Mutabakat zaptı savaşı: Tek yatakta iki rüya

Zafer ve yenilgi hesapları, iç kamuoyuna yönelik söylemlerle ölçülemeyecek kadar tehlikelidir

ABD ve İran için çatışmadan uzlaşıya geçmek küçük bir mesele değildir (Reuters)
ABD ve İran için çatışmadan uzlaşıya geçmek küçük bir mesele değildir (Reuters)
TT

Mutabakat zaptı savaşı: Tek yatakta iki rüya

ABD ve İran için çatışmadan uzlaşıya geçmek küçük bir mesele değildir (Reuters)
ABD ve İran için çatışmadan uzlaşıya geçmek küçük bir mesele değildir (Reuters)

İran savaşı, ABD ve İran arasındaki “mutabakat zaptı”nın nihai biçiminden bağımsız olarak ne savaş ne de barış aşamasına girmiş bulunuyor. Bu, her iki tarafın da savaştan veya barıştan daha az tehlikeli olduğunu düşündüğü tehlikeli bir aşama. ABD ve keza İran'ın yeniden savaşa dönme tehditleri, daha ölümcül silahlar ve bölgede görülenlerden daha büyük operasyonlardan bahsetmeleri, “mutabakat zaptı” savaşının sadece bir bölümüdür. Bu savaş ise başka yollarla devam eden acımasız bir savaştır. Zira Pakistanlı arabulucu tarafından her iki tarafa da sunulan, Washington ve Tahran tarafından imzalanmaya hazır olduğu söylenen nihai formül, Başkan Donald Trump tarafından yeniden tartışmaya açıldı ve metnine daha katı ifadeler eklenmesi istendi. Bu durum, İranlı yetkililere karşıt ifadeler ekleme fırsatı verdi.

Dilsel ifadeler, savaşın sahadaki sonuçlarının stratejik yorumunu belirleyen siyasi pozisyonları ve talepleri ortaya koymak için kullanılan sembollerden ibarettir. Trump için artık “donanması, hava kuvvetleri, savunma sistemleri veya ordusu” olmayan İran'ı yendiğini sürekli dillendirmek kolay. İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın, Dini Lider Mücteba Hamaney'in ABD'nin “aşağılayıcı bir yenilgiye” uğradığını belirttiği mesajının ardından, “Tavizleri diyalog yoluyla değil, füzelerle alıyoruz ve herhangi bir anlaşmada kazanan, ertesi günden itibaren savaşa en iyi şekilde hazırlanmış olan olacaktır” demesi de aynı derecede kolay.

Zafer ve yenilgi hesapları, iç kamuoyuna yönelik söylemlerle ölçülemeyecek kadar tehlikelidir. İkinci Dünya Savaşı'nda Japon imparatorunun teslimiyet belgesini alan General Douglas MacArthur, Başkan Richard Nixon'ın “Liderler” adlı kitabında anlattığı gibi askeri yenilginin nedenlerini özlü bir şekilde şöyle özetlemişti: “Çok geç geldi.” Çin’in tarihi başbakanı Çu Enlay’e Fransız Devrimi'nin uluslararası ilişkiler ve siyaset üzerindeki etkisi sorulduğunda, “Değerlendirmek için henüz çok erken” diye cevap vermişti.

ABD ve İran'ın çatışmadan uzlaşıya geçmesi hiç de küçük bir mesele değil. Her iki tarafın da kazanmış gibi davranabilmesi için savaş tamamlanmış durumda değil. Ayrıca herhangi bir anlaşmanın Ortadoğu sahnesini ertesi gün tamamen netleştirecek kadar kapsamlı olması muhtemel değil. İranlı bir yetkilinin bakış açısıyla mevcut denklem şu: “Trump savaştan endişeli, İran ise bir anlaşmadan endişeli.” Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden Jon Alterman'ın görüşüne göre, Trump her türlü göstergede savaşı hızla bitirme arzusunu ortaya koydu ve bu da “İranlıların pozisyonlarına sıkıca tutunmalarına neden oluyor.” İronik bir şekilde, Trump, “Anlaşma Sanatı” adlı kitabında yazdığı, bir tarafın anlaşmaya varma isteğinin kazanma şansını azalttığı sözü ile çelişti.

Bunun nedeni, Tahran'ın Amerikan-İsrail savaşından dersler çıkarmış ve bu derslerin, üç temel silahtan vazgeçmeyeceğine dair inancını pekiştirmiş olmasıdır. Birincisi, savaşta hayati öneme sahip olduğu yeniden keşfedilen ve adeta bir başka “atom bombası” gibi görünen Hürmüz Boğazı'nın kontrolüdür. Dini Lider'in temsilcisine göre bu aynı zamanda “ABD ile yapılacak herhangi bir anlaşmanın ve İran'a karşı saldırgan olmama politikasının gerçek garantisidir.” İkincisi, Kuzey Kore'nin yaptığı gibi, İran'ın nükleer programından ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden vazgeçmemesidir; çünkü bu, rejim için bir garantördür. Üçüncüsü ise Irak, Lübnan, Yemen ve diğer yerlerdeki silahlı vekil güçlerdir; bunlar İran'ın savaşında “ileri savunma” ve İran'ın bölgesel projesinin güçlü bir aracıdır.

Trump'ın ve ondan önce Netanyahu'nun istekleri ise tam aksi yöndedir: Hürmüz Boğazı'nın kontrolsüz, ücretsiz ve serbest seyrüsefer için açılması, nükleer programın ve bomba kabusunun sona ermesi, silahlı vekil güçlerin ortadan kaldırılması. İki taraf arasındaki uçurumu kapatmak, her iki taraf da kendisi için acı verici tavizler vermeden zordur. Bu nedenle Trump, “mutabakat zaptı”nda acı verici tavizler vermediğini ve tavizleri veren tarafın Tahran olduğunu ima etmeye çalışıyor. Buna karşılık, Reuters, İranlı kaynakların nükleer program konusunda büyük tavizler vermekten kaçınmak için “sınırlı bir geçici anlaşmayı” tercih ettiğini belirtti.

Mutabakat zaptı savaşı, üzerinde anlaşmaya varılıp imzalandıktan sonra bile sona ermeyecek. Her madde uzun ve zorlu müzakereler ve belki de çıkmazı kırmak için askeri müdahale gerektiriyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre 60 günlük ateşkes uzadıkça, hesaplar ve koşullar değişiyor ve her iki taraf da diğerinin kafa karışıklığını veya zor durumunu hissettikçe, arzuladığından daha fazlasını elde etme isteği artıyor.

Herkes şu Fransız atasözünün her iki müzakereci taraf için de geçerli olduğunu biliyor: “Tek yatakta iki rüya.” Trump ve Netanyahu, kararların küçük bir grubun elinde kalmaması gerektiğini söyleyen İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın bahsettiği hassas duruma, dolayısıyla zorlu ekonomik, mali ve sosyal koşullara ve savaşın neden olduğu yıkımdan kaynaklanan şoka bahis oynuyorlar. Bunun rejimi devirmeye yönelik bir halk ayaklanmasının eşlik edeceği iç hareketliliğe neden olacağına inanıyorlar. Dini Lider Mücteba Hamaney ise rejimin yeniden güçlenmesine ve İslam Cumhuriyeti'nin “İslam ümmetinin birliği, çıkarları ve kaynaklarının aktifleştirilmesinde” öncü rol oynadığı bir “küresel bölgesel düzen” kurulmasına bahis oynuyor. Bu durum elbette Amerikan rolünün pahasına gerçekleşecek. Aynı yatakta birlikte var olamayacak iki rüya çare olamaz.



ABD, "İran kıyıları savaşını" genişletiyor

İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
TT

ABD, "İran kıyıları savaşını" genişletiyor

İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)

ABD, dün İran kıyılarına yönelik operasyonlarını genişleterek saldırılarını Hürmüz Boğazı'nın girişindeki Büyük Tunb Adası'nı da kapsayacak şekilde genişletti. Bu gelişme, İran limanları ve kıyı bölgelerine yönelik deniz ablukasının başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların kıyı savunma sistemleri ile "seyir füzelerinin" depolandığı ve fırlatıldığı noktaları hedef aldığını açıkladı. Açıklamada, operasyonların amacının İran'ın ticari gemilere saldırı kapasitesini zayıflatmak olduğu belirtildi.

Operasyonlar, İran'ın güneyindeki Huzistan, Buşehr ve Hürmüzgan eyaletlerinde bulunan kıyı kentlerine kadar yayıldı. Saldırıların, ülkenin güneydoğusundaki Umman Körfezi kıyısındaki bazı noktaları da kapsadığı bildirildi.

İran ordusu, Belucistan eyaletindeki Bempur kışlasını hedef alan saldırıda 7 askerinin öldüğünü açıkladı ve saldırılara "kesin bir karşılık" verme tehdidinde bulundu. İranlı yetkililer ayrıca son günlerde düzenlenen saldırılarda en az 30 sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, şu aşamada müzakerelerin yeniden başlatılmasının gündemde olmadığını, önceliğin ABD saldırılarına karşı savunma ve karşılık verme olduğunu söyledi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise Washington ile imzalanan "İslamabad Mutabakatı"nın artık geçerliliğini yitirdiğini açıkladı.

İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutmaya ve enerji ihracat güzergâhlarını aksatmaya devam edeceklerini duyurdu. Açıklamada, bu kapsamda Kızıldeniz'deki Babülmendep Boğazı'nın da etkilenebileceğine işaret edildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın müzakere masasına dönmemesi halinde saldırıların köprüler, elektrik santralleri ve enerji altyapılarını da kapsayacak şekilde genişletilebileceği yönündeki tehdidinin ardından geldi.


Ukrayna Savunma Bakanı istifa etti

Ukrayna Savunma Bakanı Mihailo Fedorov (Reuters)
Ukrayna Savunma Bakanı Mihailo Fedorov (Reuters)
TT

Ukrayna Savunma Bakanı istifa etti

Ukrayna Savunma Bakanı Mihailo Fedorov (Reuters)
Ukrayna Savunma Bakanı Mihailo Fedorov (Reuters)

Ukrayna Savunma Bakanı Mihailo Fedorov, Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'nin istediği kabine revizyonu kapsamında dün görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Fedorov, yayımladığı uzun açıklamada, "Ukrayna halkına Savunma Bakanı olarak hizmet etmek büyük bir onurdu" ifadelerini kullandı. Ocak ayında göreve başlamasından bu yana bakanlığının başarılarını sıralayan Fedorov, daha sonra yayımladığı ikinci mesajında ise görev süresindeki eksikliklere değindi.

İstifa eden bakan, özellikle Rusya ile savaşın Şubat 2022'de başlamasından bu yana Ukrayna'nın insansız hava araçlarının (İHA) üretimi ve kullanımında kaydettiği ilerleme ile orduda gerçekleştirilen kapsamlı reformları öne çıkardı.

Fedorov, savaşın en kritik unsurlarından biri haline gelen İHA’ların kullanımının yaygınlaştırılmasının en güçlü savunucularından biri olarak biliniyor.

Fedorov'un istifası, Ukrayna Parlamentosu'nun salı günü yaklaşık bir yıldır görevde bulunan Başbakan Yuliya Sviridenko'nun istifasını onaylamasının ardından geldi.

Eski bakan, savaşın ilk döneminde Elon Musk ile yapılan ve Ukrayna ordusuna Starlink uydu iletişim hizmetlerinin sağlanmasını öngören anlaşmanın mimarlarından biri olarak da öne çıkmıştı.

35 yaşında savunma bakanlığı görevine getirilen Fedorov, ülke tarihinin en genç savunma bakanı oldu.

Şarku’l Avsat’ın yerel basından aktardığına göre Fedorov'dan boşalan Savunma Bakanlığı koltuğuna İçişleri Bakanı İgor Klimenko'nun getirilmesi bekleniyor.


Yeni Zelanda'da ilk kez H5 kuş gribi türü enfeksiyonu tespit edildi

Yeni Zelanda'da nesli tehlike altında olan bir kuş türü olan Takahe (Reuters)
Yeni Zelanda'da nesli tehlike altında olan bir kuş türü olan Takahe (Reuters)
TT

Yeni Zelanda'da ilk kez H5 kuş gribi türü enfeksiyonu tespit edildi

Yeni Zelanda'da nesli tehlike altında olan bir kuş türü olan Takahe (Reuters)
Yeni Zelanda'da nesli tehlike altında olan bir kuş türü olan Takahe (Reuters)

Yeni Zelanda makamları, bugün ülkede ilk kez H5 kuş gribi vakasının görüldüğünü açıkladı. Yetkililer, virüsün Wellington kıyılarında bulunan göçmen bir deniz kuşunda tespit edildiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre H5 kuş gribi türü, diğer ülkelerde kümes hayvanları ile yabani kuşlar arasında ciddi hastalıklara ve yüksek ölüm oranlarına yol açıyor.

Biyogüvenlik Bakanı Andrew Hoggard, H5 kuş gribinin bir deniz kuşunda doğrulanmasının ardından, Yeni Zelandalılara dikkatli olmaları çağrısında bulundu.

Hoggard, şu ana kadar hastalığın yabani kuşlar arasında yayıldığına veya toplu kuş ölümlerine yol açtığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığını belirtti.

Yıllarca H5 virüsünden arınmış tek kıta olan komşu Avustralya'da ise ilk vaka geçen yıl haziran ayında tespit edilmişti. O tarihten bu yana ülkede 14 vaka kaydedildi.

Yeni Zelanda makamları, ülkenin en fazla tehdit altındaki beş kuş türü olan kakapo, takahe, Yeni Zelanda cılıbıtı, siyah su çulluğu ve Malherbe papağanını, üreme programlarındaki bireyleri aşılayarak korumaya çalışıyor.

Yetkililer ayrıca, vatandaşlardan üç veya daha fazla hasta kuşun bir arada görülmesi durumunda bunu derhal ilgili makamlara bildirmelerini istedi.