Hamas, Kushner'a sosyal faaliyetlere dönme ve siyasi partiye dönüşme niyetini iletti

Şarku’l Avsat'a konuşan iki Filistinli kaynak, ABD elçisinin Heniye ile yaptığı görüşmenin detaylarını açıkladı

Filistinli bir çocuk, elinde bir masa taşıyarak, İsrail'in Gazze savaşında yıktığı binalardan enkaz toplayan işçilerin yanından geçiyor (AFP)
Filistinli bir çocuk, elinde bir masa taşıyarak, İsrail'in Gazze savaşında yıktığı binalardan enkaz toplayan işçilerin yanından geçiyor (AFP)
TT

Hamas, Kushner'a sosyal faaliyetlere dönme ve siyasi partiye dönüşme niyetini iletti

Filistinli bir çocuk, elinde bir masa taşıyarak, İsrail'in Gazze savaşında yıktığı binalardan enkaz toplayan işçilerin yanından geçiyor (AFP)
Filistinli bir çocuk, elinde bir masa taşıyarak, İsrail'in Gazze savaşında yıktığı binalardan enkaz toplayan işçilerin yanından geçiyor (AFP)

Hamas'tan bir kaynak ile son Kahire görüşmelerine katılan Filistinli bir gruptan bir kaynak, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner'ın yanı sıra Gazze'nin “Barış Konseyi”ndeki en üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov ve konsey üyesi Tony Blair ile Hamas liderliği arasında gerçekleştirilen zirve görüşmesinin perde arkasına ilişkin bazı ayrıntıları paylaştı. Görüşmeye Hamas liderlerinden Halil el-Hayye, Halid Meşal, Muhammed Derviş ve Gazi Hamed katıldı.

İki kaynak, birbirinden ayrı açıklamalarında Şarku'l Avsat'a, Filistinli heyetin cumartesi günü Mısır İstihbarat Bakanı Hasan Reşad ve arabulucu ülkelerin temsilcileriyle bir araya geldiğini belirtti. Görüşmede, ilk aşamadan geriye kalan konuların tamamlanması ve ikinci aşamanın uygulanmasının yanı sıra İsrail'in ateşkese yönelik ihlallerini durdurmaması, ana sarı hatta çekilmemesi ve daha önce uygulanması planlanan insani protokol ele alındı.

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, Şubat 2025'te Han Yunus'ta ABD-İsrail vatandaşı bir rehinenin teslimi sırasında (Reuters)
Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, Şubat 2025'te Han Yunus'ta ABD-İsrail vatandaşı bir rehinenin teslimi sırasında (Reuters)

Hamaslı kaynak, arabulucu ülkelerin temsilcilerinin de katıldığı Kushner, Mladenov ve Blair ile yapılan görüşmeyi “son derece iyi” olarak nitelendirdi. Kaynak, ABD'li temsilcinin, Hamas siyasi bürosunun başkanlığına Halil el-Hayye'nin seçilmesi dolayısıyla hareketin liderlerini tebrik ettiğini sbelirtti.

Kaynağın aktardığına göre Kushner, el-Hayye ve Hamas liderlerine, 15 maddelik “yol haritasının” uygulanması sırasında ve sonrasında hareketin geleceğinin ne olacağına ilişkin bir soru yöneltti. Hamas Siyasi Büro Başkanı el-Hayye ise hareketinin doğal hakkı olan siyasi faaliyetlerini sürdüreceğini ve bunun yanı sıra sosyal çalışmalara da katılacağını ifade etti.

Şarku'l Avsat günler önce Hamas kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Hamas yönetimi ile diğer Filistinli gruplara siyasi gelecekleri ve herhangi bir kısıtlama veya mensuplarının takibata uğraması olmaksızın siyasi faaliyet yürütmeleri konusunda açık güvenceler verildiğini bildirmişti.

El-Hayye, Hamas'ın Filistin halkının hedeflerine ulaşmak ve Filistin meselesi için kendi kaderini tayin hakkına götürecek açık bir siyasi çözüme ulaşmak amacıyla silahı araç olarak kullandığını söyledi. Bunun, Trump'ın Eylül 2025'te üzerinde anlaşmaya varılan ve ertesi ay nihai olarak imzalanarak Gazze'de ateşkesin sağlanmasına yol açan planında da yer aldığını belirtti.

Binyamin Netanyahu ile Jared Kushner'ın önceki görüşmesi (Arşiv- Reuters)
Binyamin Netanyahu ile Jared Kushner'ın önceki görüşmesi (Arşiv- Reuters)

Kaynağa göre Kushner, Hamas'ın tutumlarını övdü ve hareketin halkı için yaptıklarının “çok büyük” olduğunu ifade etti. Trump'ın, Hamas'ın “yol haritasını” kabul etmesini memnuniyetle karşıladığını ve İsrail'e saldırılarını durdurma çağrısında bulunduğunu belirtti.

El-Hayye ise sahada hiçbir şeyin değişmediğini, cinayetlerin azalmış olsa da devam ettiğini söyledi. Buna karşılık Gazze'ye giren yardım kamyonlarının sayısında yaklaşık 120 araçlık belirgin bir artış olduğunu belirten el-Hayye, Hamas'ın istediğinin siyasi bir çözüme yönelik perspektif oluşturulması olduğunu vurguladı. Ayrıca “yol haritasındaki” maddeler konusunda müzakerelerin yeniden açılmasına izin vermeyeceklerini ve metnin değiştirilmesine müsaade etmeyeceklerini kaydetti.

Kushner Hamas yönetiminden, İsrail'in ABD'li temsilcinin ekibine ilettiği, sarı hatta yakın bölgelerden birinde tünel kazıldığı yönündeki iddialara açıklık getirmesini istedi. El-Hayye ve Hamas liderleri ise bu iddiayı reddederek, kazılan yapının bölge halkına hizmet sağlamak amacıyla açılan bir su kuyusu olduğunu belirtti. El-Hayye, Hamas'ın herhangi bir askeri faaliyet yürütmediğini ve varılan bütün anlaşmalara tamamen bağlı olduğunu vurguladı.

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)

İki heyet, arabulucuların da katılımıyla birlikte yemek yedikten sonra Gazze'yi yönetmek üzere oluşturulan Ulusal Komite Başkanı Ali Şaas ve bazı komite üyeleriyle bir başka görüşme gerçekleştirdi.

Hamas kaynağına göre Şaaş, Kushner'a Ulusal Komite'nin önceliklerinin yeniden imar ve Gazze'deki halka yardım sağlanması olduğunu söyledi. Ayrıca Trump'a, tüm Filistinlilerin barış içinde ve savaşlardan uzak yaşamak istediği mesajını iletmesini istedi.

Kushner ise Kahire'den ayrılmadan önce el-Hayye'ye, İsrail'in varılan anlaşmalara uyması için İsrail nezdinde yoğun çaba göstereceğini söyledi.

Hamas heyeti ile ABD'li temsilci ve “Barış Konseyi” yetkilileri arasındaki görüşmelerin sona ermesinin ardından heyet, pazartesi akşamı Filistinli gruplarla bir araya gelerek yapılan görüşmeler hakkında bilgi verdi.

Hamas: Gazze'de silahların sınırlandırılmasının ardından siyasi faaliyet için güvence verildi
Hamas: Gazze'de silahların sınırlandırılmasının ardından siyasi faaliyet için güvence verildi

Kushner pazartesi günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile de görüştü. İbranice yayımlanan Israel Hayom gazetesi, Netanyahu'nun Kushner'a Mısır'da Hamas liderleriyle görüşmesi nedeniyle sitem ettiğini bildirdi.

İsrailli bir siyasi yetkiliye göre, Gazze'de silahsızlandırma gerçekleşmeden herhangi bir yeniden imar çalışması yapılmayacak. Silahsızlandırma sürecinin denetimini ise uluslararası istikrar gücünden Amerikalı bir subay üstlenecek.

Kushner, Tel Aviv'de Fox News kanalından bir gazeteciye yaptığı açıklamada, “Umut ettiğimiz gibi silahların bir bölümünün çekilmesinin başlamasıyla yalnızca yaklaşık 30 gün içinde ilerleme görebiliriz. Belki önümüzdeki 60 ila 90 gün içinde bazı tünellerin kapatılmasına da başlanabilir” ifadelerini kullandı.

Kushner ayrıca ABD'nin, Gazze'den kaynaklanan yakın bir tehdit bulunması halinde, İsrail'in kendini savunma hakkını “kısıtlamayacağını” söyledi.

Netanyahu, Hamas'tan ağır ve hafif silahlar da dahil olmak üzere bütün silahlarını teslim etmesini talep ediyor. “Barış Konseyi” de bu talebi defalarca yineledi.

Hamas'ın üst düzey bir yetkilisi Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, “yol haritası” anlaşmasında herhangi bir değişiklik veya revizyon olmadığını ve bunun Kushner da dahil olmak üzere bütün taraflarca teyit edildiğini söyledi. Kaynak, “Barış Konseyi”nin, silahların sınırlandırılması ve depolanması süreci başlamadan önce İsrail'in temel sarı hattan çekilmesinin istenmediğini açıkladığını belirtti. Buna karşılık İsrail'in, sarı hattın yakın zamanda genişletilmesinin ardından kontrolünü genişlettiği bölgelerden çekilmek zorunda olduğunu ifade etti.

Kaynak, anlaşmanın metninin açık olduğunu, bunun dışındaki yorumların ise seçimlerin yaklaşması nedeniyle Netanyahu'ya siyasi açıdan hizmet etmek amacıyla yapılan kelime oyunundan ibaret olduğunu savundu.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım da bugün AFP’ye yaptığı açıklamada, Kushner-Netanyahu görüşmesinin ardından hareketin anlaşmaya tamamen bağlı olduğunu belirtti. Kasım, “Hamas, üzerinde anlaşmaya varılan bu sürece bağlıdır” dedi ve şöyle devam etti:

“İşgalin şu ana kadar arabuluculara yol haritasına ilişkin açık bir onay vermediği görülüyor. Zaman çizelgeleri ve ayrıntılandırılması gereken usule ilişkin adımlar var. Ancak işgalin yol haritasını kabul etmesi gerekiyor.”



İdlib kırsalında bu ay ikinci kez silah deposunda patlama

Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
TT

İdlib kırsalında bu ay ikinci kez silah deposunda patlama

Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’in kuzey kırsalında bugün meydana gelen patlamada, ilk belirlemelere göre 8 kişi yaralandı.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın bildirdiğine göre patlama, Serada kenti yakınlarındaki Burc en-Nemra bölgesinde bulunan bir silah deposunda meydana geldi.

İdlib Acil Durum ve Afet Yönetimi Müdürlüğü Operasyonlar Sorumlusu Velid Aslan, ekiplerin patlamanın hemen ardından olay yerine sevk edildiğini belirterek, ilk bulguların olayın mühimmattan kaynaklandığını gösterdiğini söyledi. Ekiplerin bölgedeki durumu değerlendirdiği, olay yerinin güvenliğini sağladığı ve olası gelişmelere müdahale etmek için gerekli önlemleri aldığı kaydedildi.

İdlib kırsalındaki Binniş beldesinde de bu ayın başında mühimmat yüklü bir aracın patlaması sonucu 5 kişi hayatını kaybetmişti. Benzer olaylar 2024 ve 2025 yıllarında da sıkça yaşanırken, vakaların çoğu İdlib vilayetinde meydana geldi.

Suriye’nin yeni hükümetine bağlı polis aracı, 7 Şubat 2025’te ülkenin orta kesimindeki Palmira’da Saha Camisi yakınındaki bir caddeden geçerken (AFP).
Suriye’nin yeni hükümetine bağlı polis aracı, 7 Şubat 2025’te ülkenin orta kesimindeki Palmira’da Saha Camisi yakınındaki bir caddeden geçerken (AFP).

Kasım 2025’te Kefr Taharim bölgesindeki bir mühimmat deposunda meydana gelen patlamada 5 işçi hayatını kaybetmiş, 9 kişi yaralanmıştı. Ağustos 2025’te İdlib kenti çevresinde meydana gelen mühimmat patlamasında 4 kişi hayatını kaybetmiş, 5 kişi yaralanmıştı. Temmuz 2025’te ise İdlib kırsalındaki Maarat Mısrin’de Türkistan İslam Partisi’ne ait bir mühimmat deposunun patlaması sonucu 12 kişi ölmüş, 120’den fazla kişi yaralanmıştı.

Medya haberlerine göre bu tür patlamaların nedenleri arasında başta mühimmatın uygun olmayan koşullarda depolanması, güvenlik standartlarının yetersizliği ve özellikle sıcaklıkların yükseldiği dönemlerde patlayıcı maddelerin birbirinden ayrılmaması bulunuyor. Silahların taşınması ve sevkiyatında güvenlik kurallarına uyulmaması ile silah tüccarlarına ait depoların yerleşim alanlarının içinde veya yakınında bulunması da risk faktörleri arasında gösteriliyor. Bunun yanı sıra güvenlik kaynaklı nedenler de ihtimaller arasında değerlendiriliyor.


İsrail, yerleşimlere yönelik yaptırımlara misilleme olarak İngiliz konsolosluğunu kapatıyor

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
TT

İsrail, yerleşimlere yönelik yaptırımlara misilleme olarak İngiliz konsolosluğunu kapatıyor

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı

İsrail, İngiltere ve Fransa'dan yerleşim yerlerine karşı kararlar beklediği bir sırada, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşim yerleriyle mal ticaretine kısıtlama getirme kararlılığını teyit eden 12 ülkeli bir ittifakla karşı karşıya kaldı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, dün yaptığı açıklamada, İngiltere'nin Batı Şeria'daki yerleşim yerlerine uyguladığı yaptırımlara misilleme olarak İsrail'in Kudüs'teki İngiliz Konsolosluğu'nu kapatacağını duyurdu.

Saar'ın bu adımı, İngiltere'nin İsrail yerleşim yerleriyle ticareti yasaklama kararına yanıt olarak alınan bir dizi karşı tedbirin devamı olarak geldi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar yaptığı açıklamada, İsrail’in ayrıca İngiltere temsilcilerini Gazze’deki ateşkesi izlemekle görevli ortak askeri merkezden çıkaracağını ve İngiltere’nin Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik güçlerine yönelik eğitim programlarını sonlandıracağını belirtti.

Bunun yanı sıra İsrail, seçilmiş 12 İngiliz yetkilinin yanı sıra Saar’ın “Yahudi karşıtı ve İsrail karşıtı faaliyetlere karıştığını” söylediği diğer İngiliz vatandaşlarının ülkeye girişini de engelleyecek.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise dün Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada, ülkesinin "işgal altında bulunan topraklardaki yasa dışı yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin ithalatına yasak getireceğini" belirterek, bu adımın diğer ülkelerle koordineli bir hareketin parçası olduğunu belirtti.

Miliband, yasağı duyururken İsrail hükümetini Batı Şeria'da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği "etnik temizliğe" göz yummakla suçladı. Miliband, "İngiliz hükümeti, Batı Şeria'da terörist yerleşimciler tarafından bir etnik temizlik yürütüldüğünü kabul etmektedir" ifadelerini kullandı.

Sözlerini sürdüren Miliband, "İsrail hükümeti bu duruma sıklıkla göz yumdu; daha da kötüsü, bazı üyeleri Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini desteklemeyi amaçlayan açıklamalar yaparak adımlar attı" dedi.

İngiliz hükümetinin resmi pozisyonunun "işgalin yasa dışı olduğu" yönünde olduğunu vurgulayan Miliband, "İngiliz halkının, mağazalarımızda ve tüketim merkezlerimizde yerleşim yerlerinden gelen ürünleri kabul ederek işgali desteklememizi istediğine inanmıyorum" dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşim birimlerinden mal ithalatına yönelik yasağı duyuruyor (AFP)
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşim birimlerinden mal ithalatına yönelik yasağı duyuruyor (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı ise "Dışişleri Bakanı'nın, İngiliz Parlamentosu'nda yönelttiği suçlamalar kabul edilemez ve yalandır" değerlendirmesinde bulundu.

12 ülkeden geniş çaplı hamle

Tel Aviv, Londra'nın işgal altında bulunan Batı Şeria'daki İsrail yerleşim yerleriyle ticarete kısıtlama ve yaptırım getirilmesi kararına mümkün olduğunca fazla ülkeyi dahil etme çabalarına öncülük ettiğini bilse de İsrail'in tepkilerinde bir sürpriz havası hâkim oldu.

İngiltere'nin yanı sıra Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot da "Paris'in İsrail yerleşim yerleriyle ticari ilişkilerini sonlandıracağını" vurguladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İngiliz girişimine Fransa'nın yanı sıra Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç katıldı.

12 ülke tarafından yayımlanan ortak bildiride, söz konusu devletlerin "uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşim yerleriyle mal ticaretine kısıtlama getirme kararlılıklarını teyit ettikleri" ifade edildi.

İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki eylemlerine tepki gösteren ülkeler, bu adımların "iki devletli çözüm imkanını baltaladığını" belirtti. Bildiride, "E1 bölgesindeki yerleşim projesi için ihale açılması kararı da dahil olmak üzere, emsalsiz düzeydeki yerleşimci şiddeti ve yerleşim yerlerinin genişletilmesi gölgesinde durumun hızla kötüleştiği" uyarısında bulunuldu.

Ülkeler, İsrail hükümetine "yerleşim yerlerinin genişletilmesini ve Batı Şeria'daki idari yetkilerin artırılmasını derhal durdurma, yerleşimci şiddetinden sorumlu olanların hesap vermesini sağlama ve İsrail güvenlik güçlerine yönelik iddiaları soruşturma" çağrısında bulundu.

Bildiride, bu kararın "emsalsiz düzeydeki yerleşimci şiddeti ve yerleşim yerlerinin genişlemesi" sonucunda alındığı vurgulandı.

Bu kararlar, İsrail'deki ön uyarılara rağmen geldi. İsrail, İngilizlere yalnızca Fransa ve Kanada'nın katılmasını beklerken, Kanada'nın yanı sıra geniş bir Avrupa cephesinin oluşması karşısında şaşkınlık yaşadı.

İsrail'den sert tepki

İngiltere'nin yerleşim yerlerine karşı açıklamasından önce İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, böyle bir adımın yaklaşan İsrail seçimlerine müdahale sayılacağını belirterek süreci engellemeye çalıştı.

Herzog, "Bu büyük bir hatadır, tarihin yanlış tarafında yer almaktır ve egemen bir devletin demokratik seçimlerine açık bir müdahaledir. Bu müdahale kimseye hizmet etmeyecek, aksine ne yazık ki, Filistinlilere doğrudan zarar vererek onları iş ve ticaret fırsatlarından mahrum bırakacaktır. Nihayetinde hürriyet sevdalısı ülkelerin çıkarlarına ve güvenliğine zarar verecektir" demişti.

Netanyahu ve Herzog, Hamas ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden bir İsrailli polis memuru için düzenlenen anma törenine katılıyor (Reuters).
Netanyahu ve Herzog, Hamas ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden bir İsrailli polis memuru için düzenlenen anma törenine katılıyor (Reuters).

Sözlerini sürdüren Herzog, "Yaptırımlar çözüm değildir, çözüm diyalogdur. Tüm yabancı hükümetlere diyorum ki: Durun! Yaptırımlar ve boykotlar gibi çıkmaz yollardan uzaklaşın, yapıcı diyalog ve iş birliğine yönelin" ifadelerini kullanmıştı.

İsrail medyasında, duyuru öncesinde yer alan haberlerde Fransa ve Kanada'nın katılımının beklendiği; ancak Avrupa Birliği'nin seçim öncesinde yaptırım uygulama konusunda daha az istekli olduğu, bu adımın Başbakan Binyamin Netanyahu'nun lehine işleyeceğine inandığı belirtilmişti. Ancak 12 ülkeden gelen büyük açıklamanın ardından Yedioth Ahronoth gazetesi, durumu bir "diplomatik çöküş" olarak nitelendirdi.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu'dan, İngiltere'nin bu hamlesine karşılık "Filistin Yönetimi adına çalışan Kudüs'teki İngiliz Konsolosluğu'nu kapatma" talebinde bulunduğunu söyledi. Ben-Gvir ayrıca İsrail'in, Arjantin'in tartışmalı Falkland Adaları üzerindeki egemenliğini tanımasını ve adaların işgali sürdüğü müddetçe İngiltere'ye yaptırım uygulamasını teklif etti. Ben-Gvir, Londra'yı adaları ve "Arjantin halkının parasını çalmakla" suçladı.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise İngiltere Büyükelçisi'nin İsrail'den sınır dışı edilmesi çağrısında bulunarak, "Yahudi karşıtı bir hükümetin paspası olmayacağız. İsrail üzerindeki İngiliz Mandası sona erdi" ifadesini kullandı.

Filistin ve Arap dünyasından memnuniyet, ABD'den mesafe

Filistin Devlet Başkanlığı yaptığı açıklamada, ticarete yaptırım uygulanması kararını memnuniyetle karşılayarak, bunu yerleşimci rejimle mücadele etmek ve İsrailli yetkililerden hesap sormak adına "önemli bir adım" olarak niteledi.

  Batı Şeria’da yeni yerleşim biriminin açılışından görüntü
  Batı Şeria’da yeni yerleşim biriminin açılışından görüntü

Mısır da İngiltere'nin kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, Mısır Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, bu adımın "uluslararası hukuk kurallarına ve uluslararası meşruiyet kararlarına olan bağlılığı yansıtan önemli bir hamle olduğunu, yasa dışı yerleşim faaliyetleriyle ve işgal altındaki Batı Şeria'da (Doğu Kudüs dahil) sahada yeni bir emrivaki yaratma çabalarıyla mücadeleye katkı sağladığını" vurguladı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 12 ülkenin kararı hakkında doğrudan yorum yapmaktan veya kararı kınamaktan kaçınarak, yalnızca Batı Şeria'da yaşanan "gerilimleri" kınamakla yetindi.

Rubio, Washington'un İngiltere öncülüğündeki Batı ülkelerinin İsrail yerleşim yerlerine yaptırım uygulama kararına katılmayacağını teyit etti. Latin Amerika ziyaretine çıkmadan önce gazetecilere konuşan Rubio, "Doğal olarak, Birleşik Krallık'ın yaptığını yapmayacağız" dedi. Rubio ayrıca, "Ancak istikrar hedefini paylaşıyoruz. Bölgede pek çok gelişme yaşanırken, şu anda Batı Şeria'da istikrarı bozacak veya gerilimi artıracak hiçbir şey görmek istemiyoruz" ifadelerini kullandı.


Lübnan-ABD temasları İsrail'in şiddetini “frenliyor”

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
TT

Lübnan-ABD temasları İsrail'in şiddetini “frenliyor”

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ABD ile gerçekleştirdiği yoğun temaslar, cumartesi gününden bu yana tırmanan İsrail askeri kampanyasının frenlenmesine katkı sağladı. Öte yandan Lübnan, Amerikan tarafının İsrail ile müzakerelerin sekizinci turunun tarihini belirlemesini bekliyor.

En az 28 kişinin ölümüne, onlarca kişinin yaralanmasına, yüzlerce kişinin Nebatiye şehri ile çevresindeki köylerden göç etmesine yol açan üç günlük hava saldırıları ve topçu bombardımanının ardından, dün Lübnan'ın güneyinde İsrail'in tırmandırma hızı düştü ve ardından geri dönüş dalgası başladı.

Diğer taraftan Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye şehrine yönelik tehlikenin artması, sivil ve siyasi aktivistlerin ordunun varlığının güçlendirilmesini ve devletin şehrin güvenliğinin sorumluluğunu üstlenmesini talep eden ‘Nebatiye 2 Çağrısı’nı yayınlamasına yol açtı.

Lübnan ordusu, halka güvence vermek amacıyla Nebatiye şehrindeki askeri devriyelerini hızla artırdı.