Haseke Valiliği için SDG'nin adayı kimdir?

Resmi atamasından önce, önümüzdeki iki gün içinde Şam'ı ziyaret edeceğini duyurdu

Eski SDG üyeleri, bugün Suriye'nin kuzeyindeki Rakka kentinde hükümet tarafından işletilen bir uzlaşma merkezinin önünde duruyor (AP)
Eski SDG üyeleri, bugün Suriye'nin kuzeyindeki Rakka kentinde hükümet tarafından işletilen bir uzlaşma merkezinin önünde duruyor (AP)
TT

Haseke Valiliği için SDG'nin adayı kimdir?

Eski SDG üyeleri, bugün Suriye'nin kuzeyindeki Rakka kentinde hükümet tarafından işletilen bir uzlaşma merkezinin önünde duruyor (AP)
Eski SDG üyeleri, bugün Suriye'nin kuzeyindeki Rakka kentinde hükümet tarafından işletilen bir uzlaşma merkezinin önünde duruyor (AP)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Haseke Valiliği için aday gösterdiği Nureddin Ahmed, Suriye hükümetinin adaylığına onay verdiğini açıkladı. Ahmed, bugün yaptığı medya açıklamasında, hükümet ile SDG arasında yarın yürürlüğe girmesi beklenen anlaşmanın başlamasından saatler önce, önümüzdeki iki gün içinde bir siyasi heyetle birlikte Şam’ı ziyaret edeceğini söyledi.

Şam’daki kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, adaylığa ilkesel düzeyde onay verildiğini ancak henüz resmi atama kararnamesinin çıkarılmadığını ve onayın resmen ilan edilmediğini ifade ettiler. Bu gelişmeler yaşanırken, dün Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Eş-Şara, görüşmede devletin Kürtlerin haklarına saygılı olduğunu vurgulayarak, tüm Suriyelilerin yasa önünde eşit ve eşit haklara sahip bulunduğunu belirtti.

Barzani ise Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan kapsamlı anlaşmaya desteğini dile getirerek, anlaşmanın Suriye’nin birlik ve istikrarını garanti edecek şekilde uygulanmasının önemini vurguladı. Taraflar, anlaşmanın hayata geçirilmesi ve Suriye ile bölgesel istikrarın sağlanması için ortak iş birliği ve koordinasyonun önemini kaydetti.

SDG’nin Haseke Valiliği adayı Nureddin AhmedSDG’nin Haseke Valiliği adayı Nureddin Ahmed (  Dolaşımda)

SDG’nin Haseke Valiliği adayı Nureddin Ahmed, bilinen adıyla “Ebu Ömer Hanika”, North Press ajansına yaptığı açıklamada, Suriye hükümetinin adaylığını kabul ettiğini ve iki gün içinde siyasi bir heyetle birlikte Şam’a gideceğini doğruladı.

1969 yılında Kamışlı’da doğan Ahmed, 2014 yılından bu yana SDG Genel Komutanlık üyesi ve halkla ilişkiler sorumlusu olarak görev yapıyor. Şam Üniversitesi Makine ve Elektrik Mühendisliği Fakültesi’nden mezun olan Ahmed, 1993–2012 yılları arasında Haseke ve Kamışlı’daki Telekomünikasyon Müdürlüğü’nde mühendis olarak çalıştı. 2011’de Esed yönetimine karşı protestolara katılması nedeniyle görevinden uzaklaştırılan Ahmed, 2014 yılında DEAŞ’ın Kobani’ye düzenlediği saldırılarda oğlu Ömer’i kaybetti.

Kamışlı’daki Alaya Cezaevi’nin de bir süre müdürlüğünü yapan Ebu Ömer Hanika, geniş siyasi ve toplumsal ilişkileri ile biliniyor. Arap ve Kürt toplulukları arasındaki ortak dosyaların yönetilmesi ve gerilimin azaltılmasında önemli rol oynadı. Arap aşiretleri ve Kürt siyasi güçleriyle güçlü ilişkileri bulunana Ebu Ömer, PKK’ye yakınlığı ile tanınıyor.

Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmanın yarın yürürlüğe girmesi bekleniyor. Anlaşma; ateşkes ilanını, kurumların entegrasyonunu, SDG’nin Haseke Valiliği, Savunma Bakan Yardımcılığı ve bazı üst düzey pozisyonlar için adaylar önermesini ve Halk Meclisi’ne milletvekili adayları göstermesini öngörüyor.

SDG Lideri Mazlum Abdi’nin Haseke Valiliği veya Savunma Bakan Yardımcılığı için aday gösterildiği, ancak herhangi bir resmi görevi kabul etmeyeceğini açıklayarak Kürtler için siyasi referans oluşturma çalışmalarını sürdüreceğini belirttiği ifade edildi.

Haseke İç Güvenlik Komutan Yardımcılığı için Simenad Afrini (Dolaşımda)Haseke İç Güvenlik Komutan Yardımcılığı için Simenad Afrini (Dolaşımda)

Sızan bilgilere göre, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Başkan Yardımcısı Bedran Ciya Kurd Savunma Bakan Yardımcılığına, Albay Simenad Afrini ise Haseke İç Güvenlik Komutan Yardımcılığına aday gösterildi. Perşembe günü yayımlanan kararla, Haseke İç Güvenlik Komutanlığına ilin yerlilerinden Tuğgeneral Mervan el-Ali atanmıştı.

SDG'den iki kadın savaşçı, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de Suriyeli Kürtlerin düzenlediği bir gösteride  zafer işareti yapıyor (AFP)SDG'den iki kadın savaşçı, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de Suriyeli Kürtlerin düzenlediği bir gösteride  zafer işareti yapıyor (AFP)

Öte yandan SDG, yarından itibaren Haseke’de sokağa çıkma yasağı ilan etti. El-Sevra el-Suriye gazetesi, yerel kaynaklara dayandırdığı haberinde, yasağın, anlaşma kapsamında kente girmesi beklenen Suriye güvenlik güçlerinin halk tarafından karşılanmasını engellemeyi amaçladığını ifade etti.

Anlaşma kapsamında Suriye İç Güvenlik güçleri Haseke ve Kamışlı kentlerine girecek. Bu süreçte özerk yönetim kurumları ile devlet kurumlarının entegrasyonu sağlanacak. Önümüzdeki günlerde Rumeylan ve Süveyde petrol sahalarının Enerji Bakanlığı’na devredilmesi, çalışanların entegrasyonu, Kamışlı Havalimanı’nın Sivil Havacılık Kurumu’na teslimi, Semalka Sınır Kapısı’ndaki geçişlerin yeniden başlaması ve özerk yönetim kurumlarının devlet yapısına dahil edilmesi planlanıyor.

Ayrıca Haseke’de 16 bin, Kobani’de ise 6 bin askerden oluşan bir askeri birlik kurulacak. Kürtlerin haklarını düzenleyen 13 No’lu Kararname uygulanacak, Kürtlerin medeni ve eğitim hakları güvence altına alınacak, yerinden edilmiş kişilerin bölgelerine dönüşü sağlanarak istikrar yeniden tesis edilecek.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, yarın sabah saat 06.00’dan itibaren, kamu güvenliği araçlarının kente girişleri tamamlanana kadar sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu. Kürt medyası, Mesud Barzani ile SDG Lideri Mazlum Abdi arasında da bir telefon görüşmesi yapıldığını, görüşmede anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son gelişmelerin ele alındığı ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesi konusunda mutabakata varıldığını bildirdi.

Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ise anlaşma ve 13 No’lu Kararname’nin Kürt halkının ulusal haklarının tanınması için diyalog sürecinin önünü açtığını belirterek, tüm Suriyeli bileşenlerin gerçek ortaklık, adalet ve eşitlik temelinde haklarının güvence altına alınmasının ülkenin yüksek çıkarlarını ve kalıcı istikrarı sağlayacağını ifade etti.



El-Zeydi, ilişkileri güçlendirmek ve geliştirmek için Washington'a gidiyor

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi (WAA)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi (WAA)
TT

El-Zeydi, ilişkileri güçlendirmek ve geliştirmek için Washington'a gidiyor

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi (WAA)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi (WAA)

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, yaklaşık iki ay önce göreve gelmesinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini ABD'ye gerçekleştiriyor.

Irak Hükümet Sözcüsü Haydar el-Abudi, dün düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Zeydi'nin bugün üst düzey bir heyetle birlikte ABD'nin başkenti Washington'a gideceğini açıkladı. Ziyaret kapsamında ABD Başkanı Donald Trump'ın yanı sıra Amerikalı ekonomi ve finans yetkilileri ve çeşitli kurum temsilcileriyle önemli görüşmeler yapılacağı belirtildi.

Ziyaret, bölgede artan gerilim ve Irak'ta üst düzey yetkililer ile milletvekillerinin yolsuzluk suçlamalarıyla gözaltına alınması, ayrıca hükümetin silahlı grupları tasfiye ederek silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanmasına yönelik taahhütlerinin gündemde olduğu bir dönemde gerçekleşiyor.

Hükümet Sözcüsü el-Abudi, ziyaretin ortak çıkarlara dayalı dengeli dış politika anlayışının bir yansıması olduğunu belirterek, "Ziyaret, özellikle bölgenin hassas bir süreçten geçtiği bu dönemde büyük önem taşıyor" dedi.

El-Abudi ayrıca, "Stratejik Çerçeve Anlaşması'nda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Yapılacak bütün görüşmeler ve imzalanacak anlaşmalar, bu anlaşma temelinde gerçekleştirilecektir" ifadelerini kullandı.


Lübnan: Netanyahu’nun inatçılığı karşısında deneme bölgeleri

Lübnan'ın güneyinde hasar görmüş bir binaya asılı İsrail bayrağı (AP)
Lübnan'ın güneyinde hasar görmüş bir binaya asılı İsrail bayrağı (AP)
TT

Lübnan: Netanyahu’nun inatçılığı karşısında deneme bölgeleri

Lübnan'ın güneyinde hasar görmüş bir binaya asılı İsrail bayrağı (AP)
Lübnan'ın güneyinde hasar görmüş bir binaya asılı İsrail bayrağı (AP)

Şarku’l Avsat gazetesi, Lübnanlı bir bakanlık kaynağından, Lübnan Ordusu Genel Komutanlığı ile ülkenin güneyine konuşlanma planını denetleyen ABD'li gözlemciler ekibi arasında gerçekleştirilen toplantının olumlu bir atmosferde gerçekleştiğini ve ordunun fiilen bölgeye konuşlanması ile İsrail'in çekilmesinin eşzamanlı olmasını öngören bir mutabakatla sonuçlandığını aktardı. Bu mutabakata göre hâlen işgal altında bulunan bölgedelerin de bu sürece dahil edilmesi öngörülüyor.

Kaynak, Netanyahu’nun bu sürecin önünde engel oluşturmaya devam ettiğini, çünkü Netanyahu'nun ‘deneme bölgeleri’ oluşturulmasını ya da İsrail ordusunun işgal ettiği bölgelerden kademeli olarak çekilmesini duymak dahi istemediğini belirtti.

Kaynağa göre ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail heyeti üzerinde baskı kurmak amacıyla dördüncü ve beşinci müzakere turlarına bizzat müdahale etmek zorunda kaldı. Bu baskı, deneme bölgelerini hayata geçirmenin temel bir maddesi olarak müzakerelere dahil edilmesini sağlamaya yönelikti. Zira bu bölgeler Lübnan ordusunun uluslararası sınırlara kadar konuşlanmasının önünü açıyor.

Bu gelişmeler, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın eşzamanlılık ilkesine bağlı kaldığı ve bu tutumun ABD'li gözlemciler ekibi tarafından desteklendiği bir dönemde yaşanıyor.


Kızılhaç: Sudan savaşının başlamasından bu yana 11 binden fazla kişi kayıp

Sudan savaşından (DPA)
Sudan savaşından (DPA)
TT

Kızılhaç: Sudan savaşının başlamasından bu yana 11 binden fazla kişi kayıp

Sudan savaşından (DPA)
Sudan savaşından (DPA)

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Sözcüsü Ferid el-Hamid, Sudan'da Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana kayıp kişi sayısının 11 bini aştığını açıkladı. El-Hamid, "Şarku'l Avsat"a yaptığı açıklamada, bu rakamın yalnızca Komite ve yerel ulusal dernekler tarafından kayıt altına alınan vakaları kapsadığını belirterek, gerçek kayıp sayısının çok daha yüksek olabileceğini ifade etti.

El-Hamid, çatışmaların sürmesinin zorunlu göç hareketlerini artırdığını ve "aile bağlarını yeniden kurmak veya iletişimleri kesilen yakınlarının akıbetini öğrenmek için yardım talep eden kişilerin sayısında artışa yol açtığını" söyledi. Bunun, savaşın insani sonuçlarının geniş boyutunu ve derin etkilerini yansıttığını ifade etti.

El-Hamid, geçen yıl Komite'ye Sudan içindeki ailelerden bin 682, yurt dışındaki ailelerden ise 2 bin 200 kayıp arama başvurusu geldiğini belirtti. Bu başvuruların, kayıp yakınlarının durumu ve nerede oldukları hakkında bilgi edinme, güvenliklerinin teyit edilmesi veya herhangi bir askerî ya da güvenlik birimi tarafından tutulup tutulmadıklarının öğrenilmesi amacı taşıdığı ifade edildi. El-Hamid, Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin ailelere 846 kayıp kişi hakkında bilgi sağlanmasına yardımcı olduğunu kaydetti.

Kayıp kadınlar

Sosyal Refah Devlet Bakanı Selime İshak ise "Şarku'l Avsat"a yaptığı açıklamada, savaşın başlamasından bu yana kaybolan kadın sayısının 600'ü geçtiğini söyledi. İshak, yetkililerin kayıp kadınların sayısına ilişkin doğru bilgilere ulaşmada "büyük zorluklarla" karşı karşıya olduğunu belirterek, birçok ailenin toplumsal damgalanma endişesi nedeniyle kayıp kızları hakkında ihbarda bulunmaktan çekindiğini ifade etti.

İshak, savaş sırasında kaybolan çok sayıda kadının geride farklı yaşlarda yüzlerce çocuk bıraktığını söyledi.

Avdiye, kayıp oğlunun kızıyla birlikte (Şarku'l Avsat)Avdiye, kayıp oğlunun kızıyla birlikte (Şarku'l Avsat)

Sudan hükümeti, daha önce Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'ten, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) son derece kötü insani koşullarda tuttuğu 20 binden fazla tutuklunun akıbetinin ortaya çıkarılması için acil müdahalede bulunmasını istemişti.

Yakınlarını arayan aileler

Bu arada binlerce Sudanlı, savaşta kaybolan çocuklarını ve yakınlarını aramaya devam ediyor. 60 yaşındaki Avdiye Abbas'ın oğlu Mübarek, HDK'nin başkent Hartum'u kontrol ettiği dönemde bazı ihtiyaçlarını almak için yolda iken gözaltına alındı. Zorla kaybedilmesinin üzerinden yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen annesi hâlâ onu arıyor.

Abbas, "Akıbetini bilmiyorum; hayatta mı, öldü mü bilmiyorum. Bu dünyada tek dileğim ölmeden önce onu görmek" diyerek, "Her an kapıdan içeri girecekmiş gibi bekliyorum... ancak şimdiye kadar dönmedi" ifadelerini kullandı.

Mübarek'in babası Mustafa, oğlunun kaybolmasının ardından hareket kabiliyetini kaybetmesine neden olan bir hastalığa yakalandı ve dört ay sonra hayatını kaybetti. Mübarek'in dört çocuğu bulunuyor; en büyüğü 15 yaşında, en küçüğü ise babasının ne zaman eve döneceğini sürekli soran 5 yaşındaki bir kız çocuğu.

Ailesi, o günden bu yana sosyal medya paylaşımlarını takip ederek, oğullarını gören veya tutukevlerinde onun hakkında bilgi sahibi olan birinin çıkmasını umut ediyor.

Seher Harun da benzer bir örnek. Harun, Mart 2024'ün ortalarından beri eşini ve kayıp iki erkek kardeşini arıyor. "Şarku'l Avsat"a konuşan Harun, "HDK'nin onları Hartum'un doğusundaki Soba Hapishanesi'nde tuttuğunu öğrendik. Birkaç kez gittik ancak onları ziyaret etmemize izin vermediler" dedi.

Sudan ordusunun Hartum'un kontrolünü yeniden ele geçirmesi ve HDK'nin kentten çekilmesinin ardından Seher, serbest bırakılan bazı tutukluların aile üyelerinin Batı Sudan'a nakledildiğini kendisine söylediğini, ancak şu ana kadar nerede olduklarına dair herhangi bir bilgiye ulaşamadığını belirtti.

Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) mensupları (Arşiv- AFP)Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) mensupları (Arşiv- AFP)

Fidye amaçlı şantaj

Bu koşullar altında birçok aile mali şantajın kurbanı oldu. Bazı kişiler, yakınlarını rehin tuttuklarını iddia ederek aileleri telefonla aradı ve serbest bırakılmaları karşılığında fidye talep etti. Aileler talepleri karşılamazsa yakınlarını öldürmekle tehdit etti.

Hartum'daki çeşitli gözaltı merkezlerinde tutulan binlerce kişinin fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kaldığı bildirildi. Hartum'daki evinden götürülen kayıp bir genç kadının erkek kardeşi, ailesinin aradan sekiz aydan fazla süre geçmesine rağmen hâlâ onun geri dönmesini beklediğini söyledi.

HDK'nin ülkenin orta kesimindeki Hartum ve Cezire eyaletlerinde kontrol ettiği bölgelerde kurduğu kontrol noktalarında, çoğu genç olmak üzere yüzlerce sivil gözaltına alındı. Bu kişilerin ailelerine haber verilmeden alıkonulduğu, çok sayıda kişinin ise işkence ve kasıtlı aç bırakma sonucu gözaltı merkezlerinde hayatını kaybettiğine dair haberler olduğu belirtildi.