Suriye’de beklenen kabine değişikliği, SDG’nin entegrasyonunu da göz önünde bulunduruyor

Bakanlık görevlerinde değişiklik ve vali atamalarında hareketlilik

Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Suriye’de beklenen kabine değişikliği, SDG’nin entegrasyonunu da göz önünde bulunduruyor

Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye hükümetine yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, önümüzdeki günlerde Suriye hükümetinde kapsamlı bir kabine değişikliği yapılmasının beklendiğini bildirdi. Kaynaklara göre, değişiklik yalnızca kabine ile sınırlı kalmayacak; birçok bakanlıkta yeniden yapılanma da gerçekleştirilecek. Egemenlik alanındaki bazı bakanlıklar dahil olmak üzere çeşitli kurumlarda yapısal düzenlemeler ve bazı valileri kapsayan görev değişiklikleri planlanıyor.

Söz konusu kabine revizyonunun, Mart 2025’te kurulan hükümetin üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesinin ardından gündeme geldiği belirtiliyor. Bu hükümet, daha önceki geçici yönetimin görevini devralmasının ardından oluşturulmuştu.

Değişikliğin özellikle yerel yönetimler ve çevre, sağlık, spor ve gençlik, tarım, ulaştırma, eğitim ile yükseköğretim gibi hizmet bakanlıklarını kapsaması bekleniyor.

Şarku’l Avsat kaynakları, değişiklik kapsamındaki bazı bakanlıklarda vekâleten yönetim uygulanacağını, kurum içinden görevlendirilen isimlerin geçici olarak işleri yürüteceğini belirtti. Sürecin, devlet kurumlarının farklı kademelerini etkileyecek daha geniş bir yeniden yapılanmanın parçası olduğu ifade edildi.

Söz konusu değişim süreci Tarım Bakanlığı ile başladı. Bakan Emced Bedr’in yerine, daha önce Bakan Yardımcısı ve Haksız Kazançla Mücadele Komitesi Başkanı olan Basil Suveydan geçici olarak görevlendirildi. Sağlık Bakanlığı’nda ise Musab Nizal el-Ali’nin yerine Muhammed Mesalihi’nin atandığı bildirildi.

fgfgf
Suriye Spor Bakanı, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın huzurunda yemin ederken (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat’ın elde ettiği bilgilere göre, planlanan değişikliklerin bir kısmı bakanların kendi kişisel talepleri üzerine gerçekleşti. Bu gerekçeler arasında sağlık sorunları da bulunuyor. Ayrıca görevden alınan bazı bakanların ilerleyen süreçte daha üst düzey yönetim pozisyonlarına getirilebileceği ifade ediliyor. Öte yandan bazı değişikliklerin performans değerlendirmeleri sonucunda yapıldığı, bununla birlikte siyasi yakınlaşma süreçleri ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) devlet yapısına entegrasyon sürecini hızlandırma çabalarının da etkili olabileceği belirtiliyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Şam’da düzenlenen el-Feyha Spor Salonu açılışında yaptığı konuşmada, Gençlik ve Spor Bakanı Muhammed Samih Hamid’in sağlık gerekçeleriyle görevden affını talep ettiğini kendisine ilettiğini açıklamıştı.

Egemenlik alanındaki bakanlıklarda herhangi bir değişiklik yapılmayacak

Son haftalarda İçişleri Bakanlığı’nda da değişiklik yapılacağı yönünde iddialar gündeme geldi. Bu iddialara göre mevcut İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanlığı’na getirilmesi, yardımcısı Abdulkadir Tahan’ın ise bakanlığa atanması planlanıyordu. Ancak hükümet kaynakları, egemenlik alanındaki hiçbir bakanlığın bakan düzeyinde bir değişikliğe tabi tutulmayacağını doğruladı.

frtbrtb
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani arasında yapılan görüşmeden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklar, Cumhurbaşkanlığı’nın bu bakanlıklarda istikrarın korunmasını istediğini, özellikle son dönemde elde edilen güvenlik başarılarının bu kararda etkili olduğunu belirtti. Bu başarılar arasında eski rejime bağlı bazı savaş suçlularının, örneğin Emced Yusuf gibi isimlerin yakalanması da bulunuyor. Ayrıca, SDG’nin devlet yapısına entegrasyon süreciyle bağlantılı kurumların da çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi. Bu kapsamda Savunma Bakanlığı’nın askerî yapının yeniden düzenlenmesi üzerinde çalıştığı, Adalet Bakanlığı’nın doğu bölgelerindeki adliye binalarının sisteme entegrasyonunu yürüttüğü, ayrıca Enerji ve Ekonomi bakanlıklarının da bu sürece eşlik ettiği kaydedildi.

Sokaktaki gerginliği gidermek

Kaynaklar, İçişleri ve Savunma gibi bazı bakanlıkların halk nezdinde önemli bir takdir topladığını, ancak özellikle Enerji, Ekonomi ve Maliye gibi bazı bakanlıklara yönelik memnuniyetsizlik bulunduğunu belirtiyor. Bu bakanlıklar, halkın üzerindeki ekonomik yükler nedeniyle görevden alınmaları yönünde taleplerle karşı karşıya. Buna rağmen Suriye yönetiminin bu sorunların karmaşık nedenlerinin farkında olduğu, kurumların çalışmalarını ve yürütülen geliştirme projelerini yakından takip ettiği ve bu nedenle söz konusu bakanlıkların büyük ölçüde değişim dışında tutulduğu ifade ediliyor.

fdbfd
Azerbaycan ve Suriye enerji bakanları cumartesi günü gaz tedarik anlaşması imzaladı. (SANA)

Kaynaklara göre bu süreç, aynı zamanda ‘sokaktaki gerilimi azaltmaya yönelik kritik kararlarla’ birlikte ilerlemeli. Özellikle yüksek elektrik faturaları, kamu hizmetlerine yönelik memnuniyetin düşmesinde önemli bir etken olarak görülüyor. Buna karşın elektrik hizmetlerinde kesinti sürelerinin azalması ve hizmet kalitesindeki iyileşme dikkat çekiyor. Benzer bir tablo telekomünikasyon alanında da yaşanıyor. Mobil şebeke kapsama alanında belirgin bir iyileşme ve erişimin genişlemesi sağlanırken, buna paralel olarak hizmet maliyetlerinin ve fiyatların arttığı belirtiliyor.

Kapsamlı yeniden yapılandırma

Planlanan kabine değişikliğinin yalnızca bakanlıklarla sınırlı kalmayacağı, bakanlıklara bağlı müdürlükler ve üst düzey görevleri de kapsayacak şekilde genişletileceği bildirildi. Bu kapsamda İçişleri, Savunma, Turizm, İletişim, Teknoloji ve Enformasyon bakanlıkları gibi kurumlarda bazı üst düzey isimlerin görevden alınarak yerlerine yeni atamalar yapılabileceği ifade ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, Suriye’de devlet kurumlarının yeniden düzenlenmesine yönelik geniş kapsamlı bir değişim süreci yürütülüyor. Bu süreçte bakan yardımcıları ve idari müdürlerin yanı sıra özellikle Turizm Bakanlığı’nda önemli değişiklikler yapıldığı, ayrıca sendika ve meslek örgütlerine kadar uzanan bir yeniden yapılanma planlandığı belirtiliyor. Bu çerçevede Suriye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Favaz Ahmed’in görevden alınması gündeme gelirken, ülke genelinde barolar gibi meslek örgütlerinde de yeni yönetimlerin oluşturulması için çalışmalar yürütülüyor.

Ayrıca bazı valileri kapsayan geniş çaplı yer değişikliklerinin de gündemde olduğu, özellikle Halep ve Humus gibi büyük şehirlerin bu değişimden etkilenebileceği ifade ediliyor. Yerel kaynaklara göre Halep Valisi Azzam el-Garib’e, Cumhurbaşkanlığı’na yakın bir yürütme yapısında üst düzey bir görev teklif edildiği, ancak Garib’in halen kentteki görevine devam etmeyi değerlendirdiği aktarıldı.

Bunun yanında Humus Valisi Abdurrahman el-Ama’nın görevden alınarak Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne atanacağı, yerine ise Murhaf en-Nasan’ın Humus Valisi olarak görevlendirileceği yönünde haberler de dolaşıyor.

Paylaşım sisteminin yokluğu

Jusoor Araştırma Merkezi araştırmacısı Vail Alvan, Suriye’de mevcut hükümetin üzerinden bir yıl geçmesinin ardından gündeme gelen kabine ve idari değişiklik tartışmalarını, Cumhurbaşkanlığı tarafından yürütülen bir performans değerlendirmesine bağladı.

Alvan Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu tür süreçlerin genellikle paralel siyasi gelişmelerle birlikte ilerlediğini belirtti. Alvan’a göre bu gelişmeler arasında Suriye Meclisi’nin ilk oturumlarının yapılması veya SDG ile yakınlaşma süreci gibi unsurlar yer alıyor. Alvan, mevcut göstergelerin henüz kapsamlı bir hükümet değişikliğine ya da tamamen yeni bir kabine kurulmasına işaret edecek düzeyde olmadığını ifade etti.

df fd
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, 15 Nisan 2026 tarihinde Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin de hazır bulunduğu bir toplantıda SDG lideri Mazlum Abdi ile Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’i kabul etti. (SANA)

Alvan, bakanların belirlenme sürecinin ve yapılan incelemelerin takip edilmesi sonucunda, hükümette ‘paylaşımcı siyaset’ ya da taraflar arasında uzlaşmaya dayalı bir bakanlık dağılımı anlayışının bulunmadığını gözlemlediklerini söyledi. Alvan’a göre, buna rağmen önümüzdeki dönemde SDG mensuplarının bakan, bakan yardımcısı veya vali gibi karar alma pozisyonlarında yer alması mümkün. Bunun, güç paylaşımı ve tek elde iktidar toplanmaması ilkesi çerçevesinde ‘doğal’ bir gelişme olduğu değerlendiriliyor. Bakanlık ve görevlerin ise liyakat, performans değerlendirmesi ve düzenli gözden geçirme mekanizmalarıyla belirlendiği, bu nedenle görevlerin sürekli denetime açık olduğu ifade ediliyor.

Alvan ayrıca, yürütme organı içinde bazı bakanlıklar ya da sorumlu pozisyonlarda meclisin toplanmasından önce sınırlı değişikliklerin olabileceğini belirtti. Ancak kapsamlı bir hükümet değişikliğinin parlamentonun faaliyete geçmesine bağlı olduğunu, bunun daha geniş çaplı ve bazı hassas egemenlik bakanlıklarını da kapsayabilecek bir yeniden yapılanma sürecine zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Bu tür bir değişimin ise mevcut sürecin ötesinde, kapsamlı bir performans değerlendirmesinin sonucu olacağı kaydedildi.

Parlamentonun yetkileri

Öte yandan Halep’ten seçilen Suriye Halk Meclisi üyesi Akil Hüseyin, beklenen değişim sürecinin parlamentonun yetkileriyle ya da meclisin faaliyete başlamasıyla doğrudan bağlantılı olmadığını belirtti. Bu durumun, geçen yıl mart ayında kabul edilen anayasal bildiri çerçevesinde şekillendiğini ifade etti.

fvfe
Şam’daki Halk Meclisi binası ilk oturumunu bekliyor. (AFP)

Hüseyin, hukuki açıdan meclisin hükümetin kurulmasını onaylama, atama yapma ya da güvenoyu verme yetkisine sahip olmadığını söyledi. Mevcut yönetim sisteminde meclisin rolünün daha çok bakanların denetlenmesi ve hesap verebilirliğinin sağlanmasıyla sınırlı olduğunu, dolayısıyla kabine değişikliklerinin doğrudan Cumhurbaşkanı’nın yetkisi dahilinde gerçekleştiğini vurguladı.

Suriye’de kabul edilen anayasal bildiri başkanlık sistemi esasına dayanıyor, geniş yürütme yetkileri cumhurbaşkanında toplanıyor ve yürütme organı doğrudan cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor.



Washington ve Tahran arasında Zeydi: Yetersiz bir hükümet ve mercek altındaki Irak egemenliği

 Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Washington ve Tahran arasında Zeydi: Yetersiz bir hükümet ve mercek altındaki Irak egemenliği

 Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)

Selam Zeydan

Irak parlamentosu, Iraklı fraksiyonların hükümete katılmasının engellenmesi sebebiyle son derece karmaşık bölgesel ve iç koşulların ortasında, Ali el-Zeydi hükümetine güvenoyu verdi ve 23 bakanlık için önerdiği adaylardan 14'ünü onayladı.

Hukuk Devleti Koalisyonu Başkanı Nuri el-Maliki, parlamentonun Yüksek Öğretim ve İçişleri bakanlıkları için adaylarını reddetmesinin ardından büyük darbe aldı. Aynı kaderi, Sünni müttefiki Azm Koalisyonu Başkanı Müsenna es-Samarrai de yaşadı; Kültür ve Planlama bakanlıkları için adayları parlamento tarafından reddedildi.

Konu hakkında bilgili kaynaklara göre Zeydi, silahlı örgütlerle bağlantılı herhangi bir bakanı reddetmesi için yoğun Amerikan baskısıyla karşı karşıya kaldı. Çok sayıda bakan adayı veto edildi ve yerlerine yenileri önerildi. Kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi’nin, özellikle bazı fraksiyonların silahsızlanma ve yalnızca siyasi sürece katılma arzusunu dile getirmesi nedeniyle, Amerikan tarafıyla müzakereler sonuçlanana kadar bu fraksiyonlara tahsis edilen bakanlıklar için yeni adayların sunulmasını ertelemeye karar verdiğini doğruladı. Zeydi, yaklaşan Kurban Bayramı'ndan sonra kabinesini tamamlayacak ve kalan dokuz bakanlık pozisyonu için Amerikan tarafıyla bir anlaşmaya varmaya çalışacak.

Bu arada İran, Koordinasyon Çerçevesi’ne Amerikan baskısına boyun eğmemesi ve hükümet içindeki pozisyonlara fraksiyonların temsilcilerinin atanması yönünde yoğun baskı uyguladı. Bu ihtilaf, Amerikan tehditlerinin ciddiyetiyle birleşince, Koordinasyon Çerçevesi içinde bölünmeye yol açtı. Bu bölünmeden Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim ile Asaib Ehli-l Hak lideri Kays el-Hazali'nin temsil ettiği, ABD ile karşı karşıya gelmeye karşı çıkan grup zaferle çıktı.

Zeydi, son derece karmaşık koşullar altında görevi üstlendi. Irak, mutlak Amerikan ve İsrail hakimiyeti altındaki hava sahası üzerinde kontrol sahibi değil. Bu durum, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle petrol ihracatının yapılamaması ve hükümetin çalışanların maaşlarını ödeyememesi gibi zorlukla karşı karşıya kalmasıyla aynı zamanda meydana geldi.

Zeydi, son derece karmaşık koşullar altında görevi üstlendi. Irak, mutlak Amerikan ve İsrail hakimiyeti altındaki hava sahası üzerinde kontrol sahibi değil. Bu durum, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle petrol ihracatının yapılamaması ve hükümetin çalışanların maaşlarını ödeyememesi gibi bir zorlukla karşı karşıya kalmasıyla aynı zamanda meydana geliyor.

Koordinasyon Çerçevesi, Seyyid eş-Şuhada Tugayları’na bağlı ve Ebu Ala el-Veli önderliğindeki Zafer Hareketi, Hizbullah Tugayları’na bağlı Haklar Hareketi ile İmam Ali Tugayları’na bağlı ve Şibli el-Zeydi önderliğindeki Hizmetler Hareketi, ayrıca Muhsin el-Mendelavi önderliğindeki el-Esas Koalisyonu gibi fraksiyonları temsil eden güçlere herhangi bir bakanlık vermedi. Öte yandan, mevcut kabinede yer almayan Asaib Ehli-l Hak hareketi, başbakan yardımcılığı pozisyonunu hedefliyor. Bu görev için Kays Hazali, kardeşi ve hareketin genel sekreteri olan Leys Hazali'yi aday gösterdi.

Karmaşık bölgesel ortamda, Zeydi hükümeti, adaylar konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle İçişleri ve Savunma Bakanlıkları için atamaları kesinleştirmeden çalışmalarına başladı. Durumu daha da karmaşık hale getiren bir diğer unsur ise Irak'ta son zamanlarda Necef şehrinde bir İsrail askeri üssünün inşa edildiğine dair çıkan haberlerdi. Zira bu durum, Ekim 2023 savaşından bu yana İsrail ile çatışma halinde olan Iraklı örgütler için açık bir meydan okuma oluşturuyor.

Görsel kaldırıldı.Iraklı milletvekilleri, Bağdat'taki parlamento binasında, Başbakan Ali Zeydi başkanlığındaki yeni hükümeti oylamak üzere yapılacak oturuma katılıyor, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

Bu bağlamda, bilgili kaynaklar, Irak hükümetinin Necef çölündeki bu güçlerin ne kadar süre kaldığı ile ilgili kesin kanıtlardan yoksun olduğunu söyledi. Ancak, bir çobanın ihbarı üzerine, bölgeye derhal bir güvenlik gücü gönderildi ve söz konusu güç hedef alındı. Kaynaklar, ABD Büyükelçiliği ile temasa geçildikten sonra büyükelçiliğin Irak tarafına bu güçlerin kendileriyle bağlantılı olmadığını bildirdiğini ve o zaman bunların İsrail güçleri oldukları hipotezinin güçlendiğini de belirtti.

Aynı kaynaklar, bölgede beşten fazla uçak ve çok sayıda askeri aracın bulunduğunu vurguladı. 12 Günlük Savaş'tan bu yana Irak'ın hava savunma sistemlerinin yetersizliği nedeniyle Amerikan ve İsrail uçaklarının Irak hava sahasını kontrol ettiğini belirtmekte fayda var.

Kerbela Operasyon Komutanı Ali el-Haşimi şunları söyledi: “İsrailli güç Necef çölüne doğru 25 kilometre mesafede bulunuyordu. Kendisine yaklaşırken, güvenlik güçlerimizi hedef alan uçaklarla karşılaştık. Bu nedenle geri çekilmek yerine konuşlanmaya karar verdik. Ertesi gün, gücün bulunduğu yere doğru ilerlediğimizde, çoktan ayrılmış olduğunu gördük.”

Gücün söz konusu yerde 48 saatten fazla bulunmadığını ve bölgede haftalarca bulunduğu yönündeki haberlerin yanlış olduğunu, bunun bir üs değil, bir girişim olduğunu ifade etti.. Wall Street Journal'ın bir İsrail üssünün kurulduğuna ilişkin haberinin ardından, Ortak Operasyonlar Komutanlığı yeni bir askeri operasyon başlatacağını duyurdu. Bu operasyon, Irak hükümetinin bilmediği herhangi bir İsrail veya Amerikan üssünün varlığına ilişkin endişeler nedeniyle, bütün birliklerin katılımını ve ıssız çöl alanlarının aranması faaliyetlerini içeriyor.

Aynı bağlamda, Parlamento Güvenlik ve Savunma Komitesi üyesi Yaser İskender Vatut, İsrail güçlerinin 2003'ten önce kurulmuş bir askeri üsse ait eski bir piste bir günlük iniş gerçekleştirdiğini belirtti. İsrail varlığının amacının Irak topraklarından fırlatılan insansız hava araçlarının kalkış noktalarını takip etmek ve hedeflerini belirlemek olduğunu açıkladı. Irak güvenlik güçleri iniş alanına vardığında İsrail güçlerinin çoktan geri çekilmiş olduğunu, ardından yapılan aramada sadece askerlerin geride bıraktığı yiyecek artıklarının ve kalıntıların bulunduğunu kaydetti.

Ancak yazar Muntazar Nasır, Necef çölünde bir İsrail üssünün kurulmasını, devlet otoritesinin yokluğunu ortaya koyan büyük bir skandal olarak nitelendirdi. Bunu, devlet projesinin kendi mimarları veya projede yer alanlar tarafından, son yıllarda dış taleplere boyun eğilmesi nedeniyle çökmesine, ayrıca, direniş gruplarıyla bağlantılı bazı kişilerin Irak hava sahasında yabancı cisimleri tespit eden radarları hedef alıp devre dışı bırakmalarına bağladı.

Nasır, yaptığı açıklamaada, Irak hükümetinin Irak hava sahasını koruyan, güvenlik ve askeri konularda kendisi ile iş birliği yapan uluslararası koalisyonla olan anlaşmasını feshettiğini söyledi. İş birliğinin devam etmesinin Irak'ı bu tür ihlalleri ortaya çıkarmaktan sorumlu tutabileceği için feshedilmiş olabileceğini belirten Nasır, Irak'ın gelişmiş hava savunma sistemlerinden yoksun olduğu için tanımlanamayan cisimleri tespit edemediğini açıkladı.

Nasır şunu da vurguladı: “Bu İsrail üssü Sünni çoğunluklu bir bölge olan Anbar çölünde kurulmuş olsaydı, bu konu propaganda amacıyla kullanılır ve Sünni bileşene veya ayrım gözetmeksizin Sünni siyasi oluşumlara suçlamalar yöneltilirdi. Ancak bugün herkes sessiz çünkü burası Şii bir bölge ve Irak güçlerinin ve milislerinin burnunun dibinde bulunuyor.”

İsrail üssünün kurulmasının ardındaki amaçların çok sayıda olduğunu, bunların arasında İran'ın Tel Aviv'i hedef alan uçak ve füzelerini izlemek, sahip olduğu teknolojiyi korumak için bir uçağı veya mürettebatını kurtarmaya çalışmak gibi amaçların da bulunduğunu vurguladı. İsrail'in Irak devletine nüfuz edebilecek kapasitede olduğuna dair herkese açık bir mesaj gönderdiğini belirtti. “Hatta Bağdat'ın kalbinde özel operasyonlar bile gerçekleştirebilirken, etkili siyasi bloklar kurulacak hükümetteki paylarını güvence altına almakla meşgul oldukları için bu tehlikeyi fark edemediler” dedi.

Zeydi, Irak'ın İran’ın müdahalelerini sınırlamasını, müttefiklerini hükümet pozisyonlarından uzaklaştırmasını ve komşularını tehdit etmekten kaçınmasını talep eden Washington ile ilişkilerini yönetmede ciddi bir zorlukla karşı karşıya

Zeydi, Irak'ın İran’ın müdahalelerini sınırlamasını, müttefiklerini hükümet pozisyonlarından uzaklaştırmasını ve komşularını tehdit etmekten kaçınmasını talep eden Washington ile ilişkilerini yönetmede ciddi bir zorlukla karşı karşıya. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardı analize göre Chatham House'un Ortadoğu ve Kuzey Afrika programında araştırmacı olan Haydar el-Şakiri şunları söyledi: “Eğer İsrail'in Amerikan desteğiyle Necef'te üs kurduğu kanıtlanırsa, Irak ile ABD arasındaki ilişki daha da gerginleşecektir, çünkü şu anda ABD'nin Irak'ın egemenliğini ihlal etmesi nedeniyle ilişkide bir karışıklık yaşanıyor.” ABD'nin İsrail'in Irak'ın egemenliğini ihlal etmesine yardım ettiğini ve bunun gelecekte ve özellikle de güvenlik ve ekonomik anlaşmaların sonuçlandırılması alanında, İran ile ABD arasındaki ilişkileri karmaşıklaştırdığını vurguladı.

Görsel kaldırıldı.Irak'ın güneybatısındaki Necef çölünde, enkaz halindeki bir kamyonetin etrafında toplanan adamlar. İsrail güçleri, İran'a karşı savaş sırasında Irak çölünde eski bir havaalanını kullanarak geçici bir üs kurmuştu,12 Mayıs 2026 (AFP)

Şakiri, silahlı fraksiyonlar ve Amerikalılar arasındaki ateşkesin geçici olduğunu ve ABD'nin Irak’ın egemenliğini ihlal etmeye devam etmesi halinde, yeniden çatışmalar nedeniyle ateşkes görüşmelerinin geçmişte kalacağını belirtti. Zira fraksiyonlar şu anda hükümet kurma ve pozisyonları paylaşma sürecinde oldukları için herhangi bir gerilimin kendi çıkarlarına olmadığını düşünüyorlar.

Şakiri, İsrail ve ABD'nin Irak hava sahasını sürekli ihlal etmesinin ve uçakların hedef alınmamasının öncelikle Irak'ı savaştan uzak tutma yönündeki siyasi bir karardan kaynaklandığını, herhangi bir teknik veya askeri zayıflıkla ilgili olmadığını, çünkü hükümetin hava savunması olsa bile gerilimi tırmandırmayacağını açıkladı.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


İsrail ordusu, Batı Şeria'daki Cenin mülteci kampında Filistinli genci öldürdü

Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)
Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)
TT

İsrail ordusu, Batı Şeria'daki Cenin mülteci kampında Filistinli genci öldürdü

Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)
Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)

Filistin Sağlık Bakanlığı, bugün, İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı’nda bir Filistinli genci öldürdüğünü açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İsrail ordusu ise bir yıldan uzun süredir kontrol altında tuttuğu ve girişleri yasakladığı kampa sızmaya çalıştığını öne sürdüğü kişiye ateş açıldığını bildirdi.

Bakanlığın kısa açıklamasında, “34 yaşındaki Nuruddin Kemal Hasan Feyyad’ın, işgal güçlerinin açtığı ateş sonucu Cenin Kampı’nda hayatını kaybettiği” belirtildi.

İsrail ordusu sözcüsü AFP’ye yaptığı açıklamada, askerlerin sabaha karşı “Cenin Kampı bölgesine sızmaya çalışan şüpheli bir kişiyi tespit ettiğini” söyledi. Sözcü, bölgede askerlerin faaliyet yürüttüğünü ve girişlerin yasak olduğunu ifade etti.

Açıklamada, askerlerin prosedür gereği önce havaya uyarı ateşi açtığı, ancak kişinin uyarıları dikkate almayıp bölgeye yaklaşmayı sürdürmesi üzerine doğrudan ateş açıldığı ve yaralandığı kaydedildi.

İsrail ordusu ayrıca, askerin olay yerinde ilk müdahaleyi yaptığı, ardından yaralının Filistin Kızılay ekiplerine teslim edildiği ve daha sonra ölümünün açıklandığı bilgisini paylaştı.

Filistin Kızılayı ise Cenin’deki ekiplerinin, “uyluğundan gerçek mermiyle vurulmuş halde hayatını kaybetmiş bir genci” teslim alarak hastaneye naklettiğini duyurdu.

İsrail ordusu, 21 Ocak 2025’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin ve Tulkerim mülteci kamplarında geniş çaplı askeri operasyonlar yürütüyor. “Demir Duvar” adı verilen operasyon kapsamında, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) göre yaklaşık 40 bin Filistinli yerinden edildi.

İsrail’in 1967’den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria’da günlük şiddet olayları yaşanırken, AFP’nin Filistin yönetimi verilerinden elde ettiği bilgilere göre, 2023’te başlayan Gazze savaşı sonrası aralarında çocuklar ve silahlı kişilerin de bulunduğu en az bin 72 Filistinli, İsrail askerleri veya Yahudi yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.


Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas kaynakları Haddad suikastını doğruladı

Gazze’de bombalanan bir binadan alevler yükseliyor. (Reuters)
Gazze’de bombalanan bir binadan alevler yükseliyor. (Reuters)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas kaynakları Haddad suikastını doğruladı

Gazze’de bombalanan bir binadan alevler yükseliyor. (Reuters)
Gazze’de bombalanan bir binadan alevler yükseliyor. (Reuters)

Hamas kaynakları, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın üst düzey ismi İzzeddin el-Haddad’ın dün Gazze kentinde düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini doğruladı.

Hamas’a yakın üç kaynak Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Haddad’ın cenazesinin ailesi ve yakın çevresi tarafından teşhis edildiğini belirtti. Kaynaklar, saldırının şiddeti nedeniyle Haddad’ın naaşının bazı bölümlerinin parçalandığını ifade etti.

Kaynaklar ayrıca, Haddad’ın cenazesinin bugün öğle saatlerinde toprağa verileceğini aktardı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yisrael Katz, Gazze kentinin er-Rimal mahallesinde bir apartman dairesini hedef alan saldırının Haddad’a yönelik olduğunu açıklamıştı. İsrailli yetkililer, Haddad’ın 7 Ekim 2023 saldırılarının planlayıcılarından biri olduğunu ve binlerce İsraillinin öldürülmesi ile kaçırılmasından sorumlu tutulduğunu öne sürmüştü.

Saldırının dün saat 19.45 sularında Gazze kentinin merkezindeki er-Rimal mahallesinde bulunan bir apartman dairesine düzenlendiği belirtildi. Gazze’nin en seçkin bölgelerinden biri olarak bilinen mahalledeki saldırıdan yaklaşık 10 dakika sonra ise el-Vahde Caddesi’nde bir araç daha hedef alındı.

İki saldırıda en az 7 Filistinlinin yaşamını yitirdiği, 30’dan fazla kişinin de yaralandığı bildirildi.

İsrailli güvenlik kaynakları, Kanal 12 televizyonuna yaptıkları açıklamada, Haddad’a yönelik saldırının hassas istihbarat bilgilerine dayandığını belirtti. Kaynaklar, hedef alınan aracın saldırıya uğrayan apartman dairesinin bulunduğu bölgeden ayrıldığını, Haddad ya da beraberindekilerin kaçmasını önlemek amacıyla aracın da vurulduğunu ve içindekilerin öldürüldüğünü ifade etti.

Haddad’a yönelik suikastın, Hamas’ın yeni siyasi büro başkanını belirleme sürecini tamamlamak üzere olduğu bir dönemde gerçekleştiği belirtildi. Hareketin yeni liderinin yarın açıklanmasının beklendiği kaydedildi.

Haddad, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri konseyin diğer önde gelen isimlerini öldürmesinin ardından, Kassam Tugayları içinde Gazze’deki en etkili isim olarak görülüyordu. İsrail daha önce Kassam Tugayları’nın eski komutanı Muhammed ed-Dayf ile daha sonra örgütün liderliğini üstlenen Muhammed Sinvar’ı öldürdüğünü açıklamıştı. Savaşın ilk dönemlerinde ise askeri konsey üyelerinden Mervan İsa hayatını kaybetmişti.

Esir takası anlaşmaları kapsamında serbest bırakılan çok sayıda İsrailli rehinenin, daha önce Haddad ile görüştüklerini anlattıkları belirtildi.

Haddad’ın savaş sırasında en az iki oğlunu kaybettiği ifade edildi. Bunlar arasında büyük oğlu Suhayb el-Haddad’ın da bulunduğu, oğullarının düzenlenen hava saldırılarında yaşamını yitirdiği aktarıldı. Ayrıca Haddad’ın kişisel korumalarından biri olan damadının da ayrı bir saldırıda hayatını kaybettiği kaydedildi.