Şera bir Yahudi gazetesine ilk röportajını verdi: İstikrarlı bir Suriye nutuk ve sloganlarla inşa edilmeyecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, yeni yönetimin moloz, travma ve güvensizlikten daha fazlasını devraldığını söyledi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, geçtiğimiz şubat ayında Şam'da düzenlenen Ulusal Diyalog Konferansı’nın kapanışında konuştu. (AFP)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, geçtiğimiz şubat ayında Şam'da düzenlenen Ulusal Diyalog Konferansı’nın kapanışında konuştu. (AFP)
TT

Şera bir Yahudi gazetesine ilk röportajını verdi: İstikrarlı bir Suriye nutuk ve sloganlarla inşa edilmeyecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, geçtiğimiz şubat ayında Şam'da düzenlenen Ulusal Diyalog Konferansı’nın kapanışında konuştu. (AFP)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, geçtiğimiz şubat ayında Şam'da düzenlenen Ulusal Diyalog Konferansı’nın kapanışında konuştu. (AFP)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, iç ve dış politikadaki sorumlulukları veya pozisyonları hakkında yorum yaparken devrik lider Beşşar Esed'i çevreleyen tüm duvarları yıkıyor. Şera doğrudan konuşuyor; İsrail ile ilişkiler ve Suriye topraklarının işgali gibi daha önce çifte dille konuşulan, bazıları sloganlarla kamuoyuna duyurulan ancak gerçeklerin masanın altında olduğu ‘tabu konular’ hakkında açıkça konuşmaktan çekinmiyor. Şera, 6 aydan kısa bir süre önce iktidara gelmesinden bu yana ilk kez  bir Yahudi medya kuruluşuna konuştu. Şera, The Jewish Journal’a röportaj verdi.

Esed rejiminin mirası

28 Mayıs'ta yayınlanan röportaj, Jonathon Bass'ın şu sözleriyle başlıyor: “Pek çok Suriyeli, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'da bir devrimci değil; savaş yorgunu, kimliği yıpranmış bir ulusu yeniden inşa edebilecek, yenilenmiş bir lider görüyor. Tarihin her duvarından fısıldadığı, yaşayan en eski şehir olan Şam, iktidarla değil, yeniden inşa, uzlaşma ve uzun süredir parçalanmış bir ulusa liderlik etme yüküyle ilgili bir diyalog için uygun bir yer.”

Bass, Suriye Cumhurbaşkanı hakkındaki izlenimlerini şöyle aktarıyor: “Sessiz biri ama söylediği her kelimeyi düşünerek söylüyor. Sesinde zafer tonu yok, sadece kastettiği ve vurguladığı kelimeler var.”

Şera röportajın başında, “Bize enkazdan daha fazlası miras kaldı. Travma, güvensizlik ve yorgunluk miras aldık. Ama aynı zamanda umudu da miras aldık. Kırılgan bir umut” ifadelerini kullandı.

fgthyj
Sednaya Hapishanesi’ndeki tutukluların ailelerinden oluşan bir kalabalık, hayatta kalanları arama çalışmalarının sürdüğü binanın dışında bekliyor. (Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü)

Suriye on yıllar boyunca sadakat ve sessizliği, bir arada yaşama ve nefreti, istikrar ve baskıyı birbirine karıştıran bir sistemle yönetildi. Esed hanedanı, Hafız ve ardından Beşşar, ülke üzerindeki kontrollerini sağlamlaştırmak için korku ve infazları kullanarak demir yumrukla yönetirken, ülkenin kurumları soldu ve muhalefet ölümcül bir ayaklanmaya dönüştü.

Gazeteci Jonathon Bass, Şera'nın aldığı miras konusunda açık görüşlü olduğunu düşünüyor. Zira Şera şöyle diyor: “Temiz bir sayfadan bahsetmek sahtekârlık olur. Geçmiş, her insanın gözünde, her sokakta, her ailede mevcuttur. Şimdi görevimiz bunu tekrarlamamak. Daha hafif versiyonu yok. Tamamen yeni bir şey yaratmalıyız.”

Suriyelilerin güveni

Eş-Şera'nın iktidara geldiğinden beri attığı ilk adımlar, röportajı yapan kişinin de belirttiği gibi, temkinli ama son derece sembolik oldu. Siyasi tutukluların serbest bırakılmasını emretti, sürgün edilen ya da susturulan muhalif gruplarla diyalog başlattı ve kötü şöhretli Suriye güvenlik aygıtında reform yapma sözü verdi. Ayrıca, kayıp ve ölülerin akıbetini ele almak üzere bir bakanlık kurulmasını önerdi.

Suriye'deki toplu mezarların ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için Şera, DNA veri tabanları oluşturmaktan geçmişteki zulümlerden sorumlu olanların iş birliğini sağlamaya kadar adli tıp teknikleri ve ekipmanları sağlamak için ABD ile bir ortaklığa ihtiyaç olduğunu söyledi.

Şera, “Eğer konuşan tek kişi bensem, Suriye hiçbir şey öğrenmemiştir. Tüm sesleri diyalog masasına davet ediyoruz. Devlet artık başkalarına dikte ettiğinden daha fazla dinlemelidir” dedi.

‘Ama insanlar bir kez daha güvenecek mi? Diktatörlüğün küllerinden doğan bir hükümetin vaatlerine inanacaklar mı?’ sorusuna Şera şöyle cevap verdi: “Ben güven istemiyorum, sabır ve inceleme istiyorum. Beni sorumlu tutun. Güven bu şekilde sağlanır.”

Suriyelilerin evlerini yeniden inşa etmeleri gerekiyor

Şera, Suriyelilerin şu anda en çok neye ihtiyacı olduğu sorusuna tereddüt etmeden cevap verdi: “Eylem yoluyla haysiyet. Amaç yoluyla barış.”

Savaşın boşalttığı şehirlerde ve çatışmanın etkilerinden halen mustarip olan köylerde kimse siyaset istemiyor, normale dönüş istiyor; evlerini yeniden inşa etme, çocuklarını büyütme ve barış içinde hayatlarını kazanmak istiyorlar.

dfgthy
Halep'te yıkılan evlerin yeniden inşası bazı bölge sakinlerinin kişisel inisiyatifiyle gerçekleştiriliyor. (Reuters)

Şera bunun gayet farkında. Tarım, sanayi, inşaat ve kamu hizmetlerinde istihdam yaratmaya odaklanan acil ekonomik programlar için bastırıyor. Şera, “Artık mesele ideoloji değil, mesele insanlara kalmak için bir neden, yaşamak için bir neden, inanmak için bir neden vermek. Bir işi olan her gencin radikalleşme riski daha az olacak. Okuldaki her çocuk gelecek için bir ses” dedi.

Şera, bölgesel yatırımcılarla ortaklıkların, geri dönenlere yönelik küçük işletme hibelerinin ve ‘gençler için mesleki eğitimin’ önemini vurguladı. Şera, “İstikrarlı bir Suriye nutuklarla ya da sloganlarla değil, eylemlerle inşa edilecek; pazarlarda, sınıflarda, çiftliklerde, atölyelerde... Tedarik zincirlerini yeniden inşa edeceğiz. Suriye bir ticaret merkezi olarak geri dönecek” şeklinde konuştu.

İsrail ile ilişkiler

Bu ekonomik vizyonun ardında daha derin bir vizyon var. Bir neslin kaybından sonra Suriyeliler çatışmadan yoruldu. Barışa, sadece savaşın yokluğuna değil, fırsatların varlığına da hasretler. Bass şöyle diyor: “Sohbetimizin en hassas bölümlerinden birinde Şera, Suriye'nin İsrail ile gelecekteki ilişkisine değindi. 1948'den bu yana bölgeyi rahatsız eden bu konu, her hava saldırısı, gizli operasyon ve vekalet savaşı suçlamasıyla daha da şiddetleniyor.”

ı89o
Golan'daki tampon bölge sınırında duran bir İsrail askeri (AFP)

Şera, “Açık konuşmak istiyorum. Sonsuz karşılıklı bombardıman dönemi sona ermeli. Hiçbir ülke korku ile doluyken gelişemez. Gerçek şu ki ortak düşmanlarımız var ve bölgesel güvenlikte kilit bir rol oynayabiliriz” ifadelerini kullandı.

dwert5y6
İsrail saldırılarına tepki olarak 25 Şubat'ta Suriyeli Dürziler tarafından açılan bir pankart: ‘Suveyda, Suriye'nin sırtındaki zehirli hançer olmayacak.’ (AP)

Şera, sadece bir ateşkes hattı olarak değil, karşılıklı itidal ve sivillerin, özellikle de güney Suriye ve Golan Tepeleri’ndeki Dürzilerin korunması için bir temel olarak 1974 Ayrılma Anlaşması’nın ruhuna geri dönme arzusunu dile getirdi. Şera, “Suriye'nin Dürzileri piyon değildir. Onlar vatandaştır, köklüdür, tarihsel olarak sadıktır ve yasalar çerçevesinde her türlü korumayı hak etmektedir. Onların güvenliği müzakere edilemez” dedi.

Derhal normalleşme önermekten kaçınan Şera, uluslararası hukuk ve egemenlik temelinde gelecekteki görüşmelere açık olduğunu belirtti.

Trump bir barış adamı

Belki de Trump'ın yaptığı en önemli diplomatik jest, doğrudan masaya oturma isteğiydi. Şera şunları söyledi: “Medya onun hakkında ne imaj çizerse çizsin, ben onu bir barış adamı olarak görüyorum. İkimiz de aynı düşman tarafından saldırıya uğradık. Trump nüfuzun, gücün ve sonuçların ne anlama geldiğini biliyor. Suriye'nin diyaloğu yeniden başlatabilecek dürüst bir arabulucuya ihtiyacı var. Eğer bölgede istikrara ve ABD ile müttefiklerinin güvenliğine katkıda bulunacak bir uzlaşma ihtimali varsa, ben bu diyaloğu kurmaya hazırım. Bu bölgeyi onarabilecek ve bizi adım adım bir araya getirebilecek tek kişi o.”

ferty6
ABD Başkanı Donald Trump ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şera, 14 Mayıs'ta Riyad'da bir araya geldi. (AP)

Bass şu yorumu yaptı: “Bu sadece açık sözlülüğü açısından değil, aynı zamanda içerdiği anlamlar açısından da dikkate değer bir açıklamaydı. Yeni Suriye, barış ve tanınma arayışında alışılmadık adımlar atmaktan korkmuyor. Şera Suriye'nin sorunlarını (toplu mezarlarda bir milyondan fazla ölü, 12 milyon yerinden edilmiş insan, yaşam destek ünitesine bağlı bir ekonomi, halen yürürlükte olan yaptırımlar ve kuzeyde saklanan milisler) yumuşatarak anlatmıyor. ‘Bu bir peri masalı değil. Bu bir iyileşme ve iyileşme sancılıdır’ diyor.”



Fetih seçimleri: Abbas’ın oğlu, istihbarat şefi ve Zübeydi Merkez Komite üyeliğini kazandı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, oğlu Yaser Abbas ile birlikte Batı Şeria’nın Ramallah kentinde, 28 Mayıs 2018 (Arşiv – Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, oğlu Yaser Abbas ile birlikte Batı Şeria’nın Ramallah kentinde, 28 Mayıs 2018 (Arşiv – Reuters)
TT

Fetih seçimleri: Abbas’ın oğlu, istihbarat şefi ve Zübeydi Merkez Komite üyeliğini kazandı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, oğlu Yaser Abbas ile birlikte Batı Şeria’nın Ramallah kentinde, 28 Mayıs 2018 (Arşiv – Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, oğlu Yaser Abbas ile birlikte Batı Şeria’nın Ramallah kentinde, 28 Mayıs 2018 (Arşiv – Reuters)

Pazar günü açıklanan ilk sonuçlara göre, Mahmud Abbas liderliğindeki Fetih Hareketi’nin Merkez Komitesi seçimlerinde Filistin Ulusal İstihbarat Teşkilatı Başkanı Mecid Ferac, Aksa Şehitleri Tugayları komutanlarından Zekeriya Zübeydi ve Filistin Devlet Başkanı’nın en büyük oğlu Yaser Abbas komite üyeliğine seçildi. Seçimler, Fetih’in Ramallah, Gazze, Kahire ve Beyrut’ta düzenlenen genel kongresinin cumartesi günü sona ermesinin ardından gerçekleştirildi.

Şarku’l Avsat’ın Fransı Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre  Aksa Şehitleri Tugayları’nın önde gelen isimlerinden biri olan 50 yaşındaki Zübeydi, geçen yıl İsrail ile Hamas arasında yapılan esir takası anlaşması kapsamında İsrail hapishanelerinden serbest bırakılmıştı.

64 yaşındaki Yaser Abbas ise Filistin topraklarında çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin sahibi bir iş insanı olarak biliniyor. 5 yıl önce Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi görevine getirilmesinin ardından siyasi sahnede daha görünür hâle geldi.

İlk sonuçlara göre, 2002 yılından bu yana İsrail hapishanelerinde tutulan Fetih liderlerinden Mervan Barguti de Merkez Komite’deki yerini korudu ve en yüksek oyu aldı.

bghtyj
Yaser Abbas, adaylığına destek toplamak amacıyla gerçekleştirdiği ziyaretlerden birinde (Filistin Yönetimi’ne bağlı internet siteleri)

Ayrıca Filistin Yönetimi ve Filistin Kurtuluş Örgütü Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, Fetih Başkan Yardımcısı Mahmud el-Alul, önceki Merkez Komite Genel Sekreteri Cibril Recub ve eski Filistin İstihbarat Başkanı Tevfik Tiravi de komitedeki koltuklarını korudu.

Kongre yönetimi, Merkez Komite ve Devrim Konseyi seçimlerine katılım oranının yüzde 94,64 olduğunu açıkladı. Buna göre oy kullananların sayısı 2507 olarak kaydedildi.

Merkez Komite’deki 18 koltuk için 59 aday yarışırken, Devrim Konseyi’ndeki 80 koltuk için ise 450 aday mücadele etti.

Kongrenin İcra Direktörü Munir Selame, Merkez Komite ve Devrim Konseyi seçimlerinin nihai sonuçlarının pazar sabahı Ramallah’ta düzenlenecek basın toplantısında açıklanacağını duyurdu.

Fetih Hareketi Genel Kongresi geçen perşembe günü başlamış ve Mahmud Abbas yeniden hareketin lideri seçilmişti. Abbas, yirmi yılı aşkın süredir Fetih Hareketi’nin, Filistin Yönetimi’nin ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün başında bulunuyor.

Abbas, 4 Mart’ta Kahire’de düzenlenen olağanüstü Arap zirvesinde yaptığı konuşmada, “Filistin devletinin liderlik yapılarının yeniden düzenlenmesi, Filistin Kurtuluş Örgütü ile Fetih Hareketi’ne ve devlet kurumlarına yeni kadroların kazandırılması” sözü vermişti.

Bu tarihten sonra Abbas, özellikle güvenlik kurumları içinde olmak üzere çeşitli idari değişiklikler gerçekleştirdi.

Birçok Arap ülkesi ile uluslararası taraflar, siyasi ve demokratik süreçte durgunluk yaşayan Filistin Yönetimi’nde reform yapılması çağrısında bulunuyor. Bu reformların, savaş sonrası Gazze’nin yönetiminin Filistin Yönetimi’ne devredilmesine hazırlık amacı taşıdığı belirtiliyor. Reform talebi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’ye yönelik barış planında da yer almıştı.


Saadi’nin tutuklanmasının tüm hikâyesi... 3 kıtada saldırı koordinatörü

Muhammed Bakır es-Saadi, Kasım Süleymani ile birlikte (ABD Adalet Bakanlığı)
Muhammed Bakır es-Saadi, Kasım Süleymani ile birlikte (ABD Adalet Bakanlığı)
TT

Saadi’nin tutuklanmasının tüm hikâyesi... 3 kıtada saldırı koordinatörü

Muhammed Bakır es-Saadi, Kasım Süleymani ile birlikte (ABD Adalet Bakanlığı)
Muhammed Bakır es-Saadi, Kasım Süleymani ile birlikte (ABD Adalet Bakanlığı)

ABD makamlarının Ketaib Hizbullah yöneticilerinden Muhammed Bakır es-Saadi’yi gözaltına alması, örgütün sınır ötesi operasyonlardaki rolüne yönelik ilgiyi artırdı. Birçok gözlemci, bu adımı, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) bölgesel kolu olan Kudüs Gücü ile ‘direniş ekseni’ olarak adlandırılan yapıyla bağlantılı kişi ve unsurlara karşı daha sert Amerikan önlemlerinin başlangıcı olarak değerlendirdi.

Eski Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, 2003 yılında devrik Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasının ardından faaliyet göstermeye başladı. El-Mühendis ise 2020’de düzenlenen ABD hava saldırısında öldürüldü. Kuruluşundan bu yana son derece gizli bir yapılanma içinde faaliyet gösteren örgüt nedeniyle, grup içindeki üst düzey isimlerin büyük bölümü hakkında sınırlı bilgi bulunuyor. Yerel düzeyde önemli nüfuza sahip olmasına ve DMO’ya en yakın silahlı gruplardan biri olarak görülmesine rağmen, örgüt liderleri kamuoyu önünde görünmekten kaçınıyor.

Kudüs Gücü ile bağlantısı

Şarku’l Avsat’ın silahlı gruplara yakın kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Saadi’nin DMO’ya bağlı Kudüs Gücü’nün istihbarat birimiyle yakın ilişkiler içinde olduğu belirtiliyor. Kaynaklar ayrıca, ABD ile İran arasında yaşanan ve ‘12 Gün Savaşı’ olarak anılan çatışmalar sırasında öldürülen bir İranlı istihbarat unsuru ile de yakın bağlantısı bulunduğunu öne sürüyor. Bununla birlikte bazı kaynaklar, Saadi’nin ‘bu ilişkileri olduğundan daha büyük göstermeyi sevdiğini’ ifade etti.

fdvfdv
Muhammed Bakır es-Saadi, cuma günü New York’ta FBI ajanlarının gözetimindeydi (ABD Adalet Bakanlığı)

Saadi’nin 2014 yılından bu yana aktif olduğu X platformundaki fotoğraf arşivi incelendiğinde, DMO komutanlarıyla sık sık birlikte görüntülendiği görülüyor. Paylaşılan videolardan birinde ise İran’ın hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile sohbet edip gülümsediği dikkat çekiyor.

Silahlı gruplara yakın çevrelere göre Saadi, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın Eylül 2024 sonunda öldürülmesinin ardından Lübnan’a yaptığı ziyaretleri yoğunlaştırdı. Aynı kaynaklar, Beşşar Esed döneminde Lübnan ile Suriye arasında sık seyahat ettiğini belirtti.

Kaynaklar, Saadi’nin, genellikle üst düzey askeri isimler ve resmi yetkililere verilen hizmet pasaportunun sağladığı imkân sayesinde farklı ülkelere daha rahat seyahat edebildiğini ifade etti. Bu çerçevede, son Türkiye ziyaretinin, burada gözaltına alınmasının ve hakkında yürütülen operasyonun da bu hareketlilikle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. Ayrıca Saadi’nin bir Avrupa ülkesine seyahat hazırlığında olduğu da öne sürüldü.

xssdv
ABD Başkanı Donald Trump’ın işaretlendiği fotoğraf, Muhammed Bakır es-Saadi tarafından 2020 yılında X hesabından paylaşılmıştı.

Saadi’nin daha önce Kudüs Gücü’nün eski komutanı Kasım Süleymani ile ve DMO’yla bağlantılı çeşitli silahlı grup liderleriyle çekilmiş çok sayıda fotoğrafı kamuoyuna yansıdı. Bazı kaynaklar, Saadi’nin isminin sonuna ‘Süleymani’ lakabını eklemeyi tercih ettiğini de aktardı.

Saadi nasıl tutuklandı?

Batılı kaynakların büyük bölümüne göre, Türkiye’de gözaltına alındıktan sonra ABD’ye götürülen Saadi, Avrupa’da Amerikalıları ve Yahudileri hedef alan en az 18 ‘terör saldırısının’ planlanması ve koordinasyonuyla suçlanıyor. Federal suç duyurusunda, söz konusu saldırıların İran’a yönelik savaşın sona erdirilmesi adına gerçekleştirildiğinin öne sürüldüğü belirtildi.

Saadi’nin gözaltı işlemi sonrasında annesine mesaj gönderdiği görüntüler de ortaya çıktı. Görüntülerde annesinden ‘sabırlı olmasını’ isteyen Saadi’nin, ‘yıkılmayacaklarını’ söylediği duyuldu.

Batılı kaynaklar ayrıca Saadi’nin, Washington ve Tel Aviv’in Tahran’a karşı yürüttüğü savaşa misilleme amacıyla ‘ABD ve İsrail çıkarlarına yönelik saldırılar düzenlenmesi için başkalarını yönlendirdiğini ve teşvik ettiğini’ iddia ediyor.

Savcılık iddialarına göre Saadi, Kanada’da iki ayrı saldırının koordinasyonunda da rol aldı. Ayrıca ABD içinde, New York kentindeki bir Yahudi sinagogu da dahil olmak üzere çeşitli hedeflere yönelik saldırı girişimlerini yönlendirmek ve organize etmeye çalışmakla suçlanıyor.

dsvdfv
Muhammed Bakır es-Saadi ile İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin birlikte çekilmiş fotoğrafı

ABD, Ketaib Hizbullah’ı yabancı terör örgütleri listesinde tutarken, Saadi’nin 2017 yılından bu yana örgüt içinde aktif rol aldığı belirtiliyor. Bazı kaynaklar ise babasının, Hadi el-Amiri liderliğindeki Bedir Örgütü ile bağlantılı olduğunu öne sürüyor.

Washington yönetimi yaklaşık iki hafta önce Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi hakkında bilgi sağlayacak kişiler için 10 milyon dolarlık ödül açıklamıştı.

ABD merkezli CNN televizyonu da daha önce, Ketaib Hizbullah ile Avrupa’daki Yahudi kurumlarını hedef alan kundaklama saldırılarını üstlenen grup arasında bağlantı bulunduğunu ileri sürmüştü. Söz konusu saldırıların sinagoglar, okullar ve ambulanslar dahil çeşitli hedefleri kapsadığı belirtilmişti.

Saadi’ye yöneltilen suçlamalar arasında yabancı bir terör örgütüne maddi destek sağlamak için komplo kurmak, terör eylemlerine maddi destek sağlamak amacıyla komplo düzenlemek ve kamuya açık bir alanı bombalamaya yönelik plan yapmak yer alıyor. Saadi, cuma günü New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkarıldı. Mahkeme, kefalet olmaksızın tutuklu yargılanmasına karar verdi. Duruşmada suçlamaları kabul ya da reddetmediği bildirildi.

Saadi’nin gözaltına alınmasının Ketaib Hizbullah üzerindeki olası etkileri ve ABD makamlarının kendisinden elde edebileceği bilgilerin örgütün yapısının açığa çıkmasına yol açıp açmayacağı ise henüz netlik kazanmış değil. Grup, son dönemde Washington yönetiminin yakın takibindeki silahlı yapılar arasında yer alıyor.

Saadi’nin avukatı Andrew J. Dallak, Batılı medya kuruluşlarına yaptığı açıklamada, müvekkilinin Türk makamları tarafından ‘muhtemelen ABD’nin talebi üzerine’ gözaltına alındığını söyledi. Dallak, Saadi’nin gözaltının hukuki niteliğine itiraz etme veya ABD’ye transferine karşı çıkma fırsatı verilmeden Amerikan makamlarına teslim edildiğini savundu.

vfdvfd
Muhammed Bakır es-Saadi, Haziran 2023’te X platformunda bir harita uygulamasından aldığı ekran görüntüsünü paylaştı. Görüntüdeki bölge, ABD’nin Florida eyaletindeki Indian Creek Adası

Saadi hakkında öne sürülen iddialar arasında New York’taki önemli bir Yahudi sinagoguna yönelik bombalı saldırı planı da bulunuyor. Ayrıca Los Angeles’taki bir Yahudi merkezi ile Arizona eyaletinin Scottsdale kentindeki başka bir merkezin de hedef alınmasının planlandığı ileri sürülüyor.

Diğer iddialara göre Saadi, saldırının gerçekleştirilmesi karşılığında 10 bin dolar ödenmesini kabul etti ancak eylemin görüntülenmesi konusunda ısrarcı oldu. Soruşturmayı yürüten yetkililer, saldırının 6 Nisan’da gerçekleştirilmesini istediğini, planın hayata geçirilmemesi üzerine ise ertesi sabah gizli görevli bir ajana neden saldırının yapılmadığını soran mesaj gönderdiğini öne sürdü.

Saadi’nin X’teki kaydı

Saadi’nin uzun yıllardır X platformunda aktif olduğu ve özellikle Muhammed Şiya es-Sudani hükümetine yönelik sert eleştirilerde bulunduğu görülüyor. Irak hükümeti, 2024 yılında Saadi hakkında ‘hakaret’ suçlamasıyla dava açmıştı.

Saadi, Temmuz 2020’de X hesabından ABD Kongre binasının yıkılmış halde gösterildiği bir görsel paylaşmış, görselde Kasım Süleymani gibi öldürülen isimlerin fotoğraflarına da yer vermişti. Paylaşımda, “Şehit liderlerin intikamı sürüyor. İşgalciyle müzakere yok” ifadeleri kullanılmıştı.

Saadi ayrıca platform üzerinden İran’a ve ‘direniş ekseni’ olarak adlandırılan yapıya açık destek verdiğini dile getirirken, karşıt gruplara yönelik sert eleştiriler yöneltiyor.

2023 yılında yaptığı başka bir paylaşımda ise ABD’nin Florida eyaletindeki Indian Creek Adası’na ait bir harita görüntüsü yayımladı. Miami-Dade bölgesinde bulunan ve yoğun güvenlik önlemleriyle bilinen küçük yerleşim adası, kamuoyunda ‘milyarderler sığınağı’ olarak tanınıyor. Adada iş insanları, ünlüler ve siyasetçiler yaşıyor. Bölgenin dikkat çeken sakinleri arasında Jared Kushner ile eşi Ivanka Trump da bulunuyor.


Savana: HDK çözülme ve çöküş içinde

Savana'nın ayrılışının nedenlerini açıkladığı basın toplantısından (SUNA)
Savana'nın ayrılışının nedenlerini açıkladığı basın toplantısından (SUNA)
TT

Savana: HDK çözülme ve çöküş içinde

Savana'nın ayrılışının nedenlerini açıkladığı basın toplantısından (SUNA)
Savana'nın ayrılışının nedenlerini açıkladığı basın toplantısından (SUNA)

Sudan’da Hızlı Destek Kuvveetleri’nden (HDK) ayrılan bir saha komutanı, Muhammed Hamdan Dagalo (Hamideti), komutasındaki HDK’nın ‘çöküş’ ve hızlanan bir iç dağılma sürecinde olduğunu açıkladı. HDK saflarındaki ayrılıkların birbirini izleyeceğini öngören komutan, Hamideti'yi ‘çaresiz’ biri olarak tanımlayarak ne yapacağını bilmediğini söyledi. Hamideti'nin kararlarının artık dış dayatmalarla yönlendirildiğini belirten komutan, aynı zamanda HDK’nın birçok cephede artan askeri baskıyla karşı karşıya olduğuna dikkati çekti.

‘Savana’ lakaplı ayrılıkçı komutan Tuğgeneral Ali Rızkullah, dün Hartum'da gizli olarak düzenlenen basın toplantısında Hamideti'nin savaşın ilk günlerinde Hartum'daki ordu genel karargahı önündeki çatışmalarda yaralandığını açıkladı. Savana, Hamideti’nin yaralanmasının ‘aşiretler düzeyinde bilinen bir gerçek’ olduğunu belirtirken bu açıklama, HDK komutanının ciddi biçimde yaralandığına dair savaşın ilk günlerinden beri dolaşan rivayetleri yeniden gündeme taşıdı. Hamideti ile defalarca kez yüz yüze görüştüğünü ve telefonla sürekli iletişimde olduğunu da aktaran Savana, Hamideti'nin aldığı kararların ‘büyük devletler ve dış odaklar’ tarafından dikte ettirildiğine işaret etti.