Trablusşam... Şam ile yabancılaşmadan yeni Suriye üzerine bahis oynamaya

Lübnan'ın kuzeyindeki Trablusşam şehri, Şam ile yeni bir sayfa açılmasını bekliyor

Suriyeliler ve Lübnanlılar, 8 Aralık 2024 tarihinde Lübnan’ın kuzeyindeki Trablus şehrinde Suriye rejiminin düşüşünü kutlarken (AFP)
Suriyeliler ve Lübnanlılar, 8 Aralık 2024 tarihinde Lübnan’ın kuzeyindeki Trablus şehrinde Suriye rejiminin düşüşünü kutlarken (AFP)
TT

Trablusşam... Şam ile yabancılaşmadan yeni Suriye üzerine bahis oynamaya

Suriyeliler ve Lübnanlılar, 8 Aralık 2024 tarihinde Lübnan’ın kuzeyindeki Trablus şehrinde Suriye rejiminin düşüşünü kutlarken (AFP)
Suriyeliler ve Lübnanlılar, 8 Aralık 2024 tarihinde Lübnan’ın kuzeyindeki Trablus şehrinde Suriye rejiminin düşüşünü kutlarken (AFP)

Feyza Diyab

“Beşşar Esed'siz Suriye”

8 Aralık 2024 sabahının erken saatlerinde, Suriye rejiminin çöküşü yalnızca Suriye'nin ve Suriyelilerin kaderini değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda Şam'ın Lübnan'ın Trabluşşam kentiyle ilişkisinde de yeni bir sayfa açtı. Kuzeydeki bu şehir, ilk andan itibaren, Trablus bilincinde katliamlar, mahalleler arasında fitne kışkırtma, şiddet ve iç çatışma eksenlerine destek ve terör saldırılarının yanı sıra kalkınma ve yatırım fırsatlarından mahrum bırakan siyasi ve ekonomik dışlanmayla özdeşleşen Hafız ve Beşşar Esed rejimleriyle on yıllarca süren yabancılaşma hafızasını yeniden canlandırdı.

Sünni nüfusun çoğunlukta olduğu şehirde Suriye rejimi yönetiminin bu şiddetli güvenlik mirası, özellikle 2011 yılından bu yana Suriye devrimini destekleyip yerinden edilenleri barındıranlar başta olmak üzere, şehir sakinlerini Saldırganlığı Caydırma Operasyonu mücadelesini an be an takip etmeye itti. Birçok kişi için bu mücadele, komşu bir ülkedeki sıradan bir askeri gelişme değil, hiçbir zaman Baas yönetiminin projelerine veya politikalarına boyun eğmeyen bir şehre karşı uygulanan uzun bir baskı ve dışlanma tarihinden manevi bir intikam anıydı.

Bu yüzden rejimin çöktüğü gecedeki kutlamalar sıradan değildi. Trablus sokakları binlerce kutlayan insanla doldu. Şehrin göğü havai fişek ve silah sesleriyle aydınlandı. Birçok kuzeyli, Şam, Emevi Camii, Humus ve Halep meydanlarındaki kutlamalara katılmak için yürüyerek El-Areyda Sınır Kapısı’nı aştı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Siyasetçi ve aktivist Haldun eş-Şerif, “Trablus'un Esed rejiminin çöküşü karşısındaki sevincini, şehir ile o rejim arasındaki ilişkinin tarihini anlamadan kavramak mümkün değil. Trablus, eski rejimi yalnızca komşu bir devleti yöneten bir otorite olarak görmedi, aksine, 1976 yılında şehrin bombalanmasından 1980’li yılların olaylarına, Bab et-Tebbane katliamından güvenlik hakimiyeti ve tutuklamalar yıllarına, Suriye devriminin sonuçlarından ve Tel Kelah katliamından 2013'teki Takva ve Selam camileri bombalamalarına kadar tarihinde doğrudan iz bırakan bir rejim olarak gördü. Bu nedenle şehrin birçok sakini, rejimin çöküşünün hafızalarındaki acı verici bir sayfayı kapattığını hissetti. Kutlamalar, bilinç altlarında baskı, vesayet ve korkuyla özdeşleşen bir dönemin sona erişinin bir ifadesiydi” ifadelerini kullandı.

Yeni bir sayfa

Yıllarca süren yabancılaşma ve düşmanlığın ardından, Şam ile Trablusşam arasındaki ilişki, Suriye'deki siyasi dönüşümlerin dayattığı farklı bir aşamaya girmeye başladı. Şam'da yeni bir yönetimin iktidara gelmesiyle birlikte, şehir artık iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden inşasında potansiyel bir ortak olarak görülmeye başlandı. Bu durum, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani'nin 3 Temmuz'da gerçekleştirdiği ziyaretle somutlaştı. Bu ziyaret, onlarca yıl aradan sonra bu düzeyde bir Suriyeli yetkilinin Trablus'a yaptığı ilk ziyaret oldu.

Trablusşam açısından bahis, sadece geçmişin sayfasını kapatmak veya Şam ile siyasi ilişkileri yeniden inşa etmekle sınırlı kalmayıp birçoklarının iki ülke arasındaki yeni ilişkinin gerçek sınavı olarak gördüğü ekonomik boyuta da uzanıyor.

Ziyaret, şehir ile Suriye arasındaki ilişkilerin tarihinde istisnai bir aşama oluşturdu. Zira ziyaret, on yıllardır güvenlik vesayeti ve siyasi çatışmanın hakim olduğu bir dönemin ardından, iki taraf arasındaki ilişkinin açıklık ve güvenin yeniden inşasını konu edinen yeni bir aşamaya girdiğine işaret eden siyasi ve ekonomik mesajlar taşıyordu.

Esad eş-Şeybani'nin ziyaretinin protokol amaçlı bir durak olmadığını, aksine açık siyasi anlamlar taşıdığını değerlendiren Şerif, “Bu, Esed rejiminin çöküşünün ardından üst düzey bir Suriyeli yetkilinin şehre gerçekleştirdiği ilk ziyaret; eş-Şeybani, bu ziyareti Suriye devrimini destekleyenlere bir vefa borcu olarak nitelendirmeye özen gösterdi. Çoğu siyasi, dini ve ekonomik liderin Daru’l-Fetva'da bir araya gelmesi de yeni bir sayfa açma yönünde ortak bir isteği yansıttı” şeklinde konuştu.

Ziyaretin üç temel mesaj taşıdığını ifade eden Şerif, bunları ‘Trablus'un savaş yılları boyunca Suriyelilere kucak açmadaki rolünün tanınması, eski rejimle gergin ilişkinin sayfasının kapatılması ve Lübnan ile gelecekteki ilişkinin güvenlik vesayeti veya Lübnan siyasi yaşamına müdahale yoluyla değil, devlet kurumları ve karşılıklı saygı temelinde inşa edilmesi gerektiğinin teyit edilmesi’ şeklinde sıraladı.

Şerif, temelde ‘biz Suriye halkının yanında duranları biliyoruz ve Trablus ile Lübnan'la yeni bir sayfa açmak istiyoruz’ mesajı verildiğini değerlendirdi. Ancak bu yaklaşımın başarısının, yalnızca Sünnilere yönelik bir söyleme dönüşmemesine, aksine devlet ve kurumları aracılığıyla tüm Lübnanlılarla bir ilişkiye dönüşmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Trablusşam ve Lübnan'daki Sünnilerin geniş bir kesiminde yeni Suriye rejimine karşı duyulan rahatlama hissinin, eski rejimin çöküşünün kendileri için ne ifade ettikleri göz önüne alındığında anlaşılabilir olduğunun altını çizen Şerif, ancak Trablusşam'ın kendine özgü niteliğinin yalnızca Sünni bir şehir olmasından değil, tarihinden, ödediği bedelden, Suriye ile toplumsal ve ekonomik bağlarından kaynaklandığını ekledi. Bu nedenle şehir, vesayet veya mezhepsel hizalanma değil, ortaklık ve karşılıklı saygıya dayalı yeni bir ilişki bekliyor.

fvhj
Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, Lübnan'ın kuzeyindeki Trablusşam şehrine gelişi sırasında toplanan kalabalığı selamlarken, 2 Temmuz 2026 (AFP)

Bu olumlu atmosfere rağmen Şerif, Şeybani’nin ziyaretinin bir başlangıç olduğunu, ancak tek başına Trablusşam ile Şam arasında yeni bir ilişki kurmaya yetmediğini, çünkü doğal ilişkinin, önceki rejiminden ne kadar farklı olursa olsun bir Lübnan şehri ile bir Suriye yönetimi arasında değil, Lübnan devleti ile Suriye devleti arasında olması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan eski Trablusşam Milletvekili Mustafa Aluş, Şeybani'nin ziyaretinin ‘Trablus'a gerekli olmadığını, çünkü iki ülke arasındaki ilişkinin resmi olması, anayasal ve hukuki temeller üzerine kurulması gerektiğini’ değerlendiriyor. Al Majalla'ya konuşan Aluş, ‘halk karşılamasını kimin organize ettiğine dair soru işaretleri bulunduğunu, bunun kendiliğinden gerçekleşmediğini, aksine Şam'daki yönetime mesajlar iletmek amacıyla bilinen siyasi taraflar aracılığıyla düzenlendiğini’ ekledi. Bu yüzden şehrin, Suriye'nin ve Lübnan'ın çıkarının, ilişkileri resmi kanallarla sınırlamayı gerektirdiğini vurguluyoruz. Çünkü daha önce Trablusşam’ın yıkımı ve masum insanların öldürülmesine karışan kişilerin yeniden gündeme getirilmesi tehlikeli bir durum ve hiç kimsenin çıkarına hizmet etmiyor.

Bellekten ekonomiye

Trablusşam açısından bahis, sadece geçmişin sayfasını kapatmak veya Şam ile siyasi ilişkileri yeniden inşa etmekle sınırlı değil. Bu bahis, birçoklarının iki ülke arasındaki yeni ilişkinin gerçek sınavı olarak gördüğü ekonomik boyuta da uzanıyor. Akdeniz kıyısındaki en yoksul şehirler arasında sınıflandırılan bu şehir, Lübnan'ın kuzeyindeki en büyük limana ve Suriye sınırında stratejik bir konuma sahip olmasına rağmen, ulaşım, enerji, yeniden inşa ve ticari değişim projeleri aracılığıyla on yıllardır özlemini çektiği ekonomik rolü yeniden kazanmayı umuyor.

Yıllardır dondurulmuş bölgesel projelerin yeniden hayata geçirilmesine ilişkin somut işaretler belirmeye başladı. Son dönemde Irak ile Suriye, Kerkük-Baniyas ham petrol boru hattının yeniden tahkimatını ve canlandırılmasını içeren bir mutabakat muhtırası imzaladı.

Bu rolün önemi şehrin kendi sınırlarını aşıyor. Zira Beyrut ile Şam arasında herhangi bir ekonomik açılım, Lübnan'ın kuzeyindeki ticari hareketlilik haritasını yeniden çizebilir ve Trablusşam'a, Suriye savaşı, geçiş noktalarının kapanması ve altyapı projelerinin sekteye uğraması sonucunda ticari hareketliliğin uzun yıllar süren gerilemesinin ardından, Lübnan sahili ile Suriye'nin iç kesimleri arasında ekonomik bir kapı olarak tarihsel konumunu yeniden kazanma fırsatı tanıyabilir.

Bu çerçevede Lübnan'ın kuzeyi ile Suriye arasındaki ekonomik ve toplumsal ilişkilerin, tarihi olarak, Lübnan savaşı ve Suriye güçlerinin Lübnan'a girmesinden önce temel nitelikte olduğunu belirten Aluş, “Trablus, on yıllar boyunca eğitim, tedavi ve alışveriş için kapılarını Suriyelilere açan bir şehirdi. Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden tesisi önemli, özellikle ekonomik ortaklıklar inşa etme yoluyla; Trablus'un imzalanmış veya gelecekte imzalanacak herhangi bir anlaşmadan pay almasını umuyoruz. Rene Muavad Uluslararası Havalimanı faaliyete geçtiğinde ve demiryolları konusu yeniden gündeme geldiğinde, bu durum, her iki taraftan hukuki ve idari engellerin kaldırılması koşuluyla yeni bir iş birliği aşamasının kapılarını açacaktır” yorumunda bulundu.

Aluş, ‘herhangi bir ekonomik kazanımın, vaatlerin fiili projelere dönüştürülmesine ve Lübnan devletinin Trablus'un stratejik konumunu Suriye'nin yeniden inşa süreci ve beklenen ekonomik açılım çerçevesinde kullanma kapasitesine bağlı kalacağını, çünkü bu faydanın yalnızca şehre değil, Lübnan ekonomisinin tamamına yönelik olacağını’ da sözlerine ekledi.

rtbtrgbn
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, Lübnan'ın Beyrut kentinde, Suriye-Lübnan Ortak Komisyonu'nun kurulmasına ilişkin bir belge imzaladılar, 2 Temmuz 2026 (Reuters)

Şerif bu görüşe katılsa da Trablusşam ile yeni Suriye arasındaki ilişkinin geleceğinin güvenlik değil, ekonomi üzerine kurulması gerektiğini vurguladı.

Şerif, sözlerine şöyle devam etti:

“İlişkinin geleceğinin silah veya güvenlik dosyaları üzerinden değil, ekonomi, yeniden inşa ve lojistik entegrasyon üzerinden geçtiğini düşünüyorum. Eğer Irak petrol hattı Trablusşam ve Baniyas'a yeniden işletilir, demiryolları geri döner, Trablus limanı canlanır ve şehir Suriye'nin yeniden inşa çalışmasına katılırsa, bu, konuşulan herhangi bir askeri rolden çok daha önemli olacaktır. Trablusşam’ın ihtiyacı yatırım ve iş fırsatlarıdır, eksen ve çatışma mantığına dönmek değil.”

Şerif sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugün gereken, iki ülkenin egemenliğine saygı gösteren ve ortak çıkarlarını gerçekleştiren anlaşma ve kurumlar aracılığıyla, siyasi sembolizmden ekonomik ortaklığa geçmektir.”

Dolayısıyla artık hedefler yalnızca siyasi söylemle sınırlı değil. Yıllardır dondurulmuş halde olan bölgesel projelerin yeniden hayata geçirilmesine ilişkin somut işaretler ortaya çıkmaya başladı. Son dönemde Irak ile Suriye, bölgedeki en önemli petrol bağlantı projelerinden birini, günde iki milyon varile ulaşabilecek işletme kapasitesiyle yeniden devreye sokmayı amaçlayan stratejik bir adımla, Kerkük-Baniyas ham petrol boru hattının yeniden tahkimatını ve canlandırılmasını içeren bir mutabakat muhtırası imzaladı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın birkaç gün önce bir medya görüşmesinde, şehri Kerkük-Baniyas hattı güzergahına dahil etme konusunda çalışmaların sürdüğünü açıklamasının ardından, bu adım Trablus için ek bir önem kazanıyor. Proje hayata geçerse, bu durum şehre bölgesel enerji taşıma ağında ek bir rol kazandıracak.

Çatışmayla yüklü bir hafıza ile henüz vaat aşamasını aşmamış ekonomik bahisler arasında, Trablus bugün on yıllardır belki de en büyük fırsatın karşısında duruyor

Bununla eş zamanlı olarak, iki taraf arasındaki ekonomik ilişkiler genişleme yönünde ilerliyor. 10 Temmuz'da Trablus ve Kuzey Lübnan Ticaret, Sanayi ve Ziraat Odası ile Şam ve Kırsalı Sanayi Odası, ekonomik iş birliğini güçlendirmeyi, bilgi ve deneyim paylaşımını, Lübnan ile Suriye arasındaki ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde ticari ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan bir mutabakat muhtırası imzaladı.

Trablus ve Kuzey Lübnan Ticaret, Sanayi ve Ziraat Odası Başkanı Tevfik Debbusi, Şam ve Kırsalı Sanayi Odası Başkanı Muhammed Eymen Mulevi'yi kabulü sırasında, anlaşmanın ‘eşitlik, güven, entegrasyon ve ortak çıkarların gerçekleştirilmesine dayalı bir ekonomik ortaklığı pekiştirmek için Suriye-Lübnan ulusal bir durak’ teşkil ettiğini vurguladı.

rebgtr
Akdeniz kıyısındaki Lübnan'ın ikinci büyük şehri Trablus Limanı'nda demirlemiş gemiler, 22 Ağustos 2022 (AFP)

Ancak bu göstergelere rağmen, Trablusşam’ın ekonomik rolünü yeniden kazanma yolunda halen uzun bir mesafe var. Enerji ve ulaşım projelerinin başarısı ile şehrin Suriye'nin yeniden inşasına katılımı, Beyrut ile Şam arasındaki resmi ilişkilerin iyileşmesine, gerekli finansmanın sağlanmasına, altyapının hazırlanmasına, bunun yanı sıra bu projeleri geçtiğimiz yıllar boyunca sekteye uğratan siyasi ve bölgesel zorlukların aşılmasına bağlı kalmaya devam ediyor.

Çatışmayla yüklü bir hafıza ile henüz vaat aşamasını aşmamış ekonomik bahisler arasında, Trablus bugün on yıllardır belki de en büyük fırsatın karşısında duruyor. Bağlantı, enerji ve yeniden inşa projeleri başarıya ulaşırsa, şehir Suriye'nin Akdeniz'e açılan ekonomik kapısı olarak tarihi rolünü yeniden kazanabilir. Ancak bu projeler anlaşma ve açıklamalar düzeyinde kalırsa, siyasi olarak yeni bir ilişkiler sayfası açılabilir, ancak bu durum, on yıllardır hem coğrafyanın hem de siyasetin bedelini ödeyen şehre yansımayabilir.