Özellikle Somali’den gelen tepkiler yaklaşık beş aydır sürerken, İsrail’in ayrılıkçı Somaliland bölgesindeki varlığını daha da güçlendirdiği belirtiliyor. İsrail’in geçtiğimiz aralık ayında Somaliland’ı tanımasının ardından nisan ayında karşılıklı büyükelçi atamaları yapılmış, son olarak da mayıs ayında karşılıklı büyükelçilik açılışlarının yaklaştığı duyurulmuştu. Bu gelişmeler, Mogadişu yönetiminin söz konusu nüfuza karşı hangi araçlara sahip olduğu sorusunu gündeme taşıdı.
Mısır Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, ‘sözde Somaliland bölgesinin işgal altındaki Kudüs’te kendisine ait olduğu iddia edilen bir büyükelçilik açması yönündeki yasa dışı ve kabul edilemez adımı’ en sert ifadelerle kınadı. Açıklamada bunun uluslararası hukukun açık ihlali olduğu vurgulandı.
Kahire ayrıca, ‘işgal altındaki Kudüs’te yasa dışı bir fiili durum yaratmayı hedefleyen tek taraflı tüm girişimleri tamamen reddettiğini’ belirtti. Mısır, Somali’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne tam destek verdiğini de ifade ederek, Somali’nin toprak bütünlüğünü zedeleyecek ya da egemenliğini ihlal edecek her türlü tek taraflı adıma karşı olduğunu bildirdi.
Somali de çarşamba günü yaptığı açıklamada, Somaliland bölgesinin Kudüs’te diplomatik temsilcilik açacağını duyurmasını kınadı. Mogadişu yönetimi, bu adımın tek taraflı ve yasa dışı olduğunu, herhangi bir siyasi ya da hukuki sonuç doğurmayacağını belirtti. Açıklamada söz konusu girişimin, ‘uluslararası uzlaşıyla bağdaşmayan siyasi bir provokasyon’ olduğu ifade edilirken, Somali’nin bu tür adımları tanımayacağı ve ülkenin birliği ile egemenliği konusundaki değişmez tutumunu sürdüreceği vurgulandı.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Davos Forumu’nun oturum aralarında Somaliland Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşme sırasında (Herzog’un X hesabı)
Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, İsrail’in bölgedeki nüfuzunu artırmayı sürdürmesi karşısında Somali’nin tekrarlanan itirazlarının artık ‘etkili olmadığını’ düşünüyor. Uzmanlar, buna rağmen Mogadişu yönetiminin uluslararası hukukun öngördüğü şekilde tüm diplomatik ve barışçıl yolları tüketmeye çalışacağını ve öncelikle iç siyasi krizlerin çözümüne odaklanacağını öngörüyor. Uzmanlar arasında, Somaliland bölgesine karşı askeri seçeneğe başvurulması konusunda ise görüş ayrılığı bulunuyor.
Diplomatik yol
Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime, Somali’nin tutumunu güçlendirmek açısından şu aşamada en önemli unsurun, Somali’ye ve uluslararası meşruiyete destek veren uluslararası bir pozisyon oluşturulması olduğunu söyledi. Halime, Mogadişu yönetiminin Afrika ve uluslararası platformlarda atabileceği başka adımların da bulunduğunu belirterek, bölgesel istikrarın korunması ve çatışmaların artmasının önlenmesi amacıyla diplomatik sürecin destekleneceğini ifade etti.
Somalili siyaset analisti Ali Kelni ise Somaliland ile İsrail arasında karşılıklı büyükelçilik açılması yönündeki girişimin, Somali’nin Filistin davasını destekleyen ve ülkenin egemenliğinin zedelenmesine karşı çıkan resmi tutumuna doğrudan meydan okuma anlamına geldiğini söyledi. Kelni’ye göre İsrail’in Somaliland’daki hamleleri, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesindeki nüfuzunu artırmayı hedefleyen daha geniş kapsamlı bir stratejinin parçası. Kelni, İsrail’in bu süreçte Somali’de yıllardır süren siyasi kırılganlık ve iç bölünmelerden yararlandığını belirtti.
Kelni, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Somali hükümetinin bu gelişmelere karşı siyasi ve diplomatik yaklaşımını sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Buna göre Mogadişu yönetimi, Somali topraklarının birliği ve egemenliği vurgusunu sürdürecek; çeşitli platformlarda Somaliland’ın bağımsız bir yapı olarak tanınmasına veya onunla resmi ilişki kurulmasına karşı girişimlerde bulunacak.
Ancak Kelni, İsrail’in adımlarını sürdürmesinin, özellikle stratejik açıdan son derece hassas kabul edilen bir bölgede İsrail nüfuzunun giderek arttığı yönündeki değerlendirmeler doğrultusunda, yalnızca barışçıl yöntemlere dayanmanın ne ölçüde yeterli olduğu konusunda soru işaretleri yarattığını da dile getirdi.
Uyarılar ve kınamalar
Arap Birliği çarşamba günü yaptığı açıklamada, ayrılıkçı Somaliland bölgesinin işgal altındaki Kudüs’te büyükelçilik açma girişiminin ‘Afrika Boynuzu’ndaki gerilim noktalarını daha da derinleştireceği’ uyarısında bulundu.
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, söz konusu adımı kınayarak bunun ‘her açıdan reddedilen ve hukuken geçersiz bir girişim’ olduğunu belirtti. Ebu Gayt ayrıca, bu adımın ‘Arap ve İslam dünyasına yönelik kabul edilemez bir provokasyon’ niteliği taşıdığını ifade etti.
Ebu Gayt, Afrika Boynuzu’nda nüfuz alanı oluşturmayı hedefleyen bu tür girişimlerin bölgede gerilim ve istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulundu.
Geçen nisan ayında da birçok Arap ve Afrika ülkesi, İsrail’in Somaliland’a diplomatik temsilci atadığını açıklamasını sert ifadelerle kınamıştı.
Suudi Arabistan, Mısır, Somali, Sudan, Libya, Bangladeş, Cezayir, Filistin, Türkiye ve Endonezya dışişleri bakanları, İsrail’in söz konusu kararını ‘Somali’nin egemenliği ile ülkenin toprak bütünlüğünün açık ihlali’ olarak değerlendirmişti.
Salah Halime, Mogadişu yönetiminin topraklarını savunmak amacıyla “yumuşak güç, sert güç ve silahlı mücadele seçeneklerine başvurmasının meşru hakları arasında olduğunu” söyledi. Halime, bütün diplomatik ve barışçıl yolların tüketilmesi ve Somali’deki iç siyasi krizlerin çözülmesinin ardından askeri seçeneğin gündeme gelebileceğini dışlamadı.
Ali Kelni ise siyasi ve medya söylemlerindeki sertleşmeye rağmen, Mogadişu yönetiminin Somaliland’a karşı doğrudan askeri müdahaleye yönelme ihtimalinin mevcut aşamada düşük olduğunu belirtti. Kelni, bunun temel nedeninin Somali iç siyasetindeki karmaşık tablo olduğunu ifade etti.
Kelni, federal hükümetin bir yandan Eş-Şebab örgütüne karşı kapsamlı mücadele yürüttüğünü, diğer yandan anayasal geçiş süreci, seçimler ve merkez ile eyaletler arasındaki yetki paylaşımı gibi iç siyasi krizlerle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.
Kelni’ye göre Mogadişu yönetimi, mevcut koşullarda kapsamlı bir askeri çatışmaya sürüklenmek yerine siyasi ve diplomatik baskı araçlarına ağırlık vermeyi sürdürecek. Kelni, federal devlet yapısının ülke içinde ve bölgesel düzeyde güçlendirilmesinin öncelik olacağını, aksi halde geniş çaplı askeri çatışmanın ülkeyi daha karmaşık ve istikrarsız bir sürece sürükleyebileceği değerlendirmesinde bulundu.