Yemen İçişleri Bakanı: Aden’deki suikast hücreleri dışarıdan finanse ediliyor ve devleti çökertmeye çalışıyor

Şarku’l Avsat’a konuşan Haydan, bu hücrelerin önde gelen siyasi ve güvenlik yetkililerini hedef almayı planladığını açıkladı

(foto altı) Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan, Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki güvenlik koordinasyonunun en üst düzeyde olduğunu belirtti. (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
(foto altı) Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan, Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki güvenlik koordinasyonunun en üst düzeyde olduğunu belirtti. (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen İçişleri Bakanı: Aden’deki suikast hücreleri dışarıdan finanse ediliyor ve devleti çökertmeye çalışıyor

(foto altı) Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan, Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki güvenlik koordinasyonunun en üst düzeyde olduğunu belirtti. (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
(foto altı) Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan, Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki güvenlik koordinasyonunun en üst düzeyde olduğunu belirtti. (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan, geçici başkent Aden’de ‘en büyük siyasi suikast planlarından birinin’ engellendiğini açıkladı. Haydan, güvenlik güçlerinin yurtdışı bağlantılı terör hücrelerine yönelik başarılı bir önleyici operasyon gerçekleştirdiğini ve söz konusu yapıların önde gelen siyasi ve güvenlik yetkililerini hedef alan saldırılar planladığını söyledi. Haydan, yaşananları Yemen devleti ve kurumlarını hedef alan bir ‘istihbarat savaşı’ olarak nitelendirdi.

Haydan, Şarku’l Avsat’a verdiği kapsamlı röportajda, Aden’de son dönemde yaşanan suikastların arkasındaki hücrelerin dış finansman ve lojistik destek aldığının soruşturmalarla ortaya çıkarıldığını belirtti. Güvenlik güçlerinin operasyon sırasında ele geçirilen belge, harita ve ekipmanların planın boyutunu ve hedeflerini açığa çıkardığını ifade etti.

Haydan ayrıca, Suudi Arabistan ile güvenlik koordinasyonunun ‘en üst seviyede’ sürdüğünü vurgulayarak, iki ülke arasındaki ilişkiyi ‘ortak kader ilişkisi’ olarak tanımladı. Haydan, Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman liderliğindeki Riyad yönetiminin Yemen’e verdiği desteğe de övgüde bulundu.

Suudi Arabistan ile ortak kader ilişkisi

Yemen İçişleri Bakanı Haydan, ülkesinin Suudi Arabistan ile ilişkilerini ‘ortak kader ilişkisi’ olarak tanımladı. Haydan, “Yemen’in içinde bulunduğu mevcut koşullarda, Suudi Arabistan’daki kardeşlerimizin meşru Yemen yönetimini desteklemek için tüm imkanlarını seferber ettiğini görüyoruz. Amaç, devletin yeniden tesisi ile askeri, mali ve siyasi istikrarın sağlanmasıdır. Bu nedenle Yemen’deki güvenlik dosyası, bölgesel güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.

xcsfrbgfr
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud, Şubat 2024’te Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan’ı kabul etti. (SPA)

Haydan, bu durumun Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki güvenlik koordinasyonunu en üst seviyeye taşıdığını belirterek, Kral Selman bin Abdulaziz, Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman ve İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud’un sağladığı desteğe teşekkür etti. Haydan, özellikle eğitim, kapasite geliştirme, lojistik ve teknik destek alanlarında verilen katkının Yemen’in güvenlik planlarının uygulanmasında kritik rol oynadığını ifade etti.

Haydan ayrıca, “Bu destek, güvenlik kurumlarımızın ayakta kalması ve çalışmalarını sürdürebilmesi açısından belirleyici oldu. Suudi Arabistan’ı terörle mücadelede birinci stratejik ortağımız olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Aden’deki güvenlik durumu

Yemen İçişleri Bakanı Haydan, genel olarak kurtarılmış bölgelerde, özel olarak ise geçici başkent Aden’de güvenlik durumunun sürekli iyileştiğini söyledi. Haydan, buna rağmen Aden’in güvenliğinin, devletin yeniden inşa sürecini başarısızlığa uğratmak amacıyla ‘sistematik biçimde hedef alındığını’ ifade etti.

Haydan, güvenlik alanındaki ilerlemenin çeşitli göstergelerle ölçülebileceğini belirterek, “Güvenlik kurumlarının etkinliği ve olaylara hızlı müdahale kapasitesi, toplumdaki suç oranlarının düşmesi ve halkın devlet kurumlarına verdiği destek bu ilerlemenin başlıca göstergeleridir” dedi. Haydan, bu gelişmelerin ‘en büyük siyasi suikast planının’ engellenmesine katkı sağladığını kaydetti. Ancak bunun ağır bir bedelle gerçekleştiğini belirten Haydan, plan kapsamında son iki ay içinde toplum ve devlet açısından önemli üç ismin hayatını kaybettiğini söyledi.

fdbfrgf
Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan, suikastların halkın devlete olan güvenini sarsmak amacıyla toplumsal kargaşa yaratmaya yönelik bir girişim olduğunu açıkladı. (Şarku’l Avsat)

Haydan, tüm baskılara rağmen İçişleri Bakanlığı’nın askeri ve istihbarat kurumlarının desteğiyle güvenlik ve istikrarı sağlamak için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Haydan, uygulanan kapsamlı güvenlik planının devlet kurumlarının sahadaki varlığını güçlendirmeyi ve hukukun üstünlüğünü tesis etmeyi amaçladığını belirtti. Haydan ayrıca, vatandaşlardan olumlu iş birliği gördüklerini ifade ederek, halkın her türlü güvenlik çalışmasının başarısındaki temel unsur olduğunu vurguladı.

“Karşı karşıya olduğumuz tüm zorluklara ve devlet ile toplumu hedef alan başarısız girişimlere rağmen, güvenlik kurumlarımız bugün daha profesyonel, daha disiplinli ve görevlerinde daha koordineli hale gelmiştir” diyen Haydan, güvenlik birimlerinin aynı zamanda milis gruplardan ve onların bölgesel müttefiklerinden kaynaklanan tehditlere karşı daha dikkatli ve hazırlıklı olduğunu da sözlerine ekledi.

Suikastların yeniden başlamasının nedenleri

Yemen İçişleri Bakanı Haydan, Aden’de yeniden artış gösteren suikastların amacının toplumda kaos yaratmak ve halkın devlete olan güvenini sarsmak olduğunu söyledi. Haydan, “Bölgesel güçler tarafından desteklenen milislerin hedef aldığı isimlerin niteliğine bakıldığında, planın nasıl işlediğini anlamak mümkün. Son dönemde gerçekleştirilen suikastlar güvenlik, eğitim ve kalkınma alanlarını hedef aldı. Bu da hedefin aynı anda hem devlet hem de toplum olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.

Haydan ayrıca, saldırıların Yemen Başkanlık Konseyi ile hükümetin karar alma süreçlerini birleştirme ve ülkedeki normalleşmeyi sağlama yönündeki çabalarını engellemeyi amaçladığını savundu. Haydan, “Düşman güçler bu korkakça ve hain saldırılarla Aden’in istikrarsız bir başkent olduğu yönünde yanıltıcı mesajlar vermeye çalışıyor. Ancak güvenlik güçlerimiz bu suç girişimlerini fiilen başarısızlığa uğrattı” ifadelerini kullandı. Saldırıların faillerinin cezasız kalmayacağını vurgulayan Haydan, güvenlik kurumlarının istihbarat ve askeri birimlerin desteğiyle bu tür kanlı planları engellemeyi sürdüreceğini söyledi. Haydan ayrıca, soruşturmalarda önemli ipuçlarına ulaşıldığını belirterek, “Bu terör saldırılarının arkasındaki asıl planlayıcılara bizi ulaştıracak birçok iz elimizde bulunuyor” dedi.

Suikastların arkasında kim var?

Haydan, Aden’de son dönemde gerçekleşen suikastların arkasında kimlerin bulunduğuna ilişkin soruya verdiği yanıtta, güvenlik birimlerinin savcılıkla koordinasyon içinde soruşturmalarda önemli ilerleme kaydettiğini söyledi. Haydan, “Güvenlik kurumları, delillerin toplanması ve bu suçların izlerinin sürülmesi konusunda büyük mesafe kat etti. Elde edilen birçok bulgu, isyancı ve darbeci milislerin dış güçlerden destek aldığını gösteriyor” dedi. Haydan, söz konusu desteğin ülkede kaos yaratmayı, devletin yeniden inşa sürecini sekteye uğratmayı ve kurtarılmış bölgelerde yürütülen kalkınma çalışmalarını engellemeyi amaçladığını savundu. Özellikle geçici başkent Aden’in devlet kurumlarının görünürlüğünün arttığı bir merkez haline geldiğine dikkat çeken Haydan, saldırıların bu nedenle yoğunlaştığını ifade etti.

Vessam Kaid suikastı

Yemen İçişleri Bakanı Haydan, Vessam Kaid’in öldürülmeden önce Husiler tarafından tehdit edildiğine ilişkin soruya verdiği yanıtta, Husilerin geçmişinde siyasi suikastların önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Haydan, “Husi milislerinin geçmişi, ulusal kadroları tasfiye etmek, toplumsal yapıyı parçalamak ve iktidara ulaşmak için şiddeti araç olarak kullanmakla ilgili çok sayıda suçlama ve ihlalle doludur” dedi. Haydan, ilk bulgular ve Kaid’in suikast öncesinde aldığı tehditlerin, Husileri doğrudan şüpheli konumuna yerleştirdiğini ifade etti. Ancak saldırıyı gerçekleştiren kişilerin doğrudan Husilere bağlı olmasının şart olmadığını belirten Haydan, farklı isyancı ve darbeci milis gruplar arasında ortak hedefler doğrultusunda iş birliği bulunduğunu savundu. Haydan, “Bu yapıların ortak amacı kaos yaratmak ve devletin işleyişini engellemektir” değerlendirmesinde bulundu.

Yemen ulusal güvenliği

Haydan, söz konusu saldırılarla bağlantılı tüm kişilerin takibinin sürdürüleceğini belirterek, faillerin ortaya çıkarılması konusunda kararlı olduklarını söyledi. Haydan, “Bu terör operasyonlarının arkasında kimlerin bulunduğunu, saldırıları kimin finanse ettiğini, desteklediğini ve lojistik imkân sağladığını ortaya çıkarmak için tüm izleri takip edeceğiz. Soruşturmalar tamamlandığında tüm detayları kamuoyuyla paylaşacağız” dedi. Konunun yalnızca Yemen’in değil, bölge ülkelerinin de ulusal güvenliğiyle bağlantılı olduğunu savunan Haydan, bazı tarafların yalnızca Yemen’deki meşru yönetimi zayıflatmayı değil, aynı zamanda Suudi Arabistan’ın desteklediği siyasi ve ekonomik istikrar çabalarını da hedef aldığını öne sürdü. Suudi Arabistan’ı Yemen’in ‘en önemli müttefiki ve temel ortağı’ olarak nitelendiren Haydan, Riyad yönetiminin devlet kurumlarının yeniden inşasına verdiği desteğin hedef alındığını ifade etti.

dvfdvfd
Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan, Kasım 2024’te Müşterek Kuvvetler Komutanı Korgeneral Fahd es-Selman ile birlikte (SPA)

Dış finansman ve destek

Yemen İçişleri Bakanı Haydan, suikastları gerçekleştiren bazı terör hücrelerinin dış bağlantılara sahip olduğunu ve operasyonlarının finansman ile lojistik açıdan desteklendiğini söyledi. Haydan, “Topraklarımız üzerinde bir istihbarat savaşı yürütülüyor. Bunun amacı halkımızın kanını dökmek, toplumsal dokuyu parçalamak, devleti başarısızlığa uğratmak ve kurumların yeniden inşasını engellemektir” ifadelerini kullandı. Haydan, Yemen yönetiminin bu nedenle bölgesel ve uluslararası ortaklarla koordinasyon içinde çalıştığını belirterek, sınır aşan terör ağlarının finansman ve destek kaynaklarını kurutmayı hedeflediklerini söyledi.

Suikast hücrelerinin çökertilmesi

Haydan, son dönemde çökertilen suikast hücrelerine ilişkin yaptığı açıklamada, yakalanan yapının suikast düzenleme ve patlayıcı yerleştirme konusunda eğitimli bir hücre olduğunu söyledi. Haydan, söz konusu hücrede yer alan kişilerin suç geçmişine sahip olduğunu ve doğrudan Husilerin kontrolündeki bölgelerde bulunan bir komuta merkeziyle bağlantılı olduklarını ifade etti.

Haydan, bu operasyonun başarılı bir önleyici darbe niteliği taşıdığını belirterek, şüphelilerin üzerinde yapılan aramalarda çok sayıda belge, harita ve ekipmanın ele geçirildiğini kaydetti. Ele geçirilen materyallerin, üst düzey siyasi ve güvenlik yetkililerini hedef alan geniş kapsamlı bir planı ortaya çıkardığını da sözlerine ekledi.

Kurtarılmış bölgelerdeki güvenlik durumu

Yemen İçişleri Bakanı Haydan, kurtarılmış tüm vilayetlerde güvenlik durumunda kayda değer bir ilerleme sağlandığını, güvenlik birimleri arasında koordinasyon, iş birliği ve entegrasyonun güçlendiğini söyledi. Haydan, başkent Aden’in siyasi ve sembolik ağırlığı nedeniyle özel bir güvenlik odağı altında bulunduğunu belirtti.

sdvfbgf
Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan, kurtarılmış bölgelerdeki güvenlik durumunun sürekli iyileştiğini vurguladı. (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Haydan, suç oranlarında sınırlı bir düşüş yaşandığını, buna karşılık suçların aydınlatılma oranının aynı seviyede korunduğunu ifade etti. Verilere göre 2025 yılının ilk çeyreğinde 3 bin 111 suç kaydedilirken, 2026’nın aynı döneminde bu sayı 3 bin 64’e geriledi. Suçların çözülme oranının ise yüzde 90 seviyesinde olduğu bildirildi.



Kordofan'da İHA saldırıları: Saldırılardan HDK’nın sorumlu olduğu öne sürüldü

Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
TT

Kordofan'da İHA saldırıları: Saldırılardan HDK’nın sorumlu olduğu öne sürüldü

Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)

Sudan'ın Kordofan bölgesinin en büyük şehri el-Ubeyd kenti ile bölgenin kuzeyinde üçüncü büyük şehir olan Rahd Ebu Dekne'ye insansız hava araçları (İHA) ile saldırı düzenlendi. Bölgenin aylardır maruz kaldığı saldırıların son halkasını oluşturan bu olaylar can kayıplarına ve yaralanmalara yol açarken yakıt istasyonları ile depolar da zarar gördü.

Yerel kaynaklar, üç yılı aşkın süredir orduyla savaşan ve ülkenin çeşitli bölgelerini kontrol altında tutan Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) ait olduğu değerlendirilen İHA’ların bu saldırılarda kullanıldığını öne sürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan üç tanık, son yoğun saldırıların el-Ubeyd şehri içindeki tesisleri ve şehre ulaşan tek yolu hedef aldığını bildirdi. Bir TIR sürücüsü üç yakıt deposunun hedef alındığını ve uzak mesafelerden görülebilen büyük yangınların çıktığını aktardı.

Şarku’l Avsat’a konuşan başka bir tanık ise Kuzey Kordofan'daki Rahd şehrinin de İHA’larla bombalandığını ve bir ailenin evine isabet eden bir merminin maddi hasara yol açarak halk arasında paniğe neden olduğunu söyledi.


Kadınlara ve gençlere daha fazla temsil: Abbas Filistin seçim yasasını değiştirdi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
TT

Kadınlara ve gençlere daha fazla temsil: Abbas Filistin seçim yasasını değiştirdi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, pazar günü genel seçim yasasında değişikliğe giden bir kararname yayımladı. Kararname Filistin Yasama Konseyi üye sayısını artırmayı, seçim barajını düşürmeyi ve seçim sürecine kadınların ve gençlerin katılımını artırmayı öngörüyor.

Filistin'in resmi haber ajansı WAFA, yeni düzenlemelerin Yasama Konseyi üye sayısını 200'e yükselttiğini, sandalye kazanmak için gereken seçim barajını yüzde 1'e indirdiğini ve seçim listesindeki asgari aday sayısını 16'dan 20'ye çıkardığını bildirdi.

Kararname ayrıca seçim listelerinde her üç adaydan birinin kadın olması zorunluluğu getirerek kadın temsilini güçlendirmeyi de amaçlıyor.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre kararname, gençlerin siyasete daha geniş ölçüde katılımını sağlamak amacıyla Yasama Konseyi seçimlerinde aday olma yaşını 28'den 23'e indirdi.

Kararnameye göre Filistin Devlet Başkanı Abbas, Yasama Konseyi seçimlerine çağrıyı Filistin Ulusal Konseyi seçimleriyle eş zamanlı olarak ilan edecek.

Abbas daha önce yayımladığı bir kararname ile Filistin içinde ve dışında yaşayan Filistinlileri 1 Kasım 2026'da gerçekleştirilmesi planlanan Filistin Ulusal Konseyi seçimlerine katılmaya çağırmış, devlet başkanlığı seçimlerini de 2027 yılı içinde yapma niyetini açıklamıştı. Öte yandan Abbas, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi'nin onayına dayanarak Filistin Ulusal Konseyi'nin seçim sistemini de daha önce onayladı.


Muhammed Salah’ın saldırısı Mısır-İsrail sınır güvenliği planlarını nasıl değiştirdi?

Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)
Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)
TT

Muhammed Salah’ın saldırısı Mısır-İsrail sınır güvenliği planlarını nasıl değiştirdi?

Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)
Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)

Mısırlı asker Muhammed Salah’ın sınırı geçerek üç İsrail askerini öldürdüğü saldırının üzerinden üç yıl geçerken, İsrail basınında yer alan haberler, olayın ardından İsrail ordusunun sınır güvenliği yaklaşımında köklü değişikliklere gittiğini ortaya koyuyor. Mısırlı eski askerî yetkililer ise saldırının günlük güvenlik düzenlemelerinde bazı değişikliklere yol açmış olabileceğini, ancak iki ülke arasındaki güvenlik ilişkilerini belirleyen barış anlaşmasının temel kurallarını değiştirmediğini belirtiyor.

İsrail haber platformu Makor Rishon, pazar günü yayımladığı haberde, İsrail ordusunun geçtiğimiz hafta 3 Haziran 2023’te meydana gelen sınır saldırısının üçüncü yıl dönümünü andığını bildirdi.

Olay sırasında Muhammed Salah, Avca (Nitzana) Sınır Kapısı yakınlarında askerlik görevini yürütüyordu. Salah’ın sınırı geçerek İsrail askerleriyle girdiği çatışmada üç İsrail askeri hayatını kaybetmiş, Salah ise daha sonra diğer İsrail birlikleriyle yaşanan silahlı çatışmada öldürülmüştü.

Güvenlik kaygısı

Mısır eski Askerî İstihbarat Başkan Yardımcısı ve eski Keşif Dairesi Başkanı Korgeneral Ahmed Kamil, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail medyasının Mısır sınırının güvenliğini artırmaya yönelik gelişmiş önlemleri sık sık gündeme getirdiğini söyledi.

Kamil, Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan başlayarak güneydeki Taba bölgesine kadar uzanan hatta İsrail’in güvenlik tedbirlerini artırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu bölgede güvenlikten İsrail’in D Bölgesi’ndeki birlikleri sorumlu. Karşı tarafta ise C Bölgesi’nde Mısır sivil polisi bulunuyor. Gazze sınırına bitişik kesimde ise 2005 anlaşması uyarınca Mısır sınır muhafızları görev yapıyor.”

dvfgthyju
Mısır–İsrail sınır hattında bir güvenlik noktası (Reuters)

Kamil’e göre, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırıların ardından İsrail’in güvenlik endişeleri daha da arttı. Bunun sonucunda sınır boyunca devriyeler yoğunlaştırıldı, elektronik gözetleme sistemleri kuruldu, araç engelleri ve güvenlik yolları oluşturuldu. Ayrıca iz takip ekipleri, kara radarları ve insansız hava araçları da devreye sokuldu.

Mısır tarafında ise sivil polis güçleri ile çeşitli gözetleme ve güvenlik sistemleri bulunuyor.

Kamil, Mısır’ın sınır güvenliğinin güçlendirilmesi amacıyla daha gelişmiş radar ve teknik ekipman kullanımına yönelik taleplerde bulunduğunu, ancak İsrail’in Mısır polis güçlerinin kapasitesini artırmaya yönelik bu talepleri onaylama konusunda isteksiz davrandığını ileri sürdü.

Dönüm noktası

Makor Rishon’un haberine göre, İsrail ordusunun Güney Komutanlığı saldırıdan önemli dersler çıkardı ve bu durum operasyonel anlayışta derin değişikliklere ve hazırlık seviyesinde ciddi iyileştirmelere yol açtı.

Haberde saldırının bir “dönüm noktası” olarak değerlendirildiği belirtilirken, Güney Komutanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin şu sözlerine yer verildi:

“İsrail, sınırların sakin kalması ve komşu ülkelerle iyi ilişkilerin sürdürülmesi için elinden geleni yapıyor. Ancak hiçbir konuda yanılsamaya kapılmıyor ve tehditlerin her yönden gelebileceğinin farkında.”

Günlük güvenlik düzenlemelerinde değişiklik

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdülvahid ise olayın ardından güvenlik uygulamalarında bazı değişikliklerin yaşandığını söyledi.

Abdülvahid, “Resmî bir açıklama yapılmamış olsa da olayın sınırdaki gözetleme faaliyetleri, devriye sistemleri ve güvenlik denetimlerinde değişikliklere yol açtığı kesin. Ayrıca asker seçiminde psikolojik değerlendirmelere daha fazla önem verilmiş ve siyasi eğilimlerin dikkate alınmasına özen gösterilmiş olabilir” dedi.

Bununla birlikte Abdülvahid, saldırının iki ülke arasındaki güvenlik ilişkilerinin temelini oluşturan barış anlaşması ve ilgili protokolleri değiştirmediğini vurguladı.

Saldırı sonrasında İsrailli bir güvenlik heyetinin Mısır’ı ziyaret ettiğini hatırlatan Abdülvahid, olayın münferit bir vaka olarak değerlendirildiğini ve sınırdaki güçlerin genel politikasını yansıtmadığının teyit edildiğini belirtti.

frgthyujı
Mısır Genelkurmay Başkanı, Rafah şehrindeki bir dizi güvenlik kontrol noktasını denetledi

Gazze savaşının başlamasıyla birlikte iki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonunun arttığını ifade eden Abdülvahid, bu iş birliğinin özellikle Mısır-Filistin sınırı ve Philadelphia Koridoru’nun kontrolüne odaklandığını söyledi.

Ona göre saldırı, her iki tarafta da alarm seviyesinin yükselmesine neden oldu ve askerlerin birbirlerine belirli mesafelerden fazla yaklaşmamalarını öngören yeni uygulamalar getirildi. Ancak bunlar günlük güvenlik prosedürleri kapsamında değerlendiriliyor ve iki ülke arasındaki güvenlik düzenlemelerinde köklü bir değişikliğe işaret etmiyor.

Sorun üretme çabası

Son iki yılda bazı İsrailli çevreler, Mısır’ın sınır bölgesinde askerî kapasitesini artırdığını ve bunun gelecekte bir tehdit oluşturabileceğini öne sürerek, 1979 tarihli barış anlaşmasının ihlal edildiğini savunmuştu.

Ancak Ahmed Kamil, İsrail’in zaman zaman sınırla ilgili çeşitli sorunları gündeme getirerek Mısır üzerinde daha fazla güvenlik önlemi alması yönünde baskı kurmaya çalıştığını söyledi.

Muhammed Abdülvahid de benzer bir değerlendirmede bulunarak şunları kaydetti:

“İsrail, her zamanki gibi bu olayı kendi güvenlik tehditlerini öne çıkarmak için kullanıyor. Uluslararası kamuoyuna, sınırdaki ihlallerinin tamamını kendini koruma amacıyla gerçekleştirdiği mesajını vermeye çalışıyor. Ancak Mısır bu yaklaşımın farkında ve gelişmeleri dikkatle takip ediyor.”