Fas: Eski bakan yolsuzluk suçlamalarından 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı

Muhammed Mübdi (Şarku’l Avsat)
Muhammed Mübdi (Şarku’l Avsat)
TT

Fas: Eski bakan yolsuzluk suçlamalarından 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı

Muhammed Mübdi (Şarku’l Avsat)
Muhammed Mübdi (Şarku’l Avsat)

Kasablanca’daki bir mahkeme, Faslı eski bakan Muhammed Mübdi hakkında yolsuzluk suçlamaları kapsamında 13 yıl hapis cezası verdi. Kararı dün Mübdi’nin avukatı duyurdu.

Eski bakan, 2023 yılından bu yana tutuklu bulunuyordu. Hakkındaki dava, Fas Kamu Fonlarını Koruma Derneği tarafından 2020 yılında yapılan bir suç duyurusunun ardından açıldı.

Şikâyette, Mubdi’nin uzun yıllar belediye başkanlığını yürüttüğü Fquih Ben Salah kentindeki belediyede kamu ihalelerinde usulsüzlük yaptığı öne sürüldü. Fas’ın orta kesiminde bulunan kentin belediye başkanlığını 1997 yılından itibaren yürüten Mubdi, Kasablanca Temyiz Mahkemesi’ne bağlı Ağır Ceza Dairesi’nde yargılandı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Avukatı İbrahim Amusi yaptığı açıklamada, kararı temyize götüreceklerini belirtti. Amusi, müvekkilinin 13 yıl hapis cezasının yanı sıra 30 milyon dirhem (yaklaşık 3,2 milyon dolar) para cezasına çarptırıldığını söyledi.

Mubdi, 2013-2016 yılları arasında kamu hizmetlerinden sorumlu devlet bakanı olarak görev yapmıştı. Aynı zamanda şu anda parlamentoda muhalefette bulunan sağ eğilimli Mouvement Populaire (Halk Hareketi) partisinin önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor.

Mubdi’nin geçmişte parlamentodaki Adalet ve Yasama Komisyonu başkanlığına seçilmesi sosyal medyada geniş tepki çekmiş, bunun ardından görevinden istifa etmişti.

Fas’ta bakanlar ya da üst düzey yetkililerin rüşvet ve yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklanması oldukça nadir görülen bir durum olarak değerlendiriliyor.



ABD'nin iki Lübnanlı subaya uyguladığı yaptırımlar, İsrail ile yapılacak müzakerelerden önce geldiö

Farklı zamanlarda çekilen kapsamlı bir uydu görüntüsü, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki sınır kasabası Yarun'da gerçekleştirdiği bombardımanların ve yıkımın etkileri, (AFP)
Farklı zamanlarda çekilen kapsamlı bir uydu görüntüsü, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki sınır kasabası Yarun'da gerçekleştirdiği bombardımanların ve yıkımın etkileri, (AFP)
TT

ABD'nin iki Lübnanlı subaya uyguladığı yaptırımlar, İsrail ile yapılacak müzakerelerden önce geldiö

Farklı zamanlarda çekilen kapsamlı bir uydu görüntüsü, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki sınır kasabası Yarun'da gerçekleştirdiği bombardımanların ve yıkımın etkileri, (AFP)
Farklı zamanlarda çekilen kapsamlı bir uydu görüntüsü, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki sınır kasabası Yarun'da gerçekleştirdiği bombardımanların ve yıkımın etkileri, (AFP)

Washington, 29 Mayıs’ta Lübnan ile İsrail arasında yapılması planlanan güvenlik müzakereleri öncesinde, Hizbullah figürlerini veya örgütle iş birliği yapan isimleri hedef alan ABD yaptırımları tarihinde bir ilke imza atarak, Lübnan Ordusu ve Genel Güvenlik teşkilatından iki subayı yaptırım listesine aldı.

Lübnan ise ateşkes anlaşmasına bağlılığa ilişkin Washington aracılığıyla gelecek İsrail cevabını beklemeye devam ediyor.

Dün yürürlüğe giren ABD yaptırımları, aralarında Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Muhammed Feniş, partinin parlamentodaki üç Milletvekili Hasan Fadlallah, İbrahim el-Musevi ve Hüseyin el-Hac Hasan’ın yanı sıra İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani’nin de bulunduğu 9 kişiyi hedef aldı. Yaptırımlar ayrıca, Meclis Başkanı Nebih Berri’ye yakın iki isim olan Ahmed Baalbeki ve Ali Safavi’ye de uzandı.

Yaptırımların, askeri ve güvenlik kanadından iki subayı; yani Ordu İstihbaratının Dahiye (Beyrut'un güney banliyösü) Ofisi Sorumlusu Albay Samer Hamade ile Genel Güvenlik Analiz Dairesi Başkanı Tuğgeneral Hattar Nasreddin’i de kapsaması dikkat çekti.


İsrail ordusu: Lübnan sınırına yakın bölgede iki militanı etkisiz hale getirdik

İsrail hava saldırısı Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit kasabasını hedef aldı (AFP)
İsrail hava saldırısı Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit kasabasını hedef aldı (AFP)
TT

İsrail ordusu: Lübnan sınırına yakın bölgede iki militanı etkisiz hale getirdik

İsrail hava saldırısı Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit kasabasını hedef aldı (AFP)
İsrail hava saldırısı Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit kasabasını hedef aldı (AFP)

İsrail ordusu, güney Lübnan’da düzenlenen hava saldırısında iki kişinin öldürüldüğünü açıkladı. Ordu, bugün yaptığı açıklamada hayatını kaybeden kişilerin silahlı olduğunu ve “şüpheli hareketlerde bulunduğunu” öne sürdü.

İsrail ordusunun Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Kısa süre önce ordu, Güney Lübnan’da İsrail topraklarına birkaç yüz metre mesafede şüpheli şekilde hareket eden iki silahlı kişiyi tespit etti” denildi.

Açıklamada, “Kimliklerinin belirlenmesi ve İsrail ordusu tarafından izlenmelerinin ardından, söz konusu silahlı kişiler hava saldırısıyla hedef alınarak etkisiz hale getirildi” ifadelerine yer verildi.

17 Nisan’da ilan edilen ve bu hafta başında 45 gün daha uzatılan ateşkese rağmen, İsrail ordusu Hizbullah ve örgüt üyelerini hedef aldığını belirttiği saldırılarını sürdürmeye devam ediyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail güçleri ayrıca sınır hattına yakın ve kendi kontrolünde bulunan bölgelerde yıkım ve patlatma operasyonları gerçekleştiriyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın dün açıkladığı verilere göre, İsrail ile Hizbullah arasında 2 Mart’ta başlayan savaşın ardından İsrail saldırılarında 116 sağlık çalışanı ve ilk yardım görevlisinin de aralarında bulunduğu toplam 3 bin 89 kişi hayatını kaybetti.

İsrail tarafı ise çatışmalarda 22 askerinin öldüğünü açıkladı.

Ortadoğu’daki çatışmalar, Hizbullah’ın 2 Mart’ta İran lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine karşılık olarak İsrail’e roket saldırıları düzenlemesinin ardından Lübnan cephesine de yayılmıştı.


Mogadişu, Somaliland’daki İsrail etkisine karşı nasıl mücadele ediyor?

Somaliland Cumhurbaşkanı, İsrail Dışişleri Bakanı’nı kabul etti. (Somaliland Cumhurbaşkanlığı’nın Facebook sayfası)
Somaliland Cumhurbaşkanı, İsrail Dışişleri Bakanı’nı kabul etti. (Somaliland Cumhurbaşkanlığı’nın Facebook sayfası)
TT

Mogadişu, Somaliland’daki İsrail etkisine karşı nasıl mücadele ediyor?

Somaliland Cumhurbaşkanı, İsrail Dışişleri Bakanı’nı kabul etti. (Somaliland Cumhurbaşkanlığı’nın Facebook sayfası)
Somaliland Cumhurbaşkanı, İsrail Dışişleri Bakanı’nı kabul etti. (Somaliland Cumhurbaşkanlığı’nın Facebook sayfası)

Özellikle Somali’den gelen tepkiler yaklaşık beş aydır sürerken, İsrail’in ayrılıkçı Somaliland bölgesindeki varlığını daha da güçlendirdiği belirtiliyor. İsrail’in geçtiğimiz aralık ayında Somaliland’ı tanımasının ardından nisan ayında karşılıklı büyükelçi atamaları yapılmış, son olarak da mayıs ayında karşılıklı büyükelçilik açılışlarının yaklaştığı duyurulmuştu. Bu gelişmeler, Mogadişu yönetiminin söz konusu nüfuza karşı hangi araçlara sahip olduğu sorusunu gündeme taşıdı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, ‘sözde Somaliland bölgesinin işgal altındaki Kudüs’te kendisine ait olduğu iddia edilen bir büyükelçilik açması yönündeki yasa dışı ve kabul edilemez adımı’ en sert ifadelerle kınadı. Açıklamada bunun uluslararası hukukun açık ihlali olduğu vurgulandı.

Kahire ayrıca, ‘işgal altındaki Kudüs’te yasa dışı bir fiili durum yaratmayı hedefleyen tek taraflı tüm girişimleri tamamen reddettiğini’ belirtti. Mısır, Somali’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne tam destek verdiğini de ifade ederek, Somali’nin toprak bütünlüğünü zedeleyecek ya da egemenliğini ihlal edecek her türlü tek taraflı adıma karşı olduğunu bildirdi.

Somali de çarşamba günü yaptığı açıklamada, Somaliland bölgesinin Kudüs’te diplomatik temsilcilik açacağını duyurmasını kınadı. Mogadişu yönetimi, bu adımın tek taraflı ve yasa dışı olduğunu, herhangi bir siyasi ya da hukuki sonuç doğurmayacağını belirtti. Açıklamada söz konusu girişimin, ‘uluslararası uzlaşıyla bağdaşmayan siyasi bir provokasyon’ olduğu ifade edilirken, Somali’nin bu tür adımları tanımayacağı ve ülkenin birliği ile egemenliği konusundaki değişmez tutumunu sürdüreceği vurgulandı.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Davos Forumu’nun oturum aralarında Somaliland Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşme sırasında (Herzog’un X hesabı)İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Davos Forumu’nun oturum aralarında Somaliland Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşme sırasında (Herzog’un X hesabı)

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, İsrail’in bölgedeki nüfuzunu artırmayı sürdürmesi karşısında Somali’nin tekrarlanan itirazlarının artık ‘etkili olmadığını’ düşünüyor. Uzmanlar, buna rağmen Mogadişu yönetiminin uluslararası hukukun öngördüğü şekilde tüm diplomatik ve barışçıl yolları tüketmeye çalışacağını ve öncelikle iç siyasi krizlerin çözümüne odaklanacağını öngörüyor. Uzmanlar arasında, Somaliland bölgesine karşı askeri seçeneğe başvurulması konusunda ise görüş ayrılığı bulunuyor.

Diplomatik yol

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime, Somali’nin tutumunu güçlendirmek açısından şu aşamada en önemli unsurun, Somali’ye ve uluslararası meşruiyete destek veren uluslararası bir pozisyon oluşturulması olduğunu söyledi. Halime, Mogadişu yönetiminin Afrika ve uluslararası platformlarda atabileceği başka adımların da bulunduğunu belirterek, bölgesel istikrarın korunması ve çatışmaların artmasının önlenmesi amacıyla diplomatik sürecin destekleneceğini ifade etti.

Somalili siyaset analisti Ali Kelni ise Somaliland ile İsrail arasında karşılıklı büyükelçilik açılması yönündeki girişimin, Somali’nin Filistin davasını destekleyen ve ülkenin egemenliğinin zedelenmesine karşı çıkan resmi tutumuna doğrudan meydan okuma anlamına geldiğini söyledi. Kelni’ye göre İsrail’in Somaliland’daki hamleleri, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesindeki nüfuzunu artırmayı hedefleyen daha geniş kapsamlı bir stratejinin parçası. Kelni, İsrail’in bu süreçte Somali’de yıllardır süren siyasi kırılganlık ve iç bölünmelerden yararlandığını belirtti.

Kelni, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Somali hükümetinin bu gelişmelere karşı siyasi ve diplomatik yaklaşımını sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Buna göre Mogadişu yönetimi, Somali topraklarının birliği ve egemenliği vurgusunu sürdürecek; çeşitli platformlarda Somaliland’ın bağımsız bir yapı olarak tanınmasına veya onunla resmi ilişki kurulmasına karşı girişimlerde bulunacak.

Ancak Kelni, İsrail’in adımlarını sürdürmesinin, özellikle stratejik açıdan son derece hassas kabul edilen bir bölgede İsrail nüfuzunun giderek arttığı yönündeki değerlendirmeler doğrultusunda, yalnızca barışçıl yöntemlere dayanmanın ne ölçüde yeterli olduğu konusunda soru işaretleri yarattığını da dile getirdi.

Uyarılar ve kınamalar

Arap Birliği çarşamba günü yaptığı açıklamada, ayrılıkçı Somaliland bölgesinin işgal altındaki Kudüs’te büyükelçilik açma girişiminin ‘Afrika Boynuzu’ndaki gerilim noktalarını daha da derinleştireceği’ uyarısında bulundu.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, söz konusu adımı kınayarak bunun ‘her açıdan reddedilen ve hukuken geçersiz bir girişim’ olduğunu belirtti. Ebu Gayt ayrıca, bu adımın ‘Arap ve İslam dünyasına yönelik kabul edilemez bir provokasyon’ niteliği taşıdığını ifade etti.

Ebu Gayt, Afrika Boynuzu’nda nüfuz alanı oluşturmayı hedefleyen bu tür girişimlerin bölgede gerilim ve istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulundu.

Geçen nisan ayında da birçok Arap ve Afrika ülkesi, İsrail’in Somaliland’a diplomatik temsilci atadığını açıklamasını sert ifadelerle kınamıştı.

Suudi Arabistan, Mısır, Somali, Sudan, Libya, Bangladeş, Cezayir, Filistin, Türkiye ve Endonezya dışişleri bakanları, İsrail’in söz konusu kararını ‘Somali’nin egemenliği ile ülkenin toprak bütünlüğünün açık ihlali’ olarak değerlendirmişti.

Salah Halime, Mogadişu yönetiminin topraklarını savunmak amacıyla “yumuşak güç, sert güç ve silahlı mücadele seçeneklerine başvurmasının meşru hakları arasında olduğunu” söyledi. Halime, bütün diplomatik ve barışçıl yolların tüketilmesi ve Somali’deki iç siyasi krizlerin çözülmesinin ardından askeri seçeneğin gündeme gelebileceğini dışlamadı.

Ali Kelni ise siyasi ve medya söylemlerindeki sertleşmeye rağmen, Mogadişu yönetiminin Somaliland’a karşı doğrudan askeri müdahaleye yönelme ihtimalinin mevcut aşamada düşük olduğunu belirtti. Kelni, bunun temel nedeninin Somali iç siyasetindeki karmaşık tablo olduğunu ifade etti.

Kelni, federal hükümetin bir yandan Eş-Şebab örgütüne karşı kapsamlı mücadele yürüttüğünü, diğer yandan anayasal geçiş süreci, seçimler ve merkez ile eyaletler arasındaki yetki paylaşımı gibi iç siyasi krizlerle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.

Kelni’ye göre Mogadişu yönetimi, mevcut koşullarda kapsamlı bir askeri çatışmaya sürüklenmek yerine siyasi ve diplomatik baskı araçlarına ağırlık vermeyi sürdürecek. Kelni, federal devlet yapısının ülke içinde ve bölgesel düzeyde güçlendirilmesinin öncelik olacağını, aksi halde geniş çaplı askeri çatışmanın ülkeyi daha karmaşık ve istikrarsız bir sürece sürükleyebileceği değerlendirmesinde bulundu.