Suriye’nin, ‘bölgesel istikrar’ noktasına geçişi şekillendirmek amacıyla yürüttüğü diplomatik faaliyetler

Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, salı günü Ankara’da Hakan Fidan ile bir araya geldi. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, salı günü Ankara’da Hakan Fidan ile bir araya geldi. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suriye’nin, ‘bölgesel istikrar’ noktasına geçişi şekillendirmek amacıyla yürüttüğü diplomatik faaliyetler

Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, salı günü Ankara’da Hakan Fidan ile bir araya geldi. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, salı günü Ankara’da Hakan Fidan ile bir araya geldi. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani salı akşamı Ankara’yı ziyaret ederek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile ayrı ayrı görüşmesinin ardından, çarşamba günü Şam’da Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi’yi kabul etti. Suriye Dışişleri Bakanlığı, görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin, tüm alanlarda iş birliğinin geliştirilmesinin yanı sıra Suriye’nin güneyindeki gelişmelerin ve Suveyda vilayetine ilişkin Suriye, Ürdün ve ABD arasındaki üçlü yol haritasının uygulanma sürecinin ele alındığını bildirdi.

Şam’daki kaynaklara göre Suriye’nin diplomatik hareketliliği, Suriye ve bölgede istikrarın güçlendirilmesi, bölgesel çatışma sahalarına dahil olmaktan kaçınılması ve ülkenin bölgesel istikrar unsuru haline gelmesi hedefleri etrafında şekilleniyor. Bu çerçevede Suriye, Yemen’deki gerilim nedeniyle Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşım hatlarında yaşanan aksamalardan yararlanarak jeopolitik bir alternatif ve ticaret için güvenli bir geçiş güzergâhı olma konumunu da etkinleştirmeye çalışıyor. Şam’daki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Suriye diplomasisinin, ‘pozitif tarafsızlık’ politikasına dayanan yeni Suriye’nin rolünün şekillendirilmesine dahil olduğunu belirtti. Bu politikanın öncelikleri arasında başta sınırların kontrolü olmak üzere çeşitli temel dosyalar bulunuyor. Sınır güvenliği dosyası ise Irak, Türkiye, Lübnan ve Ürdün gibi komşu ülkelerle iş birliğiyle bağlantılı olarak ele alınıyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, Şam’da Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi ile bir araya geldi. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, Şam’da Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi ile bir araya geldi. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)

Şam, başta ABD olmak üzere uluslararası toplumdan daha fazla destek alarak Suriye topraklarının silah ve uyuşturucu kaçakçılığı ile sevkiyat güzergâhı olarak kullanılmasını engellemeye çalışıyor. İkinci ve daha önemli dosyayı ise Suriye’nin güneyinde istikrarın sağlanması oluşturuyor. Şam, ABD arabuluculuğuyla ‘İsrail ile saldırı ve ihlallerin sona erdirilmesi, 1974 Ateşkes Hattı’na dönülmesi konusunda bir mutabakat formülüne’ ulaşmayı hedefliyor. Ayrıca Suveyda dosyasının, devletin Suriye topraklarının tamamı üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi ve istikrarın kalıcı hale getirilmesinin bir parçası olarak çözülmesi için çaba gösteriliyor.

Suriye’nin yoğun diplomatik girişimleri, Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin eski rejimin devrilmesinden bu yana yürüttüğü yoğun faaliyetlerin devamı niteliğinde. Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu faaliyetlerin ‘bölgedeki gerilimin arttığı bir ortamda’ yürütüldüğünü belirtti.

Zeydan, “Şam’ın istediği, bölgesel ve uluslararası barış ile istikrarın sütunlarından biri olmak. Bunun en açık göstergesi, onlarca yıl boyunca devrik suçlu rejimin oluşturduğu, istikrarsızlığın ve kaos ekseninin temel direğinin ortadan kaldırılmasıdır” dedi.

Bugün Şam’ın ‘barış ve istikrarın adresi’ olduğunu vurgulayan Zeydan, Suriye’nin istikrar ve barışı güçlendirmek amacıyla Arap komşularının ve Körfez ülkelerinin yanında durduğunu ifade etti. Zeydan, Suriye’nin geçmişte ülkeyi kontrol eden milis yönetimine son vermesinin, ‘bölgeye felaket ve sıkıntılardan başka bir şey getirmeyen milisler çağının bölgede sona ermesinin başlangıcı’ olacağını söyledi. Zeydan, “Arap ve İslam dünyasındaki çevremizle yürüttüğümüz bu kesintisiz hareketlilik sayesinde istikrarı güçlendirmeyi ve kaosu küçültmeyi umuyoruz” ifadesini kullandı.

ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack da salıyı çarşambaya bağlayan gece Ankara’da geç saatlere kadar süren görüşmenin ardından Suriye Dışişleri Bakanı’nı övdü. Barrack, Şeybani’yi ‘çalışkan, ileri görüşlü ve gerilimi düşürme konusunda ciddi’ bir ortak olarak nitelendirdi.

Barrack, X platformundaki paylaşımında, “Diplomasi bir gösteri değildir; olaylar tersine dönüp herkes aleyhine bir yöne ilerlemeden önce çıkarların sabırla uyumlaştırılmasıdır” ifadelerini kullandı. Suriye Dışişleri Bakanı ile yürütülen diyaloğun şeffaflığı ve samimiyeti için büyük minnettarlık duyduğunu belirten Barrack, Şeybani’nin ‘itidal ve diyaloğun da gücün iki farklı biçimi olduğunu’ çok iyi anladığını vurguladı.

Şeybani, Ankara’da Türk mevkidaşı Hakan Fidan ile de görüşmeler gerçekleştirdi. İçeriği resmi olarak açıklanmayan görüşme, Şeybani’nin 6 Ağustos’ta gerçekleştirdiği benzer ziyaretin üzerinden yaklaşık bir ay geçmesinin ardından yapıldı. Suriye Dışişleri Bakanlığı, görüşmelerde ikili iş birliği ile Suriye ve bölgedeki güvenlik ve siyasi gelişmelerin ele alındığını, ayrıca Suriye ile Türkiye arasında Yüksek Koordinasyon Konseyi kurulması, Dört Deniz Komitesi’nin etkinleştirilmesinin hızlandırılması ve demiryolu bağlantısı projesinin tamamlanmasının teşvik edilmesi konusunda mutabakata varıldığını açıkladı.



Lübnan: Hizbullah’ın patlayıcılarıyla bağlantılı 7 şüpheli hakkında yakalama ve arama kararları uygulanıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan: Hizbullah’ın patlayıcılarıyla bağlantılı 7 şüpheli hakkında yakalama ve arama kararları uygulanıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan yargısı, Hizbullah’a ait Dahir el-Beydar patlayıcıları dosyasında olayla bağlantılı olduğu belirtilen 7 kişiyi tespit etti. Şüpheliler hakkında kısa süre içinde dava açılması bekleniyor. Askerî Mahkeme nezdindeki hükümet komiseri Yargıç Claude Ganem’in, şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulması amacıyla ön soruşturma dosyalarını teslim alması bekleniyor.

Bir kişinin daha gözaltına alındığına ilişkin haberler gündeme gelirken, hâlihazırda tutuklu bulunan “A.K.” ve “H.A.” baş harfleriyle anılan iki şüphelinin yanı sıra yeni bir kişinin de yakalandığı öne sürüldü. Ancak adli bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada gözaltıların “hâlen iki kişiyle sınırlı olduğunu” belirtti.

Kaynak, soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğundan şüphelenilen 5 kişinin daha kimliğinin tespit edildiğini doğruladı. Bu kişiler arasında, Hizbullah bünyesinde güvenlik görevlisi olduğu belirtilen ve patlayıcıları Baalbek’te teslim ettiği şüphesi bulunan “Sacid” adlı kişinin de yer aldığı belirtildi. “Zülfikar” kod adıyla anılan ve yine güvenlik yapılanması içinde konumu bulunduğu belirtilen diğer kişinin ise patlayıcıları Beyrut’un güney banliyölerinde teslim almasının planlandığı ifade edildi.


Filistinliler ve Filistin yönetimi, kurulması beklenen İsrail hükümetini yakından izliyor

Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
TT

Filistinliler ve Filistin yönetimi, kurulması beklenen İsrail hükümetini yakından izliyor

Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, son seçim kampanyasında “Sağ mı, Filistin mi?” şeklindeki ünlü sloganını kullanırken, seçmenleri rakipleri Gadi Eisenkot, Naftali Bennett ve Avigdor Lieberman’a karşı kışkırtmaya çalışıyordu. Netanyahu, söz konusu isimlerin seçimleri kazanmaları halinde Filistinlilere devlet kurma hakkı vereceklerini ve bunun İsrail için bir felakete yol açacağını öne sürüyordu.

İsrail’de Netanyahu’ya inananların olup olmamasından bağımsız olarak Filistinliler ona hiçbir zaman inanmadı. Çünkü Filistinliler, aşırı sağdan merkez sağa ve sola kadar hiçbir İsrailli liderin bu aşamada kendilerine bir devlet, hatta özerk bir yönetim bile vermeyeceğini herkesten daha iyi biliyor.

Filistinlilerin büyük çoğunluğu bu gerçeğin farkında olsa da seçimleri dakika dakika takip ediyor ve kesin sonuçları benzeri görülmemiş bir ilgiyle bekliyor. Çünkü İsrail’in yeni başbakanı ve çevresindeki bakanlar, önümüzdeki yıllarda Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki yaşamın nasıl şekilleneceğini büyük ölçüde belirleyecek.

Filistinli bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu aşamada hiçbir hükümetin siyasi bir süreci başlatmayacağının farkındayız. Bu, zor ve karmaşık bir mesele. Hiçbirisi kendi kaderimizi tayin etme ve devlet kurma hakkımızı bize vermeye niyetli değil. Bu, vazgeçmeyeceğimiz bir mesele ve bunun için her türlü yolla mücadele etmeyi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Yetkili sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun dışında, geleceğimizi belirleyecek pek çok konu da risk altında. Filistin yönetiminin geleceği, ekonomik durum, Batı Şeria’nın geleceği, bölgedeki güvenlik durumu, yerleşimci terörü, Gazze Şeridi’nin geleceği, Gazze’nin yeniden imarı ve yönetimi… Bütün bunlar İsrail’de iktidara gelecek koalisyonla bağlantılı meseleler.”

Yetkili, “Netanyahu’nun sağ koalisyonu, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi bakanlarla iktidarda kalırsa karmaşık, zor ve belirsiz bir durumla karşı karşıya kalacağız. Ancak Gadi Eisenkot hükümet kurarsa ya da Ben-Gvir ve Smotrich’in yer almadığı bir ulusal birlik hükümeti oluşturulursa bir rahatlama yaşanabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Filistin yönetimi

Filistin yönetimi, seçim sürecini yakından takip ediyor ve Eisenkot’un başarılı olmasını, Netanyahu’nun ise iktidardan düşmesini umut ediyor. Yönetim, mevcut hükümet dışındaki herhangi bir yeni İsrail hükümetiyle güvenlik ve ekonomi alanlarında bir rahatlama yaşanabileceğini düşünüyor. Ekonomik ve güvenlik meselelerinde müzakereleri kabul eden, alıkonulan Filistin gelirlerini serbest bırakan ve mali transferleri düzenli hâle getiren herhangi bir hükümet, Filistin yönetimi açısından “kötünün iyisi” olarak görülüyor.

Filistin yönetimi bu tutumunu açıkça dile getirmek yerine sessiz kalmayı ve son derece temkinli davranarak meselenin İsrail’in iç işi olduğunu söylemeyi tercih ediyor.

Filistin yönetimi, 2022’deki önceki seçimlerde Netanyahu’nun yenilmesine yardımcı olmaya çalışmıştı. O dönemde İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet, Filistin yönetimine seçimlere müdahale etmemesi yönünde açık ve “sert uyarı” yayımlamıştı.

Uyarı, Filistin Genel İstihbarat Servisi Başkanı Macid Farac’ın Arap partilerinin liderleriyle yaptığı görüşmenin ardından gelmişti. İsrailli yetkililer, görüşmenin amacının Arap partilerini saflarını birleştirmeye ikna etmek olduğunu öne sürerken Filistin yönetimi, toplantıda seçimlerin ele alınmadığını savunmuştu.

İsrail basınında o dönemde yayımlanan haberlerde, Filistin yönetiminin Arap partilerinin liderlerine, Arap seçmenlerin sandığa katılım oranının düşmesinden ve bunun sonucunda Netanyahu’nun aşırı sağcı bir hükümetle yeniden iktidara gelmesinden endişe duyduğunu ilettiği belirtilmişti. Haberlere göre Filistinli yetkili, Arap milletvekillerini böyle bir senaryoyu önlemek için yeterince çaba göstermemekle suçlayacak kadar ileri gitmişti.

Filistin yönetimi bu kez Arap partileriyle doğrudan görüşmeye çalışmadı. Ancak Arap partilerinin liderleriyle çeşitli kanallar üzerinden iletişim kurduğu ve Arap milletvekillerinin Knesset’te elde ettiği sandalye sayısından memnuniyet duyduğu açık. Söz konusu sandalye dağılımı, Netanyahu’nun kesin bir zafer elde etmesini fiilen engelliyor.

Silme projesi

Netanyahu, Filistinlilere karşı Batı Şeria’da her türlü baskıyı artıran ve Gazze Şeridi’nde kanlı bir savaş yürüten aşırı sağcı hükümete liderlik etti. Bu süreçte Filistin yönetimini zayıflatmaya çalıştı, yönetimin gelirlerini alıkoydu ve yerleşimcilerin Batı Şeria’da Filistinlileri öldürmesine, onlara saldırmasına ve topraklarına el koymasına göz yumdu.

İsrail hükümeti ayrıca mevcut yerleşimleri genişletme ve yenilerini kurma, bunları birbirine bağlayarak kesintisiz yerleşim kuşakları oluşturma planını hayata geçirmeye çalıştı. Batı Şeria’da yaklaşık 1000 askerî kontrol noktası ve geçiş kapısı kurarak, Filistinlileri A Bölgesi içinde hapsetmeye dönük bir düzen oluşturdu.

Netanyahu hükümeti, Batı Şeria’nın en büyük kenti el Halil’e ilişkin “El Halil Anlaşması”nı da iptal etti. Ayrıca işgal altındaki Filistin topraklarında elektronik bir “Arazi Sicili ve Hakların Tasfiyesi” sistemini devreye soktu. Bu adımın, Batı Şeria’nın ilhak sürecini derinleştirmesi; Filistin yönetimini egemenlikten, Filistinlileri ise hukuki korumadan yoksun bırakması bekleniyor.

Bütün bunlar, Filistin halkını bir halk olarak “silme” projesine hizmet eden politikalar bütünü olarak değerlendiriliyor.

İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem’in kapsamlı bir araştırmasında da ele alınan “silme projesi”, Batı Şeria’daki Filistin varlığını hedef alıyor. Örgüte göre bu süreç beş temel mekanizma üzerinden ilerliyor: şiddet ve korku yayma, hareket özgürlüğünü kısıtlama, ekonomik boğma, siyasi ve toplumsal yıkım ile etnik temizlik ve toprakların ele geçirilmesi.

Hayatı cehenneme çevirdiler

Batı Şeria’nın Ramallah kentinde yaşayan 50 yaşındaki Ahmed Teym, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Herhangi bir hükümetten önemli bir değişiklik beklemiyoruz. Hepsi aynı. Ancak Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich dışında isimler gelirse günlük yaşamla ilgili bazı konularda işler biraz daha iyiye gidebilir” dedi.

Teym, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Filistin yönetimine ait paraları öderlerse, yerleşimcileri daha fazla engellerlerse, işçilerin yeniden İsrail’de çalışmasına izin verirlerse, Batı Şeria üzerindeki baskıyı azaltıp kontrol noktalarını ve geçiş kapılarını kolaylaştırırlarsa insanların yükü büyük ölçüde azalır. Bu önemli.”

Batı Şeria’daki Filistinliler ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya. Kontrol noktalarında günlük kısıtlamalar ve gecikmeler, İsrail ordusunun düzenlediği operasyonlar ve yerleşimcilerin ölümcül saldırıları, bölge sakinlerinin yaşamını son derece zorlaştırıyor.

Beytüllahim’den Musa Avvad ise Arap seçmenlerin “Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich’i evlerine göndermeyi” başarmasını umduğunu belirterek, “Hayatımızı cehenneme çevirdiler” dedi.

Bu cehennem yalnızca Batı Şeria’daki Filistinlilerle sınırlı kalmadı; İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluları da etkiledi. Ben-Gvir döneminde tutukluların yiyecek, ziyaret ve geçmişte sahip oldukları diğer ayrıcalıklardan mahrum bırakıldığı belirtildi.

Tutuklu Haldun Abyat’ın annesi, her gün oğlu ve Ben-Gvir’in görevden ayrılması için dua ettiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan anne, “Hapishaneleri mezarlıklara çevirdi. Hapishaneden bir haber geldiğinde oğlum için içim öfkeyle yanıyor. İnşallah gider ve bir daha geri dönmez” ifadelerini kullandı.

Filistinliler, İsrail’deki siyasi tablonun netleşmesi için haftalarca, hatta daha uzun süre beklemek zorunda kalabilir. Yeni bir hükümet kurulması hâlinde ise kendilerini ilgilendiren olağanüstü önlemlerin alınması için aylarca beklemeleri gerekebilir.


Şara, Bağdat’la iş birliğinin önünü açtı

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)
TT

Şara, Bağdat’la iş birliğinin önünü açtı

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Bağdat’la ortaklık kapısını araladı. Şara, Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’yi dün Şam’da kabul etti.

Zeydi’nin ziyareti, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden sonra görevdeki bir Irak başbakanının Suriye’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor. Şam’daki gelişmeleri yakından takip eden kaynaklar, ziyaretin iki ülke ilişkilerinde “köklü bir dönüm noktası” oluşturduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre mevcut göstergeler, Şam ve Bağdat’ın ekonomik ve güvenlik çıkarlarına hizmet edecek stratejik bir ortaklığa yöneldiğine işaret ediyor.

Zeydi, Emevi Camisi ve Seyyide Zeyneb Türbesi’ni ziyaret ederek mezhepler arası yakınlaşma mesajı vermeye çalıştı. Irak Başbakanı ayrıca din görevlilerinin ihtiyaçları için “kişisel hesabından” 10 milyon dolar bağışta bulundu. Söz konusu bağışın, din görevlileri arasında eşit şekilde paylaştırılacağı ifade edildi.