Şam'da Adalet Sarayı yakınlarındaki bir kafede patlamahttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5291305-%C5%9Famda-adalet-saray%C4%B1-yak%C4%B1nlar%C4%B1ndaki-bir-kafede-patlama
Şam'da Adalet Sarayı yakınlarındaki bir kafede patlama
22 Aralık 2024'te çekilmiş Şam'ın drone görüntüsü (Reuters)
Suriye'den bir güvenlik kaynağı bugün AFP'ye yaptığı açıklamada, Şam'ın merkezindeki Adliye Sarayı yakınlarında bulunan bir kafede patlama meydana geldiğini, patlamanın nedeninin henüz belirlenemediğini bildirdi.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına çok sayıda ambulans olay yerine sevk edildi ve güvenlik güçleri bölgeyi güvenlik çemberine aldı. Suriye devlet televizyonu ise "Adliye Sarayı çevresinde meydana gelen ve nedeni araştırılan patlama sonucu çok sayıda kişinin yaralandığını" duyurdu.
Suriye resmi haber ajansı SANA da nedenine ilişkin incelemelerin sürdüğü patlamada, ilk belirlemelere göre yaralanmaların yaşandığını bildirdi.
Eski Devlet Başkanı Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yönetim döneminde, Şam'da zaman zaman sınırlı güvenlik olayları yaşanıyor.
Yetkililer, 19 Mayıs'ta Savunma Bakanlığına ait bir binanın yakınında bomba yüklü bir aracın infilak etmesi sonucu bir askerin hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Bakanlık, patlamanın, ordunun bir biriminin el yapımı patlayıcıyı etkisiz hale getirme çalışması sırasında meydana geldiğini duyurdu.
Haziran 2025'te ise Şam'ın Duveyla Mahallesi'ndeki kiliseye düzenlenen intihar saldırısında 25 kişi hayatını kaybetti. Saldırıyı radikal bir grup üstlenirken, Suriye makamları eylemden DEAŞ'ı sorumlu tuttu.
Şafak operasyonunun iç yüzü… Bağdat ile Tahran arasında ‘ikizleri ayırma’ operasyonuhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5291300-%C5%9Fafak-operasyonunun-i%C3%A7-y%C3%BCz%C3%BC%E2%80%A6-ba%C4%9Fdat-ile-tahran-aras%C4%B1nda-%E2%80%98ikizleri-ay%C4%B1rma%E2%80%99
Aktivistler tarafından kaydedilen bir videodan alınan ekran görüntüsünde, yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklanan yetkililerin gözaltına alınmasıyla eş zamanlı olarak Yeşil Bölge içinde bir Irak tankı görülüyor.
Şafak operasyonunun iç yüzü… Bağdat ile Tahran arasında ‘ikizleri ayırma’ operasyonu
Aktivistler tarafından kaydedilen bir videodan alınan ekran görüntüsünde, yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklanan yetkililerin gözaltına alınmasıyla eş zamanlı olarak Yeşil Bölge içinde bir Irak tankı görülüyor.
Hükümet ve güvenlik kaynakları, Irak makamlarının geçtiğimiz pazar günü başlattığı gözaltı operasyonlarının iki paralel hat üzerinden yürütüldüğünü açıkladı. Kaynaklara göre bunlardan biri, silahlı gruplar ve petrol kaçakçılığı ağları içindeki İran bağlantılı isimlerle Bağdat’taki devlet kurumları arasındaki ilişkiyi koparmayı hedefleyen gizli bir operasyon niteliği taşıyordu.
Kaynaklar, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin planın ayrıntılarını operasyonun başlamasından iki hafta önce, son derece gizli şekilde ve yalnızca ‘sınırlı sayıdaki üst düzey subayla’ görüştüğünü, Koordinasyon Çerçevesi liderlerini ise süreç hakkında bilgilendirmediğini belirtti. Bu durumun, Koordinasyon Çerçevesi’nin Bağdat’taki son toplantısında gerginliğe yol açtığı ve iktidar koalisyonu içindeki güç dengelerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdiği ifade edildi.
Eski bir ABD’li yetkili, Bağdat’taki gizli operasyonu ‘başarısını değerlendirmek için henüz erken olan büyük bir cerrahi müdahale’ olarak nitelendirirken, bunun ‘siyasete beklenmedik bir şekilde yükselen genç bir başbakan açısından cesur bir adım’ olduğunu söyledi. Yetkili, “İran’ın tepkisi henüz görülmedi” uyarısında bulundu.
Planın odağında Bağdat’ın merkezindeki Yeşil Bölge’de bulunan hedefler yer alırken, özel kuvvetlerin eş zamanlı olarak farklı bölgelerde İran nüfuzuyla doğrudan bağlantılı kişilere ait ev ve merkezlere yönelik operasyonlar yürüttüğü bildirildi. Kaynaklar, operasyonun ilk saatlerinde İran yanlısı grupların kendi aralarında dolaşıma soktukları güvenlik değerlendirmelerinde yaşananların bir askerî darbe olabileceği yönünde tahminlerde bulunduğunu aktardı.
Bir kaynak, “Silahlı grupların mensupları, operasyonun ilk aşamalarında telsiz sistemlerinde kısa süre boyunca ‘darbe’ kelimesinin tekrarlandığını duydu. Daha sonra durum netlik kazandı” dedi.
Irak hükümeti, söz konusu operasyonun bilançosunu kamuoyuyla paylaştı. Açıklamaya göre şimdiye kadar kamu kaynaklarını zimmete geçirmekle suçlanan onlarca kişi gözaltına alınırken, Irak Dürüstlük Komisyonu operasyonların süreceğini ve gözaltındaki şüphelilerle ilgili soruşturmanın devam ettiğini bildirdi.
Bağdat’ın bir caddesinde devriye gezen Irak güvenlik güçleri mensupları, 28 Haziran 2026 (AFP)
Irak ordusunun seçkin birlikleri, Terörle Mücadele Birimi ve Özel Tümen tarafından yürütülen operasyon ülkede geniş yankı uyandırdı. Kaynaklara göre, şüphelilerin ev ve çiftliklerinde ele geçirilen gizli para yığınlarına ait görüntülerin yayımlanması ile Yeşil Bölge’de manevra yapan bir tanka ait görüntülerin dolaşıma sokulması, planın gizli ayağına gerekli ivmeyi kazandırmayı ve aynı zamanda İran yanlısı grupların olası tepkisini sınırlamayı amaçlayan bir mesaj niteliği taşıyordu.
Şii bir grubun üst düzey yöneticisi Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, şafak operasyonunun Irak’taki ‘direniş gruplarını’ dağıtmayı amaçlayan bir plan için örtü olabileceğini öne sürdü. Böyle bir senaryonun doğru çıkması halinde bunun ‘akıllıca yürütülmüş bir operasyon’ olacağını söyledi.
Sıfır saati
Kamu kaynaklarını zimmete geçirmekle suçlanan kişilerin gözaltına alınmasına yönelik operasyon planı hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar, “Operasyonun uygulanış biçimi ile görevlendirilen birliklerin niteliği her iki hatta da son derece gizli tutuldu” dedi.
Söz konusu kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Plan operasyon tarihinden iki hafta önce hazırlanmıştı” ifadesini kullanırken, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin planla ilgili görüşmeleri güvenlik kurumlarının yaklaşık dört üst düzey yöneticisiyle sınırlı tuttuğunu ve kendisini geçen nisan ayında göreve aday gösteren Koordinasyon Çerçevesi içindeki liderleri süreç hakkında bilgilendirmediğini aktardı.
30 Haziran 2026 Pazar günü saat 02.00 operasyonun başlangıç saati olarak belirlendi. Güvenilir kaynaklara göre operasyon, ilk aşamada Yeşil Bölge’nin kapıları ile Bağdat’ın giriş ve çıkışlarının kapatılması ve Bağdat Uluslararası Havalimanı çevresine güvenlik güçlerinin konuşlandırılmasıyla başladı. Ancak planın gizli ayağına ilişkin operasyonlar da aynı anda Bağdat’ın farklı bölgeleri ile ülkenin güneyindeki noktalarda eş zamanlı olarak başlatıldı.
Yeşil Bölge’nin girişlerinden birinde Irak’a ait zırhlı araçlar, 28 Haziran 2026 (Sosyal medya)
İki güvenlik kaynağı, operasyon sırasında özel kuvvetlerin, İran yanlısı silahlı grupların karargâhlarının bulunduğu Doğu Bağdat’taki bazı noktalara baskın düzenlediğini söyledi.
Bilgi sahibi iki kaynağa göre, seçkin birlikler üst düzey öneme sahip aranan kişiler ile silah ve belgelere ulaşmak amacıyla çok sayıda ev ve karargâhta arama yaptı. Ancak hedef alınan isimlerden bazıları, güvenlik güçlerinin baskınından kısa süre önce bulundukları yerlerden kaçmayı başardı.
Telefon görüşmesi
Kaynaklar, “Güvenlik güçleri, silahlı gruplarla bağlantılı unsurlarla çatışma ihtimaline karşı caydırıcılığı artırmak amacıyla operasyonda zırhlı araçlar, personel taşıyıcılar, tanklar ve yüzlerce personel kullandı” dedi.
Kaynaklar ayrıca, “Aranan isimlerden biri, Halk Seferberlik Güçleri’nin (Haşdi Şabi) seçkin güvenlik birimleri tarafından korunuyordu” bilgisini paylaştı.
Yetkililer, “Operasyon planı ve uygulanışına ilişkin bilgiler büyük bir gizlilik içinde tutuldu. Ancak aranan kişilerden bazıları, son aşamada yürütme ve siyaset çevrelerinden isimler aracılığıyla bilgi sızdırılması sonucu operasyondan haberdar oldu” ifadelerini kullandı.
Kaynaklardan biri, “Evet, bazı kişiler, kendilerine operasyon öncesinde, hatta güvenlik güçlerinin ulaşmasının beklendiği saatten yaklaşık bir saat önce hedef alındıkları yönünde bilgi veren özel bağlantıları sayesinde kaçmayı başardı” dedi.
İran bağlantılı grupların, yıllar içinde Tahran’a tam bağlı isimleri devlet kurumlarına yerleştirerek devlet içinde geniş bir nüfuz ağı kurmayı başardığı belirtiliyor.
Söz konusu bilgilerin doğrulanması halinde, kolluk kuvvetlerine yönelik sızmanın, hükümetin İran nüfuzunu ve buna bağlı yolsuzluk ağlarını zayıflatma planlarının karşılaşacağı en büyük sınav olacağı değerlendiriliyor.
Iraklı siyasetçi Hamid es-Seyyid, gözaltı operasyonlarının başarıya ulaşmasının, aranan kişilerin kaçmasına imkân tanıyan bilgi sızıntılarının önlenmesine bağlı olduğunu söyledi.
Kolluk kuvvetlerinde görev yapan subay ve personelin bir bölümüne, şafak operasyonundan yalnızca birkaç saat önce, hedeflerin kimliği ve bulundukları yerler hakkında yeterli bilgi verilmeden harekete geçmeleri talimatı verildi. Bir güvenlik kaynağı Şarku’l Avsat’a, “Çok hızlı telefon görüşmeleri yapıldı” dedi.
İki kaynağa göre planın açık ayağı, uzun yıllardır yolsuzluk şüpheleriyle gündemde olan ve kamuoyunun tepkisini çeken siyasetçilerin ilk grupta gözaltına alınmasını öngörüyordu. Gizli ayağın ise, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Irak’ın güvenlik ve petrol kurumları içindeki bağlantı ağını oluşturan isimleri hedef aldığı belirtildi. Siyasi bir yetkili, ikinci aşamayı ‘asıl büyük av’ olarak nitelendirdi.
Yetkililer şimdiye kadar onlarca üst düzey kamu yöneticisini gözaltına aldı. Petrol Bakan Yardımcıları Ali Mearic ve Adnan el-Cumeyli’nin ise Irak örtüsü altında İran petrolü kaçakçılığı yapan köklü bir ağı çözebilecek ‘asıl büyük hedef’ olduğu ifade ediliyor.
Kaçakçılık şebekelerinin, petrol sevkiyatlarını Irak üzerinden geçirmek için sahte belgeler kullandığı, Irak menşeli akaryakıt ile İran ürünlerini karıştırarak bunları Irak petrolüymüş gibi ihraç ettiği belirtiliyor. Bu yöntemle Tahran’ın ABD yaptırımlarını aşarken, gelirlerin İran yanlısı Iraklı silahlı gruplar ve bunlarla bağlantılı ağlara aktarıldığı ifade ediliyor.
ABD Hazine Bakanlığı, Ali Mearic’e 7 Mayıs 2026’da, ‘görevini İran ve ona bağlı Iraklı gruplar lehine petrol sevkiyatlarının kolaylaştırılması için kullanmak’ suçlamasıyla yaptırım uygulamıştı. Irak hükümeti ise söz konusu suçlamaları reddetmişti.
Bağdat’ta yaygın kanaat, ABD yaptırımlarının Mearic’in Petrol Bakanlığı koltuğuna oturma umutlarını sona erdirdiği ve adaylığının DMO’nun Bağdat’taki nüfuzunu taçlandıracak değerli bir ödül olarak görüldüğü yönünde.
Adının açıklanmasını istemeyen eski bir ABD’li diplomat, Bağdat’taki son operasyonu, ‘Irak’taki İran temsilcileri ile resmî kurumlar arasındaki ikiz yapıyı ayırmaya yönelik büyük bir cerrahi müdahale’ olarak tanımladı. Diplomat, “Operasyonun başarılı olup olmadığını söylemek için henüz erken. Ancak gösterilen cesaret etkileyici ve Bağdat’ta farklı bir siyasi atmosferin önünü açıyor” dedi.
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi (Irak devlet medyası)
Hükümetin yürüttüğü operasyonlarda şu anda görece bir duraklama yaşanıyor. Siyasi bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yetkililerin operasyonu yeniden başlatmadan önce güç dengesini ve olası çatışma risklerini değerlendirdiğini söyledi.
Hamid es-Seyyid ise, “Operasyondan geri adım atmanın bedeli ağır olur. Zeydi artık kendisini tek bir seçeneğin önüne koydu; yolsuzlukla suçlanan siyasi liderleri yakalamak” ifadelerini kullandı.
Buna karşılık siyasi yetkili, “İkinci aşama, biz şu anda konuşurken bile gizli şekilde yürütülüyor olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Fırtınalı bir toplantı
Geçtiğimiz pazartesi günü şafak operasyonundan bir gün sonra, iktidardaki koalisyon olağan toplantısını Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katılımıyla gerçekleştirdi. Siyasi yetkililer, koalisyon liderlerinin toplantıda Zeydi’ye, yolsuzlukla mücadele operasyonlarına karşı olmadıklarını ancak bu tür adımların uygulanma yöntemlerinin yıllardır kendi aralarında koordinasyon içinde yürütülmesi konusunda mutabakata vardıklarını ilettiğini söyledi.
Kaynaklara göre toplantı, Zeydi açısından sakin geçmedi. İktidar koalisyonunda, başbakanın operasyonu kendilerinden habersiz yürüttüğü yönünde genel bir rahatsızlık hâkimdi. Koalisyon liderlerinden biri, “Siyasi sürecin istikrarı açısından bizi de plana dâhil etmeniz daha doğru olurdu” derken, Zeydi’nin buna, “Size bilgi verseydim sızıntı yaşanmayacağının garantisi neydi?” yanıtını verdiği aktarıldı.
Tartışmalar, iktidar koalisyonu üyelerinden birinin operasyonun kendi siyasi grubunun parlamentodaki nüfuzunu hedef aldığını öne sürmesiyle daha da sertleşti. Kaynaklara göre söz konusu isim, koalisyonuna bağlı bir yöneticinin evinin güvenlik güçlerince kuşatılmasına itiraz ederek bunu ‘korkutmaya yönelik bir uygulama’ olarak nitelendirdi.
Gözlemcilere göre bu tartışmalar, iktidar koalisyonundaki güç dengelerinde yaşanan değişime işaret ediyor. Etkili bir Şii partinin yöneticisi, “Zeydi ile yapılan son toplantı alışılmadık bir havada geçti. Sanki siyasi karar alma süreçlerini yönlendiren dinamikler üzerindeki tekeli ve etkinliği zayıflıyormuş gibi bir tablo vardı” dedi.
İktidar koalisyonundan iki üye ise Bağdat’taki sert tartışmaların ardından Zeydi’nin toplantıdan soğukkanlı ve kendinden emin bir şekilde ayrıldığını söyledi.
Buna rağmen Zeydi’nin, ‘operasyonun devamlılığını sağlamak’ amacıyla siyasi dengeleri yeniden kurmaya çalıştığı belirtiliyor. Kaynaklar, “Operasyon şu anda devre arasına girmiş durumda” değerlendirmesinde bulundu.
Kürt bir siyasi yöneticiye göre, ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın güçlü desteğini alan Zeydi, Washington’a yapacağı planlanan ziyaretten siyasi kazanımlar elde etmeyi hedefliyor. Aynı kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Boş çantalarla Washington’a gidip, dolu çantalarla Bağdat’a dönmek istiyor” sözleriyle Zeydi’nin siyasi konumunu güçlendirme arzusuna gönderme yaptı.
Adının açıklanmasını istemeyen eski bir ABD’li diplomat ise, Zeydi’nin temmuz ayı ortasında ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yapacağı görüşmede ‘gecenin yıldızı’ olmayı umuyor olabileceğini belirtti. Ancak diplomat, siyasi yapının parçalı olduğu bir sistemde bu düzeyde güç kullanmanın, gerekli ihtiyat gösterilmediği takdirde iki ucu keskin bir silaha dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Irak Kürdistan Bölgesi’nde hükümet krizi derinleşiyor: İki yönetim tartışması yeniden gündemdehttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5291291-irak-k%C3%BCrdistan-b%C3%B6lgesi%E2%80%99nde-h%C3%BCk%C3%BCmet-krizi-derinle%C5%9Fiyor-i%CC%87ki-y%C3%B6netim-tart%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1
Irak Kürdistan Bölgesi’nde hükümet krizi derinleşiyor: İki yönetim tartışması yeniden gündemde
Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) resmî internet sitesinde yayımlanan, Bafıl Talabani ile Mesrur Barzani'nin görüşmesinden bir kare.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde (IKBY) parlamento seçimlerinin üzerinden yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen, seçimi kazanan Kürt partileri parlamentoyu toplayıp meclis başkanını seçmeyi başaramadı. Bu sürecin tamamlanması halinde yeni hükümetin kurulması ve mevcut Başbakan Mesrur Barzani hükümetinin yerini tam yetkili bir kabinenin alması bekleniyordu. Ancak Barzani hükümeti, Ekim 2024'te yapılması planlanan bölgesel seçimlerden önce dahi "geçici hükümet" statüsüne geçmişti.
Anayasal uyuşmazlıkları çözmekle görevli Federal Yüksek Mahkeme, Mayıs 2023'te Kürt Bölgesi Parlamentosu'nun görev süresinin uzatılmasını anayasaya aykırı bularak Barzani hükümetini geçici hükümet olarak değerlendirmişti.
IKBY'deki siyasi tıkanıklığın sürmesi üzerine, Kürdistan Yurtseverler Birliği'nden (KYB) üst düzey bir isim, bölgenin resmen "iki ayrı yönetim" dönemine girebileceğini söyledi.
İsminin açıklanmasını istemeyen parti yöneticisi, "Bugün bölgede fiilen iki ayrı yönetim söz konusu. Ancak Kürt partileri hükümetin kurulması konusunda anlaşamazsa, bu fiili durumun resmî bir yapıya dönüşmesinden endişe ediyoruz" dedi.
2006'ya kadar iki ayrı yönetim vardı
Irak Kürt Bölgesi'nde 1990'lı yılların ortalarından 2006'ya kadar, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile KYB arasındaki iç çatışmaların ardından fiilen iki ayrı yönetim bulunuyordu.
KDP yönetimi Erbil ve Duhok'ta konuşlanırken, KYB Süleymaniye merkezli ayrı bir yönetim oluşturmuş; iki tarafın kendi hükümetleri, güvenlik kurumları ve mali yapıları bulunmuştu.
Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafıl Talabani'yi kabul ederken (Arşiv - Rudaw)
Bu bölünmüş yapı, 1998'de imzalanan Washington Anlaşması'nın ardından başlayan siyasi uzlaşı sürecinin sonucunda 2006 yılında birleşik Kürt Bölgesi Hükümeti'nin kurulmasıyla resmen sona ermişti. Buna rağmen her iki parti de geleneksel nüfuz alanlarındaki etkisini korudu.
"Her şeyi istiyorlar"
KYB'li yönetici, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada hükümetin kurulamamasından KDP'yi sorumlu tuttu.
"KDP her şeyi, bütün hükümet makamlarını istiyor ve diğer partiler lehine hiçbir taviz vermeye hazır değil" diyen yönetici, iki büyük Kürt partisinin uzun süredir siyasi çıkmazın sorumluluğunu birbirine yüklediğini belirtti.
KDP'li bir yönetici de daha önce Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, hükümetin kurulamamasının tarafları yeniden erken seçim seçeneğine yaklaştırdığını söylemişti.
KYB ile Yeni Nesil Hareketi'nin oluşturduğu blok ise, bölgesel başbakanlık makamını ve hükümet görevlerinin eşit paylaşımını talep ediyor.
KYB'li yönetici, iki yönetim modelinin bölgenin bugünü ve geleceği üzerinde ciddi etkiler yaratacağını kabul ederken, partisinin "bölgenin birliğini korumak için taviz vermeye hazır olduğunu" ifade etti.
Ayrıca KYB lideri Bafel Talabani'nin önceki gün partinin Kürdistan Parlamentosu grubuyla bir araya geldiğini hatırlatan yönetici, Talabani'nin "yeni kabinenin kurulmasının önünde engel olmadıklarını, aksine sürecin hızlandırılmasını istediklerini" dile getirdiğini aktardı.
"Bölgenin mevcut yapısı sorgulanıyor"
Buna karşın KYB içerisinden gelen bazı açıklamalar iyimser bulunmuyor.
Parti Siyasi Büro Üyesi ve Araştırmalar Merkezi Başkanı Yusuf Koran, parti internet sitesinde yayımladığı değerlendirmede, "Irak Kürt Bölgesi'nin mevcut yapısıyla varlığını sürdürebilmesi, gerek siyasi sistem ve yönetişim modeli gerekse bölgesel ve uluslararası gelişmeler nedeniyle giderek daha fazla sorgulanıyor" ifadelerini kullandı.
Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafel Talabani (AFP)
Koran, "Bölge, iki yönetimin 2006 yılında birleşmesinden bu yana bugün yaşandığı kadar derin bir siyasi kutuplaşma ve bölünmeye tanık olmadı" dedi.
Koran, iki ayrı yönetim olasılığına doğrudan değinmese de değişimin kaçınılmaz olduğunu savunarak, "Irak Kürt Bölgesi artık 1991 sonrasında, Bağdat merkezi hükümetinden fiilen ayrıldığı dönemde sahip olduğu uluslararası desteğe sahip değil" değerlendirmesinde bulundu.
KDP: Siyasi intihar olur
Öte yandan KDP lideri Mesud Barzani'nin medya danışmanı Kefah Mahmud, iki ayrı yönetim fikrini "siyasi intihar" olarak nitelendirdi.
Mahmud, bu yöndeki çağrıların "Kürt Bölgesi'ne karşı yürütülen kampanyaların bir parçası olduğunu ve federal yönetim deneyimini ortadan kaldırmayı hedefleyen siyasi amaçlarla örtüştüğünü" söyledi.
Mevcut sorunların çözüm yerinin parlamento olduğunu vurgulayan Mahmud, "İki ayrı yönetim fikri ne Kürt Bölgesi'nde ne de demokratik federal Irak'ın ve anayasanın korunmasını isteyen Iraklılar arasında kabul görüyor" dedi.
Mahmud ayrıca, mevcut siyasi tıkanıklığın aşılması için erken seçim ihtimalini de dışlamadıklarını belirterek, bunun KDP'nin gündemindeki çözüm seçeneklerinden biri olduğunu söyledi.
KYB'nin Yeni Nesil Hareketi ile kurduğu ittifaka da değinen Mahmud, bu iş birliğinin KDP'nin parlamentodaki sandalye üstünlüğünü dengelemeyi amaçladığını, ancak böyle bir ittifakın seçimlerden önce kurulması gerektiğini savundu.
Hamas, silah kontrol yasasının kademeli olarak uygulanmasında ısrar ediyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5291284-hamas-silah-kontrol-yasas%C4%B1n%C4%B1n-kademeli-olarak-uygulanmas%C4%B1nda-%C4%B1srar-ediyor
Filistinliler, dün Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail saldırısında öldürülen Tarık Sabah (10 yaşında) da dahil olmak üzere 3 Filistinlinin cenazesine katıldı (Reuters)
Hamas, silah kontrol yasasının kademeli olarak uygulanmasında ısrar ediyor
Filistinliler, dün Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail saldırısında öldürülen Tarık Sabah (10 yaşında) da dahil olmak üzere 3 Filistinlinin cenazesine katıldı (Reuters)
Halen Kahire'de bulunan Hamas heyeti, Gazze'de ateşkes anlaşmasına ilişkin olarak "Barış Konseyi"nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'un hazırladığı değişikliklere verdiği cevabı arabuluculara sundu.
Şarku'l Avsat'a konuşan Hamas kaynakları ile müzakerelere katılan diğer Filistinli gruplardan yetkililere göre Hamas, silahların toplanması ve teslim edilmesine ilişkin hükmün, üzerinde uzlaşmaya varılan metnin kabul edilmesinden itibaren 14 gün içinde uygulanacak bir takvim çerçevesinde "kademeli ve aşamalı" olarak hayata geçirilmesi yönündeki tutumunu korudu.
Kaynaklar, Hamas'ın ayrıca bu sürecin, Filistin halkının kendi kaderini tayin etmesine ilişkin açık bir siyasi süreçle ve egemenlik haklarının güvence altına alınmasıyla bağlantılı olması gerektiğini vurguladığını belirtti.
Aynı kaynaklara göre Hamas, Mladenov'un değişiklik metnine eklediği "altyapı" ifadesinin taslaktan çıkarılmasını da talep etti. Mladenov, söz konusu kavramı daha önce tüneller, silah depoları ve silah üretim atölyelerini kapsayacak şekilde tanımlamıştı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة