Husiler, askeri gerilimin arttığı dönemde yaşanan ağır insan kayıplarını telafi etmek amacıyla yeni yöntemlere başvurarak lise öğrencilerini silah altına almaya yöneldi. Yemen’in Husilerin kontrolündeki başkent Sana ve diğer bölgelerde bulunan hastane ve sağlık tesisleri, yaklaşık bir buçuk aydır benzeri görülmemiş bir krizle karşı karşıya. Morgların tamamen dolduğu, yoğun bakım ünitelerinde ise yer kalmadığı belirtilirken, yaşananlara ilişkin sıkı bir medya karartması uygulanıyor.
Sana’daki sağlık kaynakları Şarku’l Avsat’a, krizin doğrudan Husi milislerinin askeri tırmanışından kaynaklandığını söyledi. Kaynaklar, Yemen ordusunun silahlı insansız hava araçlarını operasyonel kapasitesine dahil etmesinin çatışmalarda belirgin bir taktik değişikliğe yol açtığını ve Husilerin saflarında ağır can kayıplarına neden olduğunu belirtti. Ölen ve yaralananların büyük bölümünün ülkenin güneybatısındaki Taiz ve Hudeyde vilayetleri arasındaki cephelerde verildiği ifade edildi.
Kaynaklara göre Husiler, yaşanan kayıpların boyutuna ilişkin katı bir medya karartması uyguluyor. Ayrıca doktorlar ve sağlık çalışanları, herhangi bir veri veya tıbbi istatistiğin sızdırılmasını ya da morglardaki ceset yoğunluğu ve yoğun bakım ünitelerindeki yaralı sayısının kamuoyuna yansımasını önlemek amacıyla doğrudan tehdit ediliyor.

Kriz, ağır sağlık sorunları yaşayan hastaların yanı sıra kritik durumdaki yaralı sivillerin hayatını da olumsuz etkiledi. Husi liderleri, başta es-Sevra, el-Kuveyt ve el-Cumhuri hastaneleri olmak üzere büyük hastanelerin yoğun bakım üniteleri ve morglarında kendi mensuplarına mutlak öncelik verilmesi yönünde katı talimatlar verdi. Aynı uygulamanın özel hastanelere de dayatıldığı belirtildi.
Cenazeler parça parça kaldırılıyor
Sağlık hizmetlerinin Husiler tarafından tekelleştirilmesi, hastanelerin yüzlerce vakayı kabul etmesini engelledi veya imkânsız hale getirdi. Bu nedenle hastaların yakınları, saatler boyunca sağlık kuruluşları arasında dolaşmak ya da hastaları özel araçlarda bekletmek zorunda kaldı.
Kaynaklar, talimatların adli tıp birimlerini de kapsadığını belirtti. Buna göre cinayet veya trafik kazaları nedeniyle morglarda tutulan cesetlerin işlemlerinin hızlandırılması, ailelerine teslim edilerek defnedilmelerine izin verilmesi veya soruşturmaların tamamlandığı iddiasıyla yakınlarının cesetleri teslim almasının sağlanması istendi. Kimliği belirlenemeyen cesetlerin ise defnedilmesi talimatı verildi.
Çok sayıda cesedin art arda morglara getirilmesi, Husi yönetimini karmaşık bir ikilemle karşı karşıya bıraktı. Bir yandan, toplumsal bağlılığı korumak amacıyla ölen mensuplarını, aileleri ve aşiretleri önünde düzenlenen açık cenaze törenleriyle onurlandırma yönündeki ideolojik ve siyasi protokollerini uygulamak istiyor. Diğer yandan ise yüksek can kaybının ortaya çıkmasının destekçilerinin moralini bozmasından ve çocuklarını cephelere göndermekte tereddüt eden aşiretler arasındaki endişelerin artmasından çekiniyor.

Husiler, yoğun saldırılarla Taiz kentini güneybatı yönünden kuşatmaya çalışıyor. Amaç, kenti batı kıyısında, Babülmendep Boğazı yakınlarında bulunan Muha kentine bağlayan hayati güzergâhı ve stratejik yolu kesmek.
Kaynaklar, grubun “taksitli cenaze” olarak nitelendirilebilecek bir yönteme başvurmak zorunda kaldığını belirtti. Buna göre, gerçek insan kaybının boyutunu gizlemek amacıyla sınırlı sayıda cenaze töreni, uzun aralıklarla ve farklı bölgelerde düzenleniyor.
Bazı kaynaklar da Şarku’l Avsat’a, son dönemde geleneksel seferberlik ve asker toplama faaliyetlerinde ciddi kriz yaşayan Husilerin, insan kaynağı devşirme faaliyetlerinin ağırlık merkezini eğitim sektörüne kaydırdığını söyledi. Kaynaklara göre bazı liseler ve bilim laboratuvarları, öğrencilere silahların sökülüp takılmasını öğretmek amacıyla eğitim atölyelerine dönüştürüldü.
Etkinliklerden cephelere
Husiler, gençler ve ergenlerin sistematik biçimde saflarına çekilmesi amacıyla “izci ekiplerinden” yararlanılmasını teşvik etti. Bu süreç, öğrenci ve gençlerin, örgütün meydan ve açık alanlarda düzenlediği kutlama, toplantı ve gösterilerde güvenliği sağlamaya katılmaya ikna edilmesiyle başlıyor.
Bunun yanı sıra Husilere bağlı merkezlerde veya camilerde düzenlenen “kültürel kurslar” aracılığıyla gençler üzerinde kademeli bir psikolojik ve ideolojik etki oluşturulmaya çalışılıyor.

Bu faaliyetlere katılanlara para ve yiyecek yardımı verilirken, aidiyet duygularını güçlendirmek amacıyla askerî kıyafet giymeleri de zorunlu tutuluyor.
Daha sonra “disiplini ödüllendirme” adı altında gençler daha ileri aşamalara taşınıyor. Bu aşamalar arasında hafif silahların kullanımı, ardından savaş eğitimleri ve saha tatbikatları yer alıyor. Böylece öğrenciler, sonunda kendilerini ön cephelerde buluyor.
Husiler, ülkenin çok sayıda cephesinde askeri gerilimi artırırken saldırılarını özellikle güneybatı eksenlerinde yoğunlaştırdı. Grubun amacı, Yemen’in batı kıyısının tamamında kontrolü ele geçirmek ve Babülmendeb Boğazı’na yaklaşmak. Bu stratejinin, İran’ın bölgesel çatışmanın kapsamını genişletme, deniz taşımacılığı krizini derinleştirme ve bölgeden enerji ihracatının hareket alanını daraltma yönündeki çabalarıyla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.







