Libya'nın bölünmüş bir ortamda ‘paralel harcamaları’ kontrol etme mekanizmalarına ilişkin soru işaretleri

Menfi ve Dibeybe dört ay önce vurgulamıştı

Menfi ve Dibeybe arasında Trablus'ta yapılan toplantıdan bir kare, 11 Şubat 2026 (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi ve Dibeybe arasında Trablus'ta yapılan toplantıdan bir kare, 11 Şubat 2026 (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Libya'nın bölünmüş bir ortamda ‘paralel harcamaları’ kontrol etme mekanizmalarına ilişkin soru işaretleri

Menfi ve Dibeybe arasında Trablus'ta yapılan toplantıdan bir kare, 11 Şubat 2026 (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi ve Dibeybe arasında Trablus'ta yapılan toplantıdan bir kare, 11 Şubat 2026 (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin ‘yasal çerçeve dışındaki paralel harcamaların durdurulması’ gerektiği konusundaki ısrarı, devam eden iktidar mücadelesi açısından birçok siyasetçi ve gözlemcinin bu önlemin fiilen uygulanmasının ciddiyetini sorgulamasına neden oldu.

Menfi ve Dibeybe, geçtiğimiz hafta sonu, kamu harcamalarının yönetimi ile ilgili hükümet tedbirlerini ve ‘Birleşik Kalkınma Programı’na uygun olarak resmi kanallar aracılığıyla harcamaları sınırlandırmanın yollarını görüştüklerini açıkladılar. Programın imzalanmasından bu yana neredeyse dört ay geçmesine rağmen, programın ayrıntıları henüz açıklanmadı.

Libya Merkez Bankası'nın himayesinde Temsilciler Meclisi (TM) ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) temsilcileri arasında imzalanan ve uluslararası destek gören program, iki rakip hükümetin ülke için ortak bir genel bütçe üzerinde anlaşmakta zorluk yaşamalarından ötürü kalkınma harcamaları kanallarını birleştirmek için bir çerçeve olarak tanıtıldı.

Ancak Merkez Bankası tarafından açıklanan gelir ve gider verilerine göre mali gerçeklik, paralel harcama kanallarının devam ettiğini gösteriyor. Bu da birçok kişinin Dibeybe ve Menfi'nin açıklamalarını sorgulamasına ve bunları rakipleriyle bir dizi siyasi anlaşmazlığın yeni bir bölümü veya dinarın değerindeki düşüş ve yükselen fiyatların yükünü taşıyan sokakları sakinleştirme girişimi olarak görmesine neden oluyor.

DYK üyesi Saad bin Şarada, Dibeybe ve Menfi'nin açıklamalarının, uluslararası güçlerin önünde birleşik kalkınma programına bağlı taraflar olarak görünme çabası olduğu ve yıllardır kamu hazinesini tüketen ve boşaltan paralel harcamalara son verme konusunda ciddi bir açıklama olmadığı değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bin Şarada, “Her hükümet kendini meşru görür ve rakibini paralel harcamalarla suçlar. Gerçek şu ki, bütçe yasası dışında harcanan her dinar paralel harcama ve rastgele harcamadır” yorumunda bulundu. Bin Şarada, iki hükümetin ‘bu yasanın yokluğundan endişe duymadığını’ belirtti.

TM’nin UBH’ye güvenini çekmesi ve ülkenin doğusundaki Usama Hammad hükümetinin meşru hükümet olduğunu iddia etmesine rağmen, Bin Şarada, krizin tarafları arasında siyasi irade olması halinde, iki hükümet arasında petrol gelirlerine göre paylaşılacak bir kalkınma ve harcama bütçesi hazırlamak üzere bir uzmanlar komitesi kurulabileceğine inanıyor.

Bin Şarada, iki hükümetin, petrol ve diğer kaynaklardan elde edilen gelirlerin dağıtımı konusunda anlaşarak, tek bir ulusal bütçe üzerinde uzlaşması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Bugüne kadar birleşik kalkınma programının ayrıntılarının açıklanmamış olmasını eleştiren Bin Şarada, bunun, ‘yeniden inşa projelerini ve bunların mali tahsisatlarını doğu ve batıdaki güçler arasında bölme girişimi olduğu yönündeki şüpheleri güçlendirdiğini’ belirterek, iki hükümete fon aktarılmasının, bunların varlığını uzatacağını ve seçimlerin önünü açacak birleşik bir hükümetin kurulmasını engelleyeceğini vurguladı.

Libyalı hukuk araştırmacısı Hişam Salim el-Harati, kötüleşen ekonomik kriz çerçevesinde resmi kanallar aracılığıyla harcamaların sınırlandırılması konusunda Menfi ve Dibeybe’nin önerilerinin önemini vurgulasa da ‘bunu uygulayabileceklerinden şüpheli’ olduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Harati, bu açıklamaları sokakları sakinleştirmek için yapılan beyhude bir girişim olarak nitelendirdi. Libyalıların, iktidardakilerin kamu yararına ilgi duymadıklarını ve kamu parasını ganimet olarak gördüklerini fark ettiklerini belirtti. Bu açıklamaların, geçtiğimiz yılın sonlarında Halife Hafter liderliğindeki Libya Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Fonu için 69 milyar dinarlık (yaklaşık 11 milyar dolar) bir bütçeyi onaylayan TM’ye karşı bir siyasi hamle olabileceğini düşündüğünü söyledi. Üç yıllık olan bu bütçenin petrol ve devlet gelirleriyle karşılanması planlanıyor.

Harati, ‘özellikle petrol üretiminin istikrarlı seyretmesi ve küresel pazarda fiyatların düşme olasılığı göz önüne alındığında, bankanın rezervleri feda ederek iki hükümetin taleplerini karşılamaya devam etmesinin risklerine’ karşı uyardı.

Menfi ve Dibeybe, UBH'nin Ramazan ayı hazırlıkları kapsamında aldığı ekonomik önlemler paketini de ele aldı. Bu önlemler arasında özellikle piyasaların düzenlenmesi, temel ihtiyaç maddelerinin temin edilmesinin sağlanması, fiyatların izlenmesi ve en savunmasız gruplar için sosyal koruma programlarının genişletilmesi yer alıyor.

Menfi ve Dibeybe, ayrıca genel istikrarı artırmak ve vatandaşların ekonomik koşullarını ve hizmetleri iyileştirme çabalarını desteklemek için devlet kurumları arasında koordinasyon ve istişarenin sürdürülmesinin önemini vurguladılar.



Arakçi’den Avn'a: Lübnan'ı gerçek düşmanı İsrail'den kurtarın

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
TT

Arakçi’den Avn'a: Lübnan'ı gerçek düşmanı İsrail'den kurtarın

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün, Lübnan Cumhurbaşkanı'na ülkesini “gerçek düşmanı” olarak nitelendirdiği İsrail’den kurtarma çağrısında bulundu. Bu açıklama, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın dün Tahran’a Lübnan’ın iç işlerine müdahale etmemesi yönünde yaptığı çağrının ardından geldi.

Arakçi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Sayın Avn’ın açıklamalarına bakılırsa, insan İran’ın Lübnan’ın beşte birini işgal ettiğini, nüfusun dörtte birini yerinden ettiğini ve ülkeyi her gün bombaladığını sanabilir. Eğer Lübnan İran için  pazarlık kozu olsaydı, çoktan bir anlaşmaya varmış olurduk. Sayın Cumhurbaşkanı, Lübnan’ı gerçek düşmanınızdan kurtarın” ifadelerini kullandı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aovn ise dün ABD merkezli CNN’e verdiği röportajda, İran’a Lübnan’ın iç işlerine karışmama çağrısında bulunmuştu. Bu açıklama, Washington tarafından ilan edilen ancak başarısızlıkla sonuçlanan yeni İsrail–Hizbullah ateşkes girişiminin ardından geldi.

Avn, “Burası sizin ülkeniz değil, bizim ülkemiz. Sorumluluk da bize ait. Sizin göreviniz ülkemize müdahale etmek değildir” dedi. Lübnan Cumhurbaşkanı ayrıca, “Ölen bizim halkımız, yıkılan da bizim evlerimizdir” ifadelerini kullandı.

Avn, İsrail ile yürütülen doğrudan müzakerelerin başlamasından bu yana Hizbullah ve Lübnan kamuoyunun bir kesiminden eleştiri alıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu görüşmeler, diplomatik ilişkileri bulunmayan iki ülke arasında onlarca yıl sonra gerçekleştirilen ilk doğrudan temas niteliği taşıyor.

Öte yandan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da İran’a, ülkesini ABD ile yürüttüğü müzakerelerde şartlarını iyileştirmek için “pazarlık kartı” olarak kullanmaktan vazgeçmesi çağrısında bulundu.

Tahran yönetimi ise Washington ile yapılacak ve 28 Şubat’ta İsrail ile ABD’nin başlattığı hava saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmeyi hedefleyen herhangi bir anlaşmanın, Lübnan cephesinde ateşkes sağlanmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini içermesini talep ediyor.

Lübnan’daki savaş, 2 Mart’ta Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları düzenlemesiyle başladı. Hizbullah, saldırıların İran lideri Ali Hamaney’in ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ilk saldırılarında öldürülmesine karşılık olarak gerçekleştirildiğini açıkladı. İsrail ise buna, geniş çaplı hava saldırıları ve Güney Lübnan’a yönelik kara operasyonlarıyla karşılık verdi.

AFP’nin resmi verilere dayandırdığı son istatistiklere göre çatışmaların başlangıcından bu yana İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırılarda 3 bin 560’tan fazla kişi hayatını kaybetti. İsrail tarafında ise Lübnan’daki operasyonlar sırasında 27 asker ve bir sivil sözleşmeli personel yaşamını yitirdi.


Lübnan, İran tarafından müzakerelerde kullanılmaya karşı çıkıyor

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
TT

Lübnan, İran tarafından müzakerelerde kullanılmaya karşı çıkıyor

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)

Lübnan, İran'ın ülkeyi ABD ile yürüttüğü müzakerelerde bir pazarlık unsuru olarak kullanma girişimi olarak değerlendirdiği tutuma karşı çıktı. Bu gelişme, Tahran ve Hizbullah'ın, Beyrut ile Tel Aviv arasında ABD arabuluculuğunda hazırlanan ateşkes anlaşması taslağına yönelik itirazlarının ardından yaşandı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, CNN'e verdiği röportajda, İran'ın Washington ile yürüttüğü müzakerelerde Lübnan'ı bir baskı kartı olarak kullandığını söyledi. Avn, İran'ın Lübnan'a yardım etmeye çalışmadığını, bölgedeki çatışmaların bedelini ise Lübnan halkının ödediğini ifade etti.

Lübnan'ın çıkarlarının İran'ın çıkarlarıyla örtüşmediğini vurgulayan Avn, İran Devrim Muhafızları'na da seslenerek, "Lübnan sizin ülkeniz değil" dedi.

Başbakan Nevvaf Selam da İran'ın ülkesine, müzakerelerde şartlarını iyileştirmek için kullanılan bir "pazarlık kartı" gibi davranmaktan vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Selam, Lübnanlıların, ateşkes anlaşmasına ilk karşı çıkan tarafın İran Devrim Muhafızları olmasına şaşırdığını belirtti.

Öte yandan Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Ann, Lübnan ve bölgedeki son gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Avn'ın Veliaht Prens'i telefonla aradığı görüşmede taraflar, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik çabaları değerlendirdi.

Avn ayrıca, Suudi Arabistan'ın Lübnan'a verdiği destek ve özellikle ülkedeki gerilimin azaltılması ile gerilimin durdurulmasına yönelik katkılarından dolayı Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a teşekkür etti.


İsrail'in düzenlediği hava saldırısında Lübnan ordusundan üst düzey bir subay ve çok sayıda asker hayatını kaybetti

İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
TT

İsrail'in düzenlediği hava saldırısında Lübnan ordusundan üst düzey bir subay ve çok sayıda asker hayatını kaybetti

İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)

Lübnan'ın güneyinde bugün bir askeri araca düzenlenen İsrail hava saldırısında, aralarında üst düzey bir subayın da bulunduğu Lübnan askerleri hayatını kaybetti.

Lübnan Resmi Ajansı (NNA), El-Hardali - El-Cermak yolu üzerinde seyir halindeki bir arazi aracını hedef alan saldırıda, "Lübnan ordusunda görevli tuğgeneral rütbesindeki bir subay ile araç sürücüsünün şehit olduğunu" duyurdu.

Lübnan Ordusu tarafından yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi:

"İsrail'in Lübnan'a ve halkına yönelik saldırganlığı sürerken, El-Hardali - Nabatiye yolu üzerinde bir askeri aracı hedef alan barbarca İsrail hava saldırısında, aralarında bir subayın da bulunduğu çok sayıda askerimiz şehit olmuştur."

Lübnan ile İsrail arasında ilan edilen şartlı ateşkes anlaşması; Hizbullah'ın ateşi kesmesini ve Güney Lübnan'daki sınır bölgelerinden çekilmesini öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre anlaşma, Lübnan ordusunun devlet dışı tüm aktörlerin dışarıda tutulmasıyla "kontrolü tamamen ve özel olarak" devralacağı "pilot bölgelere" konuşlanmasını öngörüyor.