Esed rejiminin kalıntıları ve Hizbullah için Lübnan artık güvenli değil ve Suriye’ye dönüş ‘gündemdeki bir seçenek’

Şam ile Beyrut arasında bir ‘yakınlaşma veya müzakere kozu’ olmaktan korkuyorlar

Lübnan’ın kuzeydoğusundaki Hermel’de, Suriye’den kaçan yüzlerce insanın yaşadığı İmam Ali konut kompleksindeki çocuklar, Ocak 2026 (AP)
Lübnan’ın kuzeydoğusundaki Hermel’de, Suriye’den kaçan yüzlerce insanın yaşadığı İmam Ali konut kompleksindeki çocuklar, Ocak 2026 (AP)
TT

Esed rejiminin kalıntıları ve Hizbullah için Lübnan artık güvenli değil ve Suriye’ye dönüş ‘gündemdeki bir seçenek’

Lübnan’ın kuzeydoğusundaki Hermel’de, Suriye’den kaçan yüzlerce insanın yaşadığı İmam Ali konut kompleksindeki çocuklar, Ocak 2026 (AP)
Lübnan’ın kuzeydoğusundaki Hermel’de, Suriye’den kaçan yüzlerce insanın yaşadığı İmam Ali konut kompleksindeki çocuklar, Ocak 2026 (AP)

Mansur Hüseyin

Siyasi gelişmelere ilişkin kaygıların etkisiyle, Esed rejiminin kalıntıları ile rejimin çöküşünün ardından Lübnan’a kaçan Suriyeli Hizbullah unsurları daha istikrarlı alternatifler aramaya başladı. Bazıları ise Suriye’ye geri dönmeyi ‘uygulanabilir bir seçenek’ olarak değerlendiriyor.

“Kimi zaman Suriye’nin askeri müdahalesi senaryosuyla yatıyor, kimi zaman da Hizbullah ile Suriye devleti arasında yakınlaşma ihtimaliyle uyanıyoruz. Hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, kaybeden taraf biz oluyoruz.” Bu sözler, Humus’un kuzey kırsalından olan ve daha önce Hizbullah’ın güvenlik birimlerinde görev yapan Hadi’ye ait. Hadi, Lübnan’da bulunan Hizbullah bağlantılı Suriyelilerin içinde bulunduğu durumu bu ifadelerle özetliyor.

Suriye ile Lübnan arasındaki ilişkilerde kullanılan yumuşak söylem ve bu ilişkilerde yaşanan gelişmelerin yanı sıra, Suriye yönetimi ile Hizbullah liderliğinin izleyeceği çizgiye ilişkin belirsizlik, söz konusu grupta endişeleri artırıyor. Taraflar arasında olası bir yakınlaşmanın gündeme gelmesiyle birlikte, kendilerine sağlanan korumanın kaldırılabileceği ve güvenlik faaliyetlerinin sınırlandırılabileceği yönündeki değerlendirmeler de giderek güçleniyor.

Nisan 2026’da el-Kusayr kırsalındaki Suriye-Lübnan sınırı boyunca devriye gezen Suriye ordusu birlikleri, Hizbullah tarafından kullanılan tünelleri taradı. (AFP)
Nisan 2026’da el-Kusayr kırsalındaki Suriye-Lübnan sınırı boyunca devriye gezen Suriye ordusu birlikleri, Hizbullah tarafından kullanılan tünelleri taradı. (AFP)

Lübnan’da Hizbullah’ın koruması altında bulunan Suriyeliler, özellikle de ekonomik durumu zayıf olanlar, Şam yönetimiyle olası bir yakınlaşma ya da müzakere sürecinde ‘pazarlık unsuru’ haline gelmekten endişe ediyor. Bu nedenle söz konusu grubun önemli bir bölümü, kendilerine yönelik ilginin azalması ve ağırlaşan yaşam koşulları nedeniyle Suriye’ye güvenli dönüş yolları ya da üçüncü ülkelere sığınma seçeneklerini araştırıyor.

Bu arayışa başlayanlardan biri olan Hadi, “Suriyelilerin büyük çoğunluğu, yeni Suriye devletine yönelik sert söylemin giderek yumuşadığını hissediyor. Bir dönem Ahmed eş-Şera hükümetine yönelik herhangi bir olumlu değerlendirme kırmızı çizgi sayılırken, bugün mezhebe zarar vermediği sürece bu tür açıklamalar artık olağan karşılanıyor” dedi.

Hadi, Suriye’deki yakınlarından güvenlik durumunu araştırmalarını istediğini belirterek, 2013 yılından Beşşar Esed rejiminin devrilmesine kadar Hizbullah bünyesinde görev yapması nedeniyle hakkında tutuklama kararı veya dava bulunup bulunmadığını öğrenmeye çalıştığını, zira ülkeye dönmesi halinde gözaltına alınmaktan endişe ettiğini söyledi.

Bu kesimin kaygılarını artıran gelişmelerden biri de Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın son açıklamaları oldu. Kasım, Suriye yönetiminin Lübnan’a askeri müdahalede bulunarak İsrail ile birlikte Hizbullah’ı kıskaca alma planına katılmayı reddetmesini öven ifadeler kullandı.

Kasım’ın açıklamaları, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın Hizbullah’a karşı askeri müdahaleye karşı olduklarını yinelemesinin ve diyalog çağrısını sürdürmesinin ardından geldi. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani de temmuz ayı başında Beyrut’a yaptığı ziyarette, ‘ülkenin çıkarlarının gerektirmesi halinde’ Hizbullah ile masaya oturulabileceğini söylemişti.

Suriye-Lübnan sınırındaki el-Kusayr kentinde dalgalanan Hizbullah bayrakları, Haziran 2013 (AFP)
Suriye-Lübnan sınırındaki el-Kusayr kentinde dalgalanan Hizbullah bayrakları, Haziran 2013 (AFP)

Şam kırsalındaki Seyyide Zeyneb bölgesinde Hizbullah’ın güvenlik birimine katılan Abdurrezzak ise İsrail’in Lübnan’a yönelik savaşının başlamasıyla birlikte ailesini yeniden Suriye’ye göndererek ilk adımı attığını söyledi. Kendisi ise “Suriye’ye dönmek için yeşil ışık yakılmasını ya da başka bir ülkeye gitme fırsatı doğmasını beklediğini” belirterek kararını henüz netleştirmediğini ifade etti.

Abdurrezzak, sicili temiz olan kişiler için bugün Suriye’ye dönmenin, yoksulluk içinde yaşamaktan ve Lübnan’da yasal statülerinin bulunmaması gerekçesiyle yetkililere teslim edilme korkusuyla yaşamaktan çok daha iyi bir seçenek olduğunu dile getirdi. Böyle bir durumda sınır dışı edilerek Suriye’de yargılanma riskiyle karşı karşıya kalacaklarını söyleyen Abdurrezzak, “Pek çok kişi hukuki durumunu düzeltti ve normal yaşamına geri döndü” dedi.

Abdurrezzak’a göre -sonuç ister taraflar arasında bir uzlaşı sağlanması isterse söylentilerde dile getirildiği gibi savaş çıkması ve Suriye güçlerinin Lübnan’a girmesi olsun- bedel ödeyecek ilk kesim kendileri olacak. Bunun en önemli nedeni olarak ise çoğunun Lübnan’da herhangi bir uluslararası kuruluş ya da resmi makam tarafından verilmiş yasal belgelere sahip olmadan yaşamalarını gösterdi.

Lübnan’ın doğusundaki Hermel’de Hizbullah tarafından kurulan bir kampta bulunan Suriyeli bir kadın (EPA)
Lübnan’ın doğusundaki Hermel’de Hizbullah tarafından kurulan bir kampta bulunan Suriyeli bir kadın (EPA)

Vatan daha güvenli

Öte yandan Halep kırsalındaki ez-Zehra beldesinden Zeynep, eşinin güvence almasını beklemeden, Lübnan’daki İsrail savaşı başlar başlamaz onu Suriye’ye dönmeye zorladığını söyledi. Zeynep, bu kararın alınmasında güneyde yaşadıkları ağır ekonomik koşulların etkili olduğunu belirterek, Halep’teki güvenli ortama ve intikam amaçlı herhangi bir saldırının yaşanmamasına dikkat çekti.

Zeynep, eşinin savaş kalıntılarının temizlenmesi alanında görev yapan bir askeri mühendis subayı olduğunu, ‘çatışmalarla ve askeri operasyonlarla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını’ ifade etti. Zeynep, “Beşşar Esed rejiminin ordusuyla çatışmalara katılmadığı kesinleştikten sonra Halep’te durumunu düzeltti ve herhangi bir kötü muameleye maruz kalmadı” dedi.

Zeynep, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Lübnan’da bulunan bazı akrabaları ve tanıdıklarının güvenlik durumunu defalarca araştırdığını söyledi. Bunlar arasında, Seyyide Zeyneb bölgesindeki Hizbullah merkezlerinden birinde temizlik görevlisi olarak çalışan ve rejimin devrilmesinin ardından intikam korkusuyla kaçan babasının da bulunduğunu belirtti.

Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb bölgesinde Hizbullah hücrelerine bağlı bir militan gözaltına alındı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb bölgesinde Hizbullah hücrelerine bağlı bir militan gözaltına alındı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Toplu intikam yok

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Suriye devletinin toplu intikam politikasını reddettiğini belirtti. Kaynaklar, “Ülkenin yaşadığı savaşın sonuçları, büyüklerin işlediği suçların bedelini çocuklara ve kadınlara ödeterek ortadan kaldırılamaz” ifadesini kullandı.

Bununla birlikte kaynaklar, eski rejimin güvenlik veya askeri yapıları içinde yer alan kişilerin ülkeye girişlerinin ardından durumlarını hukuki olarak düzenlemeleri gerektiğine dikkat çekti. Kaynaklar, “Bir kişiye zarar verdiği, sivillere zarar veren eylemlere katıldığı veya mülk gaspı, hırsızlık ve benzeri kişisel şikâyetlere konu olduğu tespit edilen kişiler gözaltına alınır” dedi.

 Esed güçlerine paralel olan Ulusal Savunma Güçleri mensupları, 13 Haziran 2015 (AFP)
Esed güçlerine paralel olan Ulusal Savunma Güçleri mensupları, 13 Haziran 2015 (AFP)

Esed’in mirası

Eski bir siyasi güvenlik subayı olan Ziya, Hizbullah’ın kendisini ve diğer bazı unsurları Suriye hükümetine teslim edeceğini düşünmediğini söyledi. Ancak örgütün, kendi destek tabanı içinde çok sayıda Suriyelinin bulunmasından kaynaklanan rahatsızlık ortamı nedeniyle farklı yöntemlere başvurabileceğini ifade etti. Ziya’ya göre bu yöntemlerden biri ‘baskıyı artırmak’ olabilir.

Ziya, eski rejim kalıntılarının büyük bölümünün hâlâ iktidarı yeniden ele geçirme hayali kurduğunu ve Suriye sınır bölgelerinde faaliyet gösterdiğini belirtti. Bu kesimin Hizbullah için faydalı görülmesi nedeniyle korunduğunu öne sürdü.

Kaçanların büyük bölümünün, özellikle aile reislerinin, Lübnan’daki yaşam koşulları karşısında hayal kırıklığına uğradığını ifade eden Ziya, bu nedenle güvenli dönüş yolları veya başka ülkelere sığınma seçenekleri aradıklarını söyledi. Kendisi gibi birçok kişinin Arap ülkelerinden birine çıkış vizesi verilmesini beklediğini belirten Ziya, bazı kişilerin ise daha güvenli ve istikrarlı destinasyonlar olarak görülen Avrupa ülkeleri, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya göç başvuruları konusunda Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşlarından yanıt beklediğini dile getirdi.

Güvenlik uzmanı Tuğgeneral İmad Şehud da Hizbullah’ın eski rejim unsurlarına güvenmediği görüşüne katılıyor. Şehud, bunun Suriye topraklarında bulunduğu dönemde de geçerli olduğunu belirterek, “Hizbullah, Beşşar Esed’in milislerini ve ordusunu hiçbir zaman dost güçler olarak görmedi. Örgütün oradaki güvenlik ve askeri çalışma mekanizması da bunu ortaya koydu” dedi.

Bununla birlikte Şehud, Hizbullah’ın Suriyeli savaşçı unsurlardan vazgeçeceği görüşüne katılmadığını belirtti. Bu kişilerin uzun vadede Suriye hükümetine karşı bir baskı unsuru olarak kullanılabileceğini savunan Şehud, sayıları 10 binden fazla olan bu kişilerin bugün özel kamplarda yaşadığını, bunlar arasında özellikle Humeyni Kampı gibi merkezlerin bulunduğunu ifade etti.

Şehud’a göre bu grubun büyük bölümü ideolojik ve inanç temelli nedenlerle yeni Suriye yönetimine karşı çıkıyor. Bu nedenle söz konusu unsurların, Şam’daki istikrarı bozmak amacıyla kullanılabilecek bir kargaşa unsuru ve ilk savunma hattı haline gelebileceğini belirtti.