Misrata Havalimanı’nda Türk Özel Uçağının kaza yapması Libya’da komplo şüphelerini tetikledi

Yetkililer mürettebatın kurtulduğunu ve kazayla ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı

Dün Libya'nın Misrata Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra uçakta çıkan yangını söndürme çalışmaları, (Yerel Medya)
Dün Libya'nın Misrata Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra uçakta çıkan yangını söndürme çalışmaları, (Yerel Medya)
TT

Misrata Havalimanı’nda Türk Özel Uçağının kaza yapması Libya’da komplo şüphelerini tetikledi

Dün Libya'nın Misrata Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra uçakta çıkan yangını söndürme çalışmaları, (Yerel Medya)
Dün Libya'nın Misrata Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra uçakta çıkan yangını söndürme çalışmaları, (Yerel Medya)

İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan kalkan Türk tescilli bir özel yolcu uçağı, dün sabah Libya’nın batısındaki Misrata Uluslararası Havalimanı’na inişi sırasında pistten çıkarak alev aldı. Yangın nedeniyle havalimanındaki uçuş trafiği geçici olarak durduruldu.

Trablus yönetimi yetkilileri kazanın "uçağın pistten çıkması" nedeniyle meydana geldiğini açıklasa da olay ülkede komplo teorilerini tetikledi. Bu kaza, geçen aralık ayında Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Genelkurmay Başkanı Korgeneral Muhammed el-Haddad ve beraberindeki 5 kişiyi taşıyan uçağın Ankara'dan Trablus'a dönüş yolunda düşmesini yeniden hatırlattı.

Haddad ve beraberindekileri taşıyan düşen uçağın enkaz parçaları (Batı Libya İçişleri Bakanlığı)
Haddad ve beraberindekileri taşıyan düşen uçağın enkaz parçaları (Batı Libya İçişleri Bakanlığı)

Resmî açıklamalar ve hasar durumu

Ulusal Birlik Hükümeti Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, mürettebattan ölen ya da yaralanan olmadığı, yangının kontrol altına alındığı ve havacılık güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirlerin alındığı belirtildi.

Misrata Havalimanı Genel Müdürü resmi sayfada yayınlanan görüntülü açıklamasında, C68A tipi uçağın saat 10:06’da teker koyduktan hemen sonra sol tarafa savrulduğunu, ardından tekrar piste dönerek alev aldığını aktardı.

Yerel basında yer alan bilgilere göre, charter/hava taksi hizmeti veren uçakta sadece 3 kişilik mürettebat (Alman kaptan pilot, Türk yardımcı pilot ve Türk kabin memuru) bulunuyordu. Sözcü gazetesinin haberine göre uçağın Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın’a ait "TC-AKF" tescilli özel jet uçağı ve sabah saat 05:45'te Atatürk Havalimanı'ndan havalandığı öğrenildi. Yaralanan mürettebatın hastaneye kaldırıldığı ve sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi.

Komplo iddiaları ve tepkiler

Sosyal medyada ve kamuoyunda uçağın Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakan Müsteşarı Abdussalam ez-Zubi’nin kardeşi M'hammed Zubi "el-Abus" dahil üç önemli Libyalı ismi almak üzere Misrata'ya geldiği yönünde iddialar yayıldı.

Hükümete yakın bir medya yetkilisi ise Şarku’l Awsat’a yaptığı kısa açıklamada bu iddiaları reddederek, bunları "Libya dışından faaliyet gösteren siyasi aktivistler tarafından körüklenen kuruntular" olarak nitelendirdi. Olay, 2011'de Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinden bu yana yaşanan gizemli suikastlar silsilesini yeniden gündeme taşıdı.

Dün Libya'nın Misrata Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra uçakta çıkan yangını söndürme çalışmaları, (Yerel Medya)
Dün Libya'nın Misrata Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra uçakta çıkan yangını söndürme çalışmaları, (Yerel Medya)

Libya'da düşen uçağa ilişkin uzman değerlendirmesi: "pistten çıkma bir sebep değil, sonuçtur"

Dün Libya'nın Misrata Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra alev alan uçaktaki yangını söndürme çalışmaları yerel medyaya yansırken, hava taşımacılığı uzmanları olayın teknik boyutunu değerlendirdi.

Libyalı Hava Taşımacılığı ve Sivil Havacılık Uzmanı Dr. Muhammed Muhammed İsa, uçağın Türk şirketi "BKNJET" tarafından işletildiğini ve Türk Sivil Havacılık tesciline "TC-AKF" koduyla kayıtlı olduğunu belirtti. İsa, uçağın iş seyahatleri ve hava taksi hizmetleri için kullanılan, iki motorlu, gelişmiş elektronik donanıma sahip modern ve orta ölçekli bir özel jet olduğunu ifade etti.

Bu model uçakların geçmişte de benzer olaylara karıştığına dikkat çeken İsa, 2019 yılında ABD'de iniş sırasında yaşanan bir pistten çıkma kazasını örnek gösterdi. Ancak yapılan incelemelerin kazayı yaklaşma ve iniş süreçlerindeki bir dizi faktörle ilişkilendirdiğini, uçağın genel tasarımında kronik bir kusur bulunduğunun kanıtlanmadığını vurguladı.

Havacılık ilkelerine değinen Libyalı uzman değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Havacılıkta pistten çıkmak bir sebep değil, bir sonuçtur. Gerçek sorulara yalnızca yapılacak detaylı inceleme cevap verebilir: İniş hızı uygun muydu? Teker koyma noktası doğru mu seçildi? Rüzgâr şartları nasıldı ve pistin durumu neydi? İncelemeler tamamlanmadan uçağı, mürettebatı veya pisti doğrudan suçlamak için henüz çok erken."



Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
TT

Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)

Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, 2013 yılında Banyas’ta gerçekleştirilen katliamın baş şüphelisi Ali Keyali’yi, diğer adıyla Miraç Ural’ı, sınırdan kaçmaya çalışırken yakaladı. Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre operasyon, zanlının kaçış girişimi sırasında düzenlendi. Ajans, Keyali’nin nerede yakalandığına veya hangi ülkeye gitmeye çalıştığına ilişkin bilgi vermedi.

xcvfbg
Suriye makamlarının, Ali Keyali’nin (Mirac Ural) yakalanmasının ardından yayımladığı ilk fotoğraf

Suriyeli kaynaklar, Keyali’nin Lübnan sınırını birkaç kez geçerken tespit edildiğini belirtiyor. Öte yandan Lübnan’daki MTV kanalının haberine göre Metn bölgesine bağlı Mansuriye’de bir kişinin evinden kaçırıldığı, eşinin ve oğlunun da kelepçelendiği olayda kaçırılan kişinin, Suriye ve Türkiye vatandaşı Ali Keyali olduğu bildirildi. Suriye’de “Banyas Kasabı” olarak tanınan Miraç Ural’ın söz konusu kişi olduğu öne sürüldü. Şarku’l Avsat, haberin doğruluğunu henüz bağımsız olarak teyit edemedi.

Miraç Ural kimdir?

1956 yılında Türkiye’nin Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğan Miraç Ural, aşırı sol görüşlü bir örgüte katıldı. Bu nedenle Türkiye’de birkaç kez hapse giren Ural, 1980’lerin başında Suriye’ye kaçtı. Burada dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad tarafından kendisine verilen Suriye vatandaşlığı da dahil olmak üzere çeşitli ayrıcalıklardan yararlandı.

ghj
Suriye İnsan Hakları Ağına göre, Ali Keyali (Mirac Orall), Suriyeli sivillere yönelik katliamlarda kendisine eşlik eden yardımcısıyla birlikte.

Daha sonra Ali Keyali adını kullanan Ural, “Suriye Direnişi” adını verdiği silahlı grubu yönetti. Grup, savaş yıllarında Beşşar Esad rejiminin güçleriyle birlikte savaştı. Adı, Beyda ve Banyas katliamlarıyla anılan grup, Suriye halkına yönelik baskılara da katıldı. Ural’ın adı ayrıca 2012’deki Hula katliamı ve Türkiye’deki Reyhanlı saldırılarıyla ilişkilendirildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın (SNHR) kayıtlarına göre Beyda katliamında 36’sı çocuk, 28’i kadın olmak üzere 264 sivil hayatını kaybetti. Ras en-Nebaa katliamında ise 56’sı çocuk, 43’ü kadın olmak üzere 195 sivil yaşamını yitirdi.

İki katliama ilişkin tanıklıklar ve raporlarda, cesetlerin sokaklara, dükkânlara ve bodrumlara kadar yayıldığı, sivillerin ateşli silahlar ve kesici aletlerle infaz edildiği, evlerin ve cesetlerin yakıldığı yönündeki anlatımlara yer verildi.

fvghyju
Suriyeli sivillere yönelik katliamları gerçekleştiren grubunun üyeleriyle birlikte Ali Keyali (Miraç Ural) (Sosyal medyada paylaşıldı)

Keyali’ye bağlı milisler, Lazkiye, Halep ve İdlib kırsalında da Suriyelilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü veya yaralandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Eylül 2013’te yayımladığı raporda Beyda’da 167, Banyas’ta ise 81 kişi olmak üzere en az 248 kişinin infaz edildiğini belgeledi. Örgüt, gerçek can kaybının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.

Hayatta kalanların ifadeleri ve görüntülü kanıtlara dayanan raporda, kurbanların büyük bölümünün çatışmalar sona erdikten ve muhalif savaşçılar bölgeden çekildikten sonra öldürüldüğü sonucuna varıldı.

Beyda’da yakalama haberi sevinçle karşılandı

Keyali’nin yakalandığı haberinin duyulmasının ardından, perşembe günü Suriye’nin batısındaki Tartus iline bağlı Banyas kentinin Beyda beldesindeki camilerden tekbir sesleri yükseldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, bölgedeki camilerden tekbirler getirildiği görüldü. Görüntüleri paylaşanlar, tekbirlerin Ural’ın yakalanmasını kutlamak amacıyla getirildiğini belirtti. Böylece 2013’teki katliamın üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtikten sonra zanlının yakalandığı haberi bölgede yankı buldu.

Suriye İnsan Hakları Ağı Direktörü Fadel Abdülgani, gelişme üzerine bugün X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“10 Mayıs 2013’te, 92’si çocuk, 71’i kadın olmak üzere 459 sivilin öldürüldüğünü belgelediğimiz raporumuzu yayımladık. Bölge sakinlerinin ifadelerine dayanarak Ali Keyali’nin adını rapora ekledik ve kendisinin katliamın önde gelen sorumlularından biri olduğunu belirttik. Bu, mezhepçi bir nitelik taşıyan bir katliamdı. Çocukların, kadınların ve erkeklerin isimlerini kayda geçiriyorduk. Aileler bazı üyelerini ya da tüm yakınlarını kaybetmişti. Hayatta kalanlar bize unutulması güç tanıklıklar aktarıyordu. Aradan 13 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, bu davanın sonunda en önemli şüphelilerinden birinin sorgulanabileceği aşamaya gelmesinin önemini hissediyorum. Bugün özellikle bütün bu yıllar boyunca bekleyen kurban ailelerini düşünüyorum.”

loş
Ali Keyali (Miraç Ural), Suriye’de sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafında

Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya İşlerinden Sorumlu Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan da X hesabından yaptığı açıklamada, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde Miraç Ural olarak bilinen Ali Keyali’yi yakalamasını kutladı.

Zeydan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Halkımızı, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde, Suriye devrimi sırasında Beyda-Banyas katliamı da dahil olmak üzere halkımıza karşı katliamlar gerçekleştiren suçlu Miraç Ural, namıdiğer Ali Keyali’yi yakalamasından dolayı kutluyoruz. Zaman geçse de geçmese de katil suçluların tamamı yakalanacak. Güvenlik birimlerimizin takibinden kaçış yok.”

Suriye makamları, 4 Ekim’de de aynı katliama katılmakla suçladıkları ve Ural’ın yardımcısı olarak nitelendirdikleri Cemal Trablusi’nin gözaltına alındığını duyurmuştu.

Suriye yönetimi, Esad rejimi döneminde sivillere yönelik ihlallere karışan kişileri yakalamaya yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Yetkililer, bu girişimleri geçiş dönemi adaleti ve işlenen suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlama çabalarının bir parçası olarak tanımlıyor.

Suriye’de muhalifler, 8 Aralık 2024’te başkent Şam’a girerek yönetimi babası Hafız Esad’dan devralan Beşşar Esad rejimini devirmişti.


Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husiler tarafından fırlatılan bir seyir füzesinin Medine bölgesinde önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Maliki, sosyal medya platformu X’teki resmî hesabından yaptığı açıklamada, perşembe günü Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt kentinde ve Doğu Bölgesi’nde ikişer değil, birer İHA’nın, ayrıca güney bölgesine yönelen üçüncü bir İHA’nın önlenerek imha edildiğini bildirdi.

Koalisyon, operasyonel tedbirlerin sıkı şekilde uygulandığını vurgulayarak Husilerin saldırı kapasitesinin etkisiz hale getirileceğini ve imha edileceğini, sivillerin korunacağını belirtti.


Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı
TT

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, İran destekli Husilerin ekim ayında Riyad Havalimanı'na 20 saldırı düzenlediğini belirterek, sivil tesisleri hedef alan “terör operasyonlarını” derhal durdurmaları gerektiğini söyledi.

Maliki, Riyad'da düzenlediği basın toplantısında, bu ay havalimanını hedef alan saldırıların listesini sundu. Maliki, “Husiler, havalimanları, limanlar, petrol tesisleri ve altyapı dahil olmak üzere sivilleri ve sivil unsurları hedef alan tüm terör operasyonlarını derhal durdurmalıdır” dedi.

Maliki, “Husi milisler bölgesel aktörlerin yardımıyla gelişmiş teknolojiler elde etmek için çalışmalar yürüttü” ifadelerini kullanarak, Husilerin balistik füzeler, saldırı ve intihar amaçlı insansız hava araçları ile bomba yüklü sürat teknelerine sahip olduğunu belirtti.

Bu sırada Yemen'de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarına karşı koymayı sürdürdü. Koalisyon, Husilerin Riyad'a fırlattığı bir balistik füzenin önlenip imha edilmesinin ardından Doğu Bölgesi'nde bir insansız hava aracının da engellenerek imha edildiğini açıkladı.

Suudi Sivil Savunma Müdürlüğü ise Riyad'da bir balistik füzenin önlenmesi sırasında düşen şarapneller nedeniyle Arap uyruklu bir kişinin yaralandığını, bir konut ile bir araçta sınırlı çapta maddi hasar meydana geldiğini bildirdi.