Gazze’deki çeteler Hamas’ın kontrolündeki bölgelerden Filistinlileri kaçırıyor ve öldürüyor

İsrail yoğun hava saldırıları da devam ediyor

Dün Gazze şehrinde yıkılmış binaların yanında kurulan mülteci kampları arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Dün Gazze şehrinde yıkılmış binaların yanında kurulan mülteci kampları arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki çeteler Hamas’ın kontrolündeki bölgelerden Filistinlileri kaçırıyor ve öldürüyor

Dün Gazze şehrinde yıkılmış binaların yanında kurulan mülteci kampları arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Dün Gazze şehrinde yıkılmış binaların yanında kurulan mülteci kampları arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde İsrail’in yoğun hava saldırıları devam ederken buradaki silahlı çeteler dün işgalci İsrail güçleri ile Hamas’ın kontrolü altındaki bölgeleri birbirinden ayıran sarı hattın batısında Filistinli hareketin bölgelerinden Filistinlileri kaçırma ve infaz etme eylemlerinde bulundu.

İsrail pazar günü, temas bölgelerinde konuşlu Hamas üyelerini hedef alan saldırılar düzenledi. Böylece İsrail’in kontrolündeki bölgelerde bulunan silahlı çetelerin sarı hattın batısına girmesine olanak tanıyan boşluklar açıldı.

Gazze'deki silahlı gruplar, İsrail ile iş birliği yapanların, kendi kontrollerindeki bölgelere sızmasını önlemek için ‘Ribat Operasyonu’ adını verdikleri operasyon kapsamında üyelerinin konuşlandırılmasını güçlendirdi, ancak İsrail'in düzenlediği baskınlarda söz konusu Filistinli grupların üyeleri hedef alındı ve birçoğu öldürüldü.

Gazze şehrinin doğu mahallelerinde faaliyet gösteren Rami Halas çetesinin silahlı üyeleri pazartesi günü şafak vakti, Şucaiyye Mahallesi’nin batı ucunda, özellikle Mansura Caddesi'nin batısında, Salahaddin Caddesi'nden birkaç metre ve sarı hattan 150 metreden fazla uzaklıkta bulunan Gazzelilerin yaşadığı evlere baskın düzenledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynakları ve saldırılardan etkilenen ailelerin tanıklıklarına göre silahlı çete üyeleri, bazı vatandaşları evlerinden ‘kaçırdı’ ve onları sahada sorguya çekti. Bu sırada, ‘onlara güvenlik koruması sağlayan’ ve bölgenin çevresinde ateş açan quadcopter tipi İsrail insansız hava araçları (İHA) yoğun bir şekilde uçuyordu.

Kaynaklar, Halas çetesinin üyeleri, sorgulanan kişilerden biri olan Husam el-Ce’beri'yi (31) sorularını yanıtlamayı reddettiği için vurarak infaz ettiklerini, onunla birlikte olanları sorguladıktan sonra cesedini olay yerinde bırakıp gittiklerini ve cesedin el-Makassed Hastanesi’ne götürüldüğünü söylediler.

Bu olay yaşanırken Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye ve Beyt Lahiye'de faaliyet gösteren Eşref el-Mensi çetesinin üyeleri, İsrail'in İHA’larının uçuşları eşliğinde Beyt Lahiye'de onlarca yerinden edilmiş ailenin barındığı Ebu Tamam Okulu’na baskın düzenledi.

rgtyu
Dört pervaneli bir quadcopter (Getty)

Saha kaynaklarına göre çete birkaç genci kaçırarak, durumlarını açıklamadan kendi kontrolü altındaki bir yere götürdü ve ardından üç aileyi kadın ve çocuklarıyla birlikte kaçırdı.

Filistinli gruplardan kaynaklar, kaçırılan veya öldürülen kurbanların kendi saflarından olduğu iddialarını yalanladı.

İzzettin el-Kassam Tugayları, İsrail güçlerinin pazar günü şafak vakti Han Yunus ve Cibaliye'de düzenlediği iki hava saldırısında 10 üyesini öldürmesinin ardından, sarı hat yakınlarındaki hassas bölgelere üye göndermeyi askıya aldı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamaslı kaynaklar, bu kararın sadece geçici olduğunu, birkaç gün süreceğini ve güvenlik durumunun istikrar kazanması ve İsrail hava saldırılarının sona ermesi halinde her an yeniden konuşlandırmaya gidilebileceğini bildirdi. İsrail'in çeşitli uçak tipleriyle yoğun uçuşlarını sürdürdüğü göz önüne alındığında, hava saldırılarının devam etmesi bekleniyor.

İsrail, militanların Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Hanun kasabasında bir tünelden çıktığı bahanesiyle İzzettin el-Kassam Tugayları üyelerine saldırdı ve militanların ortaya çıkmasını, önde gelen aktivistlerin suikastı da dahil olmak üzere, grupların hedeflerine saldırmak için bahane olarak kullandı.

cdsc
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta Hamas'ın silahlı kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv - Reuters)

Kaynaklar, son günlerde Gazze şehrinin doğusundaki ez-Zeytun Mahallesi ve Gazze Şeridi’nin orta kesimlerindeki el-Musaddar Köyü çevresinde bu çetelerin üyeleri için pusu kurulduğunu ve bunun sonucunda çete üyeleri arasında ölü ve yaralıların olduğunu açıkladı.

Kaynaklar, sarı hatta yakın bölgelerde konuşlu personelin varlığının, yeni olayı yeni operasyonlar gerçekleştirmek için kullanan bu çetelerin birçok saldırısını etkisiz hale getirmeyi başardığını belirtti.

Öte yandan Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nın el-Huca bölgesinde pazar akşamı topçu bombardımanında öldürülen üç Filistinlinin cesetleri bulundu.

Bir diğer olayda ise Han Yunus’ta iki Filistinli vurularak yaralandı, bir diğeri ise şehrin doğusunda sarı hattın yakınlarında yaralandı.

Diğer taraftan pazartesi günü Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrinde düzenlenen protesto gösterisi sırasında, onlarca Filistinli aile, İsrail’in Gazze'deki askeri operasyonları sırasında kaybolan evlatlarının akıbetinin açıklanmasını talep etti.

dcsd
Gazze şehrinin kuzeyindeki Beyt Lahiye'de İsrail'in hava saldırısı sonucu yıkılan evlerinin enkazı altında kalan Ebu Nasır ailesinin 67 üyesinin cesetlerini çıkarmak için çalışan sivil savunma ekiplerini bekleyen Filistinli kadınlar, 15 Şubat 2026 (EPA)

Göstericiler, kayıp yakınlarının fotoğraflarını, isimleri, kayboldukları tarih ve yerlerin yazılı olduğu pankartları havaya kaldırarak, resmi bilgi eksikliğinin psikolojik ve sosyal acılarını artırdığını vurguladılar.

Aileler, bu hakkın uluslararası hukuk tarafından güvence altına alındığını ve acil bir insani sorumluluk olduğunu vurgulayarak uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere (BM) derhal müdahale etmeleri ve çocuklarının akıbetini belirlemek için çalışmaya başlamaları çağrısında bulundu.

BM’nin tahminlerine göre, İsrail'in Gazze'de yürüttüğü savaş sonucunda kaybolanların sayısı 8 bin ile 11 bin arasında değişiyor. Uluslararası toplumun bu kişilerin akıbetlerini açıklanması yönündeki çağrıları devam ederken, başlarına ne geldiği hakkında halen hiçbir şey bilinmiyor.



Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
TT

Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)

Irak Adalet Bakanlığı dün, Bağdat Havalimanı yakınlarındaki Ebu Gureyb Hapishanesi'nde tutulan DEAŞ üyelerinin, Amerikan danışmanlarının bulunduğu Victoria üssünün füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınması sonucu kaçma olasılığı konusunda uyarıda bulundu.

Şarku’l Avsat'a konuşan bir güvenlik kaynağı, DEAŞ liderlerinin ve mahkumların her bombalamada "Allahu Ekber" diye bağırarak, tıpkı 2013'te olduğu gibi kaçmayı umduklarını açıkladı. Kaynak, "El-Zeytun" istasyonuna yapılan bombalı saldırının ardından cezaevinin elektriğinin kesildiğini de vurguladı.

Öte yandan, Irak Petrol Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve güneyden yapılan petrol ihracatının tamamen durması nedeniyle Erbil'den, Türkiye'nin Ceyhan limanı üzerinden petrol ihracatına yeniden başlamasını istediğini doğruladı. Ancak Erbil bunu reddetti ve bakanlığın "ihracatla ilgisiz" olarak nitelendirdiği şartlar öne sürdü. Kürt bir yetkili, en önemli talepler arasında silahlı grupların bölgeye yönelik saldırılarının durdurulması ve Bağdat'ın bütçesini kısmasının ardından (2014-2018) bölgenin inşa ettiği boru hattıyla ilgili borçların ödenmesi için mali tazminat sağlanmasının yer aldığını belirtti.


Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
TT

Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)

Lübnan ile İsrail arasında önümüzdeki çarşamba günü, Fransa tarafından sunulan ve bir ‘saldırmazlık anlaşmasına’ dönüşebileceği düşünülen plan çerçevesinde doğrudan müzakerelerin başlayabileceğine dair haberlerin gelmesine rağmen İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, önümüzdeki günlerde herhangi bir müzakere planlanmadığını açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı ise herhangi bir girişimleri olmadığını belirtti.

Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, Sa'ar'ın sözlerinin geleneksel bir manevra biçimi olduğunu belirterek Hizbullah, saldırılarını durdurmadan İsrail'in müzakerelere başlamayacağına işaret ettiler. İsrail basını, müzakerelerin Lübnan'ın İsrail'i tanıması karşılığında İsrail'in Lübnan topraklarının bütünlüğünü tanımasını içeren bir ‘siyasi bildiri’ üzerine yürütüleceğini, savaşın durdurulması ve İsrail'in kademeli çekilmesiyle başlayıp anlaşmanın imzalanmasıyla tam çekilmeye varacak şekilde düzenleneceğini ve önerinin Fransız hükümeti tarafından hazırlandığını bildirmişti.

Öte yandan Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürerek bölge sakinlerine kendi şartlarını dayatıyor. Son olarak işyeri sahiplerine, okullara ve inşaat komitelerine güvenlik kameralarını tamamen kapatmalarını, internet bağlantısını kesmelerini ve hatta elektriklerini keserek kameraların tamamen çalışmaz hale getirilmesini emretti.

Hizbullah, bu talebin nedenlerini açıklamamış olsa da bu durum hem suç ve hırsızlıkların önlenmesi hem de Hizbullah üyelerinin yerleşim bölgelerine sızarak bu bölgeleri İsrail saldırılarına daha fazla maruz bırakması açısından birçok güvenlik endişesini beraberinde getirdi.


Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi

Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
TT

Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi

Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)

Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürdü ve bu alanlarda yaşayanlara kendi şartlarını dayatmaya başladı. Son olarak örgütün, Basta el-Fevka, Basta et-Tahta ve Nuveyri hattındaki mahallelerde, ayrıca bu bölgelerden Hendek el-Gamik ve el-Başura’ya kadar uzanan ara sokaklarda bulunan ticari işletmeler, okullar ve apartman yönetimlerine talimat gönderdiği bildirildi. Söz konusu talimatta, güvenlik kameralarının tamamen kapatılması, internet ağından çıkarılması ve nihayetinde elektriğinin kesilerek tamamen çalışamaz hale getirilmesi istendiği ifade edildi.

Güvenlik sorunu ve suçların yaygınlaşması

Hizbullah’ın bu talebinin gerekçeleri açıklanmazken, söz konusu adımın güvenlik güçlerinin suçla mücadele kapasitesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Üst düzey bir güvenlik kaynağı, yaşananların ciddi bir güvenlik sorunu yaratacağını belirterek, suçların yaklaşık yüzde 90’ının ‘kameraların tespiti ve bir sokaktan diğerine yapılan takip sayesinde ortaya çıkarıldığını’ söyledi. Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kameralara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle de yoğun yerinden edilme hareketleri ve sokak ile mahallelerde yaşanan olaylar nedeniyle güvenlik durumunun zorlaştığı bu dönemde” dedi. Aynı kaynak, bazı olaylarda savaş silahlarının da kullanıldığını ve buna bağlı olarak suç oranlarında artış ihtimali bulunduğunu belirterek, “Kameraların kapatılması ve devre dışı bırakılması kaçınılmaz olarak suçun yayılmasına yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in saldırılarına ilişkin endişeler

Beyrut Menarti Derneği Başkanı Avukat Mervan Selam da Hizbullah’ın tutumuna ilişkin endişelerini dile getirdi. Selam, Beyrut sakinlerinden kendisine ulaşan başvurularda, Hizbullah’a bağlı güvenlik unsurlarının bazı dükkân ve bina sahiplerinden ‘güvenlik kameralarını sökmelerini ya da kapatıp internet ağından ayırmalarını’ istediğinin aktarıldığını söyledi.

sdvd
İsrail’in düzenlediği ve Hamas hareketinden bir liderin ölümüne yol açan hava saldırısının ardından Sayda’daki bir binadan duman yükseliyor. (EPA)

İsrail’in, Hizbullah yöneticilerini apartman daireleri ve mahallelerde hedef alarak takip ettiği bir dönemde, söz konusu uygulamanın bölge sakinlerinde kaygı yarattığını belirten Selam, “Mahalle halkı, bu önlemlerin Hizbullah yetkilileri ve mensuplarına bölgelerinde serbest hareket alanı sağlayacağından ve bunun da İsrail hava saldırılarıyla hedef alınma riskini artıracağından endişe ediyor” dedi. Selam, bu adımın özellikle kuyumcular, döviz büroları ve süpermarket gibi ticari işletmeler arasında ciddi bir tedirginliğe yol açtığını belirterek, “İşletme sahipleri, kameraların devre dışı kalmasını fırsat bilen çetelerin hırsızlık ve soygun girişiminde bulunmasından korkuyor” ifadesini kullandı. Aynı kaygının, binalara girip çıkanları bu kameralar aracılığıyla takip eden apartman yönetimleri için de geçerli olduğunu vurgulayan Selam, bilinmeyen kişilerin binalara sızması ve bunun güvenlik riskleri doğurması ihtimaline dikkat çekti.

Selam, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Vatandaşların endişelerini İçişleri ve Belediyeler Bakanı Ahmed el-Haccar’a ilettik. Kendisi konunun yakından takip edildiğini, ayrıca Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri bünyesindeki Bilgi Şubesi ve Lübnan Ordusu İstihbarat Müdürlüğü ile de sürecin izlendiğini bildirdi. Olayın gerçek boyutunun ortaya çıkarılması ve sorumluların belirlenmesi için derhal soruşturma başlatılmasını talep ettik” dedi.

Hizbullah’ın hareket özgürlüğü

Hizbullah’ın bu adımı atmasının arkasında birden fazla neden olabileceği belirtiliyor. Bilgi teknolojileri ve iletişim alanında uzman Amir et-Tabaş, Lübnan piyasasında yaygın olarak kullanılan birçok gözetim ekipmanının teknik olarak siber saldırılara açık olduğunu söyledi. Tabaş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, buna güvenlik kameraları ve bunlara bağlı kayıt cihazlarının (NVR) da dahil olduğunu belirterek, “Bu kameralar yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; yüksek hassasiyetli lenslere sahip olmalarının yanı sıra, ses kaydı yapabilen mikrofonlar da içeriyor” dedi. Tabaş’a göre, ‘düşman bir tarafın’ -özellikle İsrail’in- bu cihazlara sızması durumunda, söz konusu sistemler bulundukları sokaklarda veya kapsama alanı içindeki yerlerde olup biteni doğrudan ses ve görüntüyle aktaran bir araca dönüşebilir. Bu da kameraların fiilen hareketleri izlemek için kullanılabilecek bir gözetim aracına dönüşmesi anlamına geliyor.

sdvds
İki yerinden edilmiş kişi, Beyrut’taki bir mülteci kampına sünger yatak taşıyor. (EPA)

Tabaş, meselenin aynı zamanda sahadaki bilgilerin doğrulanmasıyla da ilgili olduğunu belirterek, “Örneğin hedef alınma ihtimali bulunan bir konvoyun geçtiği durumda, sokaklardaki çeşitli gözetim araçları aracılığıyla bunun askeri varlığı doğrulanabilir” dedi. Ona göre, yalnızca o noktadan geçen kişiler bile hedefin kimliğinin tespit edilmesine katkı sağlayabilir.

Tabaş, yüzün gizli olduğu durumlarda yüz tanıma teknolojisinin kullanılamayacağını, ancak başka yöntemlere başvurulabileceğini ifade etti. Bunlar arasında ‘kişinin konuşmasının kameralarca kaydedilmesi durumunda ses izi analizi, vücut hareketlerinin ve beden yapısının incelenmesi ile kimliğin doğrulanmasına yardımcı olabilecek çeşitli teknik göstergeler’ bulunuyor. Tabaş ayrıca sokaklardaki güvenlik kameralarının ‘canlı yayın (live feed)’ sağlayabildiğini ve bu sayede izlenen kişilerin hareketlerinin anbean takip edilebildiğini belirterek, bunun aynı anda bölge üzerinde uçan insansız hava araçlarıyla (İHA) eş zamanlı kullanılabileceğine dikkat çekti. Ona göre İHA’lar havadan görüntüleme ve gözetleme imkânı sunarken, sokak ve dar mahallelerdeki kameralar çok daha ayrıntılı bir izleme imkânı sağlayabiliyor.

fdvfd
Lübnan Dağı’nın Armon bölgesinde bir apartmanın vurulduğu yerin yakınında bulunan yerinden edilmiş kişiler (AFP)

Söz konusu tedbirler, 7 Mayıs 2008 Beyrut Olayları olarak bilinen olayları da hatırlatıyor. Bu olayların patlak vermesinin nedenlerinden biri, o dönem Lübnan hükümetinin Hizbullah’a ait özel telekomünikasyon ağıyla ilgili aldığı ve örgütün müdahale edilmesini reddettiği karardı. Aynı dönemde hükümetin, İçişleri Bakanlığı aracılığıyla Beyrut’ta görece yüksek gözetim kapasitesine sahip güvenlik kameraları kurmayı planlaması da gerilimi artıran bir diğer unsur olmuştu. Tabaş, bu adımların Hizbullah tarafından hareket alanını izlemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildiğini belirterek, bunun sonucunda Beyrut’un askeri olarak ele geçirilmesine yol açan gelişmelerin yaşandığını ifade etti. Tabaş ayrıca, Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın, 2024 yılında yaşanan son savaşın ilk haftasında akıllı telefonların kapatılması çağrısı yaptığını hatırlattı. Nasrallah’ın o dönemde akıllı telefonların düşman tarafından izleme ve takip faaliyetlerinde kullanılabilecek bir araca dönüşebileceği uyarısında bulunduğunu ve görüntü çekimi ile kamera kullanımına karşı da uyarı yaptığını belirtti.