Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Şam’a SDG dosyasının kapatılması için doğrudan destek

Suriye’nin kuzeyindeki ve kuzeydoğusundaki Arap aşiretleri bu bölgelerin Şam’ın kontrolüne girmesini istiyor

Fotoğraf: TCCB
Fotoğraf: TCCB
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Şam’a SDG dosyasının kapatılması için doğrudan destek

Fotoğraf: TCCB
Fotoğraf: TCCB

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyası, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın cumartesi günü başlayan Türkiye ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğü en önemli dosyalardan biri olarak öne çıktı.

Basında yer alan haberlere göre Şara, Suriye'nin kuzeyindeki ve kuzeydoğusundaki Arap aşiretlerinin Şam'dan Haseke, Rakka ve Deyrizor gibi vilayetlerin kontrolünü devralmasını talep ederken SDG dosyasını devlet kurumları dışında silahlı bir grup olarak sonlandırmak için Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan doğrudan destek aldı.

Şam hükümetinden bir heyet ile DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) ve Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Bölgesi (KDSÖY) temsilcileri bir araya geldi. Binlerce DEAŞ’lı tutuklunun kaldığı El Hol Kampı’nın yönetiminin SDG'den Suriye hükümetine devredilmesi amacıyla bir toplantı gerçekleştirildi. Şam'daki kaynaklar, geçiş hükümeti heyetinin iktidara geldiğinden bu yana ilk kez El Hol Kampı’nı ziyaret etmesini, SDG'nin DMUK’un desteğiyle DEAŞ'la mücadeledeki rolünü azaltmaya yönelik bir adım olarak değerlendirdi.

Kaynaklar, Şam'ın Arap ülkelerinin ve uluslararası toplumun desteğini aldıktan sonra SDG dahil Savunma Bakanlığına katılmayan silahlı gruplara silahlarını teslim edip bakanlık bünyesine katılmaları için on gün süre verdiğini aktardılar. Bu arada Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, Kürtlerin haklarının tek devlet çatısı altında garanti altına alındığını vurguladı. Şeybani, SDG ile varılan anlaşma hayata geçirilmesindeki bir gecikmenin kaosu uzatacağını söyledi.

Kaynaklar, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyiyle olan güney sınırındaki ‘güvenlik tehditlerini’ sona erdirme konusunda ‘ısrarcı’ olduğunu, Şam'ın ise bu konuyu ele alma ve SDG'yi Suriye devletine entegre olmaya ve Suriye topraklarının bütünlüğünü korumaya teşvik ederek bir çatışma ve askeri müdahaleden kaçınma konusunda halen isteksiz olduğunu kaydettiler. Cumhurbaşkanı Şara ve SDG lideri Mazlum Abdi arasında geçtiğimiz mart ayında imzalanan anlaşmaya göre SDG'nin askeri ve güvenlik kurumları devlet kurumlarına entegre edilecek, petrol sahaları, sınır kapıları ve DEAŞ üyelerinin tutulduğu gözaltı merkezleri Şam'a devredilecek ve hükümetin Suriye’nin kuzeyindeki ve doğusundaki bölgelerin kontrolünü kademeli olarak geri alması için hazırlık yapılacak.

cdfrgt
Haseke’nin kuzeydoğusunda yer alan Kamışlı’da sokaklar Şam yönetimi ile SDG arasında geçtiğimiz mart ayında varılan anlaşmayı kutlamak için süslendi (Reuters)

Suriye hükümeti heyetinin El Hol Kampı ile ilgili toplantısında, kampın yerinden edilmiş Suriyelilerden güvenli ve gönüllü bir şekilde tahliye edilmesine yönelik aşamalı bir planın yanı sıra, özellikle ülkelerinin geri dönmelerine izin vermediği yabancı uyruklu DEAŞ üyelerinin ve ailelerinin akıbeti ele alındı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Şara’nın Ankara'da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile bir araya geldiği belirtildi. Açıklamaya göre toplantıya Suriye tarafından Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ve Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, Türkiye tarafından ise Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ve Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün katıldı.

Açıklamada ayrıca toplantıda ilişkileri ortak hedeflere hizmet edecek şekilde geliştirme arzusu çerçevesinde, iki ülke arasında çeşitli alanlarda ikili iş birliğini arttırmanın yolları ele alındığı belirtildi.

Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana Türkiye'nin Şara'nın liderliği için stratejik bir müttefik rolü oynadığını belirten Şam'daki kaynaklar, Şara'nın Ankara ziyaretini ‘önemli’ olarak nitelendirdi. Kaynaklar ziyaretin geçiş aşamasını geçmesini sağlamak ve Suriye ile bölgede istikrarı pekiştirmek amacıyla ABD'nin Suriye'ye uyguladığı yaptırımların kaldırılması konusunda Suudi Arabistan başta olmak üzere bazı ülkelerin öncülük ettiği bir dizi hızlandırılmış gelişmenin ardından gerçekleştiğine dikkati çekti.



Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi kim?

Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
TT

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi kim?

Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)

Bağdat’taki Şii parti liderleriyle yakın ilişkilerine ve aday Başbakan Ali Faleh Kazım ez-Zeydi’nin finansal yatırımlarına rağmen, bu durum onun siyasetle doğrudan ilgilenmeyen geniş halk kesimleri tarafından tanınmasını sağlamadı.

Güvenilir kaynaklar, ez-Zeydi’nin iktidar içindeki ve dışındaki siyasi ve finansal figürlerle çok sayıda ortaklığa sahip olduğunu aktarıyor. Onu yakından tanıyan çevreler, kendisini “son on yılda finansal olarak zenginler kulübüne giren genç isim” olarak tanımlıyor ve sosyal yardımlar yaptığını belirtiyor.

1986 doğumlu, Bağdatlı ve hukuk fakültesi mezunu olan ez-Zeydi’nin kamuoyunda görünmeyi tercih etmediği biliniyor. Buna rağmen, 2010–2014 yılları arasında seçim yarışlarına katılan Sünni Karbuli kardeşlerden Cemal ve Muhammed Karbuli’den “Dicle” televizyon satın aldı.  

Eğer ez-Zeydi hükümeti kurmayı başarırsa, 2004’ten bu yana göreve gelen en genç başbakan olacak.

“Siyasal Çerçeve Koalisyonu” (el-İtar et-Tensiki), uzun süren kriz ve yaklaşık beş aylık müzakerelerin ardından ez-Zeydi’yi başbakan adayı olarak sunarak birçok Iraklıyı şaşırttı. Çünkü ismi daha önce olası adaylar arasında yer almıyordu.

Mali faaliyetler

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Ali ez-Zeydi, Irak Borsası’nda işlem gören ve 2016’da kurulan “Güney İslami Bankası (BJAB)” adlı yatırım ve finans kuruluşunun sahibi ve yönetim kurulu başkanıydı. Banka, 2024 Şubat ayında ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından kara para aklama suçlamalarıyla yaptırım listesine alınmasının ardından, yönetimden çekildi ve görevi kardeşlerinden birine devretti. Bu süreçte Irak Merkez Bankası da bankanın dolar erişimini kısıtladı.

sdhyt
Irak’ta hükümetin kurulmasıyla sonuçlanan ve Ali ez-Zeydi’nin başbakan olarak seçildiği toplantıdan bir kare (Siyasal Çerçeve Koalisyonu)

Ez-Zeydi ayrıca “Al-Owais Grubu”nun sahibidir. Şirket, internet sitesine göre gıda, tarım ve hayvancılık, inşaat, baskı, güvenlik, elektronik ve petrol dahil 15 farklı şirkete sahiptir. Ancak şirket sahibi veya kuruluş yılı belirtilmemektedir.

Tapu kayıtlarına göre şirket 2007’de kurulmuş, daha sonra yeniden yapılandırılarak 99 milyar Irak dinarı (yaklaşık 75 milyon dolar) sermayeli özel anonim şirkete dönüştürülmüştür. Ayrıca 2018’de 2 milyar dinar sermayeli bir petrol hizmetleri şirketi kurulmuştur.

Irak Borsası verilerine göre “Güney İslami Bankası”, 2016’da 250 milyar dinar (yaklaşık 191 milyon dolar) sermaye ile kurulmuş; bu durum, bankanın sermayesinin bir gıda sepetinin maliyetinden bile düşük olduğu yönünde eleştiriler doğurmuştur.

Şirketin toplam yatırımlarının 500 milyon dolara ulaştığı, ayrıca Ticaret Bakanlığı’nın gıda sepeti tedarik sözleşmeleri ile Savunma Bakanlığı’na günlük 300 bin askere gıda temini anlaşmalarını yürüttüğü belirtiliyor. Geçtiğimiz yıl “Şaab Üniversitesi” adında özel bir üniversite de açılmıştır.

Ez-Zeydi’ye yakın kaynaklar, onun eğitim ve medya alanlarında da yatırımları bulunduğunu; bunlar arasında Şaab Üniversitesi, “İştar Tıp Enstitüsü” ve Dicle televizyon kanalının yer aldığını aktarıyor.

Bazı kaynaklara göre Ticaret Bakanlığı, Saddam Hüseyin döneminden kalan ve “petrol karşılığı gıda” anlaşması kapsamında yürütülen gıda sepeti programı için Al-Owais şirketiyle sözleşme yapmıştır. Vatandaşlar ise gıda kalitesinin düşük olmasından ve teslimat gecikmelerinden sıkça şikâyet etmektedir.

Son yıllarda programın kapsamının daraltıldığı ve yaklaşık 18 milyon kişiye indirildiği, bunun gerekçesi olarak ise yüksek gelirli kesimlerin sistemden çıkarılması gösterilmektedir.

Şirketler grubu

Diğer bilgilere göre, Ali ez-Zeydi’nin adına kayıtlı 15 şirket bulunmaktadır. Bu şirketlerin başlangıç sermayeleri toplamda 282 milyar dinar Irak dinarını aşmaktadır. Şirketler; inşaat, gayrimenkul, turizm, petrol ve enerji, gıda sanayisi, cam üretimi, tarım ve hayvancılık, yükseköğretim, sağlık hizmetleri ve finans gibi geniş bir yelpazeye yayılmaktadır.

xsdvgrt
Ali ez-Zeydi’nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhurbaşkanlık Ofisi)

En dikkat çeken şirketlerden biri, Irak ordusunun gıda tedarikini sağlayan ve gıda kartı ürünlerini ithal eden “Al-Owais” şirketidir. Ayrıca “Şaab Üniversitesi” de bu grubun önemli projeleri arasında yer almaktadır.

Ez-Zeydi’nin şirketi, Irak ordusuna 41 çeşit kuru ve taze gıda sağlayan anlaşmalar kapsamında yaklaşık 300 bin askerin beslenmesinden sorumludur.

Diğer önemli proje ise “gıda sepeti” programıdır. Bu kapsamda Al-Owais şirketi ile Irak Devlet Gıda Ticaret Şirketi arasında yapılan anlaşma ile 40 milyon kişiye yönelik 7 temel gıda maddesinin tedariki gerçekleştirilmektedir.


Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)

Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altındaki Darfur bölgesinin orta kesimlerinde yer alan Zalinci şehrinde Hamidiye İç Göç Kampı'na dün insansız hava aracı (İHA) ile düzenlenen saldırıda 15 kişi yaralandı. Bu bilgi bölgede faaliyet gösteren Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi tarafından aktarılırken bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ile çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını söyledi.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil bir kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken siviller ile insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesaba çekmek amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bu mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması ile bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan en son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

dfvrfb
SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için askeri komuta talimatlarını beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kordofan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.

sdvbrt
SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

 


Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)

Sudan Darfur’daki “Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Genel Koordinasyonu”nun aktardığına göre, “Hızlı Destek Kuvvetleri”nin kontrolü altında olan bölgede, Orta Darfur’un Zalinci kentinde bulunan El-Hamidiyye yerinden edilmişler kampına yönelik dün gerçekleşen insansız hava aracı (İHA) saldırısında 15 kişi yaralandı. Bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek, saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ve çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken, sivillerle insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesap sormak amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğu vurgunladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması, bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek, mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için talimat beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kurdufan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.