Suriyeli bir adam dün, çarşamba günü Beyrut’u hedef alan yoğun İsrail hava saldırılarında hayatını kaybeden eşi ile beş çocuğundan dördünü, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Deyrizor vilayetinde toprağa verdi.
Aile, altı yıl önce Lübnan’a sığındığında ülkelerine dönüşün bu şekilde olacağını öngörmemişti.
Cenazeler, altı aylık hamile olan kadının naaşıyla birlikte, Lübnan’dan gelen bir otobüsle taşınan ahşap tabutlar içinde getirildi. Tabutların yan taraflarına isimlerin elle yazıldığı görüldü. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, erkekler defin öncesinde Sur kasabasında otobüsün yanında gözyaşı dökerken, taziye için toplanan kalabalık da aileye destek verdi.
Ailenin kızlarından birinin naaşına ise henüz ulaşılamadı. Üç gün süren arama çalışmalarının bugün sona erdiği, kayıp kızın enkaz altında olduğunun değerlendirildiği belirtildi.
Söz konusu saldırı, İsrail’in çarşamba günü önceden uyarı yapmaksızın düzenlediği yaklaşık 100 hava saldırısından biri olarak kayda geçti. İsrail ordusu, saldırıların Beyrut ve Lübnan’ın diğer bölgelerinde Hizbullah ile bağlantılı olduğunu öne sürdüğü hedeflere yönelik olduğunu açıkladı. Aynı gün 350’den fazla kişi hayatını kaybetti; ölenlerin üçte birinin kadın ve çocuklardan oluştuğu bildirildi. Bu bilanço, yaklaşık altı haftadır süren savaşın en kanlı günü olarak değerlendirildi.

Çok sayıda saldırının, Beyrut’un merkezindeki caddeleri ve çatışma bölgelerinden uzak, yoğun nüfuslu mahalleleri hedef aldığı bildirildi.
Baba Hamad el-Galib, apartmanda bekçi olarak çalıştığı sırada tüp almak için ev dışında bulunduğu için saldırıdan kurtuldu. Yaşadığı Ayn Mureyse mahallesine hava saldırısı düzenlendiğini öğrenince hızla geri dönen el-Galib, genellikle yürüyüş ve spor yapan insanlarla dolu olan ünlü Beyrut sahil şeridi yakınındaki bir caminin arkasındaki binadan yükselen yoğun dumanla karşılaştı.
El-Galib, “İsrail saldırısı kızlarımı öldürdü. Onlar masumdu, sadece evde oturuyorlardı. Öğle yemeği yiyorlardı” dedi.
Kurtarma ekiplerinin, ailesinin cenazelerini enkaz altından çıkarmasının üç gün sürdüğünü belirten el-Galib, “Kızım Fatıma hâlâ kayıp” ifadesini kullandı. Kayıp olduğu belirtilen Fatıma’nın 10 yaşında olduğu, 12 yaşındaki diğer kızının bulunduğu; erkek çocuklarının ise 17, 14 ve 13 yaşlarında olduğu aktarıldı.
Aynı saldırıda, ailenin üç akrabasının daha hayatını kaybettiği bildirildi. Söz konusu kişilerin, Deyrizor’un eş-Şuhayl beldesinde dün toprağa verildiği kaydedildi.

Hamad el-Galib, ailesinin 2020 yılında, aşiret grupları ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki yerel gerilimlerin artması üzerine yaşadıkları bölgeden göç ederek Lübnan’a sığındığını belirtti.
Ölenler ve yaralananlar arasında Suriyeli mülteciler de bulunuyor
Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre, çarşamba günü düzenlenen İsrail hava saldırılarının ve ülke genelindeki diğer saldırıların yol açtığı can kayıpları, İsrail ile Hizbullah arasında bir aydan uzun süredir devam eden savaşta toplam vefat sayısını bin 950’nin üzerine, yaralı sayısını ise 6 bin 300’ün üstüne çıkardı. Hayatını kaybedenler ve yaralılar arasında en az 315 Suriyelinin de bulunduğu bildirildi.
Çarşamba günkü saldırılarda hayatını kaybedenler arasında Lübnan vatandaşı olmayanların sayısı ise netlik kazanmadı. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın verileri milliyetlere göre ayrıntı içermiyor.
Yetkililer, en az 39 Suriyelinin hayatını kaybedenler arasında yer aldığını açıkladı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Sözcüsü Dalal Harb, Ayn Mureyse’de hayatını kaybeden ailenin kuruma kayıtlı olmadığını belirtti. Lübnan’da yaklaşık 530 bin Suriyeli mültecinin kayıtlı olduğu, ancak yüz binlercesinin kayıt dışı bulunduğunun tahmin edildiği ifade edildi.
Eski Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Aralık 2024’te devrilmesinin ardından yüz binlerce Suriyelinin Lübnan’dan geri döndüğü, ancak iş imkânlarının yetersizliği ve süregelen şiddet olayları nedeniyle çok sayıda kişinin dönüş konusunda tereddüt yaşadığı aktarıldı.
Hamad el-Galib’in kardeşi Cuma el-Galib, patlamanın meydana geldiği sırada binadan yaklaşık 150 metre uzaklıkta bulunduğunu söyledi. “Koştuk, koştuk, ardından ikinci patlama oldu” dedi.
Binaya ulaştığında yapının çökmeye başladığını belirten el-Galib, “Artık binadakileri kurtarmak için çok geçti. Onlara seslendik ama kimse yanıt vermedi” ifadelerini kullandı.
Ambulansların daha sonra cenazeleri enkazdan çıkardığını belirten el-Galib, naaşları hastanede teşhis ettiğini söyledi.
