK'ların o dönemde sadece Şara liderliğindeki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ile değil, aynı zamanda Esed rejimi ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile de siyasi gündemlerini anlamak ve müzakerelere dahil etmek amacıyla diyalog kurduğunu belirtti.

Lister, geçmişte uzun yıllar bu tür diyalogların yürütülmesinde görev almış biri olduğunu hatırlatarak, “Bu süreçlerin, güvensizlik ve düşmanlıktan uzak, daha iyi bir anlayışa giden yolu açmada ve nihayetinde gerçek diplomatik ilerleme için gerekli olan güveni inşa etmede kritik bir rol oynadığını rahatlıkla söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.



Şam’ın Rakka’daki gözaltılar ne anlama geliyor? Eski rejim ve SDG’ye yakın isimler hedefte çok katmanlı güç mücadelesi derinleşiyor  mu?

Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
TT

Şam’ın Rakka’daki gözaltılar ne anlama geliyor? Eski rejim ve SDG’ye yakın isimler hedefte çok katmanlı güç mücadelesi derinleşiyor  mu?

Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)

Yerel kaynaklar, Suriye güvenlik güçlerinin geçtiğimiz birkaç gün içinde Rakka’da aralarında Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yakın üç Kürt vatandaşın da bulunduğu kişileri tutukladığını bildirdi.

Rakka genelinde eski rejimin üst düzey isimleri de tutuklandı. Bununla ilgili ne hükümet ne de SDG tarafından resmi bir doğrulama yapıldı. Bu gelişmeler, Suriye güvenlik güçlerinin eski rejiminin sembol isimlerini takip etmeyi sürdürdüğü bir dönemde yaşandı.

Suriye basınında dün yer alan, ancak resmi makamlarca doğrulanmayan haberlere göre Şam’ın batı kırsalındaki Saasa beldesinde 220. Şube Komutanı Tuğgeneral Tellal el-Ali ve 155. Tümen'deki Scud Füze Sistemleri Sorumlusu ‘Kimyasal Albay’ lakabıyla tanınan Tuğgeneral Murhaf el-Selame'nin tutuklandığı bildirildi. Ancak Şarku’l Avsat, haberleri güvenilir kaynaklardan teyit edemedi.

Tuğgeneral Tellal el-Ali'nin tutuklandığına dair haber, Suriye’nin kıyısı kesimindeki Tartus ilinin Baniyas bölgesine bağlı köyü Hataniye'de yayılmıştı. Ali, Askeri İstihbarat Genel Müdürlüğü'ne bağlı Saasa Şubesi'nin başındaydı ve Şam’ın batı kırsalı ile Kuneytra ilinin güvenliğini denetliyordu.

Bu gelişme, Ali'den önce 220. Şube'nin başında bulunan ve ‘Cephe Şubesi’ olarak bilinen bu birimi yöneten Tuğgeneral Ali Edib Süleyman'ın tutuklanmasından yaklaşık dört ay sonra yaşandı. Söz konusu şube, Şam’ın batı kırsalındaki Kanaker beldesinden başlayarak işgal altındaki Golan Tepeleri ile olan sınır bölgelerine uzanan bir alanın güvenliğinden sorumluydu.

Haber doğrulanamadı, ancak Ali gerçekten tutuklandıysa bu, eski rejimin İsrail ile ilişkileri ve aynı zamanda Hizbullah ve İran ile olan bağlantıları ile ikmal ve kaçakçılık yollarının koordinasyonuna dair değerli bir bilgi hazinesi ele geçirilmesi anlamına gelir.

Aynı bağlamda yerel kaynaklar doğrulanmamış haberlere dayanarak Suriye makamlarının dün Şam kırsalındaki Kutayfe bölgesinde bulunan 155. Tümen'deki Scud Füze Sistemleri Sorumlusu Tuğgeneral Murhaf el-Selame'yi tutukladığını bildirdi. Scud füzeleri isabetsiz olmakla birlikte büyük tahribat yaratma kapasitesine sahiptir. Beşşar Esed rejiminin menzili 440 mile ulaşan yaklaşık 700 Scud füzesi bulunuyordu. Rejim bu füzeleri başta Rakka ve İdlib olmak üzere muhalefet bölgelerini bombalamak için kullandı ve yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine yol açtı.

ergregr
PKK’nın Suriye kolunun üst düzey yöneticilerinden Fethi Ali Muslim (Sosyal medya)

Rakka'daki Kürt çevrelerinde SDG'ye yakın üç kişinin tutuklandığına ilişkin bilgilerin yayılmasının ardından temkinli bir bekleyiş hâkim oldu. Tutuklananlar arasında PKK'nın Suriye kolunun üst düzey liderlerinden biri olarak değerlendirilen Fethi Ali Muslim yer alıyordu. Rakka'daki kaynaklar, Muslim'in bir müteahhit olduğunu belirterek tutuklanmasının nedeninin Rakka'daki tünel kazı çalışmalarını yürütmesiyle bağlantılı olabileceğini ve altyapıya zarar vermeyle ilgili suçlamalarla karşılaşabileceğini öne sürdü.

Tutuklananlar arasında SDG’li İyad Ketkani de bulunuyor. Ayrıca Ayn İsa şehrinde SDG'ye bağlı Kürt güçlerinin tahkimat ve askeri tünel operasyonlarından sorumlu Huker Şeyho da tutuklandı.

vdfvf
Eski Suriye rejimi yetkililerinden Tuğgeneral Atıf Necib, Şam'da görülen duruşması için mahkeme salonuna girerken, 26 Nisan 2026 (EPA)

Bu tutuklamalardan önce Rakka'nın Meşlab mahallesinde ‘Ahmer el-Nuveran’ lakabıyla bilinen ve SDG istihbaratında komutan olduğu ileri sürülen Ahmed Mustafa el-Nuveran tutuklandı. Rakka halkı onu, SDG’nin Rakka’da nüfuzunun var olduğu dönemde ihlallere karışmakla suçluyor. Öte yandan Rakka kırsalında, savaş döneminde Ulusal Savunma Komutanlığı’ndan sorumlu önde gelen Baasçılardan Muhammed İsmail el-Cuveyd de gözaltına alındı.

Bu arada, Stockholm Mahkemesi’nin dün Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin (FHKC) eski lideri Mahmud Suveydan'ı 2014 yılında Şam'daki Yermuk Mülteci Kampı'nda savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlemekten mahkûm ederek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdığı belirtildi.

Şam'ın geçtiğimiz ay geçiş dönemi adaleti sürecini başlattığını ilan etmesinin ardından eski rejimin sembol isimlerinin ve bu rejimin iktidarı döneminde ağır suçlar ile ihlaller işlediğinden şüphelenilenlerin takibinin hızı belirgin biçimde arttı.

Eski Dera Askeri İstihbarat Şubesi Başkanı Atıf Necip'in ikinci duruşmasının yüz yüze, eski rejimin diğer sembol isimlerinin ise gıyabında görüleceği duruşmanın 10 Mayıs’ta gerçekleşmesi bekleniyor.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan'ın açıklamaları Sudanlı doktorların endişelerini artırdı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, cumartesi günü yanında Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim ile Sağlık Forumu'na hitap ederken (Sudan Sağlık Bakanlığı Facebook sayfası)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, cumartesi günü yanında Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim ile Sağlık Forumu'na hitap ederken (Sudan Sağlık Bakanlığı Facebook sayfası)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan'ın açıklamaları Sudanlı doktorların endişelerini artırdı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, cumartesi günü yanında Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim ile Sağlık Forumu'na hitap ederken (Sudan Sağlık Bakanlığı Facebook sayfası)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, cumartesi günü yanında Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim ile Sağlık Forumu'na hitap ederken (Sudan Sağlık Bakanlığı Facebook sayfası)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'daki sağlık ekiplerini överken, tıp kadrolarının ordunun şehir üzerindeki kontrolü yeniden sağlamasına büyük katkı sunan destekleyici bir taraf olduğunu söyledi. Ancak bu açıklamalar, tıp camiasında ‘tarafsızlıklarının’ sorgulanması ve dolayısıyla hedef alınma korkusuyla kısa sürede kaygı ve endişeye yol açtı.

Orgeneral Burhan, Sağlık Bakanlığı'nın Hartum'da düzenlediği forumda yaptığı konuşmada, “Tıp kadroları savaşın dehşetini herkesle birlikte göğüsledi” dedi. Orgeneral Burhan, tıp kadrolarının ‘düşmanın Hartum’un güneyindeki bölgelerde hareketleri ve araçlarına ilişkin ilgili makamlara bilgi sağlamak suretiyle o bölgelerin kontrolünü yeniden ele geçirmede büyük bir rol’ oynadığını vurguladı.

Forumun tavsiyelerini hayata geçireceğine ve orduya ait hastanelerin rehabilitasyonuna başlanacağına dair taahhütlerde bulunan Orgeneral Burhan, çevre bölgelerdeki kadroların ikramiyeler ve destek sağlanarak tutulmasını emretti.

Ancak Orgeneral Burhan'ın açıklamaları Sudan'daki doktorlar, sağlık çalışanları ve insani yardım çevrelerinde geniş rahatsızlığa yol açtı. Mesleğin tarafsızlığına ilişkin etik yükümlülüklerinin sorgulanması ve tehlikeye maruz kalma endişesi bu rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer aldı.

Şarkul Avsat'a konuşan Sudan Doktorlar Sendikası üyesi Veliyuddin en-Nur el-Faki, bu açıklamanın şoke edici olduğunu, doktorları tehlikeye atabileceğini ve tarafsızlıklarını zedeleyebileceğini söyledi.

Faki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sudanlı doktorlar, savaşın patlak vermesinden bu yana kutuplaşmadan uzak biçimde hayat kurtarma görevlerini sürdürdüler.”

Tıp kadrolarının istihbarat ya da askeri faaliyetlere dahil edildiği iddialarını reddeden Faki şöyle devam etti:

“Görevimiz salt insani niteliktedir. Tüm tarafları tıbbın tarafsızlığına saygı göstermeye ve sağlık tesislerini korumaya davet ediyoruz; böylece çaresiz sivillere hayat kurtaran hizmetin ulaşmasının önünü açabiliriz.”

Orgeneral Burhan’ı destekleyen mesleki bir örgüt olan Sudan Doktorlar Sendikası da dün yayımladığı açıklamada söz konusu ifadelerin içeriğini kınadı. Bu konuşmanın doktorların insani misyonuyla çeliştiğini ve henüz sona ermemiş bir savaş ortamında sağlık çalışanlarının hayatını ciddi tehlikeye attığını vurgulayan sendika, askeri tarafları doktorları çatışmaya dahil etmekten vazgeçmeye davet ederek, doktorların Sudan halkının bir parçası olarak savaşın ağır bedelini ödediğine dikkat çekti. Sendika, ciddi kaynak kıtlığı ve güvenlik koşullarının bozulması dahil son derece ağır koşullar altında çalışan doktorların korunmasını ve hayat kurtaran hizmetleri sunabilmeleri için güvenli bir ortamın sağlanmasını talep etti.

Sudan Doktorlar Sendikası Hazırlık Komitesi de doktorların istihbarat ve askeri faaliyetlere dahil edilmesi konusunda uyarıda bulunarak bunun doktorların güvenliğini tehdit ettiğini ve insani çalışmayı zedelediğini vurguladı. Komite dün yayımladığı açıklamada, uluslararası insancıl hukuka bağlılığını teyit ederek sağlık tesislerinin hedef alınması ve tıp kadrolarının çatışmaya sürüklenmesinin uluslararası hukuk ihlali oluşturduğuna dikkati çekti.

Tüm tarafları doktorları ve sağlık tesislerini korumaya ve onları herhangi bir askeri faaliyette kullanmaktan kaçınmaya çağıran komite, aksi takdirde hem hayatlarının tehlikeye gireceğini hem de sivillerin tıbbi hizmetlerden yoksun kalacağını vurguladı.

Öte yandan Muhalif gönüllü bir insan hakları grubu olan Acil Durum Avukatları da benzer bir açıklama yaparak, ‘Hartum’un güneyinde’ doktorların orduya askeri bilgi sağladığına dair ifadenin savaş ortamında onları gerçek bir tehlikeyle yüz yüze getirebileceğini belirtti.


Gazze halkı, savaş tehditleri ve ‘silahsızlanmanın’ reddedilmesi nedeniyle endişeli

Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)
TT

Gazze halkı, savaş tehditleri ve ‘silahsızlanmanın’ reddedilmesi nedeniyle endişeli

Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, Hamas Hareketi liderliğinin ‘hareketin silahsızlandırılması’ konusunu müzakere etmeyi reddetmesi ve İsrail'in harekete yönelik askeri baskıyı yoğunlaştırdığına ilişkin açıklamalar yapmasının ardından savaşın yeniden başlaması ihtimalinden duydukları endişeyi dile getirdiler.

Hamas Siyasi Büro üyesi Basim Naim silah dosyasının müzakere edilmesini reddederken İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ‘Hamas’ın silahsızlandırma görevini engellemesi halinde ordunun savaşı şiddetle yeniden başlatacağı’ tehdidinde bulundu.

Gazze'nin orta kesimlerindeki Deir el-Belah'ta yerinden edilmiş bir Filistinli olan Bahaa et-Telbani, Şarkul Avsat'a yaptığı açıklamada, “Savaşın yeniden başlaması, Gazze'de geriye kalanların yok edilmesi anlamına gelir. Kaldı ki bu İsrail'in çıkarına olur. Hamas ve diğer grupların silahlarının bunu engelleyemeyeceğini anlamaları ve halkın yüce çıkarları adına düşünme zamanının geldiğini kavramaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Gazze'de acil insani yardımların sağlanması ve askeri faaliyetlerin azaltılması konularını görüşmek amacıyla dün İsrail'e gitti.