Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da "etnik temizlik" işaretlerihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5274776-gazze-%C5%9Feridi-ve-bat%C4%B1-%C5%9Feriada-etnik-temizlik-i%C5%9Faretleri
Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da "etnik temizlik" işaretleri
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Beytullahim kenti yakınlarında İsrail'e ait ağır iş makineleri dün Filistinlilere ait bir binayı yıktı (Reuters)
Birleşmiş Milletler (BM), dün hem Gazze Şeridi’nde hem de işgal altındaki Batı Şeria'da ‘etnik temizliğe’ işaret eden bulgulara sert tepki gösterdi. BM, İsrail'i Gazze Şeridi’nde ‘soykırım’ eylemlerini önlemek için gerekli tüm tedbirleri almaya çağırdı.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, yeni raporunda İsrail'in 7 Ekim 2023 tarihinde savaşın patlak vermesinden bu yana gerçekleştirdiği eylemlerin uluslararası hukukun ‘ağır ihlalini’ oluşturduğunu ve zaman zaman savaş suçları ile insanlığa karşı suçlarla örtüştüğünü vurguladı.
Türk, raporun sonuç bölümünde İsrail'i, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 2024 yılında Gazze'de ‘soykırımı’ önleyecek tedbirler alınmasını talep eden kararına uymaya davet etti.
Türk, İsrail'in ‘şimdiden askerlerinin soykırım eylemleri gerçekleştirmemesini sağlamasını, soykırıma tahrik edilmesini önleyecek tüm tedbirleri almasını ve benzer eylemler nedeniyle hesap sorulmasını’ talep etti. Raporda aynı zamanda Filistinli silahlı grupların saldırıları sırasında işlediği belirtilen ‘ağır ihlaller’ de kınandı.
Güney Lübnan’daki Sur ve Nebatiye’ye düzenlenen İsrail hava saldırılarında 19 kişi hayatını kaybettihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5275308-g%C3%BCney-l%C3%BCbnan%E2%80%99daki-sur-ve-nebatiye%E2%80%99ye-d%C3%BCzenlenen-i%CC%87srail-hava-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1nda-19
Güney Lübnan’daki Sur ve Nebatiye’ye düzenlenen İsrail hava saldırılarında 19 kişi hayatını kaybetti
İsrail’in Güney Lübnan’daki Nebatiye’ye düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
Güney Lübnan’da dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında 19 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada can kaybına dair yeni bilgiler paylaştı. Öte yandan Hizbullah, İsrail güçleriyle çatışmalara girdiğini duyurdu. Tüm bu gelişmeler, taraflar arasında varılan ateşkes anlaşmasına rağmen yaşandı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada, İsrail’in Sur’a bağlı Deyr Kanun en-Nehr beldesine düzenlediği hava saldırısında ilk belirlemelere göre 10 kişinin yaşamını yitirdiğini, bunlar arasında üç çocuk ve üç kadının bulunduğunu, ayrıca biri çocuk olmak üzere üç kişinin yaralandığını bildirdi.
Bakanlık ayrıca, Nebatiye ve Sur’a yönelik saldırılarda dokuz kişinin daha hayatını kaybettiğini, 29 kişinin yaralandığını açıkladı.
Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA) tarafından aktarılan bilgilere göre, İsrail hava saldırıları Sur bölgesinde Maşuk, el-Havş, Burc eş-Şemali, Marake, el-Mecadel ve Hanaviye gibi birçok noktayı; Nebatiye’de ise Dibbin ve Kfar Sir bölgelerini hedef aldı.
Güney Lübnan’da İsrail tarafından düzenlenen hava saldırılarında bir binanın üst katlarının çöktüğü, çevredeki yapılar ile park halindeki araçların da zarar gördüğü bildirildi.
Maşuk bölgesine yönelik saldırıda bir binanın iki üst katının yıkıldığı, çevredeki binalarda ve araçlarda da hasar oluştuğu aktarıldı. Nebatiye’deki es-Seray mahallesine düzenlenen saldırının ise dükkânlar, eski bir cami ve tarihi konutların bulunduğu bölgede büyük yıkıma yol açtığı, saldırı sonrası yoğun duman yükseldiğinin görüldüğü belirtildi.
İsrail Ordu Sözcüsü’nün dün Güney Lübnan’da, Litani Nehri’nin kuzeyinde yer alan 11 köy ile Batı Bekaa bölgesindeki bir yerleşim için iki kez tahliye uyarısı yaptığı, ardından Hizbullah’ı ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçlayarak saldırılar başlattığı ifade edildi. Ancak söz konusu uyarıların Deyr Kanun en-Nehr beldesini kapsamadığı kaydedildi.
İsrail ordusu ayrı bir açıklamada, Lübnan yönünden gelen bir insansız hava aracının (İHA) hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü duyurdu.
Öte yandan Hizbullah tarafından yayımlanan açıklamada, ‘direniş savaşçılarının’ dün saat 22.15’te Hadasa çevresine ilerlemeye çalışan İsrail ordusuna ait bir birliğe orta ve roketatar silahlarla saldırı düzenlediği, bu saldırıda bir Merkava tankının imha edildiği ve çok sayıda askerin yaralandığı iddia edildi.
Güney Lübnan’daki Deyr Kanun en-Nehr beldesini hedef alan İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yerden yükselen dumanı izleyen bir çocuk (AFP)
Hizbullah ayrıca dün, İsrail güçlerine karşı sınır hattındaki birçok noktada saldırılar düzenlediğini ve kuzey İsrail’deki Demir Kubbe batarya mevzilerinin hedef alındığını açıkladı.
Lübnan Sivil Savunma Teşkilatı ise İsrail’e ait bir devriyenin Raşiya el-Fahhar beldesi çevresine sızmasının ardından yedi Lübnan vatandaşının kaybolduğunu bildirdi.
Açıklamada, daha sonra bu kişilerden dördünün serbest bırakıldığı, üçünün ise halen İsrail güçlerinin elinde bulunduğu ifade edildi.
28 Şubat’ta İsrail-ABD’nin İran’a ortak saldırısıyla başlayan Ortadoğu’daki savaş çemberi, Hizbullah’ın İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine karşılık olarak 2 Mart’ta İsrail’e füze fırlatmasının ardından Lübnan’a da yayıldı.
İsrail, buna karşılık Lübnan’da geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güneydeki sınır bölgelerinde kara harekâtı da başlattı.
Ateşkesin 17 Nisan’da ilan edilmesinin ve 45 gün süreyle uzatılmasının yürürlüğe girmesinin ardından, İsrail güçlerinin Hizbullah unsurlarını hedef aldığını belirttiği saldırılarını ve sınır hattına yakın bölgelerde yıkım operasyonlarını sürdürdüğü bildirildi.
İsrail ordusunun ayrıca günlük olarak tahliye uyarıları yayımladığı, bu uyarıların zaman zaman sınır hattından uzak ve farklı bölgeleri de kapsayacak şekilde genişlediği, bu alanlarda hem yerel halkın hem de başka bölgelerden gelen yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu aktarıldı.
İsrail saldırılarında 2 Mart’tan bu yana 3 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği, ateşkesin ilk döneminden itibaren de onlarca kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.
Dün ise İsrail ordusu, Güney Lübnan’da bir askerinin çatışmalarda öldüğünü açıkladı. Böylece son savaşın başlangıcından bu yana İsrail tarafında ölen asker sayısının 21’e yükseldiği ifade edildi.
Mladenov ile Hamas arasındaki görüş ayrılıkları... Bu durum Gazze anlaşmasını nasıl etkileyecek?https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5275245-mladenov-ile-hamas-aras%C4%B1ndaki-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F-ayr%C4%B1l%C4%B1klar%C4%B1-bu-durum-gazze-anla%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1
(foto altı) Deyr el-Balah’taki el-Aksa Şehitleri Hastanesi’nde bir yakınlarının vefatının yasını tutan Filistinliler (AFP)
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Mladenov ile Hamas arasındaki görüş ayrılıkları... Bu durum Gazze anlaşmasını nasıl etkileyecek?
(foto altı) Deyr el-Balah’taki el-Aksa Şehitleri Hastanesi’nde bir yakınlarının vefatının yasını tutan Filistinliler (AFP)
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile Hamas arasındaki ilişkiler, tarafların karşılıklı suçlamalarda bulunduğu ve sorumluluğu birbirine yüklediği yeni bir gerilim sürecine girdi. Sürecin, aylardır ilerleme kaydedilemeyen ateşkes anlaşması nedeniyle daha da karmaşık hale geldiği belirtiliyor.
Taraflar arasındaki gerilim, Kahire’de yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından daha da arttı. Son olarak Mladenov’un Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda ‘Hamas’ın anlaşmanın uygulanmasının önündeki engel olarak gösterilmesi’, hareketin sert tepkisine yol açtı. Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, karşılıklı suçlamaların ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanmasını olumsuz etkileyeceğini ve mevcut tıkanıklığı derinleştireceğini ifade etti.
Mladenov’un BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda, Gazze Şeridi’nde ateşkesin süregelen ihlal ve zorluklara rağmen yedi ay boyunca korunduğu belirtildi. Raporda, ‘kapsamlı planın uygulanmasının önündeki temel engelin Hamas’ın silahsızlanmayı ve Gazze üzerindeki kontrolü bırakmayı reddetmesi olduğu’ kaydedildi.
Hamas ise dün yayımladığı açıklamada, Barış Kurulu’nun raporunda yer alan ifadeleri reddetti. Açıklamada, raporun ‘İsrail hükümetini Gazze’de ateşkese yönelik günlük ihlallerinden sorumlu tutmayan bir dizi yanlış bilgi içerdiği’ savunuldu. Hamas ayrıca, silahsızlanma konusunun gündeme getirilmesinin ‘meseleyi karmaşıklaştırmayı ve aşamaları açık şekilde belirlenmiş ateşkes anlaşmasını sekteye uğratmayı amaçladığını’ ileri sürdü. Hareket, Gazze yönetiminin ulusal komiteye devredilmesine hazır olduğunu daha önce birçok kez dile getirdiğini de vurguladı.
Yaklaşık bir hafta önce Kahire’de gerçekleştirilen ancak sonuçsuz kalan görüşmelerin ardından Hamas ile Mladenov arasındaki anlaşmazlıklar daha da belirgin hale geldi. Hamas Siyasi Büro Üyesi Basim Naim, Barış Kurulu’nun üst düzey yetkilisine yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail meseleleri uzmanı akademisyen Ahmed Fuad Enver, Mladenov ile Hamas arasındaki görüş ayrılıklarının giderek derinleştiğini belirterek, bunun Gazze anlaşmasına olumsuz yansıyacağını söyledi. Enver, Barış Kurulu yetkilisinin ‘İsrail’in imajını düzeltmeye çalıştığını ve Gazze Şeridi’ne yönelik kapsamlı saldırılar için zemin hazırladığını’ öne sürdü. Hamas’ın, Kassam Tugayları komutanlarından İzzeddin el-Haddad’ın öldürülmesine karşılık vermediğini hatırlatan Enver, buna rağmen hareketin Mladenov’dan eleştiri dinlemek zorunda kaldığını belirtti. Enver, “Bu durum ne herhangi bir arabulucunun ne de anlaşma sürecinin başarılı olmasına yardımcı olur” değerlendirmesinde bulundu.
Enver ayrıca, İsrail’in günlük ihlallerini sürdürdüğü ve anlaşmaya bağlı kalacağına dair herhangi bir güvence bulunmadığı sürece Hamas’ın silahsızlandırılmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti. Mladenov’a tutumunu gözden geçirme çağrısında bulunan Enver, aksi halde müzakere süreci ile bölgesel istikrarın zarar görebileceğini söyledi. Enver, “Mladenov artık müzakereleri kolaylaştıran değil, sürece yük olan bir isim haline geldi” dedi.
Han Yunus’taki yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Filistinli siyaset analisti Husam ed-Decni, Mladenov’un ‘yalnızca silah meselesine odaklanan ve çatışmanın özü olan işgal ile Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını göz ardı eden İsrail yaklaşımını benimsediğini’ söyledi. Decni, bu tutumun ‘anlaşmanın uygulanmasına yönelik gerçek bir ilerlemeyi engellediğini ve ateşkesin çökmesi ile askeri gerilimin yeniden tırmanması dahil tehlikeli senaryolara yol açabileceğini’ ifade etti.
Sorunun Mladenov’un şahsından değil, yürüttüğü görevin niteliğinden kaynaklandığını savunan Decni, mevcut görevin, kim üstlenirse üstlensin Gazze’nin silahsızlandırılması ve bölge için halkın beklentileriyle örtüşmeyen yeni bir düzen kurulmasını hedeflediğini dile getirdi.
Bu gelişmeler, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin dün Londra’da Birleşik Krallık Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell ile gerçekleştirdiği görüşmede, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan ulusal komitenin görevine sahada başlamasının ve uluslararası istikrar gücünün hızla konuşlandırılmasının önemine dikkat çektiği bir dönemde geldi.
Enver, Mısır’ın, teknokratlardan oluşacak komitenin Gazze’ye giriş yapması ve istikrar güçlerinin konuşlandırılmasıyla anlaşma sürecinin ilerletilmesi gerektiği yönündeki vurgusunu sürdürdüğünü belirtti. Enver, bunun mevcut süreçte anlaşmayı tehdit eden siyasi manevraların aşılmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.
Decni ise üç farklı senaryo öngördüğünü ifade etti. İlk senaryoda arabulucuların tüm tarafların kabul edebileceği yeni bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini belirten Decni, Mısır’ın komitenin göreve başlaması ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması yoluyla çözüm için bir kapı açmaya çalıştığını söyledi. Ancak bunun için öncelikle İsrail’in askeri tırmanışı durdurması, insani yardımların girişine izin vermesi ve olumlu bir atmosfer oluşturulması gerektiğini kaydetti. İkinci senaryonun mevcut durumun devam etmesi olduğunu belirten Decni, üçüncü senaryonun ise ‘yeniden kitlesel yıkım, zorunlu göç ve ölümlerin yaşanması’ olacağını söyledi. Decni’ye göre İsrail, özellikle İran’la savaş ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi nedeniyle ikinci senaryoyu tercih ediyor.
Mezardaki tanık, Irak’taki İsrail üssü gizeminin bir yönünü anlatıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5275243-mezardaki-tan%C4%B1k-irak%E2%80%99taki-i%CC%87srail-%C3%BCss%C3%BC-gizeminin-bir-y%C3%B6n%C3%BCn%C3%BC-anlat%C4%B1yor
Mezardaki tanık, Irak’taki İsrail üssü gizeminin bir yönünü anlatıyor
Irak ordusu birlikleri, 17 Mayıs 2026’da en-Nuheyb çölünde gerçekleştirdikleri tarama operasyonu sırasında (AP)
Irak güçleri, son günlerde ülkenin çöl bölgelerinde tarama operasyonları yürüttü. Operasyonların, ABD ile İsrail’in bir tarafta, İran’ın ise diğer tarafta yer aldığı savaş sırasında konuşlandığı öne sürülen İsrail unsurlarını hedef aldığı belirtildi.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre güvenlik güçleri, Necef ile Kerbela arasında Irak’ın güneybatısında bulunan en-Nuheyb çölü yakınındaki İsrail üssünün yerini tesadüfen ortaya çıkardığı söylenen bir çobana ait olabileceği değerlendirilen bir mezar taşına ulaştı. Buna rağmen Iraklı yetkililer, ‘olayı söylenti olarak değerlendirdiklerini’ ifade etti.
28 Şubat’ta başlayan savaşın ilk günlerinde, Irak’ın güneybatısındaki Necef Çölü’nde yabancı güçlerin bulunduğuna ilişkin haberler yayılmıştı.
Geçtiğimiz hafta Wall Street Journal’ınn, İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattığı savaşı desteklemek amacıyla geçen mart ayında Kerbela ile Necef vilayetleri arasındaki Irak çölünde gizli bir askeri üs kurduğunu ortaya koymasının ardından, Irak makamlarının egemenliği sağlama ve yabancı ihlallerini engelleme kapasitesine ilişkin tartışmalar yeniden gündeme geldi. Farklı siyasi eğilimlerden yorumcular, söz konusu gelişmenin ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti.
Birliklerin kimliği
AFP’nin Iraklı güvenlik yetkilileri ve görgü tanıklarına dayandırdığı habere göre, bir çoban bölgede askeri hareketlilik gördüğünü yetkililere bildirdi. Söz konusu kişinin, daha sonra bir helikopterin aracını hedef alması sonucu hayatını kaybettiği aktarıldı.
Irak makamları, Necef Çölü’nde ‘kimliği belirsiz’ yabancı güçlerin en fazla 48 saat boyunca bulunduğunu kabul ederken, bu güçlerin kimliğine ilişkin kesin bir açıklama yapmadı.
Necef’in güneybatısındaki en-Nuheyb çölünde arama yapan Irak ordusu birlikleri, 17 Mayıs 2026 (AP)
İki Iraklı güvenlik yetkilisi, İsrail güçlerinin Necef Çölü’nde gizli bir üs kurduğunu ve savaş sırasında bu üssü kullandığını doğruladı. Yetkililerden biri, “İsrail güçleri, Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin döneminde inşa edilen terk edilmiş bir hava pistinde üs oluşturdu” dedi.
Wall Street Journal, 9 Mayıs’ta yayımladığı haberinde, aralarında Amerikalı yetkililerin de bulunduğu kaynaklara dayanarak, “İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtını desteklemek amacıyla Irak çölünde gizli bir askeri tesis kurduğunu” ileri sürdü.
Gazete, söz konusu tesiste özel kuvvetlerin konuşlandığını ve savaş başlamadan kısa süre önce ABD’nin bilgisi dahilinde İsrail Hava Kuvvetleri için lojistik merkez olarak kullanıldığını yazdı.
Bir diğer Iraklı güvenlik yetkilisi ise Bağdat yönetiminin, Necef Çölü’nde bulunan güçlerin ABD’ye ait olup olmadığını Washington’a sorduğunu, ancak Amerikalı yetkililerin “Bunlar bizim güçlerimiz değil” yanıtını verdiğini söyledi.
ABD’nin, halihazırda Irak’ın kuzeyindeki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarında DEAŞ’la mücadele kapsamında asker bulundurduğu ve Irak toprakları içindeki herhangi bir askeri faaliyet konusunda Bağdat’ı bilgilendirmesinin gerektiği belirtildi.
Üçüncü bir Iraklı güvenlik yetkilisi ise bölgede bulunan yabancı güçlerin ‘Amerikan unsurları ile İsrailli teknik ekiplerden oluşmuş olabileceğini’ değerlendirdi. Yetkili ayrıca, söz konusu dönemde bölgede Chinook tipi helikopterlerin uçuş yaptığının tespit edildiğini ifade etti.
Çölde neler oldu?
Savaşın ilk haftasında Irak basınında yer alan haberlerde, Suudi Arabistan sınırına yakın geniş Necef Çölü’nde bir çobanın askeri hareketlilik tespit ettiği öne sürüldü.
AFP’ye konuşan Iraklı güvenlik kaynakları, söz konusu çobanın aracının bir helikopter tarafından hedef alınması sonucu yaşamını yitirdiğini bildirdi.
Çobanın, koyun satışı yapmak ve yakıt temin etmek amacıyla bölgede dolaştığı sırada, kendi ifadesine göre yabancı askeri güçlere ait olduğunu düşündüğü kişilerle karşılaştığı belirtildi.
AFP, çobana ait yanmış aracın hâlâ çölde bulunduğunu, aracın yanında ise bir koyuna ait iskeletin yer aldığını aktardı.
Çölde ayrıca çoban için dikildiği düşünülen sembolik bir mezar taşının bulunduğu, taşın üzerinde kişinin adı ile ölüm tarihi olarak ‘3 Mart’ ibaresinin yazıldığı ifade edildi.
17 Mayıs 2026’da Suriye sınırına yakın çöl bölgelerinde düzenlenen askeri operasyon sırasında Irak ordusu ve Halk Seferberlik Güçleri’ne ait araçlar (AFP)
Irak Ortak Operasyonlar Komutan Yardımcısı Kays el-Muhammedavi, 5 Mart’ta resmi Irak medyasına yaptığı açıklamada, Necef’te bir ‘indirme operasyonu’ gerçekleştirildiğini ve bu konuda DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na (DMUK) protesto notası verildiğini duyurdu.
Muhammedavi, ‘Necef Çölü’nde kişiler veya hareketlilik bulunduğuna’ ilişkin ihbarların ardından bölgeye bir birliğin gönderildiğini, ancak ekibin ‘havadan yoğun ateşe maruz kaldığını’ söyledi. Olayda bir güvenlik mensubunun hayatını kaybettiğini, iki kişinin de yaralandığını belirten Muhammedavi, daha sonra Terörle Mücadele Birimi’ne bağlı iki taburun bölgeye sevk edildiğini ancak yapılan taramalarda herhangi bir bulguya ulaşılamadığını ifade etti.
‘Konuşamayız’
Basında yer alan haberlere rağmen Irak makamları, söz konusu yabancı güçlerin kimliğine ilişkin şimdiye kadar resmi bir açıklama yapmadı. Iraklı bir güvenlik yetkilisi, “Irak güçleri kimliği belirsiz unsurlarla çatışmaya girmedi ve İsrail de Irak’ta bir indirme operasyonu gerçekleştirdiğini resmen açıklamadı” dedi. Yetkili ayrıca, “Konuşamayacağımız bazı konular var” ifadesini kullandı.
Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı, 11 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Irak güçlerinin çöl bölgelerinde tarama operasyonları yürüttüğünü belirterek, ‘şu anda Irak topraklarında izinsiz herhangi bir güç ya da üs bulunmadığını’ vurguladı. Açıklamada ayrıca, ülkenin itibarına zarar verdiği belirtilen haberlere karşı uyarıda bulunuldu.
AFP’nin aktardığına göre, İsrail ordusu ise söz konusu iddialarla ilgili yorum talebine yanıt vermedi.
Iraklı güvenlik yetkilisi, ülkenin kuzeybatısındaki Ninova vilayetinde yer alan bir çöl bölgesinde İsrail güçlerinin bulunduğuna dair başka ihbarlar da aldıklarını söyledi. Yetkili, bölgeye inceleme yapılması amacıyla Irak güçlerinin sevk edildiğini ancak ‘konuyu şimdilik söylenti olarak değerlendirdiklerini’ ifade etti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة