Irak’ta hükümet kurma krizi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nuri el-Maliki’nin adaylığına ilişkin yeni açıklamasıyla daha da derinleşti. Açıklama, Koordinasyon Çerçevesi içindeki bölünmenin boyutunu ortaya koyarken, yürütme erkine ilişkin sürecin şekillenmesinde iç dinamiklerle dış mesajların nasıl iç içe geçtiğine de işaret etti.
Trump daha önce Maliki’nin adaylığına karşı olduğunu belirten bir mesaj yayımlamış, bu tutum Bağdat’ta üçüncü dönem başbakanlık ihtimaline yönelik doğrudan bir ‘veto’ olarak yorumlanmıştı. Ancak dün akşam yaptığı yeni açıklamada, ‘Irak’ta yeni bir başbakan atanması konusunu değerlendirdiğini’ ve Washington’ın ‘bazı seçeneklere’ sahip olduğunu söylemesi, Şii siyasi blok içinde geniş çaplı tartışmalara yol açtı.
Koordinasyon Çerçevesi içindeki bir kesim, yeni ifadeyi açık bir ret pozisyonundan geri adım ya da en azından tonun yumuşatılması olarak değerlendirdi ve bunun Maliki’nin adaylığının sürdürülmesine imkân tanıyabileceğini savundu. Buna karşı çıkanlar ise Trump’ın ‘seçenekler’ vurgusunun, itirazın sürdüğü anlamına geldiğini ve özellikle güvenlik, enerji ve askeri varlık gibi başlıklarda Bağdat-Washington ilişkilerinin hassasiyeti dikkate alındığında, uzlaşıya dayalı alternatif isimlerin gündeme gelebileceğine işaret ettiğini belirtti.
Yaşanan tartışmalar, 2005’ten bu yana sıkça görülen bir tabloyu yeniden gündeme taşıdı. ABD faktörü, Irak’ta hükümetlerin kurulma sürecinde çoğu zaman açık baskı ya da dolaylı diplomatik mesajlar yoluyla belirleyici unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Çatlak gün yüzüne çıkıyor
Koordinasyon Çerçevesi’nin haftalık açıklamalarında birlik mesajı verilmesine rağmen, Maliki’nin adaylığına ilişkin görüş ayrılıkları, taraflara yakın televizyon kanallarındaki karşılıklı açıklamalar ve tartışma programları üzerinden kamuoyuna yansıdı.
Koordinasyon Çerçevesi, başta Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu, Ammar el-Hekim’in liderliğini yaptığı Hikmet Hareketi ve Kays el-Hazali’nin başında bulunduğu Asaib Ehli’l Hak Hareketi olmak üzere önde gelen Şii siyasi güçleri bünyesinde barındırıyor.
Edinilen bilgilere göre, Koordinasyon Çerçevesi içindeki 12 bileşenden 10’u Maliki’nin adaylığına onay verdi. Ancak etkili bazı grupların itirazı, sürecin kesin sonuca bağlanmasını zorlaştırdı.
Krizin, hükümetin kurulmasına ilişkin anayasal sürelerin aşılmaya devam etmesiyle daha da derinleştiği belirtiliyor. Söz konusu sürelerin ihlaline yönelik açık yaptırım hükümlerinin bulunmaması, uzlaşının sağlanamadığı her dönemde gecikmenin tekrarlanan bir siyasi teamüle dönüşmesine yol açtı.
Mesud Barzani’nin internet sitesinde yayınlanan, Maliki’yi Erbil’de ağırladığı fotoğraf (Arşiv)
Kürtlerin uyarısı
Kürt kanadında ise tutumun daha temkinli olduğu görüldü. Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), 24 Ocak’ta Maliki’nin adaylığını tebrik etmiş ve bu adım, Koordinasyon Çerçevesi içindeki tercihe yönelik ilkesel bir kabul olarak yorumlanmıştı. Ancak Trump’ın paylaşımı, Kürt siyasi güçleri resmi bir tutum değişikliği açıklamaksızın tabloyu yeniden değerlendirmeye yöneltti.
Bu çerçevede Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Maliki’ye ilişkin ABD’den gelen işaretleri ciddiyetle ele aldığını’ söyledi. Hüseyin, buna karşın başbakan adaylığının ‘iç mesele’ olduğunu vurgulayarak, Washington’a meydan okumadan iç uzlaşıları da zedelememeye dönük dengeli bir tutum sergiledi.
İki büyük Kürt partisi, nihai pozisyonlarını belirlemeden önce Koordinasyon Çerçevesi’nin son kararını bekliyor. Koordinasyon Çerçevesi’nin Maliki adaylığında ısrar edip etmeyeceği ya da alternatif bir isme yönelip yönelmeyeceği, Kürt tarafının tutumunu da şekillendirecek.
Belirsiz mesajlar
Buna paralel olarak, Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı taraflar İran’ın tutumunu ölçmeye çalıştı. Maliki’ye yakın güçler Tahran’dan gelen işaretleri dolaylı destek olarak yorumlarken, karşıt taraflar bunu yalnızca adayın kendisine değil, genel olarak ‘adaylık sürecine’ yönelik olumlu bir tarafsızlık olarak değerlendirdi. Dış mesajların farklı yorumlanması, uzlaşının sağlanması yerine bölünmeyi derinleştirdi.
Tartışmaların ittifakın bütünlüğünü tehdit edecek seviyeye ulaşması üzerine, Koordinasyon Çerçevesi Genel Sekreterliği, ‘medya üzerinden tırmandırma kampanyalarının’ derhal durdurulacağını ve kararı ihlal edenlerin hesap vereceğini duyurdu. Bu adım, özel bir komitenin acil toplantısı sonrası, bölünmenin medya alanından örgütsel tabana yayılmasını önlemeyi amaçlayan bir girişim olarak değerlendirildi.
Ancak kampanyaların durdurulması, anlaşmazlığın sona erdiği anlamına gelmiyor. Trump’ın son açıklaması, tartışmayı netleştirmek yerine daha karmaşık bir boyuta taşıdı: Bu bir geri adım mı, Maliki’nin geçişini mümkün kılacak mı, yoksa yeni bir pazarlık için baskı mesajı mı? Bu iki yorum arasında, adaylığın kaderi hâlâ hassas iç dengelere ve birden fazla olasılığa açık dış sinyallere bağlı olarak belirsizliğini koruyor.

