İsrail, Küresel Sumud Filosu’na ait 13 tekneyi alıkoydu... 15 tekne Gazze Şeridi'ne doğru yoluna devam ediyor

Türkiye, gemilere yapılan saldırıyı ‘terör eylemi’ olarak nitelendirerek kınadı

Gazze Şeridi'ne giden filonun bir parçası olan Captain Nikos gemisinde zafer işareti yapan aktivistler (Reuters)
Gazze Şeridi'ne giden filonun bir parçası olan Captain Nikos gemisinde zafer işareti yapan aktivistler (Reuters)
TT

İsrail, Küresel Sumud Filosu’na ait 13 tekneyi alıkoydu... 15 tekne Gazze Şeridi'ne doğru yoluna devam ediyor

Gazze Şeridi'ne giden filonun bir parçası olan Captain Nikos gemisinde zafer işareti yapan aktivistler (Reuters)
Gazze Şeridi'ne giden filonun bir parçası olan Captain Nikos gemisinde zafer işareti yapan aktivistler (Reuters)

Küresel Sumud Filosu’nun organizatörleri bugün, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'ne giden yabancı aktivistleri ve yardım malzemelerini taşıyan 13 tekneyi alıkoyduğunu, ancak 15 teknenin savaşın yıkıma uğrattığı Filistin topraklarına doğru yol almaya devam ettiğini açıkladı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın yayınladığı bir videoda, filonun önde gelen katılımcısı olan İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg'in askerler tarafından çevrili bir teknenin güvertesinde oturduğu görüldü.

İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı: “Hamas'ın Sumud Filosu’na ait birkaç tekne güvenli bir şekilde durduruldu ve yolcuları bir İsrail limanına naklediliyor... Greta ve arkadaşları güvende ve sağlık durumları iyi.”

Gazze Şeridi'ne ilaç ve gıda taşıyan Sumud Filosu’nda 40'tan fazla sivil tekne bulunuyor. Bu teknelerde, milletvekilleri, avukatlar ve aktivistler dahil olmak üzere yaklaşık 500 kişi var.

Çeşitli teknelerde bulunan kişilerin mesajlarını içeren birkaç video filonun Telegram hesabında yayınlandı. Bu kişilerden bazıları pasaportlarını tutarak, iradeleri dışında kaçırılıp İsrail'e götürüldüklerini söylediler ve misyonlarının şiddet içermeyen ve insani olduğunu vurguladılar. Akdeniz'deki ilerleyişi uluslararası dikkatleri üzerine çeken filoya, Türkiye, İspanya ve İtalya gibi ülkeler, vatandaşlarının yardıma ihtiyaç duyması ihtimaline karşı fırkateyn ve insansız hava araçları (İHA) gönderdi.

Filo, teknelerinin ‘yasadışı’ olarak durdurulmasını kınayarak, ‘kameraların devre dışı bırakıldığını ve askerlerin gemilere çıktığını’ bildirdi.

Filo tarafından yapılan açıklamada, “Teknelerdeki tüm katılımcıların güvenliğini ve rahatlığını sağlamak için yoğun bir şekilde çalışıyoruz” denildi. Filo daha önce İsrail'in teknelere telsizle tehditler savurduğunu bildirmişti.

İsrail Dışişleri Bakanlığı daha önce İsrail donanmasının Sumud Filosu ile temasa geçerek rotasını değiştirmesini istediğini açıklamıştı. Bakanlığın X platformu üzerinden yapılan açıklamada, “İsrail, filoya aktif bir savaş bölgesine yaklaştığını ve yasal deniz ablukasını ihlal ettiğini bildirdi; yardımların güvenli kanallardan Gazze Şeridi'ne aktarılması teklifini yineledi” denildi ve filonun bu teklifi reddettiği belirtildi.

Küresel Sumud Filosu, yaklaşık iki yıldır süren savaş nedeniyle büyük bir kısmı enkaza dönüşen Filistin topraklarına uygulanan İsrail ablukasını kırmak için yapılan son deniz girişimi. Filoyu düzenleyenler dün İsrail'in düzenlediği baskını ‘savaş suçu’ olarak nitelendirerek kınadılar.

Yetkililer, ordunun gemilere tazyikli su sıkmak da dahil olmak üzere saldırgan taktikler kullandığını, ancak kimsenin yaralanmadığını bildirdiler. Sumud Filosu’nun resmi hesaplarından yapılan açıklamada, “Birkaç tekne uluslararası sularda İsrail işgal güçleri tarafından yasadışı olarak durduruldu” denildi.

Filo ayrıca, İsrail donanmasının Maria Christina gemisini batırmaya çalıştığı suçlamasında bulundu.

Reuters bu iddiayı bağımsız olarak doğrulayamadı.

(foto altı) Onlarca yolcuyu taşıyan 10 tekneyle Katanya'dan Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkan filo (EPA)Onlarca yolcuyu taşıyan 10 tekneyle Katanya'dan Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkan filo (EPA)

İsrail ordusu, bu suçlamayla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi. Filoda yer alanlar, hükümetlere ve uluslararası kuruluşlara defalarca, filoya katılanların güvenliğini ve misyonda yer alan silahsız aktivistlerin serbest bırakılmasını talep etmeleri çağrısında bulundu.

Filoya ait tekne takip verilerine göre, bugün şafak vakti itibarıyla 13 tekne durdurulmuş veya ele geçirilmişti. Organizatörler, İsrail'in eylemlerine karşı çıkarak, filonun ‘aynı hızla devam edeceğini’ belirten bir açıklama yaptı.

Organizatörler bugün erken saatlerde Telegram'da yaptıkları bir paylaşımda, 30 teknenin halen Gazze Şeridi'ne doğru seyir halinde olduğunu ve hedeflerine 46 deniz mili uzaklıkta olduklarını belirtti.

‘Terör eylemi’

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in, Gazze Şeridi'ne insani yardım götüren aktivistlerin filosunu durdurarak ‘terör eylemi’ gerçekleştirdiğini iddia etti. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “İsrail güçlerinin uluslararası sularda Gazze halkına insani yardım götürmek üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na düzenlediği saldırı, uluslararası hukuku ciddi şekilde ihlal eden ve masum sivillerin hayatını tehlikeye atan bir terör eylemidir” ifadesi yer aldı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre Sumud Filosu dün akşam erken saatlerde, radarında konumundan sadece üç deniz mili uzaklıkta 20'den fazla tanımlanamayan gemi tespit ettiğini bildirdi. Sumud Filosu'nun organizatörleri, İsrail deniz kuvvetlerinin bir saat içinde onlarca gemiyi durdurmaya başlayacağını tahmin ediyordu.

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, İsrail'in filoya karşı şiddet kullanmayacağına dair kendisine güvence verdiğini belirterek, İsrail'i teknelerdeki insanları Aşdod Limanı’na nakletmeye çağırdı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, dün akşam Mısır açıklarında bulunan Küresel Sumud Filosu teknelerini ‘İsrail makamlarının durdurma sürecinde’ olduğunu söyledi.

Barrot X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Fransa, İsrail yetkililerinden katılımcıların güvenliğini sağlamak, onlara konsolosluk koruması sağlamak ve mümkün olan en kısa sürede Fransa'ya dönmelerine izin vermek için çağrıda bulunuyor” dedi.

Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkan Küresel Sumud Filosu gemilerindeki aktivistler, kuşatma altındaki Filistin topraklarına yaklaşırken İsrail donanmasının kendilerini durdurmaya başladığını söylediler. (AP)Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkan Küresel Sumud Filosu gemilerindeki aktivistler, kuşatma altındaki Filistin topraklarına yaklaşırken İsrail donanmasının kendilerini durdurmaya başladığını söylediler. (AP)

Eylül ayı ortasında yola çıkan Küresel Sumud Filosu’nun organizatörleri, gece boyunca ‘İsrail askeri gemileri’ tarafından gerçekleştirilen ‘gözdağı manevralarına’ rağmen, yolculuğuna devam edeceğini doğruladı.

İnsani yardım misyonu ve önde gelen isimler

Küresel Sumud Filosu, 40'tan fazla ülkeden yüzlerce Filistin yanlısı aktivisti taşıyan yaklaşık 45 tekneden oluşuyor. Filo, bebek maması, gıda ve tıbbi yardım malzemesi taşıyor ve ‘barışçıl ve şiddet içermeyen bir misyon’ yürüttüğünü vurguluyor.

Saat 15:00 civarında, filonun Akdeniz'de, Mısır kıyılarının 90 deniz mili kuzeyinde, Filistin topraklarından yaklaşık 170 kilometre uzaklıkta olduğu bildirildi.

27 Eylül'de bir tekne filosu, İtalya'nın güneyindeki Sicilya adasının Katanya kentindeki San Giovanni li Cuti Limanı’ndan ayrıldı. (EPA)27 Eylül'de bir tekne filosu, İtalya'nın güneyindeki Sicilya adasının Katanya kentindeki San Giovanni li Cuti Limanı’ndan ayrıldı. (EPA)

Bu harekete katılanlar arasında Nelson Mandela'nın torunu, eski Güney Afrika milletvekili Mandela Mandela, İsveçli aktivist Greta Thunberg, Fransız milletvekili Rima Hassan ve eski Barselona belediye başkanı Ada Colau yer alıyor. Amaçları, ‘İsrail'in Gazze Şeridi'ne uyguladığı ablukayı kırmak’ ve ‘açlık ve soykırımdan mustarip kuşatma altındaki halka insani yardım ulaştırmak’.

Sumud Filosu daha önceki bir açıklamada, sabahın erken saatlerinde İsrail işgal donanmasının filoya karşı bir sindirme operasyonu gerçekleştirdiğini doğrulamıştı.

Açıklamada, filonun ana gemilerinden biri olan Alma'nın ‘birkaç dakika boyunca İsrail savaş gemisi tarafından düşmanca bir şekilde kuşatıldığı’ belirtildi.

Açıklamada, olay sırasında kaptanın İsrail gemisiyle ‘doğrudan çarpışmayı önlemek için ani bir manevra yapmak zorunda kaldığı’ ifade edildi.

Açıklamanın devamında, “Kısa bir süre sonra, aynı gemi Sirius'u hedef aldı ve ayrılmadan önce nispeten uzun bir süre aynı sindirme manevralarını tekrarladı” ifadesi yer aldı.

Sirius gemisinde bulunan Boyun Eğmeyen Fransa Partisi (radikal sol) Milletvekili Marie Mesmeur, AFP'ye en az iki tanımlanamayan gemi gördüğünü, bunlardan birinin ‘çok yakın’ olduğunu söyledi.

Mesmeur, geminin ‘kör edici bir ışık yönelten askeri müdahale gemisi’ olduğunu ve aynı zamanda alarm verilmeden önce ‘radar ve internet iletişiminin’ kesildiğini belirtti.



Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.


Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.