Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, salı günü Lübnan devletine yönelik şimdiye kadarki en sert eleştirilerinden birini yönelterek devleti "İsrail'e yardım etmekle" suçladı. Kasım ayrıca Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın "artık taraf haline geldiğini ve toplumu böldüğünü" öne sürdü.
Bu açıklamalara Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'dan sert yanıt geldi. Selam, "İsrail'e en büyük yardımı, Lübnan'ı anlamsız destek savaşlarının macerasına tek başına sürükleyen ve ülkemize saldırması için İsrail'e gerekçeler sağlayanlar yaptı" ifadelerini kullandı.
Kasım'ın açıklamaları, Lübnan ile İsrail arasında ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerin yedinci turunun salı günü İtalya'nın başkenti Roma'da gerçekleştirilmesiyle aynı zamana denk geldi. Görüşmelerde deneysel bölgelerin ikinci aşaması ile ordunun bu bölgelerde elde ettiği ilerlemelerin doğrulanmasına yönelik mekanizmanın ele alınması planlandı.
Ateşkesi İran-ABD mutabakatına bağladı
Kasım, Lübnan'daki ateşkesin sağlanmasını 14 Haziran'da imzalanan ABD-İran mutabakat zaptına bağlayarak, "İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesini sağlayacak sürecin hâlâ bu mutabakat olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Lübnan ile İsrail arasında yürütülen müzakerelere yönelik eleştirilerini yineleyen Kasım, "İsrail ile yapılan tüm doğrudan müzakereler Lübnan'a yalnızca utanç, aşağılanma, hayal kırıklığı ve peş peşe tavizler getirdi" ifadelerini kullandı.

Kasım, siyasi yönetimi de müzakereleri sürdürerek İsrail'e "siyasi kazanımlar" sağlamakla suçladı ve "Lübnan'ın egemenliğine destek olmak yerine İsrail'e yardım ettiğini" ileri sürdü.
Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın "hakem ve birleştirici bir rol üstlenmediğini, aksine taraf haline gelip ayrıştırıcı davrandığını" savunan Kasım, bunun cumhurbaşkanlığı makamının rolüyle bağdaşmadığını söyledi.
Devlete diyalog çağrısı
Kasım, Lübnan devletine "karşılıksız tavizlere son verme, direnişle diyalog başlatma, iç durumu düzeltme ve İsrail'in çekilmesini sağlayarak toprakların yeniden ülkeye kazandırılması için ulusal egemenliği sahada güçlendirme" çağrısında bulundu.
ABD'yi de "iş birliği yapmakla" suçlayan Kasım, "Sistematik yıkımın tamamı Amerikan denetimi ve onayıyla gerçekleşiyor" dedi. Lübnan devletine, ABD'nin itirazı duyması için açık şekilde "hayır" deme çağrısında bulundu.
Silah bırakmayacakları mesajı
İç birliğe önem verdiklerini ve Şii İkili'nin (Emel Hareketi ile Hizbullah) birlik içinde olduğunu belirten Kasım, Hizbullah'ın silah bırakmayacağını vurgulayarak, "İşgal sürdüğü sürece direniş de sürecek. Toprağımızı, haklarımızı ve vatanımızı Kerbela ruhuyla savunacağız ve kazanacağız" dedi.
Kasım ayrıca, Hizbullah'ın "İsrail projesine katılan ve direnişe, halkına ve ülkeye karşı adım atan herkese, İsrail'e karşı mücadele ettiği gibi karşı koyacağını" söyleyerek tehditte bulundu.
Suriye ile ilişkilerde yeni sayfa mesajı
Kasım, Suriye ile ilişkiler konusunda da yeni bir pencere açmaya çalışarak, Lübnan ile Suriye arasında "kardeşçe, olumlu ve iş birliğine dayalı ilişkilerin" önemini vurguladı.
Suriye'nin adalet tesis etmesini, tüm bileşenlerinin iş birliği yapmasını, ülkenin birlik içinde kalmasını ve İsrail'in işgal ettiği tüm Suriye topraklarından çekilmesini temenni ettiklerini belirten Kasım, "İstikrarlı bir Suriye Lübnan için destek olduğu gibi, istikrarlı bir Lübnan da Suriye için destektir. Uygun zamanı iki taraf belirlediğinde Hizbullah ile Suriye yönetimi arasında açık görüşmeler yapılmasının önünde hiçbir engel yoktur" dedi.
Selam'dan resmi yanıt
Kasım'ın açıklamalarına resmi yanıt kısa sürede Başbakan Nevvaf Selam'dan geldi.
Selam, X platformundaki paylaşımında, "Bugün siyasi otoriteyi 'Lübnan'ın egemenliğine değil İsrail'e yardım etmekle' suçlayan, ardından da diyalog ve birlik çağrısı yapanlar konuşuyor. Sanki Lübnan halkının hafızası yokmuş gibi davranıyorlar" ifadelerini kullandı.
Selam, "Gerçek şu ki İsrail'e en büyük yardımı, Lübnan'ı anlamsız 'destek savaşları' macerasına tek başına sürükleyenler yaptı. Onlar İsrail'e ülkemize saldırması, egemenliğimizi çiğnemesi, şehir ve köylerimizi yıkması, vatandaşlarımızı öldürmesi ve yüz binlercesini yerinden etmesi için gerekçeler sundu" dedi.
Savaş kararını tek başına alan ve devletin karar alma yetkisini elinde tutmaya devam etmeye çalışanların, Lübnan'ı dış hesaplara ve bölgesel eksenlere bağladığını söyleyen Selam, "Kendi çevresinin ve tüm Lübnanlıların çıkarlarını göz ardı edenlerin vatanseverlik ya da egemenlik konusunda kimseye ders verme hakkı yoktur" ifadelerini kullandı.
"Tek egemenlik, tek ordu"
Selam, "Lübnan'ın egemenliği ancak tek ve bağımsız bir devlet kararıyla mümkündür. Bu devletin tek bir ordusu olmalı ve ülkenin tamamında otoritesini yalnızca kendi güçleriyle sağlamalıdır" dedi.
Diyalog ve ulusal birliğin ancak acı da olsa gerçeklerin kabul edilmesi ve Lübnan halkının hâlâ ağır bedeller ödediği sorumsuz tercihlerin sorumluluğunun üstlenilmesiyle mümkün olacağını belirten Selam, devletin tüm Lübnanlıların çatısı olmaya devam edeceğini vurguladı.
Selam, devletin İsrail işgalini ülkenin her karış toprağından sona erdirmeye, tüm esirleri geri getirmeye, yerinden edilen vatandaşların kentlerine, köylerine, tarlalarına ve evlerine güvenli ve onurlu şekilde dönmesini sağlamaya ve yıkılan bölgelerin yeniden inşasına bağlı olduğunu ifade etti.
Başbakan Selam, açıklamasını, "İhanet suçlamalarını bırakmak ve diyalog ile ulusal dayanışma çağrılarında samimi olmak, Lübnan'ın karşı karşıya bulunduğu büyük zorluklarla mücadele kapasitesini güçlendirecek en doğru yoldur" sözleriyle tamamladı.