Rakka ve Deyrizor sakinlerine Fırat Nehri yakınlarındaki bölgeleri boşaltmaları yönünde çağrı yapıldı

Önümüzdeki saatlerde hasarın daha da artacağına dair uyarılar yapıldı

Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")
Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")
TT

Rakka ve Deyrizor sakinlerine Fırat Nehri yakınlarındaki bölgeleri boşaltmaları yönünde çağrı yapıldı

Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")
Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")

Fırat Nehri üzerindeki Rakka ve Deyrizor illerinde, Fırat Barajı’nda dört tahliye kapağının açılmasıyla birlikte alarm durumu ilan edildi. Yetkililer, barajdan saniyede bırakılan su miktarının 1500 metreküpten 1800 metreküpe çıkarıldığını belirtti. Son yılların en yüksek su akışı nedeniyle baraj gölündeki seviyenin onlarca yıldır görülmeyen düzeye ulaştığı, bunun da dün Rakka’da evlerin ve tarım arazilerinin sular altında kalmasına yol açtığı bildirildi.

Resmî televizyona konuşan Fırat Barajı Genel Müdürü Haytam Bakur, su seviyesindeki artışı izlemek için üç operasyon merkezi kurulduğunu söyledi. Bakur, son 15 yılın en yüksek su tahliyesinin gerçekleştirildiğini belirterek, nehir yatağı çevresindeki tarım alanları, yerleşimler ve kampların risk altında olduğunu ifade etti. Geçmiş dönemde mühendislik altyapısı olmadan acil şekilde inşa edilen toprak setlerin de zarar görebileceği uyarısında bulunan Bakur, buna karşın su seviyesindeki yükselişin baraj gövdesi açısından tehlike oluşturmadığını vurguladı.

İnternette dolaşan bir fotoğrafta, Deyrizor'da batan feribotun içinde bir araba görülüyor.İnternette dolaşan bir fotoğrafta, Deyrizor'da batan feribotun içinde bir araba görülüyor.

Tedbir amacıyla Rakka’nın doğu kırsalındaki el-Muğla Köprüsü ulaşıma kapatıldı. Yerel el-Habur sitesi tarafından yayımlanan görüntülerde, yükselen nehir seviyesi nedeniyle Rakka ve çevresindeki evler ile tarım arazilerinin zarar gördüğü görüldü. Yetkililer, önümüzdeki saatlerde yeni bir su yükselişi dalgasının hasarı artırabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Deyrizor’da da Fırat Nehri’nin yükselmesine karşı acil durum ekipleri nehir kıyısındaki köprülerde koruyucu setler oluşturdu. Batıdaki Muhaymide beldesi yakınlarında, içinde araç bulunan bir feribotun nehirde battığı bildirildi. Yerel kaynakların aktardığına göre olayda yalnızca maddi hasar meydana geldi.

Suriye Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanlığı’na bağlı Erken Uyarı ve Hazırlık Dairesi, Fırat Barajı Genel Kurumu ile koordinasyon içinde son 24 saat içinde ikinci kez halka tahliye çağrısı yaptı. Yetkililer, Rakka ve Deyrizor’da nehir kıyısında veya taşkın sahasında yaşayanların evlerini ve iş yerlerini derhal boşaltmalarını istedi. Özellikle alçak bölgelerde yaşayanların ailelerini, hayvanlarını, araçlarını ve tarım ekipmanlarını güvenli ve yüksek bölgelere taşımaları çağrısında bulunuldu. Açıklamada, Fırat Nehri seviyesinin normalin iki metre üzerine çıktığı, önümüzdeki saat ve günlerde bunun bir metre daha artabileceği belirtildi.

Öte yandan Haseke kentinin bazı mahallelerinde, Fırat Barajı’ndan gelen elektriğin kesilmesi nedeniyle içme suyu pompalamada aksama yaşandığı bildirildi. Su İdaresi, vatandaşlardan su tüketimini azaltmaları ve kesintilere karşı iş birliği yapmaları çağrısında bulundu.

Fırat Barajı'ndaki çalışanlar teyakkuzda (Suriye Enerji Bakanlığı).Fırat Barajı'ndaki çalışanlar teyakkuzda (Suriye Enerji Bakanlığı).

Bölgede ayrıca Güney Haseke Barajı gövdesinde görülen su sızıntısı endişe yarattı. Yerel medya, Habur Nehri boyunca uzanan yerleşimlerin ve Deyrizor’daki el-Buseyra kentine kadar olan bölgelerin risk altında olabileceğini aktardı. Şarku’l Avsat’ın Haseke Medya Merkezi’nden aktardığına göre Arişa Nahiyesi Müdürü sızıntının baraj gövdesinden değil, sulama türbinlerinden kaynaklandığını açıkladı. Yetkili, kapaklardan birinin kısmen açık kalmış veya aşınmış olabileceğini, teknik ekiplerin sorunu çözmeye çalıştığını ancak henüz başarılı olunamadığını ifade etti.

Uzmanlar, Türkiye’deki barajlardan bırakılan su miktarındaki artışın Fırat Nehri’nde rekor seviyede yükselişe neden olduğunu ifade ediyor. Bu durum, Cerablus çevresinde nehrin taşmasına yol açtığı, Türkiye sınırındaki Şuyuh Köprüsü yakınlarında yaklaşık 500 hektarlık alanın sular altında kaldığı bildirildi. Taşkınların tarım arazileri, balıkçılık faaliyetleri ve altyapıda ciddi hasara neden olduğu kaydedildi.



Kızılhaç: Sudan savaşının başlamasından bu yana 11 binden fazla kişi kayıp

Sudan savaşından (DPA)
Sudan savaşından (DPA)
TT

Kızılhaç: Sudan savaşının başlamasından bu yana 11 binden fazla kişi kayıp

Sudan savaşından (DPA)
Sudan savaşından (DPA)

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Sözcüsü Ferid el-Hamid, Sudan'da Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana kayıp kişi sayısının 11 bini aştığını açıkladı. El-Hamid, "Şarku'l Avsat"a yaptığı açıklamada, bu rakamın yalnızca Komite ve yerel ulusal dernekler tarafından kayıt altına alınan vakaları kapsadığını belirterek, gerçek kayıp sayısının çok daha yüksek olabileceğini ifade etti.

El-Hamid, çatışmaların sürmesinin zorunlu göç hareketlerini artırdığını ve "aile bağlarını yeniden kurmak veya iletişimleri kesilen yakınlarının akıbetini öğrenmek için yardım talep eden kişilerin sayısında artışa yol açtığını" söyledi. Bunun, savaşın insani sonuçlarının geniş boyutunu ve derin etkilerini yansıttığını ifade etti.

El-Hamid, geçen yıl Komite'ye Sudan içindeki ailelerden bin 682, yurt dışındaki ailelerden ise 2 bin 200 kayıp arama başvurusu geldiğini belirtti. Bu başvuruların, kayıp yakınlarının durumu ve nerede oldukları hakkında bilgi edinme, güvenliklerinin teyit edilmesi veya herhangi bir askerî ya da güvenlik birimi tarafından tutulup tutulmadıklarının öğrenilmesi amacı taşıdığı ifade edildi. El-Hamid, Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin ailelere 846 kayıp kişi hakkında bilgi sağlanmasına yardımcı olduğunu kaydetti.

Kayıp kadınlar

Sosyal Refah Devlet Bakanı Selime İshak ise "Şarku'l Avsat"a yaptığı açıklamada, savaşın başlamasından bu yana kaybolan kadın sayısının 600'ü geçtiğini söyledi. İshak, yetkililerin kayıp kadınların sayısına ilişkin doğru bilgilere ulaşmada "büyük zorluklarla" karşı karşıya olduğunu belirterek, birçok ailenin toplumsal damgalanma endişesi nedeniyle kayıp kızları hakkında ihbarda bulunmaktan çekindiğini ifade etti.

İshak, savaş sırasında kaybolan çok sayıda kadının geride farklı yaşlarda yüzlerce çocuk bıraktığını söyledi.

Avdiye, kayıp oğlunun kızıyla birlikte (Şarku'l Avsat)Avdiye, kayıp oğlunun kızıyla birlikte (Şarku'l Avsat)

Sudan hükümeti, daha önce Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'ten, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) son derece kötü insani koşullarda tuttuğu 20 binden fazla tutuklunun akıbetinin ortaya çıkarılması için acil müdahalede bulunmasını istemişti.

Yakınlarını arayan aileler

Bu arada binlerce Sudanlı, savaşta kaybolan çocuklarını ve yakınlarını aramaya devam ediyor. 60 yaşındaki Avdiye Abbas'ın oğlu Mübarek, HDK'nin başkent Hartum'u kontrol ettiği dönemde bazı ihtiyaçlarını almak için yolda iken gözaltına alındı. Zorla kaybedilmesinin üzerinden yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen annesi hâlâ onu arıyor.

Abbas, "Akıbetini bilmiyorum; hayatta mı, öldü mü bilmiyorum. Bu dünyada tek dileğim ölmeden önce onu görmek" diyerek, "Her an kapıdan içeri girecekmiş gibi bekliyorum... ancak şimdiye kadar dönmedi" ifadelerini kullandı.

Mübarek'in babası Mustafa, oğlunun kaybolmasının ardından hareket kabiliyetini kaybetmesine neden olan bir hastalığa yakalandı ve dört ay sonra hayatını kaybetti. Mübarek'in dört çocuğu bulunuyor; en büyüğü 15 yaşında, en küçüğü ise babasının ne zaman eve döneceğini sürekli soran 5 yaşındaki bir kız çocuğu.

Ailesi, o günden bu yana sosyal medya paylaşımlarını takip ederek, oğullarını gören veya tutukevlerinde onun hakkında bilgi sahibi olan birinin çıkmasını umut ediyor.

Seher Harun da benzer bir örnek. Harun, Mart 2024'ün ortalarından beri eşini ve kayıp iki erkek kardeşini arıyor. "Şarku'l Avsat"a konuşan Harun, "HDK'nin onları Hartum'un doğusundaki Soba Hapishanesi'nde tuttuğunu öğrendik. Birkaç kez gittik ancak onları ziyaret etmemize izin vermediler" dedi.

Sudan ordusunun Hartum'un kontrolünü yeniden ele geçirmesi ve HDK'nin kentten çekilmesinin ardından Seher, serbest bırakılan bazı tutukluların aile üyelerinin Batı Sudan'a nakledildiğini kendisine söylediğini, ancak şu ana kadar nerede olduklarına dair herhangi bir bilgiye ulaşamadığını belirtti.

Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) mensupları (Arşiv- AFP)Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) mensupları (Arşiv- AFP)

Fidye amaçlı şantaj

Bu koşullar altında birçok aile mali şantajın kurbanı oldu. Bazı kişiler, yakınlarını rehin tuttuklarını iddia ederek aileleri telefonla aradı ve serbest bırakılmaları karşılığında fidye talep etti. Aileler talepleri karşılamazsa yakınlarını öldürmekle tehdit etti.

Hartum'daki çeşitli gözaltı merkezlerinde tutulan binlerce kişinin fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kaldığı bildirildi. Hartum'daki evinden götürülen kayıp bir genç kadının erkek kardeşi, ailesinin aradan sekiz aydan fazla süre geçmesine rağmen hâlâ onun geri dönmesini beklediğini söyledi.

HDK'nin ülkenin orta kesimindeki Hartum ve Cezire eyaletlerinde kontrol ettiği bölgelerde kurduğu kontrol noktalarında, çoğu genç olmak üzere yüzlerce sivil gözaltına alındı. Bu kişilerin ailelerine haber verilmeden alıkonulduğu, çok sayıda kişinin ise işkence ve kasıtlı aç bırakma sonucu gözaltı merkezlerinde hayatını kaybettiğine dair haberler olduğu belirtildi.


Esed'in düşüşünden sonra Suriye Halk Meclisi'nin ilk Başkanı olan Abdülhamid el-Avak kimdir?

Suriye Halk Meclisi Başkanı Dr. Abdulhamid el-Avak, meclis üyeleriyle birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılıyor (SANA)
Suriye Halk Meclisi Başkanı Dr. Abdulhamid el-Avak, meclis üyeleriyle birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılıyor (SANA)
TT

Esed'in düşüşünden sonra Suriye Halk Meclisi'nin ilk Başkanı olan Abdülhamid el-Avak kimdir?

Suriye Halk Meclisi Başkanı Dr. Abdulhamid el-Avak, meclis üyeleriyle birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılıyor (SANA)
Suriye Halk Meclisi Başkanı Dr. Abdulhamid el-Avak, meclis üyeleriyle birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılıyor (SANA)

Suriye Halk Meclisi, gerçekleştirdiği ilk oturumunda Dr. Abdülhamid Akil el-Avak'ı Meclis Başkanı seçti. Uzman hukukçu, hâkim, hukuk danışmanı ve akademisyen olan el-Avak, Suriye'de rejim karşıtı hareketin başlamasının ardından Esed yönetiminden ayrılmıştı. El-Avak, Suriye'nin mevcut geçiş döneminde öne çıkan siyasi ve yasama aktörlerinden biri olarak tanınıyor.

Abdülhamid el-Avak, yeni Suriye Halk Meclisi'nin dün gerçekleşen ilk açılış oturumunda Meclis Başkanlığı için resmen aday olan üç isimden biriydi. Diğer adaylar Müeyyed el-Kablavi ve Muhammed Ramiz Kurc oldu. El-Avak, 206 oyun 99'unu alarak seçilirken, Müeyyed Hayil el-Kablavi 75, Muhammed Ramiz Kurc ise 31 oy aldı. Bir oy ise boş çıktı.

El-Avak, muhalefet saflarındaki önde gelen hukukçulardan biri olarak öne çıktı. Müzakere Heyeti temsilcisi olarak Anayasa Komitesi üyeliğine seçildi, ancak siyasi sürecin tıkanmasını gerekçe göstererek 2018 yılında komisyondan çekildi.

Esad rejiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Suriye'ye dönen el-Avak, Halep Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanlığı görevini üstlendi.

El-Avak, geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından Mart 2025'te oluşturulan yedi kişilik Anayasa Bildirisi Hazırlama Komitesi'nin başkanlığını yaptı. Komite, geçiş sürecinde devlet kurumlarını düzenleyecek ve ülkenin yönetimini belirleyecek geçici anayasal bildirinin taslağını hazırlamakla görevlendirilmişti.

Akademik geçmişi ve yasama yaklaşımı

El-Avak, hukuk lisans eğitimini Halep Üniversitesi'nde tamamladı. 2015 yılında Beyrut Arap Üniversitesi'nden anayasa hukuku alanında doktora derecesi aldı. Ayrıca Türkiye'deki Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde yardımcı doçent olarak görev yaptı.

Haseke vilayetinden (özellikle Guveyran Mahallesi'nden) gelen el-Avvak, eski rejimden ayrılan eski bir hâkim olarak bağımsız ve danışmanlık çalışmalarına yöneldi. Aynı zamanda "İstikrarı Destekleme Birimi"nde hukuk danışmanı olarak görev yaptı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre El-Avak, medya kuruluşlarına verdiği röportajlarda "üç erk arasında mutlak ve katı kuvvetler ayrılığı" ilkesine verdiği önemle, "geçiş dönemi adaleti" konusundaki savunuculuğuyla ve Suriye devletinin uluslararası insan hakları anlaşmalarına ve eşit vatandaşlık ilkesine bağlı kalması yönündeki görüşleriyle tanındı.

El-Avak, akademik ve anayasal birikimi ile geçiş döneminin hukuki temellerinin oluşturulmasına yaptığı katkılar nedeniyle birçok parlamento grubu tarafından "yeni yasama kurumunu yönetmeye uygun, uzlaşmacı bir isim" olarak değerlendiriliyor.


Yeni Suriye Halk Meclisi... Sloganlar olmadan

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye Halk Meclisi'nin açılışında konuşma yapıyor (Cumhurbaşkanlığı hesabı)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye Halk Meclisi'nin açılışında konuşma yapıyor (Cumhurbaşkanlığı hesabı)
TT

Yeni Suriye Halk Meclisi... Sloganlar olmadan

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye Halk Meclisi'nin açılışında konuşma yapıyor (Cumhurbaşkanlığı hesabı)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye Halk Meclisi'nin açılışında konuşma yapıyor (Cumhurbaşkanlığı hesabı)

Suriye Halk Meclisi tarihinde ilk kez, cumhurbaşkanının konuşması sloganlar ve popülist alkışlar olmadan sona erdi. Meclis üyeleri de ilk kez anayasal yemini, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın huzurunda toplu olarak etti. Şara, salona sakin bir şekilde girerek milletvekilleri sıralarında oturduktan sonra meclise kısa bir konuşma yaptı ve meclisin "sorumluluk ve liyakat konusunda örnek olmasını, diyalog kültürünün, hukukun üstünlüğünün ve kurumlara saygının güçlenmesine katkı sunmasını" istedi.

Milletvekilleri, eski muhalefetin önde gelen hukukçularından Abdulhamid el-Avvak'ı 99 oyla Meclis Başkanı seçti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Şara'nın görevlendirmesiyle geçici Anayasal Bildiri taslağını hazırlayan komisyona başkanlık eden el-Avvak, geçiş sürecinde devlet kurumlarının işleyişini düzenleyen metnin hazırlanmasında önemli rol üstlenmişti.

Meclis Başkanvekilliklerine ise İdlib İl Şura Meclisi'nin eski Başkanı Dr. Mustafa Musa birinci başkanvekili, Lazkiye Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi öğretim üyesi ve bölüm başkanı Dr. Madona Beşşara ise ikinci başkanvekili olarak seçildi.