Doğu Almanya neden aşırı sağın kalesi haline geldi?

Saksonya-Anhalt eyaletinde yarın seçimler yapılacak

Milletvekili Elisabeth Kaiser (AFP)
Milletvekili Elisabeth Kaiser (AFP)
TT

Doğu Almanya neden aşırı sağın kalesi haline geldi?

Milletvekili Elisabeth Kaiser (AFP)
Milletvekili Elisabeth Kaiser (AFP)

Almanya’nın 1990’da yeniden birleşmesinin üzerinden 30 yılı aşkın süre geçmesine rağmen, ülkenin doğusu ile batısı arasındaki devam eden bölünmeler, yarın doğudaki Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılacak seçimlerde çarpıcı biçimde ortaya çıkabilir.

Kamuoyu yoklamaları, göç karşıtı ve Moskova ile yakın ilişkileri bulunan Almanya için Alternatif (AfD) partisinin eyalet seçimlerinde mutlak çoğunluğu elde edebileceğini gösteriyor. Bu sonuç, partiye ilk kez bir eyalet hükümeti kurma imkânı verebilir ve bu, savaş sonrası Almanya tarihinde aşırı sağ bir partinin eyalet hükümeti kurması açısından bir ilk olabilir.

Doğu Almanya’nın Magdeburg kentinde neo-Naziler (AFP)
Doğu Almanya’nın Magdeburg kentinde neo-Naziler (AFP)

Doğu Almanya İşlerinden Sorumlu Hükümet Komiseri ve kendisi de doğudaki Thüringen eyaletinden olan Milletvekili Elisabeth Kaiser, bölgenin kendine özgü siyasi eğilimlerini şekillendiren tarihsel ve kültürel faktörleri AFP’ye anlattı.

Dönüşüm

Berlin Duvarı 1989’da yıkıldığında ve komünist Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin sonu geldiğinde, çok sayıda devlet işletmesi kapandı. Bu durum, özellikle genç kadınlar arasında olmak üzere yaygın işsizliğe ve nüfus kaybına yol açtı.

Kaiser, “Bu, Doğu Almanya’daki pek çok insan için zor bir deneyimdi ve etkileri nesiller boyunca devam ederek, Doğu Almanların kolektif hafızasının bir parçası haline geldi” dedi.

Kaiser, bunun “statü kaybı hissi, bir şeyleri yitirme deneyimi ve her şeyin bir gecede değişebileceği düşüncesiyle” ilgili olduğunu belirtti.

Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen ücretler ve tasarruflar ortalama olarak hâlâ daha düşük. Nüfusun yaklaşık beşte birini oluşturan Doğu Almanlar, siyasi yaşamda da yeterince temsil edilmiyor.

Göç aşırıcılığı besliyor

AfD’nin göç karşıtı söylemi, yabancı ülkelerde doğmuş insanların oranının Batı Almanya’ya kıyasla daha düşük olduğu doğu eyaletlerinde bile geniş yankı buluyor.

Batı Almanya’daki savaş sonrası ekonomik toparlanma “misafir işçilere” dayanırken, Doğu Almanya sosyalist “kardeş ülkeler” olarak nitelenen Vietnam ve Mozambik gibi ülkelerden sözleşmeli işçiler getirdi.

Kaiser, bu işçilerin “Doğu Alman toplumundan büyük ölçüde izole edildiğini” ve sözleşmelerinin süreli olması nedeniyle, Doğu Almanya’nın “bir göçmen toplumu olmadığını” söyledi.

Devlet propagandası Alman Demokratik Cumhuriyeti’ni enternasyonalist bir devlet olarak tanıtırken Kaiser, “ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve aşırı sağcılığın” da mevcut olduğunu ve bunların ne yazık ki 1990’larda patlak verdiğini belirtti. Bu dönem, yabancılara yönelik saldırılar nedeniyle “beyzbol sopaları yılları” olarak anıldı.

AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki adayı Ulrich Siegmund, Magdeburg’da (AFP)
AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki adayı Ulrich Siegmund, Magdeburg’da (AFP)

Kaiser’e göre son dönemde, özellikle Suriyeli ve Afgan sığınmacılara yönelik hoşnutsuzluk duyguları arttı. Bazı kesimlerde bu kişilerin “bütün ek hizmetlerden bedava yararlandığı” yönünde bir algı oluştu.

Kaiser ayrıca Doğu Almanya’yı yüceltme eğiliminin güçlenmesine ilişkin uyarıları da değerlendirdi. Almancada “Ostalgie” olarak adlandırılan bu eğilim, Doğu Almanya’ya duyulan nostaljiyi ifade ediyor.

Kaiser, “Kriz zamanlarında insanlar geçmişlerinin olumlu yönlerini hatırlar” diyerek, popülistlerin “Doğu Almanya döneminin duygusal açıdan yüklü unsurlarını” kullandığını söyledi.

Bu unsurlardan biri, AfD’nin önde gelen adayı Ulrich Siegmund’un kullandığı Simson marka motosiklet. Kaiser, bu motosikletin o dönemde “insanlara hareket imkânı verdiği için özgürlüğün sembolü” olduğunu belirtti.

Yaşlı seçmenlerin Doğu Almanya’da kendilerini daha güvende hissettiklerini hatırlayabileceklerini belirten Kaiser, onların çoğu zaman bunun “her şey üzerindeki yoğun denetim ve baskının sonucu olduğunu” unuttuğunu söyledi.

Kaiser ayrıca doğudaki pek çok kişinin 1989’daki barışçıl devrimle gurur duyduğunu ve bunu topluca “bir rejimi devirme” kapasitesine sahip olduklarının kanıtı olarak gördüğünü ifade etti.

Rusya ve savaş

AfD, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline ve Berlin’in Moskova’yı gerçekleştirmekle suçladığı “çok yönlü saldırılara” rağmen Rusya ile ilişkilerin daha da geliştirilmesini savunuyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardı habere göre Kaiser, birçok Doğu Alman’ın toplumsallaşma sürecinin “ABD’ye karşı güçlü bir antipati” ve Atlantik İttifakı’na yönelik kalıcı bir şüphecilik yarattığını söyledi. Ona göre bu şüpheler mevcut ABD yönetimi döneminde de ortadan kalkmadı.

Doğu Almanya’da birçok kişi Rusya ile yeniden diplomatik ilişki kurulmasını istiyor. Ancak Kaiser, Kremlin’in böyle bir yola yönelme konusunda herhangi bir istek göstermediğini belirtti.

Kaiser, Sovyetlerin Doğu Avrupa üzerindeki sıkı kontrolünün geride “Ruslara karşı bir korku... onları kışkırtmamak gerektiği yönünde bir duygu” bıraktığını ifade etti.

Batı Almanya’daki bazı kesimlerin daha yoksul olan doğu bölgesine yönelik mali transferlerin durdurulmasını savunduğuna dikkat çeken Kaiser, bu fikirleri “felaket” olarak nitelendirdi ve “Doğu Alman olarak bu beni rahatsız ediyor” dedi.

Kaiser, mali transferlerin azaltılmasının “AfD’nin her zaman benimsemeyi sevdiği mağduriyet rolünü daha da pekiştirmekten başka bir işe yaramayacağını” söyledi.

AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki adayı Ulrich Siegmund bir televizyon programında (AFP)
AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki adayı Ulrich Siegmund bir televizyon programında (AFP)

Mevcut jeopolitik çatlaklar ve ekonomik durgunluk ortamında Kaiser, Doğu Almanya’daki pek çok kişinin çalkantılı geçmişleri nedeniyle değişimden korktuğunu belirtti.

Kaiser, AfD’nin yanı sıra aşırı soldaki rakiplerinin de Batı Almanya’nın bazı bölgelerinde yükselişte olduğuna dikkat çekerek, Almanya’nın tamamının doğuyu siyasi gelişmeler açısından bir “sismograf” olarak görmesi gerektiğini söyledi.



Ukraynalı parlamenter: "Tecavüzcü ulusu haline gelmek istemiyoruz"

Ukrayna Ulusal Polisi, askere alma görevlilerine yönelik saldırıların sayısının 600'ü geçtiğini belirtiyor (Reuters)
Ukrayna Ulusal Polisi, askere alma görevlilerine yönelik saldırıların sayısının 600'ü geçtiğini belirtiyor (Reuters)
TT

Ukraynalı parlamenter: "Tecavüzcü ulusu haline gelmek istemiyoruz"

Ukrayna Ulusal Polisi, askere alma görevlilerine yönelik saldırıların sayısının 600'ü geçtiğini belirtiyor (Reuters)
Ukrayna Ulusal Polisi, askere alma görevlilerine yönelik saldırıların sayısının 600'ü geçtiğini belirtiyor (Reuters)

Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı işgal operasyonunda çok sayıda askerini kaybeden Ukrayna, orduya yeni katılımlar konusunda gün geçtikçe daha fazla güçlük yaşıyor. 

Daha agresifleşen askere alma taktikleri halkı sinirlendirirken Ukrayna Parlamentosu üyesi Heorhiy Mazuraşu'dan da konuya dair bir açıklama geldi. 

Çarşamba kendi YouTube kanalında yayımlanan röportajda konuşan milletvekili, asker adaylarının alıkonarak zorla otobüslere atılmasını ve yorgun düşenlerin sırf asker sayısını korumak adına görevlerinden ayrılamamasını eleştirdi.

İktidardaki Halkın Hizmetkarı Partisi'nden 2024'te ayrılan Mazuraşu şu ifadeleri kullandı:

Halkın ülkeye bu şekilde saygı ve sevgi göstermesini istiyorsanız bunu zor kullanarak sağlamaya çalışmak, şiddeti desteklemek demektir. Şiddet yoluyla sevgi elde etmeye çalışmak tecavüzdür. Bir tecavüzcü ulusu haline gelmek istemiyoruz. Ancak 'otobüsçülerin' ve sırf rakamı korumak uğruna insanları orduda tutanların eylemleri nedeniyle tam olarak böyle görünüyoruz.

55 yaşındaki milletvekili; daha iyi koşullar, daha yüksek ücret ve daha güçlü sosyal güvencelerle desteklenen gönüllü asker alımı çağrısında bulundu.

Ukrayna'da 25 ila 60 yaşındaki erkekler seferberlik kapsamında askere alınabiliyor. 23 ila 60 yaşındaki erkeklerin ülkeyi terk etmesine genelde izin verilmiyor.

Diğer yandan Ukrayna savaşının 5. yılına yaklaşılırken, cephedeki ağır kayıplar ve gönüllü asker alımındaki yavaşlama nedeniyle Kremlin'in yeni bir seferberlik ilan edip etmeyeceği de tartışılıyor.

Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, temmuzda yaptığı açıklamada Rusya'nın bu sonbaharda yeni bir seferberlik ilan edeceğini öne sürmüştü.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev ise Zelenski'nin açıklamasına tepki göstererek iddiaları "saçmalık ve gerçeği yansıtmayan provokasyonlar" diye nitelemişti.

Independent Türkçe, RT, Reuters


Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı, hakkında tutuklama kararı çıkmasının ardından kefalet ödedi

Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, mahkeme salonundan ayrılırken. (AFP)
Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, mahkeme salonundan ayrılırken. (AFP)
TT

Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı, hakkında tutuklama kararı çıkmasının ardından kefalet ödedi

Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, mahkeme salonundan ayrılırken. (AFP)
Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, mahkeme salonundan ayrılırken. (AFP)

Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, ülke Devlet Başkanı Ferdinand Marcos’a yönelik ölüm tehdidinde bulunduğu gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı çıkarılmasından bir gün sonra, bugün Manila’daki bir mahkemeye kefalet ödedi.

Duterte, geçen ay yaptığı açıklamalar nedeniyle “ağır tehdit” suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştı. Duterte, kendisinin öldürülmesi halinde Devlet Başkanı Ferdinand Marcos’u, eşini ve eski milletvekili olan kuzenini öldürmesi için bir kiralık katil tuttuğunu söylemişti. Duterte daha sonra sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirtmişti.

Ölüm tehdidi suçlaması, Duterte’nin Senato’daki devam eden görevden alma davasının da temel unsurlarından biri. Hakkında suçlu kararı verilmesi halinde görevinden azledilmesinin yanı sıra, siyasi faaliyet yürütmesi de kalıcı olarak yasaklanabilecek.

Duterte’nin avukatı Lawrence Lim, “Devlet Başkan Yardımcısı, hakkında tutuklama kararı çıkaran mahkemenin karşısına gönüllü olarak çıktı. Dolayısıyla gözaltına alınmasına gerek yoktu” dedi.

Lim’in açıklaması, Duterte’nin mahkemeden ayrılmasının ardından yapıldı. Duterte’ye, 360 bin Filipin pesosu (5 bin 740 dolar) tutarında nakit kefalet ödediğini doğrulayan mahkeme kararı verildi.

Avukatının belirttiğine göre Duterte, rutin işlemler kapsamında parmak izi verdi ancak adli sicil fotoğrafı çekilmedi.

Duterte yaptığı açıklamada, avukatlarının güvenliğini korumak amacıyla kefalet ödemesini tavsiye ettiğini belirtti. Duterte, “Bana, sivil kişilerin durumumu takip edebilmesi nedeniyle daha iyi korunacağımı, gözaltında tutulup sınırlı korumayla tecrit edilmekten daha güvenli olacağını açıkladılar” ifadelerini kullandı.

Duterte, mahkemeye girmeden önce hayatından endişe ettiğini söyledi. “Beni gözetleyen biri olmayacaksa kefalet ödemek istemiyorum” diyen Duterte, polis tarafından taciz edildiğini de öne sürdü.

Duterte, “Beni hapse atıp bir gece uykumda ölmeme neden olabilirler mi?” diye sordu.

Filipinler yasalarına göre, bu suçtan hüküm giyilmesi halinde altı aya kadar hapis cezası verilebiliyor.

Devlet Başkan Yardımcısı’nın hukuk ekibi dün yayımladığı açıklamada, Duterte’nin “kanundan kaçma niyetinde olmadığını ve mevcut bütün hukuki yolları tüketmeye devam edeceğini” bildirdi.

Adalet Bakanlığı yetkilileri ise Duterte’nin hukuk ekibinin, görevden alma süreciyle bağlantılı suçlardan ayrıca yargılanamayacağı yönündeki itirazlarını reddetti.

Duterte, mayıs ayında parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi tarafından yolsuzluk ve zimmete para geçirme de dahil olmak üzere çeşitli suçlamalarla görevden azledilmişti.

Duterte’nin yaklaşık dokuzuncu haftası geride kalan Senato’daki görevden alma davasında suçlu bulunması, 2028’de devlet başkanlığına aday olma planlarını da sona erdirecek.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Duterte, devlet başkanlığına adaylığını ilk kez şubat ayında açıkladı.


“Eşi benzeri görülmemiş” soruşturma... ABD’nin üst düzey askeri yetkilileri yalan makinesine bağlandı

Pete Hegseth, Pentagon’da basın toplantısında, (Arşiv-Reuters)
Pete Hegseth, Pentagon’da basın toplantısında, (Arşiv-Reuters)
TT

“Eşi benzeri görülmemiş” soruşturma... ABD’nin üst düzey askeri yetkilileri yalan makinesine bağlandı

Pete Hegseth, Pentagon’da basın toplantısında, (Arşiv-Reuters)
Pete Hegseth, Pentagon’da basın toplantısında, (Arşiv-Reuters)

ABD merkezli New York Times (NYT) gazetesi kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD Genelkurmay Başkanlığı’nda görev yapan yaklaşık 50 subay ve çalışanın medyaya bilgi sızdırılma soruşturması kapsamında yalan makinesi testine tabi tutulduğunu bildirdi.

NYT’nin haberine göre ABD hükümetine bağlı soruşturmacılar, gazetecilere bilgi sızdırılması gerekçesiyle ABD Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeki yaklaşık 50 personele yalan makinesi testi uygulayarak olağanüstü bir adım attı. Söz konusu sızıntılar arasında, İran’la savaşın temel mühimmat stoklarında azalmaya yol açtığına ilişkin bilgiler de bulunuyor.

Soruşturmacılar, Genelkurmay Başkanlığı’ndaki askerî ve sivil personele, gizli bilgileri medya mensuplarına aktarıp aktarmadıklarını ve ABD’nin mühimmat stoklarındaki gerilemeye ilişkin bilgi verip vermediklerini sordu.

Füze stoklarındaki azalmaya ilişkin haberlerin ardından yalan makinesi testleri

Gazeteye göre yalan makinesi testleri, ağustos ayında, uzun menzilli füzeler ve Patriot hava savunma sistemine ait önleme füzeleri de dahil olmak üzere temel mühimmat stoklarının azaldığını ortaya koyan bir dizi haberin ardından gerçekleştirildi.

Konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara göre “güç gösterisi” olarak nitelendirilen uygulamanın amacı, yalnızca bilgileri sızdırmış olabilecek kişileri tespit etmek değildi. Uygulamanın, gelecekte benzer şekilde bilgi sızdırmayı düşünebilecek diğer kişileri de yıldırmayı amaçladığı belirtildi.

ABD Genelkurmay Başkanlığı’nda bin 500 ila 2 bin arasında subay ve yetkili görev yapıyor. Kurum, dünyanın çeşitli bölgelerindeki muharip komutanlıkların liderleriyle operasyonların, politikaların ve savaş planlarının koordinasyonunu yürütüyor.

Pete Hegseth, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine ve CENTCOM Komutanı Orgeneral Charles Cooper, Pentagon’daki konferansta-16 Nisan (Reuters)
Pete Hegseth, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine ve CENTCOM Komutanı Orgeneral Charles Cooper, Pentagon’daki konferansta-16 Nisan (Reuters)

Pentagon: Gizli bilgi sızıntılarını son derece ciddiye alıyoruz

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell yaptığı açıklamada, Bakanlığın “personelin iç meseleleri veya soruşturmalara ilişkin konular hakkında yorum yapmadığını, ancak ulusal güvenliğe ilişkin gizli bilgilerin bbütün sızıntılarını son derece ciddiye aldığını ve bunlarla ilgili gerekli soruşturmaları yürüttüğünü” belirtti.

Parnell, “Gizli bilgilerin güvence altına alınması, ABD’nin ve dünyanın dört bir yanında görev yapan güçlerimizin güvenliğinin sağlanması açısından hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Eşi benzeri görülmemiş

NYT, soruşturmanın kapsamının benzeri görülmemiş bir nitelik taşıdığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın NYT’den aktardığına göre yakın tarihte ABD ordusunun üst düzey kademelerine yönelik bu ölçekte toplu yalan makinesi testleri daha önce gerçekleştirilmedi.

2000-2002 yılları arasında ABD Deniz Kuvvetleri’nin baş hukuk danışmanı olarak görev yapan emekli Amiral Donald J. Guter NYT’ye yaptığı açıklamada, “Yalan makinesi testlerinin bu ölçekte veya bu kadar üst düzey yetkililere uygulandığını daha önce hiç görmedim” dedi.

Guter, “Benim deneyimime göre bu eşi benzeri görülmemiş bir durum” ifadelerini kullandı.

Bu adım, çok sayıda medya kuruluşunun İran’la savaşın ABD’nin mühimmat stoklarını nasıl tükettiğine ilişkin ayrıntıları ortaya koyduğu ve yönetim içinde çatışmanın stratejik gidişatına yönelik endişelerin bulunduğunu aktardığı bir dönemde geldi.

Trump, bilgi sızdıranların peşine düşülmesi için baskı yapıyor

ABD Başkanı Donald Trump, yönetim yetkililerine bilgi sızdıran kişilerin bulunmasına yönelik çalışmaların yoğunlaştırılması için baskı yaptı.

Ancak Trump, yetkisiz bilgi akışını durdurma çabasının ötesine geçerek, ABD’nin İran’daki savaşı yönetme biçimini eleştiren medya haberlerini ve mühimmat stoklarındaki azalmayı “ihanet” olarak nitelendirdi.

Gazeteye göre sızıntılar, Pentagon içindeki güvensizlik ve kuşku atmosferini daha da derinleştirdi. Görevdeki ve eski yetkililer, bu atmosferin Savunma Bakanı Pete Hegseth döneminde daha da ağırlaştığını belirtiyor.

Hegseth Pentagon’daki şüphe ortamını güçlendiriyor

NYT, Hegseth’in kendisine sadık dar bir çevreyle hareket ettiğini ve görev süresi boyunca en az 80 general, amiral ve diğer üst düzey yetkilinin terfi sürecini engellediğini veya sekteye uğrattığını yazdı.

Pentagon, geçen yılın başından bu yana Bakanlığın yönetimine ilişkin haberlerin ardından çok sayıda bilgi sızıntısı soruşturması yürütüyor. Hegseth de geçen yıl Yemen’deki saldırılara ilişkin hassas ayrıntıları Signal uygulamasındaki bir grupta paylaşmasının ardından eleştirilere maruz kalmıştı.

Hegseth, 5 Mayıs’tan beri Pentagon’da ABD’nin İran’daki savaşı hakkında gazetecilere yönelik brifing düzenlemedi. Ayrıca gazetecilerin Pentagon’a erişimini de kısıtlamaya çalıştı.

Savunma Bakanlığı geçen ay, ABD hükümeti tarafından finanse edilen ve ABD ordusuna ilişkin haberler yapan Stars and Stripes gazetesinin yayıncısı ve genel yayın yönetmenini görevden aldı.

Gazeteciler, görevden almanın USS Abraham Lincoln uçak gemisindeki kötüleşen koşullara ilişkin haberlerin ardından misilleme amacı taşıdığını savundu.

Trump ise Pentagon’daki yönetim krizine ilişkin endişelerin giderek artmasına rağmen Hegseth’e desteğini sürdürdü ve savunma bakanının “harika bir iş çıkardığını” söyledi.