Gazze ateşkesine ilişkin Trump anlaşması metni ve Hamas’ın değişiklikleri

Ateşkes anlaşmasını bizzat ABD Başkanı açıklayacak.

Gazze ateşkesine ilişkin Trump anlaşması metni ve Hamas’ın değişiklikleri
TT

Gazze ateşkesine ilişkin Trump anlaşması metni ve Hamas’ın değişiklikleri

Gazze ateşkesine ilişkin Trump anlaşması metni ve Hamas’ın değişiklikleri

ABD Başkanı Donald Trump'un bu akşam Washington'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmeden önce tamamlanması için baskı yaptığı İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes anlaşmasının yeni metni elde edildi. “Trump anlaşması” olarak bilinen öneri, iki aylık ateşkes, rehinelerin ve esirlerin serbest bırakılması ve İsrail ile Hamas'ın cesetleri iadesini içeriyor.

Londra merkezli al Majalla dergisinin elde ettiği yeni metin, Hamas'ın daha önce iki tarafa teslim edilen metinle ilgili görüşlerini dikkate alıyor

Gazze ateşkes müzakerelerine yakın bir kaynak, bugün “Al-Majalla” dergisine verdiği demeçte, Katar ve Mısır arabuluculuğunda müzakerelerin bugün, Trump-Netanyahu görüşmesi öncesinde Doha'da yeniden başladığını söyledi. Yetkili, Hamas'ın “Al-Majalla” dergisinde yayınlanan anlaşma taslağının üçüncü, beşinci ve on birinci maddelerinde üç değişiklik yapılmasını talep ettiğini ve bu değişikliklerin şunları içerdiğini açıkladı:

Birincisi, insani yardımın ulaştırılma yönteminde köklü değişiklikler yapılması ve bu yardımların “Gazze İnsani Yardım Kuruluşu” dışındaki BM kuruluşlarını da kapsaması.

İkincisi, 60 gün sonraki görüşmeler sırasında Katar, Mısır ve ABD'nin garantisinde ateşkesin sürdürülmesi.

Üçüncüsü, İsrail ordusunun Gazze'nin kuzeyindeki diğer bölgelerden ve Netzarim ekseninden çekilmesi.

İsrail heyeti Hamas'ın değişikliklerini reddetti, ancak taraflar müzakerelerin bugün devam etmesinde anlaştı.

Trump geçen salı günü, İsrail'in Hamas ile 60 gün sürecek ateşkesin son ayrıntılarını belirlemek için gerekli şartları kabul ettiğini ve bu süre zarfında iki tarafın savaşı sona erdirmek için çalışacağını söylemişti. Hamas'a yakın bir kaynak, hareketin, ABD'nin desteklediği yeni ateşkes önerisinin İsrail'in Gazze'deki savaşını sona erdireceğine dair garantiler almaya çalıştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın  Majalla’dan aktardığı İsrail ile Hamas arasında anlaşmada Amerikan önerisinin tam metni:

1- Süre: 60 günlük ateşkes. Başkan Trump, İsrail'in kararlaştırılan süre boyunca ateşkesin uygulanmasını garanti eder.

2- Rehinelerin serbest bırakılması: “58 kişilik listeden” 10 canlı ve 18 ölü İsrailli rehine, 1, 7, 30, 50 ve 60. günlerde aşağıdaki şekilde serbest bırakılacaktır:

İlk gün 8 rehine canlı olarak serbest bırakılacak.

7. günde 5 rehine cesedi teslim edilecek.

30. günde 5 rehine canlı olarak serbest bırakılacak.

50. günde 2 rehine canlı olarak serbest bırakılacak.

60. günde 8 rehine cesedi teslim edilecek.

thy
Filistinliler, 29 Mayıs 2025'te Gazze Şeridi'nde insani yardım malzemeleri taşıyor. (Reuters)

3- İnsani yardım: Yardımlar, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını kabul etmesinin ardından derhal Gazze'ye gönderilecektir. Bu yardımlar, sivil halka yönelik yardımlarla ilgili olarak varılacak ve anlaşma süresince uygulanacak bir anlaşma uyarınca sağlanacak ve anlaşma, 19 Ocak 2025 tarihli insani yardım anlaşmasına uygun olarak yoğun ve yeterli miktarda yardımın ulaştırılmasını içerecektir. Yardımlar, Birleşmiş Milletler ve Kızılay da dahil olmak üzere üzerinde mutabık kalınan kanallar aracılığıyla dağıtılacaktır.

İsrail'in Gazze'deki tüm saldırı faaliyetleri bu anlaşma yürürlüğe girdiğinde durdurulacak.

4- İsrail'in askeri faaliyetleri: Bu anlaşma yürürlüğe girdiğinde, İsrail'in Gazze'deki tüm saldırı amaçlı askeri faaliyetleri durdurulacaktır. Ateşkes süresince, Gazze Şeridi'nde hava trafiği (askeri ve gözetleme) günde 10 saat, rehine ve mahkumların takası yapılacak günlerde ise günde 12 saat durdurulacaktır.

vfgyju
3 Temmuz 2025'te İsrail'in gerçekleştirdiği hava saldırısının ardından Güney Gazze'den dumanlar yükseliyor. (AP)

5- İsrail ordusunun yeniden konuşlandırılması:

A – İlk gün, İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasından sonra (8 kişi), Gazze Şeridi'nin kuzey kesiminde ve Netzarim koridorunda, insani yardımla ilgili 3. maddeye uygun olarak ve üzerinde anlaşmaya varılacak haritalara göre yeniden konuşlandırılacaktır.

b) 7. gün, İsrailli rehinelerin cesetlerinin teslim edilmesinden sonra (5 ölü), insani yardımla ilgili 3. maddeye uygun olarak ve üzerinde mutabık kalınacak haritalara göre Gazze Şeridi'nin güney kesiminde yeniden konuşlandırma.

c) Teknik ekipler, hızlı müzakereler yoluyla nihai yeniden konuşlandırma sınırları üzerinde çalışacak.

6- Müzakereler: İlk gün, arabulucuların ve garantörlerin gözetiminde, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için gerekli düzenlemeler hakkında müzakereler başlar. Bu düzenlemeler şunları içerir:

A – İsrail hapishanelerinde bulunan Filistinli tutukluların sayısı üzerinde mutabık kalınacak şekilde, kalan tüm İsrail rehinelerinin takas edilmesinin anahtarları ve koşulları.

B – İsrail güçlerinin yeniden konuşlandırılması ve çekilmesi ile Gazze Şeridi'nde uzun vadeli güvenlik düzenlemeleri ile ilgili konular.

C – Taraflardan herhangi biri tarafından ortaya konacak Gazze Şeridi'nde “ertesi gün” ile ilgili düzenlemeler.

D – Kalıcı ateşkesin ilan edilmesi.

Trump, ateşkes anlaşmasını bizzat kendisi açıklayacak. Başkan, tarafların ateşkes anlaşmasına bağlı kalması konusunda ciddi ve müzakerelerin çatışmaya kalıcı bir çözüm getireceğinden emin.

7- Başkanlık desteği: Başkan (Trump), tarafların ateşkes anlaşmasına bağlı kalması konusunda ciddi ve ateşkes süresince müzakerelerin başarılı bir şekilde sonuçlanması halinde taraflar arasında bir anlaşmaya varılmasının, çatışmanın kalıcı olarak çözülmesine yol açacağı konusunda ısrarcıdır.

dfgthy
ABD Başkanı Donald Trump 3 Temmuz 2025 (AFP)

8- Filistinli mahkumların serbest bırakılması: İsrail, hayatta olan ve ölen İsrailli rehinelerin serbest bırakılması karşılığında ve yukarıdaki 2. maddeye göre, üzerinde mutabık kalınacak sayıda Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını sağlayacaktır. Serbest bırakma işlemi, yukarıdaki 2. maddeye göre ve üzerinde anlaşmaya varılan bir mekanizma çerçevesinde, genel bir inceleme ve tören olmaksızın, rehinelerin serbest bırakılmasıyla eş zamanlı olarak gerçekleştirilecektir.

9- Rehineler ve tutukluların durumu: 10. günde Hamas, kalan tüm rehineler hakkında tam bilgi (hayatta olduklarına dair kanıt ve sağlık durumu raporu/ölüm belgesi) sunacaktır. Buna karşılık İsrail, 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'nden tutuklanan Filistinli mahkumlar ve İsrail'de bulunan Gazze Şeridi'nden ölenlerin sayısı hakkında tam bilgi verecektir. Hamas, ateşkes süresince rehinelerin sağlığı, bakımı ve güvenliğini garanti altına alacaktır.

10- Anlaşma üzerine kalan rehinelerin serbest bırakılması: Kalıcı ateşkes için gerekli düzenlemelerle ilgili müzakereler 60 gün içinde tamamlanmalıdır. Anlaşma sağlandığında, İsrail tarafından sunulan “58 kişilik liste”deki geri kalan İsrailli rehineler (hayatta olanlar ve ölenler) serbest bırakılacaktır. Söz konusu süre içinde ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için gerekli düzenlemelere ilişkin müzakereler tamamlanamazsa, ateşkes aşağıdaki 11. maddeye göre uzatılabilir.

11- Garantörler: Aracılar-Garantörler (ABD, Mısır ve Katar), ateşkesin 60 gün süreyle devam etmesini ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için gerekli düzenlemeler konusunda ciddi görüşmelerin yapılmasını sağlayacaklardır. Aracılar, gerekirse bu çerçevede kararlaştırılan prosedürlere göre ciddi müzakerelerin ek bir süre boyunca devam etmesini garanti ederler.

12- Temsilcinin başkanlığı: Özel temsilci Büyükelçi Steve Wiggoff bölgeye gelerek anlaşmayı tamamlayacak ve müzakerelere başkanlık edecektir.

13- Başkan Trump: Başkan Trump ateşkes anlaşmasını şahsen açıklayacak. ABD ve Başkan Trump, nihai bir anlaşmaya varılana kadar iyi niyetle müzakerelerin devam etmesini sağlamak için çalışmaya kararlıdır.

* Bu metin 4 Temmuz'da yayınlanmış ve 7 Temmuz 2025 Pazartesi sabahı güncellenmiştir.



Emin Halife Fahime’nin ölümü: Lockerbie davasının giyotininden kurtulan Libyalının hikâyesi

Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
TT

Emin Halife Fahime’nin ölümü: Lockerbie davasının giyotininden kurtulan Libyalının hikâyesi

Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)

25 Ağustos 2026’da Başkent Trablus’un sakin bir köşesinde, Libya vatandaşı Emin Halife Fahime’nin yaklaşık 70 yıllık hayatı sessizce sona erdi.

Fahime’nin ölümüyle, Doğu ile Batı arasındaki diplomatik ve istihbarat mücadelesinin tarihindeki en gizemli ve çarpıcı sayfalardan biri resmen kapandı. Böylece 1988 yılında Frankfurt’tan Londra üzerinden New York’a gitmekte olan Pan Am’ın 103 sefer sayılı uçağının İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde havaya uçurulmasıyla başlayan ve onlarca yıl boyunca uluslararası siyasetin seyrini değiştiren davanın canlı tanıklarından biri de hayata veda etti.

Havayollarında sıradan bir çalışan olarak başladığı meslek hayatının ardından yaklaşık on yıl boyunca Fahime’nin adı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi koridorlarında yankılandı. Fotoğrafı, 20. yüzyılın en korkunç hava terörü eylemlerinden biri olarak nitelendirilen saldırının “ikinci sanığı” sıfatıyla dönemin dünya televizyonlarında ve gazetelerinde geniş yer buldu.

Fahime, günlük yaşamının Malta’daki ayrıntılarının neredeyse bir ülkeyi sarsacak uluslararası bir suçlamanın temelini oluşturduğu benzersiz bir hukuk ve siyaset mücadelesinin istemeden de olsa merkezinde yer aldı. Hollanda’daki tarihi Camp Zeist Mahkemesi’nde kurşun geçirmez cam bölmenin arkasında İskoç adaletinin kendisi için söylediği “beraat” kararını bizzat duydu. Böylece ülkesine, siyasetin yıllarca kendisine veremediği bir beraat belgesiyle döndü.

cfrb
Libyalı vatandaş Emin Halife Fahime (Wikipedia)

Ölümü, uluslararası yaptırımların ve ağır ambargonun damgasını vurduğu dönemin acı hatıralarını yeniden gündeme getirdi. Fahime, kendisini yutmaya ramak kalan siyasi fırtınanın tam ortasında yaşayan, ancak hayatının son dönemini siyasetin gürültüsünden uzakta ve büyük ölçüde inzivada geçiren bir adam olarak tarihe geçti.

Unutulan başlangıçlar: Trablus’tan Luqa Havalimanı’na

Emin Halife Fahime, 1956 yılında Libya’nın başkenti Trablus’un çevresindeki Suk el-Cuma bölgesinde dünyaya geldi. Meslek hayatında ilerleyerek Libya Arap Havayolları’nda çalışmaya başladı. 1980’lerin ortalarında Malta’daki Luqa Havalimanı’nda şirketin istasyon müdürü, harekât ve sevkiyat sorumlusu olarak görevlendirildi.

scvfbg
Emin Halife Fahime, Libya’nın Trablus kentindeki Suk el-Cuma Camii’nde cuma namazının ardından (2 Şubat 2001) (Getty)

Genç çalışan açısından bu görev, Akdeniz’in ortasında rutin bir havalimanı işi gibi görünüyordu. Ancak söz konusu görev, dönemin Libya rejimi ile ABD ve Batılı müttefikleri arasında Akdeniz’in iki yakasında yürütülen yoğun istihbarat mücadelesiyle kesişti.

gtrbgtn
İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde bombalı saldırıya uğrayan ABD uçağının ardından oluşan yıkımdan bir görüntü (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Fahime o sırada, bu Akdeniz havalimanında kargo belgelerine attığı imzaların ve vardiya çizelgelerinin, yıllar sonra Washington ve Londra’daki üst düzey soruşturmacılar tarafından hazırlanan uluslararası iddianamenin temel unsurlarına dönüşeceğini bilmiyordu.

Uçağın düşürüldüğü gece ve başlayan uluslararası fırtına

21 Aralık 1988’de Pan Am’a ait Boeing 747 tipi 103 sefer sayılı uçak, Frankfurt’tan New York’a giderken İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde infilak etti. Saldırıda 270 kişi hayatını kaybetti.

dfvfdbf
Uçağın İskoçya’nın Lockerbie kasabasına düşmesinin ardından çekilen görüntü (AFP)

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile İskoç polisinin üç yıl süren kapsamlı ortak soruşturmasının ardından, Kasım 1991’de iki Libyalı resmen suçlandı: Abdülbasit el-Makrahi ve Emin Halife Fahime.

Dönemin Batılı soruşturmacıları, Fahime’nin Malta Havalimanı’ndaki görevinden ve bağlantılarından yararlanarak, içinde kayıt cihazına gizlenmiş zaman ayarlı bomba bulunan kahverengi bir Samsonite valizin geçirilmesini kolaylaştırdığını ileri sürdü. İddiaya göre bomba, Libya Havayolları’na ait bir uçakla Malta’dan Frankfurt’a, oradan da facianın yaşandığı Pan Am uçağına ulaştırılmıştı.

Tarihi teslim ve tarafsız ülkede yargılama

Trablus başlangıçta vatandaşlarını teslim etmeyi reddetti. Bunun sonucunda Libya, 1992’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ağır uluslararası yaptırımlar ve hava ile ekonomik ambargo altına girdi.

sdvedfv
Lockerbie saldırısının sanığı Emin Halife Fahime (ortada), Lockerbie saldırısı davasında beraat etmesinden bir gün sonra, 1 Şubat 2001’de Libya’nın başkenti Trablus’a gelişinde kendisini kahraman gibi karşılayan kalabalığa el sallıyor (Getty)

Libya, yaklaşık on yıl boyunca ağır bir izolasyon ve ekonomik felç yaşadı. Ancak Arap ve Afrika ülkelerinin yürüttüğü yoğun diplomatik çabalar sonucunda hukuki ve tarihi açıdan benzersiz bir uzlaşma formülü ortaya çıktı.

Bu kapsamda Libya, 1999 yılında iki sanığı, İskoçya’ya bağlı özel bir mahkemede yargılanmak üzere teslim etmeyi kabul etti. Duruşmalar, Hollanda’da Utrecht yakınlarında bulunan eski bir ABD askeri üssü olan Camp Zeist’te, tarafsız topraklarda ve İskoç ceza hukuku çerçevesinde gerçekleştirildi.

“Camp Zeist” şoku: Tarihi beraat ve dönüş

31 Ocak 2001’de dünya, milyonlarca insanın beklediği kararın açıklanmasını nefesini tutarak izledi. İskoç yargıçlar, Fahime’nin suçlandığı tüm suçlardan kesin olarak beraat etmesine karar verirken, ortağı Abdülbasit el-Makrahi’yi ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca Fahime’nin kurşun geçirmez cam bölmenin arkasından derhal serbest bırakılmasına hükmetti.

fdv
Uçağın bombalanması davasının başlıca sanığı, Libya vatandaşı Abdülbasit el-Makrahi (Arşiv – AFP)

Yargıçlar, Fahime’nin beraat kararını delillerin yetersizliğine ve tanık anlatımlarındaki önemli boşluklara dayandırdı. Özellikle Maltalı giyim tüccarı Tony Gauci’nin ifadelerinde ciddi çelişkiler bulunduğuna dikkat çekildi. Savunma ayrıca, bombalı valizin gönderildiği sırada Fahime’nin Malta’da bulunmadığını, iş seyahati nedeniyle İsveç’te olduğunu ortaya koydu.

Son nefesine kadar gönüllü inziva

Beraatinin ardından doğrudan Libya’ya dönen Fahime, Trablus’ta hem resmi makamlar hem de halk tarafından kahraman gibi karşılandı. Libya’daki çevreler açısından o, Batı’daki bir mahkemenin bizzat verdiği kararla Libya devletine yöneltilen Amerikan anlatısının bütünüyle sorgulanabileceğini gösteren canlı bir kanıt olarak görülüyordu.

sddfvf
Emin Halife Fahime (ortada), Libya’nın Trablus kentindeki Suk el-Cuma Camii’nde cuma namazının ardından cemaatle selamlaşıyor (2 Şubat 2001) (Getty)

Ancak yıllarca süren korku, belirsizlik ve tutukluluğun yorduğu Fahime, kesin biçimde kamuoyundan ve siyasetten uzaklaşmayı tercih etti. Hayatının geri kalanını Trablus’ta ailesinin yanında sıradan bir vatandaş olarak geçirdi ve o dönemin sırlarını anlatabilecek röportajlar vermeyi reddetti.

Ölümünün açıklanması ve resmi olarak taziye mesajlarının yayımlanmasıyla Fahime, Libya ile Batı arasındaki sancılı mücadelenin bir bölümünü de beraberinde götürdü.


Suudi Arabistan, SDG’nin Suriye askeri kurumlarına entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
TT

Suudi Arabistan, SDG’nin Suriye askeri kurumlarına entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).

Suudi Arabistan, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye Arap Cumhuriyeti'nin askeri kurumlarına entegre edilmesini memnuniyetle karşıladığını ve bu adımın Suriye'de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacağını açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından bügün(Çarşamba) yapılan açıklamada, Krallığın, "Suriye hükümetinin Suriye halkının birlik ve kalkınma yolculuğunu sürdürme yönündeki beklentilerini gerçekleştirmek amacıyla attığı adımlara desteğini yinelediği" belirtildi. Açıklamada ayrıca Suriye ve halkı için güvenlik, barış ve refah temennisinde bulunuldu.

SDG lideri Mazlum Abdi, salı günü yaptığı açıklamada, SDG ile Kürtlerin öncülüğündeki Özerk Yönetim ve buna bağlı askeri ve sivil oluşumların feshedildiğini ve Suriye devletinin kurumlarına entegre edileceğini duyurmuştu. Abdi'nin açıklaması, Şam'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından gelmişti.

Söz konusu açıklama, Suriye makamları ile Kürtler arasında aylar süren müzakerelerin ardından geldi. Müzakerelerin yanı sıra taraflar arasında askeri çatışmalar da yaşanmıştı. Daha sonra varılan anlaşmayla, Özerk Yönetim'in kurumları ile SDG güçlerinin kademeli olarak Suriye devletinin kurumlarına entegre edilmesi kararlaştırılmıştı.

 


Suriye'nin eski Devlet Başkanı Haddam: Suriye'nin 12 milyar dolarlık rezervi Hafız Esad'ın adına kayıtlıydı

Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
TT

Suriye'nin eski Devlet Başkanı Haddam: Suriye'nin 12 milyar dolarlık rezervi Hafız Esad'ın adına kayıtlıydı

Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)

Suriye'nin eski Devlet Başkan Yardımcısı Abdülhalim Haddam'ın anılarında para ve iktidar ilişkilerine ilişkin en dikkat çekici anlatımlardan biri, dönemin Suriye devlet rezervinin, kitapta yer alan bilgilere göre 12 milyar dolar tutarında olmasına rağmen devlet kurumlarının adına değil, eski Devlet Başkanı Hafız Esad'ın şahsi adına kayıtlı olduğu yönünde.

Haddam'ın kaleme aldığı, Al Majalla (Mecelle) Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Hamidi tarafından yayına hazırlanan ve Suudi Araştırma ve Medya Grubu'na (SRMG) bağlı Raf Yayınevi tarafından eylül ayı başında yayımlanacak anılarında şu ifadeler yer alıyor:

“Hiç kimsenin, bu büyüklükteki bir meblağın devlet başkanının şahsi adına yatırılmasını düşünmesi mümkün değildi. Bu, onun değil, Suriye devletinin parasıydı.”

Haddam'ın anlatımına göre mesele bununla sınırlı kalmadı ve yurtdışında Esad'ın adına açılmış hesaptan bir miktar paranın çekildiğini bildiren belgenin cumhurbaşkanına ulaşmasıyla bir iç krize dönüştü.

grthyju
Kitabın kapağı

Hafız Esad duruma şaşırarak bankadan para transfer talimatının kendisine gönderilmesini istedi. Birkaç gün sonra talimatın bir kopyası ulaştı. İmzanın incelenmesi üzerine belgenin sahte olduğu ortaya çıktı. Bankaya, 65 milyon doların hangi hesaba aktarıldığı sorulduğunda, paranın dönemin Başbakanı Mahmud Zubi'ye ait bir hesaba gönderildiği belirlendi.

Haddam, Hafız Esad'ın öfkelendiğini ve güvenlik teşkilatlarından birinin başkanından Zubi'yi çağırmasını ve parayı geri vermemesi halinde idam edileceği konusunda kendisini uyarmasını istediğini anlatıyor. Para da bunun üzerine bankaya geri yatırıldı.

Anılarda bu olay, Zubi'nin siyasi kariyeri ve görev süresiyle bağlantılı olarak ele alınıyor. Zubi, Kasım 1987'den Mart 2000'e kadar başbakanlık görevinde kalmış ve 1918'de kurulan Suriye devletinden bu yana en uzun süre görev yapan başbakan olmuştu.

cs
Hafız Esad ve yanında merhum Başbakan Mahmud Zubi (AFP)

Haddam, Zubi hakkında sert bir portre çizerek onun sadece yolsuzluğun kolaylaştırılmasına değil, bizzat uygulanmasına da sürüklendiğini belirtiyor. Zubi'nin, güven ilişkilerini Basil Esad ve Muhammed Mahluf'un çevresine kadar genişlettiğini anlatan Haddam, kendisinin ise 1989'dan itibaren Hafız Esad'ın önünde yolsuzluk dosyalarını gündeme getirdiğini söylüyor. Ancak Esad'ın buna, “Bu bilgileri nereden getiriyorsun? Gerçek, söylediğinden farklı” şeklinde yanıt verdiğini aktarıyor.

Haddam, Zubi'nin sonunu da içeriden anlatıyor. Mayıs 2000'in ortalarında, ölüm belirtilerinin belirginleştiği Hafız Esad, iktidardaki Baas Partisi liderliğinin bazı üyelerini evine çağırdı ve onlara, “Mahmud Zubi bana ihanet etti. Onu soruşturun ve hesap sorun” dedi. Ancak suçlamanın ne olduğunu açıklamadı.

Zubi partiden ihraç edildi ve hakkında soruşturma açılmasına karar verildi. Karar kendisine bildirildiğinde, “Ben ne yaptım?” diye tekrarlamaya başladı. Ardından Haddam'a, “Beni soruşturmaya çağırırlarsa intihar ederim” dedi.

24 Mayıs 2000'de Şam Emniyet Müdürü, iki subayla birlikte Zubi'yi soruşturmaya götürmek üzere evine geldi. Zubi, evinin ikinci katına çıktı ve başına ateş ederek intihar etti.

Haddam, sahtecilik olayı ve devlet rezervine ilişkin bilgiyi intiharın ardından “kısa süre içinde” öğrendiğini yazıyor.

Anılarda Zubi dönemine ilişkin başka dosyalara da yer veriliyor. Bunların başında, 1990'ların başında Airbus uçaklarının satın alınmasına ilişkin sözleşme geliyor.

Haddam'ın aktardığına göre başbakanın başkanlığında bir komite kuruldu. Ancak Ulaştırma Bakanı, Fransız şirketiyle komisyon almak amacıyla temasa geçmesinin ardından komiteden çıkarıldı. Hükümet, belgelenmiş itirazlara rağmen sözleşmeyi onayladı. Bunun, Zubi'nin hükümet üyelerine cumhurbaşkanının sözleşmeye onay verdiği izlenimini vermesinin ardından gerçekleştiği belirtiliyor.

dbrfgb
Hafız Esad ve solunda Abdülhalim Haddam, 1999 (Getty)

Haddam, Zubi'nin intiharından birkaç gün sonra Başbakan Yardımcısı Selim Yasin ile Ulaştırma Bakanı Müfid Abdülkerim'in gözaltına alınmasını ise dikkat çekici bir çelişki olarak kaydediyor. Söz konusu iki isim, Airbus sözleşmesine itiraz etmişti. Haddam'a göre, haksız yere gözaltına alınan Yasin ve Abdülkerim, 15'er yıl hapis cezasına ve uçakların değerini aşan bir para cezasına çarptırıldı.

Haddam aynı bağlamda, dönemin Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin, cumhurbaşkanının onayıyla görevlendirdiği uzmanların hazırladığı bir ekonomik reform çalışmasından da söz ediyor. Üç milyon dolara mal olan çalışmayı, hükümet ve parti liderliği üyeleri arasında “kendisinden başka hiç kimsenin okumadığını” belirtiyor.

Söz konusu banka belgelerinin bağımsız olarak doğrulanması mümkün olmadı. Dolayısıyla olayla ilgili anlatım, sahibinin sorumluluğunda bulunuyor. Olayın ayrıntıları, Zubi'nin başbakanlığı dönemindeki gelişmeler ve bu döneme eşlik eden yolsuzluk dosyaları, kitabın “Mahmud Zubi'nin intiharı” başlıklı bölümünde yer alıyor.