Mısır: “Rabia baskını” olaylarını yeniden anlamlandırma mücadelesi

Müslüman Kardeşler üyeleri ve devlet destekçileri sosyal medya üzerinden karşılıklı suçlamalarda bulunuyor

2013 yazında Kahire'deki Müslüman Kardeşler genel merkezi yandı (Getty)
2013 yazında Kahire'deki Müslüman Kardeşler genel merkezi yandı (Getty)
TT

Mısır: “Rabia baskını” olaylarını yeniden anlamlandırma mücadelesi

2013 yazında Kahire'deki Müslüman Kardeşler genel merkezi yandı (Getty)
2013 yazında Kahire'deki Müslüman Kardeşler genel merkezi yandı (Getty)

“Rabia baskını”, yaklaşık 13 yıl önce Kahire’de yaşanan olayların nasıl anlatılacağı konusunda her yıl yeniden alevlenen bir tartışmaya dönüşüyor. Olaylar, birbirinden oldukça farklı bakış açıları ve siyasi yaklaşımlarla aktarılıyor.

Kahire’nin doğusundaki Rabia Meydanı’nda, hayatını kaybeden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi yanlılarının düzenlediği oturma eyleminin dağıtılmasının yıl dönümünde, Mısır’ın “terör örgütü” olarak nitelendirdiği Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na mensup veya yakın isimlerle devlet yanlıları arasında son günlerde sosyal medya platformlarında ve çeşitli medya kuruluşlarında karşılıklı tartışmalar yaşandı. Her iki taraf da kendi anlatısını kabul ettirmeye çalıştı.

Oturma eylemi, yetkililerin katılımcılara defalarca eylemi sona erdirme çağrısı yapmasının ardından 14 Ağustos 2013’te dağıtıldı. Yetkililer, eylemcilerin silahlı olduğunu savunmuştu.

“Mağduriyet” anlatısı

Eylemin dağıtılmasını savunanlar, operasyonu devletin istikrarı ve toplumsal barışı koruma yetkisini güçlendiren bir adım olarak değerlendirirken, muhalifler ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na yakın çevreler oturma eyleminin “barışçıl” olduğunu öne sürdü ve hayatını kaybeden eylemciler olduğunu savundukları kişilerin fotoğraflarını yayımladı.

İslamcı siyasi hareketler konusunda uzman bir isim, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Rabia baskını” tartışmasının her yıl, yıl dönümünde yeniden alevlenen bir anlatı mücadelesine dönüştüğünü söyledi. Uzman, tartışmanın Mısırlıların kolektif hafızası üzerinden yürütüldüğünü ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın sempati kazanabilmek amacıyla “mağduriyet” söylemini öne çıkarmakta ısrar ettiğini kaydetti.

Uzman ayrıca, devletin örgütün varlığını sürdürmek için kullandığı bu anlatıyı çürütmeye odaklanmasının önemini vurguladı.

Anlatı mücadelesi

Silahlı bir oturma eyleminin dağıtıldığı yönündeki devlet anlatısını destekleyen onlarca paylaşım arasında, operasyon hakkında bir belgesel hazırlayan yazar ve araştırmacı Mahir Fergali de X platformunda değerlendirmelerde bulundu.

Fergali, operasyonun karşıtlarının “örgütün mümkün olduğunca uzun süre varlığını sürdürmesine ve devletle çatışma alanlarının yeniden açılmasına katkı sağlayacak tarihsel bir mağduriyet anlatısı oluşturmayı iyi planladıklarını” savundu.

Kahire’nin doğusundaki Rabia Meydanı’nın genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin doğusundaki Rabia Meydanı’nın genel görünümü (Reuters)

Mısırlı televizyoncu Ahmed Musa ise “Onların suçlarını, ihanetlerini ve vefasızlıklarını unutmayacağız. Biz hepimiz suçlarına ve ihanetlerine tanık olmuşken tarihin çarpıtılmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Musa, Müslüman Kardeşler’in devleti hedef aldığını ve Mısır’ı bölmek istediğini savunarak, Rabia’daki oturma eyleminin “silahlı bir operasyon merkezine dönüştürülmesinde ısrar edildiğini, buraya silah sevkiyatları yapıldığını ve örgüt mensuplarının el yapımı patlayıcılar kullandığını” öne sürdü.

Buna karşılık, Rabia’daki oturma eyleminin destekçileri, eylemin “barışçıl” olduğunu savunarak, hayatlarını kaybedenlere ait olduğunu söyledikleri fotoğrafları yayımladı ve yaşananların “hukuka aykırı” olduğunu ileri sürdü.

Halkın reddi

Silahlı gruplar ve İslamcı siyasi hareketler konusunda uzman Ahmed Ban ise Rabia’daki oturma eyleminin temel amacının, özünde “örgütü Mısırlıların kolektif bilincinde yeniden meşrulaştırmak” olduğunu savundu.

Ban, örgütün bu amaç doğrultusunda Mısır halkının duygusal hassasiyetlerine güvendiğini ve insanların, hareketin hem iktidarda bulunduğu dönemde hem de daha önce işlediği öne sürülen suçları unutmasını sağlamaya çalıştığını söyledi.

Ban’a göre örgüt, tarihsel ve siyasi hesap verme fikrinden kaçmak amacıyla arkasına saklanabileceği duvar oluşturmak için bilinçli bir çaba yürüttü.

Ban, Rabia olayları sırasında gündeme gelen temel sorunun “Neredeydik ve nasıl bu hale geldik?” olduğunu belirterek, Müslüman Kardeşler’in bir dönem Arap dünyasının en büyük ülkesinin iktidarında olduğunu, daha sonra ise geniş çaplı halk hareket ve güçlü bir toplumsal reddiyeyle karşılaştığını söyledi.

Ban, devlet kurumları ile Mısır halkının sokağındaki açık iş birliğinin, sonunda örgütün ve projesinin reddedilmesine yol açtığını savundu.

Ban ayrıca Mısır devletinin, Rabia’da devlet içinde alternatif bir yapı oluşturma girişimi olarak nitelendirdiği sürecin bütün ayrıntılarını belgelemesine “acilen ihtiyaç duyduğunu” vurguladı. Şimdiye kadar ortaya konan ve yayımlanan bilgilerin, bu girişimin gerçek niteliği konusunda Mısır kamuoyunun bilmesi gerekenlerin gerisinde kaldığını ifade etti.



Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
TT

Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)

Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, 2013 yılında Banyas’ta gerçekleştirilen katliamın baş şüphelisi Ali Keyali’yi, diğer adıyla Miraç Ural’ı, sınırdan kaçmaya çalışırken yakaladı. Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre operasyon, zanlının kaçış girişimi sırasında düzenlendi. Ajans, Keyali’nin nerede yakalandığına veya hangi ülkeye gitmeye çalıştığına ilişkin bilgi vermedi.

xcvfbg
Suriye makamlarının, Ali Keyali’nin (Mirac Ural) yakalanmasının ardından yayımladığı ilk fotoğraf

Suriyeli kaynaklar, Keyali’nin Lübnan sınırını birkaç kez geçerken tespit edildiğini belirtiyor. Öte yandan Lübnan’daki MTV kanalının haberine göre Metn bölgesine bağlı Mansuriye’de bir kişinin evinden kaçırıldığı, eşinin ve oğlunun da kelepçelendiği olayda kaçırılan kişinin, Suriye ve Türkiye vatandaşı Ali Keyali olduğu bildirildi. Suriye’de “Banyas Kasabı” olarak tanınan Miraç Ural’ın söz konusu kişi olduğu öne sürüldü. Şarku’l Avsat, haberin doğruluğunu henüz bağımsız olarak teyit edemedi.

Miraç Ural kimdir?

1956 yılında Türkiye’nin Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğan Miraç Ural, aşırı sol görüşlü bir örgüte katıldı. Bu nedenle Türkiye’de birkaç kez hapse giren Ural, 1980’lerin başında Suriye’ye kaçtı. Burada dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad tarafından kendisine verilen Suriye vatandaşlığı da dahil olmak üzere çeşitli ayrıcalıklardan yararlandı.

ghj
Suriye İnsan Hakları Ağına göre, Ali Keyali (Mirac Orall), Suriyeli sivillere yönelik katliamlarda kendisine eşlik eden yardımcısıyla birlikte.

Daha sonra Ali Keyali adını kullanan Ural, “Suriye Direnişi” adını verdiği silahlı grubu yönetti. Grup, savaş yıllarında Beşşar Esad rejiminin güçleriyle birlikte savaştı. Adı, Beyda ve Banyas katliamlarıyla anılan grup, Suriye halkına yönelik baskılara da katıldı. Ural’ın adı ayrıca 2012’deki Hula katliamı ve Türkiye’deki Reyhanlı saldırılarıyla ilişkilendirildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın (SNHR) kayıtlarına göre Beyda katliamında 36’sı çocuk, 28’i kadın olmak üzere 264 sivil hayatını kaybetti. Ras en-Nebaa katliamında ise 56’sı çocuk, 43’ü kadın olmak üzere 195 sivil yaşamını yitirdi.

İki katliama ilişkin tanıklıklar ve raporlarda, cesetlerin sokaklara, dükkânlara ve bodrumlara kadar yayıldığı, sivillerin ateşli silahlar ve kesici aletlerle infaz edildiği, evlerin ve cesetlerin yakıldığı yönündeki anlatımlara yer verildi.

fvghyju
Suriyeli sivillere yönelik katliamları gerçekleştiren grubunun üyeleriyle birlikte Ali Keyali (Miraç Ural) (Sosyal medyada paylaşıldı)

Keyali’ye bağlı milisler, Lazkiye, Halep ve İdlib kırsalında da Suriyelilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü veya yaralandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Eylül 2013’te yayımladığı raporda Beyda’da 167, Banyas’ta ise 81 kişi olmak üzere en az 248 kişinin infaz edildiğini belgeledi. Örgüt, gerçek can kaybının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.

Hayatta kalanların ifadeleri ve görüntülü kanıtlara dayanan raporda, kurbanların büyük bölümünün çatışmalar sona erdikten ve muhalif savaşçılar bölgeden çekildikten sonra öldürüldüğü sonucuna varıldı.

Beyda’da yakalama haberi sevinçle karşılandı

Keyali’nin yakalandığı haberinin duyulmasının ardından, perşembe günü Suriye’nin batısındaki Tartus iline bağlı Banyas kentinin Beyda beldesindeki camilerden tekbir sesleri yükseldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, bölgedeki camilerden tekbirler getirildiği görüldü. Görüntüleri paylaşanlar, tekbirlerin Ural’ın yakalanmasını kutlamak amacıyla getirildiğini belirtti. Böylece 2013’teki katliamın üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtikten sonra zanlının yakalandığı haberi bölgede yankı buldu.

Suriye İnsan Hakları Ağı Direktörü Fadel Abdülgani, gelişme üzerine bugün X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“10 Mayıs 2013’te, 92’si çocuk, 71’i kadın olmak üzere 459 sivilin öldürüldüğünü belgelediğimiz raporumuzu yayımladık. Bölge sakinlerinin ifadelerine dayanarak Ali Keyali’nin adını rapora ekledik ve kendisinin katliamın önde gelen sorumlularından biri olduğunu belirttik. Bu, mezhepçi bir nitelik taşıyan bir katliamdı. Çocukların, kadınların ve erkeklerin isimlerini kayda geçiriyorduk. Aileler bazı üyelerini ya da tüm yakınlarını kaybetmişti. Hayatta kalanlar bize unutulması güç tanıklıklar aktarıyordu. Aradan 13 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, bu davanın sonunda en önemli şüphelilerinden birinin sorgulanabileceği aşamaya gelmesinin önemini hissediyorum. Bugün özellikle bütün bu yıllar boyunca bekleyen kurban ailelerini düşünüyorum.”

loş
Ali Keyali (Miraç Ural), Suriye’de sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafında

Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya İşlerinden Sorumlu Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan da X hesabından yaptığı açıklamada, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde Miraç Ural olarak bilinen Ali Keyali’yi yakalamasını kutladı.

Zeydan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Halkımızı, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde, Suriye devrimi sırasında Beyda-Banyas katliamı da dahil olmak üzere halkımıza karşı katliamlar gerçekleştiren suçlu Miraç Ural, namıdiğer Ali Keyali’yi yakalamasından dolayı kutluyoruz. Zaman geçse de geçmese de katil suçluların tamamı yakalanacak. Güvenlik birimlerimizin takibinden kaçış yok.”

Suriye makamları, 4 Ekim’de de aynı katliama katılmakla suçladıkları ve Ural’ın yardımcısı olarak nitelendirdikleri Cemal Trablusi’nin gözaltına alındığını duyurmuştu.

Suriye yönetimi, Esad rejimi döneminde sivillere yönelik ihlallere karışan kişileri yakalamaya yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Yetkililer, bu girişimleri geçiş dönemi adaleti ve işlenen suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlama çabalarının bir parçası olarak tanımlıyor.

Suriye’de muhalifler, 8 Aralık 2024’te başkent Şam’a girerek yönetimi babası Hafız Esad’dan devralan Beşşar Esad rejimini devirmişti.


Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husiler tarafından fırlatılan bir seyir füzesinin Medine bölgesinde önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Maliki, sosyal medya platformu X’teki resmî hesabından yaptığı açıklamada, perşembe günü Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt kentinde ve Doğu Bölgesi’nde ikişer değil, birer İHA’nın, ayrıca güney bölgesine yönelen üçüncü bir İHA’nın önlenerek imha edildiğini bildirdi.

Koalisyon, operasyonel tedbirlerin sıkı şekilde uygulandığını vurgulayarak Husilerin saldırı kapasitesinin etkisiz hale getirileceğini ve imha edileceğini, sivillerin korunacağını belirtti.


Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı
TT

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, İran destekli Husilerin ekim ayında Riyad Havalimanı'na 20 saldırı düzenlediğini belirterek, sivil tesisleri hedef alan “terör operasyonlarını” derhal durdurmaları gerektiğini söyledi.

Maliki, Riyad'da düzenlediği basın toplantısında, bu ay havalimanını hedef alan saldırıların listesini sundu. Maliki, “Husiler, havalimanları, limanlar, petrol tesisleri ve altyapı dahil olmak üzere sivilleri ve sivil unsurları hedef alan tüm terör operasyonlarını derhal durdurmalıdır” dedi.

Maliki, “Husi milisler bölgesel aktörlerin yardımıyla gelişmiş teknolojiler elde etmek için çalışmalar yürüttü” ifadelerini kullanarak, Husilerin balistik füzeler, saldırı ve intihar amaçlı insansız hava araçları ile bomba yüklü sürat teknelerine sahip olduğunu belirtti.

Bu sırada Yemen'de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarına karşı koymayı sürdürdü. Koalisyon, Husilerin Riyad'a fırlattığı bir balistik füzenin önlenip imha edilmesinin ardından Doğu Bölgesi'nde bir insansız hava aracının da engellenerek imha edildiğini açıkladı.

Suudi Sivil Savunma Müdürlüğü ise Riyad'da bir balistik füzenin önlenmesi sırasında düşen şarapneller nedeniyle Arap uyruklu bir kişinin yaralandığını, bir konut ile bir araçta sınırlı çapta maddi hasar meydana geldiğini bildirdi.