Irak hükümeti, silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanmasını öngören programını kararlılıkla sürdüreceğini bir kez daha vurgularken, bazı silahlı gruplar yetkililerle iş birliğine hazır olduklarını gösterdi. Buna karşılık bazı gruplar ise bu girişimlere karşı çıkarak, söz konusu adımları "direniş silahlarını hedef alma" girişimi olarak değerlendirdi.
Hükümet Sözcüsü Basim el-Avvadi televizyona yaptığı açıklamada, "Irak'ın egemenliği, güvenliği ve silahın yalnızca devletin elinde bulunması, Ali ez-Zeydi hükümetinin temel öncelikleri arasında yer almaktadır" dedi.
El- Avvadi, silahların devlet kontrolüne alınmasının öneminin, "silahlı gücün siyasi yönlendirmelerle kullanılmasının önüne geçmek" olduğunu belirtti.
Sözcünün açıklamaları, devlet dışı silahlı yapılar konusunda hükümetin daha net bir tutum benimsediğine işaret etti. El- Avvadi, "Irak tam egemen bir devlettir ve en üst otoritesi ne dış güçlerin iradesine ne de iç dayatmalara tabidir" ifadelerini kullandı.
Bu açıklamalar, bazı silahlı gruplarla resmi bir kurum olarak tanımlanan Haşdi Şabi arasındaki ilişki ve "direniş" adı altında faaliyet gösteren silahlı oluşumlar hakkındaki tartışmaların sürdüğü bir dönemde yapıldı.
Haşdi Şabi Başkanı Falih el-Feyyad da daha önce yaptığı açıklamada, "Haşdi Şabi Yasası'nın, kurum ile silahlı gruplar arasında açık bir ayrım yaptığını" söylemişti. Bu açıklama, resmi kurum ile devlet dışında bulunan silahlı yapılar arasındaki hukuki ayrımın altını çizen bir mesaj olarak değerlendirildi.
İlk adımlar atıldı
Söz konusu açıklamalar, Güvenlik Medya Hücresi Başkanı Korgeneral Saad Maan'ın geçen perşembe günü yaptığı duyuruyla eş zamanlı geldi.
Maan, silahlı grupların resmi güvenlik sistemi içine entegrasyonuna yönelik ilk somut adımların atıldığını belirterek, "Seraya es-Selam" (Barış Tugayları) güçlerine ait karargâh ve silahların Samarra kentinde devlete teslim edilmeye başlandığını açıkladı.
Bu süreç, Sadr Hareketi lideri Mukteda el-Sadr tarafından başlatılan bir girişim çerçevesinde hayata geçirildi.
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Maslahatgüzarı Joshua Harris ile görüşürken, (Hükümet medyası)
Cumhurbaşkanından destek
Hükümetin çabalarına destek veren bir gelişme de Cumhurbaşkanı Nizar Amedi'den geldi.
Amedi bugün yaptığı açıklamada, bazı Iraklı grupların silahlarını devlete teslim etme ve bu dosyanın yalnızca resmî kurumlar tarafından yönetilmesi konusunda yetkililerle iş birliği yapma yönündeki girişimlerini övdü.
Cumhurbaşkanı, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin Süleymaniye kentinde düzenlenen "Delphi Ekonomi Forumu"nda yaptığı konuşmada, silahsızlanma konusunda uzlaşı sağlanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Amedi, bu çabaların güvenlik ve istikrarı güçlendireceğini, aynı zamanda yeniden yapılanma ve kalkınma süreçlerine katkı sunacağını ifade etti.
Irak Cumhurbaşkanı, istikrarın artık yalnızca yerel bir hedef olmadığını, bölgesel ve küresel kalkınmanın da temel şartlarından biri haline geldiğini vurguladı.
Ülkenin karşı karşıya olduğu temel sorunlar arasında gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi, petrol gelirlerine dayalı ekonomik yapının sona erdirilmesi, yatırım ortamının geliştirilmesi ve yolsuzlukla kararlı mücadele bulunduğunu belirten Amedi, yatırımcılar için güvenli bir ortam oluşturmanın öncelikleri arasında yer aldığını söyledi.
Irak'taki "El-Nuceba" hareketi üyeleri, 8 Ekim 2023'te Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda, (AFP)
"Direnişin Tasfiyesi" eleştirisi
Ancak hükümetin bu politikası bazı silahlı grupların tepkisini çekiyor.
Silahların yalnızca devletin elinde bulunması ilkesine karşı çıkan Iraklı silahlı gruplardan Nuceba Hareketi, yürütülen sürecin "direniş güçlerini ve Haşdi Şabi'yi hedef aldığını" savundu.
Hareketin Yürütme Konseyi Başkanı Nazım es-Saidi, Necef'te düzenlenen bir törende yaptığı konuşmada, "Silahın devletin elinde toplanması söylemi pratikte direniş güçlerini ve Haşdi Şabi'yi hedef almaktadır" ifadelerini kullandı.
Es-Saidi, Irak'taki silah meselesinin ciddi şekilde ele alınacaksa bunun tüm tarafları kapsaması ve istisnasız herkese aynı ölçütlerin uygulanması gerektiğini söyledi.
Mevcut taleplerin ileride Irak'ın güvenlik ve askeri kurumlarının kapasitesini de sınırlandırabileceği uyarısında bulunan Saidi, Haşdi Şabi'nin siyasallaştırılması veya siyasi kota sistemine dahil edilmesi yönündeki girişimlerden endişe duyduklarını ifade etti.
Öte yandan, Nüceba Hareketi lideri Akram al-Kaabi, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada silahların devlet tekelinde toplanmasına ilişkin çağrıların "doğrudan İsrail'in teşvikiyle" gündeme getirildiğini öne sürdü.
Hizbullah Tugayları: Silahları teslim etmeyeceğiz
Irak'taki bir diğer silahlı yapı olan Ketaib Hizbullah ise bağlı beş direniş grubunun mevcut koşullarda silahlarını teslim etmeyi düşünmediğini açıkladı.
Örgütün güvenlik sorumlularından Ebu Mücahid el-Assaf, silahların teslim edilmesi veya bazı silahlı yapıların yeniden organize edilmesinin ilgili grupların kendi iç meselesi olduğunu belirterek, ülkede fitne çıkarmaya yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu.
Assaf, bu konuda atılacak adımların nihai ve açık olması gerektiğini, yürütülen süreçlerin arkasında farklı yorumlar ve çeşitli motivasyonlar bulunduğunu ifade etti.
Sünni kesimlerden destek
Hükümetin girişimleri, özellikle ülkenin batı bölgelerinde bulunan siyasi çevreler ve toplumsal kesimler tarafından olumlu karşılandı.
Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre aralarında Ebu Hanife el-Numan ve Abdulkadir el-Geylani camileri hatiplerinin de bulunduğu çok sayıda Sünni din adamı, silahların devlet tekelinde toplanmasını amaçlayan hükümet politikalarına destek verdi.
Bağdat'taki Ebu Hanife Camii'nin imamı ve cuma hatibi Abdülvehhab es-Samerrai, hükümetin attığı adımı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Bu önemli girişimin güvenlik, istikrar, barış ve toplumsal birlikte yaşamı güçlendirmesini umuyoruz" dedi.
Samerrai, "Bir tarafta çok sayıda silahlı grup bulunurken, diğer insanların silahsız kaldığı bir ortamda gerçek güvenlikten söz etmek mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu.
Silah meselesinin devlet egemenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Samerrai, silahlı gücün kullanım yetkisinin yalnızca devlet kurumlarına ait olması gerektiğini söyledi.
Bu açıklamalar, Irak'ta güvenlik alanının yeniden düzenlenmesi ve silahlı gücün yalnızca resmî kurumlar tarafından kullanılmasına yönelik hükümet politikalarına verilen siyasi ve toplumsal desteğin giderek arttığını gösteriyor.