Süveyda sahil bölgesine destek verirken, karşı gösteriler Suriye hükümetini destekliyor

İdlib kırsalında bir silah deposu patlamasında hayatını kaybedenler var; Deyrizor kırsalında DMUK’un hava indirme operasyonu

Suriye hükümetine destek amacıyla Tartus'ta düzenlenen gösteriden (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)
Suriye hükümetine destek amacıyla Tartus'ta düzenlenen gösteriden (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)
TT

Süveyda sahil bölgesine destek verirken, karşı gösteriler Suriye hükümetini destekliyor

Suriye hükümetine destek amacıyla Tartus'ta düzenlenen gösteriden (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)
Suriye hükümetine destek amacıyla Tartus'ta düzenlenen gösteriden (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)

Suriye genelinde dün düzenlenen protesto gösterileri ile karşı gösterilerin ardından ülkede belirgin bir kutuplaşma hâkim olmaya devam ediyor. Yetkililer, sosyal medya üzerinden artan kışkırtma kampanyalarının gölgesinde, şiddetli toplumsal çatışmalara sürüklenmemek için azami ölçüde itidal gösteriyor. Bu ortamda açıklama yapan Suriye Enformasyon Bakanı Hamza el-Mustafa, “Acı tecrübemiz bize sözün sorumluluk olduğunu, kışkırtmanın ise yıkımın ateşini beslediğini öğretti” ifadelerini kullandı.

Aynı saatlerde, İdlib kırsalındaki bir silah deposunda meydana gelen patlama sonucu beş kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Öte yandan, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) güçleri, Deyrizor kırsalında DEAŞ’a yönelik bir hava indirme operasyonu gerçekleştirdi.

y67uı8
Suriye'nin batısındaki Lazkiye kentinde düzenlenen bir gösteriden (AFP)

Ülkenin çeşitli bölgelerinde (Humus, Hama, Lazkiye ve Tartus) düzenlenen ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile eski rejim mensuplarından tutukluların serbest bırakılması taleplerinin öne çıktığı protestoların ardından, aynı bölgelerde bu kez hükümete destek veren ve adem-i merkeziyet çağrılarını reddeden karşı gösteriler düzenlendi. Bu karşı gösterilerde, ‘eski rejimin suçlularının hesap vermesi’ talebi de dile getirildi.

Bazı protestolarda mezhepsel tonda kışkırtıcı sloganlar atılırken, Humus ve Lazkiye’nin es-Suleybe mahallesinde düzenlenen gösterilerde ise Suriye halkının birliği vurgulandı; katılımcılar, yeni Suriye yönetimi etrafında kenetlenme ve fitne girişimlerinin önlenmesi çağrısı yaptı. Öte yandan, Süveyda’da Dürzi lider Hikmet el-Hicri’ye destek veren aktivistler, ‘sahil bölgesi ayaklanması’ olarak tanımladıkları hareketle dayanışma için bir eylem gerçekleştirdi. Eylemde, adem-i merkeziyet talebi ve tutukluların serbest bırakılması çağrıları yinelendi; katılımcılar, Şeyh el-Hicri ile protesto çağrısında bulunan Şeyh Gazzal Gazzal’ın fotoğraflarını taşıdı.

Dün Süveyda’da düzenlenen bu eylem, pazartesi günü şehirde araç konvoylarıyla yapılan gösterinin devamı niteliğindeydi. O konvoy gösterisinde de katılımcılar, Şeyh el-Hicri’nin fotoğraflarının yanı sıra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte çekilmiş görsellerini taşıdı.

gt
Süveyda'dan (Süveyda 24 internet sitesi)

Yazar Mahir Şerafeddin, Şeyh el-Hicri’nin en önde gelen destekçilerinden biri olarak, sahil bölgesindeki halkı ‘bütün güçleriyle Şeyh Gazzal Gazzal’ın etrafında kenetlenmeye’ çağırdı. Şerafeddin, Facebook’taki paylaşımında, sahil bölgesindeki hareketin ‘Şeyh el-Hicri’ye benzer halktan bir lidere ihtiyaç duyduğunu’ belirterek, “Kendi el-Hicri’nizi ortaya çıkarın; dengeleri değiştireceksiniz” dedi.

Kışkırtıcı kanallar…

Lazkiye Emniyet Müdürü Tuğgeneral Abdulaziz Hilal el-Ahmed, başlangıçta protesto görünümüyle ortaya çıkan çağrıların kısa sürede ‘toplumsal bölünme yaratmayı hedefleyen, mezhepsel tonda sistematik bir kışkırtma platformuna’ dönüştüğünü söyledi. Ahmed, yurtdışından yayın yapan ve nefret söylemi ile mezhepsel gerilimleri körüklemekle bilinen bazı medya kanallarının bu çağrıları büyüttüğünü, hatta taleplerin ‘kanlı olaylara karışmış ağır insan hakları ihlalleriyle suçlanan savaş suçlularının serbest bırakılmasına’ kadar genişletildiğini ifade etti.

Ahmed ayrıca, gösteriler sırasında ‘eski rejimin kalıntılarıyla bağlantılı suç hücrelerine mensup grupların’ tespit edildiğini aktardı. Bu grupların kargaşayı körüklediğini, polis, özel görev timleri ve trafik ekiplerine saldırdığını, ayrıca il emniyet müdürlüğüne bağlı bazı resmi araçları tahrip ettiğini belirtti.

rgthy
Lazkiye'deki güvenlik güçleri (Suriye resmi haber ajansı SANA)

Ahmed, Lazkiye kent merkezindeki Ziraat Kavşağı’nda yapılan eylemi korumakla görevli güvenlik güçlerinin, Ziraat mahallesi yönünden doğrudan ateş altına alındığını açıkladı. Ahmed’e göre söz konusu mahallede, ‘eski rejime bağlı askeri kurumlarla ilişkili bazı subaylar’ yaşıyor. Açılan ateş sonucu iki iç güvenlik personeli ile eyleme katılan bazı siviller yaralandı.

Tuğgeneral Ahmed, “Gösteri yapma ve görüş açıklama hakkı tüm Suriyeliler için meşrudur. Ancak iç güvenlik unsurlarına saldıran, yetki sınırlarını aşan, mezhepsel kargaşa yaratmak için kışkırtma faaliyetlerine katılan herkes yasal çerçevede hesap vermek zorundadır” şeklinde konuştu. Hiçbir tarafın ‘cezasız kalmasına izin verilmeyeceğini’ vurguladı.

Süveyda

Salı günü kentteki bir genel güvenlik kontrol noktasına düzenlenen saldırının ardından Süveyda’da yükselen gerilimi değerlendiren Süveyda Emniyet Müdürü Süleyman Abdulbaki, “Hikmet el-Hicri’nin öncülük ettiği bu tırmanış, devletin işleyişini felç eden bir tümör hâline geliyor” dedi.

xsdfr
Süveyda şehri levhasının yakınında bulunan Suriye güvenlik güçleri (Reuters)

Abdulbaki, Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye’ye yaptığı açıklamada, Süveyda’daki genel güvenlik birimlerinin ‘çatışmaya sürüklenmemek için azami çaba gösterdiğini, yanıtın yalnızca saldırılara ve ateş açılan noktalara yönelik olduğunu’ söyledi. Sonuçta ‘Suriye kanının bir olduğunu ve Süveydalıların da kendi halkları olduğunu’ belirterek, bir diyalog zemini oluşturmak için çalıştıklarını ifade etti. Abdulbaki, Hikmet el-Hicri’yi ‘çatışmayı körüklemek ve devletle iş birliğini reddetmekle’ suçladı.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise daha önce yaptığı açıklamada, Süveyda’nın batı kırsalında bakanlığa bağlı bir güvenlik kontrol noktasının ‘kanun dışı gruplar’ tarafından saldırıya uğradığını ve saldırıda bir güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini, ikisinin de yaralandığını bildirdi. Açıklamaya göre, İçişleri Bakanlığı birimleri ateşin kaynağına karşılık verdi ve ‘saldırgan gruplar arasında ölü ve yaralılar’ olduğu ifade edildi. Bakanlık, bu tür saldırıların ‘yalnızca Süveyda’daki güvenliği ve sivillerin günlük yaşamını istikrarsızlaştırmayı hedeflediğini’ vurguladı.

Öte yandan Süveyda’daki yerel medya kaynakları, genel güvenlik güçlerinin salı akşamı kentin kuzeyinde birden fazla hatta ‘insansız hava araçları (İHA) ve ağır makineli tüfeklerle ani operasyonlar’ düzenlediğini aktardı. Şarku’l Avsat’ın yerel haber sitesi Süveyda 24’ten aktardığına göre, bu olaylarda bir genç öldü, çok sayıda kişi de yaralandı. Site ayrıca, Süveyda’nın güneybatısındaki Yerd köyü yakınlarında bir kontrol noktasına yönelik silahlı saldırıda, bir güvenlik görevlisinin öldürülmesi ve ikisinin yaralanmasının ardından bölgede ‘yoğun gerilim’ yaşandığını duyurdu.

ty7u
Süveyda vilayetinin Basra el-Harir bölgesindeki Suriye güvenlik güçleri (AP)

Yerel haber sitesi, bölgedeki kaynaklara dayanarak, ‘yerel grupların herhangi bir saldırı düzenlediği iddialarının doğru olmadığını’ belirtti. Kaynaklara göre ateş açılması olayı, ‘kontrol noktasında, arama yapılmadan geçmeye çalışan bir aracın durdurulması sırasında’ meydana geldi.

Aynı kaynaklar, insani yardım hattı üzerinde, Busra eş-Şam’a uzanan güzergâhtaki bu kontrol noktasına takviye birliklerin gönderilmesinin ardından, iki kişinin güvenlik güçlerince gözaltına alındığını bildirdi. Bu gelişmeyi, Süveyda kentinin batı kesiminde yerel Ulusal Muhafız grupları ile genel güvenlik güçleri arasında kısa süreli çatışmalar izledi.

Yıkımın yakıtı

Kahire’de düzenlenen Arap Enformasyon Bakanları Konseyi’nin 55. oturumunda konuşan Suriye Enformasyon Bakanı Hamza el-Mustafa, Suriye’nin ‘çoğulculuğa saygı duyan, diyaloğa inanan özgür ve sorumlu bir medya inşa etmeye çalıştığını’ söyledi. Mustafa, medyanın ‘halkın sesi ve Suriye’nin çeşitli toplumsal bileşenleri arasında köprü’ olması gerektiğini belirterek şu ifadeyi kullandı: “Acı tecrübemiz bize gösterdi ki, söz sorumluluktur; kışkırtma ise yıkımın yakıtıdır.”

İdlib kırsalı

Saha kaynaklarına göre, İdlib’in kuzeybatısındaki Kafr Teharim kasabasında bir silah deposunda patlama meydana geldi. Yerel kaynaklar, patlamanın DMUK uçaklarının hava saldırısından kaynaklanmış olabileceğini öne sürdü. Ancak vilayetin iç güvenlik birimleri, patlamanın yakında çalışan bir tamir ekibinden kaynaklanan arıza nedeniyle gerçekleştiğini açıkladı. Patlamada 5 işçi hayatını kaybetti, 9 kişi yaralandı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yoğun duman bulutları görülürken, bölge sakinleri patlamanın ‘geniş bir alanda hissedildiğini ve yakın okullardaki çocuklarda paniğe yol açtığını’ aktardı.

fr
Tamamen yıkılan deponun bulunduğu yere gelen kurtarma ekipleri (Suriye resmi haber ajansı SANA)

Yerel kaynaklar, Deyrizor’da DMUK güçlerinin, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile iş birliği içinde, kentin kuzeydoğu kırsalındaki Marat beldesinin Zelzele mahallesinde bir hava indirme operasyonu gerçekleştirdiğini bildirdi. Operasyon kapsamında iki eve baskın düzenlendi ve DEAŞ örgütüne bağlı olmakla suçlanan iki kişi gözaltına alındı.



Bağdat ve Şam, istikrarı güvence altına alacak bir ilişkiler sistemi kuruyor

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından karşılandı. (AP)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından karşılandı. (AP)
TT

Bağdat ve Şam, istikrarı güvence altına alacak bir ilişkiler sistemi kuruyor

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından karşılandı. (AP)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından karşılandı. (AP)

Şam ve Bağdat’ın, ortak ekonomik ve güvenlik çıkarlarına dayalı stratejik bir ortaklık kurma yönünde ilerlediğine işaret eden gelişmeler yaşanıyor. Şam’daki kaynaklar, Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’nin dün Şam’a gerçekleştirdiği ziyaretin, iki ülke ilişkilerinin yakın ve uzun vadeli geleceği açısından, ziyaretin dayandığı hedeflerin gerçekleşmesi hâlinde, “köklü bir dönüm noktası” oluşturduğunu belirtti.

Ziyaretin önemini artıran unsur, Esed rejiminin devrilmesinden bu yana Irak federal hükümetinin başındaki bir ismin Suriye’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olması. Ziyaret aynı zamanda, iki taraf arasında dışişleri bakanları ve istihbarat yetkilileri düzeyinde gerçekleştirilen karşılıklı temasların yansıttığı siyasi ilişkilerdeki ve güvenlik koordinasyonundaki kademeli iyileşmenin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Jusoor Araştırmalar Merkezi’nden Abdülvehhab Asi Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yakınlaşmaya geçen haziran ayında ortak koordinasyon için bir üst komite kurulması konusunda varılan mutabakatın da eşlik ettiğini belirtti. Asi, terörle mücadele, sınır ötesi kaçakçılığın önlenmesi ve DEAŞ tutuklularına ilişkin dosyada sahadaki iş birliğinin geliştirildiğini, ayrıca Irak akaryakıtının tankerlerle Banyas’a taşınarak ihraç edilmesine yönelik uygulamanın başarılı olduğunu ifade etti.

Şara-Zeydi görüşmesine Suriye tarafından dışişleri, adalet, enerji ve maliye bakanları; Irak tarafından ise başbakan yardımcısı ve ekonomi işlerinden sorumlu yetkililer, dışişleri, maliye, petrol ve adalet bakanları ile diğer yetkililer katıldı. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)
Şara-Zeydi görüşmesine Suriye tarafından dışişleri, adalet, enerji ve maliye bakanları; Irak tarafından ise başbakan yardımcısı ve ekonomi işlerinden sorumlu yetkililer, dışişleri, maliye, petrol ve adalet bakanları ile diğer yetkililer katıldı. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)

Araştırmacı Asi’ye göre Zeydi’nin ziyareti ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile görüşmesi, iki ülkenin siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında uygulanabilirliğini sınadığı iş birliği süreçlerine devlet başkanlığı düzeyinde siyasi destek sağlıyor. Bu durum, ortak ekonomik ve güvenlik çıkarlarının Bağdat ile Şam arasında güven oluşturma ve ilişkileri geliştirme kapasitesinin arttığını gösteriyor.

Şam’daki Nahda Araştırmaları Merkezi Başkanı Abdülhamid Tevfik ise Suriye ve Irak’ın ortak noktalarının yanı sıra birbirinden farklılaştıkları konuların da bulunduğunu belirterek, ziyareti “köklü bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi.

Tevfik, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, iki ülkenin ortak özelliklerinden birinin, her ikisinin de bölgesel ve uluslararası güçler açısından birer gerilim odağı ve nüfuz mücadelesi alanı olarak görülebilmesi olduğunu söyledi. Bölgesel gerilimlerin iki ülke arasındaki temasları geciktirebileceğini belirten Tevfik, buna karşılık Türkiye gibi bölgesel aktörlerin ve özellikle ABD gibi uluslararası güçlerin, iki komşu ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşmasında çıkarı bulunduğunu ifade etti. Tevfik, ABD’nin ilerleyen dönemde bölgedeki askerî ve güvenlik varlığını azaltabileceğine yönelik işaretlere de dikkat çekti.

Suriye’nin Tartus ilindeki Banyas petrol tesisinde Irak’tan gelen tankerler benzinle dolduruluyor (DPA)
Suriye’nin Tartus ilindeki Banyas petrol tesisinde Irak’tan gelen tankerler benzinle dolduruluyor (DPA)

Petrol ve enerji alanında iş birliği

Şam’daki hükümete yakın kaynaklar, Irak heyetinin ziyaret sırasında başta petrol ve enerji olmak üzere bir dizi kritik konuyu ele aldığını bildirdi. Görüşmelerde Irak petrolünün Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaştırılması için alternatif ihracat güzergâhlarının güvence altına alınması ve stratejik Kerkük-Banyas petrol boru hattının yeniden işler hâle getirilmesi amacıyla mutabakat zabıtlarının imzalanması konuları öne çıktı.

Projenin, aralarında ABD merkezli Chevron’un da bulunduğu büyük bölgesel ve uluslararası şirketlerle hayata geçirilmesi bekleniyor.

İki ülke arasındaki ticari ilişkiler de ele alındı. Son aylarda Suriye-Irak sınırındaki taşımacılık trafiğinde hızlı bir artış yaşanırken, ithalat, ihracat ve transit taşımacılık kapsamında Irak’tan Suriye’ye 140 binden fazla kamyonun geçtiği bildirildi.

Suriye ile Irak arasında 600 kilometreden uzun bir sınır bulunuyor. Bu sınırın kontrol altında tutulması, bölgesel jeopolitik istikrarın temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Görüşmelerde ayrıca yatırım projeleri için güvenli bir ortam oluşturulması, su güvenliği, tarım ve yaklaşık 80 ila 100 milyon dönüm olduğu tahmin edilen ortak tarım arazileri ele alındı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani eşliğinde Şam’daki Emevi Camii’ni ziyaret etti (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani eşliğinde Şam’daki Emevi Camii’ni ziyaret etti (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)

Suriye ve Irak hükümetleri, Irak’taki Fav Limanı’ndan Suriye’deki Tartus Limanı’na uzanacak lojistik bağlantı hatlarını geliştirmeyi hedefliyor. Bu adımla Körfez ülkelerinin pazarlarının Suriye üzerinden Batı pazarlarına bağlanması amaçlanıyor.

Ticari yakınlaşmadan ekonomik bütünleşmeye

Suriye ve Irak arasındaki ekonomik ilişkilerde hızlanan olumlu gelişmelere rağmen iş birliğinin ağırlıklı olarak ticari alanda yoğunlaştığı belirtiliyor. Şam’daki ekonomik kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, yakınlaşmanın bölgesel gerilimler ve Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle zorunlu hâle gelen bir iş birliğine dönüştüğünü ifade etti.

Kaynaklar, ortak bir tarihe ve coğrafyaya sahip iki komşu ülkenin, bu iş birliğini üretim sektörlerini de kapsayan bir ekonomik bütünleşmeye dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. Böyle bir bütünleşmenin, her iki ülkenin ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayacağı belirtildi. Bölgesel ve uluslararası siyasi sorunların ise tarihsel olarak iki ülke arasında sürdürülebilir ekonomik bütünleşmenin önünde engel oluşturduğu kaydedildi.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Şam Havalimanı’nda Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’yi karşıladı. Ziyaret, Zeydi’nin Şam’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Şam Havalimanı’nda Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’yi karşıladı. Ziyaret, Zeydi’nin Şam’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Araştırmacı Abdülhamid Tevfik, iki ülke arasındaki ilişkilerin arzu edilen düzeye ve kısa sürede ulaşmasını engelleyebilecek çok sayıda sorun bulunduğunu belirtti.

Tevfik’e göre Irak açısından başlıca engellerden biri İran. Tahran’ın Suriye-Irak ilişkilerinin istikrara kavuşmasından yana olmadığı ve bölgedeki kuşatma ve olası savaş ihtimali karşısında kendi hedeflerini gerçekleştirmek için Irak’taki nüfuz ağlarını etkin tutmaya çalıştığı değerlendiriliyor. Suriye açısından ise İsrail’in ülkenin farklı alanlarında gerilim ve istikrarsızlık yaratma çabaları öne çıkıyor.

Tevfik, ekonomik iş birliğinin siyasi ilişkilerin geliştirilmesi için temel bir dayanak oluşturabileceğini belirtti. Güvenlik alanında da iki ülkenin ortak tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu ve birlikte hareket edebilecek kapasiteye sahip olduğunu vurguladı.

Suriye sınırında hareket hâlindeki Irak’a ait kamyonlar ve askerî araçlar (AFP).
Suriye sınırında hareket hâlindeki Irak’a ait kamyonlar ve askerî araçlar (AFP).

Bu tehditlerin başında DEAŞ geliyor. Örgüt mensuplarının hem Irak’ta hem de Suriye’de tutuklu bulunduğuna dikkat çeken Tevfik, bazı Avrupa ülkelerinin vatandaşlarını geri almayı reddetmesinin ciddi bir sorun yarattığını söyledi. Tevfik, bu kişilerin iki ülke açısından “patlamaya hazır bir bomba” niteliği taşıdığını ifade etti.

Tutuklular ve dinî ziyaretler gündemde

Ziyaret sırasında ele alınan başlıca konulardan biri de Irak’ta tutuklu bulunan ve sayılarının 3 bini aştığı belirtilen Suriyelilerin durumuydu. Suriye tarafı, bu kişilerin ülkelerine geri gönderilmelerine zemin hazırlamak amacıyla hukuki statülerinin sınıflandırılmasını talep etti.

Irak tarafı ise Şii dinî makamlarına yönelik ziyaretlerin yeniden başlatılması ve ziyaretçilerin güvenliğinin sağlanması konusunu gündeme getirdi.

Mevcut gelişmeler, Şam ve Bağdat’ın ortak çıkarları önceleyen bir diplomasi izleme ve ilişkilerde istikrarı güvence altına alabilecek bir güvenlik ve ekonomi sistemi oluşturma konusunda kararlı olduklarını gösteriyor.

Araştırmacı Abdülhamid Tevfik, siyasi iradenin mevcut olması ve gelecekte iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşmasında çıkarı bulunan Arap, bölgesel ve uluslararası aktörlerin desteğinin sürmesi hâlinde, ilişkilerin geleceğine ilişkin beklentilerin umut verici olduğunu ifade etti.


Lübnan: Hizbullah’ın patlayıcılarıyla bağlantılı 7 şüpheli hakkında yakalama ve arama kararları uygulanıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan: Hizbullah’ın patlayıcılarıyla bağlantılı 7 şüpheli hakkında yakalama ve arama kararları uygulanıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan yargısı, Hizbullah’a ait Dahir el-Beydar patlayıcıları dosyasında olayla bağlantılı olduğu belirtilen 7 kişiyi tespit etti. Şüpheliler hakkında kısa süre içinde dava açılması bekleniyor. Askerî Mahkeme nezdindeki hükümet komiseri Yargıç Claude Ganem’in, şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulması amacıyla ön soruşturma dosyalarını teslim alması bekleniyor.

Bir kişinin daha gözaltına alındığına ilişkin haberler gündeme gelirken, hâlihazırda tutuklu bulunan “A.K.” ve “H.A.” baş harfleriyle anılan iki şüphelinin yanı sıra yeni bir kişinin de yakalandığı öne sürüldü. Ancak adli bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada gözaltıların “hâlen iki kişiyle sınırlı olduğunu” belirtti.

Kaynak, soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğundan şüphelenilen 5 kişinin daha kimliğinin tespit edildiğini doğruladı. Bu kişiler arasında, Hizbullah bünyesinde güvenlik görevlisi olduğu belirtilen ve patlayıcıları Baalbek’te teslim ettiği şüphesi bulunan “Sacid” adlı kişinin de yer aldığı belirtildi. “Zülfikar” kod adıyla anılan ve yine güvenlik yapılanması içinde konumu bulunduğu belirtilen diğer kişinin ise patlayıcıları Beyrut’un güney banliyölerinde teslim almasının planlandığı ifade edildi.


Filistinliler ve Filistin yönetimi, kurulması beklenen İsrail hükümetini yakından izliyor

Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
TT

Filistinliler ve Filistin yönetimi, kurulması beklenen İsrail hükümetini yakından izliyor

Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, son seçim kampanyasında “Sağ mı, Filistin mi?” şeklindeki ünlü sloganını kullanırken, seçmenleri rakipleri Gadi Eisenkot, Naftali Bennett ve Avigdor Lieberman’a karşı kışkırtmaya çalışıyordu. Netanyahu, söz konusu isimlerin seçimleri kazanmaları halinde Filistinlilere devlet kurma hakkı vereceklerini ve bunun İsrail için bir felakete yol açacağını öne sürüyordu.

İsrail’de Netanyahu’ya inananların olup olmamasından bağımsız olarak Filistinliler ona hiçbir zaman inanmadı. Çünkü Filistinliler, aşırı sağdan merkez sağa ve sola kadar hiçbir İsrailli liderin bu aşamada kendilerine bir devlet, hatta özerk bir yönetim bile vermeyeceğini herkesten daha iyi biliyor.

Filistinlilerin büyük çoğunluğu bu gerçeğin farkında olsa da seçimleri dakika dakika takip ediyor ve kesin sonuçları benzeri görülmemiş bir ilgiyle bekliyor. Çünkü İsrail’in yeni başbakanı ve çevresindeki bakanlar, önümüzdeki yıllarda Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki yaşamın nasıl şekilleneceğini büyük ölçüde belirleyecek.

Filistinli bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu aşamada hiçbir hükümetin siyasi bir süreci başlatmayacağının farkındayız. Bu, zor ve karmaşık bir mesele. Hiçbirisi kendi kaderimizi tayin etme ve devlet kurma hakkımızı bize vermeye niyetli değil. Bu, vazgeçmeyeceğimiz bir mesele ve bunun için her türlü yolla mücadele etmeyi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Yetkili sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun dışında, geleceğimizi belirleyecek pek çok konu da risk altında. Filistin yönetiminin geleceği, ekonomik durum, Batı Şeria’nın geleceği, bölgedeki güvenlik durumu, yerleşimci terörü, Gazze Şeridi’nin geleceği, Gazze’nin yeniden imarı ve yönetimi… Bütün bunlar İsrail’de iktidara gelecek koalisyonla bağlantılı meseleler.”

Yetkili, “Netanyahu’nun sağ koalisyonu, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi bakanlarla iktidarda kalırsa karmaşık, zor ve belirsiz bir durumla karşı karşıya kalacağız. Ancak Gadi Eisenkot hükümet kurarsa ya da Ben-Gvir ve Smotrich’in yer almadığı bir ulusal birlik hükümeti oluşturulursa bir rahatlama yaşanabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Filistin yönetimi

Filistin yönetimi, seçim sürecini yakından takip ediyor ve Eisenkot’un başarılı olmasını, Netanyahu’nun ise iktidardan düşmesini umut ediyor. Yönetim, mevcut hükümet dışındaki herhangi bir yeni İsrail hükümetiyle güvenlik ve ekonomi alanlarında bir rahatlama yaşanabileceğini düşünüyor. Ekonomik ve güvenlik meselelerinde müzakereleri kabul eden, alıkonulan Filistin gelirlerini serbest bırakan ve mali transferleri düzenli hâle getiren herhangi bir hükümet, Filistin yönetimi açısından “kötünün iyisi” olarak görülüyor.

Filistin yönetimi bu tutumunu açıkça dile getirmek yerine sessiz kalmayı ve son derece temkinli davranarak meselenin İsrail’in iç işi olduğunu söylemeyi tercih ediyor.

Filistin yönetimi, 2022’deki önceki seçimlerde Netanyahu’nun yenilmesine yardımcı olmaya çalışmıştı. O dönemde İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet, Filistin yönetimine seçimlere müdahale etmemesi yönünde açık ve “sert uyarı” yayımlamıştı.

Uyarı, Filistin Genel İstihbarat Servisi Başkanı Macid Farac’ın Arap partilerinin liderleriyle yaptığı görüşmenin ardından gelmişti. İsrailli yetkililer, görüşmenin amacının Arap partilerini saflarını birleştirmeye ikna etmek olduğunu öne sürerken Filistin yönetimi, toplantıda seçimlerin ele alınmadığını savunmuştu.

İsrail basınında o dönemde yayımlanan haberlerde, Filistin yönetiminin Arap partilerinin liderlerine, Arap seçmenlerin sandığa katılım oranının düşmesinden ve bunun sonucunda Netanyahu’nun aşırı sağcı bir hükümetle yeniden iktidara gelmesinden endişe duyduğunu ilettiği belirtilmişti. Haberlere göre Filistinli yetkili, Arap milletvekillerini böyle bir senaryoyu önlemek için yeterince çaba göstermemekle suçlayacak kadar ileri gitmişti.

Filistin yönetimi bu kez Arap partileriyle doğrudan görüşmeye çalışmadı. Ancak Arap partilerinin liderleriyle çeşitli kanallar üzerinden iletişim kurduğu ve Arap milletvekillerinin Knesset’te elde ettiği sandalye sayısından memnuniyet duyduğu açık. Söz konusu sandalye dağılımı, Netanyahu’nun kesin bir zafer elde etmesini fiilen engelliyor.

Silme projesi

Netanyahu, Filistinlilere karşı Batı Şeria’da her türlü baskıyı artıran ve Gazze Şeridi’nde kanlı bir savaş yürüten aşırı sağcı hükümete liderlik etti. Bu süreçte Filistin yönetimini zayıflatmaya çalıştı, yönetimin gelirlerini alıkoydu ve yerleşimcilerin Batı Şeria’da Filistinlileri öldürmesine, onlara saldırmasına ve topraklarına el koymasına göz yumdu.

İsrail hükümeti ayrıca mevcut yerleşimleri genişletme ve yenilerini kurma, bunları birbirine bağlayarak kesintisiz yerleşim kuşakları oluşturma planını hayata geçirmeye çalıştı. Batı Şeria’da yaklaşık 1000 askerî kontrol noktası ve geçiş kapısı kurarak, Filistinlileri A Bölgesi içinde hapsetmeye dönük bir düzen oluşturdu.

Netanyahu hükümeti, Batı Şeria’nın en büyük kenti el Halil’e ilişkin “El Halil Anlaşması”nı da iptal etti. Ayrıca işgal altındaki Filistin topraklarında elektronik bir “Arazi Sicili ve Hakların Tasfiyesi” sistemini devreye soktu. Bu adımın, Batı Şeria’nın ilhak sürecini derinleştirmesi; Filistin yönetimini egemenlikten, Filistinlileri ise hukuki korumadan yoksun bırakması bekleniyor.

Bütün bunlar, Filistin halkını bir halk olarak “silme” projesine hizmet eden politikalar bütünü olarak değerlendiriliyor.

İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem’in kapsamlı bir araştırmasında da ele alınan “silme projesi”, Batı Şeria’daki Filistin varlığını hedef alıyor. Örgüte göre bu süreç beş temel mekanizma üzerinden ilerliyor: şiddet ve korku yayma, hareket özgürlüğünü kısıtlama, ekonomik boğma, siyasi ve toplumsal yıkım ile etnik temizlik ve toprakların ele geçirilmesi.

Hayatı cehenneme çevirdiler

Batı Şeria’nın Ramallah kentinde yaşayan 50 yaşındaki Ahmed Teym, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Herhangi bir hükümetten önemli bir değişiklik beklemiyoruz. Hepsi aynı. Ancak Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich dışında isimler gelirse günlük yaşamla ilgili bazı konularda işler biraz daha iyiye gidebilir” dedi.

Teym, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Filistin yönetimine ait paraları öderlerse, yerleşimcileri daha fazla engellerlerse, işçilerin yeniden İsrail’de çalışmasına izin verirlerse, Batı Şeria üzerindeki baskıyı azaltıp kontrol noktalarını ve geçiş kapılarını kolaylaştırırlarsa insanların yükü büyük ölçüde azalır. Bu önemli.”

Batı Şeria’daki Filistinliler ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya. Kontrol noktalarında günlük kısıtlamalar ve gecikmeler, İsrail ordusunun düzenlediği operasyonlar ve yerleşimcilerin ölümcül saldırıları, bölge sakinlerinin yaşamını son derece zorlaştırıyor.

Beytüllahim’den Musa Avvad ise Arap seçmenlerin “Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich’i evlerine göndermeyi” başarmasını umduğunu belirterek, “Hayatımızı cehenneme çevirdiler” dedi.

Bu cehennem yalnızca Batı Şeria’daki Filistinlilerle sınırlı kalmadı; İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluları da etkiledi. Ben-Gvir döneminde tutukluların yiyecek, ziyaret ve geçmişte sahip oldukları diğer ayrıcalıklardan mahrum bırakıldığı belirtildi.

Tutuklu Haldun Abyat’ın annesi, her gün oğlu ve Ben-Gvir’in görevden ayrılması için dua ettiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan anne, “Hapishaneleri mezarlıklara çevirdi. Hapishaneden bir haber geldiğinde oğlum için içim öfkeyle yanıyor. İnşallah gider ve bir daha geri dönmez” ifadelerini kullandı.

Filistinliler, İsrail’deki siyasi tablonun netleşmesi için haftalarca, hatta daha uzun süre beklemek zorunda kalabilir. Yeni bir hükümet kurulması hâlinde ise kendilerini ilgilendiren olağanüstü önlemlerin alınması için aylarca beklemeleri gerekebilir.