Mısır, Libya'da siyasi çözüm sürecini hızlandırmak amacıyla ülkenin doğusundaki liderlerle istişarelerini yoğunlaştırdı

Hasan Reşad ve Saddam Hafter'in El Alameyn’deki görüşmelerinin ana gündem maddesi yürütme erkinin birleştirilmesiydi

Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad, dün El Alameyn’de Saddam Hafter ile bir araya geldi (Saddam Hafter'in Resmi Sayfası)
Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad, dün El Alameyn’de Saddam Hafter ile bir araya geldi (Saddam Hafter'in Resmi Sayfası)
TT

Mısır, Libya'da siyasi çözüm sürecini hızlandırmak amacıyla ülkenin doğusundaki liderlerle istişarelerini yoğunlaştırdı

Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad, dün El Alameyn’de Saddam Hafter ile bir araya geldi (Saddam Hafter'in Resmi Sayfası)
Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad, dün El Alameyn’de Saddam Hafter ile bir araya geldi (Saddam Hafter'in Resmi Sayfası)

Mısır, siyasi çözüm sürecini hızlandırmak ve yıllardır bölünmüş olan devlet kurumlarını birleştirmek amacıyla, başta son dönemde Libya'nın doğusundaki liderler olmak üzere Libya krizinin taraflarıyla yürüttüğü siyasi ve güvenlik temaslarını sürdürüyor.

Bu adımların en yenisi, Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad'ın dün Mısır’ın Akdeniz’e bakan kıyısında bulunan El Alameyn şehrinde Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter ile gerçekleştirdiği görüşme oldu. Bu görüşme, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin LUO Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter ile bir araya gelmesinden sadece birkaç gün sonra gerçekleşti.

Mısır basınına göre Tümgeneral Reşad ve Saddam Hafter arasındaki görüşmede, ‘istikrara zemin hazırlamak ile cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılabilmesi için yürütme erkinin birleştirilmesi yoluyla Libya'daki siyasi süreci ilerletme çabaları’ ele alındı. El-Kahire el-İhbariyye televizyon kanalı, Tümgeneral Reşad’ın son dönemdeki girişimler etrafında oluşan mevcut siyasi ivmeyi değerlendirmenin, Libya'da istikrara ve safların birleşmesine yönelik bir fırsat olarak önemini vurguladığını aktardı.

Görüşmenin ardından Saddam Hafter dün resmi Facebook hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Toplantı sırasında, ülkemizde istikrarın sağlanmasına ve güvenliğin pekiştirilmesine katkıda bulunacak şekilde, eşzamanlı cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasına giden yolda Libya kurumlarının birleştirilmesi gerektiğine dair ortak vizyonumuzu teyit ettik” ifadelerini kullandı.

Tümgeneral Reşad ve Saddam Hafter arasındaki görüşme, Cumhurbaşkanı Sisi'nin geçtiğimiz çarşamba günü El Alameyn'de LUO Genelkurmay Başkanı Halid Hafter ve Libya İmar Fonu Başkanı Bilkasım Hafter'in de katılımıyla Halife Hafter ile gerçekleştirdiği toplantıdan üç gün sonra yapıldı. Cumhurbaşkanı Sisi görüşme sırasında, başta Libya'nın bütünlüğünün korunması ve kurumlarının birleştirilmesi olmak üzere, bölünmüşlüğün sona erdirilmesi ve seçimlerin yapılması için uygun zemin hazırlayacak olan Mısır'ın krize yönelik tutumunun değişmez ilkelerini bir kez daha vurguladı.

Libyalı siyasi analist Husameddin el-Abdeli, Tümgeneral Reşad ile Saddam Hafter arasındaki görüşmenin ‘aynı anda hem siyasi hem de güvenlik boyutları taşıdığını’ belirterek, istihbarat teşkilatlarının rollerinin ‘artık yalnızca güvenlik dosyalarıyla sınırlı kalmadığını, bölgesel meselelerde siyasi ve diplomatik temasların yönetilmesini de kapsayacak şekilde genişlediğini’ ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Abdeli, görüşmenin ‘Mısır'ın farklı Libyalı taraflara açılmaya ve siyasi bir çözüme ulaşmayı amaçlayan temasları yoğunlaştırmaya yönelik artan ilgisini’ yansıttığını belirterek, Kahire'nin Libya'da istikrarın yeniden sağlanmasını ve ülkenin bütünlüğünün korunmasını doğrudan kendi ulusal güvenliğiyle bağlantılı gördüğüne işaret etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati de yakın zamanda televizyon ekranlarında yaptığı açıklamalarda, ülkesinin Libya'nın bölünmesine yol açacak herhangi bir senaryoyu kesin bir dille reddettiğini vurgulayarak “Libya'nın bütünlüğü, tıpkı Sudan'ın bütünlüğü gibi Mısır'ın ulusal güvenliğini ilgilendiren bir meseledir" ifadelerini kullanmıştı. Abdulati ayrıca, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin eşzamanlı olarak yapılmasını ‘Libya'da sürdürülebilir istikrarı sağlamanın nihai güvenlik supabı’ olarak değerlendirmişti.

Mısır'ın bu adımları; başta Birleşmiş Milletler (BM) misyonunun sunduğu ‘yol haritası’ ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşleri Baş Danışmanı Massad Boulos’un öncülüğünde yürütülen, Libya'daki kurumları ve yürütme erkini birleştirmeyi hedefleyen inisiyatif olmak üzere, siyasi çıkmazı aşmayı amaçlayan uluslararası ve bölgesel girişimlerin ivme kazandığı bir dönemde geliyor.

fvgbhtyjukı
ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşleri Baş Danışmanı Massad Boulos (AFP)

ABD girişimine dair sızdırılan bilgilere göre öneriler, Abdulhamid ed-Dibeybe başkanlığında birleşik bir hükümet kurulmasına paralel olarak Saddam Hafter'e Başkanlık Konseyi'nde bir rol verilmesini içeriyor. Bu girişim Libya'nın doğusundaki cepheden olumlu tepki alırken, Dibeybe cephesinden ise buna yönelik henüz kamuoyuna açık ve nihai bir açıklama gelmedi.

Bu adımlar, Libya'ya ilişkin bölgesel temasların tırmanışa geçtiği bir döneme denk geldi. Nitekim Libya dosyası, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yakın zamandaki El Alameyn ziyareti sırasında Libya'nın bütünlüğünü koruma ve bölünmüşlüğü sona erdirecek siyasi bir süreci ilerletme gerekliliğine dair bir Mısır-Türkiye yakınlaşmasını yansıtıyor gibi görünen bir bağlamda ele aldığı konular arasındaydı. Söz konusu ziyaret, Fidan'ın Trablus ve Bingazi'yi kapsayan ve krizle ilgili çeşitli taraflarla bir araya geldiği turun ardından gerçekleşti.

Öte yandan Rusya da, Saddam Hafter'in Kremlin'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşme aracılığıyla Libya dosyasıyla bağlantılı temaslar sürecine dahil oldu. Libya tarafının aktardığına göre Putin bu görüşmede; kurumları birleştirmeye, istikrarı güçlendirmeye ve Libya'nın toprak bütünlüğünü korumaya yönelik çabalara olan desteğini vurguladı.

Abdeli Mısır, ABD, Türkiye ve Rusya'nın hamlelerinin eşzamanlı olarak gerçekleşmesinin ‘üzerine inşa edilebilecek bir siyasi pencerenin ve umut ışığının varlığına işaret edebileceğini’ değerlendiriyor. Ancak bu girişimlerin başarısının, Libyalı tarafların geçiş süreçlerini yeniden üretmek (tekrarlamak) yerine fiilen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine götürecek bir yolu kabul etmeye ve karşılıklı tavizler vermeye ne ölçüde hazır olduklarına bağlı kalacağı uyarısında bulunuyor.

bghnjmkl
Sisi, çarşamba günü Mısır’ın El Alamein kentinde Hafter’i kabul ederken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Sisi ve Tümgeneral Reşad'ın Hafter ve oğluyla gerçekleştirdiği bu görüşme Mısır Cumhurbaşkanı'nın Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Dibeybe'yi kabul etmesinden üç haftadan daha kısa bir süre sonra gerçekleşti. Bu durum, Kahire'nin devlet kurumlarının birleştirilmesini ve yürütmedeki bölünmüşlüğün sona erdirilmesini kapsayan siyasi bir çözümü teşvik etmesine paralel olarak, Libya'daki bölünmüşlüğün her iki tarafıyla da temaslarını sürdürdüğünün bir göstergesi niteliğini taşıyor.

Libya, 2014 yılından bu yana iki hükümet arasında bir bölünmüşlük yaşıyor. Ülke, Trablus'ta bulunan Dibeybe başkanlığındaki UBH ile Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen, Hafter'in desteğiyle ülkenin doğusundaki geniş bölgeler ile güneyinin bazı kısımlarını yöneten Usame Hammad başkanlığındaki paralel hükümet olmak üzere iki ayrı hükümet tarafından yönetiliyor. Bu durum, ertelenen ulusal seçimlerin uzayan geçiş sürecini sona erdirmek için hâlâ en acil çıkış yolunu temsil ettiği bir dönemde devam ediyor.



Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı
TT

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cuma günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan hava savunma sistemlerinin Husilere ait milisler tarafından Riyad’a doğru fırlatılan bir balistik füze ile ülkenin güneyine yönelen bir başka balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini bildirdi. El-Maliki ayrıca, Husilerin güney bölgesine doğru fırlattığı iki insansız hava aracının (İHA) da etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile ve sivil toplulukların bulunduğu alanları hedef almakla tehdit ettiği yönündeki iddialarını da yalanladı. Koalisyon tarafından yapılan açıklamada, terörist Husi milislerinin ortaya attığı bu iddiaların “asılsız olduğu ve gerçeği yansıtmadığı” belirtilerek söz konusu iddiaların tümüyle reddedildiği vurgulandı.

Koalisyon Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu iddiaların içeriği ve gündeme getirildiği zamanlama, kamuoyunu yanıltmaya, milislerin içinde bulunduğu krizleri ve uygulamalarını örtbas etmeye, Yemen’in köklü kabilelerini kendi çatışmalarına sürüklemeye yönelik sürekli girişimleri yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Husilerin Suudi Arabistan’daki sivil hedeflere yönelik saldırılarını sürdürmesinden ve Yemen’in Taiz çevresinde çatışmaların tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Guterres, söz konusu saldırı ve çatışmaların sivillerin büyük acılar çekmesine neden olduğunu ve bölgesel gerilimi artırdığını belirtti.

Öte yandan, Suudi Arabistan’ın Dammam kentindeki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan, iki kişinin hayatını kaybetmesine ve sekiz kişinin yaralanmasına yol açan saldırıya yönelik Arap ve uluslararası düzeyde kınama mesajları gelmeye devam etti. Açıklamalarda, sivil ve hayati öneme sahip tesislerin hedef alınmasının reddedildiği vurgulanırken Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin can güvenliğini koruma çabalarına destek ifade edildi.


Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
TT

Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, bugün İstanbul’da mevkidaşı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşmede, Libya ile Türkiye arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylamayı kesin bir dille reddettiklerini yineledi. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Abdülati, ülkesinin bu konudaki tutumunu bir kez daha vurguladı.

Kahire yönetimi, çarşamba günü Libya’nın doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi tarafından Türkiye ile deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin onaylanan anlaşmayı reddetmiş ve söz konusu onayın “Mısır açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını” açıklamıştı.

Salı günü kabul edilen anlaşma, Doğu Akdeniz’deki deniz alanları üzerindeki egemenlik iddiaları ile enerji kaynaklarının araştırılması ve çıkarılmasına ilişkin haklar konusunda yıllardır devam eden anlaşmazlığın bir parçasını oluşturuyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığından bugün yapılan açıklamada, Abdülati’nin, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığının sınırlandırılmasında uluslararası deniz hukuku ilkelerine ve 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine uyulmasının önemini vurguladığı belirtildi. Açıklamada, bu sürecin devletler arasında adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun biçimde yürütülmesi gerektiği kaydedildi.

Bakanlığın açıklamasına göre iki bakan, Libya’daki gelişmeleri de ele aldı. Abdülati, Mısır’ın Libya’nın birliğini, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve istikrarını destekleyen; ayrıca Libya devlet kurumlarının güçlendirilmesini savunan tutumunu yineledi.

Görüşme, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın yanı sıra Avrupa ülkeleri İngiltere, Fransa ve Almanya’nın katıldığı dörtlü mekanizma toplantıları kapsamında gerçekleştirildi.

Açıklamada, Hakan Fidan’ın Libya’daki gelişmelere ilişkin Mısır’ın kaygılarını anladığını belirttiği; bu kaygıların ele alınması ve Libya’da güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların desteklenmesi amacıyla istişare, koordinasyon ve ortak çalışmaların sürdürülmesinin önemini vurguladığı aktarıldı.

Libya’nın batısındaki Trablus merkezli hükümet, Türkiye ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmayı ilk olarak 2019 yılında imzalamıştı. Ancak Halife Hafter liderliğindeki doğu merkezli yönetim, uzun yıllar boyunca anlaşmayı onaylamaktan kaçınmıştı.

Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti de Libya ile Türkiye arasında imzalanan deniz sınırlandırma anlaşmasına uzun süredir karşı çıkıyor. İki ülke, anlaşmanın deniz alanları üzerindeki kendi egemenlik iddialarını ihlal ettiğini savunuyor.


Hamas, 7 Ekim benzeri bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını reddetti

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
TT

Hamas, 7 Ekim benzeri bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını reddetti

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)

İsrail basını, Hamas’ın İsrail’i 7 Ekim 2023’teki saldırı boyutunda yeni bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiğine ilişkin ortak bir iddiayı gündeme getirdi. İddiaya göre bu mesaj, BM’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Ramiz el-Akbarov aracılığıyla, temsilcinin geçen hafta Gazze Şeridi’ne yaptığı ziyaret sırasında Hamas’ın üst düzey yöneticileriyle gerçekleştirdiği görüşmede iletildi.

İsrail gazeteleri, özellikle Yedioth Ahronoth, bu haberlerinde İsrail’in Filistin Topraklarındaki Hükûmet Faaliyetleri Koordinatörlüğü tarafından ortaya atılan iddiayı esas aldı. Haberlere göre kurum, konuyla ilgili olarak siyasi ve askerî makamlara acil bir mesaj gönderdi.

Söz konusu tehdit iddiası, İsrail ordusunun ateşkesin ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasını işgal altında tutmaya devam etmesiyle ilişkilendirildi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ise Gazze’deki gazetecilere dağıttığı kısa açıklamada, hareketinin 7 Ekim saldırısına benzer bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiği iddiasını yalanladı. Kasım, Hamas’ın ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu vurgulayarak arabuluculara, İsrail’in Filistinlilere yönelik ihlallerini durdurmak ve anlaşmanın uygulanmasını güvence altına almak için harekete geçme çağrısında bulundu.

 Filistinliler, Gazze’de bir aracı hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden iki kişinin cenazesini taşıyor. (DPA)
Filistinliler, Gazze’de bir aracı hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden iki kişinin cenazesini taşıyor. (DPA)

Kasım, İsrail’in iddialarına destek verilmemesi ve bu iddiaların seçim mücadelesinde kullanılmasına fırsat tanınmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Kasım, BM yetkilisinin Hamas yönetimiyle görüştüğüne ilişkin haber hakkında ise herhangi bir açıklama yapmadı. Şarku’l Avsat, Hamas sözcüsünden konuyla ilgili değerlendirme almak için girişimde bulundu, ancak sözcü muhabirimizin sorularını cevaplamadı.

Hamas, dün gece geç saatlerde resmî bir açıklama yayımlayarak herhangi bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını yalanladı. Ancak açıklamada, BM yetkilisiyle bir görüşme yapılıp yapılmadığına değinilmedi.

El-Akbarov’un 11 ve 12 Ekim tarihlerinde iki gün süren Gazze Şeridi ziyaretine ilişkin programda da Hamas yetkilileriyle yapılacak herhangi bir görüşmeye yer verilmedi. BM’nin internet sitesinde yayımlanan programda yalnızca insani durumu değerlendirmek amacıyla çeşitli noktalara yapılan ziyaretler sıralandı. Bunlar arasında yerinden edilmiş kişilerin kaldığı merkezler, zarar gören aileler, Filistinlilerin kış hazırlıkları ve kadınların geçimini sağladığı aileler bulunuyordu. Ayrıca Gazze kentindeki UNRWA merkezinde insani yardım ortaklarıyla müdahale çalışmaları ve insani yardımlardaki eksiklikler üzerine bir toplantı gerçekleştirildi.

El-Akbarov’un ofisinden bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, BM temsilcisinin son ziyareti sırasında Hamas yetkililerinden hiçbiriyle görüşmediğini söyledi.

Şarku’l Avsat, BM adına çalışan yerel bir yetkiliden ise El-Akbarov’un 11 Ekim Pazar günü Şifa Hastanesi kompleksini ziyaret ettiğini ve hastanelerin çalışma koşullarını incelemek, sağlık durumuna ilişkin bilgi almak amacıyla hastane yetkilileriyle görüştüğünü öğrendi. Bu ziyaret, yayımlanan programda yer almadı; El-Akbarov’un ofisi de söz konusu bilgiyi ne doğruladı ne de yalanladı.

Yerel yetkili ayrıca heyetin, Gazze kentinin kuzeydoğusunda, Sarı Hat’a yakın Zerka bölgesini ziyaret ettiği sırada İsrail tarafından atılan bir top mermisinin hedefi olduğunu, olayda yaralanan olmadığını ve heyetin bölgeden hızla ayrıldığını belirtti.

Şarku’l Avsat, Şifa Hastanesi Kompleksi Müdürü Muhammed Ebu Selmiye ile de iletişime geçmeye çalıştı, ancak kendisi telefonlara yanıt vermedi. Gazze’deki Hükûmet Medya Ofisi yetkilileriyle yapılan iletişim girişimlerinde de benzer bir durum yaşandı.

BM yetkilileri, insani koşulları yerinde değerlendirmek amacıyla genellikle hastaneleri, yerinden edilmiş kişilerin kaldığı merkezleri ve benzeri noktaları ziyaret ediyor. Buna karşılık, özellikle Gazze’de devam eden güvenlik sorunları, takip ve suikastlar nedeniyle BM yetkililerinin uzun süredir çeşitli dönemlerde Hamas yetkilileriyle görüşmekten kaçındığı görülüyor.

Filistinliler, Gazze kentinin güneyinde İsrail bombardımanında tahrip edilen bir aracı söndürmeye çalışıyor. (EPA)
Filistinliler, Gazze kentinin güneyinde İsrail bombardımanında tahrip edilen bir aracı söndürmeye çalışıyor. (EPA)

Gözlemcilerin değerlendirmelerine göre İsrail’in ortaya attığı iddiaların temel amacı seçimlere yönelik olabilir. Bu değerlendirme, aralarında Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın da bulunduğu İsrailli yetkililerin son dönemde Hamas’ın 7 Ekim saldırısına benzer saldırılar düzenleme niyetinde olduğu yönündeki açıklamalarını sık sık tekrarlamasına dayanıyor. Yetkililer, seçimleri etkilemeye yönelik olası bir saldırıya İsrail’in güçlü şekilde karşılık vereceğini vurgularken, İran ve Hizbullah’ı da bu bağlamda gündeme getirdi.

İsrailli güvenlik kaynakları ise İbranice yayımlanan Haaretz gazetesine yaptıkları açıklamada, Netanyahu ve Katz’ın son günlerde dile getirdiği, herhangi bir tarafın seçimleri etkilemek amacıyla İsrail’e saldırı düzenlemek için yoğun hazırlıklar yaptığı yönündeki iddiaları yalanladı.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise yalnızca ordunun seçimleri dışarıdan etkilemeye yönelik her türlü girişimle mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti. Zamir, olası senaryoların gerçekleşmesi hâlinde ordunun hem savunma hem de saldırı görevlerini yerine getireceğini ifade etti.