UNIFIL: Lübnan'ın güneydoğusunda bir barış gücü askeri aldığı yaralar sonucu hayatını kaybetti

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü'ne (UNIFIL) ait bir konvoy, İsrail'in kuzeyindeki Yukarı Celile'de, (EPA)
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü'ne (UNIFIL) ait bir konvoy, İsrail'in kuzeyindeki Yukarı Celile'de, (EPA)
TT

UNIFIL: Lübnan'ın güneydoğusunda bir barış gücü askeri aldığı yaralar sonucu hayatını kaybetti

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü'ne (UNIFIL) ait bir konvoy, İsrail'in kuzeyindeki Yukarı Celile'de, (EPA)
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü'ne (UNIFIL) ait bir konvoy, İsrail'in kuzeyindeki Yukarı Celile'de, (EPA)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), Güneydoğu Lübnan'daki Mercayun yakınlarında bulunan bir mevziye dün gece havan topu mermilerinin isabet etmesi sonucu yaralanan barış gücü askerinin bugün hayatını kaybettiğini duyurdu.

Sırbistan Savunma Bakanlığı da Güney Lübnan'da yaşamını yitiren UNIFIL personelinin Sırp vatandaşı olduğunu açıkadı. Bakanlık açıklamasında, askerin “Birleşmiş Milletler üssüne isabet eden bir roket nedeniyle aldığı yaralar sonucu hayatını kaybettiği” belirtildi.

Açıklamada, 1989 doğumlu Çavuş Milovan Jovanović'in yaralanmasının ardından üs içerisindeki hastanede ilk müdahalesinin yapıldığı, daha sonra helikopterle Beyrut'taki bir üniversite hastanesine sevk edildiği ve yerel saatle yaklaşık 04.00 sıralarında yaşamını yitirdiği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansından aktardığına göre UNIFIL tarafından yapılan ve tarafından yapılan açıklamada, “Barış gücü askerlerinden biri, Güneydoğu Lübnan'daki Mercayun yakınlarında konuşlu bulunduğu mevziye havan topu mermilerinin düşmesi sonucu aldığı ağır yaralar nedeniyle bugün erken saatlerde hayatını kaybetti” ifadeleri yer aldı.

Açıklamada ayrıca, olayda yaralanan iki barış gücü askerinin UNIFIL üssündeki sağlık tesisinde tedavi gördüğü kaydedildi.

UNIFIL, olayın dün gece geç saatlerde meydana geldiğini, ağır yaralanan askerin kısa süre içinde hava yoluyla Beyrut'taki bir hastaneye nakledildiğini, ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını bildirdi.

Öte yandan Lübnan ve İsrail, kırılgan ateşkesin yenilenmesini ve Hizbullah'ın dışında tutulacağı Lübnan güvenlik bölgelerinin oluşturulmasını kabul ettiklerini açıkladı.

ABD'nin arabuluculuğunda Washington'da gerçekleştirilen dördüncü tur görüşmelerin ardından yayımlanan ortak bildiride, ateşkesin, “Hizbullah'ın bütün saldırılarını durdurması ve örgüte bağlı unsurların Litani Nehri'nin güneyindeki bölgelerden tamamen çekilmesi” şartına bağlı olduğu belirtildi.



Trump, gerginliğin artmasını engelledi ve bir anlaşmanın müjdesini verdi

Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)
Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)
TT

Trump, gerginliğin artmasını engelledi ve bir anlaşmanın müjdesini verdi

Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)
Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile İsrail arasında yeniden yükselen gerilimin kontrolden çıkmasını engellemeyi başardı. Taraflar, nisan ayında ilan edilen ateşkesten bu yana yaşanan ilk doğrudan karşılıklı saldırıların ardından, birkaç saat içinde askeri operasyonları durdurduklarını açıkladı.

İran üç dalga halinde füze saldırısı düzenlerken, İsrail bu füzelerin tamamının engellendiğini duyurdu. Buna karşılık İsrail ordusu, İran'ın güneybatısındaki askeri hedefleri, hava savunma tesislerini ve bir petrokimya kompleksini vurdu.

Trump, İran'ın gerçekleştirdiği saldırının müzakerelere yardımcı olmadığını belirtmekle birlikte, Tahran ile bir anlaşmaya varılabileceği yönünde iyimser mesajlar verdi. Trump ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Washington ile Tahran arasında sağlanacak herhangi bir uzlaşıyı kabul etmekten başka seçeneği olmayacağını söyledi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakırr Kalibaf ise ülkesinin sahada ateşkes denklemine müdahale ederek dengeleri değiştirdiğini savundu. İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadir de yeni saldırılar düzenlenebileceği uyarısında bulunarak, ABD-İsrail ittifakının yapacağı herhangi bir “yeni hatanın” bölgeyi “cehenneme çevireceğini” söyledi.

Öte yandan, İran Devrim Muhafızları Ordusu bünyesindeki Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, “direniş” olarak tanımladığı güçler için yeni bir güvenlik kuşağı oluşturulacağını açıkladı. Buna göre kuşağın, Hürmüz Boğazı'ndan Babülmendeb Boğazı'na, ayrıca Körfez'den Kızıldeniz'e kadar uzanacağı belirtildi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise taraflara itidal çağrısı yaparak, Washington ile Tahran arasındaki görüşmelerde nihai hedefe ulaşılmasının yakın olduğunu ifade etti.

Bu arada ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Mişel Issa'nın açıklamaları, “Beyrut'un güney banliyöleri karşılığında Kuzey İsrail” şeklinde özetlenen yeni bir denge anlayışının Washington tarafından benimsendiği şeklinde yorumlandı. Issa, Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesine yönelik saldırının siyasi mesaj niteliği taşıdığını belirterek, ABD'nin çatışmaların daha fazla genişlemesini istemediğini söyledi.

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüşmesinin ardından konuşan Issa, “Eğer Hizbullah İsrail'e yönelik saldırılarını durdurursa, İsrail de Dahiye'yi hedef almayacaktır” ifadelerini kullandı.


Hizbullah, İsrail ile çatışma kurallarını nasıl değiştirdi?

İsrail ordusunun 27 Nisan 2026'da yayımladığı ve Lübnan'ın güneyinde Hizbullah altyapısının imha edildiğini gösterdiği belirtilen videodan (AFP)
İsrail ordusunun 27 Nisan 2026'da yayımladığı ve Lübnan'ın güneyinde Hizbullah altyapısının imha edildiğini gösterdiği belirtilen videodan (AFP)
TT

Hizbullah, İsrail ile çatışma kurallarını nasıl değiştirdi?

İsrail ordusunun 27 Nisan 2026'da yayımladığı ve Lübnan'ın güneyinde Hizbullah altyapısının imha edildiğini gösterdiği belirtilen videodan (AFP)
İsrail ordusunun 27 Nisan 2026'da yayımladığı ve Lübnan'ın güneyinde Hizbullah altyapısının imha edildiğini gösterdiği belirtilen videodan (AFP)

Beyrut: Sair Abbas

Lübnan’daki Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmayı yakından takip eden saha kaynakları, örgütün köklü biçimde yerleşmiş çatışma kurallarını büyük ölçüde değiştirdiğini bildirdi.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, kullanılan savaş yöntemlerinin, Hizbullah ile İsrail'in 2024 ile son savaş arasındaki dönemde yıpratma harbine dayalı uzun soluklu bir çatışmaya hazırlandığına işaret ettiğini belirtti. Ateşkes anlaşmasının ardından Hizbullah roket kullanımını kısıtladı, kamikaze insansız hava araçlarının (İHA) yoğunluğunu azalttı. Ateşleyicisinin kolayca tespit edilebilmesi nedeniyle zırhlı araçlara ve tanklara karşı güdümlü füze kullanımından da vazgeçti. Hizbullah bunların yerine, elektronik bozucu sistemleri atlatmak amacıyla fiber optik teknolojiyle fırlatılan FPV drone'larını devreye soktu.

Başlarda ilkel roket atan bir yapı görünümü çizen Hizbullah, sonraki süreçte çok daha örgütlü ve güçlü bir hal aldı ve 15 aylık ateşkes döneminde kamuoyuyla paylaşmadığı kapasitelerini gün yüzüne çıkardı. İsrail ordusuna karşı günlük olarak gerçekleştirilen operasyon sayısı yaklaşık 100'e ulaşırken, Hizbullah, savaş alanına nitelik bakımından da yeni silahlar kazandırdı.


İran savaşı Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğini hızlandırıyor... İsrail endişeli

Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran savaşı Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğini hızlandırıyor... İsrail endişeli

Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Hişam el-Meyani

Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın, özellikle İran savaşı ve bölgede yaşanan istikrarsızlıkların gölgesinde askeri iş birliği alanında giderek güçlendiği değerlendiriliyor. Bu durum, İsrail'de de dikkatle izlenirken, bazı İsrailli çevreler Kahire ile Ankara arasındaki artan askeri koordinasyonun "bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek silah anlaşmalarını da kapsayabileceği" yönünde uyarılarda bulunuyor.

Mısırlı uzmanlar ve emekli askerî yetkililer ise iki ülke arasındaki iş birliğinin saldırı amaçlı değil, savunma odaklı olduğunu ve İran savaşı sonrasında ortaya çıkan bölgesel değişimlere karşı güç dengelerini korumayı hedeflediğini belirtiyor.

İsrail'in Maariv gazetesi, ABD istihbaratının, Mısır ve Türkiye'nin geniş kapsamlı bir askerî iş birliğini sessiz şekilde geliştirdiğine dair olağan dışı faaliyetler tespit ettiğini öne sürdü. Gazetenin pazar günü yayımladığı haberde, bu iş birliğinin bölgedeki güç dengelerini etkileyebilecek silah anlaşmalarını içerebileceği ifade edildi.

Haberde, İsrail'in en büyük endişelerinden birinin Mısır Sahil Güvenliği veya Türk hava savunma sistemleriyle ilgili bir güvenlik anlaşmasının hayata geçirilmesi olduğu belirtilirken, bu konuda ileri düzey görüşmeler yürütüldüğünü doğrulayan resmi bir açıklamanın bulunmadığı vurgulandı.

Birkaç ay önce Mısır ve Türkiye arasında yapılan ortak askeri tatbikatlardan, (Mısır askeri sözcüsü)Birkaç ay önce Mısır ve Türkiye arasında yapılan ortak askeri tatbikatlardan, (Mısır askeri sözcüsü)

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Emekli Tümgeneral Muhammed Abdülvahid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır ile Türkiye arasında birçok alanda yakınlaşma yaşandığını belirterek şunları söyledi:

"İki ülke arasında bir tür ortaklık söz konusu. Askerî alanda özellikle Türk insansız hava araçları (İHA), ortak eğitim faaliyetleri ve savunma sanayii iş birliği öne çıkıyor. Ayrıca yerli ihtiyaçları karşılamak ve bölgesel pazarlara yönelik satış yapmak amacıyla ortak askerî ürün geliştirme yönünde de bir eğilim bulunuyor."

Abdülvahid, iki ülke arasındaki savunma amaçlı askerî anlaşmaların bölgesel güç dengelerini korumaya yönelik olduğunu belirterek, "Özellikle İran savaşı sonrasında ortaya çıkan yeni koşullarda, ABD'nin Ortadoğu'daki güç dengesini İsrail lehine şekillendirme çabalarına karşı bir denge oluşturulmak isteniyor" dedi.

Mısır ile Türkiye arasındaki askerî iş birliği, 2023 yılında diplomatik ilişkilerin tam anlamıyla yeniden tesis edilmesi ve karşılıklı devlet başkanı ziyaretlerinin ardından belirgin şekilde ivme kazandı. Bu süreçte savunma sanayii alanındaki iş birliği de gelişti; iki ülke "Dostluk Denizi" ortak tatbikatlarını yeniden başlatırken, İHA’ların ortak üretimi konusunda anlaşmaya vardı. Ayrıca Mısır, Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı projesi KAAN'a katıldı.

Türk savunma sanayiinin önde gelen ürünlerinden Bayraktar İHA'larının modelleri, Kahire'de düzenlenen IDEX 2025 Savunma Sanayii Fuarı'nda sergilenirken, araç ve mühimmatların üzerinde Mısır bayrağı yer aldı.

Mısır ve Türkiye arasında ilk üst düzey askeri görüşme geçen yıl Ankara'da gerçekleştirildi (Türkiye Savunma Bakanlığı)Mısır ve Türkiye arasında ilk üst düzey askeri görüşme geçen yıl Ankara'da gerçekleştirildi (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Geçen yıl Ankara'da iki ülke arasında ilk üst düzey askerî toplantı gerçekleştirilirken, ağustos ayında Mısır ve Türkiye dikey iniş-kalkış yapabilen İHA’ların ortak üretimine ilişkin bir anlaşma imzaladı. Ayrıca Türk savunma şirketi HAVELSAN ile Mısır'ın Kadir Fabrikası arasındaki iş birliği kapsamında insansız kara araçlarının (İKA) üretimine başlandı.

Mısırlı uluslararası ilişkiler uzmanı ve akademisyen Beşir Abdülfettah da iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin stratejik ortaklığı güçlendirmeyi amaçladığını belirterek, "Her iki ülke de gelişmiş silah sistemlerine erişimde çeşitli kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor" dedi.

Abdülfettah, "Mısır ve Türkiye, uluslararası baskılara karşı savunma sanayiinde yerli üretime yönelmek istiyor. Ortak askerî tatbikatlar da aynı hedefe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Şubat ayında Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kahire'de bir araya geldiği ziyarette iki ülke arasında askerî iş birliği anlaşması imzalanmıştı.

Öte yandan İsrail basınında yer alan bazı haberlerde, Mısır-Türkiye iş birliğinin gelecekte başka ülkelerin de katılımıyla bir "Arap-İslam askerî ittifakına" dönüşebileceği yönündeki kaygılara dikkat çekildi.

Türkiye'nin mayıs ayı sonunda ortaya attığı bölgesel istikrar platformu önerisi de bu tartışmaların devamı olarak değerlendiriliyor. Ankara'nın önerdiği yapıda Türkiye'nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Körfez ülkelerinin yer alması, belirli şartlar altında İran ve İsrail'in de platforma katılabilmesi öngörülüyor.

Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz şubat ayında Türk mevkidaşını kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz şubat ayında Türk mevkidaşını kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Dönemin açıklamalarında Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, tüm bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü, egemenlik ve karşılıklı güvenlik ilkelerine bağlı kalacağı daha geniş kapsamlı bir "bölgesel istikrar vizyonuna" ihtiyaç olduğunu vurgulamıştı.

Ulusal güvenlik uzmanı Abdülvahid, Mısır'ın böyle bir girişime olumlu yaklaşacağını ve aktif rol üstlenebileceğini belirterek, "Fiilen bu yapı zaten mevcut. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan arasında düzenli olarak toplanan dörtlü mekanizma bulunuyor. Bu mekanizma, bölgesel barışın güçlendirilmesi ve son dönemde ABD ile İran arasındaki müzakerelerin ilerletilmesi gibi konularda rol oynuyor" ifadelerini kullandı.

Beşir Abdülfettah ise bölgesel platform fikrinin son derece önemli olduğunu belirterek, "Avrupa ve Asya'da bölgesel güvenlik ve iş birliği mekanizmaları bulunurken, Ortadoğu'da benzer bir yapının eksikliği hissediliyor" dedi.

Abdülfettah, İran savaşı sonrasında bölgenin önemli jeopolitik ve stratejik dönüşümler yaşayacağını belirterek, "Bu nedenle böyle bir platformun gündeme gelmesi son derece gerekli. Ancak yapının siyasi koordinasyonla mı sınırlı kalacağı, askerî iş birliğini de kapsayıp kapsamayacağı ve ortak bir bölgesel güç oluşturup oluşturmayacağı gibi birçok sorunun netleştirilmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Uzman, söz konusu girişimin ABD ve İsrail'in Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme çabalarına karşı bir tepki niteliği taşıdığını belirtirken, şu ana kadar Mısır ve diğer bölge ülkelerinden öneriye ilişkin resmi bir tutum açıklanmadığını da ifade etti.