Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Münih’te Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını vurguladı

Faysal bin Ferhan, uluslararası görüşmelerde şeffaflığın artması konusunda iyimser olduğunu dile getirdi

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Münih Güvenlik Konferansı’nda bir oturuma katıldı, 13 Şubat 2026 (EPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Münih Güvenlik Konferansı’nda bir oturuma katıldı, 13 Şubat 2026 (EPA)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Münih’te Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Münih Güvenlik Konferansı’nda bir oturuma katıldı, 13 Şubat 2026 (EPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Münih Güvenlik Konferansı’nda bir oturuma katıldı, 13 Şubat 2026 (EPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Münih Güvenlik Konferansı kapsamında düzenlenen bir oturumda yaptığı konuşmada, Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın birliğine vurgu yaparak bunun ‘Gazze’de istikrar sağlanmadan mümkün olmayacağını’ söyledi.

Prens Faysal bin Ferhan, Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasına yönelik İsrail ihlallerinin devam ettiğini belirterek, “Asıl endişe yalnızca çatışmaların sürmesi değil; ateşin azaldığı dönemlerde dahi ölümlerin durmamış olmasıdır” dedi. Bin Buna rağmen, gerek ateşkes ihlallerinin ele alınması gerekse insani yardım koridorlarının açılması konusunda temasların sürdüğünü kaydetti.

Prens Faysal bin Ferhan, ‘Dönüm Noktası: Reform ve Çöküş Arasındaki Uluslararası Sistem’ başlıklı oturumda konuştu. Oturuma Kolombiya Savunma Bakanı Pedro Sanchez, ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Mike Waltz ve Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da katıldı.

Kendi kaderini tayin hakkı

Faysal bin Ferhan, Barış Konseyi’nin kurulmasına ilişkin kararın kabulü sırasında metinde ‘Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını açıkça teyit eden ifadelerin’ yer aldığını söyledi. Suudi Arabistan’ın, kararı imzalayan ve konseye katılmayı kabul eden ülkelerle birlikte bu adımı Filistinlilerin kendi kaderini tayin sürecinde bir aşama olarak gördüğünü belirtti.

üvenlik Konferansı’nda bir oturuma katıldı, 13 Şubat 2026 (AFP)Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Münih Güvenlik Konferansı’nda bir oturuma katıldı, 13 Şubat 2026 (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, mevcut aşamada önceliğin Gazze Şeridi’nde ölümlerin durdurulması, istikrarın sağlanması, yeniden imarın başlatılması ve bölgenin komşuları için tehdit oluşturmadığı yönünde güven tesis edilmesi olması gerektiğini vurguladı. Bunun, Filistin hakları meselesinin ele alınmasına geçiş için zemin hazırlayacağını ifade etti. Gerçek bir çözümün kapsamlı olması gerektiğini kaydeden Faysal bin Ferhan, Batı Şeria’daki Filistinlilerin de sürecin parçası olması gerektiğini söyledi ve ‘Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın birliğinin’ korunmasını temel bir mesele olarak nitelendirdi. Gazze Şeridi’nde istikrar sağlanmadan bu birliğin korunamayacağını belirten bakan, kaos içindeki bir bölgede siyasi bir sürecin inşa edilmesinin zor olduğunu dile getirdi.

Prens Faysal bin Ferhan, çabaların sürdüğünü ve kaydedilen ilerlemenin takibi için yeni toplantıların planlandığını belirterek, istikrarın sağlanmasının günlük ve kesintisiz bir çaba gerektirdiğini söyledi. Siyasi mesajların netliğinin, bugün Gazze’de Filistinlilerin yaşam koşullarını somut biçimde iyileştirmeye odaklanmayı zorunlu kıldığını ifade eden Faysal bin Ferhan, bunun Filistinliler ile İsraillilerin barış ve uyum içinde yan yana yaşayabileceği bir sürecin önünü açacağını belirtti.

Değişen dünya düzeni

Oturumda, Filistin meselesinin yanı sıra artan gerilimler, güvenlik sorunları ve küresel ekonomik krizler ışığında uluslararası düzende yaşanan değişimler ve çok taraflı kurumların etkinliği ele alındı.

Münih Güvenlik Konferansı’nda ‘Dönüm Noktası: Reform ve Çöküş Arasındaki Uluslararası Sistem’ başlıklı oturumdan, 13 Şubat 2026 (DPA)Münih Güvenlik Konferansı’nda ‘Dönüm Noktası: Reform ve Çöküş Arasındaki Uluslararası Sistem’ başlıklı oturumdan, 13 Şubat 2026 (DPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, mevcut uluslararası düzenin kökeninin Avrupa krizlerine dayandığını belirterek, bunun Birinci Dünya Savaşı’yla başlayıp Birinci Dünya Savaşı’nı takiben yaşanan gelişmeler ve ardından İkinci Dünya Savaşı sonrasında BM’nin kurulmasıyla bugünkü küresel sistemin temellerinin atılmasına uzandığını söyledi. Bu tarihsel arka planın, sistemin yapısında Avrupa merkezli ya da transatlantik bir ağırlığın bulunmasını açıkladığını ifade etti. Bununla birlikte, kurallara dayalı düzenin giderek çözülme eğilimi gösterdiğini vurgulayan Faysal bin Ferhan, ‘gücün hak yarattığı’ anlayışının yükselişe geçtiğini ve bu sürecin mevcut krizlerden çok önce başladığını kaydetti.

Prens Faysal bin Ferhan, çok sayıda savaşın yol açtığı acılara rağmen, uluslararası sistemin beklenen sonuçları üretemediğine dair tartışmaların öne çıkmasının temkinli bir iyimserlik kaynağı olduğunu dile getirdi. ABD’nin sistemdeki eksiklikleri gidermeye yönelik bazı çabalara öncülük ettiğini belirten Suudi bakan, asıl önemli dönüşümün ise Avrupa’nın kendi içindeki tartışmalarda yaşandığını söyledi. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre uzun süre sembolik yaklaşımların sahadaki gerçeklerin önüne geçtiğini ifade eden Faysal bin Ferhan, bunun geçmişte dünyanın farklı bölgelerindeki çatışmaların dinamikleri ve bu çatışmaların nasıl azaltılabileceği konusunda esaslı tartışmaların yapılmasını engellediğini savundu.

Söylemdeki bu değişimin kendisini geçen yıla kıyasla daha iyimser kıldığını belirten Prens Faysal bin Ferhan, bugün tartışmaların daha açık ve şeffaf biçimde yürütüldüğünü, eski düzenin en güçlü destekçileri arasında yer alan ve sistemin artık işlemediğini kabul etmeye en az istekli olan bazı Avrupalı taraflarla dahi bu çerçevede görüşmeler yapıldığını ifade etti.



İsrail’in kısıtlamaları Gazze’de uzuvlarını kaybetmiş kişilerin acılarını daha da artırıyor

Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
TT

İsrail’in kısıtlamaları Gazze’de uzuvlarını kaybetmiş kişilerin acılarını daha da artırıyor

Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)

14 yaşındaki Filistinli çocuk Fadıl en-Naci, futbol oynamayı çok seviyordu. Ancak geçtiğimiz eylül ayında İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) düzenlediği saldırıda iki bacağını kaybetmesinin ardından, artık zamanının büyük bölümünü Gazze Şeridi’ndeki evinde geçirmek zorunda kalıyor.

Yüzünde derin bir hüzünle koltukta oturan Naci’nin pantolonunun bir paçası boş şekilde sarkarken, diğer paçası beline doğru katlanmış durumda. Yanında ise aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi bulunuyor.

Anne Necva en-Naci, oğlunun geçmişte futbol oynadığı görüntüleri telefonundan gösterirken, “Kendi içine kapandı, kimseyi görmek istemiyor, arkadaşlarıyla konuşmuyor. Sürekli yalnız oturuyor, sanki yavaş yavaş ölüyor. Tek isteğim Fadıl’a protez, Emir’e ise estetik bir yapay göz takılması” ifadelerini kullandı.

Reuters’a konuşan sağlık ve yardım çalışanı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’ndeki yaklaşık 5 bin ampute için bu tür imkânlar oldukça sınırlı. Bu kişilerin dörtte birini Fadıl gibi çocuklar oluştururken, alçı gibi temel tıbbi malzemelere yönelik İsrail kısıtlamaları durumu daha da zorlaştırıyor.

rrtgb
İsrail saldırısında yaralanan 34 yaşındaki Filistinli Ömer Ebu Ali, Gazze şehrindeki evinde tekerlekli sandalyesinden yatağına geçiyor. (Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi’nde Hamas mensuplarına karşı yürüttüğü ve iki yılı bulan askeri operasyon kapsamında uyguladığı kısıtlamaları güvenlik kaygılarıyla gerekçelendiriyor.

Yardım kuruluşu Humanity & Inclusion ise Gazze’de savaş öncesi Filistinli sağlık yetkililerinin açıkladığı ampute sayıları da dikkate alındığında, mevcut amputasyon oranlarının kara mayınları nedeniyle uzun süre en kötü örnek olarak gösterilen Kamboçya’yı dahi aştığını belirtti.

Artan ihtiyaç nedeniyle iki tıp merkezinin, savaşta hayatını kaybedenlerden çıkarılan eski protezleri yeniden kullanmaya çalıştığı ifade edildi. Doktorlar ayrıca bazı hastalar için plastik borular ya da ahşap parçalar kullanılarak geçici protezler üretildiğini, ancak bu yöntemlerin enfeksiyon ve yeni yaralanma riskini artırdığını vurguladı.

Yerine getirilmemiş bir vaat

Gazze Şeridi’nde ampute edilen kişiler, ekim ayında ilan edilen ateşkes ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konan 20 maddelik plan kapsamında verilen ancak hayata geçirilemeyen taahhütlerin sembolü haline gelmiş durumda. Söz konusu plan, yardımların ‘engelsiz’ şekilde bölgeye girişini öngörüyordu.

dfvf
 İsrail hava saldırısında yaralanan 34 yaşındaki Filistinli Ömer Ebu Ali, Gazze şehrinde yaygın yıkımın ortasında tekerlekli sandalyeyle bir sokakta ilerliyor. (Reuters)

Plan ayrıca, Gazze Şeridi’nden Mısır’a açılan tek çıkış noktası olan Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını da içeriyordu. Ancak amputeler dahil olmak üzere tıbbi tahliyelerin düzensiz şekilde gerçekleştiği belirtiliyor.

İsrail ise sivil ve askeri amaçlarla kullanılabileceğini belirttiği bazı malzemelerin ithalatına, savaş öncesine dayanan politikalar çerçevesinde kısıtlama uygulamayı sürdürüyor. Her ne kadar alçı ve protez yapımında kullanılan bazı plastik bileşenler ‘çift kullanımlı’ malzemeler listesinde yer almasa da, İsrail’in ihracat kısıtlamalarına ilişkin belgelerinde ‘inşaat malzemeleri’ bu kapsamda değerlendiriliyor.

fd fd
Bacağını kaybeden Filistinli Hazım Fure, Gazze şehrindeki evinde oturuyor. (Reuters)

İsrail hükümetine bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT), Gazze’ye giren yardımları kontrol eden askeri birim olarak, tıbbi ekipmanların düzenli girişini kolaylaştırdıklarını, ancak Hamas tarafından ‘terör faaliyetlerinde kullanılabilecek’ malzemelerin geçişine izin vermeyeceklerini açıkladı.

Protezlere ilişkin sorulara yanıt veren birim, Birleşmiş Milletler (BM) ve yardım kuruluşlarıyla uygun tıbbi yanıtın sağlanmasına yönelik görüşmeler yürütüldüğünü bildirdi.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ise Gazze’deki ana protez merkezi olan Protez ve Felç Merkezi’ni desteklediğini belirterek, alçı ithalatına yönelik kısıtlamaların dört aydan uzun süredir neredeyse tamamen uygulandığını ve mevcut stokların yalnızca haziran ya da temmuz ayına kadar yeteceğini açıkladı.

Merkezin sözcüsü Husni Mihna, rakam vermeden yaptığı açıklamada, mevcut üretimin gerçek ihtiyaca kıyasla son derece sınırlı kaldığını ifade etti.

Şeyh Hamad Rehabilitasyon ve Protez Hastanesi ise savaş boyunca yeni malzeme temin edemediğini ve mevcut stoklarının tükendiğini duyurdu. Hastanenin Genel Müdürü Ahmed Naim, şu anda yalnızca mevcut protezlerin bakımını yapabildiklerini ve üretim için yerel alternatif bulunmadığını söyledi.

Humanity & Inclusion, 2025 başından bu yana Gazze’de 118 geçici protez sağladığını, ancak Aralık 2024’te gönderilen son sevkiyattan kalan malzemelerin tükenmek üzere olduğunu bildirdi.

sd
Filistinli işçiler, Gazze şehrinde temel malzeme sıkıntısı yaşanırken, bir atölyede plastik parçalar ve alçı gibi malzemeler kullanarak protez uzuvlar üretiyorlar. (Reuters)

Gazze Barış Kurulu ise Gazze’ye yardımları artırmayı hedeflediklerini ve amputeler başta olmak üzere hastaların durumunu ciddiyetle ele aldıklarını açıkladı.

Kurul, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bunlar acil sivil ihtiyaçlar” ifadesini kullanarak, ateşkes taahhütlerinin insani, ticari ve tıbbi yardımların kesintisiz akışını kapsadığını belirtti.

Açıklamada ayrıca, kısıtlamalar ve gecikmelerin ilgili makamlarla görüşüldüğü, silahlı grupların silah bırakması ve Gazze’de teknokrat bir Filistin hükümetine geçiş sağlanması halinde bu kısıtlamaların hafifletilmesi ve kaldırılmasına yönelik güvenceler bulunduğu ifade edildi.

Uzun süreli şok

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, protezler her hasta için özel olarak üretildiğinden Gazze’ye hazır halde ithal edilemiyor. Bu süreçte, kalan uzvun kalıbını çıkarmak için alçı kullanılıyor ve kişiye özel yuva bu şekilde hazırlanıyor.

Reuters’ın görüştüğü Gazze’deki üç diğer ampute de protez eksikliği nedeniyle savaş öncesi yaşamlarına dönmekte ciddi zorluk yaşadıklarını belirtti. Bazı hastaların bekleme listesinde olduğu ve bir kısmının, kalan uzvun şeklinin düzeltilmesine yönelik cerrahi hazırlıklardan geçtiği ifade ediliyor.

2024 Aralık ayında İsrail’in evine düzenlediği saldırıda sol bacağını diz üstünden kaybeden 40 yaşındaki Hazım Fure, “Lüks bir hayat istemiyorum, insanlığımı geri kazanmak için bir protez istiyorum” dedi.

Protez eksikliğinin, iyileşme sürecini ciddi şekilde aksattığı ve amputelerin yaşadığı travmayı uzattığı belirtiliyor. Uzmanlara göre, yeterli sayıda uzman cerrahın bulunması halinde birçok vakada amputasyonun önlenmesi mümkün olabilirdi.

Filistinli sağlık yetkilileri, bu durumun devam eden İsrail saldırıları karşısında amputeleri daha da savunmasız hale getirdiğini belirtiyor. Ateşkese rağmen düzenlenen saldırılarda 750 Filistinlinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

ICRC ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), tekerlekli sandalye gibi bazı ekipmanlara yönelik kısıtlamaların ateşkes sonrası kısmen hafiflediğini bildirirken, sağlık çalışanları yıkıntılarla dolu Gazze sokaklarında hareket etmenin hâlâ büyük zorluk oluşturduğunu vurguluyor.

Malzeme eksikliğinin yanı sıra uzman personel yetersizliği de dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yalnızca 8 protez uzmanı bulunuyor. Doktorlar, özellikle çocuk hastaların büyümeye bağlı olarak düzenli protez ayarlamalarına ihtiyaç duyması nedeniyle takibin son derece zor olduğunu belirtiyor.

Humanity & Inclusion bünyesinde protez ve ortopedik cihazlar teknik sorumlusu olan Hibe Beşir ise durumu şu sözlerle özetledi: “Amputasyon yalnızca bir uzvun kaybı değil; umut ve bağımsızlığın da kaybıdır. Çocuklar için ise bu, geleceğin kaybı anlamına geliyor.”


Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin bölgesel istikrara yönelik çabalarını takdir ediyoruz

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin bölgesel istikrara yönelik çabalarını takdir ediyoruz

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bugün (çarşamba) yaptığı açıklamada, “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın bilge ve dengeli çabaları, bölgede istikrarı destekleyen bir ortam oluşturmuştur ve bu çabalar Lübnan tarafından takdir ve gururla karşılanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Aoun, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Lübnan’ın bu çabanın asli bir parçası olmasını umuyoruz. Suudi Arabistan, Taif Anlaşması’nın hamisi olarak Lübnanlıların, bölge ülkelerinin ve dünyanın güvenini kazanmış bir ülkedir” dedi.


Suriye ordusu, koalisyon güçlerinin çekildiği kuzeydoğudaki bir askeri üssün kontrolünü devraldı

Suriye'nin resmi haber ajansı SANA'nın, ordunun üssü ele geçirdiği sırada yayınladığı fotoğraf (SANA)
Suriye'nin resmi haber ajansı SANA'nın, ordunun üssü ele geçirdiği sırada yayınladığı fotoğraf (SANA)
TT

Suriye ordusu, koalisyon güçlerinin çekildiği kuzeydoğudaki bir askeri üssün kontrolünü devraldı

Suriye'nin resmi haber ajansı SANA'nın, ordunun üssü ele geçirdiği sırada yayınladığı fotoğraf (SANA)
Suriye'nin resmi haber ajansı SANA'nın, ordunun üssü ele geçirdiği sırada yayınladığı fotoğraf (SANA)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından, Suriye güçlerinin ülkenin kuzeydoğusundaki bir askeri üssün kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre SANA, uluslararası koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından Suriye ordusunun Haseke kırsalındaki Kasrak hava üssünün kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu. Koalisyon güçleri son haftalarda Suriye'deki birçok üsten çekildi.