Suriye: Şebbiha’nın geri dönüşü karşıtlığı protesto hareketine dönüştü

Şarku’l Avsat'a konuşan protestocular: Katilleri aramızda dolaşırken görünce biriken bastırılmış öfke patladı

Suriye: Şebbiha’nın geri dönüşü karşıtlığı protesto hareketine dönüştü
TT

Suriye: Şebbiha’nın geri dönüşü karşıtlığı protesto hareketine dönüştü

Suriye: Şebbiha’nın geri dönüşü karşıtlığı protesto hareketine dönüştü

Suriye'nin çeşitli illerinde halk çevrelerinde eski rejimin ‘şebbihaları’ olarak tanımlanan kişilerin yeniden sokaklara dönüşünü protesto eden ve hesap sorulmasını isteyen gösteriler devam ederken bu protestolar günlük bir harekete evrilmeye devam ediyor. Suriye İçişleri Bakanlığı vatandaşları hukuk çerçevesi dışında hiçbir intikam ya da saldırı eylemine sürüklenmemeye çağırırken Ulusal Geçiş Adaleti Kurumu, pazartesi günü yayımladığı bildirgede ‘geçiş dönemi adaletinin intikam ve kin üzerine kurulamayacağını ve hakkın yargı dışında bireysel yollarla takip edilemeyeceğini’ vurguladı.

Suriye basını dün Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın geçtiğimiz perşembe günü Şam kırsalından ileri gelenlerle yaptığı toplantıda dile getirdiği açıklamalara odaklandı. Şara toplantıda geçiş dönemi adaletinin intikam için bir başlık ya da tahakküm aracına dönüştürülmemesi çağrısında bulunurken “Çünkü bu durumda bir zulme başka bir zulümle karşılık vermiş oluruz" ifadelerini kullandı.

Deyrizor, Halep, İdlib ve Şam kırsalı dahil Suriye'nin farklı illerinde eski rejimle bağlantılı kişilerin yeniden sisteme dahil edilmesini reddeden halk protestoları düzenleniyor. Göstericiler bu kişilerin geri dönüşünün şehitlerin kanına hakaret anlamına geleciğini vurguluyor. Aktivistlerin paylaştığı bir videoda ise yerel halktan bazı kişilerin eski rejim döneminde kendilerine zarar veren kişilerden hesap sorma girişiminde bulunduğu görüldü.

sd
Halep ve İdlib'de ‘şebbiha’ ve devrik Esed rejimi yandaşlarının yargılanması talebiyle düzenlenen gece gösterileri (Sosyal medya)

Halep'in es-Sukkari Mahallesi’nde cuma günü başlayan protestoların ardından hareket cumartesi akşamından itibaren genişledi. Eski rejim karşıtı mahallelerde yüzlerce kişinin katıldığı gece gösterileri düzenlendi.

Suriye devlet televizyonunun aktardığına göre protestocular söz konusu mahallelerdeki camilerden akşam namazının ardından sokağa çıkarak ‘devrik Esed rejiminin kalıntıları ve şebbihasının’ kovulması, geçiş dönemi adaleti sürecinin hızlandırılması ve Suriyelilere yönelik suç işleyenlerin yargılanması taleplerinin yer aldığı pankartlarla yürüyüş yaptı.

Halep’te de benzer gösteriler düzenlenirken Tel Rıfat'ta okul ve cami duvarlarına eski rejimi destekleyen sloganların yazılmasının ardından güvenlik kuvvetlerinin kontrol altına aldığı bir gerginlik yaşandı. İç Güvenlik Kuvvetleri pazar günü, yerel halktan bazı kişilerin ‘şebbiha yuvası’ olarak nitelendirdiği evlere saldırmasının ve bu kişileri şehirden sürmeye çalışmasının ardından Tel Rıfat'a yayıldı. Sosyal medyada ise kamuoyunu kışkırttıkları gerekçesiyle bazı kişilere yönelik gözaltı operasyonu başlatıldığına dair haberler yer aldı.

Suriye'nin kuzeyindeki İdlib’in farklı bölgelerinde düzenlenen gösterilerin yanı sıra Kefer Taharim gibi bölgelerde eski rejimle iş birliği yaptığı iddiasıyla bir vatandaş yerel halktan bir grubun saldırısına uğradı. Darp edilen kişi hayatını kaybetti. Olay, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Suriye Ultra'nın haberine göre benzer bir saldırı Kefer Uayd'da da yaşandı. Yine eski rejimle iş birliği iddialarıyla saldırıya uğrayan bir genç ağır yaralı olarak kurtuldu.

DMO’nun simge isimlerinin geri dönüşü

Doğu Suriye'deki Deyrizor'da her gün kalabalık gösteriler düzenleniyor; en dikkat çekeni şehir merkezinde gerçekleşiyor. Halk, ‘Kerame (Onur) Nöbeti Çadırı’ kurarak eski rejimle bağlantılı isimlerin geri dönüşüne karşı mücadele etmekte kararlı olduklarını ve geçiş dönemi adaleti sürecinin hızlandırılması ile hesap sorulması taleplerini dile getirdiler.

Gösterilere ve nöbete katılan siyasi aktivist Ragıb et-Taya, doğu bölgesinde, özellikle Deyrizor'da, Beşşar Esed rejiminin katil ‘şebbihasını’ caddelerde serbestçe dolaşırken görmenin halkta derin bir infiale yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Taya, “Bu durum, Esed rejimiyle mücadelede bedel ödeyen her vatandaşın içinde biriken bastırılmış öfkenin patlamasına yol açtı. Hükümetimizin, onurlarının çiğnendiğini hisseden şehit aileleri, mağdurlar ve yoksulların karşısında bu sıkıntılı konuma düşürülmesini istemezdik" dedi.

Taya ayrıca, çadırdaki oturma eylemi düzenleyen protestocular arasında Sednaya Cezaevi'nde çocuklarını yitiren ya da Esed'in ordusu ve şebbihasının kurşunuyla hayatını kaybedenlerin anneleriyle bu süreçte engelli kalan kişilerin bulunduğunu da aktardı.

dfvfd
Deyrizor'daki Kerame (Onur) Nöbeti Çadırı (Facebook)

Protestolarda dile getirilen talepler arasında devrim saflarında yer almış gençlerin istihdamı ve dışlanmamaları da yer alıyor. Bununla ilgili olarak Taya, “Esed rejimine karşı mücadele etmiş gençlerden şimdi istihdam için imkânsız koşullar aranıyor. Bunlardan biri de bedenlerinin sağlam olması şartı!” ifadelerini kullandı.

daha önce Esed rejimiyle ve İran destekli milislerle bağlantılı Bakara Aşireti şeyhi Nevaf el-Beşir, kısa bir süre önce Deyrizor’a geri dönmüştü. Bu durum halk arasında geniş çaplı infiale yol açtı. Bunun yanı sıra İran destekli bir milis grup kuran ve İran projesinin ekonomik cephesi olduğu iddia edilen Medlul el-Aziz serbest bırakıldı. Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı suçlamalarının yöneltildiği Ferhan el-Mursumi'nin sicili temizlendi.

Deyrizor'dan gazeteci Davud es-Seyyid, bu kişiler için kanlı geçmişlerine rağmen yapılan karşılama törenlerinin ve İran Kudüs Gücü komutasıyla doğrudan bağlantılı olduğu belirtilen Şuviş ailesinden bazılarının da geri dönmesinin ‘halk üzerinde büyük bir provokasyon etkisi yarattığını’ vurguladı.

Seyyid, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede eski rejimin şebbihası ve muhbirlerinin sahneden kaybolmadığını ve haklarında herhangi bir yasal takibat başlatılmadığını da belirterek Nevaf el-Beşir'in oğlunun komuta ettiği Bakır Tugayı’nın halka ağır acılar çektirdiğini hatırlattı.

Mağdurların hakları göz ardı edilmeyecek

Hükümetin halk arasındaki gerilimi azaltma çabaları kapsamında Deyrizor Vali Yardımcısı Bedri el-Masluh ve İç Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Huzeyfe es-Sava, pazar günü oturma eylemi çadırına katılanlardan bir grup ile bir araya geldi.

Vilayetin duyurusuna göre görüşmede halkın talep ve önerileri dinlendi. Gündeme taşınan konuların takip edileceği ve kamu yararını gözeterek vatandaşların ihtiyaçlarına yanıt verecek biçimde uygulanabilir olanların çözümüne yönelik gerekli adımların atılacağı teyit edildi.

Sava yaptığı açıklamada ‘İç Güvenlik Kuvvetleri'nin suçluları ve yasa dışı unsurları hukuki prosedürlere uygun biçimde takip etme görevini sürdürdüğünü’ vurguladı.

İçişleri Bakanlığı da İdlib’deki gerginliklere ilişkin yayımladığı bildirgede suç ve ihlalleri gerçekleştirenlerin yargılanması ile adaletin sağlanmasının devletin yetkili kurumları aracılığıyla üstlendiği bir sorumluluk olduğunu hatırlattı. Bakanlık ayrıca suç ya da ihlallerle ilişkili kişilere dair belgelenmiş bilgi ya da delile sahip olan herkesi bu bilgileri resmi kanallar aracılığıyla yetkili mercilere iletmeye çağırarak kurbanların haklarının zayi olmayacağının altını çizdi.

Şam kırsalına uzanan dalga

Devrik rejimin simgelerine yönelik öfkeli halk hareketi Şam kırsalına da sıçradı. Tel şehrinin koordinasyon komitesinin paylaştığı bir videoda bir grup gencin Büyük Cami çevresinde bir şebbihayı kovaladığı görüldü. Öte yandan aktivistler ve haber platformları, Kara şehrinde şebbiha üyelerini konut mahallelerini terk etmeye ya da evlerinde bekleyerek hesap gününü beklemeye davet eden el ilanlarının dağıtıldığını aktardı.

İran'ın ve eski rejimin çatışma yıllarındaki zirve döneminde protestoları bastırmak ve rejim saflarında savaşmak üzere devşirdiği kişilerin kesin sayısına ilişkin doğru veriler bulunmamakla birlikte raporlar bu sayının 50 ila 100 bin kişi arasında olduğuna işaret ediyor.

Mağdurlar ve sanıklar için haklar

Suriyeli hukukçu El-Mu'tasım el-Kiylani, söz konusu protestoların şu an gündeme gelmesinin kendisini şaşırtmadığını belirtti. Kiylani’ye göre çatışmalardan ya da otoriter rejimlerden çıkan toplumlar, mağdurlar ve yakınlarının gerçeği ortaya çıkarmak, ihlallerden sorumlu olanları hesaba çekmek ve bu ihlallerin tekrarlanmamasını güvence altına almak için çabaladığı ‘geçiş adaleti’ olarak bilinen bir aşamadan geçiyor.

Kiylani, Şarku’l Avsat’a bu taleplerin korku ya da uygun siyasi ortamın yokluğu nedeniyle yıllarca ertelenebileceğini, güç dengelerinin değişip hesap verebilirliğin daha gerçekçi bir olasılık hâline gelmesiyle ise güçlü biçimde yüzeye çıktığını açıkladı.

fvbfrb

Bu taleplerin intikam, toplu cezalandırma ya da delile dayanmayan suçlamalar yoluyla değil, hukukun üstünlüğü çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurguladı. Temel hukuki ilkenin sorumluluğun bireysel niteliğini esas aldığını, suç ya da ihlal iddiasıyla itham edilen herkesin hem mağdurların hem de sanıkların haklarını eş zamanlı güvence altına alan bağımsız soruşturma ve adil yargılama süreçlerine tabi tutulması gerektiğini de belirtti.

Kiylani’ye göre Suriye'nin yeni yönetimi, hesap verebilirlik dosyasının iç istikrar üzerindeki en hassas ve en belirleyici konulardan birini teşkil ettiğini biliyor. Bu yüzden başarının ölçütü, yönetimin geçmişteki ihlalleri ele alacak hukuki ve kurumsal mekanizmalar oluşturma kapasitesinde yatıyor. Buna karşın bu taleplerin görmezden gelinmesi ya da uzun süre ertelenmesi, halk arasındaki öfkenin tırmanmasına ve devlet kurumlarına güvenin sarsılmasına zemin hazırlayabilir.

Kiylani, gerçek zorluğun adalet ile istikrar arasında bir tercih yapmak değil, aksine intikamın ve toplumsal kutuplaşmanın yeni biçimlerinin önünü kapayarak istikrara ve ulusal uzlaşıya katkı sağlayacak kurumsal ve hukuki bir adalet anlayışını hayata geçirmek olduğunu vurguladı.



Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
TT

Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)

Bağdat’ta, ABD’nin Irak yönetimine daha fazla sınır kapısını kapatması ve İran’a yönelik kısıtlamaları artırması için sürekli baskı uyguladığı yönündeki iddiaların gölgesinde, İran ile bir sınır kapısının kapatıldığı bildirildi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Iraklı bir kaynak, Irak hükümetinin dün ülkenin güneyindeki Şeyb Sınır Kapısı’nı kapattığını bildirdi. İranlı bir yetkili ise Irak ile sınır kapılarının yolcu geçişlerine açık olduğunu, ancak tır ve kamyonların geçişlerinde gecikmeler yaşandığını söyledi.

İki siyasi kaynak, ABD’nin Bağdat yönetimine İran ile arasındaki bütün sınır kapılarını kapatması yönünde baskı yaptığını belirtti. Kaynaklardan biri, “ABD Hazine Bakanlığı bu konuyu, Zeydi geçen ay New York’tayken gündeme getirdi” dedi.

Irak hükümet sözcüsü Haydar el-Abudi ise İran ile Şeyb Sınır Kapısı’nın kapatılmasının geçici olduğunu belirterek, “Verimliliği artırmak amacıyla gerçekleştirilen bu işlem tamamen idari niteliktedir ve siyasi bir anlam yüklenmesini gerektirmemektedir” açıklamasında bulundu.


Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı

Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
TT

Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı

Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)

Husiler, Yemen’deki kritik tesislere yönelik saldırılarını artırdı. Grup, Aden Uluslararası Havalimanı ile Mukalla kentindeki er-Reyyan Havalimanı’nı balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldı. Saldırılar, Taiz ve Lahic’in batısında çatışmaların şiddetlendiği ve “Yemen Şafağı” operasyonunun Husilerin askerî ve insan gücünü yıpratmayı sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’ın resmî kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Aden Havalimanı çevresine bir balistik füze düştü. Hadramut vilayetindeki er-Reyyan Havalimanı da füze ve hava saldırılarına maruz kaldı. Yerel yönetim, saldırılarda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Husiler ayrıca Taiz kentinin Bir Başa bölgesindeki bir sünger fabrikasını hedef aldı. Böylece saldırılar, sivil ve kritik altyapı tesislerini de kapsadı.

Yemen ordu sözcüsü, muhaliflerini kuşatma uygulamakla suçlayan Husilerin, havalimanlarını, tesisleri, altyapıyı, seyahat güzergâhlarını ve geçim kaynaklarını hedef alarak fiilen halka kuşatma uyguladığını söyledi. Sözcü, saldırıların Husilerin sahada baskı altına alındığı dönemlerde daha da yoğunlaşan bir yaklaşımın göstergesi olduğunu ifade etti.


Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, “Mısır’ın askerî çabalarının Suudi Arabistan topraklarını savunmaya yönelik olduğunu ve Yemen’e yönelik bir saldırıyı kapsamadığını” vurguladı. Sisi dün akşam yaptığı açıklamada, “Buradaki amaç, Suudi Arabistan’ın topraklarını ve sınırlarını, ayrıca Mısır’dan talep edilmesi hâlinde diğer Arap ülkelerinin topraklarını savunmaktır” dedi. Mısır’ın askerî faaliyetlerinin kendi sınırlarının ötesine ya da güvenliğini ve istikrarını korumayı önemsediği kardeş ülkelerin topraklarında saldırı amacıyla yürütülmeyeceğini ifade etti.

Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerinin yanında durmasının ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu belirtti. “Arap ulusal güvenliği bir bütündür” diyen Sisi, Körfez’deki kardeş ülkelerin istikrarının Mısır’ı ulusal güvenlik açısından doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı. Sudan, Libya ve Somali dâhil bütün Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini söyledi.

Mısır Parlamentosunun, Suudi Arabistan’a destek amacıyla gerekli adımların atılması konusunda Cumhurbaşkanı Sisi’ye yetki verilmesini görüşmek üzere önümüzdeki pazartesi toplanması planlanıyor.

Sisi, dün Başbakan Mustafa Medbuli ve çok sayıda bakanın katılımıyla, “Mısır Forumu 2026” kapsamında düzenlenen “Vatan ve Vatandaş Güvenliği” başlıklı oturuma katıldı.

Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed Şinavi’nin açıklamasına göre İçişleri Bakanı Mahmud Tevfik, güvenlik sisteminin geliştirilmesi ve adli suçlarla mücadele için yürütülen çalışmaları anlattı.

Tevfik, suç yöntemlerinin gelişmesi karşısında güvenlik çalışmalarını yeniden yapılandırmak amacıyla kapsamlı bir plan hazırlandığını belirtti. Planın temel başlıkları arasında siber suçlar ve fikrî mülkiyet alanlarında uzman kadroların yetiştirilmesi, terör örgütlerinin faaliyetlerinin erken aşamada izlenmesi, vatandaşların bilinç düzeyinin artırılması ve hükümlülere yönelik ceza politikalarının güncellenmesi yer alıyor. Tevfik, vatandaşların bilinçlendirilmesinin ülkenin istikrarını hedef alan girişimlere karşı önemli bir savunma hattı oluşturduğunu kaydetti.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ise ülkesinin kriz ve çatışmaların yaşandığı ülkelerle çevrili olduğunu, bu durumun doğrudan Mısır’ın ulusal güvenliğiyle bağlantılı bulunduğunu söyledi. Abdülati, Mısır’ın dünyanın önde gelen güçleriyle stratejik ilişkilere ve ortaklıklara sahip olduğunu belirterek, bu ilişkilerin Sisi’nin ortaya koyduğu “stratejik denge” doktrini doğrultusunda ihtiyatlı ve dengeli biçimde yürütüldüğünü ifade etti.

Kızıldeniz’in güvenliği konusunda da açıklamalarda bulunan Abdülati, Mısır’ın kıyıdaş ülkelerle iş birliği yaparak bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamayı hedeflediğini belirtti. Bu iş birliğinin lojistik, ekonomi ve turizm alanlarında ortaklıkların geliştirilmesini de kapsadığını kaydetti.

Abdülati, su güvenliğinin Mısır için hayati bir mesele olduğunu vurgulayarak, “110 milyon Mısırlının yaşamı hiçbir tarafın tek taraflı iradesine bırakılamaz” dedi. Mısır’ın yalnızca uluslararası hukuk kurallarının uygulanmasını talep ettiğini belirtti.

Mısır’ın Afrika Boynuzu ülkelerine yönelik politikasının temel ilkelerini de sıralayan Abdülati; ülkelerin iç işlerine müdahale edilmemesi, ulusal birlik ve bağımsızlıklarının korunması, bölgede ayrılıkçılığın ve ülkelerin bölünmesinin kesin biçimde reddedilmesi ile denize erişim konusunun komşu ülkelerle koordinasyon ve anlaşma yoluyla ele alınması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Abdülati, Mısır’ın Sudan’ın bölünmesine ve Sudan devletinin kurumlarının çökmesine izin vermeyeceğini de söyledi. Mısır’ın, Sudan’da siyasi bir çözüm bulunması için bölgedeki diğer aktörlerle birlikte çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Dün akşam oturumu sırasında yeniden söz alan Sisi ise devlet kurumlarının korunmasının önemine dikkat çekti. Devlet kurumlarının ayakta tutulamamasının ülkelerin çöküşüne yol açtığını belirten Sisi, devletlerin çökmesinin çok ciddi sorunlara neden olduğunu söyledi. Bölgedeki mevcut tablonun bu durumu açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Sisi ayrıca, 2014’ten bu yana Mısır dış politikasına yön veren temel ilkeleri sıraladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu ilkelerin; ülkelerin iç işlerine müdahale etmemek, komplolardan kaçınmak, ulusal devletlerin birliğini ve kurumlarını korumak, silahlı milislerle ilişki kurmamak, inşa ve kalkınma için iş birliği yapmak ve bütün aktörlerle dengeli ilişkiler içinde olumlu bir angajman yürütmek olduğunu ifade etti.