Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’ndeki piyasalarda faaliyet gösteren kişiler ile Hamas mensuplarının ifadeleri, hareket üyelerinin maaşlarını nakit olarak tahsil etme konusunda sıkıntı yaşadığını ortaya koydu. Çok sayıda esnafın nakit para kabulünü azaltması ve elektronik uygulamalar ile dijital cüzdanlara yönelmesi, bu sorunu daha da belirgin hâle getirdi.
Bu gelişme, İsrail’in son haftalarda Hamas’ın mali işlerinden sorumlu yetkilileri hedef alıp öldürme operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde meydana geldi. Söz konusu kişiler arasında, hareket mensuplarına maaşları ulaştırmakla görevli bazı isimlerin de bulunduğu belirtildi.
Hamas çalışanlarının Şarku’l Avsat’a bildirdiğine göre gerek sivil yönetimde gerekse askeri kanat olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görev yapanların büyük bölümü maaşlarını nakit olarak alıyor.
Savaşın en yoğun yaşandığı yıllarda da Gazze halkı, paralarını elektronik ortamdan nakde çevirmekte zorluk çekiyordu.
İsrail, geçen ağustos ayında Hamas’ı ekonomik açıdan sıkıştırmak amacıyla şekel banknotlarının belirli bir kupürünün kullanımını yasakladı. Hamas’a bağlı polis teşkilatı da bunun ardından bir genelge yayımlayarak, dükkân sahiplerini ve diğer işletmeleri nakit parayla işlem yapmama konusunda uyardı.
Irak, Bağdat Havalimanı’ndaki ABD güçlerinin ana karargâhını teslim aldıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5323426-irak-ba%C4%9Fdat-havaliman%C4%B1%E2%80%99ndaki-abd-g%C3%BC%C3%A7lerinin-ana-kararg%C3%A2h%C4%B1n%C4%B1-teslim-ald%C4%B1
Irak, Bağdat Havalimanı’ndaki ABD güçlerinin ana karargâhını teslim aldı
Bağdat'ta görev yapan Iraklı bir polis memuru (AP)
Irak Güvenlik Medya Kurulu Başkanı Korgeneral Saad Maan, Irak’ın Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki ABD güçlerinin ana karargâhını teslim almasının ve Türkiye ile Musul’un Ninova vilayetindeki Başika Üssü’nde bulunan Türk askeri güçlerinin çekilmesi konusunda anlaşmaya varılmasının, karşılıklı saygı temelinde ve Irak’ın karar alma bağımsızlığını koruyacak şekilde uluslararası ortaklarla güvenlik iş birliğinin sürdürülmesinin mümkün olduğunu gösterdiğini söyledi.
Maan, bugün (Pazartesi) devlet medyasına yaptığı açıklamada, “Hükümet artık ülke topraklarındaki askeri ve güvenlik varlığının niteliğini belirleme konusunda en üst söz ve münhasır yetkiye sahip” dedi.
Irak’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün güçlendirilmesinin yanı sıra güvenlik dosyasının bağımsız şekilde yönetilmesinin ülkenin istikrarının temel dayanağını oluşturduğunu belirten Maan, bunun Irak’ın bölgesel ve uluslararası ilişkilerini daha geniş ve verimli iş birliği ufuklarına taşıyacağını ifade etti.
Şarku’l Avsat’ın Alman Haber Ajansı DPA’dan aktardığı habere göre Maan, Irak’ın güvenlik dosyasındaki bağımsızlığının güçlendirilmesinin ülkenin bölgesel ve uluslararası ilişkilerinin geliştirilmesine de katkı sağlayacak.
Irak’ın bu ayın 30’unda, DEAŞ’la mücadelede Irak’a destek veren uluslararası koalisyonla yürüttüğü iş birliği sürecini sonlandırması ve koalisyona bağlı muharip güçlerin ülkedeki varlığına son vermesi bekleniyor.
Bağdat’ın ardından koalisyonun bazı ülkeleriyle ikili anlaşmalara dayalı ilişkiler geliştirmesi ve güvenlik güçlerinin silahlandırılması, eğitilmesi ve karşı karşıya olduğu tehditlere hazırlık düzeyinin artırılmasına yönelik programları bu çerçevede sürdürmesi planlanıyor.
Sina’daki Mısır demiryolları İsrail’de endişeye yol açtıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5323420-sina%E2%80%99daki-m%C4%B1s%C4%B1r-demiryollar%C4%B1-i%CC%87srail%E2%80%99de-endi%C5%9Feye-yol-a%C3%A7t%C4%B1
Sina’daki Mısır demiryolları İsrail’de endişeye yol açtı
Mısır’daki demiryolu hatları (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)
Mısır Ulaştırma Bakanı Kâmil el-Vezir’in Sina Yarımadası’na gerçekleştirdiği ve Mısır hükümetinin Sina’yı Süveyş Kanalı kıyısındaki kentlere bağlamak amacıyla inşa ettiği demiryolu hattını incelediği ziyaretin üzerinden birkaç gün geçmesinin ardından, İsrail basınında yeni ulaşım ağlarına ilişkin endişeler dile getirildi. İsrail basınında, söz konusu projelerin “Mısır’ın sınırdaki varlığını güçlendirdiği” öne sürüldü.
Mısırlı uzmanlar ise İsrail’den gelen iddiaların, İsrail’deki genel seçimlere yaklaşık bir ay kala aşırı sağcı hükümet tarafından yürütülen medya stratejisinin uzantısı olduğunu savundu. Uzmanlara göre bu yayınlar, İsrail’in çevresindeki bölgelerden geldiği öne sürülen “düşmanlıklara” karşı koyabilecek güçlü bir hükümete ihtiyaç olduğu algısını oluşturmayı amaçlıyor. Uzmanlar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, Sina Yarımadası’nın güvenliğini sağlamayı hedefleyen Mısır’ın kalkınma projelerinin, “İsrail’in yayılmacı emelleriyle çelişen” bir gelişme olarak görüldüğünü belirtti.
Kalkınma projeleri
İsrail merkezli Natsiv Net platformu, Sina’daki 500 kilometrelik demiryolu projesinin Mısır’ın lojistik merkezlerini yarımadanın iç kesimlerine ve Taba’ya kadar bağlayacağını belirterek, projenin Tel Aviv’de “stratejik endişeye” yol açtığını yazdı. Platform, bunun “salt sivil altyapı projesinin ötesine geçen dramatik bir dönüşüm” olduğunu öne sürdü.
Platforma göre İsrail tarafındaki endişeler, “potansiyel lojistik ve askeri boyut” üzerinde yoğunlaştı. Haberde, demiryolunun “çöl yollarındaki kamyon taşımacılığına kıyasla çok daha kısa sürede büyük miktarlarda ekipman, malzeme ve personel taşıma kapasitesine sahip olduğu” ifade edildi.
Mısır Ulaştırma Bakanı Kâmil el-Vezir, 18 Eylül’de toplam uzunluğu 500 kilometre olan ve Süveyş Kanalı kentleri Süveyş, İsmailiye ve Port Said’i Sina’ya bağlayan demiryolu hattını inceledi. Vezir, Ariş ve Taba limanlarının kuru limanlar ve lojistik bölgeler üzerinden birbirine demiryolları ve otoyollarla bağlanacağını belirtti.
Mısır, Sina’nın farklı bölgelerinde kalkınma projelerini sürdürüyor. Hükümet, son yıllarda bölgede bir “atılım” yaşandığını ifade ediyor. Başbakan Mustafa Medbuli, 2023’ün sonunda yaptığı açıklamada, hükümetin 10 yıl içinde Sina’daki kalkınma projelerine 600 milyar Mısır lirasından (yaklaşık 11,6 milyar dolar) fazla harcadığını söyledi. Bu yatırımlar altyapı, yollar, konut, su ve tüneller başta olmak üzere çeşitli alanları kapsıyor.
Sina Yarımadası'nda yeni demiryolu hatlarının inşaat çalışmaları (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)
Mısır makamları, Ekim 2024’ün başlarında, Kuzey Sina vilayetine 50 yıl sonra ilk yolcu treninin ulaşmasını kutladı. Bu seferler, vilayeti Mısır’ın diğer bölgelerine bağlayan Ariş-Taba koridoru projesi kapsamında gerçekleştirildi. Mısır Ulaştırma Bakanlığı o dönemde, 100 kilometrelik Ferdan-Bir el-Abd demiryolu hattında trenlerin deneme seferlerinin başladığını duyurmuştu.
Mısır Ulaştırma Bakanlığına göre Ariş-Taba koridoru, Mısır’ın bölgesel bir lojistik ve transit ticaret merkezine dönüşmesine katkı sağlayacak entegre uluslararası lojistik koridorlardan biri olacak.
Seçim öncesi atmosfer
Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Semir Ferec, İsrail basınının “İsrail kamuoyunu farklı yönlerden gelen tehditler konusunda korkutmaya ve genel seçimler öncesinde seçmenlere güçlü bir hükümete ihtiyaçları olduğu izlenimini vermeye çalıştığı” değerlendirmesinde bulundu. Ferec, mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu’nun da kendilerini koruyabilecek lider olarak gösterildiğini belirterek, “Seçim tarihi yaklaştıkça bu tür haberlerin sıklığı artıyor” dedi.
Ferec, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail medyasının “Netanyahu hükümetine hizmet etmek amacıyla krizler yaratmaya çalıştığını” savundu. Mısır’ın bunun farkında olduğunu ve Sina’yı ulusal güvenliğin korunmasına hizmet edecek şekilde geliştirdiğini belirten Ferec, demiryolu hatlarının inşa edilmesinin kalkınma planlarının hızlandırılmasına katkı sağladığını ifade etti.
Mısır Ulaştırma Bakanı’na göre demiryolu hattı “ulaşım ve lojistik sistemini destekleyecek, yolcu ve yük taşımacılığına hizmet edecek. Ayrıca fabrikaların ülke genelindeki demiryolu ağına bağlı hatlarla birbirine bağlanması yoluyla Sina’daki yerleşim, sanayi ve madencilik merkezlerine hizmet verecek.”
Mağduriyet söylemi
Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İskenderiye Üniversitesi’nde İbrani Çalışmaları Profesörü Ahmed Fuad Enver, İsrail’in Mısır’a her zaman askeri bir perspektiften baktığını belirtti. Enver’e göre İsrail, Mısır’ın ekonomi, kentleşme ve kalkınma dâhil olmak üzere kapsamlı anlamda güçlenmesinin kendisi açısından tehdit oluşturacağına inanıyor.
Enver, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İsrail daha önce Sina’yı Nil Vadisi’ndeki vilayetlere bağlayan tünellerin askeri amaçlarla kullanılabileceğini, Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan demiryollarının da aynı amaçla değerlendirilebileceğini öne sürdü. Bu nedenle karalama amacı taşıyan medya kampanyaları yürütülüyor. Ancak bu durum, bölgesel açıdan etkili bir devlet olarak Mısır’ın kapsamlı kapasitesine ilişkin İsrail’deki kaygıyı gösteriyor” dedi.
Natsiv Net platformunun haberine göre İsrail, “Sina’daki herhangi bir Mısır kaynaklı yapısal veya demografik gelişmeyi, gelecekte bu sivil gelişmenin baskı aracına veya askeri lojistik avantaja dönüşebileceği endişesiyle yakından istihbarat takibi gerektiren stratejik bir değişken” olarak değerlendiriyor.
İsrail basını daha önce de Kuzey Sina’daki Cora Havalimanı’nda gerçekleştirilen genişletme çalışmalarına ilişkin uyarılarda bulunmuş ve bu çalışmaların amacının “İsrail hedeflerine havadan ulaşma süresini birkaç dakikaya indirmek ve böylece İsrail’in güvenliğini tehdit etmek” olduğunu öne sürmüştü.
Eski Ulusal Savunma Koleji Başkanı Tümgeneral Muhammed el-Gubari ise İsrail’in Sina sınırında bulunmasının, kalkınma çalışmalarının hızlandırılmasını gerektirdiğini söyledi. Gubari, Mısır’ın onlarca yıl boyunca çeşitli savaşlar yaşadığını, yaklaşık on yıl önce terörle mücadelede önemli başarılar elde ettiğini ve bunun Sina’nın kalkınmasını kuzeydoğu sınırlarından gelebilecek tehditlere karşı dayanıklılığı artıracak öncelikli bir alan hâline getirdiğini belirtti.
Gubari, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İsrail’in yayılmacı yaklaşımı, sınırlarının yakınında ele alınması gereken bir tehdit bulunduğu yönündeki mağduriyet söylemini sürekli olarak gündeme getiriyor. Sina’nın kalkındırılması ise bölge ülkelerinin aleyhine genişleme çıkarlarına hizmet etmiyor” ifadelerini kullandı.
Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5323410-silahl%C4%B1-gruplar%C4%B1n-%E2%80%9Ckonu%C5%9Flanma-noktalar%C4%B1%E2%80%9D-trablus%E2%80%99ta-gerilimi-yeniden-art%C4%B1rd%C4%B1
Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya’nın başkenti Trablus’ta güvenlik ve askeri gruplar arasındaki gerilim yeniden arttı. Trablus’un merkezinde Kadisiye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan anlaşmazlık, son iki yılda yeniden şekillendirilen güvenlik düzeninin, geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe’nin başkentteki silahlı grupların ve güvenlik birimlerinin varlığını yeniden düzenleme girişimlerine rağmen henüz kalıcı bir istikrara kavuşmadığını ortaya koydu.
Misrata kökenli El-Mahcub Tugayı, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Adli Polis Teşkilatı ile birlikte Trablus’taki Kadisiye Adası’ndan çekildiğini duyurdu. Açıklamada, güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla Başbakanlık İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Muhammed bin Galbun ile yapılacak toplantının beklendiği ifade edildi.
Tugay, anlaşmazlığın “kişisel değil, güvenlikle ilgili” olduğunu ve Savunma Bakanı tarafından görevlendirilen herhangi bir gücün, onaylanmış güvenlik düzenlemeleri uyarınca herhangi bir noktada konuşlanmasına izin veren düzenlemelere dayandığını belirtti.
Açıklama, iki güç arasında Kadisiye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan gerilimin ortasında geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu bölge, geçmişte farklı güvenlik grupları arasında nüfuz alanlarının ve konuşlanma düzenlemelerinin çakışması nedeniyle çeşitli gerilimlere sahne olmuştu.
Kadisiye Adası daha önce de farklı gruplar arasında gerilim noktası oldu. Geçen yıl İçişleri Bakanlığına bağlı Genel Güvenlik Teşkilatı güçlerinin bölgeye girmesi ve bunun ardından başka güçlerin başkentin çeşitli bölgelerinde yeniden konuşlanmak üzere harekete geçmesi bunlar arasında yer alıyor.
Kadisiye Adası’ndan yapılan açıklamalı çekilme, anlaşmazlığın nihai olarak çözüldüğü anlamına gelmiyor. Tarafların, konuşlanma düzenlemelerini belirlemek üzere gerçekleştireceği toplantı, Dibeybe hükümetinin güvenlik güçleri arasındaki anlaşmazlıkların yeniden çatışmaya dönüşmesini önleme kapasitesi açısından yeni bir sınav olacak.
Güvenlik haritası
Ulusal Birlik Hükümeti ile Dibeybe karşıtı Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı arasında daha önce varılan düzenlemeler, teşkilat güçlerinin Trablus’taki bazı noktalardan yeniden konuşlandırılmasını öngörüyordu. Bu düzenlemeler, teşkilatın hukuki statüsü ve konuşlanma bölgeleri konusunda yaşanan gerilim döneminin ardından yapılmıştı.
Geçtiğimiz temmuz ayında Caydırma Teşkilatı’nın başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski konuşlanma noktalarına dönmesine yönelik talimatlar verildi. Bu gelişme, bazı çevrelerce Trablus’taki güvenlik haritasının yeniden şekillendirildiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.
Başkentte güvenlik ve askeri görevleri üstlenen kurumların çokluğu, tabloyu daha karmaşık hâle getiriyor. Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçlerin yanı sıra Caydırma Teşkilatı, Adli Polis ve Misrata ile diğer kentlerden gelen çeşitli silahlı gruplar bulunuyor. Bu durum, herhangi bir konuşlanma noktası konusunda yaşanan anlaşmazlığın siyasi ve güvenlik düzeyinde çözülememesi hâlinde daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riskini beraberinde getiriyor.
Dibeybe hükümeti, geçen yıl yaşanan çatışmaların ardından güvenlik haritasını yeniden düzenlemeye çalışıyor. Ancak hükümet, güvenliği sağlamak için aynı zamanda birden fazla güce başvuruyor. Bu da gruplar arasındaki denge sorununun devam etmesine neden oluyor. Bunun en belirgin örneklerinden biri, daha önce farklı nüfuz alanlarına ve konuşlanma düzenlemelerine sahip güvenlik birimleri ile güçlerden unsurları tek bir yapı altında toplayan Trablus Güvenlik Müdürlüğü Destek Gücü.
El-Mahcub Tugayı
El-Mahcub Tugayı, Misrata kentinden çıkan silahlı gruplardan biri ve Merkezi Askeri Bölge bünyesinde faaliyet gösteriyor. Kolektif bir komuta yapısına sahip olan tugayın aksine, Adli Polis Teşkilatı resmî olarak Ulusal Birlik Hükümeti bünyesindeki Adalet Bakanlığına bağlı bulunuyor. Teşkilat; mahkemelerin ve cezaevlerinin korunması, mahkeme kararları ile adli emirlerin uygulanması ve tutuklu ile hükümlülerin naklinden sorumlu.
Resmî statüsüne rağmen teşkilat, son yıllarda başkentteki diğer silahlı gruplarla çeşitli alanlarda kesişen yetkilere sahip oldu ve nüfuz mücadeleleri kapsamında komuta kademesinde sık sık değişiklikler yaşandı.
Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı ise Trablus’taki en güçlü gruplardan biri olarak öne çıkıyor. Teşkilatın başında Abdürrauf Kara bulunuyor. Teşkilat esas olarak, sivil havalimanı, hava üssü ve Trablus’taki başlıca cezaevlerinden birini bünyesinde barındıran Mitiga Kompleksi’nde konuşlanıyor.
Teşkilat geniş bir nüfuza sahip ve sahada yüksek düzeyde özerkliğini koruyor. Farklı dönemlerde görünüşte Başkanlık Konseyi veya hükümete bağlı olsa da Dibeybe hükümetiyle ilişkileri geçen yıl ciddi gerilimlere sahne oldu. Bunun ardından Temmuz 2026’da yapılan güvenlik düzenlemeleri kapsamında unsurlarının başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski mevzilerine yeniden konuşlandırılması kararlaştırıldı.
Bunların yanı sıra başkentte 444. Muharebe Tugayı ve 111. Tugay gibi başka grupların yanı sıra Misrata ve diğer batı kentlerinden gelen birlikler ile Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçler de bulunuyor.
El-Mahcub Tugayı’nın güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla yapılacak toplantıyı bekleyerek Kadisiye Adası’ndan çekildiğini açıklaması, sahadaki güçler arasında konuşlanma dağılımının henüz nihai olarak belirlenmediğini gösteriyor. Hükümetin ortak güvenlik düzenlemeleri dayatma ve anlaşmazlıkların açık çatışmalara dönüşmesini önleme kapasitesi ise önümüzdeki dönemde başkentin istikrarı açısından en önemli sınav olmaya devam ediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة