Hizbullah, Tahran ile ilişkilerinde ikilemle karşı karşıya

‘Füze zamanlama hatası’ Kasım’ın itibarını zedeledi

 İsrail bombardımanından kaçan Lübnanlılar, Beyrut’taki Corniche el-Manara’da konaklıyor. (EPA)
İsrail bombardımanından kaçan Lübnanlılar, Beyrut’taki Corniche el-Manara’da konaklıyor. (EPA)
TT

Hizbullah, Tahran ile ilişkilerinde ikilemle karşı karşıya

 İsrail bombardımanından kaçan Lübnanlılar, Beyrut’taki Corniche el-Manara’da konaklıyor. (EPA)
İsrail bombardımanından kaçan Lübnanlılar, Beyrut’taki Corniche el-Manara’da konaklıyor. (EPA)

Hizbullah’ın askeri kanadı İslami Direniş tarafından fırlatılan ve hem siyasi hem de halk nezdinde sonuçları olan yanlış yönlendirilmiş füzeler, öncelikle Genel Sekreter Naim Kasım’ın, ‘ağabeyi’ olarak nitelendirilen Meclis Başkanı Nebih Berri nezdindeki kredisini zedeledi. Zira Kasım’ın, İran’a destek amacıyla savaşa müdahil olunmayacağı yönünde verdiği taahhüdü ihlal ettiği değerlendirmesi yapıldı. Söz konusu füze saldırılarının, İsrail’in Litani Nehri’nin güneyinde 15 kilometre derinliğe kadar bir kara harekâtı tehdidinde bulunmasıyla birlikte, Şii toplumu ve ülkeyi ciddi bir risk çemberine soktuğu belirtildi. Füzelerin bu bölgeden atılmadığına dikkat çekilirken, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın ‘Beşli Komite’ ülkelerinin büyükelçilerine bu yönde güvence verdiği ve söz konusu ülkelerin hükümetin Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasaklama kararına desteklerini yineledikleri aktarıldı.

Siyasi açıdan bakıldığında ise füze atışlarının, yalnızca Lübnan kamuoyu ve devletin üst kademeleri nezdinde değil, aynı zamanda stratejik müttefiki Nebih Berri karşısında da Kasım’a ağır bir darbe niteliği taşıdığı ifade edildi.

Hizbullah’ta kararları kim veriyor?

‘Şii İkili’ olarak anılan siyasi bloktan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, söz konusu füze saldırıları Hizbullah içinde karar alma mekanizmasının akıbetine ve nihai kararın kim tarafından verildiğine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu. Kaynak, Kasım’ın İran’a destek amacıyla müdahil olunmayacağı yönündeki taahhüdünü koruyamamasının bu tartışmaları derinleştirdiğini belirtti. Kaynak ayrıca, ilk füze salvo­sunun Litani Nehri’nin kuzeyinde, Sayda’ya bağlı köylerden atıldığına işaret ederek, bu adımın arkasında Hizbullah içindeki bir kanadın bulunup bulunmadığının ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Hizbullah’ı iç ve dış kamuoyu önünde zor durumda bırakma amacıyla sürece dahil olup olmadığının sorgulandığını aktardı. İlk etapta bu saldırılardan uzak durduğu yönünde iddialar ortaya atılan Hizbullah liderliğinin, kısa süre sonra saldırıyı üstlendiğine dikkat çekildi. Kaynağa göre, açık bir çatışma ortamında Kasım’ın öncelikle Hizbullah’ı koruyacak bir tutum sergilemesi beklenirdi.

dsfvegthy
İsrail hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AP)

Kaynak, Kasım’a yönelik ‘siyasi tokadın’ ilk olmadığını, daha önce de hükümet programında silahların yalnızca devletin elinde olması ilkesini destekleme taahhüdünden geri adım atmasıyla benzer bir durum yaşandığını ifade etti. Hizbullah’ın bu program temelinde iki bakanla hükümete katıldığı hatırlatıldı. Nebih Berri’nin konuya ilişkin kamuoyuna açıklama yapmamasının, duyduğu rahatsızlığı gizlemediğini belirten kaynak, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Beyrut’taki ABD Büyükelçisi Michel Issa aracılığıyla Washington’dan bir mesaj aldığını aktardı. Mesajda, Lübnan tarafından herhangi bir düşmanca adım atılmadığı sürece İsrail’in ülkeye yönelik bir operasyon planlamadığı ifade edildi.

Şii topluluğunda bölünme

Aynı kaynak, füze atışlarının Hizbullah’ın İran ile ilişkisini sorunlu bir zemine taşıdığını belirterek, DMO’nun askeri kanadı bu adıma teşvik etmesinin, Hizbullah’ın hem kendi tabanı nezdindeki güvenilirliğini sarstığını hem de İsrail’e gerekçe sunduğunu ifade etti.

rtbht
İsrail bombardımanından kaçmak için evlerini terk eden Lübnan’ın güneyinden gelen yerinden edilmiş kişiler, Beyrut şehir merkezine sığındı. (EPA)

Bu çerçevede, ülkedeki siyasi bölünmede tarafsız konumda bulunan bir başka siyasi kaynak, ilk ve devamındaki füze atışlarının İran üzerindeki ABD-İsrail askeri baskısını hafifletmeye ya da sahadaki güç dengesini değiştirmeye yönelik herhangi bir sonuç doğurmadığını kaydetti. Kaynak, buna karşılık söz konusu adımların güney bölgelerinden, Beyrut’un güney banliyölerinden ve Bekaa’ya kadar uzanan hatta eşi görülmemiş bir göç dalgasına yol açtığını vurguladı. Bu gelişmenin, Hizbullah’ın toplumsal tabanı içinde de bir kırılmaya neden olduğu; Hizbullah yönetiminin, yerinden edilenler için alternatif barınma imkânları sağlamadan aldığı bu ‘hesaplanmamış karar’ nedeniyle açık biçimde eleştirildiği aktarıldı.

İranlı diplomatların sınır dışı edilmesi

Aynı kaynak, ABD’nin İsrail adına Lübnan hükümetinden Beyrut’taki İran Büyükelçiliği’nde görev yapan çok sayıda İranlı diplomatı sınır dışı etmesini talep ettiğini açıkladı. Söz konusu kişilerin İran diplomatik pasaportlarıyla ülkeye giriş yaptıkları, ancak fiilen DMO’ya bağlı Kudüs Gücü mensubu oldukları ve Hizbullah ile Hamas ve İslami Cihad hareketleriyle askeri koordinasyon yürütmekle görevlendirildikleri iddia edildi. Bu kişilerin, İsrail ile süren askeri çatışma dosyasının yönetimini denetleme rolü üstlendikleri öne sürüldü.

Kaynak, bu isimlerin Hizbullah’ın askeri kanadını füze atışlarına teşvik etmiş olabileceğini de dışlamadı. Söz konusu saldırıların, Naim Kasım’ı zor durumda bıraktığı ve DMO’nun Hizbullah kararları üzerindeki belirleyici etkisi nedeniyle daha sonra saldırıları sahiplenmek zorunda kaldığı ifade edildi. Bu gelişmenin ise Nebih Berri ile ilişkilerin sarsılmasına yol açtığı kaydedildi.

Kasım ve Nasrallah arasında

Kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, Naim Kasım ile selefi Hasan Nasrallah arasındaki fark, Kasım’ın DMO’nun Hizbullah üzerindeki baskısını azaltamaması ve buna karşı koyamamasıyla ortaya çıkıyor. Bu durum, Kasım’ın kararların Lübnan iç siyaseti ve Hizbullah’a olası zararlarını göz önünde bulundurmasını zorlaştırıyor. Selefi Nasrallah ise İran’ın taleplerine her zaman boyun eğmeyerek, yerel sahadaki etkileri azaltmak ve iç durumu mümkün olduğunca gözetmek için tartışma ve müzakere zemini yaratabiliyordu.

hgyhgd
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)

Kaynağa göre Kasım, kendi tabanına Nasrallah’ın suikastına karşı İslami Direniş’in neden yanıt veremediğini açıklayacak bir gerekçe bulamıyor. Kasım, yanıt vermemesini ateşkes anlaşmasına bağlıyor; bu tutum, İsrail’in tekrar eden ihlalleri, saldırıları ve önde gelen siyasi ve askeri liderlerin öldürülmesi karşısındaki yaklaşımına da yansıyor.

Kaynak, “Kasım kendi tabanına, tekrar eden İsrail saldırılarına yanıt vermemeyi nasıl gerekçelendirecek? Oysa İran’a destek sağlamakta tereddüt etmedi. Bu durum, Şii toplumu ve diğer topluluklar önünde, ayrıca partisinin içinde yer aldığı hükümet nezdinde ona ciddi bir utanç yaşatmıyor mu?” diye sordu. Özellikle Hizbullah’ı hükümette temsil eden iki bakan, Muhammed Haydar ve Rakkan Nasreddin’in, füzelerin atılmasına şaşırdığı ve Hizbullah’ın İran lehine müdahale etmeyeceğine kesin inandıkları kaydedildi.

Füze atışları, bakanlar için kafa karıştırıcı oldu; zira her iki bakan da hükümetin Hizbullah’ın askeri ve güvenlik faaliyetlerini yasaklayan kararına karşı çıkmıştı. Bu karar, Hizbullah’ın askeri kanadının feshi ve siyasi kanadının diğer siyasi güçler gibi bırakılmasını öngörüyordu.

Kaynak, bakanların hükümet oturumunda uluslararası talebin Hizbullah’a ait askeri faaliyetlerin tamamen yasaklanması olduğu ve geri adım atılamayacağı bilgisini aldıklarını; özellikle Berri’ye yakın bakanların desteğiyle, hükümetin uygulamayı tereddütsüz üstlenmek zorunda kaldığını aktardı.

Yeni sınır şeridi

Kaynağa göre Hizbullah kendi hesaplarını gözden geçirmek yerine füze atışlarına yöneldi ve bu adım Lübnan’ı açık bir savaşın içine soktu. Söz konusu gelişme, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, İsrail’in savaşın kapsamını genişletme ve Litani Nehri güneyindeki bölgeyi ‘nüfussuz yeni bir sınır şeridi’ haline getirme tehdidine karşı bir dizi temas başlatmaya zorladı. Güvenlik kaynaklarına göre İsrail, Lübnan topraklarında kara, deniz ve hava yoluyla kontrolünü fiilen uyguluyor ve Hizbullah’ın füzeleri onu durduramıyor.

efer
ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmanın ardından Hizbullah ile gerginliğin artması üzerine Lübnan sınırında konuşlandırılan İsrail askeri araçları (Reuters)

Kaynak, İsrail’in saldırılarını genişleterek, Lübnan üzerinde baskı kurmak ve Hizbullah’ın silahlarını fiilen etkisiz hale getirmeye başlamak niyetinde olduğunu belirtti. Aynı zamanda İsrail’in, Şii topluluğunu Hizbullah’a karşı kışkırtmayı hedeflediğini, Güney Lübnan ve Beyrut’un güney banliyösünün neredeyse tamamen nüfussuz kalabileceğini, planın Bekaa’daki Şii çoğunluğa sahip bölgeleri de kapsayabileceğini öngördü.

Kaynak, İsrail’in Lübnan’a yönelik olası son savaşını öngörse de, Hizbullah’ın İran’ı destekleyerek askeri bir değerlendirmede hata yapıp yapmadığı sorusunu gündeme getirdi. Hizbullah, savaşın uzun sürmeyeceğini ve biraz direnç göstererek ateşkes ve müzakerelerde yer alabileceğini düşünmüş olabilir. Kaynak, bu ihtimali ‘imkânsız’ olarak nitelendirerek, bunun Lübnan-İran ilişkilerini uçuruma sürükleyebileceğini; özellikle Körfez ülkelerinin Tahran ile diplomatik ilişkilerini kesme kararı alması durumunda ciddi sonuçlar doğuracağını ifade etti.



Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor
TT

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi, hükümet güçlerinin batı kıyısında geniş bir bölgedeki mevzilerini Husilere kaptırmasının ardından önceliklerini yeniden belirlemeye çalışıyor. Husiler, 3-11 Eylül tarihleri arasında düzenledikleri saldırıda Hays, el-Huha ve el-Muha ile limanını ele geçirerek Kızıldeniz'in güneyindeki Bab el-Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve Yemen'e ait diğer adalara kadar ilerledi.

Yemen yönetimi, güçlerini yeniden organize etmeyi ve yeniden konuşlandırmayı hedeflerken çatışmaların devam edeceğini ve inisiyatifin yeniden ele geçirileceğini vurguluyor. Hükümet kaynakları, bazı askerlerin Marib'e intikal ettiğini ve eş zamanlı olarak yerinden edilenleri karşılamaya yönelik hazırlıkların sürdüğünü belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih'in liderliğindeki Ulusal Direniş, İran'ı, Devrim Muhafızları ve bölgedeki müttefikleri aracılığıyla saldırıya doğrudan destek vermek ve operasyonu yönetmekle suçladı. Ulusal Direniş, saldırının Husilerin kıyı boyunca geniş alanları ve mevzileri ele geçirmesiyle sonuçlandığını bildirdi.


Lübnan’da İsrail’in güneydeki patlamalarının sismik etkilerine ilişkin endişe

İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
TT

Lübnan’da İsrail’in güneydeki patlamalarının sismik etkilerine ilişkin endişe

İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde art arda gerçekleştirdiği patlamalar artık yalnızca “Hizbullah”a ait tesis ve mevzileri hedef alan askerî operasyonlar olmaktan çıktı. Bu patlamaların ardından, yer altında neler yaşanabileceğine ilişkin soru işaretleri ve endişeler de artmaya başladı.

İsrail’in özellikle yer altındaki tesisleri ve tünelleri hedef aldığı güney Lübnan’daki kasaba ve bölgelerde düzenlediği saldırılarda büyük miktarlarda patlayıcı kullanılıyor. Bu patlamalar, zaman zaman hedef alınan bölgenin çevresinin çok ötesinde hissedilen şok dalgaları ve sarsıntılar oluşturuyor.

Patlamaların tekrarlanmasıyla birlikte, etkilerinin yalnızca yeryüzündeki yıkımla sınırlı kalmayıp bölgede hâlihazırda aktif olan jeolojik katmanları ve fay hatlarını da etkileyebileceğine yönelik endişeler artıyor.

fvghy
Lübnanlılar, güney Lübnan’ın Sur kentinde sahilde vakit geçirirken, İsrail saldırısının hedef aldığı Mansuri kasabasından dumanlar yükseliyor. (Reuters)

Uzmanlara göre bu patlamaların sonuncusu ve en büyüğü, Ali et-Tahir Tepesi içindeki yer altı tesislerini hedef alan saldırıydı. Televizyon ekranlarına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde tepenin içinden dev alevlerin yükseldiği görülürken, geniş bir alanda yaşayanlar patlamanın neden olduğu sarsıntıları hissetti.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu, 4,1 büyüklüğünde bir sarsıntı kaydedildiğini bildirdi.

O gece bölge sakinleri büyük korku yaşadı. Patlama bölgesine yaklaşık 20 kilometre mesafede yaşayan bir kişi yaşananları, “Yer yaklaşık beş saniye boyunca bizimle birlikte sallandı” sözleriyle anlattı. Bu ifade, sarsıntıların hissedildiği alanın ne kadar geniş olduğunu ortaya koyuyor.

Yer altında oluşan ek basınç için daha fazla araştırma gerekiyor

Bu endişeler ışığında, söz konusu patlamaların sonuçlarının ve gelecekte sarsıntı ya da depremlere yol açıp açmayacağının belirlenmesi için daha fazla zaman ve araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.

cdfvgt
Güney Lübnan’ın Haniye köyünden görülen İsrail İHA’sı, Mansuri köyündeki evlerin üzerine bırakıp patlatmak üzere bir kutu dolusu patlayıcı taşıyor. (AP)

Ulusal Bilimsel Araştırma Konseyi’ne bağlı Jeofizik Merkezi Müdürü Dr. Marlin el-Bereks de bu görüşü destekliyor. Bereks, “Patlamanın oluşturduğu ve 4,2 büyüklüğündeki bir depremle karşılaştırılabilecek dalgalar gerçekten kaydedildi” dedi.

Ali et-Tahir’deki patlamanın en büyüğü olduğunu, onu Şakif’teki patlamanın izlediğini belirten Bereks, “Büyük çaplı patlamalar yer altında ilave bir basınç oluşturuyor. Bu basınç, faylarda zaten mevcut olan gerilime ekleniyor. Ancak şu aşamada bu basıncın boyutunu belirlemek ya da kayalarda kırılmaya veya sarsıntı ve depremlerin tetiklenmesine yetecek düzeyde olup olmadığını kesin olarak söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Bereks, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, patlamaların ardından doğal sismik hareketliliğin bilimsel açıdan dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. “Bu aktivitede olağandışı bir değişiklik meydana gelirse, bu endişe gerektiren bir işaret olabilir” diyen Bereks, merkez tarafından şu ana kadar bu patlamalarla ilişkilendirilebilecek olağandışı bir hareketlilik kaydedilmediğini belirtti. Ancak kesin bir değerlendirme yapılabilmesi için daha ayrıntılı veri ve araştırmalara ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Tekrarlanan patlamaların etkisine ilişkin endişe

Afet yönetimi ve tıbbı uzman Dr. Cibran Karnauni ise konuya daha kaygı verici bir açıdan yaklaşıyor.

Karnauni, “Ali et-Tahir Tepesi, Yammune Fayı’ndan ayrılan Rum Fayı üzerinde bulunuyor. Bölge aktif faylar içeriyor. Bu nedenle, özellikle büyük miktarlarda patlayıcı kullanılan saldırıların devam ettiği bir ortamda, tekrarlanan patlamaların bu faylar üzerindeki etkisi endişe yaratıyor” dedi.

Lübnan’da çok sayıda sismik fay bulunuyor. Rum Fayı, Lübnan’ın güneyinde yoğunlaşıyor; Cezin’den başlayarak Sayda’nın doğusundaki Rum kasabasına uzanıyor, ardından İklim el-Harub ve Damur yönüne kıvrılarak Hilda ve Beyrut’un Ra’s Beyrut bölgesine kadar ilerliyor. Bazı görüşlere göre fay, kuzeye doğru Akdeniz’e kadar uzanıyor.

dfgthy
İsrail ordusunun kontrolüne geçirdiği ve perşembe gecesi güney Lübnan’ın Nebatiye kenti yakınlarında Hizbullah’a ait tünel ağını patlattığı Ali et-Tahir Tepesi. (AP)

Karnauni, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Risk yalnızca patlamanın gerçekleştiği anla sınırlı değil. Asıl sorun, özellikle fay hatlarının yakınındaki bölgelerde patlamaların tekrarlanmasıyla etkilerin zaman içinde birikme ihtimali” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Karnauni, bu operasyonların gerçekten sismik hareketliliği tetikleyip tetikleyemeyeceğinin belirlenmesi için uzmanlaşmış jeolojik ve sismik değerlendirmelere ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

Bu patlamaların İsrail’i de olumsuz etkileyip etkilemeyeceği ve sarsıntı veya deprem olasılığını artırıp artırmayacağı sorusuna ise Karnauni şu yanıtı verdi:

“Kesin bir hükme varmak mümkün değil. Ancak İsrailliler patlamaların şok dalgasını kontrol edebilir ve bunun yönünü güneye, yani kuzey İsrail’e değil, Lübnan yönüne çevirebilir.”

Endişeler yalnızca depremlerle sınırlı değil. Karnauni’ye göre derin ve şiddetli patlamalar, kaya katmanları, yer altı suları ve çevredeki kanalizasyon şebekeleri üzerindeki basınç konusunda da soru işaretleri yaratabilir. Şebekelerin zarar görmesi ve kanalizasyon suyunun içme suyuna karışması halinde altyapıda hasar veya su kaynaklarında kirlenme meydana gelebilir.

Endişeler 2023’ten bu yana sürüyor

Bu endişeler yeni değil. Ekim 2023’te “Hizbullah” ile İsrail arasında savaşın başlamasından, 2024 boyunca İsrail’in güney Lübnan’daki askerî operasyonlarını genişletmesinden ve ardından yıkım ve patlatma faaliyetlerinin sürmesinden bu yana, zaten sismik hareketliliğin görüldüğü bölgelerde art arda gerçekleştirilen patlamaların yaratabileceği etkiler gündeme geliyor.

Son yıllarda büyük çaplı patlamaların yaşandığı başlıca bölgeler Adise ve Kefr Kila oldu.

Bu patlamalardan önce de Beyrut’un güney banliyölerini hedef alan iki büyük saldırı gerçekleşmişti. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesi amacıyla her biri yaklaşık 2 bin libre ağırlığında 85 sığınak delici bomba kullanılırken, Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin’e yönelik saldırıda toplam ağırlığı 73 tona ulaşan bombalar kullanılmıştı.


Irak, İran’la sınır kapılarını yeniden açıyor

Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
TT

Irak, İran’la sınır kapılarını yeniden açıyor

Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)

Irak makamları, dün İran’la arasındaki üç kara sınır kapısının kademeli olarak yeniden açılacağını açıkladı. Söz konusu sınır kapıları, Suudi Arabistan’daki bir petrol boru hattına yönelik İHA saldırısının ardından kapatılmıştı. Bağdat, saldırının Irak topraklarından gerçekleştirildiğini kabul etti.

Resmî “Güvenlik Medyası Birimi”, Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ali Zeydi’nin, Şelemçe, Mendeli ve Şeyb sınır kapılarının yeniden açılması için belirli takvimlerin oluşturulması yönünde talimat verdiğini bildirdi.

Söz konusu üç sınır kapısı Basra, Meysan ve Mendeli vilayetlerinde bulunuyor. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar, Meysan vilayetindeki Şeyb Sınır Kapısı yakınlarından gerçekleştirildi. Bunun üzerine Başbakan, vilayet emniyet müdürünü görevden aldı; güvenlik birimlerinin yöneticilerini ise görevden uzaklaştırarak, soruşturma için ilgili makamlara sevk etti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre analistler, sınır kapılarının kapatılması kararının İran tarafına yönelik eşi görülmemiş bir “uyarı mesajı” niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulundu. Güvenlik Medyası Birimi daha önce yaptığı açıklamada, “Yetkili güvenlik birimleri, bazı sınır kapılarında idari ve güvenlik düzenlemelerine yönelik işlemleri başlattı. Bu durum söz konusu kapıların kapatılmasını gerektirdi. İhlal ve usulsüzlüklerin koşullarını ortaya çıkarmak amacıyla gerekli hukuki tedbirler alınmış, istihbarat çalışmalarının yanı sıra soruşturma ve denetimler yoğunlaştırılmıştır” ifadelerini kullanmıştı.