Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin ‘yasal çerçeve dışındaki paralel harcamaların durdurulması’ gerektiği konusundaki ısrarı, devam eden iktidar mücadelesi açısından birçok siyasetçi ve gözlemcinin bu önlemin fiilen uygulanmasının ciddiyetini sorgulamasına neden oldu.
Menfi ve Dibeybe, geçtiğimiz hafta sonu, kamu harcamalarının yönetimi ile ilgili hükümet tedbirlerini ve ‘Birleşik Kalkınma Programı’na uygun olarak resmi kanallar aracılığıyla harcamaları sınırlandırmanın yollarını görüştüklerini açıkladılar. Programın imzalanmasından bu yana neredeyse dört ay geçmesine rağmen, programın ayrıntıları henüz açıklanmadı.
Libya Merkez Bankası'nın himayesinde Temsilciler Meclisi (TM) ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) temsilcileri arasında imzalanan ve uluslararası destek gören program, iki rakip hükümetin ülke için ortak bir genel bütçe üzerinde anlaşmakta zorluk yaşamalarından ötürü kalkınma harcamaları kanallarını birleştirmek için bir çerçeve olarak tanıtıldı.
Ancak Merkez Bankası tarafından açıklanan gelir ve gider verilerine göre mali gerçeklik, paralel harcama kanallarının devam ettiğini gösteriyor. Bu da birçok kişinin Dibeybe ve Menfi'nin açıklamalarını sorgulamasına ve bunları rakipleriyle bir dizi siyasi anlaşmazlığın yeni bir bölümü veya dinarın değerindeki düşüş ve yükselen fiyatların yükünü taşıyan sokakları sakinleştirme girişimi olarak görmesine neden oluyor.
DYK üyesi Saad bin Şarada, Dibeybe ve Menfi'nin açıklamalarının, uluslararası güçlerin önünde birleşik kalkınma programına bağlı taraflar olarak görünme çabası olduğu ve yıllardır kamu hazinesini tüketen ve boşaltan paralel harcamalara son verme konusunda ciddi bir açıklama olmadığı değerlendirmesinde bulundu.
Şarku’l Avsat’a konuşan Bin Şarada, “Her hükümet kendini meşru görür ve rakibini paralel harcamalarla suçlar. Gerçek şu ki, bütçe yasası dışında harcanan her dinar paralel harcama ve rastgele harcamadır” yorumunda bulundu. Bin Şarada, iki hükümetin ‘bu yasanın yokluğundan endişe duymadığını’ belirtti.
TM’nin UBH’ye güvenini çekmesi ve ülkenin doğusundaki Usama Hammad hükümetinin meşru hükümet olduğunu iddia etmesine rağmen, Bin Şarada, krizin tarafları arasında siyasi irade olması halinde, iki hükümet arasında petrol gelirlerine göre paylaşılacak bir kalkınma ve harcama bütçesi hazırlamak üzere bir uzmanlar komitesi kurulabileceğine inanıyor.
Bin Şarada, iki hükümetin, petrol ve diğer kaynaklardan elde edilen gelirlerin dağıtımı konusunda anlaşarak, tek bir ulusal bütçe üzerinde uzlaşması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Bugüne kadar birleşik kalkınma programının ayrıntılarının açıklanmamış olmasını eleştiren Bin Şarada, bunun, ‘yeniden inşa projelerini ve bunların mali tahsisatlarını doğu ve batıdaki güçler arasında bölme girişimi olduğu yönündeki şüpheleri güçlendirdiğini’ belirterek, iki hükümete fon aktarılmasının, bunların varlığını uzatacağını ve seçimlerin önünü açacak birleşik bir hükümetin kurulmasını engelleyeceğini vurguladı.
Libyalı hukuk araştırmacısı Hişam Salim el-Harati, kötüleşen ekonomik kriz çerçevesinde resmi kanallar aracılığıyla harcamaların sınırlandırılması konusunda Menfi ve Dibeybe’nin önerilerinin önemini vurgulasa da ‘bunu uygulayabileceklerinden şüpheli’ olduğunu söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Harati, bu açıklamaları sokakları sakinleştirmek için yapılan beyhude bir girişim olarak nitelendirdi. Libyalıların, iktidardakilerin kamu yararına ilgi duymadıklarını ve kamu parasını ganimet olarak gördüklerini fark ettiklerini belirtti. Bu açıklamaların, geçtiğimiz yılın sonlarında Halife Hafter liderliğindeki Libya Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Fonu için 69 milyar dinarlık (yaklaşık 11 milyar dolar) bir bütçeyi onaylayan TM’ye karşı bir siyasi hamle olabileceğini düşündüğünü söyledi. Üç yıllık olan bu bütçenin petrol ve devlet gelirleriyle karşılanması planlanıyor.
Harati, ‘özellikle petrol üretiminin istikrarlı seyretmesi ve küresel pazarda fiyatların düşme olasılığı göz önüne alındığında, bankanın rezervleri feda ederek iki hükümetin taleplerini karşılamaya devam etmesinin risklerine’ karşı uyardı.
Menfi ve Dibeybe, UBH'nin Ramazan ayı hazırlıkları kapsamında aldığı ekonomik önlemler paketini de ele aldı. Bu önlemler arasında özellikle piyasaların düzenlenmesi, temel ihtiyaç maddelerinin temin edilmesinin sağlanması, fiyatların izlenmesi ve en savunmasız gruplar için sosyal koruma programlarının genişletilmesi yer alıyor.
Menfi ve Dibeybe, ayrıca genel istikrarı artırmak ve vatandaşların ekonomik koşullarını ve hizmetleri iyileştirme çabalarını desteklemek için devlet kurumları arasında koordinasyon ve istişarenin sürdürülmesinin önemini vurguladılar.

