Şera, NATO Zirvesi kapsamında Ankara’da hangi konuları görüşecek?

Suriye medyası: Bölgesel dengeyi yeniden sağlamak isteyen hiç kimse Şam’ı göz ardı edemez

(foto altı) Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin de hazır bulunduğu bir toplantıda, bir grup Kongre üyesi ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
(foto altı) Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin de hazır bulunduğu bir toplantıda, bir grup Kongre üyesi ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Şera, NATO Zirvesi kapsamında Ankara’da hangi konuları görüşecek?

(foto altı) Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin de hazır bulunduğu bir toplantıda, bir grup Kongre üyesi ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
(foto altı) Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin de hazır bulunduğu bir toplantıda, bir grup Kongre üyesi ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ne katılımını büyük önemle değerlendiriyor. Suriye medyasına göre bu katılım, ‘Şam’ın uluslararası sistemin yapısı içinde kendisi için oluşturduğu yeni stratejik konumlanmanın’ bir parçası olmanın yanı sıra, zirvenin bölge ve dünyada büyük jeopolitik dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde gerçekleştirilmesi nedeniyle de ayrı bir önem taşıyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, 36’ncısı düzenlenen NATO Zirvesi’nin ikinci gününde (çarşamba) Ankara’ya ulaştı. Ankara, 2004 yılından bu yana ikinci kez NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor. Şera’nın zirveye davet edilmesi, Suriye’nin uzun yıllar süren uluslararası izolasyon ve siyasi tecridin ardından Şam’a yönelik uluslararası açılımın genişlediğine işaret eden derin siyasi anlamlar taşıyor.

Şera, Ankara’ya varışının hemen ardından, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin de katılımıyla ABD Kongresi’nden bir heyet ve ABD Başkanı’nın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. Suriye Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasına göre görüşme, Şera’nın ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştireceği buluşma öncesinde yapıldı.

dfgthy
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, NATO Zirvesi’nin ikinci gününde Ankara’ya gelen Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı karşıladı. (SANA)

Şera’nın zirve kapsamında gerçekleştireceği temaslarda birçok başlık ele alınacak. Suriye’nin es-Sevra gazetesi dün yayımladığı haberde, görüşmelerde terörle mücadele, Hizbullah’ın geleceği, milis grupların silahsızlandırılması, sınır güvenliği ve Lübnan’ın bölgesel hesaplaşmaların sahası haline gelmesinin önlenmesi gibi konuların masaya yatırılacağını belirtti. Gazete, bu hedeflerin ‘açık mutabakatlar, güçlü bir Lübnan devleti ve dengeli bir Suriye rolü’ çerçevesinde ele alınacağını ifade etti.

Görüşmelerde ayrıca, sınır güvenliğinin güçlendirilmesi, kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesi, uyuşturucuyla mücadelede iş birliği, Suriye ekonomisi üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması, ülkede istikrarın desteklenmesi ve Suriye devlet kurumlarının görevlerini etkin şekilde yerine getirebilmesi için atılacak adımların da değerlendirilmesi bekleniyor.

Gazetenin görüştüğü siyaset analistleri ise “Ortadoğu haritasını okumak isteyen hiç kimse Suriye’yi görmezden gelemez. Akdeniz’in güvenliği, Lübnan, Irak, sınırlar, terörle mücadele, milis gruplar ve bölgesel dengenin yeniden tesisi gibi başlıklar Şam devre dışı bırakılarak tartışılamaz. Suriye, harita üzerinde yalnızca bir geçiş noktası değil, bölgenin ve dünyanın merkezindeki stratejik bir düğüm noktasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye... Stratejik bir konum

NATO, Suriye’yi daha geniş kapsamlı güvenlik düzenlemelerine entegre ederek bölgede gerilimin tırmanma riskini azaltmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, özellikle Washington ile Tahran arasında Hürmüz Boğazı’nda yeniden yükselen askerî gerilim nedeniyle önem kazanıyor. Şera da salı günü Şam’da Fransa Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiği görüşmede bu konuya değinerek, “Hürmüz Boğazı krizinin ardından dünya, güvenli ve istikrarlı ulaşım koridorlarının değerini daha iyi anladı” ifadesini kullandı. Şera, bu değerlendirmeyi yaparken Suriye’nin Akdeniz’i Körfez bölgesi ve Irak’a bağlayan stratejik bir konuma sahip olduğunu vurguladı. Ayrıca ülkenin, deniz yoluyla Fransa’nın Marsilya kentine yalnızca birkaç saatlik mesafede bulunduğuna dikkat çekti.

scdvfbgh
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (AP)

Bağımsız yerel gazete Enab Baladi ise NATO Zirvesi’nin gündeminin ağırlıklı olarak kolektif savunma, askerî kapasitenin güçlendirilmesi ve Avrupa güvenliğinin geleceğine odaklandığını, ancak zirve kapsamında yürütülen diplomatik temasların, özellikle de Suriye’nin katılımı ve Şera’nın çeşitli liderlerle gerçekleştirmesi beklenen görüşmelerin Suriye dosyasını zirvenin önemli başlıklarından biri haline getirebileceğini yazdı. Gazete, zirveden Şam’ın başta Washington, Ankara ve Paris olmak üzere etkili başkentlerle gelecekteki ilişkilerine dair yeni işaretlerin çıkmasının beklendiğini belirtti.

Enab Baladi, Trump ile Şera arasında yapılması beklenen görüşmede, Washington ile Şam arasındaki ilişkilerin geleceği ile Suriye’ye ilişkin siyasi ve güvenlik dosyalarının ele alınmasının öngörüldüğünü aktardı. Haberde, son aylarda Suriye’de yaşanan gelişmeler ışığında iki taraf arasındaki iletişim kanallarının genişletilmesi imkânlarının da masaya yatırılmasının beklendiği ifade edildi.

Gazete ayrıca, ikili görüşmelerde Suriye-Türkiye koordinasyonunun da öne çıkacağını; özellikle sınır güvenliği ve ekonomik iş birliği başlıklarının ele alınacağını kaydetti. Haberde, Şam yönetiminin Batılı ve bölge ülkeleriyle diplomatik açılımını genişletme çabalarını sürdürdüğüne dikkat çekildi.

Suriye resmi haber ajansı SANA ise NATO Zirvesi’nin, Suriye ile ABD arasındaki ilişkilerin ‘yaptırımlar ve kopuş döneminden yapıcı diyalog ve stratejik iş birliği aşamasına geçiş’ sürecinde düzenlendiğini belirtti. Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre zirve, ‘Suriye'nin bölgede güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesindeki merkezi rolünü pekiştiren geniş kapsamlı uluslararası ve bölgesel diplomatik hareketliliğin bir parçası olması ve kapsamlı ekonomik toparlanma çabalarını ileri taşıması’ nedeniyle özel önem taşıyor.



Lübnan: Hizbullah’ın patlayıcılarıyla bağlantılı 7 şüpheli hakkında yakalama ve arama kararları uygulanıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan: Hizbullah’ın patlayıcılarıyla bağlantılı 7 şüpheli hakkında yakalama ve arama kararları uygulanıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan yargısı, Hizbullah’a ait Dahir el-Beydar patlayıcıları dosyasında olayla bağlantılı olduğu belirtilen 7 kişiyi tespit etti. Şüpheliler hakkında kısa süre içinde dava açılması bekleniyor. Askerî Mahkeme nezdindeki hükümet komiseri Yargıç Claude Ganem’in, şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulması amacıyla ön soruşturma dosyalarını teslim alması bekleniyor.

Bir kişinin daha gözaltına alındığına ilişkin haberler gündeme gelirken, hâlihazırda tutuklu bulunan “A.K.” ve “H.A.” baş harfleriyle anılan iki şüphelinin yanı sıra yeni bir kişinin de yakalandığı öne sürüldü. Ancak adli bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada gözaltıların “hâlen iki kişiyle sınırlı olduğunu” belirtti.

Kaynak, soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğundan şüphelenilen 5 kişinin daha kimliğinin tespit edildiğini doğruladı. Bu kişiler arasında, Hizbullah bünyesinde güvenlik görevlisi olduğu belirtilen ve patlayıcıları Baalbek’te teslim ettiği şüphesi bulunan “Sacid” adlı kişinin de yer aldığı belirtildi. “Zülfikar” kod adıyla anılan ve yine güvenlik yapılanması içinde konumu bulunduğu belirtilen diğer kişinin ise patlayıcıları Beyrut’un güney banliyölerinde teslim almasının planlandığı ifade edildi.


Filistinliler ve Filistin yönetimi, kurulması beklenen İsrail hükümetini yakından izliyor

Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
TT

Filistinliler ve Filistin yönetimi, kurulması beklenen İsrail hükümetini yakından izliyor

Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, son seçim kampanyasında “Sağ mı, Filistin mi?” şeklindeki ünlü sloganını kullanırken, seçmenleri rakipleri Gadi Eisenkot, Naftali Bennett ve Avigdor Lieberman’a karşı kışkırtmaya çalışıyordu. Netanyahu, söz konusu isimlerin seçimleri kazanmaları halinde Filistinlilere devlet kurma hakkı vereceklerini ve bunun İsrail için bir felakete yol açacağını öne sürüyordu.

İsrail’de Netanyahu’ya inananların olup olmamasından bağımsız olarak Filistinliler ona hiçbir zaman inanmadı. Çünkü Filistinliler, aşırı sağdan merkez sağa ve sola kadar hiçbir İsrailli liderin bu aşamada kendilerine bir devlet, hatta özerk bir yönetim bile vermeyeceğini herkesten daha iyi biliyor.

Filistinlilerin büyük çoğunluğu bu gerçeğin farkında olsa da seçimleri dakika dakika takip ediyor ve kesin sonuçları benzeri görülmemiş bir ilgiyle bekliyor. Çünkü İsrail’in yeni başbakanı ve çevresindeki bakanlar, önümüzdeki yıllarda Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki yaşamın nasıl şekilleneceğini büyük ölçüde belirleyecek.

Filistinli bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu aşamada hiçbir hükümetin siyasi bir süreci başlatmayacağının farkındayız. Bu, zor ve karmaşık bir mesele. Hiçbirisi kendi kaderimizi tayin etme ve devlet kurma hakkımızı bize vermeye niyetli değil. Bu, vazgeçmeyeceğimiz bir mesele ve bunun için her türlü yolla mücadele etmeyi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Yetkili sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun dışında, geleceğimizi belirleyecek pek çok konu da risk altında. Filistin yönetiminin geleceği, ekonomik durum, Batı Şeria’nın geleceği, bölgedeki güvenlik durumu, yerleşimci terörü, Gazze Şeridi’nin geleceği, Gazze’nin yeniden imarı ve yönetimi… Bütün bunlar İsrail’de iktidara gelecek koalisyonla bağlantılı meseleler.”

Yetkili, “Netanyahu’nun sağ koalisyonu, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi bakanlarla iktidarda kalırsa karmaşık, zor ve belirsiz bir durumla karşı karşıya kalacağız. Ancak Gadi Eisenkot hükümet kurarsa ya da Ben-Gvir ve Smotrich’in yer almadığı bir ulusal birlik hükümeti oluşturulursa bir rahatlama yaşanabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Filistin yönetimi

Filistin yönetimi, seçim sürecini yakından takip ediyor ve Eisenkot’un başarılı olmasını, Netanyahu’nun ise iktidardan düşmesini umut ediyor. Yönetim, mevcut hükümet dışındaki herhangi bir yeni İsrail hükümetiyle güvenlik ve ekonomi alanlarında bir rahatlama yaşanabileceğini düşünüyor. Ekonomik ve güvenlik meselelerinde müzakereleri kabul eden, alıkonulan Filistin gelirlerini serbest bırakan ve mali transferleri düzenli hâle getiren herhangi bir hükümet, Filistin yönetimi açısından “kötünün iyisi” olarak görülüyor.

Filistin yönetimi bu tutumunu açıkça dile getirmek yerine sessiz kalmayı ve son derece temkinli davranarak meselenin İsrail’in iç işi olduğunu söylemeyi tercih ediyor.

Filistin yönetimi, 2022’deki önceki seçimlerde Netanyahu’nun yenilmesine yardımcı olmaya çalışmıştı. O dönemde İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet, Filistin yönetimine seçimlere müdahale etmemesi yönünde açık ve “sert uyarı” yayımlamıştı.

Uyarı, Filistin Genel İstihbarat Servisi Başkanı Macid Farac’ın Arap partilerinin liderleriyle yaptığı görüşmenin ardından gelmişti. İsrailli yetkililer, görüşmenin amacının Arap partilerini saflarını birleştirmeye ikna etmek olduğunu öne sürerken Filistin yönetimi, toplantıda seçimlerin ele alınmadığını savunmuştu.

İsrail basınında o dönemde yayımlanan haberlerde, Filistin yönetiminin Arap partilerinin liderlerine, Arap seçmenlerin sandığa katılım oranının düşmesinden ve bunun sonucunda Netanyahu’nun aşırı sağcı bir hükümetle yeniden iktidara gelmesinden endişe duyduğunu ilettiği belirtilmişti. Haberlere göre Filistinli yetkili, Arap milletvekillerini böyle bir senaryoyu önlemek için yeterince çaba göstermemekle suçlayacak kadar ileri gitmişti.

Filistin yönetimi bu kez Arap partileriyle doğrudan görüşmeye çalışmadı. Ancak Arap partilerinin liderleriyle çeşitli kanallar üzerinden iletişim kurduğu ve Arap milletvekillerinin Knesset’te elde ettiği sandalye sayısından memnuniyet duyduğu açık. Söz konusu sandalye dağılımı, Netanyahu’nun kesin bir zafer elde etmesini fiilen engelliyor.

Silme projesi

Netanyahu, Filistinlilere karşı Batı Şeria’da her türlü baskıyı artıran ve Gazze Şeridi’nde kanlı bir savaş yürüten aşırı sağcı hükümete liderlik etti. Bu süreçte Filistin yönetimini zayıflatmaya çalıştı, yönetimin gelirlerini alıkoydu ve yerleşimcilerin Batı Şeria’da Filistinlileri öldürmesine, onlara saldırmasına ve topraklarına el koymasına göz yumdu.

İsrail hükümeti ayrıca mevcut yerleşimleri genişletme ve yenilerini kurma, bunları birbirine bağlayarak kesintisiz yerleşim kuşakları oluşturma planını hayata geçirmeye çalıştı. Batı Şeria’da yaklaşık 1000 askerî kontrol noktası ve geçiş kapısı kurarak, Filistinlileri A Bölgesi içinde hapsetmeye dönük bir düzen oluşturdu.

Netanyahu hükümeti, Batı Şeria’nın en büyük kenti el Halil’e ilişkin “El Halil Anlaşması”nı da iptal etti. Ayrıca işgal altındaki Filistin topraklarında elektronik bir “Arazi Sicili ve Hakların Tasfiyesi” sistemini devreye soktu. Bu adımın, Batı Şeria’nın ilhak sürecini derinleştirmesi; Filistin yönetimini egemenlikten, Filistinlileri ise hukuki korumadan yoksun bırakması bekleniyor.

Bütün bunlar, Filistin halkını bir halk olarak “silme” projesine hizmet eden politikalar bütünü olarak değerlendiriliyor.

İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem’in kapsamlı bir araştırmasında da ele alınan “silme projesi”, Batı Şeria’daki Filistin varlığını hedef alıyor. Örgüte göre bu süreç beş temel mekanizma üzerinden ilerliyor: şiddet ve korku yayma, hareket özgürlüğünü kısıtlama, ekonomik boğma, siyasi ve toplumsal yıkım ile etnik temizlik ve toprakların ele geçirilmesi.

Hayatı cehenneme çevirdiler

Batı Şeria’nın Ramallah kentinde yaşayan 50 yaşındaki Ahmed Teym, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Herhangi bir hükümetten önemli bir değişiklik beklemiyoruz. Hepsi aynı. Ancak Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich dışında isimler gelirse günlük yaşamla ilgili bazı konularda işler biraz daha iyiye gidebilir” dedi.

Teym, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Filistin yönetimine ait paraları öderlerse, yerleşimcileri daha fazla engellerlerse, işçilerin yeniden İsrail’de çalışmasına izin verirlerse, Batı Şeria üzerindeki baskıyı azaltıp kontrol noktalarını ve geçiş kapılarını kolaylaştırırlarsa insanların yükü büyük ölçüde azalır. Bu önemli.”

Batı Şeria’daki Filistinliler ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya. Kontrol noktalarında günlük kısıtlamalar ve gecikmeler, İsrail ordusunun düzenlediği operasyonlar ve yerleşimcilerin ölümcül saldırıları, bölge sakinlerinin yaşamını son derece zorlaştırıyor.

Beytüllahim’den Musa Avvad ise Arap seçmenlerin “Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich’i evlerine göndermeyi” başarmasını umduğunu belirterek, “Hayatımızı cehenneme çevirdiler” dedi.

Bu cehennem yalnızca Batı Şeria’daki Filistinlilerle sınırlı kalmadı; İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluları da etkiledi. Ben-Gvir döneminde tutukluların yiyecek, ziyaret ve geçmişte sahip oldukları diğer ayrıcalıklardan mahrum bırakıldığı belirtildi.

Tutuklu Haldun Abyat’ın annesi, her gün oğlu ve Ben-Gvir’in görevden ayrılması için dua ettiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan anne, “Hapishaneleri mezarlıklara çevirdi. Hapishaneden bir haber geldiğinde oğlum için içim öfkeyle yanıyor. İnşallah gider ve bir daha geri dönmez” ifadelerini kullandı.

Filistinliler, İsrail’deki siyasi tablonun netleşmesi için haftalarca, hatta daha uzun süre beklemek zorunda kalabilir. Yeni bir hükümet kurulması hâlinde ise kendilerini ilgilendiren olağanüstü önlemlerin alınması için aylarca beklemeleri gerekebilir.


Şara, Bağdat’la iş birliğinin önünü açtı

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)
TT

Şara, Bağdat’la iş birliğinin önünü açtı

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Bağdat’la ortaklık kapısını araladı. Şara, Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’yi dün Şam’da kabul etti.

Zeydi’nin ziyareti, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden sonra görevdeki bir Irak başbakanının Suriye’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor. Şam’daki gelişmeleri yakından takip eden kaynaklar, ziyaretin iki ülke ilişkilerinde “köklü bir dönüm noktası” oluşturduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre mevcut göstergeler, Şam ve Bağdat’ın ekonomik ve güvenlik çıkarlarına hizmet edecek stratejik bir ortaklığa yöneldiğine işaret ediyor.

Zeydi, Emevi Camisi ve Seyyide Zeyneb Türbesi’ni ziyaret ederek mezhepler arası yakınlaşma mesajı vermeye çalıştı. Irak Başbakanı ayrıca din görevlilerinin ihtiyaçları için “kişisel hesabından” 10 milyon dolar bağışta bulundu. Söz konusu bağışın, din görevlileri arasında eşit şekilde paylaştırılacağı ifade edildi.