Libya’da, ülkenin batısından kuzeyine uzanan dokuz belediyenin ‘Orta Bölge’ adı altında idari ve koordinasyon amaçlı bir yapı kurduklarını açıklamasının ardından tartışmalar büyüdü. Söz konusu adım, federalizm ve Libya’nın tarihsel üç bölgesi olan Trablus, Berka ve Fizan eksenindeki eski tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Bu konu, 2011 yılında merhum lider Muammer Kaddafi yönetiminin devrilmesinden bu yana Libya siyasetinin tartışmalı başlıkları arasında yer alıyor.
Girişimin parçası olan belediyelerden Tarhuna Belediye Başkanı Muhammed el-Kaşşer ise ilk andan itibaren oluşumun ayrılıkçı bir amaç taşımadığı yönündeki eleştirilere yanıt vermeye çalıştı. Girişim, dün Misrata kentinin ev sahipliğinde düzenlenen toplantının ardından duyuruldu.
İnisiyatife, Misrata, el-Hums, Zliten, Beni Velid, Tarhuna, Tininai, el-Merdum, Msallata ve Kasr el-Ahyar belediyelerinin başkanları katıldı. Toplantının ardından yayımlanan ortak bildiride, söz konusu adımın ‘belediyeler arasında iş birliği ve bütünleşmeye dayalı, bölgeye ve bölge halkına hizmet etmeyi amaçlayan bir sürecin başlangıcı’ olduğu ifade edildi. Ancak girişim, katılımcı belediyelerin bazılarında da dahil olmak üzere geniş çaplı tartışma ve itirazlarla karşılandı.
Reddedilme ile kabul arasında
Libya’nın kuzeybatısındaki Beni Velid kentinde, şehrin en büyük toplumsal bileşeni olan Warfalla kabilesi, söz konusu girişimi ‘yeni isimler altında ülkeyi bölme girişimi’ olarak nitelendirdi. Kentte bir grup genç, kararı protesto etmek amacıyla belediye binasına girişleri kapatırken, benzer protestoların batıdaki Tarhuna kentinde de yaşandığı belirtildi.
Başkent Trablus’un yaklaşık 190 kilometre doğusunda bulunan ve askerî ağırlığıyla öne çıkan Misrata kentinde de Orta Bölge girişimine karşı çıkan sesler yükseldi. Bu isimler arasında yer alan toplumsal önderlerden Abdulhamid Hadr, “Kabileciliğe hayır, bölgeciliğe hayır, bölgelere hayır” sloganını dile getirdi. Buna karşılık girişimin destekçilerinden Misratalı kanaat önderi Salim Karvad, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Bu, yıllardır üzerinde çalışılan ve artık sahada karşılığı bulunan bir gerçeklik” ifadesini kullandı.
Girişimin duyurulması, son 24 saat içinde siyasi çevrelerde geniş çaplı çekincelere ve eleştirilere yol açtı. Libya Temsilciler Meclisi (TM) üyesi Caballah eş-Şeybani, ‘dördüncü bir bölge’ oluşturulmasına ilişkin söylemlerin, Tebu, Tuareg ve Amazigh gibi diğer kültürel ve bölgesel topluluklardan da benzer taleplerin yükselmesine kapı aralayabileceği uyarısında bulundu. Bu görüşe, Said Vanis de destek verdi.
Orta Bölge’nin kuruluşunun duyurulduğu toplantıdan (Misrata Belediye Meclisi)
TM üyesi Muhammed Amir el-Abani de Orta Bölge söyleminin, Libya’nın bölgelere ayrılması ve ulusal birliğinin zayıflatılması yönünde bir sürecin başlangıcı olabileceği uyarısında bulundu. TM üyesi Belhayr eş-Şaab ise bu tür isimlendirmeleri yapmaya hangi kurumun yasal yetkiye sahip olduğunu sorgulayarak, mevcut koşullarda böyle bir girişimin gündeme getirilmesinin ‘ulusal çıkarlara hizmet etmediğini’ savundu.
Aynı çerçevede, Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK) üyesi Ebu’l Kasım Kuzeyt, ‘bölgelerin üzerinde tek ve birleşik Libya’ anlayışına bağlılığını vurguladı. Libya Demokrat Partisi Genel Başkanı Muhammed Suvan ise böylesi tartışmalı konuların gündeme taşınmasının, zaten kırılgan bir süreçten geçen Libya siyasi sahnesindeki gerginliği daha da artıracağını ifade etti. Libya Genel Ulusal Kongre’nin eski üyesi Nasr Muaykil de söz konusu girişimin hangi anayasal ve yasal dayanağa sahip olduğunu sorgulayarak, bu adım için yetkili yasama organının onayının bulunup bulunmadığı sorusunu gündeme getirdi.
Öte yandan, aralarında Muhammed Kaşut ve Usame el-Buayşi’nin de bulunduğu bazı aktivist ve siyasetçiler, Orta Bölge ilanının gelecekte coğrafi ya da kimlik temelli benzer taleplerin önünü açabilecek bir emsal oluşturduğunu belirtti. Söz konusu isimler, bunun uzun vadede devletin birliğini tehdit edebileceği uyarısında bulundu.
Federalizm çağrıları yeniden gündeme geldi
Söz konusu girişim, Libya’nın doğusunda, Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinin ardından yeniden gündeme gelen federalizm çağrılarını da canlandırdı. Federalizm yanlıları, bu modeli uzun yıllardır bölgenin maruz kaldığını savundukları tarihî ihmal ve dışlanmışlığın giderilmesi için bir çözüm olarak görüyor.
Bu kapsamda 2013 yılında Sirenayka’nın federal bir bölge olduğu ilan edilmiş ve 1951 Bağımsızlık Anayasası’na dayanılarak yerel bir yönetim oluşturulmuştu. Söz konusu anayasa, 1963 yılında üniter devlet modeline geçilmeden önce Libya’da federal bir sistemi öngörüyordu.
Federalist akımın önde gelen isimlerinden Ebu Bekir el-Katrani ise Orta Bölge girişimini savundu. El-Katrani, federalizm çağrılarının bölünme anlamına gelmediğini belirterek, bunun merkezi yönetimin egemen yetkilerini koruduğu bir yapı içinde yönetim sorumluluklarının paylaşılmasını hedeflediğini söyledi.
El-Katrani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Almanya gibi ülkelerde çok katmanlı yönetim modellerinin devletin birliğine zarar vermediğini ifade etti. Libya’nın da yetkilerin merkezde toplanması yerine dağıtılmasına dayalı yönetim mekanizmalarını ciddi biçimde tartışması gerektiğini savunan el-Katrani, federalizmin ayrılık projesi değil, toplumsal çeşitliliği yönetmenin araçlarından biri olduğunu dile getirdi.
Fahd Ebu Heykel, telefonunda İsrail işgal askerleri tarafından el Halil’de (Hebron) öldürülen 7 aylık oğlu Sam'in fotoğrafını gösteriyor (AP).
Yedi aylık Sam Fahd Ebu Heykel, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan el Halil’de, içinde bulundukları araca İsrail askerinin ateş açmasından birkaç dakika sonra babasının kollarında görülüyor (B'Tselem videosu- Reuters)
Feryal Ebu Heykel, el Halil’de İsrail işgal askerleri tarafından öldürülen 7 aylık torunu Sam'e veda ediyor (AP)