Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
TT

Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)

Geçtiğimiz salı akşamı, Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünün açıklanmasıyla birlikte, uzun soluklu bir siyasi sürecin de sonuna gelindi. Yıllar boyunca uluslararası alanda ‘rejimin kabul edilebilir yüzü’ ve babasının iktidarının muhtemel varisi olarak görülen Seyfülislam Kaddafi, 2011 sonrası dönemde ise uluslararası düzeyde aranan bir sanığa dönüştü. Daha sonra başkanlığa aday olarak ortaya çıkan Kaddafi, gölgelerden çıkarak yeniden Libya’daki siyasi kutuplaşmanın merkezine yerleşti.

Peki Seyfülislam Kaddafi kimdi ve siyasi kariyeri boyunca hangi rolleri üstlendi?

‘Geçiş projesi’ olmaya çalışan rejimin oğlu

Seyfülislam Kaddafi, 25 Haziran 1972’de doğdu ve babasının onlarca yıl yönettiği Libya’da büyüdü. 1990’lı yıllarda Trablus’ta mimarlık eğitimi alan Kaddafi, daha sonra Batı ağırlıklı bir eğitim yolunu izleyerek Avusturya’da işletme eğitimi gördü. Akademik kariyerini ise 2008 yılında Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) aldığı doktora derecesiyle tamamladı. Bu eğitim süreci, ona aynı anda hem ‘teknokrat’ hem de ‘elit’ bir imaj kazandırdı.

dferg
Libya lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam, 23 Ağustos 2011 tarihinde başkent Trablus'ta destekçilerini selamlıyor. (Reuters)

Ancak eğitim, siyasetten bağımsız bir unsur olmadı. Çeşitli anlatımlara göre Seyfülislam Kaddafi, bu süreçte Batılı çevreler ve etkili isimlerle geniş bir ilişki ağı kurdu; babasının rejimine temkinli yaklaşan başkentlerle Libya arasında bir köprü olarak kendini konumlandırmasında bu bağlantılar belirleyici rol oynadı.

‘Uluslararası bir figür’ olarak yükselişi ve uzlaşma dosyaları

2000’li yılların başından itibaren, herhangi bir resmî ve sürekli devlet görevi üstlenmemesine rağmen, Seyfülislam Kaddafi’nin adı hassas dosyalarda öne çıkmaya başladı. Dış uzlaşma süreçlerinde ve arabuluculuk girişimlerinde rol oynadı; adı, tartışmalı dönüm noktalarıyla birlikte anıldı. Bunlar arasında Lockerbie davası kapsamında yürütülen tazminat düzenlemeleri ile Batı’yla kademeli normalleşme sürecine ilişkin dosyalar yer aldı. Bu dönemde Seyfülislam, ekonomik ve siyasi modernleşmeden söz eden bir ‘reformcu’ figür olarak lanse edilirken, babasının kurduğu yönetim yapısıyla açık bir kopuş ilan etmedi.

Söz konusu yıllarda, uluslararası alandaki varlığını yönetmek üzere etrafında idari, mali ve medya alanlarında çalışan bir ekip oluşturuldu. Lüks bir yaşam tarzı ve geniş ilişki ağlarına işaret eden göstergeler dikkat çekti. Batılı bir gazetecilik anlatısı, Londra’daki ikameti süresince yürütülen yazışmalar, düzenlemeler ve halkla ilişkiler faaliyetlerini, 2011’de Muammer Kaddafi yönetimine karşı patlak veren ayaklanma öncesindeki ‘perde arkasına’ açılan nadir bir pencere olarak tanımladı.

Londra'da: Bağlantılar ve aracılar

İngiltere’de bulunduğu dönemde, özel hayat ile kamusal alan arasındaki sınırlar giderek iç içe geçti. Prestijli bir üniversitede eğitim, iş dünyasından çevrelerle ve siyasi figürlerle kurulan ilişkiler ile güvenlik ve gayriresmi temsil gereklilikleri çerçevesinde çeşitli kurum ve yapılarla temaslar bu sürecin parçaları oldu.

fevf
Libya'nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, 25 Mayıs 2014 tarihinde Zintan şehrindeki bir hapishane içinden duruşmaya katılıyor. (Reuters)

Buna paralel olarak, belirli dosyalar etrafında halkla ilişkiler faaliyetleri yoğunlaştı. Bunların başında, İngiltere’de ve uluslararası alanda uzun süre tartışma konusu olan Lockerbie hükümlüsü Abdülbasit el-Megrahi’nin serbest bırakılmasına yönelik girişimler geldi. Batılı raporlara göre bu süreç, medya ve siyasi baskı faaliyetleriyle birlikte yürütüldü.

2011... Devrimle yüzleşme

Şubat 2011’de Libya’da başlayan protestolar ve ardından patlak veren savaşla birlikte, Seyfülislam Kaddafi’nin söylemi de değişti. ‘Reform’ vurgulu çizgiden açık bir meydan okuma diline geçen Kaddafi, rejimi savunan ve muhaliflerini tehdit eden açıklamalarla kamuoyunun karşısına çıktı. Bu tablo, birçok gözlemciye göre, onu sistem içinde ‘yumuşak bir alternatif’ olarak konumlandıran imajın sona erdiği kırılma noktası oldu. Bu gelişmelerin ortasında, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 27 Haziran 2011’de Seyfülislam Kaddafi hakkında insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama kararı çıkardı.

sdf8o98
Seyfülislam Kaddafi, 19 Kasım 2011'de Libya'nın Zintan kentinde bir uçakta otururken (Reuters)

Trablus’un düşmesi ve Muammer Kaddafi’nin öldürülmesinin ardından, Kasım 2011’de Seyfülislam Kaddafi’nin yakalandığı açıklandı. Böylece, uzun süreli tutukluluk ve kamuoyundan uzak bir dönemle tanımlanan yeni bir sürece girildi.

Trablus’taki bir mahkeme, 2015 yılında, Seyfülislam Kaddafi’yi gıyabında kurşuna dizilerek idam cezasına çarptırdı. Yaklaşık 30 Kaddafi dönemi yetkilisiyle birlikte yargılandığı davada, babasının iktidarına karşı ayaklanma sırasında göstericilerin öldürülmesi de dahil olmak üzere savaş suçlarından hüküm giydi. Ancak söz konusu karar daha sonra iptal edildi.

Kayboluş ve ardından 'siyasi geri dönüş'

Seyfülislam Kaddafi’nin 2017 yılında bir af yasası kapsamında serbest bırakıldığı duyuruldu. Bu tarihten sonra kamuoyundaki görünürlüğü sınırlı kalan Kaddafi, 2021’de başkanlık seçimleri için adaylık başvurusunda bulunarak yeniden gündeme geldi. Gür sakalı ve geleneksel kıyafetleriyle verdiği görüntü, eski rejim yanlılarının toplumsal tabanının bir kesimiyle uzlaşma mesajı olarak yorumlanırken, yıllar süren bölünmenin ardından merkezi devlet fikrini yeniden canlandırma çabasına da işaret etti.

Ancak bu geri dönüş, hukuki ve siyasi engellere takıldı. Libya içindeki önceki yargılamalar ve verilen hükümler ile UCM’nin tutuklama kararının yürürlükte olması, Seyfülislam Kaddafi’nin adaylığını tartışmalı bir mesele haline getirdi.

Öldürülmesi

3 Şubat 2026’da Libya’nın resmi haber ajansı, Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünü duyurdu. Seyfülislam’ın siyasi ekibinin başkanı Abdullah Osman, Libya el-Ahrar televizyon kanalına yaptığı açıklamada, 53 yaşındaki Seyfülislam Kaddafi’nin evinde dört kişilik bir grup tarafından öldürüldüğünü söyledi. Osman, “Dört silahlı kişi Seyfülislam’ın ikametgâhına girdi, güvenlik kameralarını devre dışı bıraktıktan sonra kendisini öldürdü” ifadesini kullandı.



Burhan: İsyanı bastırmak ve Darfur’u geri almak için kararlı adımlarla ilerliyoruz

(foto altı) Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)
(foto altı) Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)
TT

Burhan: İsyanı bastırmak ve Darfur’u geri almak için kararlı adımlarla ilerliyoruz

(foto altı) Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)
(foto altı) Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) yönelik söylemini sertleştirerek Sudan ordusunun ‘isyan’ olarak nitelediği hareketi ortadan kaldırmak, çatışmaları nihai olarak sona erdirmek ve Darfur’u geri almak için hızlı ve kararlı adımlarla ilerlediğini söyledi.

Perşembe akşamı başkent Hartum’daki Genelkurmay Karargâhı’nda üst düzey ordu komutanlarına hitap eden Burhan, Sudan'ın çatışmayı askerî yollarla sonuçlandırma yönünde istikrarlı biçimde ilerlediğini belirtti. Burhan, Sudan ordusunun HDK’nın ya da ona destek veren ve ‘isyan bayrağını’ taşıyan herhangi bir tarafın Sudan sahnesine yeniden dönmesine izin vermeyeceğini vurguladı.

Burhan, bazı medya organlarında çatışmanın tarafları arasında Bahreyn veya Ruanda’da uzlaşı ya da mutabakat sağlandığı yönünde yer alan haberleri kesin bir dille yalanlayarak, söz konusu iddiaların hiçbir dayanağının bulunmadığını söyledi. Manama veya Kigali’de görüşmeler yapıldığı yönündeki haberlerin ‘yalnızca söylentiden ibaret’ olduğunu ifade eden Burhan, “Bu tür herhangi bir adım atılması hâlinde, ilgili devlet kurumları tarafından resmî olarak duyurulacaktır” dedi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum’daki komuta merkezinde üst düzey ordu komutanlarıyla bir araya geldi. (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum’daki komuta merkezinde üst düzey ordu komutanlarıyla bir araya geldi. (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

Burhan’ın açıklamaları, iki gün önce Sudan’da sivil ve demokratik geçiş sürecini tamamlamak amacıyla kapsamlı bir siyasi diyalog başlatılacağını duyurmasının ardından geldi. Hükümetin, ülkenin geleceğiyle ilgilenen ulusal güçlere atıfta bulunarak ‘asıl yükü taşıyan kesimlerin’ katılımıyla yürütülecek bu diyaloğun başarıya ulaşması için gerekli tüm imkânları sağlayacağını belirten Burhan, sürece destek sözü verdi.

HDK saflarından ayrılan ya da ayrılmak isteyen unsurlara ilişkin de konuşan Burhan, Sudan ordusu ile devlet kurumlarının geri dönmek isteyenlere açık olduğunu yineledi. Ancak askerî kurumun, suçlara karışan kişiler ile kandırılarak örgüte katılanlar arasında ayrım yaptığını vurguladı.

Herkese ayrım gözetmeksizin kapıların açıldığı yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Burhan, silahlı kuvvetlerin kimlerin suç işlediğini, kimlerden gelecekte yararlanılabileceğini ve kimlerin etkisiz hâle getirilmesi ya da yargılanması gerektiğini bildiğini söyledi.

Burhan ayrıca, ülkenin ‘Cancavid unsurlarını’ kabul ettiği yönündeki iddiaları da reddederek, HDK’ye bağlı güçlere atıfta bulunan bu söylemin ‘ne gerçekleştiğini ne de gelecekte gerçekleşeceğini’ belirtti. Mevcut siyasi açılımın yalnızca Sudan ordusuna veya Sudan devletine karşı düşmanca tutum sergilememiş siyasi güçleri kapsadığını kaydeden Burhan, orduya karşı cephe alan kesimlerin, tutumlarını değiştirmedikleri ve askerî kuruma desteklerini ilan etmedikleri sürece gelecekteki herhangi bir siyasi düzenlemede yer bulamayacağını ifade etti.

Burhan, ordunun Sudan halkının beklentilerini gerçekleştirmek amacıyla ülke içindeki siyasi ve sivil güçlerle iş birliğini sürdürmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, planlama işlerinden sorumlu yardımcısı Şemseddin Kabaşi’yi karşıladı. (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, planlama işlerinden sorumlu yardımcısı Şemseddin Kabaşi’yi karşıladı. (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

Burhan daha önce yaptığı açıklamada da, devlete katılmak ve HDK’ye karşı saf tutmak isteyen herkese ulusal uzlaşının kapılarının açık olduğunu belirtmiş, Sudan ordusunun ülke topraklarının tamamında kontrol yeniden sağlanıncaya kadar mücadeleyi sürdüreceğini vurgulamıştı.

Burhan, 15 Nisan 2023’te başlayan ve ‘Sudan halkına yönelik saldırı günü’ olarak nitelendirdiği askerî operasyonların, HDK’nin kontrol altına aldığı tüm bölgeler geri alınana ve ‘paralı askerler ile isyancıların’ varlığı sona erdirilene kadar devam edeceğini söyledi. Darfur bölgesinde ordu saflarında savaşan grupların bulunduğunu da belirten Burhan, bölgedeki çatışmaların kapsamının genişletileceği ve Darfur’un yeniden kontrol altına alınacağı zamanın geleceğini ifade etti.

Burhan, Sudan ordusunun savaştan çıkış sürecini daha yüksek kabiliyete sahip, daha gelişmiş bir organizasyon yapısıyla donatılmış ve geçmişe kıyasla daha ileri teknolojiye sahip modern bir ordu inşa ederek yönettiğini söyledi.

Silahlı kuvvetlerin askerî kapasitesinin hızlı bir gelişim gösterdiğini kaydeden Burhan, çatışmaların sürmesiyle birlikte savaşçıların moral ve motivasyonunun da güçlendiğini belirtti. Burhan, ordunun ‘Onur Savaşı’ olarak adlandırdığı mücadeleyi sonuçlandırma hedefi doğrultusunda operasyonlarını sürdürdüğünü ifade etti.

Toplantıya, ordu komutan yardımcıları Şemseddin Kebaşi ve Yasir el-Ata’nın yanı sıra üst düzey askerî komuta kademesinden çok sayıda subay katıldı.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Sudan Ordusu Komutan Yardımcısı Yasir el-Ata ile el sıkışırken (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi – Facebook)Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Sudan Ordusu Komutan Yardımcısı Yasir el-Ata ile el sıkışırken (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi – Facebook)

Sahadaki eş zamanlı gelişmeler kapsamında, Kuzey Kordofan eyaletindeki yerleşim birimlerini hedef alan ve HDK’ye atfedilen saldırılarda en az 28 sivil hayatını kaybetti, onlarca kişi de yaralandı.

Sudan Doktorlar Ağı, Facebook üzerinden yayımladığı açıklamada, HDK’ye bağlı bir birliğin Kurban Bayramı’nın ikinci gününde Ümm Saadun ve el-Merra bölgelerine saldırı düzenlediğini, saldırılarda 28 sivilin yaşamını yitirdiğini ve onlarca kişinin yaralandığını duyurdu.

Ağ, hedef alınan bölgelerde herhangi bir askerî unsurun bulunmadığını belirterek, köyler ile sivil yerleşim alanlarının hedef alınmasının ve silahsız sivillerin öldürülmesinin uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu vurguladı.

Öte yandan, Sumud İttifakı çatısı altında yer alan en önemli siyasi oluşumlardan biri olan Ulusal Ümmet Partisi, HDK’nin Kuzey Kordofan bölgesindeki Bara yerel yönetimine bağlı alanların çevresinde düzenlediği tekrarlanan saldırıları kınadı.

Parti tarafından yayımlanan açıklamada, Sudan’da devam eden savaş sırasında Kordofan bölgesinde sivillere yönelik saldırıların artmasının, söz konusu ihlallerden HDK komutanlığını doğrudan sorumlu kıldığı belirtildi.

Açıklamada ayrıca, HDK’nin nüfusun yoğun olduğu şehir ve köylerde konuşlanmayı sürdürmesinin hiçbir gerekçesinin bulunmadığı ifade edilerek, bunun sivillerin hayatını ciddi risk altına soktuğu, aynı zamanda daha fazla güvenlik ve insani ihlalin yaşanmasına zemin hazırladığı kaydedildi.


İsrail, güney Lübnan'ı izole etmek için "sarı çizgiyi" aştı

Lübnan'ın güneyinde İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden oğlunun cenaze töreninde, bir Lübnanlı kadın oğlunun tabutuna sarılıyor (AFP)
Lübnan'ın güneyinde İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden oğlunun cenaze töreninde, bir Lübnanlı kadın oğlunun tabutuna sarılıyor (AFP)
TT

İsrail, güney Lübnan'ı izole etmek için "sarı çizgiyi" aştı

Lübnan'ın güneyinde İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden oğlunun cenaze töreninde, bir Lübnanlı kadın oğlunun tabutuna sarılıyor (AFP)
Lübnan'ın güneyinde İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden oğlunun cenaze töreninde, bir Lübnanlı kadın oğlunun tabutuna sarılıyor (AFP)

İsrail ordusu, dün Güney Lübnan’daki ilerleme alanları için belirlediği “sarı çizgiyi” aşarak, işgal ettiği bölgeleri Lübnan’ın iç kesimlerinden izole etmeye yönelik yeni bir adım attı. Bu kapsamda, Mercayun ilçesine  bağlı stratejik öneme sahip Debbin beldesine, daha önce belirlenen hattın dışına çıkarak girdi.

Yerel kaynaklar, İsrail ordusunun bu hamleyle Blat beldesindeki Litani Nehri yatağına ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Blat’taki vadilerin Hurdali bölgesinde nehir yatağıyla bağlantılı olduğu ifade edilirken, İsrail’in kontrolü altındaki bölgeyi tamamen kuşatarak Güney Lübnan’da işgal ettiği alanları ülkenin güney ve doğu kesimlerinden ayırmayı amaçladığı kaydedildi.

Bu gelişme, Lübnan ile İsrail arasında Washington’da başlayan güvenlik müzakereleriyle eş zamanlı olarak yaşandı. Tarafların, ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen ve daha önce benzeri görülmemiş görüşmeler kapsamında güvenlik düzenlemelerine yönelik anlaşmaya varma konusunda ilerleme kaydettiği bildirildi. Sürecin, ABD ile İran arasında imzalanan bir mutabakat zaptıyla eş zamanlı ilerlediği belirtildi.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Güney Lübnan’daki askeri operasyonların genişletildiğini ve İsrail güçlerinin Litani Nehri’ni geçtiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın adindiği bilgiye göre İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordunun “tehdit tespit edilen her yerde” faaliyet göstereceğini ifade etti.


Avrupa Birliği’nden Hamas ve İslami Cihad'a ek yaptırımlar

Belçika'nın başkenti Brüksel'deki genel merkezinde Avrupa Birliği bayrakları (Reuters)
Belçika'nın başkenti Brüksel'deki genel merkezinde Avrupa Birliği bayrakları (Reuters)
TT

Avrupa Birliği’nden Hamas ve İslami Cihad'a ek yaptırımlar

Belçika'nın başkenti Brüksel'deki genel merkezinde Avrupa Birliği bayrakları (Reuters)
Belçika'nın başkenti Brüksel'deki genel merkezinde Avrupa Birliği bayrakları (Reuters)

Avrupa Birliği (AB) dün yaptığı açıklamada, Filistinli örgütler Hamas ve İslami Cihad’a yönelik ilave yaptırımlar uygulama kararı aldığını duyurdu.

AB’den yapılan açıklamada, “Avrupa Birliği, Filistin’deki Hamas ve İslami Cihad hareketlerine ilişkin kısıtlayıcı tedbirlerinin kapsamını genişletme kararı almıştır. Bu kapsamda, şiddet eylemlerini teşvik eden, savunan ve meşrulaştıran Hamas Siyasi Büro üyeleri de yaptırım listesine dahil edilmiştir” denildi.

Bu karar, Avrupa Birliği’nin bir gün önce bazı İsrailli yerleşimcilere yönelik yaptırım uyguladığını açıklamasının ardından geldi.